M

Yarbay
01 Ekim 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
447 (Bu ay: 4)
Gönderiler Hakkında
M
6 gün
İngiliz Milletvekili David Amess bıçaklı saldırı sonrası hayatını kaybetti
İngiltere’de Sir David Amess cinayeti, terör saldırısı olarak soruşturuluyor
< Resime gitmek için tıklayın >
Muhafazakar Partili Milletvekili Sir David Amess'in dün bıçakla öldürülmesinin terör saldırısı olarak değerlendirildiği açıklandı.

Londra Metropolitan Polis Teşkilatı, saldırının radikal İslamcılıkla potansiyel bir bağı bulunduğunu duyurdu:

"Söz konusu saldırı Cuma akşamı itibarıyla bir terörist saldırı olarak sınıflandırılmış, soruşturmanın başına Terörle Mücadele Teşkilatı getirilmiştir.

"Soruşturmanın ilk aşamasında elde edilen bilgiler radikal İslamcılıkla potansiyel bir bağlantı olduğunu ortaya çıkarmıştır."

Sir David dün öğlen gerçekleşen saldırının ardından olay yerinde yaralı halde bulunmuş, acil ekiplerin müdahalesine rağmen olay yerinde hayatını kaybetmişti. 25 yaşındaki şüpheli cinayet şüphesiyle gözaltına alındı.

Essex bölgesi polisi olay yerinde bir bıçak bulduklarını ifade etti.

BBC'ye bilgi veren hükümet kaynakları, saldırganın Somali kökenli olduğu düşünülen bir İngiliz vatandaşı tarafından yapıldığını söyledi.

Emniyet teşkilatı, cinayetle ilgili Londra'daki iki adreste arama yapıldığını, aranan başka kimse olmadığını belirtti.

Metropolitan Polis Teşkilatı, saldırganın yalnız hareket ettiğini düşündüklerini fakat soruşturmanın devam ettiğini aktardı.

1983'ten beri milletvekili olan 69 yaşındaki Sir David, Southend West bölgesinden seçilmişti. Evli olan Sir David'in iki çocuğu vardı.

Sir David saldırı sırasında Belfairs Metodist Kilisesi'nde seçmenleriyle görüşüyordu.

Olay yerindeki bir görgü tanığı LBC radyosuna, polisin binadan bir kişiyi çıkarıp polis aracına bindirdiğini gördüğünü söyledi. Görgü tanığı, "Beş dakika içinde binadaki birinin defalarca bıçaklandığı haberini aldık. Çok acı verici bir olay" dedi.

Essex Polisi olayla ilgili başka bir şüpheli olmadığını belirtti.

Başbakan Johnson: Üzüntü ve şok içindeyiz

Başbakanlık binasında bayraklar yarıya indirildi.

Başbakan Boris Johnson büyük bir üzüntü ve şok içinde olduğunu söyledi.

Johnson, Sir David'in ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için canla başla çalışan bir vekil olduğunu anlattı.

İngiltere'de 2016 yılında uğradığı saldırıda öldürülen milletvekili Jo Cox'un eşi Brendan Cox, Sir David'in uğradığı saldırı için "alçakça" dedi.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Keir Starmer da "karanlık, şoke edici bir gün" diyerek Jo Cox cinayetiyle ülkenin aynı noktada daha önce bulunduğunu hatırlattı.

Starmer, "Tehdit, şiddet ve göz dağı verme çabaları karşısında demokrasimizin bir kez daha üstün geleceğini göstereceğiz." dedi.

Sağlık Bakanı Sajid Javid, Amess için "Müthiş bir adam, müthiş bir arkadaş ve müthiş bir vekildi. Demokratik görevini yerine getirirken öldürüldü" dedi.

İngiltere'de Parlamento'nun alt kanadını oluşturan Avam Kamarası'nın başkanı Sir Lindsay Hoyle, David Amess'in "Ailesine, seçim bölgesine ve Parlamento'ya adanmış bir vekil olduğunu söyledi.

Sir Lindsay, "Milletvekillerinin güvenliğini ve alınması gereken önlemleri incelememiz ve tartışmamız lazım" dedi.

İngiltere'de milletvekillerinin güvenliği nasıl sağlanıyor?

2016'da İşçi Partili Jo Cox'un öldürülmesinin ardından vekillerin güvenliği için bazı adımlar atıldı.

Bunlar arasında panik butonları dağıtılması ve vekillerin evlerine ekstra kilit takmak gibi önlemler vardı.

Resmi verilere göre 2015/16 döneminde vekillerin güvenliği için 171 bin sterlin harcanırken 2017/18 döneminde bu miktar 4,2 milyon sterline çıktı.

Parlamento, talep etmeleri durumunda vekillere ve çalışanlarına, seçmenleriyle görüşürken saldırıya uğramaları durumunda yapmaları gerekenler gibi güvenlik konusunda danışmanlık da veriyor.

Bu yıl yayınlanan bir Parlamento raporunda emniyet teşkilatının polislere, milletvekillerine saldırı durumunda neler yapmaları gerektiğine dair net bir yönerge vermesi gerektiğini vurgulamıştı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58928344
M
geçen hafta
Avusturya'da yeni Başbakan Alexander Schallenberg yemin ederek göreve başladı
< Resime gitmek için tıklayın >
Avusturya'da hakkında yolsuzluk soruşturması başlatılan Sebastian Kurz’un başbakanlıktan istifa etmesinin ardından eski Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg yemin ederek göreve başladı.

Schallenberg'den boşalan Avusturya Dışişleri Bakanı koltuğuna Türkiye doğumlu Linhart geçti

Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen tarafından atanan 52 yaşındaki yeni Başbakan Schallenberg ve Türkiye doğumlu yeni Dışişleri Bakanı Michael Linhart, Cumhurbaşkanlığı'ndaki törende yemin etti.

Van der Bellen, törende yaptığı konuşmada söz konusu atamaların ardından beklentinin koalisyon hükümetinin çalışmalarına odaklanması yönünde olduğunu ifade ederek, yeniden şekillendirilen hükümete, halkın siyasete güvenini tesis etmek için büyük sorumluluk düştüğünü dile getirdi.

Bu güvenin sözde kalmaması, yapılacak çalışmalarla sağlanması gerektiğini vurgulayan Van der Bellen, koalisyonda güvenin sağlamlaştırılmasının önemine dikkat çekti.

Schallenberg, istifa eden Kurz gibi mülteci karşıtı tutumuyla biliniyor.

Uzmanlara göre, görev değişiminin ardından Avusturya'nın iç ve dış siyasetinde önemli bir farklılık yaşanmayacak.

Dışişleri Bakanlığına getirilen ve bu bakanlıkta daha önce de çeşitli görevlerde bulunan Ankara doğumlu Linhart, son olarak Avusturya'nın Paris Büyükelçisi olarak hizmet veriyordu.

Bu atamalarla, uzun yıllar Dışişleri Bakanlığında üst düzey görevler üstlenmiş iki diplomat ülkenin yönetim merkezindeki iki kritik noktaya gelmiş oldu.

Başbakan Kurz, istifa etmişti

Savcılık, "rüşvet, yolsuzluk ve güveni kötüye kullanma" suçlamalarıyla eski Başbakan Sebastian Kurz hakkında soruşturma başlatmıştı.

Savcılık, ülkede 2016-18 döneminde Kurz ve partisinden bazı isimlerin Maliye Bakanlığının bütçesini kullanarak bir gazete ve düşünce kuruluşuna para aktardığı iddiasını soruşturuyor.

Söz konusu basın organları marifetiyle Kurz ve partisi lehine kamuoyu yoklamalarının sonuçlarının manipüle edildiği iddiası da soruşturma kapsamında yer alıyor.

Soruşturma nedeniyle 6 Ekim'de emniyet güçleri, Başbakanlık başta olmak üzere Kurz'un başında bulunduğu ÖVP Genel Merkezi ve Maliye Bakanlığında aramalar yapmıştı.

Yolsuzluk soruşturmasında artan baskılar nedeniyle 35 yaşındaki Kurz, cumartesi günü istifa etmişti.

Bu arada Kurz, yanlış herhangi bir şey yapmadığını ve soruşturmanın 'siyasi sakilerle' yürütüldüğünü iddia ediyor.

Ayrıca Kurz başbakanlıktan istifa etmiş olsa da parti liderliği görevini yürütmeyi sürdürecek.

Bununla birlikte ülkenin ulusal ajansına yaptığı açıklamada, 'gölge başbakan' olmayacağı sözünü verdi.

https://tr.euronews.com/2021/10/11/avusturya-da-yeni-basbakan-alexander-schallenberg-yemin-ederek-goreve-baslad
M
2 hafta
Çekya'da genel seçimleri muhalefet ittifakı kazandı
Çekya’da yapılan genel seçimleri üç partinin oluşturduğu Spolu (Birlikte) ittifakı kazandı.
< Resime gitmek için tıklayın >

Oyların yüzde 99,9'unun sayıldığı resmi olmayan sonuçlara göre, Sivil Demokrat Parti (ODS), TOP 09 ve Hristiyan Demokratlar Birliğinin (KDU-CSL) oluşturduğu Spolu İttifakı, oyların yüzde 27,75'ini alarak birinci parti oldu.

Seçimde, iktidardaki Gayrimemnun Vatandaşlar Hareketi (ANO) yüzde 27,17, Çekya Korsan Partisi ve Bağımsız Şehirliler Partisi (STAN) ittifakı yüzde 15,57, aşırı sağcı Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Partisi (SPD) yüzde 9,58 oy alarak parlamentoya girme hakkı kazandı.

Bu sonuçla 200 sandalyeli mecliste, Spolu ittifakı 71, ANO 72, Çekya Korsan Partisi ve Bağımsız Şehirliler Partisi (STAN) ittifakı 37, SPD ise 20 milletvekili ile temsil hakkı kazandı.

Yüzde 4,6 oy alan iktidar ortağı Sosyal Demokrat Partisi (CSSD) ve yüzde 3,6 oy alan Çekya ve Moravya Komünist Partisi (KSCM) ülkedeki yüzde 5'lik seçim barajını aşamadığı için parlamentoya giremedi.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cekyada-genel-secimleri-muhalefet-ittifaki-kazandi/2387658
M
3 hafta
Japonya'nın 'Nükleer silahsız dünya' isteyen müstakbel başbakanı Fumio Kişida kimdir?
< Resime gitmek için tıklayın >

Japonya'da, iktidardaki Liberal Demokrat Parti'nin (LDP) genel başkanlığına Fumio Kişida seçildi. Kişida, yeniden aday olmayacağını açıklayan Başbakan Yoşihide Suga'nın yerine partiyi yöntecek. Kişida'nın Japonya'nın bir sonraki başbakanı olarak seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. LDP Japonya'da 1955'ten bu yana, 1993-1994 ve 2009-2012 yılları hariç hep iktidardaydı.

64 yaşındaki Fumio Kişida, sonbahardaki genel seçimleri yine partisinin kazanması için uğraşacak. LDP seçimlerde yine favori.

Kişida ise Dışişleri Bakanlığı'nda uzun süre görev yapmış bir isim. Aynı zamanda Şinzo Abe hükümetinde Dışişleri Bakanlığı da yapmış deneyimli bir politikacı. Dış politika ve nükleer enerjiyle ilgili olarak ılımlı liberal görüşlere sahip olduğu biliniyor.

LDP tabanından geniş destek bulduğu parlamentoda, İkinci Dünya Savaşı'nda atom bombasının yıkımına uğrayan Hiroşima eyaletini temsil eden Kişida, nükleer silahlanma karşıtı bir politikacı.

Nükleer Silahların Önlenmesi Anlaşması'nı (Treaty for Prevention of Nuclear Weapons) Japonya açısından uygulanabilir bulmadığı için reddetse de, 2016 yılında Dışişleri Bakanı iken dönemin ABD Başkanı Barack Obama'yı Hiroşima'ya gelmesi ve atom bombası atılan yerleri ziyaret eden ilk Amerikan başkanı olması için ikna eden de Kişida idi. Kişida'nın geçen yıl yayınladığı "Nükleer Silahsız Bir Dünyaya Doğru" adlı bir kitabı da var.

Taraftarları Kişida'yı "sakin ve dürüst biri" olarak nitelendiriyor. "Kişida Vizyonu" adıyla tescillediği görüşlerinden en önemlisi olan, "bir liderin, halkının sesini dinleyecek yeteneği ve isteğinin olması" gerekliliğini her fırsatta dile getiriyor.

"Halk, 'LDP bizi dinlemiyor' diye düşünüyor. Ben bu durumu tersine çevirmek için geliyorum" diyen Kişida, aşılamadaki gecikmelerden ve koronavirüs salgınını yönetmedeki başarısızlıklardan sorumlu tutulan ve popülerliği gittikçe azalan Yoşihide Suga'dan sonra halkla yönetim arasında yeni bir sayfa açmak istiyor.

Dışişlerinde duayen

Obama yönetimine denk gelen Japonya Dışişleri Bakanlığı görevi sırasında Washington'da pek çok dost edinen müstakbel başbakan Fumio Kişida ABD'de Joe Biden yönetimi tarafından da bilinen ve sevilen bir isim.

Biden'ın iklim değişikliğinden sorumlu kişi olarak atadığı eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile sıkı dost olan Kişida'nın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de iyi anlaştığı biliniyor. Hatta ikilinin votka ve sake eşliğinde kimin daha uzun süre müzakere yapabileceği ile ilgili iddialaşmaları meşhur.

Kişida, birbiriyle hiç geçinemeyen Japonya ve Güney Kore ilişkilerinde ise pragmatik bir duruş geliştirmiş ve 2015'te Güney Kore ile aralarındaki "konfor kadınları" sorununu bitirecek bir çözüm önermişti. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında, Kore'deki Japon askeri kamplarında bulunan genelevlerde, Japon askerlerine hizmet etmek üzere çalıştırılan Koreli bu kadınlara tazminat ödenmesi ve özür dilenmesi sorunu bugün hala çözülememiş görünüyor. Japonya bu kadınları hayat kadını olarak kabul edip, para karşılığında ve bilerek Japon askerlerle birlikte olduğunu savunuyor.

< Resime gitmek için tıklayın >
Kişida'yı bekleyen zorluklar

Koronavirüs salgınını kontrol altına almak ve geçen yıl ertelenen 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı salgına karşın sorunsuz gerçekleştirmek iddiasıyla göreve gelen Yoşihide Suga'nın pek de varlık gösteremeden siyaset sahnesinde arka plana düşmesinden sonra yerine gelen Kişida'nın ilk hedefi sonbahardaki seçimlerde LDP'nin daha fazla oy kaybetmesini önlemek.

Yıl boyunca arka arkaya ilan edilen acil durumlardan bıkan Japon halkının ekonomik ve moral bozukluğunu gidermek ve salgının şu an bir nebze hafiflediği ülkede durumun kontrol altında olduğunu anlatmak da Kişida'yı bekleyen bir diğer zorluk.

Kişida, sürekli stagflasyon yaşayan ve son olarak küresel sağlık krizinin vurduğu ülkede ekonominin canlanacağı yeni büyüme alanları açmakla görevli. Bunları yaparken yanı başında gittikçe agresifleşen Çin ve Kuzey Kore tehdidini de gözardı etmemek zorunda. Nitekim Kuzey Kore hükümeti daha bu hafta yeni bir füze denemesini yaptığını iddia etti.

Kişida, kısa süre önce selefi Yoşihide Suga'nın da katıldığı bir toplantıda güven tazeleyen ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya'nın oluşturduğu Quad (Dörtlü) işbirliğinin büyük komşu Çin'de yarattığı rahatsızlığın da bilincinde.

Başbakan olmadan önce yaptığı bir başka açıklamada Kişida, Çin'in Hong Kong üzerindeki baskısını arttırmasından sonra sırada daha da büyük bir krizin Tayvan ile Çin arasında çıkmasından korktuğunu söylemişti.

Japonya'nın, Çin ile olan ilişkilerini zedelemeden Amerika'nın müttefiki olmayı nasıl başarabileceğini ve Fumio Kişida'nın diplomasi alanındaki maharetini zaman gösterecek.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58733985
M
3 hafta
Tunus Cumhurbaşkanı Said, hükümeti kurma görevini Necla Buden Ramazan'a verdi
Tunus'ta 25 Temmuz'da başbakanı azleden Cumhurbaşkanı Kays Said, Necla Buden Ramazan'ı hükümeti kurmakla görevlendirdi.
< Resime gitmek için tıklayın >
Tunus Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Said'in, cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle hükümeti kurma görevini Ramazan'a verdiği belirtildi.

Necla Buden Ramazan, hükümeti kurması halinde "Tunus'un ilk kadın başbakanı" olacak.

Necla Buden Ramazan kimdir?

Ramazan, 1958 yılında Tunus'un merkezindeki Kayrevan vilayetinde doğdu.

Başkentteki Tunus Mühendislik Okulunda jeoloji dalında Öğretim Görevlisi olan Ramazan, kariyeri boyunca birçok görev aldığı Yüksek Öğrenim Bakanlığında son olarak Dünya Bankası programlarının uygulanması üzerine çalışıyordu.

Said, yasama ve yürütme yetkilerini devraldı

Tunus Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz'da Meclisin çalışmalarını dondurması ve başbakanı azletmesinden sonra, 22 Eylül'de yetkilerini genişleten yeni kararnameler yayımladı.
Yeni kararnamelerle Cumhurbaşkanı'nın yasama ve yürütme yetkisine yönelik olağanüstü düzenlemeler yapıldı ve yasa tekliflerinin anayasaya uygunluğunu denetleyen geçici komisyon feshedildi.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararnamelere göre, Tunus Cumhurbaşkanı'na, Bakanlar Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla "yasama metinlerini" çıkarma yetkisi verildi.

Kararname uyarınca, Bakanlar Kurulu artık Meclise değil, Cumhurbaşkanı'na karşı sorumlu olacak. Cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak, kabine üyelerini, hükümetin siyasetini ve kararlarını belirleyecek.

Cumhurbaşkanı'na ayrıca her türlü Cumhurbaşkanlığı kararını halk oylamasına sunma yetkisi de verildi.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/tunus-cumhurbaskani-said-hukumeti-kurma-gorevini-necla-buden-ramazana-verdi/2377962
M
4 hafta
Almanya seçimleri: Sosyal Demokratlar seçimleri kazandı
Almanya seçimleri: Sosyal Demokratlar seçimleri kazandı, Merkel'in partisi tarihinin en düşük oyunu aldı, gözler koalisyon pazarlıklarında
< Resime gitmek için tıklayın >

Almanya'da 16 yıllık Angela Merkel dönemini bitiren seçim büyük çekişmeye sahne oldu.
Resmi ön sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti (SPD) %25,7 ile birinci, muhafazakar Hristiyan Birlik Partileri (CDU-CSU) %24,1 ile ikinci sırada yer aldı.

Üçüncü sıradaki Yeşiller Partisi'nin oranı %14,8 ve dördüncü sıradaki Hür Demokrat Parti'nin (FDP) %11,5. Aşırı ağcı Almanya için Alternatif partisi (AfD) %10,3 ile beşinci, Sol Parti (Die Linke) de %4,9 oy oranına sahip.

Sosyal Demokrat Parti (SPD) lideri Olaf Scholz, seçim sonuçlarının kendisini memnun ettiğini söyledi.

Büyük bir başarıya imza attıklarını ifade eden Scholz, "Sonuçlar, seçmenlerin beni başbakan olarak görmek istediklerini gösteriyor" dedi.

Scholz Noel'e kadar bir hükümet kurmayı umduğunu söylerken, rakibi Hristiyan Birlik partilerinin lideri Armin Laschet de hükümeti kurmak için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.

< Resime gitmek için tıklayın >

Laschet seçim sonuçlarını değerlendirdiği konuşmasına, 16 yıl Almanya Başbakanı olarak görev yapan Angela Merkel'e teşekkür ederek başladı.

Armin Laschet, "Çok çekişmeli bir yarış olacağını biliyorduk" dedi.

CDU/CS'nun aldığı oy oranı, partinin Almanya'da federal düzeyde aldığı en düşük oy oranı.

Almanya'da 2. Dünya Savaşı sonrası yapılan hiçbir seçimde CDU/CSU'nun oy oranı yüzde 30'un altına inmemişti.

< Resime gitmek için tıklayın >

Koalisyon pazarlıkları

BBC'nin Avrupa'dan sorumlu editörü Paul Kirby, başından beri seçim sonuçlarının belirleyici olmadığının bilindiğini hatırlatıp Başbakan Merkel'in koalisyon kurulana kadar görevde kalacağını, koalisyon müzakerelerinin de Noel'e kadar uzayabileceği söylüyor.

Merkel'in halefi, Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden Almanya'yı gelecek dört yıl yönetecek ve gündemin baş maddeleri arasında da iklim değişikliği yer alacak.

İktidarda yalnızca muhafazakârlar ve Sosyal Demokratlar'ın gözü yok. Koalisyon pazarlıklarında tavırları belirleyici olacak olan Yeşiller Partisi ve liberal Hür Demokrat Parti'nin (FDP) de gözü iktidarın parçası olmakta.

İki parti de sandıkta çok büyük başarı elde etmedi ama oy oranlarının toplamı tüm oyların dörtte birine denk geliyor. Bu da, her iki büyük partiyi de ileriye taşıyabilecekleri anlamına geliyor.

Ülkenin en büyük iki partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) "büyük koalisyon" kurmaması halinde, yeni hükümet için en az üç partinin bir araya gelmesi gerekecek.

Tüm partiler, aşırı sağcı ve Avrupa Birliği karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) Partisi'yle birlikte çalışmayacaklarını açıkladı.

< Resime gitmek için tıklayın >

Bu durumda partilerin renklerini sembolize eden koalisyon seçenekleri şöyle:
  • 'Trafik Işığı': Sosyal Demokrat Parti-Yeşiller Partisi-Hür Demokrat Parti koalisyonu
  • 'Kırmızı-kırmızı-yeşil': Sosyal Demokrat Parti-Yeşiller Partisi-Sol Parti koalisyonu (Ancak Sol Parti'nin yüzde 5 barajını aşıp Federal Meclis'e girip giremeyeceği henüz netleşmedi)
  • 'Jamaika': Hristiyan Birlik partileri, Yeşiller Partisi, Hür Demokrat Parti koalisyonu.

SPD ve CDU/CSU'nun yanlarına Yeşiller Partisi'nin de almaları halinde 'Kenya', liberal Hür Demokrat Parti'yi de almaları halinde 'Almanya' koalisyonu gündeme gelebilir.

Yeşiller Partisi, Sosyal Demokrat Parti'ye; liberal Hür Demokrat Parti de Hristiyan Birlik partilerine daha yakın.

Ancak iki blok da koalisyon hükümeti kuramıyor.

Sosyal Demokrat Parti de Hristiyan Birlik partileri de yeni hükümetin liderliklerinde kurulmasını istiyor ve birlikte hükümet kurmaya mevcut şartlarda sıcak bakmıyor.

Yeşiller Partisi, Hristiyan Birlik partileri ve Hür Demokrat Parti'yle; ya da Hür Demokrat Parti, Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller Partisi'yle anlaşırsa koalisyon düğümü de çözülmüş olacak.

Yeşiller Partisi'nin eş başkanı ve başbakan adayı Annalena Baerbock, 'muhteşem bir sonuç aldıklarını' söyledi.

Annalena Baerbock, Almanya'nın yeni bir başlangıca ve 'iklim hükümetine' ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Yeşiller Partisi'nin yükselişi

Seçim kampanyasında bir ara Yeşiller ve adayları Annalena Baerbock'in oy oranı anketlerde %28 civarındaydı.

Ama ilk projeksiyonlar partinin oy oranın %14,6 olduğunu ve FDP'nin üstünde üçüncü sıraya yerleştiğini gösteriyor.

Yine de daha önce genel seçimlerde (2009'da) oy oranı yalnızca %10'un biraz üstünde çıkan bir parti için bu sonuçlar oldukça yüksek. Bu da iklim değişikliğinin Almanlar için ne kadar önemli hale geldiğine işaret ediyor.

Yeşiller Partisi daha önce hükümetin küçük ortağı olmuştu ama hiçbir zaman aldıkları destek bu seviyeye çıkmamıştı. Yeşiller Partisi'nin dışişleri bakanı olarak görev yapan ve Almanya'da 1998-2005 arasında merkez soldan iktidar olan Gerhard Schröder döneminde başbakan yardımcılığı da yapan merkez sol üyesi Joschka Fischer'i hatırlıyor olabilirsiniz.

< Resime gitmek için tıklayın >

'Parti daha iyi yapabilirdi'

Sonuçlar iyi görünse de anketlerdeki oranlara göre düşük kalıyor.

BBC'ye konuşan Yeşiller Partisi milletvekili ve partinin dış ilişkilerden sorumlu üyesi Omid Nouripour 'partinin daha iyi yapabileceğini' ama halkın gözündeki algıları henüz yıkamadıklarını söyledi.

Nouripour, "Kampanya yaparken yaşadığımız en komik durum, halkın gelip size yasaklar partisi olduğunuzu söylemesi oluyor. 'Arabalarımızı, uçaklarımızı, köprülerimizi, veya nehirlerimizi her neyse elimizden almak istiyorsunuz', diyorlar. Bu yıkmamız gereken bir klişe" dedi ve ekledi:

"Son haftalarda iyi iş çıkaramadık. Bu daha sonra konuşmamız gereken hatalarımızdan biri. Ama günün sonunda bu klişeler sonsuza dek kalmayacak ve üstelerinden geleceğiz."

Gençler kime oy verdi?

İlk seçim projeksiyonlarına göre 30 yaş altı seçmenlerde iki parti öne çıktı.

Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti (FDP) gençlerin oylarının %40'tan fazlasını almış görünüyor.

FDP ve Yeşiller, seçim sonrası gelecek koalisyon görüşmelerinde en çok söz sahibi olacak partiler olarak öne çıkıyor.

Sosyal Demokratların genç oylarında yeterince başarılı olmaması ise bazı kesimler tarafından şaşırtıcı olarak değerlendiriliyor.

ZDF ve Forschungsgruppe Wahlen'in projeksiyonlarına göre genç seçmenin oy dağılımı şöyle:
  • Yeşiller - %22
  • Hür Demokrat Parti (FDP) - %20
  • Sosyal Demokrat Parti (SPD) - %17
  • Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) - %11
  • Sol Parti - %8
  • Almanya için Alternatif Partisi (AfD) - %8

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58702421
M
geçen ay
Rusya seçimleri: Putin'in partisi yüzde 50 ile parlamentoda çoğunluğu kazandı
< Resime gitmek için tıklayın >
Rusya'da üç gün süren parlamento seçimlerinin ardından oy sayımı tamamlanmak üzere.

Rusya'daki seçimin ardından oyların yüzde 99'dan fazlası sayıldı. Putin'in partisi Birleşik Rusya parlamentoda çoğunluğu kazandı.

Oyların neredeyse yüzde 50'sini alan Birleşik Rusya, hile ve usulsüzlük haberlerine rağmen kazandığını ilan etti. Bu zafer, Duma'daki 450 sandalyenin üçte ikisinden fazlasını kazandığı anlamına geliyor. Parti 2016'daki seçimde oyların yüzde 54'ünü almıştı.

Seçim komisyonuna göre Birleşik Rusya'nın en yakın rakibi Komünist Parti de oyların yüzde 19'unu aldı. Genel olarak Putin'in politikalarına destek veren parti, bir önceki seçime göre oylarını yüzde 6 oranında artırdı.

Rusya Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, kesin sonuçların Cuma günü açıklanacağını duyurdu.

Seçimlerle ilgili baskı ve hile iddiaları ise seçim gündemine damga vurdu. Kremlin'in en sert muhalifleri ve eleştirel yaklaşan siyasetçilerin seçimde yarışması yasaklandı. Zorla oy kullanma ve sandıklara toplu oy atmalara dair ülkenin çeşitli yerlerinden haberler de geliyor.

Seçim komisyonu ise bu iddiaları reddediyor.

Adaylar, Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı Duma'nın 450 sandalyesi için yarışıyor. Toplam 14 siyasi parti seçimlere girdi.

'Açık bir zafer kazandık'

Pazar akşam saatlerinde sandıkların kapanmasından birkaç saat sonra Birleşik Rusya, zaferini ilan etti.

Partinin üst düzey isimlerinden Andrey Turchak, devlet televizyonunun yayını sırasında Moskova'daki destekçilerinin önüne çıkarak "açık ve dürüst bir zafer kazandıklarını" duyurdu ve kalabalığı tebrik etti.

Putin'in partisi her ne kadar çoğunluğu kolaylıkla almış gibi görünse de, bir önceki seçime göre destekçilerinin bir kısmını kaybetmiş durumda.

Komünist Parti'nin oyları ise yüzde 8 oranında arttı.

Hayat standartlarının düşmesi ve önce zehirlenen ardından hapse atılan Aleksey Navalni'nin yolsuzluk iddialarının toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulması, Putin'in partisinin seçmenini etkilemiş görünüyor.

Ancak hâlâ Batı'ya karşı ülkesini savunduğunu ve ulusal gururu koruduğunu düşünen birçok Rus, Putin'in arkasında durmaya devam ediyor.

BBC Moskova Muhabiri Steve Rosenberg'in analizi:

Rusya'nın seçim maratonu sona erdi. Ancak daha ilk oy atılmadan önce, bunun pek de adil bir seçim olmadığı görülebiliyordu.

Eleştiriilerini yüksek sesle dile getiren birçok muhalif siyasetçinin seçimlere katılması yasaklandı. Bunların başında da, Aleksey Navalni'nin destekçileri geliyor.

Koronavirüs salgını, seçimlerin üç güne yayılmasının sebebi olarak gösterilse de birçok analist, süresi uzatılan sandıkların şeffaflıktan uzak olduğunu ve istismar edilmesinin daha kolay olduğunu söylüyor.

Rusya'nın birçok yerinden seçim sandıklarında hile yapıldığına dair haberler de geliyor.

Ancak seçim komisyonu başkanı, bu eleştirilerin "Yurt dışından finanse edilen planlı bir kampanyanın ürünü olduğunu" savunuyor. Bu da gelecek günlerin habercisi: Moskova, herhangi bir uluslararası eleştiriye, Rusya'yı küçük düşürmek isteyen yabancıların komplosu olarak değerlendirerek tepki verecek.

Bu seçimde bazı şehirlerde elektronik oy kullanma işlemi de yapıldı.

1993'ten bu yana ilk kez, Rus yetkililerin kısıtlamaları sebebiyle Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'ndan hiçbir gözlemci katılmadı.

Pazar gecesi, bağımsız oy gözlem kuruluşu Golos (Rusya bu kuruluşu da yabancı ajan olarak değerlendiriyor) 4.500'in üzerinde hile bildirimi geldiğini duyurdu.

Rusya İçişleri Bakanlığı ise "hiçbir ciddi kural ihlâlinin kayda geçmediğini" açıkladı.

Seçimler boyunca oy kullanma merkezlerinin önünde uzun kuyruklar oluştu. Kremlin Sözcüsü, bu kuyrukların insanların oy kullanmaya zorlanması sebebiyle oluştuğu iddialarını reddetti.

Ukrayna'nın doğusunda, Rus yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgelerden de Rusya vatandaşlığı olanlar, otobüslerle seçim merkezlerine taşındı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58620792
M
geçen ay
Kanada’da genel seçimlerin galibi Başbakan Trudeau oldu
Kanada'da dün yapılan erken genel seçimlerde, Justin Trudeau liderliğindeki Liberal Parti birinci oldu.

< Resime gitmek için tıklayın >

Kanada Seçim Kurulunun resmi internet sitesinden yayınlanan ve resmi olmayan sonuçlara göre iktidardaki Liberal Parti, geçerli oyların yüzde 31,7'sini aldı.

Bu oy oranı ile Kanada Federal Parlamentosundaki 308 sandalyeden 156'sını kazanan Başbakan Trudeau'nun partisi, tek başına iktidar olmak için gereken 170 milletvekilliğini kazanamadı.

Ana muhalefetteki Muhafazakar Parti ise oyların yüzde 34,1'ini almasına rağmen, seçim sistemi nedeniyle toplam 121 milletvekili çıkarabildi.

Seçimlerde, Quebec Bloğu Partisi yüzde 8,2 oy (32 milletvekilli), Yeni Demokrat Parti yüzde 17,6 oy (27 milletvekili) ve Yeşil Parti de yüzde 2,2 oy (2 milletvekili) aldı.

Kanada genelindeki seçimlerde resmi olmayan sonuçlara göre, 27 milyon 366 bin 297 seçmenden toplam 12 milyon 492 bin 213 kişi oy kullandı. Bu sonuçla seçimlere katılma oranı da yüzde 45,65 oldu.

Seçimler için ülke genelinde açılan 20 binden fazla seçim merkezinde, 105 bin 140 sandıkta oy kullanıldı.

Trudeau, seçimlerin ardından yaptığı açıklamada "Kanada'yı Kovid-19 salgınından kurtarmak ve gelecekteki daha parlak günler için bizi görevlendiriyorsunuz. Bu gece gördüğümüz şey, milyonlarca Kanadalının ilerici bir plan seçtiğidir." ifadesini kullandı.

Liberal Parti'nin başka partinin desteğine ihtiyacı var

Trudeau'nun liderliğindeki Liberal Parti, seçimleri kazanmasına rağmen azınlık hükümeti kurmak için başka bir partinin desteğine ihtiyaç duyacak.

2015'ten beri iktidarda olan 49 yaşındaki Trudeau, ağustosta hükümetinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik politikasına verilen desteği arkasına alarak erken seçime gitme kararı almıştı.

Muhalefet ise, Trudeau'yu kendi hırsı için belirlenen tarihten 2 yıl önce gereksiz bir erken seçime gitmekle suçlamıştı.

Montreal'deki McGill Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü Daniel Beland, Trudeau'nun oynadığı kumarı kaybettiğini ifade ederek, seçim sonuçlarının onun için "acı bir zafer" olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Koalisyon hükümetlerinin genel olarak kurulmadığı Kanada'da partiler ya mutlak çoğunluğu sağlayarak veya azınlık hükümeti kurarak ülkeyi yönetiyor. Kanada'nın en son Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917'de bir koalisyon hükümeti olmuştu.

Kanada Halk Partisi Lideri seçilemedi

Bu arada Kanada Halk Partisi Lideri Maxime Bernier, memleketi olan Quebec eyaletinin Beauce kentinde yeterli oy alamadı.

Aşırı sağcı bir politika izleyen Bernier, bir önceki seçimlerde de parlamentoya girememişti.

Seçimlerde parlamentoya giremeyen bir başka parti lideri de Toronto Merkez seçim bölgesinden aday olan Yeşiller Partisi'nin lideri Annamie Paul oldu.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kanada-da-genel-secimlerin-galibi-basbakan-trudeau-oldu/2370136
M
geçen ay
Lübnan'da yeni hükümet güvenoyu aldı
Lübnan'da 10 Eylül'de kurulan Mikati liderliğindeki yeni hükümet Meclis'ten güvenoyu aldı.

< Resime gitmek için tıklayın >

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Necib Mikati başbakanlığında kurulan 24 üyeli kabinenin hazırladığı eylem planını görüşme ve güven oylaması için parlamentoyu topladı.

Başbakan Mikati, kabinesinin geçen hafta onayladığı eylem planını Meclis'e sunarak, kabinesini "kurtarma hükümeti" olarak tanıttı.

Ülkeyi kurtarma ve vatandaşı günlük hayatında yaşadığı zorluklara karşı korumanın yanı sıra göçün önüne geçmeyi hedeflediklerini dile getiren Mikati, "Hükümet, hem içerde hem de dışarıdan Lübnan kurumlarına yönelik güveni geri kazanmaya çalışacak ve çöküşü durdurarak kalkınma sürecini başlatacak." dedi.

Hükümetin 2022 yılının bütçesini mali birtakım reformlarla hazırlayacağına işaret eden Mikati, Maliye Bakanlığı'nın yapacağı çalışmalarla kamu çalışanlarının maaşlarını iyileştirmeye çalışacaklarına da dikkati çekti.

Güvenoyu aldıktan sonra kısa ve orta vadeli bir kurtarma programına dayalı planlama desteği için Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakereleri başlatacaklarını dile getiren Mikati, Lübnan'ın deniz sınırlarını korumak amacıyla da müzakerelere gideceklerini belirtti.

Lübnan'daki Filistinli mültecilerin topraklarına geri dönme hakkına bağlı kalacakları ve Lübnan vatandaşlığının verilmeyeceğinin aktaran Mikati, ülkedeki Suriyeli mültecilerin vatanlarına geri gitmeleri için çalışmalarını sürdüreceklerini ve mülteci yüküne karşı uluslararası toplumun katkılarını talep edeceklerini dile getirdi.

Lübnan'ın Arap ülkeleri ile ilişkilerini güçlendirmeye odaklanacaklarını belirten Mikati, aynı zamanda Arapları da bu zor dönemde Lübnanlıların yanında durmaya çağıracaklarını kaydetti.

Genel seçimleri zamanında yapmaya bağlı kalacaklarını söyleyen Başbakan Mikati, Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili soruşturmayı tamamlamaya önem verdiklerini aktardı.

Mikati hükümeti, Meclis'teki oylama oturumuna katılan 100 milletvekiliden 85'inin evet oyuyla güvenoyunu aldı.

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından kırılgan bir yapıya sahip Lübnan'da 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik kriz yaşanıyor.

Beyrut Limanı'nda Ağustos 2020'de meydana gelen büyük patlama, Lübnan'daki ekonomik sıkıntıları artırdı ve yeni bir hükümet krizi doğurdu.

Patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020'de istifa etmek zorunda kalan Hassan Diyab hükümetinden sonra siyasi gruplar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yeni hükümeti kurma süreci 13 ay aldı.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/lubnanda-yeni-hukumet-guvenoyu-aldi/2369957
M
geçen ay
Norveç'teki genel seçimleri sol blok kazandı
< Resime gitmek için tıklayın >

Norveç'te yapılan genel seçimleri İşçi Partisi lideri Jonas Gahr Stoere önderliğindeki sol blok kazandı.

EU Observer'daki habere göre, ülkede dün yapılan seçimlerde sol blok, 8 yıldır iktidarda olan Başbakan Erna Solberg başkanlığındaki merkez sağ koalisyonunu yenilgiye uğrattı.

Ülkede 3 milyon 880 bin seçmenin sandık başına gittiği seçimlerde oy kullanma işlemi dün yerel saatle 20.00'de (TSİ 21.00) sona erdi.

Kesin olmayan sonuçlara göre sol muhalefet partilerinin 169 sandalyeli parlamentoda 100 koltuk kazanacağı öngörülüyor.

Seçimlerin ardından Solberg, İşçi Partisi lideri ve ülkenin bir sonraki başbakanı olması beklenen Jonas Gahr Stoere'yi arayarak tebrik etti.

Stoere, yaptığı zafer konuşmasında, Norveçlilerin büyük çoğunluğunun hükümet değişikliği yönünde oy kullandığını belirterek, "Bekledik, umut ettik ve çok sıkı çalıştık. Artık söyleyebiliriz; başardık!" dedi.

Norveç'in yeni bir hükümet ve yeni bir rotaya sahip olmasını sağlayacaklarını dile getiren Stoere, "rüya koalisyonu" olarak adlandırdığı Sosyalist Sol Parti ve Merkez Partisi ile müzakerelere başlayacağını söyledi.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/norvecteki-genel-secimleri-sol-blok-kazandi/2364345
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.