M

Yarbay
01 Ekim 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
9 üye
Görüntülenme (?)
836 (Bu ay: 3)
Gönderiler Hakkında
M
geçen hafta
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltılar sonrası ilk tutuklama
< Resime gitmek için tıklayın >
Altı yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada, ihraç edilmiş polis memuru Gökhan Ertok "delilleri yok etme" suçlamasıyla tutuklandı. Üç kişinin adliyede, dokuz kişinin ise emniyetteki sorguları devam ediyor.

Adliyeye edilenler arasında güvenlik kamerası sorumlusu iki kişi de var.

Tunceli Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada yedi ilde gözaltına alınan kişilerin tamamı bu ile götürüldü.
Dönemin Tunceli valisinin oğlu da gözaltında. Bu kişinin ABD'de olan yakın arkadaşı içinse yakalama kararı çıkarıldığı belirtiliyor.

Gözaltına alınanlar arasında Doku'nun Alanya'da yaşayan erkek arkadaşı Z.A. ile şüphelinin annesi ve eski polis olan üvey babası da var.

Yapılan gözaltılar arasında Munzur Üniversitesi'nde güvenlik kameralarından sorumlu iki kişiyle, bazı kamu görevlileri de bulunuyordu.

Savcılık kaynaklarından yapılan açıklamada Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "cinayet, delil karartma, dijital izlerin silinmesi, kamu nüfuzunun kullanılması" suçlarını araştırdığı aktarıldı.

Açıklamada, "dosyanın sıradan bir kayıp soruşturmasının çok ötesine geçtiği" ifade edildi.

Şüphelilerin olay gecesine ait araç hareketliliğinin de "olağan akışla bağdaşmadığı" iddia edildi.

Savcılığın yeni bulguları arasında, gizli tanık ifadesi, sosyal medya ve cep telefonu incelemeleri ve "700 saatlik yeni MOBESE görüntüsü" de yer alıyor.

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları da genişletilen soruşturmayla ilgili, "Yıllardır beklenen adaletin yerini bulması için önemli bir adım atıldı" dedi.

Doku'yu arama çalışmaları Ekim 2022'de sonlandırılmıştı.

Instagram mesajlaşmaları incelendi

Ulusal Kriminal Büro, başlatılan son süreçte Gülistan Doku'nun erkek arkadaşıyla Instagram üzerinden mesajlaşmalarını inceleme altına aldı.

BBC Türkçe'nin gördüğü inceleme raporunda, Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Z.A.'nın bildiği bazı şeyleri yargı makamlarıyla paylaşmadığı sonucunun çıkarıldığı sonucu açıklandı.

Rapora göre, yine bu mesajlardan Gülistan'ın kaybolmasından aylar sonra da Z.A.'nın mesaj atmayı sürdürdüğü anlaşıldı.

Z.A.'nın Doku'ya attığı mesajlarda yer alan "onlar" ve "onlardan korkmuyorum" gibi ifadelere de yine ancak Z.A.'nın açıklığa kavuşturabileceği kaydedildi.

16 Nisan'da tutuklanan ihraç edilmiş polis memuru Gökhan Ertok da Gülistan Doku'nun sosyal medya hesabından veri silmekle suçlanıyor.

Özel'den önceki dönem adalet bakanlarına çağrı: 'Bu not size karşıdır'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 14 Nisan'daki meclis konuşmasında, soruşturmanın "Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla başladığı" yönünde bir bilgi notuyla medyayla paylaşıldığını dile getirdi.

Özel bu notun Gürlek'ten önceki adalet bakanlara yönelik olduğunu da savundu:

"Gürlek'in basın danışmanı, Gürlek'in 'ucu nereye çıkarsa çıksın' dediğini öne sürüyor. Bu not bana karşı değildir, size karşıdır. Hepinizin mesleki ve siyasi ahlaklarına dil uzatan bir bilgi notudur. Furkan Torlak bu kez sizin haysiyetinize saldırdı. Susun da göreyim."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 15 Nisan'da Ankara'daki AKP grup toplantısında, soruşturmanın "kendi talimatıyla" başlamadığını söyledi.

Gürlek, Tunceli başsavcısının kendisine gelerek delilleri topladığını aktardığını ve doğru şüpheler olduğunu düşündüğünü de ifade etti.

Ne olmuştu?

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadı.

Diyarbakır'da yaşayan ailesi, Gülistan'ın kaybolduğu gün Tunceli'ye gelip güvenlik güçlerine ihbarda bulundu.
Ailenin ihbarıyla arama çalışması başlatıldı.

Araştırmalar sonunda Gülistan Doku'nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü'nde sinyal verdiği belirlendi.

Baraj gölünde yapılan aramalarda Doku'ya ait iz bulunamayınca, Ekim 2022'de arama çalışmaları sonlandırılmıştı.
Ancak aile kızlarını aramaktan vazgeçmedi.

Doku'nun ailesi de Ocak 2024'te avukatları aracılığıyla, dosyanın baş şüphelisi ve adli kontrolle serbest bırakılan Z.A.'un tutuklanması ve o dönem dosyayı yürüten asayiş biriminde görevli olan, ardından görevden ihraç edilen polis memuru babası E.Y.'nin şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe vermişti.

Aile ayrıca dönemin valisi hakkında baş şüphelinin yurt dışına kaçırılmasının bilgisi dahilinde olduğu iddiasıyla görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulundu.


https://www.bbc.com/turkce/articles/cy511lprv1yo
M
2 ay
Hollanda\u0027nın ilk açık eşcinsel ve en genç başbakanı Rob Jetten görevine başladı
< Resime gitmek için tıklayın >
Hollanda tarihinin ilk açık eşcinsel ve en genç başbakanı olan Rob Jetten, yemin ederek görevine başladı.

Jetten’in partisi Avrupa Birliği yanlısı Democrats 66 (D66), Ekim ayındaki seçimi, aşırı sağcı Party for Freedom’in (PVV) lideri Geert Wilders’i kıl payı geride bırakarak kazandı.

Yeni koalisyonu kurmak için D66, merkez sağ Christian Democratic Appeal ve sağcı People's Party for Freedom and Democracy ile güçlerini birleştirdi. Koalisyon, alt kanattaki 150 sandalyeden yalnızca 66’sını elinde bulunduruyor.

DW’nin aktardığı habere göre, Hollanda genellikle çoğunluk koalisyonları tarafından yönetilirken son yılların giderek parçalı hâle gelen siyasi atmosferi koalisyon kurmayı zorlaştırdı.

Yeni koalisyonun Senato’da da çoğunluğu bulunmuyor; bu da kilit yasaları geçirebilmek için muhalefetin desteğine ihtiyaç duyacağı anlamına geliyor.

Rob Jetten kimdir? 

Jetten, D66 partisi adına ilk kez parlamentoya 2017 yılında girdi. O dönem gazetecilerin sorularına önceden prova edilmiş gibi görünen yanıtları nedeniyle kendisine “Robot” Jetten lakabı takıldı.

Jetten o dönemden bu yana daha rahat bir profil çizmeye yöneldi ve zaman içinde popülaritesini artırdı. Başbakan, “The Smartest Person” adlı prime-time bir televizyon bilgi yarışmasının final turuna kadar yükseldi.

Jetten, Hollanda’nın uzun süreli başbakanı ve şu anda NATO genel sekreteri olan Mark Rutte hükümetinde de bakanlık yaptı. 1990 seviyelerine kıyasla 2030’da Hollanda’nın karbon emisyonlarını yüzde 60 azaltmayı hedefleyen 120 maddelik bir iklim yasası paketini savundu.

Jetten, Arjantinli iki kez olimpiyatlara katılmış ve çim hokeyi yıldızı olan Nicolás Keenan ile nişanlı.


https://t24.com.tr/dunya/hollandanin-ilk-acik-escinsel-ve-en-genc-basbakani-rob-jetten-gorevine-basladi,1302185
M
2 ay
Eski Güney Kore Devlet Başkanı\u0027na ömür boyu hapis
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Eski lider, 2024'te ilan ettiği sıkıyönetim nedeniyle suçlu bulundu.

< Resime gitmek için tıklayın >
Yonhap'ın haberine göre, Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Yoon'un davasında kararını açıkladı.

Mahkeme, Yoon'un sıkıyönetim ilanının ardından parlamento binasına asker gönderip, Ulusal Meclisi "işlevsiz hale getirmeyi" hedeflediğini belirterek eski Devlet Başkanı'nı "ayaklanmaya liderlik etmekten" suçlu buldu.
65 yaşındaki Yoon, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Güney Kore'de özel yetkili savcılar, sıkıyönetim ilanına ilişkin davada Yoon'a idam cezası verilmesini talep etmişti.

Eski liderin bir üst mahkemeye başvurup karara itiraz etmesi bekleniyor.

Yoon'un sıkıyönetim ilanı ve azil süreci

Dönemin Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024'te "muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı" gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş, Ulusal Meclis'in bu kararı kaldırması üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Ulusal Meclis'in 14 Aralık 2024'te yaptığı oylamada azli istenen Yoon, geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı.
Anayasa Mahkemesi, 4 Nisan 2025'te verdiği kararda, Ulusal Meclis'in azil istemini kabul ederek Yoon'un görevden alınmasını onaylamıştı.

Yoon'un görevden azledilmesinin ardından yapılan seçimi kazanan ana muhalefetteki Demokratik Partinin (DP) adayı Lee Jae-myung, 4 Haziran 2025'te Meclis'te yemin ederek resmen görevine başlamıştı.



https://www.bloomberght.com/eski-guney-kore-devlet-baskani-na-omur-boyu-hapis-3769561
M
3 ay
Japonya\u0027nın ilk kadın başbakanı Takaichi\u0027nin seçim zaferi
< Resime gitmek için tıklayın >
Sanae Takaichi, Ekim ayında Japonya'nın ilk kadın başbakanı seçilmişti

Japonya'da yapılan erken genel seçimi, resmi olmayan sonuçlara göre açık farkla Başbakan Sanae Takaichi'nin liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP) kazandı.

İlk sonuçlara göre 465 sandalyeli Japonya Parlamentosu'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'nde 316 milletvekili çıkardı. LDP ve koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi'nin toplam sandalye sayısı 352.

LDP böylece 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya tarihinin en büyük seçim zaferini elde etmiş oldu.

Ülkede daha önce bu dönemde hiçbir parti Meclis'te üçte ikilik bir çoğunluk sağlayamamıştı.

Takaichi, Ekim ayında milletvekilleri tarafından Japonya'nın ilk kadın başbakanı seçilmiş ve doğrudan seçmenlerden yetki isteyerek erken seçim kararı almıştı.

Gözlemciler başlangıçta bunu riskli bir hamle olarak değerlendirse de, LDP sandıktan siyasi konumunu güçlendirerek çıktı.

Muhafazakar bir siyasetçi olan Takaichi seçim kampanyasında savunma harcamalarını artırma, göç kurallarını sertleştirme ve Japonya'nın pasifist anayasasını (özellikle savaş feragatini içeren 9. madde üzerinden) revize etme sözü vermişti.

Nikkei endeksi rekor kırdı

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin seçim zaferi, ülkede piyasalara olumlu yansıdı.

Japonya Borsası'nda Nikkei endeksi, borsanın açılmasıyla birlikte ilk işlemlerde yaklaşık yüzde 5 yükseldi ve bir ara tarihinde ilk kez 57.000 puanı aştı.

Japon yeni de ABD doları karşısında yüzde 0,5 değer kazandı.

Takaichi kampanyasında, vergileri azaltma ve kamu harcamalarını artırarak Japon ekonomisini canlandırma sözü vermişti.

Gözlemcilere göre piyasalardaki olumlu havanın en önemli nedeni, Takaichi'nin iş dünyası yanlısı politikalarını, partisi LDP'nin bu kez Meclis'teki ezici çoğunluğu sonrası her konuda muhalefetle uzun müzakerelere girmek zorunda kalmadan uygulayabilecek olması.

Japonya dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi ancak ülkede çok uzun süredir istenilen ölçüde büyüyemiyor.

1990'da emlak piyasasının çökmesi Japonya'da ekonomik krize yol açmış ve borsanın çöküşünü tetiklemişti.

O zamandan beri Japonya, yıllarca deflasyonla mücadele etti. Yani fiyatlar uzun süre boyunca sürekli düştü, tüketiciler gelecekte fiyatların daha da düşeceğini düşündükleri için harcama yapmaktan kaçındı.

Ülkede hükümetler, ekonomi durgunlaşırken iç talebi artırmakta ve ücretleri yükseltmekte zorlandı.

Japonya Merkez Bankası, 2016'da ekonomiyi canlandırmak amacıyla faiz oranlarını sıfırın altına indirdi.
2024'te 17 yıl sonra ilk kez faiz artırımlarına başlandı.

Ülkede halen politika faizi yüzde 0,75 ve bu Japonya'da 1995'ten beri görülen en yüksek oran.

Japonya ekonomisi, azalan ve yaşlanan nüfus nedeniyle baskı altında. Bu durum iş gücünün azalmasına, sosyal bakım maliyetlerinin de hızla artmasına yol açıyor.

Trump'tan Takaichi'ye kutlama mesajı

Sanae Takaichi'yi seçim zaferi sonrası kutlayan ilk lider ise ABD Başkanı Donald Trump oldu.

Donald Trump, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'ye de seçimde net destek vermişti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Takaichi'nin erken seçim kararıyla, "güçlü, etkili ve bilge bir lider olduğunu kanıtladığını" belirtti.

Takaichi ve koalisyonun çok önemli bir seçimde ezici bir zafer kazandıklarını vurgulayan Trump, "Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Büyük bir coşkuyla oy veren Japonya'nın harika insanlarını her zaman güçlü şekilde destekleyeceğim" dedi.

Takaichi, Trump'ın gümrük tarifelerinin ardından ABD'yle ilişkilerini geliştirmek istemiş ve göreve gelmesinden sadece bir hafta sonra, Trump'ı ağırlamıştı.

Takaichi'nin Amerikan uçak gemisi USS George Washington'da, Trump'ın onu binlerce Amerikan askerinin önünde övdüğü sırada yumruğunu havaya kaldırması dünyada yankı uyandırmıştı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de, Sanae Takaichi'nin seçim zaferinin ülkesini çok memnun ettiğini açıkladı.

BBC Tokyo Muhabiri Shaimaa Khalil'e göre, "kışın en sert döneminde erken seçim kararı almak Sanae Takaichi için bir kumardı ancak bu karar görünüşe göre işe yaradı".

Shaimaa Khalil, Takaichi için, "Japonya'nın ilk kadın başbakanı, kişisel çekiciliğine güvendi ve kazandı" diyor.

Khalil seçim zaferinin Takaichi'ye politikalarını hayata geçirmek için geniş bir manevra alanı sağlayacağını söylüyor. Ancak Japonya'da onu eleştirenlerin, kamu harcamalarını artırma ve vergileri azaltma vaatlerinin, Japon ekonomisinde istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunduğunu da ekliyor.

Khalil'in dikkat çektiği bir diğer nokta da, Takaichi'nin dış politikada kendisini destekleyen ABD Başkanı Donald Trump ile daha yakın ilişki kurmaya çalışırken, Tayvan konusundaki sert tutumu nedeniyle Japonya'nın en büyük ticaret ortağı Çin ile ilişkilerinin gerilmesi.

Sanae Takaichi kimdir?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin lakabı "Demir Lady".

Bunun nedeni, Takaichi'nin bu lakabın takıldığı, İngiltere'nin ilk kadın başbakanı ve Muhafazakar Parti lideri Margaret Thatcher'a duyduğu hayranlık.

64 yaşındaki Takaichi, LDP'nin sağ kanadında yer alan, cinsiyet eşitliği konusundaki muhafazakâr görüşleri ve sıkı göçmenlik politikalarını savunmasıuyla tanınan bir siyasetçi.

Takaichi, eski başbakan Shinzo Abe'ye yakın biri isimdi. Kariyeri boyunca çeşitli bakanlık görevlerinde bulunmuş ve daha önce de başbakanlık için yarışmıştı.

Ekim ayında başbakan seçilen Takaichi, Japonya'da son beş yılda bu göreve seçilen dördüncü kişiydi.

Ondan önceki son başbakanların görev süreleri ise kamuoyu desteklerinin hızla azalması ve çeşitli skandallar nedeniyle kısa sürmüştü.

Siyasete girmeden önce kısa bir süre televizyonda sunuculuk da yapan Takaichi, heavy metal müzik hayranı.

Takaichi, bir grupta da çalmıştı ve yoğun performansları sırasında bagetlerini kırdığı için yanında çok sayıda baget taşımasıyla da biliniyordu.


https://www.bbc.com/turkce/articles/cn4g9gj90jno
M
6 ay
Toplu katliam iddialarının ve insani krizin merkezindeki Sudan\u0027da neler oluyor?
< Resime gitmek için tıklayın >
Paramiliter grup Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) Sudan'ın kilit kenti Faşir'i hükümet güçlerinden almasının ardından kentte insani bir felaket yaşanmasından korkuluyor.

Birleşmiş Milletler (BM) kentte "yargısız infazlar"ın yaşandığına dair güvenilir bilgiler geldiğini söylüyor.
Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuarı da "toplu halde infaz edilen ceset yığınlarına" ilişkin uydu görüntülerini gündeme getirdi.

Toplu katliamların yanı sıra, 18 aydır RSF tarafından kuşatma altında tutulması nedeniyle şehirde mahsur kalan yüz binlerce sivil uzun süredir açlık krizi yaşıyor.

RSF daha önce sivilleri öldürdüğü ve Arap olmayan etnik grupları hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddetmişti, ancak paramiliter grubun "Hemedti" adıyla da bilinen lideri General Muhammed Hamdan Dagalo, Faşir'in ele geçirilmesi sırasında askerlerinin işlediği ihlallerle ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Darfur bölgesindeki Faşir'in RSF kontrolüne geçmesi, Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana on binlerce kişinin ölümüne ve yaklaşık 12 milyon kişinin yerinden edilmesine neden olan iç savaşta önemli bir dönüm noktası olabilir.

Bu, RSF'nin Darfur'da ordunun son kalesini de kontrol altına aldığı anlamına geliyor.

Kuşatmanın başlamasından bu yana şehir içinde 130 bini çocuk olmak üzere 250 bin sivilin yardımlardan mahrum kaldığı tahmin ediliyor.

Uydu görüntüleri, kaçmaya çalışan insanların hastanelerde ve şehri çevreleyen toprak duvarların yakınında toplu katliamlara maruz kaldığını gösteriyor.

Siviller aç ve mahsur kalmış durumda


< Resime gitmek için tıklayın >
RSF'nin Faşir'i ele geçirdiği gün BBC News Arapça'ya konuşan ve güvenliği için ismini vermek istemeyen bir kent sakini şunları söyledi:

"Yiyecek hiçbir şeyimiz yok; yiyecek aramak için dışarı çıkmamızın imkanı da yok. Acil yardım ulaşmazsa, Faşir halkı daha fazla dayanamayabilir."

BM'nin çocuk ajansı UNICEF, Faşir'in çocuklar için "yetersiz beslenme, hastalık ve şiddetin her gün can kaybına mal olduğu bir merkez" haline geldiği uyarısında bulundu.

Kurumun İcra Direktörü Catherine Russell, "Yıkıcı bir trajediye tanık oluyoruz; UNICEF'in hayat kurtaran beslenme hizmetleri engellenirken Faşir'deki çocuklar açlıktan ölüyor" dedi.

UNICEF, çatışmaların başlangıcından bu yana en az 600 bin kişinin Faşir ve çevresindeki kamplarda yerinden edildiğini söylüyor.

Yiyecek kıt ve fiyatlar çok yükseldi.

Uluslararası yardım örgütleri "açlığın bir savaş silahı olarak kullanılmasını" kınadı.

Mısır ve darı fiyatlarının şu anda 300 bin ila 350 bin Sudan Lirası arasında seyrettiği bildiriliyor ve daha önce hayvan yemine bel bağlayan kentte sağlık sektöründe çalışan bir sakin, artık bunun "trajik bir şekilde lüks olarak görüldüğünü" söylüyor.

"Yaraları tedavi edecek ilaç da bulamıyoruz, gazlı bez yok, yaraları kapatmak için cibinlik kullanmak zorunda kalıyoruz."

Sudan son yılların en kötü kolera salgınını da yaşıyor.

UNICEF'in bildirdiğine göre, Temmuz 2024'ten bu yana 96 binden fazla şüpheli vaka ve 2.400 can kaybı bildirildi.


< Resime gitmek için tıklayın >
Bölgesel kontrol

Şehir için verilen mücadele, 2023 yılında iki taraf arasında patlak veren daha geniş çaplı iç savaşın parçası.

General Abdülfettah el-Burhan'ın liderliğindeki Sudan ordusu ülkenin kuzey ve doğusunun büyük bölümünü kontrol ediyor.

Kızıldeniz kıyısındaki Sudan Limanı'nı fiili karargâhı ve BM tarafından tanınan hükümetinin merkezi haline getirdi.

Dagalo liderliğindeki RSF, Darfur'un neredeyse tamamı ve komşu Kordofan'ın büyük bölümü de dahil olmak üzere Sudan'ın batısının büyük kısmını kontrol ediyor.

Sudanlı siyasi analist Dallia Abdelmoniem BBC'ye yaptığı açıklamada, Faşir'in "Darfur'da ulusal ordunun kontrolü altındaki son şehir" olduğunu söyledi.

Abdelmoniem "[RSF] bağımsızlık ilan edebilir ya da bölünme için bastırabilir" dedi.

Etnik gerilim


< Resime gitmek için tıklayın >
Fotoğraf altı yazısı, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo, Darfur'daki altın madenini kontrol ediyor

Faşir kenti, on yıllardır ülkeyi parçalamakla tehdit eden etnik gerilimlerin merkezinde yer alıyor.

Darfur; Fur, Zaghawa ve Masalit gibi büyük Afrika topluluklarına ev sahipliği yapıyor.

Bunların birçoğu Sudan hükümetinin Arap olmayan nüfusa karşı ayrımcı politikalar yürüttüğünü savunuyor ve bunlara karşı çıkıyor.

Etnik gerilim, 2003 yılında Afrikalı topluluklara karşı hükümet öncülüğündeki bir şiddet kampanyasını tetikledi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Sudanlı liderleri ve hükümet destekli bir Arap milis gücü olan Cancavid'i diğer suçların yanı sıra etnik temizlik, işkence ve savaş suçlarıyla itham etti.

2013 yılına gelindiğinde Cancavid'in adı Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) olarak değiştirildi. Şimdi, Darfur'un tamamını kontrol altına almaya çalışıyorlar.


< Resime gitmek için tıklayın >
Fotoğraf altı yazısı, RSF, Darfur'daki Arap olmayan topluluklara yönelik soykırım yapmakla suçlanıyor

Abdelmoniem, "Faşir nüfusunun çoğunluğu Afrikalı kabilelerden oluşurken, RSF çoğunlukla Sudanlı Arap kabileler ve paralı askerlerden oluşuyor" diyor.

"Daha fazla şiddete başvurabilirler. RSF'nin geçmişi bunu yapmaktan korkmayacaklarını gösteriyor."

Sudan'da devam eden çatışmalar her iki tarafın da vahşetini sergiliyor.

Ocak 2025'te Çad sınırındaki Sudan mülteci kampına yaptığı bir ziyarette, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy "hayatında duyduğu ve gördüğü en korkunç şeylerden bazılarını" öğrendiğini söyledi.

"Hayatlarını kurtarmak için kaçan kadınlar ve çocuklar - katliam, sakatlama, yakma, kendilerine ve çocuklarına yönelik cinsel şiddet hikayelerini anlatıyorlar. Ve tüm bunların arasında kıtlık, açlık; durum inanılmaz kötü."

Altın ve savaş


< Resime gitmek için tıklayın >
Fotoğraf altı yazısı, Analistlere göre Sudan'daki çatışmaların temelinde Darfur'un altın rezervleri yatıyor.

Faşir'in kontrolü için verilen mücadele aynı zamanda değerli kaynaklar için verilen bir mücadele.

BBC muhabiri Mohanad Hashim, "Darfur'un madencilik potansiyeli muazzam" diyor.

"Petrol, uranyum ve yeraltı suyu var ama bu çatışmanın asıl itici gücü altın."

BM uzmanları, Sudan'la ilgili raporlarında altın madenciliğinin çatışmanın "birincil finansman kaynağı" olduğunu belirtti.

Faşir üzerinden Kuzey Darfur'u kontrol etmek Libya ve Çad gibi komşu ülkelere sınırsız erişim imkanı sunuyor.

Bu, bu değerli finansman kaynağının ülkeden çıkışı ve savaşa devam etmek için gereken silahların ülkeye girişi için bir kapı açmak anlamına geliyor.

ABD Hazine Bakanlığı belgelerine göre RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo, Darfur'da kârlı bir altın madenini kontrol ediyor ve Ocak ayında ABD Dışişleri Bakanlığı RSF liderini soykırım yapmakla suçlamış ve kendisine yaptırım uygulamıştı.


< Resime gitmek için tıklayın >
Mart ayında Sudan ordusu Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) götürerek BAE'nin RSF'ye verdiği askeri, mali ve siyasi destekle Batı Darfur'daki "soykırımın suç ortağı" olduğunu iddia etti.

Buna karşılık BAE, Sudan'ın iddialarını şiddetle reddetti, davayı "reklam kampanyası" olarak nitelendirdi ve derhal görevden alınmasını isteyeceğini söyledi.

Darfur'a yönelik silah ambargosunu izleyen BM uzmanları daha önce BAE'nin Çad üzerinden RSF'ye silah gönderdiği yönündeki suçlamaları inandırıcı olarak nitelendirmişti.


https://www.bbc.com/turkce/articles/cvgvjnlve53o
M
6 ay
Madagaskar\u0027da darbe: \u0027Z kuşağı protestocularını destekleyeceğiz\u0027
< Resime gitmek için tıklayın >
Devlet Başkanı Andry Rajoelina'nın görevden alınmasını destekleyenler askerleri coşkuyla karşıladı.

Afrika açıklarında, Hint Okyanusu'nda bulunan ada ülkesi Madagaskar'da orduya bağlı seçkin bir askeri birlik, iktidarı Devlet Başkanı Andry Rajoelina'dan aldığını açıkladı.

14 Ekim'de başkanlık sarayının önünde duran CAPSAT Başkanı Albay Michael Randrianirina, ordunun iki yıl içinde bir hükümet kuracağını ve seçimlere gideceğini söyledi.

Seçim Komisyonu ve Anayasa Mahkemesi gibi kilit demokratik kurumları da askıya alan Randrianirina, "Z kuşağı protestocuları değişimin bir parçası olacak çünkü bu hareket sokaklarda yaratıldı, bu yüzden onların taleplerine saygı duymak zorundayız" diye ekledi.

Ülkede ilk protestolar yaklaşık iki hafta önce gençlerin elektrik ve su kesintilerine karşı sokağa dökülmesiyle başlamıştı.

Askerler ve protestocular Devlet Başkanı Rajoelina'nın açıkça devrilmesini kutlarken, binlerce kişi başkent Antananarivo'da bayraklar salladı.

Açılımı Personel İdaresi ve Teknik ve İdari Hizmetler Kolordusu olan CAPSAT, Madagaskar'daki en güçlü askeri birim.
2009 yılında iktidara geldiğinde Rajoelina'yı destekleyen CAPSAT, 11 Ekim Cumartesi günü protestocuların safına geçti.

Madagaskar Anayasa Mahkemesi Col Randrianirina'yı ülkenin yeni lideri olarak atarken, Cumhurbaşkanlığı ofisinden yapılan açıklamada Randrianirina'nın hala görevinin başında olduğu belirtildi ve "darbe girişimi" olarak nitelendirilen olay kınandı.


< Resime gitmek için tıklayın >
Fotoğraf altı yazısı, Gençlerin önderliğindeki protestoları tetikleyen şey su ve elektrik kesintileriydi

Rajoelina'nın nerede olduğu bilinmiyor ancak "askeri personel ve politikacılar" tarafından hayatına kastedildiği iddiasının ardından "güvenli bir yerde" barındığını ifade etti. CAPSAT ise Rajoelina'yı öldürmeye çalıştıkları iddiasını reddediyor.

Rajoelina'nın bir Fransız askeri uçağıyla ülke dışına çıkarıldığına dair doğrulanmamış haberler de var.

14 Ekim Salı günü ABD Dışişleri Bakanlığı tüm tarafları "anayasal düzene uygun olarak barışçıl bir çözüm arayışına girmeye" çağırdı.

Albay Randrianirina ise BBC'ye yaptığı açıklamada Madagaskar'ın "şu anda kaosun hüküm sürdüğü bir ülke" olduğunu söyledi, "Kaos çünkü başkan yok - yurtdışına gitti" dedi.

Olaylar iki hafta kadar önce, gençlerin öncülüğündeki bir hareketin ülke genelinde kronik su ve elektrik kesintilerini protestosuyla başladı.

Eski DJ ve kıtanın en genç lideri

Gösteriler kısa süre içinde Rajoelina hükümetinin yüksek işsizlik, yaygın yolsuzluk ve hayat pahalılığı krizinden duyduğu geniş çaplı memnuniyetsizliği yansıtacak şekilde tırmandı.

BM'ye göre protestocularla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda en az 22 kişi hayatını kaybetti, 100'den fazla kişi de yaralandı.

Ancak Malgaş hükümeti bu rakamların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Girişimci ve eski bir DJ olan Başkan Rajoelina bir zamanlar Madagaskar için yeni bir başlangıç olarak görülüyordu.

Bebek yüzlü lider henüz 34 yaşındayken cumhurbaşkanı oldu ve Afrika'nın en genç lideri unvanını kazandı.

2018 seçimlerinden sonra yeniden iktidara gelmeden önce dört yıl boyunca ülkeyi yönetti.


< Resime gitmek için tıklayın >
Fotoğraf altı yazısı, Cumhurbaşkanı Andry Rajoelina 13 Ekim'de Facebook sayfasından ulusa seslenmişti

Ancak, reddettiği kayırmacılık ve yolsuzluk iddialarının ardından gözden düştü.

Gücün kendisinden uzaklaşmış gibi görünmesine rağmen, olayları etkilemeye çalışmaya devam etti.

Muhalefet, görevi terk ettiği gerekçesiyle cumhurbaşkanlığının elinden alınmasını oylamadan önce Rajoelina ulusal meclisi feshetmeye çalıştı ancak bu işe yaramadı.

Milletvekillerinin 14 Ekim'de Rajoelina'yı görevden almak için yaptığı oylamadan bir boş oya karşı 130 evet oyu çıktı.
Irmar'ın üyeleri bile ezici bir çoğunlukla Rajoelina'nın görevden alınması yönünde oy kullandı.

Rajoelina oylamayı "hükümsüz ve geçersiz" olarak nitelendirerek reddetti.

Afrika Birliği, ordunun Madagaskar'ın siyasi işlerine "karışmasına" karşı uyarıda bulundu ve "anayasaya aykırı hükümet değişikliği girişimlerini" reddetti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron durumu "son derece endişe verici" olarak nitelendirdi.

Yıllardır siyasi çalkantılar yaşayan Madagaskar Dünya Bankası'na göre, 30 milyonluk nüfusunun %75'inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri.


https://www.bbc.com/turkce/articles/c70jw65rrgyo
M
geçen yıl
Sinan Ateş davasında takipsizlik kararı verildi
Öldürülen Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in davasında takipsizlik kararı verildi. Ayşe Ateş karara, "Elleri kanlı azmettiricilere normal hayatları hediye edilirken bana ve iki kızıma bir ömür boyu ölüm tehdidi altında yaşamak layık görüldü" sözleriyle tepki gösterdi.


< Resime gitmek için tıklayın >
Öldürülen Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in ikinci soruşturma dosyasında sanıklar hakkında takipsizlik kararı verildi. Takipsizlik kararını eşi Ayşe Ateş sosyal medyadan duyururken Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da seslendi. 

"ATEŞ'İN KATLEDİLMESİNE İLİŞKİN SORULAR CEVAPSIZ KALDI"

Ayşe Ateş yaptığı açıklamada, "Az önce elime ulaşan yargı kararına göre iddianame hazırlanmasını beklediğimiz ikinci soruşturma dosyasındaki bütün sanıklar hakkında takipsizlik kararı verildi. Bu kararla birlikte Sinan Ateş’in neden katledildiği, katledilmesi talimatını kimlerin verdiği gibi sorular cevapsız kaldı." ifadesini kullandı. 

Ateş şunları kaydetti: 

-Elleri kanlı azmettiricilere normal hayatları hediye edilirken bana ve iki kızıma bir ömür boyu ölüm tehdidi altında yaşamak layık görüldü.

ERDOĞAN'A SESLENDİ

Buradan Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı’m bana tahsis ettiğiniz iki yakın silahlı korumanın artık bir anlamı kalmamıştır.

"SİNAN'I KATLEDENLER BANA VE ÇOCUKLARIMIZA NELER YAPMAZ"

-Sinan Ateş’i makamınızın bir kilometre ötesinde katlettirenler bu saatten sonra aldıkları bu cesaretle Ayşe Ateş’e ve iki kız çocuğuna neler yapmazlar. Değil iki koruma, bir orduyu yanımıza verseniz onları durduramazsınız.

-Ben ve kızlarım önce yüce Allah’a, sonra aziz milletimizin vicdanına, şefkatine ve iyiliğine sığınıyoruz.


https://www.sozcu.com.tr/son-dakika-sinan-ates-davasinda-takipsizlik-karari-p129808
M
geçen yıl
Lübnan\u0027da Cumhurbaşkanı seçilen Avn, yemin ederek görevine başladı
Lübnan'da iki yılı aşkın süren cumhurbaşkanlığı boşluğu ve siyasi krizin ardından Mecliste yapılan oturumun ikinci turunda, 14. Cumhurbaşkanı seçilen Genelkurmay Başkanı Joseph Avn, Meclis'te yemin etti.


< Resime gitmek için tıklayın >
Lübnan Meclisinde 13'üncüsü düzenlenen cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ikinci turunda yeni Lübnan Cumhurbaşkanı belirlendi.

İlk turda sonuç alınamayan oturumun ikinci turunda yapılan oylamada Genelkurmay Başkanı Avn, 99 oy aldı. Oylamada 18 geçersiz, 9 çekimser, 2 de farklı bir aday için oy kullanıldı.

Ülke kanunlarına göre bir adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için 128 sandalyeli Mecliste yapılan oturumda en az oyların 3'te 2'sini alması gerekiyor. Bu da 86 oya tekabül ediyor.

Avn, oturumun ilk turunda 71 oy almıştı.

"İsrail saldırılarında yıkılan yerlerin yeniden inşa edilmesi sözü veriyorum"

Avn, yapılan oylamada seçilmesinin ardından Meclis'e geldi.

Milletvekillerinin huzurunda yeni Cumhurbaşkanı olarak yemin eden Avn, burada yaptığı konuşmada, Lübnan'da yeni dönemin başladığını, ülkesinin içinden geçtiği yönetim krizinin siyasi ve ekonomik değişiklileri zorunlu kıldığını söyledi.

Yeni kurulacak hükümetle çalışarak yargının bağımsızlığı için bir kanun tasarısını onaylayacağını ifade eden Avn, yeni Başbakan'ın atanması için Meclis'e istişare çağrısında bulundu.

Suç ve suçlularla mücadele edeceğini vurgulayan Avn, "yeni bir ulusun inşası için yargı ve kanun çatısı altında birleşme" çağrısı yaptı.

Lübnan'ın sınırlarının korunması ve istikrarın sağlanmasına dikkati çeken Avn, "İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını önlemek ve terörle mücadele için orduya yatırım yapacağız." ifadesini kullandı.

Avn, kamu kurumlarının yapılandırılacağını belirterek, "Başkomutan olarak görevimi yerine getirme ve devletin silah taşıma hakkını tekeline alması için çalışma sözü veriyorum." dedi.

Lübnan'ın yeni Cumhurbaşkanı, güvenliğin sağlanması ve yasaların uygulanması için güvenlik hizmetlerinin daha etkin hale getirileceğini belirtti.

Avn, "Güneyde, Bekaa'da, Dahiye'de ve Lübnan'ın her yerinde İsrail saldırılarında yıkılan yerlerin yeniden inşa edilmesi sözü veriyorum." diye konuştu.

İsrail'in Lübnan'ın güneyinde sürdürdüğü işgale değinen Avn, "Devletin, İsrail işgalini ortadan kaldırması ve saldırıların püskürtülmesine olanak sağlayacak entegre bir savunma politikası üzerinde çalışması çağrısında bulunuyorum." ifadesini kullandı.

Avn, yönetiminin Arap ülkeleriyle iyi ilişkiler kuracağını belirterek, "Suriye ile iyi ilişkiler kurma fırsatımız var." şeklinde konuştu.

Lübnan'da Cumhurbaşkanı seçilen Avn, konuşmasının ardından Meclis'te tebrikleri kabul etti.

İki yıldan fazla süren boşluğun ardından yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi oturumu

Meclisteki son oturum 14 Haziran 2023'te yapılmıştı. Cumhurbaşkanının bu kadar uzun süre seçilememesi durumu, Lübnan’da ilk kez yaşanmıyor.

Lübnan Anayasası'na göre Hristiyan Maruni olması gereken cumhurbaşkanının daha önce de siyasi grupların anlaşamaması nedeniyle uzun süre seçilmediği oldu.

Eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn da 2016 yılında Mecliste düzenlenen 46'ncı oturumda seçilebilmişti.
Yine Anayasa'ya göre Meclisteki sandalyelerin dini ve mezhepsel temele göre dağıtıldığı Lübnan'da birçok farklı fraksiyon bulunuyor.

Şii, Sünni, Maruni Hristiyan ve Dürzi gibi çok sayıda dini ve mezhebe dayalı partinin bulunması sebebiyle Mecliste çoğunluğun oyunu alabilecek ortak bir aday üzerinde fikir birliğine varılamıyor.

Bu dini ve mezhepsel gruplardan birine ya da birkaçına yakın olan ABD, Fransa, Suudi Arabistan ve İran gibi dış güçlerin de müdahale etmesiyle durum daha da karmaşık hale gelebiliyor.

Lübnan'da 31 Ekim 2022'de 13. Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın görev süresinin dolmasından bu yana farklı siyasi kesimler birbirlerinin adaylarına karşı çıkarak cumhurbaşkanlığı seçimini bloke etmişti.

Hizbullah yanlısı ve karşıtı siyasi blok arasındaki rekabetten dolayı yeni cumhurbaşkanı daha önce yapılan 12 oturuma rağmen bir türlü seçilmemişti.

İsrail'in 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze'ye başlattığı saldırı ve Lübnan-İsrail sınırında yaşanan çatışmalar da Lübnan'da cumhurbaşkanlığı seçimi gündemini geri plana düşürmüştü.

İsrail ile Lübnan arasında 27 Kasım 2024'te varılan ateşkes antlaşması cumhurbaşkanlığı seçimine yeniden odaklanılmasına imkan sağladı.

Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bir gün sonra 28 Kasım 2024'te Meclis Başkanı Nebih Berri, cumhurbaşkanı seçimi için 13. oturumun 9 Ocak'ta yapılacağını duyurdu.

Ateşkesin tam olarak uygulanabilmesi için işleyen bir hükümet ve görevi başında cumhurbaşkanı bulunmasına duyulan ihtiyaç tek aday üzerinde fikir birliği sağlanması konusunda itici güç oldu.

Lübnan'da yakın zamana kadar fiilen en büyük siyasi güç olan Hizbullah'ın İsrail ile arasında yaşanan çatışmalar ve Hizbullah'ın siyaseten de elinin zayıflamış olması cumhurbaşkanlığı seçimini kolaylaştıran bir etken olarak yorumlanıyor.

Joseph Avn kimdir?

Lübnan Meclisinin 14. Cumhurbaşkanı olarak seçtiği Genelkurmay Başkanı Joseph Halil Avn, 1964'te Lübnan Dağı bölgesine bağlı Sin el-Fin beldesinde doğdu.

Lübnan ordusuna gönüllü olarak katılan Avn, 1983'te Harp Okuluna kayıt oldu. Avn, 1985'te Teğmen, 2013'te Tuğgeneral, 2017'de ise Orgeneral rütbesine terfi etti ve aynı yıl Lübnan ordusunun 14. Genelkurmay Başkanı olarak atandı.

Evli ve 2 çocuk babası 61 yaşındaki Avn, siyaset bilimi, askeri bilimler ve uluslararası ilişkiler alanlarında eğitim aldı, Arapçanın yanı sıra Fransızca ve İngilizce biliyor.

Lübnan'ın çatışma dönemlerinde orduda aktif görevde bulunan Avn'ın birçok savaş madalyası bulunuyor.

Mecliste bugün düzenlenen oturumda ülkenin 14. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Avn, Fuad Şihab, Emile Lahud, Mişel Süleyman ve Mişel Avn'ın ardından cumhurbaşkanı olarak seçilen 5. Genelkurmay Başkanı.

Lübnan Anayasası'na göre Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı ise Şiilerden seçiliyor.


https://www.aa.com.tr/tr/dunya/lubnanda-cumhurbaskani-secilen-avn-yemin-ederek-gorevine-basladi/3445840#
M
2 yıl
Erdoğan açıkladı: Sosyal medya ve video oyunlar için yasal düzenlemeler geliyor
Sosyal medyanın ve birtakım oyun platformlarının "gençleri zehirlediğini" öne süren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gereken tüm yasal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz" dedi.

< Resime gitmek için tıklayın >
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni ile Eğitim Teknolojileri AR-GE ve Kalite Zirvesi'nde konuştu.

Sosyal medyanın ve birtakım oyun platformlarının "gençleri zehirlediğini" öne süren Erdoğan, oyun platformlarının "şiddeti teşvik ettiğini" ve "sapkın akımları özendirdiğini" iddia etti, "Türkiye'yi ekonomik, sosyal ve güvenlik noktasında zaafiyete uğratmayı amaçlayan ırkçılık tuzağının merkez üssü sanal alemdir" dedi.

"Teknolojiyi üreten, geliştiren ve bilinçli kullanan ama onun esiri olmayan nesle biz TEKNOFEST kuşağı diyoruz" diyerek "dindar ve kindar nesil"den sonra bu kez de "TEKNOFEST kuşağı" hedefini ilan etmiş oldu.

Erdoğan, "Çocuklarımızın kişisel verilerinin kötüye kullanılmasını, çevrimiçi ortamlarda şiddet, zorbalık, cinsel istismar gibi içeriklere maruz kalmalarını önlemek amacıyla gereken tüm yasal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz" diyerek sosyal medya ve video oyunlar için yasal düzenlemelerin yolda olduğunu ilan etti.

Erdoğan'ın konuya dair açıklamarı şöyle:

"SOSYAL MEDYA VE OYUN PLATFORMLARI GENÇLERİMİZİ ZEHİRLİYOR"

"Teknoloji ile beraber bağımlılık başta olmak üzere evlatlarımızın karşı karşıya kaldığı riskler de artıyor. Sosyal medyanın, birtakım oyun platformlarının gençlerimizi nasıl zehirlediğine maalesef sık sık şahit oluyoruz. Oyun platformları şiddeti teşvik etme yanında, aile yapımızı bozan sapkın akımların özendirilmesine de aracılık ediyor. Henüz 4-5 yaşındaki tertemiz dimalar oyunlar içine sinsice yerleştirilmiş LGBT propagansına maruz kalıyor."

"IRKÇILIK TUZAĞININ MERKEZ ÜSSÜ SANAL ALEMDİR"

"Bu mecralar vasıtasıyla sadece şiddet, sadece sapkın akımlar değil aynı zamanda ırkçılık da körükleniyor. Başta gençlerimiz olmak üzere insanlarımızı birlikte yaşadığı diğer fertlere karşı düşmanlaştıran ırkçı faşizm buralardan besleniyor. Türkiye'yi ekonomik, sosyal ve güvenlik noktasında zaafiyete uğratmayı amaçlayan ırkçılık tuzağının merkez üssü sanal alemdir."

"TEDBİR, KISITLAMA, DÜZENLEME…"

"Dijital dünyanın denetimsiz, kontrolsüz ve kaotik yapısı pek çok tehdidi beraberinde getirmektedir. Artan risklere bağlı olarak eleştiriler de yoğunlaşıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde dijital teknolojilerle ilgili çeşitli tedbirlerin, kısıtlamaların ve düzenlemelerin devreye alındığını görüyoruz. Özellikle Batılı devletlerin kendi çıkarlarını, vatandaşlarını korumak amacıyla aldığı çok sert önlemlerde dikkat ederseniz kimse demokrasiden, özgürlüklerden, serbest piyasa ekonomisinden bahsetmiyor. Ancak biz evlatlarımızı korumak adına benzer yollara başvurduğumuzda eleştiri oklarının hedefi oluyoruz. Geçen ay uygulamaya koyduğumuz tedbirlerde olduğu gibi hemen birileri tarafından yasakçı olmakla suçlanıyoruz. Özgürlük maskesiyle şiddetin, ahlaksızlığın, ırkçılığın, nefret suçlarının hatta istismarın meşrulaştırılması asla kabul edilemez."

"TEKNOFEST KUŞAĞI"

"Bilgisayar yüzünden, cep telefonu yüzünden, bilgisayar oyunları yüzünden huzursuz, mutsuz olan, öfke nöbetleri geçiren çocuklarımız var. Ebeveynleriyle, kardeşleriyle iletişim kurmakta zorlanan evlatlarımız var. Gününü bilgisayar başında, ekran başında geçirdiği için eğitimi aksayan gençlerimiz var. Gerçek dünya ile sanal alem arasındaki ayrımı kaybetmiş pek çok çocuğumuz var. Sadece çocuklar, gençler değil, her yaş grubundan vatandaşımız dijital teknolojinin getirdiği sorunlarla mücadele ediyor. Bu noktada hepimize sorumluluk düşüyor. Başta öğretmenler ve anne babalar olmak üzere kontrollü bir kullanımı yaygınlaştırmak durumundayız. Önce öğretmen ve anne babaları, ardından da çocukları bilgilendirmek ve bilinçlendirmek mecburiyetindeyiz. Teknolojiyi üreten, geliştiren ve bilinçli kullanan ama onun esiri olmayan nesle biz TEKNOFEST kuşağı diyoruz."

YASAL DÜZENLEMELER GELİYOR

"Çocuklarımızın kişisel verilerinin kötüye kullanılmasını, çevrimiçi ortamlarda şiddet, zorbalık, cinsel istismar gibi içeriklere maruz kalmalarını önlemek amacıyla gereken tüm yasal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Bu konuda ailelerimizin ve öğretmenlerimizin de gereken hassasiyeti göstereceklerine, çocuklarımızın çevrimiçi mahremiyetinin korunmasına dikkat edeceklerine inanıyorum."
https://www.evrensel.net/haber/527540/erdogan-acikladi-sosyal-medya-ve-video-oyunlar-icin-yasal-duzenlemeler-geliyor
M
2 yıl
Irak’ta Evlilik Yaşı 9’a İndiriliyor: Kadın Hakları Savunucularından Tepki Yağıyor
< Resime gitmek için tıklayın >
Irak’ta Evlilik Yaşı 9’a İndiriliyor: Kadın ... Irak’ta evlilik yaşını 18’den 9’a düşüren Kişisel Statü Yasası’nda yapılması planlanan değişiklikler, büyük tepkilere yol açtı.

Irak’ta, evlilik yaşını 18’den 9’a indiren Kişisel Statü Yasası’ndaki değişiklikler, hem kadın hakları savunucularını hem de kamuoyunu derinden etkileyen büyük bir tartışma başlattı. Kadın siyasetçiler, yalnızca tartışmalı maddelerin değil, yasanın tamamının reddedilmesi gerektiğini savunurken, hukuk uzmanları da bu tasarının kadınlar ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından ciddi endişelere yol açıyor.

Irak’ta, evlilik yaşını 18’den 9’a düşüren Kişisel Statü Yasası’nda yapılması planlanan değişiklikler, ülke genelinde büyük tepkilere yol açtı. Kadın siyasetçiler, yasanın sadece tartışmalı maddelerinin değil, tamamının reddedilmesi gerektiğini vurgulayarak Irak Parlamentosu’nun yasayı ikinci bir oturumda daha tartışma kararı aldığını duyurdu. Tasarının kadınlar ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, yasa ve hukuk uzmanları tarafından da dile getiriliyor.

Yasa tasarısı, 24 Temmuz’daki Irak Parlamentosu oturumunda gündeme alınmış, ancak çeşitli itirazlar nedeniyle okunmadan çıkarılmıştı.

"İSTİSMAR YASASI"NIN İÇERİĞİ

Tasarı, evlilik yaşını 18’den 9’a düşürmenin yanı sıra, evlenecek erkeklere nikahı istedikleri mezhebe göre seçme hakkı tanımakta, ancak kadınların bu konuda mezhep seçme hakkını kısıtlamaktadır. Ayrıca, boşanacak çiftlerin erkek çocuklarının ebeveynlerden birini seçme hakkının 15 yaşından 7 yaşına indirilmesi öngörülmektedir.

Tasarı, mevcut 1959 tarihli kanunun aksine, boşanma işlemlerinin Şii veya Sünni mezhebine uygun olarak yapılabilmesini öngörmektedir. Kadının fıkhi bir mezhebi yoksa, boşanma ve ilgili hakların eşinin mezhebine göre düzenlenmesi planlanmaktadır.

Bu tasarı, boşanma ve ayrılık konularında Şii ve Sünni vakıflarına müdahale yetkisi vererek, yargıda "mezhep ayrılığı" sorununu derinleştirme riski taşımaktadır. Uzmanlar, bu değişikliklerin kadınların ve çocukların temel yaşam haklarını ihlal edeceği ve şiddeti teşvik edeceği konusunda ciddi uyarılarda bulunmaktadır.


https://abcgazetesi.com/irakta-evlilik-yasi-9a-indiriliyor-kadin-haklari-savunucularindan-tepki-yagiyor-760398
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.