K

Yüzbaşı
11 Eylül 2004
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
2 üye
Görüntülenme (?)
83 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
K
13 yıl
İp Kamera en uzak kaç km ye kadar takılabilir?
Merhabalar bulunduğum yere ip kamera kurmam gerekiyor cihaz elektriği uygun poe switchten alacak tipte.Poe switchle kamera arası 160 metre kablonun bir ucu switchte diğeri kameraya takılı vaziyette slink cat6 utp kablo takılı switch cihazı algılıyor ancak veri-alışverişi yok iş biraz aceleye geldiği için planlı olmadı kablo mesafesi de hesaplanmadı

ip camera max 100metre
cat5-6 100 metre
poe switch 100 metre

mesafeye kadarsa bu sorunu araya bir cihazla veya olmadan nasıl çözebilirim?
K
13 yıl
İp Kamera konusunda yardım
Merhabalar bulunduğum yere ip kamera kurmam gerekiyor cihaz elektriği ethernetten poe switchten alıyor.Poe switchle kamera arası 160 metre slink cat6 utp kablo takılı switch cihazı algılıyor ancak veri-alışverişi yok iş biraz aceleye geldiği için planlı olmadı kablo mesafesi de hesaplanmadı
ip camera max 100mt
cat5-6 100 metre mesafeye kadarsa bu sorunu araya bir cihazla veya olmadan nasıl çözebilirim?
K
14 yıl
İNSANLAR BARKODLANSIN MI? KİMSE BUNU NEDEN YAYINLAMADI?
İNSANLAR BARKODLANSIN MI?

İnsan hakları örgütleri, ABD'li yazarın "insanları barkodlayalım önerisini tartışıyor.

03 Haziran 2012 / 09:25
ABD’li bilimkurgu yazarı Elizabeth Moon’un bir tartışma programında, “Herkesin vücuduna yerleştirilmiş bir barkod olması hızlı ve çabuk teşhis imkanı sağlar” sözleriyle savunduğu fütürist fikir insan hakları örgütleri tarafından eleştirildi.

Kontrolcü bir sistem yaratacağını söyleyen insan hakları savunucuları, bugün bile Amerikan pasaportlarında radyo frekans etiketleriyle takip imkanı olduğunu belirtti.

Fikre şüpheyle yaklaşanlar aynı zamanda, her bilgisayarın hackerlar tarafından çökertilebildiği bir ortamda, çiplerin de kötüye kullanılabileceğini savundu. İnsan barkodlama uygulamasını destekleyenler ise bu sayede ailelerin çocukları ve yaşlıları takip edip koruyabileceğini; üstelik seyahat edenlerin güvenlik kuyruklarında zaman kaybetmeyeceğini söylüyor.


Kaynak :http://www.haber3.com//insanlar-barkodlansin-mi--1365076h.htm
K
15 yıl
ABD, Pentagon İnsanlarda Tanrı geni’ni Yok Etmeye Çalışıyor!!!!!!!
< Resime gitmek için tıklayın >

Videoyu izlemek için tıklayınız

Pentagon, insanlarda ‘Tanrı geni’ diye de adlandırılan VMAT2 genini yok etmek için çalışma başlattı. ABD bununla Tanrı geninin beyindeki bazı molekülleri kontrol ederek, genlerimize işlemiş olan inanç duyusunu yok etmeyi hedefliyor.


Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Pentagon’un korkunç bir proje üzerinde çalıştığı gösteriyor. İddiaya göre Pentagon insanlardaki Allah’a inanmayı sağlayan ve ‘Tanrı geni’ diye de adlandırılan VMAT2 genini yok etmek için çalışma başlattı ortaya çıktı.


Savunma Bakanlığı Pentagon yetkililerine göre planı şöyle işleyecek. Laboratuvarda geliştirilen bulaşıcı bir grip virüsü insanların toplu yaşadığı mekânlarda yayılacak.


Virüs yaygınlaştırılınca bu virüsü engellemek bahanesiyle ‘funvax-fundamentalists vaccine’ yani ‘köktenci aşı’ denilen bir aşı ile kullanılacak. Bunun içinde kuş gribi ve domuz gribi virüslerinde olduğu gibi Dünya Sağlık Örgütü gibi küresel organizasyonlar devre girecek.


ROCKEFELLER VAKFI’NIN RAPORUNDA DA YER ALMIŞTI


Rockefeller ailesine ait Rockefeller Foundation (Rockefeller Vakfı)’nın 1 Haziran 2010’da yayınladığı rapor “Geleceğe dair uluslar arası kalkınma ve teknoloji senaryoları” (Scenarios for the Future of Technology and International Development) raporda benzer bir plandan söz edilmişti.



Raporun sunum kısmını kaleme alan Rockefeller Vakfı’nın başkanı Judith Rodin, dünya H1N1 virüsünden daha tehlikeli bir virüs ile karşı karşıya olduğunu iddia edip “Alınan hiçbir tedbirin bu virüsün yayılmasını engelleyemez” diyor.



Rockefeller Vakfı’nın başkanı Judith Rodin korku senaryosunu ve kirli planı “Daha şimdiden dünya nüfusunun beşte biri, bu virüsü kapmış. Kısa bir süre sekiz milyondan fazla insan bu virüs yüzünden ölecek” şeklinde özetliyor.


VİRÜS LABORATUVARDA GELİŞTİRİLDİ


Rackefeller Vakfı’nda söz edilen virüsle bu aynı virüs mü bilinmiyor ancak belgelere göre insanlarını virüsü engellemek bahanesiyle herkese zorla aşılanacak. Bu sayede de Allah’a inanmayı sağlayan VMAT2 genin DNA’sı değiştirilecek.



DENEMELER YAPILDI BİLE


Irak ve Afganistan’daki insanların Allah inançlarını ortadan kaldırılması için aşının bu iki ülkede denendiği iddialar arasında. Videoda ifade edildiğine göre bu virüsü halkların toplu mekanlarda yaygınlaştırılacak.


İşte videodan bazı bir kesit:


“Tezimiz şu; Bu insanlar fanatik. Tanrı geni daha fazla. Bu aşı ile onların bu davranışlarını elimine edebiliriz.


Sol tarafta dindar, köktendinci olan insanlardaki VMAT2 (Tanrı Geni) görülüyor. Sağda ise çok dindar olmayanların gen grafiği görülüyor.”


WIKIPEDIA’DA TANRI GENİ:

‘Tanrı geni’ tezine göre insanlarda mistisizme ve ruhaniliğe yatkınlaştıran bazı genler vardır. Bu fikri ilke olarak genetik bilimci Dean Hammer savunmuştur. Bu teorinin önemli argümanları şunlardır;


(1) Ruhanilik (dindarlık) derecesi psikometrik ölçümlerle anlaşılabilir.


(2) Dindarlık kısmen kalıtsaldır.


(3) Bu kalıtsallığın bir kısmı VMAT2 (tanrı geni) ile alakalıdır.


(4) Bu gen monoamin seviyelerinin değiştirilmesiyle harekete geçer.

timeturk
K
16 yıl
Dünyayı kimler yönetiyor? Amerika ve Dünya Kuşatma Altında mı???
Discoveryde ki belgeselde de izlemiştim ama daha öncede duymuşluğum var Dünyayı İnsan-Sürüngen melezleri mi kontrol ediyor??

Not: Yazı Çok uzundur lütfen konuyu anlamak istiyorsanız tamamını okuyunuz!!!!

llumunati: Dünyayı yöneten komite, binlerce yıl önce dünya dışından gelen sürüngen bir ırk ve insanların üremesi sonucu ortaya çıkan melezlerden oluşur. (David Icke)

Soru: Aramızda, yarı uzaylı yarı insanlar var mıdır?

Cevap: ''Evet. Rutin bazı görevleri vardır, yapar ve giderler. Sinemada, tiyatroda yanına oturur, algılayamazsın.''

'' Erkeklerden sperm, kadınlardan yumurtalık alıyorlar. Yapay döllenmeyle uzayda melez bir ırk yaratıyorlar ''.

< Resime gitmek için tıklayın >

Icke, dünyayı uzaylıların yönettiğini söylüyor. Bu uzaylı sürüngen-insan melezlerinin de köklerinin Orta Doğu'da, yani Türkiye, İran ve Irak'ın bir bileşimi olan bölgedeki dağlarda yerin altında olduğunu ve oradan çoğalıp dünyayı kontrol altına aldıklarını anlatıyor. Tarihin çeşitli dönemlerinde aynı bölgeden tekrar tekrar çoğalıp yayıldıklarını söylüyor. Başka bir yazısında da bunların yerin altındaki mağaralarda yaşadıklarını söylüyordu.

Reptilian grubu bir çok ünlü/seçkin insanı ve pratik olarak her dünya liderini kapsıyor.Örneğin,İngiltere'nin Ana Kraliçesi, George W. Bush, Hillary Clinton, Harold Winson, Tony Blair. Bu insanların ya kendileri Reptilian veya sürüngenler için çalışıyorlar. Rothschilds, Rockefellers, İngiliz Kraliyet ailesi ve ABD'nin ve dünyanın geri kalanının idareci politik ve ekonomik aileleri bu AYNI soydan geliyor. Züppelik nedeni ile değil, genetik yapılarının sağladığını taşımak için – Reptilian – memeli DNA kombinasyonu onların şekil değiştirmesini sağlıyor...

Dinazoradamlar (dinosauroids), kertenkeleadamlar (lizardmen), Draconialılar ve Saurialılar gibi ifadeler de kullanılmaktadır. Sürüngen insanımsılar, doğaüstü güçlere sahip ve zekaca çok gelişmiş sürüngen-insan karışımı varlıklardır. Mitolojide, bilim kurguda ve okült çevrelerde geçen bir kavramdır. Bu teorilerden bazılarına göre Alpha Draconia adı verilen bir yıldız sisteminden gelmişlerdir. Riley Martin, John Rhodes ve David Icke gibi komplo yazarlarının kitaplarında bu yaratıklardan bahsedilmektedir.

Komplo yazarı David Icke, dünyayı ve insanlığı kontrol altında tutan bir sürüngen insanımsılar grubundan bahsetmektedir. Hayli ileri bir iddiasına göre George Bush ve İngiliz Kraliyet ailesi bu sürüngen insanımsılar soyundandır.

Icke, Dünyanın "Elit" veya "İlluminati" olarak adlandırılan gizli bir grup tarafından yönetildiğini söylüyor. Gizli dünya hükümetinin, Babil Kardeşliği olarak bilinen Reptilian insansılar (sürüngen) ırkından oluştuğunu ve George W. Bush, Kraliçe Elizabeth II ve Kris Kristofferson dahil, bir çok seçkin figürün gerçekte Reptilian olduğunu yazdı.

< Resime gitmek için tıklayın >

Sürüngen İnsanlar (Reptilian Humanoid and Illuminati)

Komplo yazarı David Icke, dünyayı ve insanlığı kontrol altında tutan bir sürüngen insanımsılar grubundan bahsetmektedir. Hayli ileri bir iddiasına göre George Bush ve İngiliz Kraliyet ailesi bu sürüngen insanımsılar soyundandır.

David Icke, 1990'dan beri, "dünyayı gerçekte kim ve ne kontrol ediyor konusunun ful – time araştırmacısı" oldu.

Icke, Rothschild ailesi olarak bilinen küçük bir Yahudi grubunun da "Reptilian soyundan" olduğunu, Adolf Hitler'i finanse ettiğini ve...Nazilerin Musevi katliamını desteklediğini iddia etti. Icke, Rothschild'ların Yahudi değil, reptil (sürüngen) olduğunu belirtti.

< Resime gitmek için tıklayın >

Gizli hükümet

Icke'nin fikirlerinin kalbinde, dünyanın Rockefellers and the Rothschilds gibi bankerler ve işadamları tarafından finanse edilen gizli bir hükümet tarafından kontrol edildiği, Nazilerin Musevi Katliamının, Oklahoma şehrinin bombalanmasının ve 11 Eylül 2001 saldırısının, onlar tarafından finanse edildiği ve organize edildiği inancı vardır. Bu bireyler dünya çapında gerçekleşen olaylar düzenliyorlar, sonra elit kesim halkın 'bir şey yapılmalı' karşılığını alıyor ve sonra kontrolü/gücü arttırıyorlar. Icke, bundan problem – reaksiyon – çözüm olarak bahsediyor.

Reptilian İnsansılar

1999'da, Icke, Gezegenin Babil Kardeşliği olarak adlandırılan Reptilian (sürüngen) insansılar ırkı tarafından kontrol edilen Yeni Dünya Düzeni tarafından yönetildiğini yazdı. Şöyle yazdı: "Benim kendi araştırmam, Reptilian kontrolünün ve manipülasyonunun başka bir boyuttan dördüncü boyutun alt bölümünden yönetildiğini öne sürüyor.

"Diğer insanlar, bunu alt astral boyut olarak bilir, kara büyü ritüelleri olan demonların ve kötü niyetli varlıkların yuvası…" Icke'ye göre, reptil melezi Reptilian – insan DNA'sı, onların eğer insan kanı içerlerse, sürüngenden insan formuna değişmelerini sağlıyor.

Reptilian grubu bir çok ünlü/seçkin insanı ve pratik olarak her dünya liderini kapsıyor.Örneğin,İngiltere'nin Ana Kraliçesi, George W. Bush, Hillary Clinton, Harold Winson, Tony Blair. Bu insanların ya kendileri Reptilian veya sürüngenler için çalışıyorlar. Rothschilds, Rockefellers, İngiliz Kraliyet ailesi ve ABD'nin ve dünyanın geri kalanının idareci politik ve ekonomik aileleri bu AYNI soydan geliyor. Züppelik nedeni ile değil, genetik yapılarının sağladığını taşımak için – Reptilian – memeli DNA kombinasyonu onların şekil değiştirmesini sağlıyor çünkü. Icke, Galler Prensesi Diana'nın öldürülmesinin nedeninin, Diana'nın, Charles ve Camilla'nın satanik bir ritüel ile kurban edilen bir çocuğa sahip olduklarını keşfetmesi olduğunu söylüyor.

Ayrıca, Diana'nın sırdaşı Christine Fitzgerald'a göre, Diana'nın, İngiliz Kraliyet ailesinin sürüngenler ile bağlantıda olduğunu ve Diana'nın onların şekil değiştirdiklerini gördüğünü yazdı. Reptilian olan George W. Bush'un, 11 Eylül olayında anahtar bir rol oynadığını yazdı. Icke, ırksal ve etnik bölünmelerin sürüngenler tarafından geliştirilen bir illüzyon olduğuna ve ırkçılığın İlluminati'nin gündemini ateşlediğine inanıyor

< Resime gitmek için tıklayın >

Reptilian Humaned ve Illuminati

Dünyayı kontrol etmeye çalışan ve kendi global faşist devletini sunmayı bekleyen güç, yani benim “İllumunati” adını verdiğim şebeke, eğer önceden tahmin edilemezse koskoca bir hiçtir.

New York ve Washington şehirlerinde yaratılmış olan inanılmaz korku, tüm insanlığın genel zihninde, bir “Problem – Reaksiyon – Çözüm” zinciridir ve bu büyüklükte bir olayın gerçekleşmesini -geçmiş yazılarımda da okuduğunuz gibi- birkaç yıldır bekliyordum. Bir savaş veya nükleer bir terörist aracı olabileceğini düşünmüştüm, ama görevine başlama gününde de yazdığım gibi, global planın hız kazanarak öne sürüleceği Bush başkanlığı döneminde muazzam bir şeyler olacaktı.

Dünyanın global merkezi faşizme hızla itilmekte olduğu süre de bile, olaylar İlluminati planının öngördüğü zaman takvimine uyacak hızda gelişmiyordu. Ve globalleşme planlarına ve özgürlüğe yaptıkları tecavüzlere karşı çıkan kesim, gün boyu artmakta. Planın birdenbire, muazzam bir sıçrayışla, gelişmesini ve sunulmasını sağlayacak “çözümler”in sunulması için, insanlığın toplu olarak zihinlerini korku, panik ve güvensizlik duygularıyla sarsacak ve dağıtacak, devasa büyüklükte etkisi olan bir şeylerin yaratılmakta ve yapılanmakta olduğu açıktı. Bu, ayinsel olarak oldukça önemli 9. ayın 11. gününde Amerika'da gördüklerimizdir – 911 Birleşik Devletler'deki acil durumlar için kullanılan numaradır. Ayinsel ve gizli kodlar, Illuminati'nin yüklendiği her şeyin altında var.

Ve, bu zihni felç eden gaddarlıklar, Illuminati planının, insanoğlunun zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel kölelikleri için başlattığı dönemin sonu değil, tam tersine başlangıcıdır. Terörizm tehdidini (“kendi” terörizmleri!!), “özgür ve demokratik” dünyanın, (etki olarak) bir dünya ordusu ve dünya hükümeti oluşturması ile suçlu gördükleri güçlerin - ki gerçek suçlu güçler bu “özgür” dünyanın güçlerinden başkası değil - bulunduğu ülkelere ve ülkelerin insanlarına savaş açma hakkı olarak kullanarak, daha fazla ölüm ve yıkım yaratılacaktır. Müslüman insanlar ile olası bir savaş da son olmayacak ve esas son için bir araç olacak – yine ayni güçlerin yönettiği, geriye kalan komünizm güçleri ile bir çatışma. Unutmayın ki, Illuminati her ülke, her “terörist” grup ve bu terörizme “karşı” olan her kuruluş içerisinde işlev görmektedir. Yalnızca, her “taraf” içerisinde temsilciye sahip olarak, Illuminati oyunu kontrol edebilir ve oyunun sonucunu başlamasından evvel bilebilir. Illuminati'nin İslam dünyasında yöneticileri var, tıpkı sözde “özgür dünya”da (yakında göreceğimiz gibi) olduğu gibi. Örneğin; Saddam Hüseyin, bilinçli bir Illuminati piyonunun - baba George ve oğul George Bush gibi - her özelliğine sahiptir. (bak...kitap: and the truth shall set you free)

Bu ayinci, duygusuz, sürüngen zihnin tahmin edilebilirliği, ABD felaketini takip eden haberler dünyasında çok rahat görülebilir.Bu tür durumlarda her zaman ne olduğuna bir göz atın ve göreceksiniz ki, plan hemen hemen her olayda hep aynidir. Olay gerçekleşmeden önce, başkasının cezasını çekecek, kurban edilecek avanak daima suçu üstlenmeye hazırlandırılmıştır. Böylece halkın düşünceleri ve zihni tehlikeli spekülasyonlar yaratmaktan uzaklaştırılmış ve önceden belirlenmiş bir hedefe yönlendirilmiş olur. Kennedy suikastinden sonra, bu hedef Lee Harvey Oswald idi; Oklahoma olayından sonra Timothy McVeigh; ve şimdi de karşımızda Osama Bin Laden.

Bin Laden, çok fazla yanlış bir yola sevk edilmiş olabileceği gibi, bu hafta olanlardan benim sorumlu olduğum kadar sorumludur. Başkan Kennedy ölmeden de ÖNCE, nasıl Lee Harvey Oswald'ın geçmiş bilgileri açığa çıkarılmışsa, şimdi de felaketin gerçekleşmesinden hemen sonra en kesin bir düzen ve ahenk ile Bin Laden ismi tanıtılmış durumda.

Elle tutulur bir şey değil de daha çok ağızla, bu adamın Afganistan dağlarından, muazzam büyüklükteki bu operasyonu gerçekleştirmiş “Dev Adam” olduğu fikri, normal zeka seviyesine sahip herkesle dalga geçmekten başka bir şey değil ve saçmalıktan ibarettir. (bak...Bin Laden ile görüşmüş gazeteci Robert Fisk'in makalesi) Burada, bir bomba paketinden veya zihni kontrol edilmiş herhangi bir fanatiğin bombalı arabasını Kudüs'teki bir restaurant içerisine sürmesinden bahsetmiyoruz. Dört ticari dev uçak ayni anda Amerikan hava boşluğunda Amerikan havaalanları üzerinden kaçırılmalı ve de yüksek derecede spesifik hedeflere 45 dakika içerisinde uçurulmalıdır. Bu nasıl olabilmişti? Çünkü içeriden yapılan bir işti, nedeni bu.. Amerika Birleşik Devletleri'nin içerisinden yönetilip yönlendirilmiş ve dünya boyunca bulunan Illuminati örümcek ağının diğer bölümleri ile birlikte A.B.D. “İstihbaratı”nın yüksek mertebeleri tarafından planlanmış bir işti.

Şimdi, emrine amade zihni kontrol edilmiş servete sahip bir ordu ile, zihnin programlanması ve onu aktif hale getirecek tetiğin çekilmesi ile, Illuminati bu insanlara herhangi bir şeyi yaptırabilir. Bu uçakları kaçırıp onları binalara doğru uçurmadan sorumlu olan kişiler, bilinçli zihinlerinde, inanmaya programlanmış oldukları “neden”e inanmışlardı. Ama gerçekte, onlar bu uçakları kaçırıp uçurmuyorlardı, onların programları bunu yapıyordu. Zihin kontrolü, şimdi o kadar ileri ki, böyle bir programlama neredeyse çocuk oyuncağıdır.

Tanrı aşkına, bu terör A.B.D. İstihbaratı'nın bir başarısızlığı değildi. Planı ortaya çıkarmakla yükümlü değildiler ve uçaklara silahlar sokmak, eğer sistemi kontrol edenlerden destek alıyorsan, düşünüldüğünden çok daha kolaydır. Duydum ki, bu bir başka “Pearl Harbor” olayı imiş, evet öyledir. ..And The Truth Shall Set You Free kitabında, diğer kitaplarda ve çalışmalarda okuyabilirsiniz ki Amerikan hükümeti Japonlar'ın Pearl Harbor'a saldıracağını önceden bilmekteydi, ve buna rağmen hiçbir önlem almadılar, hiçbir şey yapmadılar. Niçin ? Çünkü bunun olmasını spesifik bir neden için istiyorlardı – Başkan Roosevelt'in (Bush'lara kan bağından akraba olan) daha önce, -yalnızca seçilmek uğruna-, “Amerika bir savaşa karışmayacak” demesinin tam tersine, Amerika'nın 2. Dünya Savaşı'na girişini garanti altına almak için Pearl Harbor olayına gereksinim duyuyorlardı. Problem – reaksiyon – çözüm. – ve bu haftanın korkunç olaylarında da gerçekleşen aynen bu.

Saldırıların kötü sonuçlarından hemen sonra, “Suçu bin Laden'e atın” kampanyası, daha önceden hazırlanmış bir plan gibi, sunuldu. Cumhuriyetçi Senatör ve Illuminati yardakçısı, Orrin Hatch, örneğin, CNN'e, FBI'dan yüksek rütbeli bir bilgi aldığını ve bin Laden'in benzeri görülmemiş saldırıların arkasında olduğunu söyledi. FBI'da yapmış olduğu kısa toplantıya dayanaraktan, Hatch “Biraz bilgim var” dedi. “FBI'dakiler, bu olanların arkasında Osama bin Laden'in bulunabileceği ve bu dehşetlerin onun imzası olabileceği sonucuna vardılar”. Tamam, daha fazla devam etmene gerek yok Orrin, mesajı aldık ve sen de görevini yaptın.

Daha sonra, çok uygun bir şekilde, iki uçağın kaçırıldığı Boston havaalanı'nda bulunan şu kiralık arabanın hikayesi elimize ulaştı ki bu araba... evet... hazır olun... Kuran'ın bir kopyasını ve ticari uçakları nasıl uçuracağımızı gösteren bir kılavuz video kasetini içermekteydi!!! Periler ülkesinde miyim, harikalar diyarında mı ? Arabada, Bin Laden'den teröristlere görevlerinde şans ve başarı dileyen bir mektup bulduklarını iddia etmediklerine çok şaşırdım. Belki de bunu yarın “bulmayı” planlıyorlardır, ha? İnanılmaz bir saçmalık, tabii ki öyle, ama birçoğu buna inanacak. Ve, önümüzdeki günlerde ve haftalarda, “bin Laden bağlantısı”nın, daha birçok imal edilmiş “kanıt”larının, sistematik olarak ortaya çıkarıldığını göreceğiz.

Ve işte soru: Kim faydalanıyor ? Illuminati bir dünya hükümeti ve ordusu, bir dünya para birimi ve sistemi ile merkezi global finans diktatörlüğü ve kontrolü istiyor. Mikroçiplenmiş insanlar ve sürekli, her an her türden gözaltında bulunacak bir topluluk ve medeniyet istiyor. Ve kendilerini, korkmaya inandırılıp programlanmış oldukları şeylerden kurtarabilecek yetkililere gücünü ve sorumluluğunu veren korku dolu, yumuşak başlı, boyun eğen, köle gibi itaat ve hizmet eden bir insanlık istiyor.

Yeterince komik ve ilginç olaraktan, “Amerika'da gerçekleşmiş bu korkunç olaylardan kim faydalanıyor?” sorusunun yanıtı çok basit: Yukarıda sayılan isteklerini sunmak isteyen herhangi biri. 9-11 felaketi şu anlama gelir:

* Illuminati, şimdi, kendi propaganda makinesinin halkı suçlu olarak görmeye inandıracağı herhangi birine misilleme yapma ve ondan intikam alma mazeretini elinde bulunduruyor. Müslüman hedeflere karşılık yapılacak saldırılar,dünya üzerinde, özellikle de Orta ve Yakın Doğu'da muazzam tesirli anlaşmazlıklar, çarpışmalar, zıtlıklar ve karışıklıklar çıkarabilecek potansiyele sahiptir ve Illuminati'nin çekebileceği olası bir tetiktir. Bu olasılığın sonrasında, çarpışmaları ve anlaşmazlıkları artırıp genişleterek, Rusya ve Çin'in de karışmasını sağlayabilecek fırsatlar sayısız olabilecek derecede fazladır. Bir Üçüncü Dünya Savaşı, Illuminati planının bir parçasıdır ve şimdi yaşadığımız olaylar, domino taşları düştükçe, bunu gerçekleştirmeye yetecek yolu açabilir.

* Blair ve diğer “dünya liderleri”nden gelen “Amerika ile birleşmiş özgür dünya” deyimi, “terörizme karşı savaş”ı savaşmak için bir dünya ordusu ve polis gücü kurmak için bir araya gelmenin kodudur. Şimdiden, Bilderberg kontrolü altındaki NATO (beklemede olan dünya ordusu) bu tür bir destek için söz vermiş durumda ve toplu bilincin o kadar anlaşılabilecek bir şekilde beyni yıkanmış ki şu anda birçok insan, asılsız ve katı olarak kanıtlanmamış hedeflere karşılık yapılacak Amerikan ve NATO terörist saldırılarını, sırf terörizme karşı savaşmak adına, destekleme durumunda ve hevesindedir. Bu siyasetteki hayret verici çelişki, A.B.D. şehirlerindeki zulümleri takip eden, böğürmekte ve şiddetini artırmakta olan beyin yıkama sayesinde, kör olmuş çoğunluğun bakış açılarından kaybolacaktır.

* Böylesine dikkatlice hesaplanmış bir “intikam alma ve misilleme” planı sonucunda, anlaşmazlık ve çarpışmalar artarken ve kızışırken, askeri gücün merkezileşmesi için baskı ve Amerikan ile dünya nüfusunun gücünü teslim etmeye hevesliliği ve istekliliği, Illuminati propaganda makinesinin şeytani etkisi altına girmiş her ülkeye istenilen anda saldırı ve işgal yapabilecek bir dünya ordusu yapılanıp oluşana dek hızla artacaktır.

* İnsanlığın bütünsel zihni, özellikle de Amerikalı halkınki, şu anda anlaşılabilir bir şekilde derin bir travma altındadır. Bu insanlar, bütünsel bir travma-temelli zihin kontrolüne tabi tutulmuşlar ve bunun tesiri altına girmişlerdir ki herhangi bir zihin kontrol edicinin veya araştırmacısının size söyleyebileceği gibi, travma geçirmiş bir zihin, öneriye açık bir zihinle eş anlamdadır. Bu nedenle, travma sonrası atılacak olan adım, olayları istenilen modelde görüp algılamak için halkın beynini yıkayacak programlamadır.

* “Yeni Dünya Düzeni”nin, yani merkezi kontrole sahip faşist global devletin, karılaştığı ve karşılaşmakta olduğu en büyük engellerden biri de, birçok Amerikan insanın sahip olduğu ruhtur. Self-determinasyon (kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi hakkı) haklarının global askeri, politik ve ekonomik kontrole verildiği gerçeğiyle yüzleştikleri anda, birçoğu buna hiddetle karşı çıkacaktı. Ülkelerinin ve sistemlerinin getirdiği bütünsel emniyet, güven ve gurur anlayışı, muazzam büyük askeri ve ekonomik güçlerinin oluşturduğu temeller üzerine kurulmuştu. Bu, aslında, John Wayne mentalitesinin bütünsel bir versiyonu – “bize bulaşmayın, bizimle uğraşmayın – burası Amerika”.. Bu mentaliteden doğan şey, bir millet ve ülke olarak kendilerine duydukları bütünsel güvendir. Ve şimdi, hep beraber gördüğümüz gibi, kendi güven anlayışları, bu güçlü kimlikleri ve tek başına ayakta durabilecek kuvvete sahip oldukları inançları, yıkılıp yok olma tehlikesi altına girmiş bulunmaktadır.

* İlginç olan da, kaçırılan uçakların hedeflerinin, Amerika'nın güçlü kimliği ve güvenliğinin en büyük simgeleri olmasının –yani Pentagon; askeri kudretlerinin simgesi, ve Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kuleleri; ekonomik kudretlerinin simgesi – hiç bir şekilde tesadüf olmamasıdır. Bu, esas olarak Amerika'ya yapılmış bir saldırı değildir, Amerika'nın imajına ve hayaline yapılmış bir saldırının ta kendisidir. Ruhlarını ve inançlarını kır, “Amerikalı” olma ayrıcalıklı anlayışlarını kır,; Amerika'nın kendine olan güvenini kır; onları muazzam bir korku ve esaslı bir güvensizliğin içine bırak; ve Amerika'nın Illuminati global ve merkezi diktatörlüğü altına girmesine izin vermeyecek en büyük ve belirgin engeli aşmışsın demektir. Şimdi, bu bahsettiğimiz Amerikan ruhu, güçlü kimliğinin ve güvenliğinin sarsılması ile daha da fazla zedelenmiştir – tıpkı geçmişte Oklahoma olayında ve okullardaki silahlı saldırılarda olduğu gibi -. Ama, buna ek olarak da, her şey çarpıcı olarak artacaktır. Bu noktada, Amerikalıların bu oyunların bir kuklası olmayı reddetmeleri ve terörizmi kınayan yetkililerin ayni terörizmden sorumlu olduklarını fark etmeleri yaşamsaldır.

* Amerika'yı 1996'da ilk kez ziyaret ettiğimde, “Özgürlük Ülkesi”nin gerçekte nasıl kontrol altında bir topluluk olduğunu gördüğümde (hâlâ daha Kanada kadar kötü değil) sersemlemiştim. Şimdi, bu trajedinin arkasından, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeler, işgal ve saldırı tesiri altında gözaltında tutulabilecek kaleler olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, Amerikan insanının ağzından “Biri Bizi Gözetliyor” toplumunun hızlı genişlemesine karşılık tek bir aksi söz çıkmayacağı kesinlik kazanmıştır. Problem – Reaksiyon – Çözüm... “Teröristleri durdurmak” için insanların mikroçiplenmesi kampanyasının sunulmasını ilerleyen zamanda dikkatle izleyin lütfen.

* Bir ekonomik felaket, Illuminati'yi ve planını açığa çıkarıp üzerinde araştırma yapanlar tarafından, çok önceden tahmin edilmişti. Tek para birimine ve global ekonominin merkezi kontrolüne karşı çıkanlar engelini aşmak için, Illuminati'nin ihtiyacı olan şey şu anki sistemi yok edecek büyük bir küresel ekonomik çöküntü yaratmak ve çöküntünün üstesinden gelmek için tek yolun merkezi global kontrolden geçtiği düzmecesini insanlara kabul ettirmektir. Problem – Reaksiyon – Çözüm... Bu, saldırıların neden Amerika'nın ekonomik sisteminin kalbinde patlak verdiğinin bir başka sebebi ve göstergesidir – ve bu, ayni zamanda, niçin katliamdan günler önce global ekonomik durgunluğun dünya medyasında sıvalandığını açıklamaktadır. Şimdi, böyle bir çöküntüyü dilediklerince yaratmak için ellerinde bomboş bir kağıda sahiptirler ve yakında global ekonomik kuruluşların “ekonomik krize bir yanıt bulmak ve çare düzenlemek” için biraraya geldiklerini göreceğiz. Aslında, ülkelerin G7 toplantıları bu işlemi çoktan başlatmıştır.

Bu, yukarıda sayılanlar, New York ve Washington şehirlerindeki ölüm ve yıkımın, Illuminati planına sağladığı avantajlardan sadece bir kaçıdır – ki üstüne basa basa vurguluyorum, bu Amerikan felaketi, A.B.D. sınırları içerisindeki güçler tarafından bizzat düzenlenmiştir. Bu felaketlerden sorumlular ve onların kişilikleri, insan olmayan varlıklar tarafından sahiplenilmiştir ve birçok insanın bir ineğin ölümüne ve kesilip acı çekmesine duyduğu saygı ve acıma duygusu, bu sorumluların insan hayatına duyduğu saygı ve acıma duygusu ile eşdeğerdedir. Sürüngen zihni, gelişmemiş bir duygusal seviyeye sahiptir ve bundan dolayı da ne kadar korku ve ahlâksızlık içine batarsa batsın, bu durumun sürüngen zihninde hiç bir duygusal karşılığı yoktur. Bunun örneklerini görebilmek için, yalnızca, bu kadar muazzam acılarla dolu görüntüler sonrasında, duygusuz, belli başlı hareketlere dayalı, önceden yazılmış konuşmaları yapan George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'i izlemek yeterlidir. Ayni klasmana, Prenses Diana'nın cinayetinden sonra ekranlara yansıyan İngiltere Kraliçesi de girmektedir. Reagan, en azından profesyonel bir aktördü. Bush ve Blair bir okul müsamelesinde bile yer alamaz.

Acaba George W. Bush bu yok edici katliamların o gün gerçekleşeceğini biliyor muydu? Ne sanıyorsunuz ?? Peki ya Tony Blair? Ne sanıyorsunuz ?? Fakat, buna rağmen, onlar da, çok daha kuvvetli güçler tarafından kontrol edilmekte olan bu oyundaki piyonlardır ve de amaçlarına ulaştıktan ve rollerini oynadıktan sonra, onlar da katliamlara maruz kalanlar kadar kolay harcanabilecek şahıslardır. Kendi görüşümce; ben, “global terörizm” senaryosunu sağlamlaştırmak maksadı ile Bush'un veya Blair'e çok yakın birinin kurban edilmesine, bir saniyeliğine bile şaşırmam. Ve, muhakkak ki, eğer Bush giderse, yeni başkan seri katil Dick Cheney olacaktır. (bknz.."The Biggest Secret"). Bulunduğumuz noktada, kazıklar çok derine saplanacaktır, çünkü global faşizme geçiş için son darbe, son itiş başlamıştır.

Dünya artık eskisi gibi olmayacak, bu doğru, fakat her tehlike içerisinde bir fırsat vardır. Ve savaşı değil barışı, ‘birkaçın diktatörlüğünü' değil ‘herkes için özgürlüğü' arayan bizler, bu büyük çoğunluk... şimdi yapmamız gereken şey aynanın karşısına geçip kendimize bakmak ve bu delilerin tımarhanelerini yaratmalarını nasıl durduracağımızı kendimize sormak.

Şikayet etmek artık yeterli değil. Kaçmak da artık bir seçenek değil, çünkü yakında kaçabilecek hiç bir yer kalmayacak. Zaman, bazı kıçları bazı sandalyelerden kaldırma ve oturup onları boklarını yemeyi durdurma zamanıdır. Medyadaki telefon katılımlarını bombardımana tutup başka bir gerçeklik versiyonu sunma şansını elde edebilir ve ne zaman sizi hattan koparırlarsa, tekrar tekrar bağlanabilirsiniz; herkese, gerçekte ne olduğunu görebilmelerini sağlayan yeni bir bakış açısına hangi kaynaklardan ulaşabileceklerini söyleyebilirsiniz; bu veya diğer konulardaki makaleleri bildiğiniz herkese e-mail, fax, posta aracılığı ile yollayabilirsiniz; özgürlükler tehdit edildiği anda faşist devlete karşı BARIŞCIL protestolar organize edebilirsiniz; insanları belirli toplantılarla biraraya getirebilir ve medyanın size sunmayacağı bilgiyi tartışma ve özümseme imkanı yaratabilirsiniz; KORKULARINIZI KAYBEDİN VE BU KÜSTAH DİKTATÖRLÜĞÜN YÜZÜNE KARŞI TAHAMMÜLSÜZ OLUN. UNUTMAYIN; BU DİKTATÖRLÜK YALNIZCA ONDAN KORKTUĞUMUZDA VE ONUN TARAFINDAN YILDIRILDIĞIMIZDA KURTULUP YAŞAYABİLİR.

Eğer yalnızca, ilk olarak, hayatımızı bu yönde adamaya, mükemmel bir kararlılıkla, karar verirsek ve hiç bir yıldırma ve göz korkutma seviyesi ve sonuçlarından etkilenmeyip o muazzam kararlılığımızı kırmazsak, yapılabilecek çok ama çok şey vardır.

Tıbbi olarak, Dimethyltryptamine adlı uyuşturucu ilacı alanların halüsinasyon esnasında sürüngen-insan karışımı yaratıklar gördükleri rapor edilmiştir.

İlk Videoya dikkat Kadın Videonun Ortalarında yılan gibi tıslıyo

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

Videoyu izlemek için tıklayınız

bu videolar sadece birkaçı hadi fake desek hepsi mi fake?? yada yalan olur?? bu insanların hepsi mi salak ta böyle şeylerle uğraşıyorlar???

Reptilianlar konusundaki en önemli özellik değişimin ilk olarak gözlerden başlaması.

Bush videosunda 4. saniyede gözlerdeki deformasyon doruğa çıkarken, 0.35'te kısa bir an için gözlerini kapatması ve ardından duyulan 'click' sesiyle sol gözünde küçük bir ışık oluşması ve kameranın o anda Bush'u görüntüden çıkarması ilginç.

Diğer videolara karşı oluşan en büyük argüman görünen görüntülerin şüpheciler ve komplocular tarafından abartıldığı, bunların yalnızca birer görüntü hatası olduğu yönünde.
Kimileri bazı videolarda görülen gözbebeğinin sürüngen gözü şeklini almasının bir çeşit ışık oyunu olduğunu söylerken buna karşı en büyük argüman hiç bir ışık oyununun bu denli net, stabil ve uzun olamayacağı. Savunma göz bebeklerinin hareket etmesinde dahi -eğer bu bir ışıksa- açının değişmesi gerektiğini ve yanılgının kaybolması gerektiği yönünde. Pek çok kişi aynı olayı Cnn, Fox gibi global yayın kanallarında gözlemlediğini ve basitçe açıp izlememizi söylüyor.

Bazı videolarda kısa bir an için görülen kararmış ve yukarı bakan gözler için yaygın savunma görüntü hatası olduğu. Canlı yayın bile olsa görüntünün televizyonlarımıza gelene kadar pek çok işlemden geçtiği bu yüzden son kullanıcıya ulaştığında bazı bozulmaların olabileceği yönünde. Konunun savunucuları ise hiçbir görüntü bozulmasının tesadüfi bir şekilde hep gözlerde olabileceğine hem de farklı zamanlarda farklı kişiler üzerinde aynı fenomenin gerçekleşebileceğine, bozulmanın kelime anlamına tamamen ters bir şekilde ortaya çıkan yeni görüntünün bu kadar düzgün ve belirgin olmasının tesadüften öte olduğunu söylüyorlar.

Bir de ekranda giderek bozulmaya başlayan insanlar var. Küçük birer görüntü hatası gibi başlayan bozulma giderek şiddetlenerek bir zaman sonra ekranda kişinin tanınmaz bir hale gelmesine neden oluyor. Bunun için savunma yine görüntünün son kullanıcıya ulaşırken geçirdiği evreler yüzünde bozulmaya uğradığı yönünde. Konuyu savunanlar ise insanların dikkatini bu bozulmaların eğer elde olmayan rastgele bir hataysa neden hep ekrandaki şahıs üzerinde gerçekleştiğini soruyorlar. Pek çok örnekte görülen bozulmanın ekranın rastgele bir köşesinde değil de kişinin özellikle yüz bölgesinde meydana gelmesini sayısız örnekte bunun aynı şekilde gerçekleşmesinin tesadüfi bir hata olma olasılığını düşürdüğünü, kamerayı etkilen insan gözünün göremediği bir çeşit enerji alışverişi olduğunu öne sürüyorlar. Ekrandaki tek hareketli bölge olan kişinin, sıradan hareketleri sonucu olarak devamlı yenilenmesi, ekrandaki tek hareketli piksel olduğu için görüntünün sabit bir objede meydana gelen bir bozulmasının aksine daha sık tazelenebilmesi gerekirken tam tersine hareketli bölgede meydana gelen aşırı bozulmanın kamerayı etkileyen bir çeşit enerji alanı olduğunu söylüyorlar.

Herşeyi de geçtim bu 1 Dolar üstünde ki göz nedir?İnsan gözü değil sürüngen gözüne çok benziyor ve bu göz Herşeyi gören göz olarak tanımlanıyor ???

< Resime gitmek için tıklayın >

< Resime gitmek için tıklayın >
K
16 yıl
Çalışana-İşçiye Köle Yasası geliyor Patronlar göbek atsın:(
Yeni düzenleme şirketler arası köle işçiler devrini başlatacak..14 Haziran 2010 / 10:11

GÖZE ÇARPANLAR

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile işsizliğe çare diye sunulan tekliflerin hepsi çalışanların mevcut haklarında geriye gidişler getirdiği gibi yasalaşırşa işçiler kiralanıp, satılabilecek, yani kölelik düşünülüyor.

Geçtiğimiz salı günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda (EKK) görüşülen “Taslakta işsizliğe uzun vadeli çözüm öngörülüyor” başlığı altında duyurulan Taslakta, işsizliğe çare diye düşünülen ve öne sürülen düzenlemeler sırasıyla

1- Esnek çalışanların oranının yüzde 3.6’dan yüzde 18.8’e yükseltilmesi,
2- Kıdemtazminatının yeniden düzenlenmesi,
3- Özel istihdam bürolarının kurulması,
4- Bölgesel asgari ücret getirilmesi, “değerlendirilecek konular” başlığıyla yer
alıyor.

Gelin isterseniz ne getirmek istediklerini kısaca açıklamaya çalışayım. Esnek
çalışmanın özü şu, işçiye, dinlendiği, bir işten bir işe geçerken geçen zaman için para vermemektir. Ancak, işçinin de kendi emrettiği zamanlarda işe gelmesini ve işçinin başka işverenlere gitmemesini de istemektir. Yani canımisterse geleceksin ama ben sana canımın istediği kadar para vereceğimsen de sesini çıkarmayacaksın demektir.

İŞÇİNİN GİDERLERİ ESNEMİYOR

Esnek çalışmamodelinde işçilerin gelirleri azalırken, işverenlerin giderleri düşmektedir. Ancak, ne hikmetse geliri düşen esnek çalışan işçinin giderleri esnememektedir. Kira ödediği ev sahibine “ben gündüz evde yokum, akşamları yatmaya geliyorum yarım kira vereyim” diyemediği gibi ulaşım ücretleri ikiye katlanmaktadır. Esnek çalışmada işçi ve “zaman” üzerinde işverene hâkimiyet olanağı vardır. Öte yandan işverenler patronlar esnek çalışma diyerek, atipik çalışma modellerinin yaygınlaştırılmasını da istemektedirler. Belirli süreli iş akitleri, part-time çalışma, çağrı üzerine çalışma, ödünç işçilik vb. normal işçi-işveren ilişkisi gibi bir de taşeronlaştırma ile işlerin firma dışına taşınarak örgütlenmelerinin önüne geçmek de amaçlarından birisidir. Esnek çalışmamodelleri, işgücü maliyetlerini gidererek işçinin ücretini, fiilen çalıştığı saatler için yapılan ödemelere yaklaştırmakta, fazla mesai, ikramiye, prim gibi ödemeleri ortadan kaldırdığı gibi belirli durumlarda potansiyel işgücü maliyetlerini -ihbar ve kıdem tazminatlarını ortadan kaldırmakta, iş güvencesi hükümlerini etkisiz kılmaktadır.

ESNEK ÇALIŞMA MODELİ DEMEK...

1- Örgütsüz işçi demek
2- Taşaronlaşma demek
3- Kıdem tazminatı yok demek.

Kıdem tazminatının düzenlenmesi

Taslakta kıdem tazminatının yeniden düzenlenmesinden maksat, büyük
işverenler dediğimiz çok sayıda işçi çalıştıran işverenler kıdem tazminatının ya kaldırılmasını ya da her yıl için bir haftalık para ödenmesini istemektedirler. Küçük işverenler ise aynı düşünceyi paylaşmakla birlikte, bu olmazsa “Kıdem Tazminatı Fonu” kurulmasını talep ediyorlar. Bu konuda geçen hafta sonu Denizli’de DESİAD ve Pamukkale Üniversitesi’nin çalışkan (ÇEKO) bölüm başkanı Oğu Karadeniz’in birlikte düzenledikleri panelde konuşmacıydım. Panelde ilk defa yapılan saha araştırması ve kıdem tazminatı konusunda detaylı araştırmaları önümüzdeki günlerde yayınlayacağım.

Özel istihdam bürolarının kurulması

Taslağın en can alıcı noktası ise, iki kere yasalaştırma denemesi yapan AK Parti bunu başaramadı ama- işçilerin mal haline getirileceği ve alınıp-satılabileceği bu sistem tamamen “kölelik” demektir. Bakın, Özel İstihdam Büroları (ÖİB) aracılığıyla işçi kiralamak için hükümet ile birlikte nasıl yoğun çaba sarfediyorlar. Bir fırsatını bulsak da ÖİB’lerin işverenlere işçi kiralamasını uygulamaya sokabilsek peşindeler. Çünkü, ÖİB aracılığıyla işçi alırlarsa, iş ile işçi arasına ÖİB girecek, işveren ile işçi arasına ÖİB girecek ve dikensiz gül bahçesi, çöpsüz üzüm olacak. Sendika yok, toplu sözleşme yok, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı yok.
----------------------------------------------------------------------------
Özel Sektör ve İşverenler bi taraflarına kına yaksınlar göbek atsınlar.Artık 2.Çine Hoş geldiniz
K
17 yıl
Gigabyte EP45C-DS3 Anakartta Sorun nerede??
bilgisayarı 2 gün önce yükselttim.Pcyi açtığımda görüntü gelmiyor ancak reset atınca geliyor sistemimin özellikleri:
Ana Kart: Gigabyte EP45C-DS3 Bios Update yapıldı F5 oldu
İşlemci:iNTEL Core 2 Quad Q9550
Ekran Kartı:Zotac GTX 260
Rem: 2x 2GB OCZ PLATİNUM XTC DDR2 1066MHZ
PSU:Seasonic 650Watt
lütfen yardım bu sorunu çözemedim acaba sorun remlein voltajından olabilir mi? bu ramlere ekstra voltaj mı vermem gerekir bios ta 1.800V olarak görünüyor remlerin voltajı
K
18 yıl
İş Verenlerin hoşuna ve cebine hoş gelecek yeni bir sistem :(((((((((((
Tuvalette bile rahat yok !

"Yok artık bu kadar da değil" demeyin çünkü birazdan okuyacaklarınız tamamen gerçek...
16 Mart 2009 / 15:15
Güvenlik kontrol sistemlerine bir yenisi daha eklendi. Türkiye'deki çok sayıda şirketin müşterisi olduğu Perkotek adlı firma, “Tuvalet takip Sistemi” satmaya başladı.

Firma, şirket yöneticilerine “üçün,beşin hesabını yapın” diyerek, çalışanların tuvalette fazla vakit geçirdiğini formüle etti.

Tuvalet takip sistemini başlayan firma, kapılara kart okuyucu ya da parmak izi okuyucu terminali takıyor. Böylece personelin kaç defa ve ne kadar süreyle tuvalete gittiği takip edilebiliyor.

GÜNDE 3 KEZ EN FAZLA 5 DAKİKA

İsteme göre çalışanların tuvalete giriş sayısı 3, süresi de 5 dakika ile sınırlandırılabiliyor. Firma tuvalet sayısının kısıtlandırılmasını şöyle anlatıyor.

Her personel günde 20 dakika ekstra olarak TUVALETte vakit harcıyor diyelim.
20 x 100 = 2.000 dakika ( bir günde kaybedilen zaman )
22 iş günü ile çarpalım
22 x 2.000 = 44.000 dakika
Saate çevirirsek 733 saat yapar
Ortalama personellerin saatlik ücretinin 3 YTL olduğunu varsayalım.
733 x 3 TL = 2.199 YTL
Hesap ortada ; aylık 2.199 YTL işçilerin hakları olmadan sizden aldıkları zamanın para olarak size geri dönüşümü.
----------------------------------------------------------------------------------
iş vereni koruyan ve kollayan şahıslara duyurulur umarım daha ilerisi içinde çok parlak fikirleri desteklerler
K
18 yıl
Müjdeler Olsun yeni Vergimiz ortaya çıkıyor: Metro Vergisi :P
Metro ‘şerefine’ vergi !
Kadir Topbaş, İstanbullulara yeni bir vergi geleceğini açıkladı..
30 Ocak 2009 / 11:55
HABER3.COM

İstanbullulara yeni bir vergi geliyor. Taksim-4.Levent metrosunun geçtiği yerlerdeki taşınmazlara şerefiye adı altında ek vergi geliyor..

Seçim çalışmalarına başlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yeni vergiyi ilk kez açıklayan isim oldu.

Metronun geçtiği yerlerdeki taşınmazların değerinin arttığını belirten Topbaş, buralarda yerel yönetimlerin aldığı bir tür taşınmaz vergisi olarak adlandırılan “şerefiye” bedelinin alınması için yasal düzenleme yapılabileceği mesajını verdi.

Topbaş, stanbul’un raylı sistemindeki gelişimi ise şöyle anlattı:

“Mevcut raylı sistemi % 65 artırarak 72. 8 kilometreye çıkardık. Günlük yolcu sayısı l milyon 9 bine çıktı. Bugün açılacak Şişhane-Levent hattı ile günlük yolcu sayısı l milyon 300 bine çıkacak.

Şu anda 54. 4 kilometrelik raylı sistem inşaatımız devam ediyor. 45 kilometrelik yer ihale aşamasında. Hedefimiz 2023 yılında 618 kilometreye çıkmak. 2012 yılında raylı sistemi 7 milyon kişi kullanacak”
------------------------------------------------------
bu Olay gerçekleşirse ki büyük ihtimal olacak bu Ankaraya da sıçrar
K
18 yıl
Önemli! Türkiye mobbing ile tanışıyor iş yerinde işçiye Psikolojik Baskıyı suç sayma?
İşyerlerindeki düzen baştan yapılandırılıyor. Türkiye mobbing ile tanışıyor. Peki nedir bu "mobbing" ?

27 Aralık 2008 / 08:51

İşverene ‘işyerinde psikolojik tacizi engelleme yükümlülüğü’ getiren Borçlar Kanunu Tasarısı böyle yasalaşırsa Türkiye ‘mobbing’ kavramıyla tanışacak ve bu konuda hem dava açmak kolaylaşacak hem açılan tazminat davalarından kolay sonuç alınacak

TBMM Adalet Komisyonu’nun, Borçlar Kanunu Tasarısı’nda, işverene psikolojik tacizi (mobbing) engelleme yükümlülüğü getirmesi, bu konuda açılan davalarda yargının işini kolaylaştıracak. İşten ayrılmaya zorlanan ve güç koşullarda çalışanlar, işyerinden sadece bu nedenle tazminat alabilecek. Borçlar Kanunu Tasarısı’nın bu haliyle yasalaşması durumunda, mobbing kavramı ilk kez Türk hukukuna girmiş olacak.

Mobbing nedeniyle ABD ve AB’de açılan davaların kamuoyuna yansımasının ardından, çok sayıda çalışan yargıya başvurdu. Ancak mevzuatta kavramın yer almaması, yargıyı karar almakta zorladı.

Buna rağmen Ankara’da bir süre önce bu alanda ilk kez işveren aleyhine karar çıktı. Bir meslek odasında eski yönetimin işe aldığı sekreter, yeni yönetim tarafından mobbing uygulandığını belirterek iş mahkemesine başvurdu.

İlk tazminat kararı

Sekreter, işe bir dakika geç kaldığında bile azar işittiğini, telefonla konuştuğu için azarlandığını, eski yönetime haber sızdırmakla suçlandığını belirterek, tazminat talebinde bulundu ve yeni yönetimin tazminat ödemeden işine son vermeyi amaçladığını savundu.

Ankara İş Mahkemesi, odayı bin YTL tazminata mahkum etti. Kararda, amirlerinin sekretere, uzaktan yüksek sesle bağırarak iş yapmasını söyledikleri, “Sen bu işi beceremiyorsun” gibi sözlü saldırıda bulundukları, kalabalıkta küçük düşürdükleri belirtildi. İşverenin davranışları için “İşçiyi yıldırmaya, psikolojik baskıyla işten ayrılmasını sağlamaya yönelik hareketler” denilen kararı Yargıtay da onadı.

Bu davanın aksine, mobbing kavramının mevzuatta yer almaması nedeniyle mahkemeler benzer davaları reddedebiliyor.

Son olarak yine Ankara’da hamile kalan satış görevlisini işten ayrılmaya zorlamak için, önce 4 ayrı mağazada görevlendiren, sonra da başka bir ildeki mağazaya atayan firma aleyhine açılan dava reddedildi.

Dava kolaylaştıracak

İş hukuku uzmanı Avukat Oya Aydın, mobbing kavramının mevzuata ilk kez girecek olmasını şöyle değerlendirdi:

“Mobbing, Türkiye’de daha çok işverenin, işçinin kendiliğinden işten ayrılmasını sağlamak için başvurduğu yöntemler olarak görülüyor. Ancak saygı kurallarını aşan yaklaşımlar, kişisel kötü muamele de bu kavram içinde değerlendirilmeli. Mevzuata bu kavramın girmesi çok olumlu. Bu kavrama dayanarak talepte bulunmamızı kolaylaştıracak.

Hamile kadınlara, sendikal örgütlenme yapabilecek çalışanlara ve özellikle eşcinsellere psikolojik baskı sıkça uygulanıyor.”

Mobbing kavramının tasarıya girmesini sağlayan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP’li Ahmet İyimaya da şunları söyledi:

“Kavram, Türkiye’de doğrudan bir hukuka aykırılık kriteri olarak ilk kez düzenleniyor. Bunun İş Kanunu’nda düzenlenmesi lazım ama Borçlar Kanunu’nda yer alması da çalışan için güvence olacak. Artık onur değerlerine aykırılık da tazminat nedeni sayılacak. Delil serbestisi ilkesine göre, herhangi bir tazminat nedeni nasıl saptanıyorsa, burada da aynı kanıtlar sunulabilecek.”

‘Onur değerleri’

İyimaya’nın önergesine göre, işveren, işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle, işyerinde dürüstlük kurallarına uygun bir ortamı sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların da daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak. Psikolojik taciz, kişilik değerlerine aykırı davranış sayılacak.

Mobbing nedir?

Latince bir kavram olan “mobbing”, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına gelir. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır.

Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelmiştir.

‘Mobbing’in belirtileri

“İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)” kitabının yazarı Pınar Tınaz, mobbing’in belirtilerini şöyle anlatıyor:

DAVRANIŞSAL BELİRTİLER

Kendisine yetenek ve becerilerinin çok altında veya uzmanlık alanına girmeyen işler verilir.

İşle ilgili tüm önerileri reddedilir.

Geliş gidiş saatleri, telefon konuşmaları, çay kahve molaları ayrıntılı olarak kontrol edilir.

Sürekli eleştirilir veya küçümsenir.

Kişi, işle ilgili önemli gelişme ve haberlerin dışında bırakılır.

Kişinin arkasından çeşitli söylentiler çıkartılır.

FİZYOLOJİK BELİRTİLER

Sıkıntı, panik atak, depresyon, yarım baş ağrısı, baş dönmesi. Hafıza kaybı, dikkati toplayamama ve uykusuzluk.

Kaşıntı, kızarma, pullanma, döküntü. Göz kararması, görmede bulanıklık.

Boyun kasları ve sırtta ağrı.

Hızlı ve düzensiz çarpıntı, kalp krizi. Nefessiz kalma, nefes alamama.

Yanma, ekşime, hazım zorluğu gibi mide rahatsızlıkları.

Organizmanın savunma yapılarında zayıflama, hastalıklara çok çabuk yakalanabilme.

Titreme, terleme, bacaklarda halsizlik, kas ağrıları.

Dünya suç sayıyor

İsveç’te mobbing, 1994’ten beri İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı yasası kapsamında suç sayılıyor.

Finlandiya’da 2000’ den beri psikolojik şiddet suçu sayılıyor.

Almanya’da mobbing’in engellenememesi, işçilere yürürlükte olan toplu sözleşmeyi iptal hakkı veriyor.

Fransa’da bir yıl hapis ve 15 bin euro para cezası var.

ABD’de psikolojik taciz birçok eyalet yasasında fiziksel tacizle birlikte “işyerinde şiddet” kapsamında değerlendirilirken pratikte ancak cinsiyet, ırk ve din ayrımcılığı gibi konularla ilişkili olduğu durumlarda mobbing’in cezalandırıldığı belirtiliyor.

Japonya’da mobbing mağdurları için sendika tarafından kurulan danışma hattı, sadece 1996’da haziran ve ekim ayları arasında 1700 işçiye hizmet verdi.
----------------------------------------------------------------------------------------
yani anlayacağınız ustanın-iş verenin-müdürün vbnin işçiye-kalfaya-yeni elemana-çalışanına yaptığı her türlü baskı suç sayılacak tabii bunda da üstüne düşen düşmeyen olacak ama sonuçta bu olayların suç sayılması Hukuk tarafından resmen tanınmış olacak
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.