K

Çavuş
16 Nisan 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
6 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
K
18 yıl
Antalyalı Arkadaşlar harekete geçiyoruz
Arkadaşlar bu sabah Antalya Tuketıcı Derneği ile görüştüm.Adsl kullanıcıların sabit telefon kullanma zorunluluğu hakkında hukuki işlem yapmayı düşünüyolar.Daha önce bu forumda Kocaeli İl Hakem kurulunun bu konu hakkında karar aldığını okumuştum.Eğer sizde dernekle görüşür görüşlerinizi aktarırsanız sanıyorum bu konuda bir şeyler yapabiliriz.

TUKETICILER BIRLIGI ANTALYA SUBESI
Elmalı Mah. 7. Sk. Zaman İş Hanı No 18 Kat 5 Daire 46 ANTALYA
Tel 0242 . 248 59 60
Faks 0242 . 248 01 53
E-Posta antalya@tuketiciler.org
K
18 yıl
Daihatsu Applause-Lada Samara Kararsız kaldım yardım edin
Arkadaslar 3000-3500 lıraya bir araba almayı planlıyorum.Araştırdım en uygun olanlar lada samara ile daihatsu sizce hangisi veya kuş serisi dısında bu fiyata uygun ne araba bulabilirim
K
19 yıl
18 mart şerefine nefis bir ÇANAKKALE SAVAŞI yazısı ve şiiri
ARKADAŞLAR NEFİS BİR ÇANAKKALE YAZISI.

Bir daha kara bir bayrakla gelemeyeecekler buraya!!!!!!


Çanakkale Savaşları üstüne onlarca komutanın ayrıntılı hatıraları elli yıldır önümüzde dururken, Çanakkale üzerine bir film ve bir tiyatro yapılmayışı, utancımızdır. Tarihimizin en eşsiz sayfasını oluşturan 57. Alay'ın isminin tek bir sokak ve caddeye verilmeyişi de ayrı bir utanç.

Kvai Köprüsü ve benzer II. Dünya filmlerini bin defa seyreden gençlerimiz, dünya tarihinin en eşitsiz ve en eşsiz Çanakkale Savaşı'nı kulaktan dolma bilgilerle geçiştirir. Oysa hepimiz bu savaşı avcumuzun içi gibi bilmeliyiz. Bu trajedilerin en büyüğünü dönüp dönüp anlatmak, vatan ve insanlık görevidir.

Avcumuzun içi gibi. Sol elimiz, Gelibolu olsun. Sol avuç ayamızı açalım. Serçe parmağımız kıyısı Saroz Körfezi'ne açılan Arıburnu olsun. Başparmağımız Çanakkale Boğazı. Avucumuzun ortasında büyük çizgiler, dereler, Arıburnu'na dökülen, Ağıl deresi, Çatlak Deresi, Sazlı dere. Başparmağımızın en yüksek yeri Kocaçimen. Onun altı, dik bayır Conkbayırı, onun da altı Şahinsırtı tepesi. Bileğinizde nabzın attığı yer Anafartalar olsun. Avcunuzun içindeki tepelerin, yerlerin isimleri yoktu, savaş sırasında haritalar çıkartılırken verildi: Süngübayırı, Topçutepesi, Kanlısırt.. Korkuderesi, Domuzderesi, Kemalyeri.. Ve parmakuçlarınızdaki sahil Seddülbahir, Gelibolu'nun tam ucu. Parmakaralarında Azmak deresi, Kozlar çayırı, Suvak kuyusu..

Bu küçük bir avuç harita üstünde tam 950 bin kişi savaştı. Bu arazi, tamamen fundalık, çalılık, engebeli, çukurlarla dolu. Değil savaşmak yürümek mümkün değil. Düşman komutanları hatıralarında, 'Haritasız, barış zamanında dahi yürünemez. Karmakarışık, çapraşık, çukurlarla, tehlikelerle dolu, dikenli otlarla kaplı' diye yazmakta!

Kara savaşları 25 Nisan 1915'te başladı, tam sekiz ay sürdü. Savaşın ilk dört günü verilen muharebelerin şiddeti tüm sekiz aya bedel. Düşmanı ilk karşılayan 27. Alay'ın komutanı Şefik Aker'dir, ardından 57. Alay'dır, komutanı Mustafa Kemal'dir, sol yanına takviye gelen alayın adı ise 77. Alay'dır.

Sekiz ay boyunca onlarca alayımız, fırkamız, komutanımız kahramanca savaştı, herbirini anlatmak kitaplar doldurur, bu üç alayımızın özelliği, düşmanı ilk karşılamaları ve durdurmaları!

Bir manga dokuz kişiden oluşur. Dokuz manga bir takım demek... Bir bölük, üç takımdan oluşur. Düşmanın ilk çıkartması dörtbin askerdir, bu dörtbin askere karşı önce, sadece iki takım asker savaşmıştır. Yani arkadan 27. Alay gelene kadar otuz-kırk kişi düşmanı oyaladı... Dörtbin kişiye karşı otuz kişi... Tarih kitapları bu birkaç manga askerin kahramanlığını ayrıntılarıyla yazmakta. Mesela bir çavuşumuz, omuzundan vuruldu, devam etti, diğer omzundan vuruldu, yine devam etti, bir bacağından vuruldu, yine devam etti...

Savaşın stratejisi basittir, Arıburnu'na gelen dünyanın gelmiş geçmiş en büyük en kalabalık zırhlı gemileri, önce Şahin Sırtı'na, hemen üstüne Conkbayırı'na tırmanıp, sonra, boğaza hakim tepe Kocaçimen'i ele geçirince, Çanakkale'den düşman gemileri rahatlıkla geçebilecek.

Ancak, düşmanın hangi sahilden çıkartma yapacağı, komutanlar arasında bugüne kadar süren tartışmalar yarattı. Düşman, Gelibolu'nun ucu Seddülbahir'den de çıkabilir, Arıburnu'ndan da, göstermelik olarak Anadolu kıyısına asker çıkarabilir! Bu tereddüt düşmanın sahile çıkar çıkmaz vurulması hazırlığını karıştırmıştır!

Her alayımızda sadece bir makinelitüfek takımı var ve bu makinelitüfeklerin geri çevirme mekanizmaları yoktu. İlk günlerde düşman öndeyken sakıncası yoktu, ama sonraki günler bu makinelitüfekler işe yaramadı. Askerlerimizin sırt çantaları bu çukurlarla dolu arazide çok yük olmuştur. Yemekleri, kazma kürek takımı dışındaki yükleri atılınca askerler hafifleyip, yükten kurtulmanın sevinciyle bayram yapmakta. Çünkü bu arazide yürümek, savaştan daha yorucu!

19. yüzyılda tüm dünyayı sömürgeleştirip, uçsuz bucaksız köle ve maden kaynaklarına ulaşan İngilizler, dünyanın en büyük savaş gemilerine sahip. Açıkta demirlemiş yüzlerce gemi, laz askerler, kıyıda henüz savaştan habersiz horon tepmekte... Okumuş, bilgili, genç teğmen, askerlere, 'Düşman açıkta, siz burada horon tepiyorsunuz', der, 'O gemiler asker dolu, hepsinde azrail gibi toplar var', der. Laz asker: 'Korkma komutanım, Allah'tan büyük değiller ya' diye cevap verir.

Bu inanılmaz toplara, yüksekten keşif yapan balonlara, bomba atan ve yine keşif yapan yüzlerce teyyaresine karşılık, Türklerin bir topçu cephanesi fabrikası yoktu. İstanbul'da Yüzbaşı Piepen topçu cephanesi fabrikası kurulmuştu. Ama hikaye. Yirmi toptan ancak biri patlıyor. Yine de komutanlar, boş mermileri manevra topu gibi atıyor, askerlere psikolojik destek için. Piyadeler, 'topçular bizi destekliyor' sansın diye. Topların boş seslerini kullanıyor. Bugün dahi komutanlar, arkalarına topçu desteği alamadıklarını kahırla anlatıyor. Elimizde Bulgar cephanesinden kaptığımız birkaç top!

Bir de komutanların hatıralarında naklettiği, hepsi bir alem, Fatih zamanından kalma toplar. Şimdi Avustralya'da Gelibolu müzesindeki bir topun hikayesi ilginçtir. Bu bilgileri komutanlarımızın hatıralarından aldılar. 'Ey ziyaretçi, önünden geçmekte olduğun top, Türkler'in 1. Dünya Savaşı'nda ne kadar zaruret içinde olduğunu gösterir. Çünkü bu topu Türkler, Kafkasya cephesinden Süveyş'e sürmüş, Süveyş'ten Çanakkale'ye, biz de bu topu Çanakkale'den Avustralya'ya getirdik!'...

Üstelik, yine komutan hatıralarında, bu topun da arızalı olduğu söylenir. İngilizler Arıburnu'na yaptıkları çıkarmayı yıllar boyu milli bir bayram gibi 'andılar'.. İngiliz komutanlar hatıralarında askerlerine 'kahramanlık' payını bol keseden biçti... Mesela bir İngiliz komutan, 'O gün Conkbayırı tepesindeki makinelitüfeği ele geçirdik', diye yazıyor. Bizim komutanlarımız, bu hatıraları okuyunca, hatıralarını yeniden yazmaya başlıyor: 'Ele geçirdikleri o makinelitüfeği iki saat sonra ellerinden aldığımızı neden yazmıyorlar' diye...

Daha ilk gün, düşman, Arıburnu'ndan karaya çıkınca, hemen harekete geçen düşmanı göğüs göğüse karşılayan 27. Alay'ın komutanı Şefik Aker'dir. Ardından ona yetişmeye çalışan 57. Alay'ın komutanı Mustafa Kemal'dir. Hem Şefik Aker, hem Mustafa Kemal, komutanları Enver Paşa ve Limon Von Sanders tarafından eleştirildi. Oysa hem Şefik Aker, hem Mustafa Kemal, silahsız, bombasız, topsuz, alayına sürekli cesaret ve yiğitlik telkin ederek, onları, çıplak bir boğazlamaya sürüklemekte, eşsiz nutuklar atmakta. Türk tarihine geçen: 'Size ölmeyi emrediyorum, sizler ölürken arkadan birliklerinizin yetişmesi için zaman kazanacaksınız' nutku, 57. Alay'a söylenmiştir. Avustralya Gelibolu müzesinde sergilenen bir sancağımızın önünde şu bilgiler var: 'Ey ziyaretçi, önünden geçmekte olduğun sancak, dünya müzelerinin en nadir eseridir. Gelibolu'dan getirilmiştir. Son askerin altında cansız yattığı bir ağaç dalında asılı bulunmuştur!'

Mermileri bittikten sonra elleriyle ve süngüleriyle gırtlak gırtlağa savaşan bu alayımızın tümü şehit olmuştur..

Şefik Aker Paşa, Cemil Conk Paşa, Fahrettin Altay Paşa, Selahattin Adil Paşa ve Mustafa Kemal gibi daha nicelerinin hatıralarında Şahin Sırtı, Conkbayırı ve Kocaçimen muharebelerinde bu alaylarımızın kahramanlığı ayrıntılarıyla ve çok dokunaklı işlenir!

Topu, tüfeği, mermisi kalmayan, arkadan takviye alması imkansız, süngüsüyle düşman üzerine çullanmaktan başka hiçbir şansı kalmayan kahraman Şefik Aker ve Mustafa Kemal'in çaresizlikle askerlerine sabah akşam nutuk çekmesi... Onlara yalınkılıç, yumruk yumruğa kavgadan başka şansları olmadığını anlatması... Türk milletini... Fakru zaruretleri... Anadolu'yu... Yetimleri, öksüzleri, yokluğu, açlığı anlatması... Düşmanları anlatması... Silahsız askeri, yumruklarıyla, dünyanın en büyük mekanize birlikleri üstüne sürüklemeleri, dünya savaş tarihinde eşine bir daha rastlanmayacak, olağanüstü, masalsıdır!

Daha ilk gün düşmana yumrukları ve süngüleriyle çullanan 27. Alay'ın komutanı Şefik Aker ve ardından yetişen 57. Alay'ın komutanı Mustafa Kemal'in savaş tarihindeki tartışmaları sürmekte, çünkü, Enver Paşa ve Limon Von Sanders, ilk gün ani kararlarla büyük kayıplar verildiğini düşünürler. Şefik Aker'in iddiası, 'Acil ve ani kararla düşmanın önü kesilmeseydi, savaş başlamadan Çanakkale düşecekti', der. Ve birçok komutan hatıralarında, bu ilk dört gün içinde 27. ve 57. Alay'ın ani kararını destekler. Ayrıca, Şefik Aker ve Mustafa Kemal'in ani karar vermek zorunda kalması, arkadaki birliklerden hiç haber alınamamasıdır.

Enver Paşa cepheyi ziyaretinde bu yüzden Mustafa Kemal'in yanına uğramaz. Mustafa Kemal işte o gün Enver Paşa'ya küser. Savaşın sonraki aylarında Mustafa Kemal, arkadaki, Anafartalar'a tayin edilir.

O günlerin Time dergisi, Çanakkale Savaşı'na muhabir gönderir ve savaşı 'kavimler savaşı' olarak niteler. Çünkü İngilizler'in yanında, İskoçyalılar, İrlandalılar, Avusturyalılar, Yeni Zelandalılar, Gurkaslar, Çığlar, Pencabiler, Fransızlar ve Senegalliler omuz omuza savaşıyordu. Bizim birliklerimiz, geçtiğimiz beş yıl içinde, Balkanlar'da, Süveyş'te savaşmış, çok yorgun, hepsi Yozgatlı, Çankırılı, Trabzonlu ve özellikle İstanbullu çocuklardı. İstanbul çok yakın olduğu için ve sürekli takviye birlik istendiği için, İstanbul'dan savaşa erkek göndermeyen tek hane kalmadı. Bir de birlikte savaşa girdiğimiz için yanımızda Almanlar'ın beşyüz kişilik sembolik kuvveti vardı.

İlk günkü savaşların en trajik yanı, 27. ve 57. Alay'ı çaresiz bırakan, 27. Alay'ın solyanını korumakla görevli 77. Alay'ın çözülmesi ve savaş dışı kalmasıdır.

77. Alay korktu ve çalılıklara dağıldı. Sağa sola belirsiz ateş açıyor, hepsi başlarının çaresini düşünüyor. Kimi karın ağrısına tutulduğunu, kimi komutanını kaybettiğini bahane ediyor. Muharebenin en çetin safhasında 27. Alay'a takviye diye gelen 77. Alay, bir Arap birliğiydi. O kadar ruhsuzdu ki, cesed gömmek için verilen küçük aralarda keyifle nargile içiyorlardı. 77. Alay, ordumuzun tüm birliklerinde büyük hayalkırıklığı yarattı. Tüm komutanlarımız hatıralarında, bu Arap birliği yerine ön cephede, yanımızda bir Türk birliği olsaydı, savaşın ön cephesinde bu kadar ağır kayıplar verilmezdi, deniyor.

Düşmanın Arıburnu mu, Seddülbahir mi, Saroz Körfezi'nden mi çıkartma yapacağı tartışması, komutanların arasını açtı, sinir krizi geçirip, aklını kaybeden komutanlarımız oldu. Çünkü, Arıburnu'na çıkarılan birlikler 'göstermelik' olabilir, bütün kuvvetleri Arıburnu'na çıkartma yapılıyor diye buraya yığmak da çok tehlikeli olabilirdi...

Sonraki aylarda.. İngilizler 21 Ağustos'ta, tüm güçlerini toplayıp, büyük bir taarruza geçtiler. Bu taarruzda, İngiliz birlikleri içinde, İngiliz soylu ailelerinin en seçkin çocukları, hassa birliği, büyük kayıplar verince, İngilizler'in gözü korktu. Ve savaşı artık savunmaya, geri çekilmeye doğru düşünmeye başladılar. Sayısı hala tartışmalı, kırk, elli, yüz nakliye, savaş gemisi, aylarca İngiltere'ye, Londra'ya cesed taşıdı. Beşyüz bin asker çıkardılar sahile.

Conkbayırı'na sürünerek çıkan beşyüz bin kertenkele. Hepsi gördü sonunda, neymiş, Çanakkale!

Mustafa Kemal'in 57. Alay'ı yönettiği yerin adı Kemalyeri konuldu. Bugün toprağı kazın, havada birbirine çarpışıp kaynaşmış mermiler bulacaksınız.

Birbirlerinin gırtlaklarına sarılmış iskeletler göreceksiniz. Birbirinin kaburgasına süngü girmiş ve ikisi de karşılıklı dizçökmüş iskeletlerle karşılaşacaksınız.

Boğaz boğaza, gırtlak gırtlağa böyle bir savaşı tarih yazmaz.

Komutanlarımız hatıralarında 'Kahramanlarımız, uçarak düşmana hücum ettiler' diye yazıyor ve peşinden şöyle ekliyorlar: 'Buradaki uçarcası lafı bir benzetme değil, gerçekten uçtular. Conkbayırı tepesi uçurum, düşmanı kovalarken peşinden uçarak havada öldüler!'..

Yaralanmayan Türk komutanı yoktur, askerler savaştan düşmesin diye, hepsi göğüslerindeki şarapnel parçalarını askere göstermez.

Sedyeyle götürülen askerler, düşmanla biraz daha savaşamadım diye, kahırdan küfürler savuruyor. Kıpkırmızı sedye üstünde, yaralarından değil, savaştan geri kaldıkları için acıyla naralar atıyorlar.

İşte o savaşın ön cephesinde savaşan Avusturyalı Anzaclar, tam seksen sene, hiçbir sene sektirmeden, her yıldönümü, gemilerle yine Arıburnu sahiline geldiler. Conkbayırı tepesinde onları gazi dedelerimiz bekledi. Bu sefer süngüyle değil, kollarını açarak, sarılmak için birbirlerine koştular.

İnsanoğlunun büyük trajedisine yazılmış, çok ağlamaklı sahnelerdir bunlar. Mustafa Kemal'in topraklarımıza gömülen Anzac şehitliğine yazdığı o meşhur: 'Onlar artık bizim evlatlarımızdır' kitabesi, edebi olarak çok güçlüdür.

Düşman gemileri günlerce Conkbayırı sırtını bombalıyor. İngiliz komutanları çok haklı, bu kadar bombardımana tek bir otun, tek bir böceğin yaşaması mümkün değildi. Türk siperleri tamamen paramparça edildi. Yeniden siper kazmak vakit alıyor. Kazılsa da fazla derin kazılamıyor. Bu 'paramparça', büyük toplarla tamamen yerin altına gömülmüş siperlerden, Türk askerlerinin yerin altından fışkırıyor gibi yeniden savaşa koşması, herkesin aklını başından aldı. Gerçekten 'aklını' aldı, çünkü çok sonra, geride kalan askerlerimiz, şehidlerimizin, yeşil sarıklıların yanımızda savaştığı gibi bir yığın hikaye anlattı.. Bir yeşilsarıklı Türk birliği hikayesi, çok meşhurdur.

Askerlerimiz siper için, şehid arkadaşlarının cesed bedenlerini kullanmakta. Türk askerleri, önündeki arkadaşının ölüsüne, yanına ve soluna tahta koyup, üstüne birkaç kürekle toprak atıp, cesed yüksekliğinden sipere giriyor. Bir komutanımızın hatırası: 'Siperde atış yapan askerim, ikide bir doğrulup önündeki kumula toprak atıyor, ayağa kalktığında düşmana hedef oluyor, 'ne yapıyorsun' dedim. Asker, düşman mermilerinin ölen arkadaşının üstündeki toprağı boşaltıp, arkadaşının bacaklarını, karnını dışarda bıraktığını, yeniden üstüne toprak atmam gerekiyor, diye cevap verdi'...

Komutanlarımız hatıralarında, 'İngilizler bizi, zavallı Hintliler, uyuşuk Çinliler, ilkel Etiyopyalılar gibi kolaylıkla esir alıp burnumuza köle halkası takacaklarını sanıyorlardı', diyor.

Bu savaş, ordularımıza komutanlık yapan Limon Von Sanders'in ve birçok komutanımızın özetlediği gibi, çeliğe karşı, etin ve kemiğin savaşıydı.

Mevziler sekiz ay, yüz-yüzelli metre mesafeye kadar düştü, ancak, savaşın bazı bölümlerinde mevziler inanılmaz ama, beş metreye kadar düştü. Gemiler durmaksızın aylarca, bir ot, bir böcek kalması imkansız, gece gündüz dövüyor Şahinsırtı'nı, Conkbayırı'nı, Kocaçimen'i... Komutanımız atından iner inmez büyük bir top atışı parçalıyor atı, et parçaları, yüzüne çarpıyor, ya da, komutanımız haritası başındayken bir bombayla komuta ettiği bölüğün tümü bir anda havaya uçuyor...

Ya da, düşman lağımcıları, yerin altından, otomatik kazıcılarla, muhtemelen motorlarla, bizim mevzilerin gizlice tam altına kadar gelip dinamitliyorlar. Mevzilerimiz, üç-dört minare yüksekliğinde havaya uçuyor.

Mustafa Kemal anlatıyor, birinci siperdekiler hiç kurtulamamacasına düşüp ölüyor, arkalarında bekleyen ikinciler hemen siperlerine geçiyor, bir dakika sonra onlar da düşüyor, arkada bekleyenler, üç dakika sonra kendilerinin de öndekiler gibi öleceğini biliyor ve koşar adım yerlerini alıyorlar, onlar da ölüyor!..
K
19 yıl
İşte Telekom\u0027un Yeni Fiyat Tarifesi.Adsl henuz yok
işte Telekom'un Yeni Fiyat Tarifesi
15.01.2007 13:54
Türk Telekom, telefon görüşmelerinde tarifeleri değiştireceğini açıklamış ancak yeni tarifeyi vermeşti. Sabah Gazetesi tarifeyi ele geçirdi ve yayınladı.

Türk Telekom tarifelerindeki değişikliği Sabah Gazetesi ele geçirdi. Yeni tarifelere göre şehiriçi ve şehirlerarası görüşmeler tek tarifeye dönüşerek dakikası 8.1 kuruşa yükseldi.

Türk Telekom'da yeni tarifeler şehiriçine zam, şehirlerarası ve milletlerarası konuşmalara yüksek indirimler olarak belirlendi. Şirket, şehiriçi görüşmelere ve aylık sabit ödemelere yüzde 27'ye varan zam yapıp, şehirlerarası tarifeyi indirerek yurtiçinde herhangi bir yerle konuşmanın dakikasını 8.1 YKr'ye çekiyor. Türk Telekom şehirlerarası, uluslararası ve GSM ile görüşmelerden elde ettiği kârı, zararda olan şehiriçi görüşmeleri finanse etmek için kullanıyordu. Ancak Avrupa Birliği ve Rekabet Kurumu'nun bu tip çarpraz sübvansiyonları' azaltma yönündeki kararları Türk Telekomu da tarifelerinde denge oluşturmaya zorladı.

Telekomünikasyon Kurumu tarafından geçen hafta görüşülen ancak bugüne ertelenen toplantıda Türk Telekom'un sabit ücretlere ve şehiriçi görüşmelere yüzde 26.9'a varan zamları konuşulacak Telekom'un görüşülecek yeni görüşme tarifelerini ise Sabah Gazetesi ele geçirdi. Bugün açıklanması beklenen tarifelere göre en çok tercih edilen 'StandartHatt' adlı pakette aylık sabit ücret yüzde 23.5 zamlanarak


10.20 YTL'den 12.6 YTL'ye çıkıyor. Şehiriçi görüşmelere ise yüzde 27 zam geliyor. Buna göre daha önce şehiriçinde dakikası 6.38 Yeni Kuruş (YKr) olan görüşme ücreti zamla birlikte 8.1 YKr'ye yükselecek. Ancak Türk Telekom StandartHatt kullanımını seçenlere 100 kontör (Yaklaşık 100 dakika) bedava görüşme imkanı tanıyor. StandartHatt'ta şehirlerarası görüşmelerde ise yüzde 53.7 indirime gidiliyor. Buna göre 17.5 YKr olan şehirlerarası görüşmenin dakikası 8.1 YKr'ye iniyor. Bir başka deyişle şehiriçi görüşme ile şehirlerarası farkı kalkıyor. Artık Türkiye'nin neresinde olunursa olunsun sabit telefondan sabit telefonu aramak 8.1 YKr olacak. Milletlerarası tarifede ise yüzde 57'lik bir indirime gidildi. Almanya, Fransa, Belçika, ABD, Çin, Bulgaristan, İngiltere gibi 1.kademe sayılan ülkeleri ararken yapılacak görüşmelerin dakikası 10.6 YKr'ye çekiliyor. GSM operatörlerini aramaların dakikasına ise yüzde 15.2 indirim yapıldı.

Cep'çilerin fiyatları birbirine yakın

Türk Telekom'un (TT) sabit hattan GSM operatörlerine yapılan aramaları Ağustos 2006'dan bu yana yaptığı ikinci indirimle rakipleriyle rekabet edecek seviyelere düştü. Turkcell'in bizbizecell adlı tarifesinde sabit hattı aramanın dakikası 30.5 YKr, Avea ile (hepsibir tarifesi) 25 YKr, Telsim (cep to cep tarifesi) ile 36 YKr. Ancak GSM operatörlerinin birbirlerine uyguladığı tarife Turkcell'de 57.5 YKr, Telsim'de 36 YKr, Avea'da ise 25 YKr. TT son fiyat ayarlamasıyla sabit hatlarıyla GSM şirketleriyle daha sıkı rekabete girebilecek.
K
19 yıl
COCUK PORNOSUNUN ARDINDAKİ GERÇEK
COCUK PORNOSUNUN ARDINDAKİ GERÇEK
Türk kamuoyu bilinçli biçimde "çocuk pornosu" ekseninde yönlendiriliyor. Peki ama neden? Yusuf Gezgin yazıyor... AKTİFHABER/ÖZEL

İşte Aktifhaber Yazarı Yusuf Gezgin'in "çocuk pornosu" operasyonunun ardındaki gerçeği aydınlattığı yazısı.

Yusuf Gezgin/Aktifhaber.com

İnternete Ağır Sansür Geliyor

Son günlerde Türk halkı bir psikolojik harekâta daha muhatap oldu. Derin kurgulara karşı duyarlı olduğu zannedilen yazarınız Yusuf Gezgin bile sonradan uyanabildi.

Bir gurup arkadaşla muhabbet ederken �porno operasyonları�ndan bahis açıldı. Bu konudaki kirlilikten haberdar olduğum için sazan gibi atılıp �çok iyi oldu, binsinler tepelerine� diyerek operasyonlar lehine kanaatimi bildirdim. Bir arkadaşım �kazın ayağı öyle değil! internete sansür uygulamak için çocuk pornosu üzerinden kamuoyu oluşturuyor, yasaklamalara zemin oluşturuyorlar� diyerek derin bir yorum yaptı.

Karizmayı sarsmamak için orada konuyu kurcalamasam da meselenin aslını araştırdım. Meğer arkadaşım haklı imiş� Elde ettiğim verileri değerlendirdiğimde memleketim insanının başarılı bir psikolojik harekâta maruz kaldığı sonucuna vardım. İnternet ortamındaki cinsel içerikli yayınların yaygınlığından, denetimsizliğinden büyük bir rahatsızlık olduğunun farkına varan �her alanı kontrol arzusundaki odaklar� bu fırsatı �internete hâkim olma� adına kullanmak istediler. Onların rahatsızlığı pornografi filan değildi. Onlar düşüncenin özgürce yayılabildiği, herkesin her doğruyu ifade etme imkanı bulduğu internette kendi kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesinden rahatsızdılar. Ayrıca; yakın gelecekte internetin görüntülü ve sesli bütün dataların aktarıldığı bir araç haline geleceğini bildikleri için âlem uyanmadan bu alanda kontrollerini tesis etmek istediler. Hazırlattıkları yasa taslağı önümüzdeki günlerde meclis genel kuruluna gelecek, eğer internet camiası ve özgür düşünceyi savunanlar uyanamazsa; genellikle neye el kaldırdığını fark edemeyen milletvekillerimizin onayı ile tasarı yasalaşacak. İnternet yayıncılığı sansürlerle ve ağır cezalarla sarsılacak.



Süreci hatırlarsanız uygulanan operasyonu sizde çözebilirsiniz;

Önce medyada küçük çocukların cinsel istismarı ile ilgili haberler yayınlanmaya başlandı. Arkasından küçük bir çocuğun tecavüze uğradığı haberiyle toplum infiale sürüklendi. Sonra çocuk pornosu sitelerine en çok Türk internet kullanıcılarının girdiği haberleri pompalandı. Çocuk pornosuyla iştigal eden pek çok insan yakalandı ve ajite edilerek kamuoyuna yansıtıldı. İnternetin zararlı olduğu ve mutlaka sınırlandırılması gerektiği kanaati oluşturuldu.



Operasyon tamamlanmış ve gerekli düzenlemeler için altyapı hazırlanmıştı.

Servis edilen bilgilerin çoğu tutarsız ve teyide muhtaçtı. Küçük yaştaki kız çocuğuna tecavüz edildiği haberi sonradan pek çok gazetede yalanlandı. Çocuk pornosu sitelerine en çok Türkiye�den girildiği haberleri ise maksatlı ve yanıltıcıydı. Ülke internet yüzünden pornografi batağında boğulmak üzere gibi sunuldu. Oysa bütün bozulmuşluğuna rağmen hala dünyanın en sağlam aile yapısına sahip, çocuklarının terbiyesine en fazla önem veren ülke Türkiye�dir. Ülkemiz erkeklerinin uçkuru sağlam değilse de çocuklara yönelecek, onların pornografik görüntülerinden hazzedecek kadar tefessüh etmiş değillerdir.



Bu kurguyu hazırlayanlar hedeflerine ulaşmak için Türkiye�yi SÜBYANCI töhmetine sokmaktan çekinmemişlerdir. Uzakdoğu�da küçük yaştaki çocukların fuhuşta kullanılmasını döviz getiren bir sektör olarak gören ülkeler varken, ensest ilişkiler ve aile içi cinsel şiddet Batı�nın en önemli problemleri arasındayken ve üstelik internet kullanımı bu ülkelere göre Türkiye�de çok düşük iken çocuk pornosunda nasıl derece yaptığımızı anlayabilmiş değilim. Psikolojik harekât tarafı bir yana birileri Türkiye�yi ahlaksızlığın, sapkınlığın zirvesinde bir ülke olarak göstermiş, Türk insanına büyük hakaret etmiştir.



Bulgularım ve bilgilerim beni, bu operasyonun �internet ortamında kendileriyle ilgili çıkan yayınlara, köken sorgulamalarına engel olamayan bazı zevat� tarafından yaptırıldığı sonucuna götürmektedir. Burada maksadın pornografiyi engellemek olmadığı çok açıktır. Zira en fazla porno içerikli dosya IP�leri kamu kurumlarına uzanan bilgisayarlardan indirilmekte, izlenmekte ve forward edilmektedir. Anketlerde �en güvenilir� çıkan kurumlarda bu tür dosyalar, CD�ler uçuşmaktadır. Devletin bilgisayarlarında, milletin parasıyla porno sitelere girenlerin engellenmesi ve cezalandırılması gerekirken ve çok kolayken, meselenin özgür düşüncenin sembolü haline gelen internetin sansürlenmesi, sınırlandırılması ve kapatılmasına odaklanması iyi niyet taşımamaktadır.



Pornografiye en sert tedbirler alınmalı, istismarcılarına en ağır cezalar verilmeli; ancak internette bilginin, düşüncenin, kültürün, iletişimin özgürce yayılmasının önü kesilmemelidir. Zülfiyare dokunan siteler, yayınlar varsa genel bir kısıtlama yerine nokta tedbirler alınmalıdır. Askerde denetimler öncesi �kirlenmemesi için� tuvaletlerin kapatıldığı gibi internet ağır sansürlere uğramamalıdır.



Önümüzdeki günlerde �İnternet Ortamında Yayın Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Kanun Tasarısı� Meclis gündemine girecek, yasalaşması halinde �Bilişim Güvenliği Başkanlığı� adı altında bir kurum internet denetimini yürütecektir.

İnternet alanında bir düzenlemeye ve düzenleyici kuruma ihtiyaç vardır. Ancak demokrasiyi ve özgürlükleri milletimize fazla gören mahfillerce hazırlanan mevcut taslak meclise gelir ve yasalaşırsa internet yayıncıları ve internet kullanıcıları büyük sıkıntılarla yüzleşmek durumunda kalacaklardır.



Bütün internet kullanıcılarını, milletvekillerini ve yetkilileri internetin özgür ortamının ideolojilere ve kişisel takıntılara feda edilmemesi için duyarlı olmaya ve bu taslağa engel olmaya davet ediyorum.

Düşünce ve ifade özgürlüğünü genişletme hedefini sürekli vurgulayan hükümetin kurulacak böyle bir birime anti-demokrat, yasakçı kimseleri atamayacağını umuyorum.

YASAKÇI TASARI TASLAĞINDAN BAZI BÖLÜMLER;

Madde 4) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilir.

a) Türk Ceza Kanunu�nda yer alan;

1)İntihara yönlendirme (madde 84)

2) Suç işlemeye tahrik (madde 214) her tarafa esnetilebilecek bir madde.

3) Suçu ve suçluyu övme (madde 215) Pek çok aydın bu maddeden dolayı yargılanmıştır.

4) Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün propagandası (madde 220, fıkra 8)

5) Müstehcenlik (madde 226)

6) Kumar (madde 228)

7) Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına yönelik suçlar. �Devletin egemenlik alametleri� ve �organlarının saygınlığı� bütünüyle muğlak ifadelerdir. Pek çok söz, yazı bu tasnif içine sokulabilir.

8) �Devletin güvenliğine karşı suçlar.� ?

9) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar. Anayasada açıkça yazılı olan Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili maddeler bile bazı hukukçularca keyfi yorumlanabilirken bir kısım yargıçların hışmından internet yayıncısını ve kullanıcısını kim kurtaracak ?

10) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk. �Devlet sırrı� kavramı çok muğlak bir ifadedir. Bu muğlaklık geçmişte pek çok kimsenin kellesini almakta kullanılmıştır. 28 Şubatta yaşanan �Sarmısak Vakası� da �Devlet Sırrı� üzerine kurgulanmıştı

Ayrıca 12-1-1991 tarihli ve 3713 sayılı terörle mücadele kanununun 6. maddesinin 1-2-3.fıkraları ile 7. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan suçlar. (Bu maddelerin hukukçular tarafından ayrıntılı incelenmesi gerekmektedir.)

İncelettiğim yetkin hukukçular taslağı fazlasıyla antidemokratik ve yasakçı buldular. Muğlak, müphem, yoruma müsait çok noktaların olduğunu, bu durumun internet kullanımını kısıtlama ve sansürleme adına kullanılabileceğini ifade ettiler. İnternet yayıncılarının güçlü bir lobisi ve organizasyonu olmadığı için bu tür sansürlerle baş etmekte, haklarını savunmakta zorlanacaklardır.
ARKADASLAR YAZI AKTIF HABER ADLI BIR HABER SITESINDE CIKTI.YAZININ LINKI ASAGIDA
http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=96730
K
19 yıl
d347.bus.sys
arkadaslar ses drıverını kuramıyorum guvenlı modda baslatıgımda ıse monıtorun alt tarafının ortasında yukarıdakı 5 sanıye duruyo sonra baslatıyor.
seskartı ! arızayı verıyo tumm drıverları denedım olmadı.ses kart markası on board realtek
K
19 yıl
ACIL YARDIM XP KURAMIYORUM
sımdı ben xp cdsını takıp bılgısaayarı baslatıyorum normal seyler tekrarlanıyor boot from cd sonra kur donanımları ıncelenıyo dıyor mavı ekran kurtar yenıden kur dıyorum dıskı bıcımlendır falan hersey normal gıdıyor tum kur dosylarını yavas bır sekılde kopyalayıp yenıden baslat kendı yapıyor
sonra ıste baska bır menu var 38dakıka kaldı 36 dakıka kaldı dıye sayması ve benım serıal gırmem gereken yere gelmeyıp tekrar kur donanımlarını ınceleyıp mavı ekrana gelıyor sorun nedır nasıl ayarlayablırım
K
20 yıl
px e61 media kablo arızası
px e 61 media kablo arızası verıyo ne yapmalıyım
K
20 yıl
acil yardım
ARKADASLAR YENI ALDIGIM DVD ILE HARDISK IDE KABLOLARINI AYNI YERE BAGLADIM SONRA CIKARTTIM SISTEM COK YAVALADI 30 DAKIKADA ACILIYO XP TEKRARA KURAYIM DEDIM KURMUYO KARDSIK DENETLEYE KADAR GELMIYO NE OLDU ACABA BILGISI OLAN VARMI SIMDIDEN TESEKKURLER
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.