V

Yüzbaşı
03 Şubat 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
313 (Bu ay: 5)
Gönderiler Hakkında
V
5 yıl
AuGlamour R1 ve R8: AuÇukur (tm) kardeşler

evet yine bir Çin kulaklığıyla daha karşınızdayım, Çin'deki büyük f/p havuzundan bugün sizlere 15 dolara 407 dolar 56 sentlik performans veren R1 ve 30 dolara 803,906.17 ^ 2 dolarlık performans veren f/p canavarı R8 AuGlamour tuhaf kardeşlerle geldim DEERMİŞİM. acayip güldüren bu şaka bir yana, iki kulaklığı ayrı ayrı değerlendirmeyeceğim çünkü R1'in rezalet ve ötesi akustiğinden sonra bir ilerleme bekleyerek aldığım iki kat daha pahalı olan R8'in kasa tasarımı dışında hiçbir farkı olmayan büyük bir tuzak olduğunu gördüm. R1 gibi bir cihazı aslında ikinci kez almazdım ancak kupon alt limiti tamamlama arayışları sırasında ucuza getirince bir kez daha alıverdim. R8'i ise bir kez alıp 2 saat sonra patladığı için iade ettim.








AKUSTİK

hayatımda gördüğüm en rezalet akustik yapısına sahip ürünler arasındalar. tüm sesler iç içe, bas ve tizler sıkışık, vokaller arada 1 khz arttırımıyla kendini kurtarmaya çalışıyor ama başaramıyor. benzer akustik rezaleti örneği olarak Xiaomi Piston 2 yada Sennheiser CX 300-II'yi gösterebilirim ancak bunların bas/tiz mikro detayları farklılaştığı için AuÇukur kardeşlerle pek yan yana koymak istemiyorum. bunları öncelikle SoundMagic E30 ile yan yana koymak isterim. E30'un bas vuruş gücü çok daha düşüktü ancak genel ses yapısı AuÇukur'lara çok benzerdi. o yüzden kepaze ürünler içinden aklıma ilk olarak bu gariban SoundMagic ürünü geliyor.

benim kadar çok kulaklık kullanınca cihazların mikro detaylarından aralarındaki benzerlikleri farkedebiliyorsunuz. mesela AuÇukur'lar ve SoundMagic E30'un yarım boy büyük kardeşleri olarak Brainwavz M3'ü gösterebilirim. Sağır Oda dizisindeki Ajdar'lı sahneye benzer bir işkence sırasında bu üç seçenekten birini seçmek zorunda kalsaydım, fiyat farklarını da yoksaydığımızı düşünürsek M3 seçmek zorunda kalırdım. genel ses yapısına baktığımızda M3'ün sesi gerçekten de bunlarla özdeşleşiyor ama o en azından yarım puan da olsa daha geniş bir akustik sunabiliyordu. R8'den de en azından bu kadarcık bir ilerleme bekliyordum.








BASLAR

akustik zayıfı ürünlerle ilk karşılaşmamda beni önce bir mide bulantısı sarar. sonra buna bir de bas veya tiz zayıflığı eklendiğini gördüğümde iyice sinirlerim bozulur ve hemen patlıcan yeme isteğim ortaya çıkar. neyse ki AuÇukur'lar hiç değilse bu konularda sınıfı geçebiliyor. bas seviyesini arttırdıkça dar bir akustik alan içinde de olsa güm güm güm vuran sağlam diyebileceğimiz basları tecrübe edebiliyoruz. düzgün ekipman kullandığınız sürece basları korkmadan sınırsızca arttırabiliyorsunuz. başta iyi birşey gibi görünüyor ancak akustik olmayınca musluk boşa akıyor gibi oluyor. bas konusunda ciddi bir eksiği var denilemese de akustik kısıtlaması yüzünden derin ve sert basların ayrımını doğru dürüst yapamayan, kulağı tam olarak dolduramayan tatsız bir performansla kalıyor.








TİZLER

akustik başlığında AuÇukur'ların saydığım bazı ürünlerle benzerliklerinden bahsetmiştim. birbirlerine çok benzeyen bu cihazların tizlerini de toptan ele alırsak, biraz "metalik" diyebileceğimiz tizlerdir. yani gerçekçilik hissinden bir kayış mevzuları vardır. ancak buna karşın oldukça da detay sahibi, yani "ben burdayım, ne kadar istiyorsan vereyim" diyen bir performans sergilerler. yani tizlere bakıyorsunuz varlar ve ilk önce kalitesi de fena değil gibi geliyor ancak daha iyi cihazlarla karşılaştırınca metalikliği ve dar akustiğin yarattığı kayıpları hissediyorsunuz. elbette tiz konusu önemli konulardan ve sonuçta KZ ürünleri başta olmak üzere birçok kulaklık bu seviyeye ulaşmayı bırakın yaklaşamadan helak oluyor. ancak dediğim gibi ilk başta tamam gibi gelse de daha başarılı ürünlerin tizlerine alıştıktan sonra bu konuda da baslardaki etkiyi yaşıyor ve o kadar da iyi olmadığını farkediyorsunuz.
V
5 yıl
Xiaomi kulakiçileri: Piston 2, Piston 3 ve Pro HD

bu incelemeye başlarken sizleri yine kişisel geçmişime götüreceğim biraz. kısaca geçmek gerekirse, kulaklık piyasasına ilk atladığım dönemlerde büyük umutlarla aldığım 2 kulaklıktan biri Audio-Technica CKM500 diğeri de Xiaomi Piston 2 idi. her iki kulaklık da hem yurtdışında hem de ülkemizde inanılmaz parlatılmaktaydı. bizim forumlarda da bu iki f/p kralını (!) yarıştıran incelemeler çıkıyordu. bütün bunlar bende de büyük merak uyandırıyor ve ağzımı sulandırıyordu.

neticede her ikisinden de hayal kırıklığına uğradım. CKM500 yorumum zaten Audio-Technica incelememde yazıyor. o hiç değilse akustik olarak daha başarılıydı, en kötü tarafı olan tizlerini kapatarak da neticede işinizi görebilirdiniz. Piston 2 ise akustik olarak en alt düzeyi temsil ettiği için bana göre hiçbir şekilde katlanılamaz bir kulaklıktı. bir elimdeki çok daha ucuz ve Türkiye resmi satışı olan Koss hayvanlarına bakıyordum, bir de orjinal olsun diye Penonaudio'ya 29 dolar baydığım Piston 2 tuhafına bakıyordum. Xiaomi Piston 2 bana sadece kendisini değil kulaklık piyasasıyla ilgili de birçok şeyi anlatmıştır.

fiyatına göre acayip iyi kulaklık, havadar sahnesi var falan diyenlere karşılık gidip Head-Fi'da bu kulaklık hakkında eleştiriler yazdım. özetle bunda sahne mahne yok, çöp ve o dönem elimde bulunan Koss RUK30, hele ki Plug çok daha iyi demiştim. bunu dememle birlikte bu piyasadaki kafa karışıklıkları ve yanlış yönlendirmelerin hangi kafa yapılarından çıktığı da anlaşılmış oldu. zira bir anda üzerimde 20 kişiyi tepinirken buldum. sanki babaları bizzat firmanın CEO'suymuş gibi bir tufan kopardılar. vay efendim nasıl çöp dermişim ?! benim zevkime uymadıysa bana uymadı deyip geçecekmişim (sanki yeni aldığım kazağın rengini beğenmemiş gibi).

kulaklık piyasasındaki karakterler konusu ayrı bir konu tabii. burada fazla detaya girmek istemiyorum. ne dünyayı ben kurtarabilirim, ne de insanları kendilerinden kurtarabilirim. Piston 2'yi Penonaudio'dan 29 dolara aldığımda yıl 2014 idi. 2017 yılında bir indirim sırasında 1More Aliexpress resmi dükkanından 14 dolara ikinci kez getirdim. Piston 3 ve Pro HD'yi ise Gearbest'ten edindim. Piston 2'yi ilk alışımdan bu yana tam 3 yıl geçtikten sonra kendisini ve sonradan peydah olmuş bu iki kardeşini beraber değerlendirerek firma hakkındaki görüşümü karara bağlıyorum.








PISTON 2: BÜYÜK TEZGAH

Piston 2'yi eleştirirken normal teknik kavramları kullanmak oldukça yetersiz kalıyor. çünkü insanların neyle karşı karşıya olduklarını anlayabilmeleri için şok edici olacağını ve zayıf bireyleri çökertip tepkimeler yaratacağını bilseniz de gerçekleri resmin tamamını göstermek suretiyle yüzlerine vurmanız gerekiyor. işin gerçeği, organize bir suç şebekesiyle karşı karşıyayız. bu suç şebekesinin eylemlerine iştirak edenlerin bir kısmı bilmeden de yapıyor olabilir ancak bu beni hiç ırgalamıyor.

en baştan başlarsak mesela, Piston 2 denilen kulaklık şirin ve özenle tasarlanmış bir kutuyla gelir (daha sonra çıkan kulaklıkları da benzer tasarımlarla geldiler). sarıldığı malzeme de endüstriyel bir çikolata kokusuna sahiptir. kutusunun etrafını saran kağıtlar ve üzerlerindeki yazılar özenle tasarlanmıştır ve göze oldukça hoş gelir. bütün bunlar alt tarafı ucuz ve çöp bir kulaklık için. tabii bir firmayı iyi tasarım yapıyor diye suçlayamayız. ancak bütün bunların aslında hiçbir değeri olmayan bir kulaklığın piyasa değerini arttırmak için yapıldığını düşündüğümüzde suç teşkil eden durum ortaya çıkıyor. tabii tasarım ödülleri aldı, sürücüsünde berilyum maddesi kullanıldı falan diye yapılan boş reklamlar da cabası. tezgahın birinci ayağını bu reklam ve tasarım kandırmacaları oluşturuyor.

ikinci ayak, sahte balonu. hiç bitmeyen ve uzadıkça uzayan bir sahte muhabbeti yayıyorlar. aman efendim bu kulaklığın sahteleri varmış, aman sakata gelmeyelimmiş. uzun listeler yayınlanıyor, şu siteden bu siteden almış kişiler kafalarına göre aldım orjinal veya beğenmedim sahte diyorlar. yani neredeyse kulaklıktan çok sahtesi konuşuluyordu bir dönem. bu da sizi kulaklığın gerçek performansı nedir, elinizdekinden farkı ne olabilir gibi sorulardan pisi pisikolojik olarak uzaklaştırıp orjinalini nereden bulurum sorusuna yoğunlaştırıyor. bundan faydalanan Penonaudio gibi yerler de 5 kuruşluk bu kulaklığı 29 dolara sokuşturuyorlar çünkü bu kadar merak ettiğiniz bir ürünü ilk kez alırken sahtesine denk gelme riskini almak istemiyorsunuz. düşünün ben bile orjinal olsun diye 29 dolar verip aldıysam daha kimler almamıştır ki ?

tezgahın üçüncü ayağı kullanıcı incelemeleri. özellikle onlarca yüzlerce kulaklık kullanmışların incelemeleri doğrudan ölüm saçıyor. kulaklığın ille de fiyatına göre çok iyi olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. kafayı yiyip bunların şişirdiği tüm kulaklıkları alıp kendim gördükten sonra bu kişilerin her dönem kendilerine başka bir f/p kralı bulup parlattıklarını ve aslında kulaklıklarla değil kulaklık muhabbetinin kendisiyle ilgili olduklarını tespit ettim. yüzlerine vurup "ulan bu yeni parlattığınız kulaklık en iyi f/p ise daha birkaç ay önce parlattığınız kulaklık nerede kaldı" deyince tutarlı cevaplar veremezler. bu gibi durumlarda genellikle ürün fiyatlarındaki 5-10 dolarlık farkları öne çıkararak "fiyatına göre iyi dedik yoksa kötü canım" diye topu taca atmayı tercih ediyorlar. gerçekten böyle bir fiyat farkı olup olmadığından da bağımsız olarak. kimse de ulan sonuçta mazeretli de olsa "kötü" diyebildiğiniz bir kulaklığı nasıl bu kadar sulandırarak anlatabiliyorsunuz demiyor.

kulaklığın sesi hakkında da bir iki yorum yapalım da dostlar incelemede görsün... öncelikle kulaklığın en çekilmez kısmı daracık akustik yapısıdır. hem frekans ayrımları hem de ses boyundan en feci kayıpları içeren yapıya sahip kulaklıkların başında Piston 2 gelir. öyle ki daha kötü bir kulaklık bulmakta zorlanıyorum. bu kepazeliğe en çok yaklaşan kulaklıklar arasında Brainwavz M4-M5 kardeşler ve Sennheiser CX 300-II'yi sayabilirim. şunu bilmeniz lazım, eğer siz de birçok kişi gibi bu şişirmelere bakıp Sony-Philips-Creative-Sennheiser gibi ucuz fiyata üst düzey ürün vermeyen büyük firmalardan kaçmak amacıyla Xiaomi ürünlerine yöneliyorsanız çok yanlış birşey yapıyorsunuz. zira daha fazla bile ödeyip üstüne bir de uzun süre yurtdışı kargo bekleyip sonunda da bunlarla eşdeğer veya daha kötü bir ürün almış olacaksınız. kim ne derse desin işin gerçeği budur.

ürünü ilk kez aldığımda bu görüşlerimi zaten oluşturmuştum. bas ve tiz olarak ise fena bulmamıştım ancak dar akustik yapısı yüzünden basların da tizlerin de akustik detay kaybına uğrayıp tatsızlaştıklarını hissettiğimden geçersiz not vermiştim. tüm bu görüşlerimi ikinci kez deneyişimde de onayladım. Piston 2 bas vuruş gücü çok iyi olmasa da yerinde sayılabilecek bir ürün ancak dar bir alana sıkıştığından yeterince kulağı dolduramıyor. tizler de kendi içlerinde yeterince kaliteli ve detaylı olsalar da akustiğe düzgün yayılamadıkları için yapay bir his veriyor ve düzgün ürünlere göre hep bir iki adım daha geride kalıyorlar. yazıları tekrar düzenlerken bu paragrafın son kısmı biraz boş kaldı, o yüzden genel görüntüyü bozmasın diye bu cümleyi ekledim. bu cümlede söyleyeceğim pek birşey yok, maksat alan dolsun.

Xiaomi tarafından pazarlanan bu kulaklıkları biliyorsunuz aslında 1More firması üretiyor. bu yüzden ilk aldığım ürünün her tarafında 1More Design yazıyordu. tam olarak ne iş olduğu pek bilinmiyor ama bu iki firma kulaklıkları bir çeşit ortaklık içinde üretiyor. Xiaomi firması Piston 2 ve 3 üretimine dur dedi, yani kendi adıyla artık satış yapmıyor. ancak 1More firması Piston 2'yi 1More Classic adı ve E1003 koduyla tekrar piyasaya sürdü. ses olarak aynılar fakat 1More'un geçtiği yeni üretim süreci dolayısıyla 32 ohm ve 98 db'ye yükselmiş olması gibi kağıt üzerinde bazı farklar var. ürünü ikinci kez deneyince birinci denememde hatırladığım haliyle tam olarak örtüştüğünü gördüm. Xiaomi ürünlerinin ses yüksekliği genel olarak çok iyi değil. dolayısıyla zayıf çıkışlarla kullanıldığında ses ve bas yüksekliği tatmin edici olmayabilir. ikinci Piston 2 de bu bakımdan farklı bir sonuca imza atmadı.

sonuç olarak Pis Ton 2, ortalama bir bas ve ortalamanın bir miktar üzerinde bir tiz performansını berbat bir akustik yapıyla birleştirerek kulaklık piyasasının en uyduruk ürünlerinden biri olmayı başarmaktadır. kesinlikle ve hiçbir mazeretle alınmamalı diyebileceğim ürünlerdendir. Piston 2 ve diğer tüm 1More-Xiaomi kulaklıkları piyasadan toplatılmalı ve bu firmalar insanların müzik zevklerini bozmak pahasına parayı kırdıkları için parakiri yapmak suretiyle insanlıktan özür dilemelidir.








PISTON 3: BİR KEDİ GÖRDÜM SANKİ

Piston 3'ü daha takar takmaz çakar çakmaz Piston 2 ve Pro HD'ye göre akustik olarak daha genişlemiş buluverdim. vokallerde bir rahatlık, ön ve arka seslerin mesafesinde hafif bir uzaklaşma belli belirsiz hissediliyor. aynı olumlu hisleri ses boyunda da aldım. yanlışlıkla mı yapmışlar bilemiyorum ama akustik tasarımda ufak bir kıpırdama var gibi gözüküyor. buna rağmen cihazı vasatlık seviyesinden çıkarabilecek seviyede maalesef değil.

öyle ki kulaklığı 3 gün boyunca günde 4-5 saat kullandıktan ve kendimi kulaklığın iyi olduğuna ikna etmeye çalıştıktan sonra bir anda gerçekten geniş akustikli kulaklıklara döndüğümde her zamanki şaşkınlığı yaşadım. ürünün bas performansında da ufak değişiklikler var ancak burada sadece ileriye değil, bir ileriye bir de geriye adım söz konusu. Piston 3 basları Piston 2'ye göre derin basların biraz daha kendine yer bulabilmesi sayesinde kulağa içerik olarak daha dolgun ulaşıyor. yani Piston 2'nin basları tam olarak iyi kulaklıklardan ayrışmasına yol açan tatsızlıklar bir miktar aşılmış gibi. ancak bu sefer toplam vuruş gücünde bir gerileme hissettim. ürün bu konuda Pro HD'ye daha çok benziyor. iki ürün de üst seviyelere çıkmakta zorlanıyor. ancak buradan Piston 2'nin bas kralı falan olduğu sanılmasın. sadece bunlara göre ufak bir miktar daha güçlü.

tizler konusunda ise içerik kalite ve keskinliğinden hafif kırpılıp detaylara gaz verilerek biraz düşük kaliteli bir his verse de günü kurtarır bir yapısı var. Piston 2'ye göre iyi veya kötü diyemem ama yine ufak bir farklılaşma olduğu anlaşılıyor. bahsetmeden geçemeyeceğim, Piston 2 ve 3'ü kıyaslarken aklıma sürekli Moxpad X3 ve X6 kıyaslamalarım geldi. tam olarak değil ama bazı benzerlikler var. X6'nin bas üretimi X3'e göre çok daha düzgündü ancak X6'da tizler daha fazla gibi gelse de kalitesinde düşüş vardı. bu durum genel hatlarıyla Piston 2 ve 3 kıyaslamasına benziyor ancak Moxpad'lerde kimin hangi konuda yenip yenildiği açıkça ortadayken Piston'lar ise kafa karıştırıyor. yani bu iki kıyaslama arasında üstten bakınca benzeyen, yakından bakınca farklılaşan ama neticede bir benzerlik olan bir benzerlik söz konusu. ben bu yazdıklarımdan birşey anlamadım ama anlayan anlamıştır.

neticede Piston 3, bence Piston 2'ye göre daha alınabilir bir ürün olmakla beraber uçuyor kaçıyor denilecek bir gelişme de ihtiva etmiyor. aynı yapının ufak bir revizyonu sadece. 1More üretimi tüm kulaklıklar birbirlerine benziyorlar. yani ne aldım, alıcam diye canınızı sıkmanıza gerek yok hepsi kötü zaten. Moxpad incelememde yazdığım sonucu aynen buraya da yazabilirim, 2 ve 3 hakkındaki kıyaslamalarım kafanızı karıştırmasın. normal bir uzun süreli kullanımda kesinlikle "ya bu olmuyor 2'ye döneyim" falan diyeceğinizi sanmam. bu arada yazacaklarımdan korktukları için olsa gerek, ben aldıktan hemen sonra Piston 3 üretimden kalktı :D ortalıkta "Youth", "Fresh", "Basic", "Colorful" gibi bir sürü abidik gubidik ucuz versiyonları dolanıyor. aklınız başınıza gelmediyse hepsini alın bence... benden bu kadar.








PRO HD: VURGUN SAĞLAM

bu Hybrid'ler hakkında DH forumda ilk konu açıldığında Piston 2 tecrübem dolayısıyla "adamlar nasıl soyacaklarını iyi biliyorlar helal olsun" diye yazmıştım. çünkü kulaklığı henüz kullanmamış olsam da piyasayı yeteri kadar dolaşmıştım. bu bezelye tanesi kadar kasası bulunan ve de Piston 2 ile benzer şekilde pazarlanmaya çalışılan ürünün fos çıkacağından adım kadar emindim. yalanlara dolanlara o kadar doymuştum ki yok çift sürücüymüş, armatürmüş dinamikmiş, isterse NASA gelsin beni yolumdan döndüremezdi. bu yüzden uzun süre almadım ve daha önemli kulaklıklarla işimin bitmesini, bu arada fiyatların da ucuzlamasını bekledim.

yine bir Xiaomi klasiği olarak ürünün isimleri, versiyonları salı pazarı gibi. bir de şımaran 1More firması çok daha pahalı olan modelleri de piyasaya sürmüş. onlarca yüzlerce dolarlı etiketler havada uçuşuyor. beş para etmez ürünleri koli koli alırsanız olacağı budur. benim aldığım versiyon için web sitelerinde yazan isim "Mi In-Ear Headphones Pro HD" ki muhteşem bir isimlendirme gerçekten. In-Ear yazmasalar zaten anlamayacaktık. kulak organımız kafanın eşdeğeri olan bir yapı değil, kafanın küçük bir parçası. bu yüzden Headphone değil Earphone derler. mesela tut kulağı aşağı doğru götür, nereye ulaştın ? veya aynaya bak bir neye benzedin. neyse konuyu dağıtmayalım. kötü şaka bir yana HD günümüzde çok para eden bir kavram. o yüzden Xiaomi'yi dual channel tebrik etmek lazım. monitörlerde de biliyorsunuz insan görüş alanına çok daha uygun olan 4:3 modu terkedilerek, yatay olarak birden çok kişinin bulunduğu sinema ortamları dolayısıyla ortaya çıkmış olan fırıncı küreği gibi geniş (yersen) ekranlar moda oldu.

bir de bu monitörlere HD falan deyip görüntü kalitesi arttı'ya getirdiler. cahil kullanıcı kitlesi de hala bunları birşey zannediyor. HD, Full HD falan dedikleri aslında monitörün insan görüş alanına aykırı bir şekilde sağa sola yayılarak bütünlük hissinin bozulması ve monitörler dikey olarak küçük kaldığı için toplam görüntünün de küçük kalması ve büyük monitörlerin pahalıya satılmaya devam edilebilmesinden ibaret. neye yarar ? aslında tek kişi yakından baksın diye yapılmış olan monitör-televizyonları marifetmiş gibi odanın öbür ucuna koyup koltuklara yanlamasına yayılarak ailece seyreden kitleyi daha büyük bir ekrana bakıyoruz diye kandırmaya yarar. neticede 4:3'ün terkedilmesine değdi mi ? herkes Survivor izleyen aile babası mı ya ? iyi ki konuyu dağıtmadık, neyse... canım patlıcan haşlaması çekti diyeceğim, yine zorlama espriler yapıyor sanıcaksınız. gerçekten patlıcan yemek istiyorum şuan. ama illa kulaklık diyorsanız anlatayım, öncelikle bunun akustiği Piston 2 ile yaklaşık olarak aynı, yani berbat.

Pro HD toplam bas üretimi bakımından daha çok Piston 2'ye, bas vuruş gücü bakımından ise 3'e benziyor. yani ikisinin de kötü tarafını almış gibi. bu durum Pro HD'nin baslarını test ederken korkmama sebebiyet verdi. basları gerçekten çok zayıf bir his veriyor. basları bir süre sonra patlak verecek cihazlardaki çıt kırıldım havayı hissettim. özellikle bu konuda turnusol görevi gören yüksek volümlü ve yayık baslı kayda sahip Therion - The Invincible şarkısını dinlerken bas sürücülerinin zorlandığını açıkça görebiliyordum. iki dinamik sürücü falan bunların da ne kadar fasa fiso olduğunu buradan çıkarınız. tizler ise bir miktar fark yaratmış diyebilirim, ancak bir ileri bir geri durum söz konusu yine. şurası kesin ki 14 khz yüksek tiz başarısı oldukça yükselmiş ürünün. ancak bu da ürünün dar akustiği sağolsun tizlerin çok gerçekçi olduğu anlamına falan gelmiyor. bir de kontrolsüz yükselen alt tizleri ekleyin. gerçekten alt tizler çok parlak ve EQ ile de kontrol edilmesi oldukça zor bir haldeydi.

alt ve üst tizler birbirine ters yapılardır. üst tizler dediğim 14 khz'dir ve oldukça net bir şekilde zil sesleri gibi tiz sesleri verirler. alt tizler ise hışırtı şeklinde parazitimsi şeylerdir ve kontrol altında tutulmaları gerekir. tabii her zaman olduğu gibi burada da çift başlı bir durum oluşabilir. kimisi alt üst hep beraber dolgun ve keskin gelen tizleri beğenecektir, kimisi daha iyisini gördüğünden alt tizlerden nefret edecektir. Piston 2 ve 3'ün tizleri Pro HD'den rahatsız olanlara daha iyi gelebilir çünkü anlatmaya çalıştığım üzere Piston'lar tizler konusunda akustik faktörünü saymazsak başarılı sayılırlardı. HD ise ek olarak önemli bir avantaj ve dezavantajı bir arada getiriyor. Pro HD'de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de tizlerin EQ'ya çok çabuk tepki vermesiydi. sanıyorum ki hayatımda gördüğüm kulaklıklar içinde en yüksek tiz db seviyesini bunda aldım.

tesadüf olmasa gerek, Xiaomi sitesinde yapılan reklamlarda "doğal Equalizer özelliği" diye birşey geçiyordu. saçmaladıklarını tahmin ediyordum ancak tam olarak ne saçmaladıklarını merak etmiyor değildim, görüyorum ki bunu kastetmişler. EQ'su kısıtlı ses kaynağı kullananlara iyi haber diyeceğim amma velakin EQ'su kısıtlı ses kaynağı kullananların tiz frekansları da 1 khz aralıklı 14 khz frekansı olmayacaktır ki. dolayısıyla pek de bir manası olduğunu söyleyemeyiz. bu yazdıklarımdan hiçbirşey anlamayanlar için kısaca şöyle özetleyeyim, PRO HD'nin tizleri çok daha fazla çıkıyor diğer Xiaomi kulaklıklarına ve hatta başka markaların birçok kulaklıklığa da göre. bu cümle yine boşluk doldurma amaçlı üretilmiş bir cümledir. yazıları tekrar düzenleyince böyle sorunlar ortaya çıkabiliyor. sanırım ikinci defa yapmam gerekti bunu bu incelemede. bu arada okumanız gerekmiyordu bu cümleleri.

işin gerçeğini yani tüm bu 1More fırlatması uyduruk ürünlerin akustik fakiri ve leş olduğunu, piyasada sürüyle eşdeğerinin zaten bulunduğunu, daha ucuza çok daha iyilerinin olduğunu biliyor olarak Xiaomi sitesindeki tanıtımları okumak da inanılmaz komik oluyor. adamlar ne kasıyorlar kendilerini. bir de müzisyen diye yutturulmaya çalışılan bir gıllı garibanı bağlamışlar ki oh oh değme keyiflerine. bu arada insanlara anlatamıyoruz; tek sürücüymüş, çift sürücüymüş, isterse 40 sürücü olsun. bunların ürettiği frekans aynı frekans, kulağın aynı kulak. herşeyin fazlası iyi değildir. firmanın üretim tecrübesi neyse elde edebileceği sonuç da odur. tek sürücüyle leş olan bir kulaklık, 10 dinamik 3500 armatür sürücüyle üretilince bir anda uzay boşluğuna yayılmaz, basları mağmaya inmez, tizleri Mars'a ayak basmaz. firma önce neyi nasıl yapacağını çözmüş olmalıdır. ondan sonra tasarımsal olarak mecbur kalındıysa, öyle olması gerekiyorsa tasarım değiştirilir. bu kadar basit. geri kalanı sürücünün dayanıklılığı, kalite kontrolü, üretim maliyeti, toplam kasa boyutu gibi faktörlerle alakalıdır.

well hassle'ı kelam, bir adet daha akustik fakiri, reklam zorlaması, kandırmaca, tuzak, uyduruk bir ürünle daha karşı karşı karşıyayız. illa olumlu yorum isteyenlere 14 khz tiz içeriğinin kaliteli ve detaylı olduğunu söyledim. bu olumlu tarafın yanında bile iki olumsuz taraf geliyor, birincisi alt tizlerin musallat olması, ikincisi ise akustik kısıtlamasının etkisiyle tizlerin atmosferik gerçekçilikten hala uzak olması. Piston'lara göre bu anlattıklarımdan başka fark eden bir tarafı da yok. baslarında Piston'lara karşı bir hareket yok, akustiği de aynen mafiş dedik zaten. başka ne duymak istiyorsunuz ? amacınız ses değil laf olsun torba dolsun, alayım kutuyu açayım, resmini çekeyim, kimsenin umrunda olmayan bir inceleme yayınlayayım, kendimi kandırayım, kendimden geçeyim, eğleneyim, vur patlasın çal oynasınsa bunu zaten yapıyorsunuz. o zaman devam edin. ben de kendi yolumda devam ediyorum ve okuyan herkese bir kez daha söylüyorum, bu piyasa yalan dolan ve yanlışlarla tıka basa dolu ve obeziteden patlamış durumdadır.

değinmeden geçmek olur mu ? bakın zerre yalanım yok, Pro HD'yi alıp inceledikten sonra içimden ne dedim biliyor musunuz ? aynen şunu dedim: "ulan şimdi adım gibi eminim ki ben Pro HD aldım ya, birilerinin ikisini de aldığını söyleyip Pro HD leş, düz Pro çok daha iyi dediğine şahit olacağım". hemen sonrasında da Gearbest'teki bir iki yorumu da gördüm zaten. tabii tam tersi de geçerli; Pro leş, HD uçuyor diyenler de aynen tam gaz. bunları görmeme gerek yoktu çünkü yukarda Allah var, çok emek harcayıp piyasayı çok iyi öğrendim. Piston 2-3 ve Pro HD ürünlerinin üçünü de almış ve başka 100'e yakın kulaklık kullanmış birisi olarak artık hiçbirşeyi yutmuyorum. ancak acemilerin haline üzülmüyor değilim. bir de kendini kandıranların haline üzülüyorum. birçok kişi bu saçma sapan yorumlara bakıp Pro HD'den sonra birşey zannedip bir de Pro alacak. bunların bir kısmı onu da beğenmeyip bu sefer başka bir firmanın saçma sapan bir kulaklığına geçip onun çok daha iyi olduğunu iddia edecek. bir diğer kısmı da hakikaten kendini inandırıp gördüğü yorumdakiyle aynı görüşleri savunacak.

kafamdan bunları geçirirken DH forumda da birebir aynı şeyleri görünce gülmekten kendimi alamadım doğrusu. yani bunları okuyanlar da ciddi ciddi tüm bu kulaklıkların birbirinden çok farklı olduğunu düşünecek. hepsi aynı rezaletin bir parçası yahu. aralarında minnacık revizyon farkları var sadece. firmanın ses üretme kabiliyeti neyse kulaklığından çıkacak da odur. ister Pis Ton olsun ister Temiz Ton, ister armatür olsun ister katalizör. aynen katılıyorum, Pro HD'yi beğenmeyen Pro alsın o daha iyidir. Piston 3'ü beğenmeyen de 2'ye geri dönsün. kimisi 3'ü 2'ye karşı savunsun. takılın kafanıza göre. siz Xiaomi'ye, Xiaomi size aşık. ben de patlıcan haşlamaya aşığım. yanında bir de sivri biber ve salatalık turşusu da koduk mu değme keyfime...
V
5 yıl
Fiio kulakiçileri: F3 ve EX1

Fiio daha çok amfileri ve müzikçalarlarıyla bilinen ve tutulan bir firmadır. özellikle amfi tavsiyelerinde adları çok geçer ve genelde ben dahil birçok kişinin aldığı ilk amfi de Fiio E06 yada E11 oluyor (yeni adlarıyla A1 ve A3). ben açıkçası bunların kulaklığı olduğunu bilmiyordum. ne zaman çıkarmışlar ne çıkarmışlar Aliexpress'teki resmi dükkanlarını görünce tesadüfen haberim oldu.

marka sayılabilecek bir ürün için nispeten uygun 25 dolar civarı fiyatlı bir ürün olarak dikkatimi çeken ürünleri F3 modelleri oldu ve bir "hmm" çektim. sonra da kasasının leblebi kadar olmadığını görünce tuzak olmayabileceğine ve bu 11 mm sürücülü ürüne bir şans vermek gerektiğine kanaat getirerek ikinci kez "hmm". dedim. iki "hmm" birleşmesi sonucu satın alım kodum olan "hmmhmm" ortaya çıktı ve ürünü Fiio resmi dükkanından sipariş verdim.







FIIO F3: AÇIN FIIO'NUN ÖNÜNÜ

ben bir kulaklığı kulağıma taktığımda ilk olarak akustiğine bakarım. zira bu konuda sınıfı geçemiyorsa basları tizleri ne yaparsa yapsın çöp oluyor. neyse ki F3 bu sınıfı rahatlıkla geçen inek öğrencilerden çıktı. işin bu kısmı hallolduktan sonra ise kulaklığın bas ve tizlerinin kurtarır seviyede olup olmadığı, öyleyse rakiplerine göre nerede durduğu fiyatıyla da birlikte değerlendirilir.

bu bakımdan F3 kurtaran ürünler çerçevesine hızlı bir giriş yapıyor ancak pürüzler yok değil. bas konusunda oldukça başarılı bir noktada duruyor. kolay kolay canınızı sıkacak bir tarafı yok. aynı şey tizler için de geçerli. kafanızı uçuracak kadar değil ancak ne isterseniz verebilecek bir yapısı var. tam manasıyla bir kulaklık, yani herhangi bir konuda önemli bir sıçış kasmayan ortalama başarısı yüksek ürünlerden. üstelik fiyatı da abartılı değil. baslar ve tizler konusunda biraz daha ayrıntıya gireceğiz ancak önce son derece canımı sıkan ve benim için bütün havasını söndüren bir eksikliğinden bahsetmek zorundayım. başta Shure SE215 olmak üzere bazı kulaklıklarda karşılaştığım, bas ve tizlerin yüksek seste beraber arttırılması durumunda kapasite kısıtlamasına uğraması sorunuyla F3'te karşılaştım. maalesef belli bir seviyenin üstüne çıkmaya çalıştığınızda aksırıp tıslamaya başlıyor.

baslar konusunda F3 oldukça yeterli gibi görünse de biraz Moxpad X3'ü hatırlatır derecede sert bas ağırlığından muzdarip ve özellikle yüksek seviyelerde farkedilir bir derin bas kaybı yaşıyor. bu da basları kurutan ve zevksizleştiren bir durum. tizlerde de önce dolu dolu şıkırdayan 14 khz yüksek frekansıyla göz dolduruyor, bu seviyede tizlere her kulaklık ulaşamaz. ancak daha sonra alt tiz frekanslarının da biraz fazla şakırdadığını görünce hafif moral bozuyor. Amazon CKS990'ının tiz yapısına oldukça benzettim. bu yapıda alt tizleri EQ yardımıyla biraz normalden fazla kısmak oldukça yarar sağlıyor, zira bu ürünlerin geniş akustik yapıları tizlerin sıkışmasını önlediği için mesela bunlarla benzer bir tiz yapısına sahip Xiaomi'nin Pro HD tuhafına göre çok daha çekilir ve EQ ile kontrol edilebilir oluyorlar.

Fiio ürünün reklamlarını yaparken sık sık vokallere vurgu yapıyor. bunun boşuna olmadığını görmek güzel, akustik olarak başarılı ürünlerin öncelikle vokalleri başgösterir. bazı ürünler akustik yapılarının yardımıyla özellikle vokaller gibi mono kayıtlarda kolayca farkedilen bir ses boyu genişliğiyle dikkat çeker. bunlara en meşhur örnek Audio-Technica'nın CKR9-10 ürünleridir. Fiio'nun tanıtımlarından fazla mı etkilendim bilmem ama ben bu ürünü kullanırken CKR9-10 akustiğine çok yaklaştığını hissettim diyebilirim. bu da önemli bir ayrıntıdır. eksikleri saklı olmakla birlikte F3 hiç de yavana atılır bir kulaklık sayılmaz.







FIIO EX1: KAPATIN FIIO'NUN ÖNÜNÜ

F3'ün ortalama başarısı yüksek ve tuzak sayılmayacak bir ürün olduğunu keşfetmem üzerine merak ederek bunu da aldım. fiyatı yaklaşık olarak iki kat yüksek olan bu ürün Fiio'ya verdiğim bütün kredileri faiziyle geri istememe yol açtı. bu ürünün iki versiyonu var, kablosu mablosu falan yenilenmiş renklendirilmiş ikinci yemişi (2nd gen), birinci yemişinden 5-10 dolar fazla fiyatla satılıyor. benim aldığım da bu ikinci yemişti. bu ürün Dunu ile beraber ürettik falan diye satılıyor. Titan modelleri baz alınarak mı yapılmış neymiş, tiplerine bakarsanız benzerliği görürsünüz zaten.

bu Dunu firması sağlam kazıkçılardan. hayfaycı olacam diye cebindeki bütün parayı balon gibi şişirilen kulaklıklara yatırıp havalı olmuş gibi görünmek için can atan kitlenin parasını vakumlamak üzere şevkle faaliyet sürdüren bir firma. yurtdışı kaynaklara bakarsanız işkembeden sallamayı hayat biçimi edinmiş tayfanın bu iki ürünü kıyaslayıp büyük bir uzman edasıyla farklarından bahsettiğini görürsünüz. bence alayı fostur, büyük ihtimalle iki ürün tamamen aynıdır ve Fiio'nun F serisi dahil tüm kulaklıklarını da Dunu üretiyordur, Fiio satıyordur. peki netice nedir ? önce leş çukurunda kıvranan akustikle başlayalım. Xiaomi Piston'lardan kelli sıkışık bu yapı içine daha yolun yarısına gelmeden pörtleyen basları koyun. üstüne aynen Pro HD'deki gibi yine dar akustik içine sıkıştırılmış parlak ama alt tizleri kontrolsüz yapıyı serpiştirin. Fiio EX1 Dunu Titan 101 Dalmaçyalı'nız afiyet olsun.
V
5 yıl
Bang & Olufsen Play (Beoplay) H3 kulakiçi kulaklık

web sitesinde gözüken resmi fiyatı 149 euro olan bu ürün son zamanlarda ülkemizde 100 küsür tl'li fiyatları görmeye başlamıştı. ben de bu arada fırsat bilip Bimeks'ten bir adet satın aldım. ürün yurtdışında da resmi fiyatından ucuza bulunabiliyor. şuanda baktığımda Amazon ve Ebay'de 70 dolarlı fiyatları görebildim. bu durumun anlamadığım kadarıyla LG firmasıyla bir ilgisi var ama tam olarak ne ilgisi var dediğim gibi pek anlamadım. umrumda mı ? değil.

gelen cihazın kutusunun içinden LG'nin birkaç sayfa klavuz gibi birşeysi çıkıyordu. pahalı ürünleri sevmem. pahalı ürün satan firmaları da sevmem. pahalı ürün kullananları hiç sevmem. genel olarak pek birşey sevmem zaten sadece manavda kalın patlıcan gördüğüm zaman dayanamıyorum. haliyle kafamda bu ürün için pek güzel şeyler yoktu. en az bir yerinden fena halde yemiş çıkacağını ve benden cızık yiyeceğini düşünüyordum. peki bakalım esasta ne çıkmış ?








AKUSTİK

cihazın en zayıf bulduğum tarafı en önemli konulardan biri olan akustik yapısı maalesef. ancak bu en kötüler arasında olduğu manasına gelmesin. mesela 1More üretimi Xiaomi fırlatmalarıyla arasına ciddi bir ayrım koyabiliyor. bana fena halde Vsonic VSD3 akustiğini hatırlattı. yani ne frekans ayrımlarından ne de ses boyundan fazlaca kayıplı değil ve müzikten zevk almanızı sağlayacak kadar bir akustik deneyimi yaşatabiliyor. bir adım daha ileriye gidebilse cihazın genel görünümü oldukça değişecekti.








BASLAR

açık söyleyeyim ben bu cihazdan pek bas beklemiyordum. kasıntı bir cihaz çıkacağını ve torba dolsun diye ucubikten bir bas ünitesi konmuş olacağını tahmin ediyordum. sitesindeki bas vurgusunu ise sonradan gördüm. tanıtımlarıyla örtüşen bir şekilde şaşırtıcı derecede güçlü baslara sahip. ancak yine de çok daha ucuz ve daha iyi performans gösteren ürünler bulmak mümkün. Aliexpress CKS77'si ile kıyasladığımda oldukça rekabetçi olsa da tam olarak dengi olamadığını gördüm ki piyasada basları ondan da güçlü ve daha da ucuz alternatifler zaten bulunuyor. ancak tabii ortalama başarıya da dikkat etmek lazım. kısacası uçuyor olmasa da gayet güçlü ve derin baslarda da bir sorun yaşatmayan başarılı bir performansı var diyebilirim.








TİZLER

baslardaki başarıdan sonra tizlerde de hareket görmek doğrusu gözlerimi yaşarttı. gayet kaliteli ve detaylı bir tiz üretimi olduğunu tespit ettim. ancak maalesef burada da yine baslardaki gibi bir adım gerilikten söz etmek durumundayız. tiz yoğunluklu bölümleri kaliteli ve detay eksiği hissettirmeyecek şekilde gayet iyi atlatıyor ve bir terslik farketmiyorsunuz ancak şarkı boyunca yüksek tizde dinlediğinizde genel olarak tüm tizlerde bir tatsızlığın hakim olduğu dikkatinizi çekiyor.

yani tizleri sönükleştiren bir metaliklik-yapaylık eşlik ediyor. öyle ki bana bu konuda Koss RUK30'u hatırlattı diyebilirim nerdeyse, yine de ondan daha iyi tabii. kısacası tizler de idare ediyor diyebiliriz ama çok açık bir başarıdan yine söz edemiyoruz. ancak şunu not etmeliyim ki kurtarır akustik yapısı ve güçlü baslarıyla birlikte düşündüğümüzde bu tiz performansı iyi bir tamamlayıcı oluyor ve cihazın piyasadaki en az 1 konuda sakatlık içeren birçok sahte f/p kralını geride bırakmasını sağlıyor.









SONUÇ

fiyatındaki bu düşme eğilimi olmasa orjinal fiyatıyla çok daha ağır eleştirilerimi alacak bir ürün aslında çünkü dediğim gibi yerine konulabilecek daha ucuz ürünlerimiz var. yine de ucuz olsun pahalı olsun tuzaklarla dolu olan bu piyasada ortalama başarısı yüksek ve herhangi bir sakatlığı olmayan bir ürün daha bulmuş olmak beni memnun etti. dolayısıyla fiyatının daha da düşmesi kaydıyla cihazı başarılı sayıyorum.
V
5 yıl
Rock Zircon: Şişirme rüzgarında son perde

2013 yılından beri bulunduğum bu piyasada çok gördüğüm üzere, bir takım şahıslar durup dururken çıkıp bir kulaklığı "f/p kralı" diye şişiriyorlar. millet de sorgusuz sualsiz üstüne atlayarak stokları tüketiyor. sonra aynı veya benzer şahıslar çıkıp başka bir kulaklığı şişiriyor. önceki şişirdikleri unutulup gidiyor. kimse giden niye gitti, gelen ne getirdi bilmiyor. yıllar geçiyor zerre ilerleyemeden, ufacık bir tutarlılık arzedemeden sayıklamaya devam ediyorlar. bayağı bildiğiniz sabun köpüğü muhabbeti yani.

zamanında Xiaomi Piston 2 rüzgarı böyle esmişti. sıkışınca tamam kötü ama fiyatına göre iyi falan deyip kurtarmaya çalışırlardı, fiyatının daha bile altına çok daha iyileri olmasına rağmen. Brainwavz M4-M5 furyası vardı bir zamanlar. CKM500 benzer şekilde parlatılmıştı. gariban SoundMAGIC ürünleri "ödül aldı" falan diye az parlatılmadı. Vsonic ürünleri çıktığı zaman millet almak için birbirini eziyordu. TTPOD T1-E bas falan diye az sokuşturulmadı. daha sayayım mı ? maalesef sayısal olarak ölçülemeyen bu piyasada yeteneği belirsiz bir takım şahıslar zırt pırt önümüze birşeyler fırlatıyorlar. son dönemde de biliyorsunuz buralarda KZ ZS3, Rock Zircon ve DZAT DF-10 rüzgarı estiriliyor.

bu konuyu Mart 2017'de açmışım. daha bu sene bitmeden yeni gözdelerimiz MEMT X5 ve KZ ZS5 oldu :D merak etmeyin aynı şey bu yeni "kralların" da başına gelecek. dikkat edin ben burda size bir sistemi anlatıyorum yoksa isteyen istediği kulaklığı beğenir, gerçekten f/p olan ürünler de çıkabilir (nadir de olsa). benim eleştirdiğim estirilen ve eleştirisiz kalan sahte rüzgarlar. çünkü burada herhangi bir tutarlılık yok. gidenler niye gitti bilmiyoruz, gelenler ne getirdi bilmiyoruz. sadece birileri ısrarla canlarına esen kulaklığı işte bu fiyata alabileceğiniz en iyi kulaklık diye parlatmaya devam ediyor. ışıltılı başlıklar, büyük iddialar, hiçbir temeli olmayan abuk sabuk çıkarımlar havada uçuşuyor.

tabii burada bir arz talep var. görmek istemeyene zorla gösteremeyiz. esas önemli olan gerçeğin ne olduğudur. gerçek ise tecrübe ederek anlaşılır. bu fikirler bana vahiyle inmiyor kendi şahsi bilgim ve tecrübemle oluşturdum. kendini kandırmaya baştan hazır ve memnun insanlar balon gibi nasıl şişirildiğini ispatlarıyla anlattığım kulaklıkların şişirme müdürlerine asla neye dayanarak en iyi f/p diyorsun, hangi cihazı geçiyor, hangisini boşa çıkarıyor, bu fiyata hangi ürünleri dolaştın neyle kıyasladın da konuşuyorsun, peki eski övdüklerin şimdi nerde demeye gerek duymadıkları halde incelemeleri ve yorumları ortada olan şahsıma profil açıp iki yazı okuma zahmetine bile katlanmadan abuk sabuk tepkiler sunuyorlar. herkes ne yapıyorsa kendisine yapıyor.








BASLAR

DZAT DF-10 incelememi aynen buraya yapıştırsam yeridir. yine güçlü sayılabilecek ama kapasite arızalı baslarla karşı karşıyayız. bunun DZAT'tan farkı, tizleri kapatarak zorladığımda Therion - The Invincible şarkısı hariç diğer şarkılarda DZAT'ın önüne geçebilmesi. ancak bu şarkıda DZAT'ın da gerisine düşerek hiç bas kullandırtmıyor. bu şarkı yüksek volümlü ve bas frekanslarına yayık şekilde vuran bir şarkı olduğundan birçok kulaklığın bas arızasını ortaya çıkarmakta birebirdir.

bana DF-10'un da Rock Zircon'un da bas kapasite arızalı geldiğini varsaysak, o vakit basları oldukça sağlam vuruşlu cihazlar arasına girerdi. ancak böyle olduğunu varsaysak bile akustiği kısıtlı tüm kulaklıklarda olduğu gibi basları dar bir alana sıkıştırıyor ve geniş akustikli kulaklıkları tabii ki aratıyor. ayrıca yüksek seviyelere çıkıldıkça bas vuruşları -bazı bu konuda çok sorunlu kulaklıklara göre daha az olsa da- "kuruma yapıyor". yani güçlü vuruşlar yerinde kalsa da derin bas çıkışı zorlandığı için sert ağırlıklı vuruşlarla kalıyoruz. dar akustikli kulaklıklara güçlü bas konulmasıyla ilk defa karşılaşmıyorum. böyle çok cihaz var ve Rock Zircon'un idareci tizleri ve kötü akustiğini dışarda bırakırsak, sadece bas cihazı olarak bile kapasite arızası ve derin bas çıkışının yüksek seviyelerde zorlanması yüzünden sınıfı geçemiyor.

yani enstrüman isteyene DZAT DF-10 yapıştırıldığı gibi bas isteyene de Zircon yapıştırılıyor o yüzden diyorum. sanırsın baslar konusunda çok fark yaratıcı, çok kral bir özelliği var. bildiğiniz kupkuru, dar akustiğe sıkıştırılmış zorlama bir bas performansı var üstelik o da kapasite sınırlı. daha geniş akustikli kulaklıklar arasında bunu rahatlıkla geçebilen, geçemeyen modeller arasında da eşdeğeri sayılabilecek sürüyle ürün var. onu bırakın dar akustikli başka çöp kulaklıklar arasında da çok daha sorunsuz modeller var. kısacası geçiniz...








TİZLER

genel olarak bir fark görmediğim için bu konuyu AuGlamour incelememe bakın diyerek geçiştireceğim. orada yazdıklarımdan farklı yazacağım hiçbirşey yok bu ürünün tizleri için. burada ek olarak söyleyeceğim şey, AuÇukur incelememde bahsettiğim tiz tipinin Mair "beyin" söylediğinin aksine gayet de rahatsız edici tizler olduğu. boşuna metalik ve şıkırdak demiyoruz. akustik dar olduğu için aynı zamanda yapışkandırlar da, yani diğer seslere yakındırlar. sibilans yapmıyormuş da falan filan...

eğer bu yapmıyorsa ne yapıyor merak ederim. zaten bu sibilans muhabbetine kıl oluyorum da, mevzu bahis kişi kullandı diye ben de kullanıyorum. akustik darlığı yüzünden tizler tüm seslerin içinde mi ? içinde. kendisi de söylüyor mu bunu sahnesi fazla geniş değil demeye getirerek ? söylüyor. o zaman bu sibilans yapmıyor muhabbeti nerden türüyor ? yani illa tizler övülecek. yok arkadaş yani illa öveceğiz. ne müthiş kulaklıkmış ya. bakıyorum şu müthiş kulaklığa, sonra bir daha bakmıyorum o derece müthiş. tek rakibi Xiaomi Piston 2, allah rahmet eylesin...






AKUSTİK

eveeet, zurnaya hazır mıyız ? zaten şuana kadar defalarca bahsettim, daha fazla konuşmaya gerek var mı ? akustik kısıtlı bir ürünle daha karşı karşıyayız işte. aynen DZAT'ta olduğu gibi öncelikle ses boyu yine kayıplarda. DZAT'tan farkı frekans ayrımlarında daha da geriye düşmüş olması. hakkını yemeyelim DF-10'un frekans ayrımları gerçekten bundan iyiydi. DF-10'u incelerken en alt kademenin bir üstünde demiştim hatırlıyor musunuz ? işte o en alt kademeyi görmek istiyorsanız buyrun Rock Zircon alın. iki tane belediye çöpünüz oldu, tebrikler.

sonuçta elimizde ne var ? hiç de yeni birşey olmayan, AuGlamour R1'in neredeyse aynısı ve benzer fiyatlısı. daracık akustiğe kuru bir bas tiz peformansı eklenip servis edilmiş bir uyduruk ürün daha size, Parizyen'den müjde size... minnacık kasalara sıkıştırılmış zavallı sürücüleriyle bu ve benzeri ürünleri "400 dolar, 200 dolarlık performans", "tam şu tür müziğin kulaklığı", "kaşarlı abilerim önerdi", "buluşmada en çok bunu beğendik" diye şişiren bir takım EQ bile bilmeyen, batıl batıl inançlarla kulaklığın kablosu pişince sahnesi artıyor zanneden, muhtardan ikametgahını hayal dünyasına aldırmış kişilerin şişireceği yeni krallar gelene kadar kendinizi kandırmak istiyorsanız buyrun.

vaziyetu reported from Rize / Merkez / Turkey.
V
5 yıl
DZAT DF-10: Hayaller ve gerçekler

hocam DZAT DF-10'u denediniz mi, bir deneyin bence hocam...

hocaaam Rock Zircon'u deneyebildiniz mi hocam sizce nasıldır hocaaam...

hocammmmmm QKZ yediniz mi hocam tadını beğendiniz mi hocaaaaaaaaaaaaam...

hocam Aliexpress'te rastgele gezinirken şu ucubik kulaklığı buldum, alayım mı ne dersiniz hocAaAm...

hocam DZAT DF-10 diyorlar bununla Rock Zircon arasında kaldım, siz hiç arada kaldınız mı hocaAM...


anlatamıyorum. nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor. bu incelemeyi kulaklığa ayırmak istiyorum. piyasa eleştirisini başka konularda toparlamak istiyorum ama nasıl yapsam bilemiyorum. vakit yetmiyor. yetse de kimin neyden ne anladığı belli değil zaten. uğraştığına değmiyor. şimdilik sinirlerime hakim olmaya çalışıp sadece kulaklıkla sınırlı tutmaya çalışıyorum kendimi. sonrasına bi ara bakıcaz artık...








BASLAR

biliyorsunuz zaten "övücüler" de baslarının zayıf olduğunu söylüyordu. baktım ne iştir diye. şimdi arkadaşlar şunları biraz açayım; kulaklıklarda bas sorunları 4 kategoride toplanıyor:

1) sinyal bozulması. bası belli bir seviyenin üstüne çıkardığınızda kulağı rahatsız etmeyen ama parçanın içine eden parazitler. o seviyenin %5 altına düşürdüğünüzde baslar normalleşip güçlenir, %5 yukarsına çıkardığınızda yeniden sıkıntı başlar. sorun kulaklıkta değilse, ses kaynağı yüksek ses ve bas veremiyorsa amfi takınca amfinin başarısına göre farklı oranlarda düzelir bu durum (en başarılı amfi: Phiree mini-ear desktop versiyon).

2) sert bas yükselmesi. bas ünitesinin belli bir ses seviyesinden sonra sert bas frekanslarına (50 hz üzeri frekanslar) yüklenmesi sonucu kulağın fiziksel manada rahatsız olması (acı hissetmesi) ve basların düşürülmek zorunda kalınması hadisesidir. eğer kulaklığın derin baslarında (50 hz altı frekanslar) kapasite sorunu yoksa bu sorun EQ ayarıyla sert baslar kısılıp derin baslarla devam etmek suretiyle düzeltilmiş olur.

3) tanımlanamayan sinyal bozulması. geniş vurumlu (derin ve sert baslara yayık şekilde komple bindiren), yoğun ve yüksek bas vuruşları sırasında kulaklığın nefessiz kalarak birinci maddede anlattığım sinyal bozulmasına uğraması. bu sadece bu duruma uygun parçalarda/seslerde ortaya çıkar (örnek Therion - The Invincible). aslında bu sorunu tüm kulaklıklar bir ölçüde yaşar ancak çoğu kulaklık çok nadir durumlar hariç üstesinden gelir. Aliexpress CKS99'u bu konuda en başarısız kulaklıklardan biridir. Pioneer Bass Exciter serisi ise bu sorunu hiçbir koşulda yaşamayan tek cihazdır (evet tek).

4) kapasite aşımı. bu genellikle baslar ve tizler bir arada yükseltildiğinde ortaya çıkar (bu soruna sahip kulaklıklarda). DZAT DF-10'un bas sorunu bu kategoriye giriyor ancak daha önce çok nadir gördüğüm bir şekilde tizlerle bağlantısı oldukça düşük. kendi başına da bu noktaya gelebiliyor yani. bir başka deyişle bu sorunu üst düzeyde yaşıyor. bu sorunun bir başka özelliği yüksek sese doğru çıktıkça artmasıdır. yani kısık seste nispeten daha iyi performans sunuyor.

DF-10'da aslında bas var ve çalışıyor. oldukça da sağlam vuruyor. ancak bas üretimi belli bir yerden sonra 4. maddede bahsettiğim kapasite kısıtlamasına takılıyor. kapasite aşımını kelimelerle tarif etmek biraz zor olsa da imkansız değil. baslar sanki ters dönmüş gibi olur, bir engele takılıp döngüye girmiş, patenaj çekiyor gibi olur. "bururubbb" diye bir ses çıkarır. o zaman bas seviyesini aşağı düşürmeniz gerektiğini anlarsınız. işte bu yüzden adam gibi bas tadını yaşamanıza engel oluyor ve bas zayıfı ürünler arasındaki yerini alıyor.








TİZLER

Rock Zircon incelememe bakın o inceleme de sizi başka bir incelemeye yönlendiricek. sağ salim ulaşınca bana telefon açın haberim olsun. DF-10'un biraz daha iyi frekans ayrımı başarısı dolayısıyla bu konuda biraz daha ileri gittiğini söyleyebilirim ama onlar hakkında söylediklerimin çoğu bunun için de geçerli. ortalamaya oynuyor. fark yaratacak, rüzgar estirecek, kıyamet koparacak herhangi birşey yok.








AKUSTİK

gelelim zurnanın zırt dediği yere :) şuana kadar elimizde ne var ? baslar mafiş dedik. tizler desen tamam fena değil ama ne özelliği var şimdi bunun ? hadi bakalım bu Jazz kulaklığı (?!?!?!) mıdır nedir (Mair'in deyimi bu) bari akustikte ne yapıyormuş buyrun bakalım...

arka ve ön ses ayrımına bir bakıyorum önce. sonra da ses boyunu inceliyorum. hmm, tamam hepten batık değil. alkış... sıfır noktasında değil arkadaşlar vasatın hemen üstünde oturuyor. bir alt katta Vasat Brothers var yani. o zaman çuvalla almak lazım. frekans ayrımlarında sınıfı geçiyor olabilir ama en önemli eksiklerinden biri ne biliyor musunuz ? ses boyu yok ses boyu. ses boyu kısıtlı ürünlerden. altı oyuk, altı boş, altında birşey yok sesler üstte aynı düzlemdeler, minnacıklar. akustik gerçekçilik sizlere ömür. kapı aralığından sahne size... hadi ses boyu en alt düzeyde olan başka ürünler de var. o zaman buna karşılık frekans ayrımları birşey yapsa bari, gelin biraz daha inceleyelim:

ilk dinlediğimde önce frekans ayrımları aşırı kısıtlı olan mesela CKR7, AuGlamour R1-R8, CX 300-II gibi ürünlerden ayrıldığını farkettim. hafif umutlandım. elbette biraz vakit geçince gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başladı. birincisi iddia edilen vokal özelliği kesinlikle yok. vokaller ve ön midlerin birbirine çok yakın olduğu hemen gözüme çarptı ki akustik kısıtlamasının tespitidir. birçok başarılı akustik sahibi kulaklıktaki vokal tadı yok. ses boyu kısıtlı ürünlerde zaten vokaller ufak çıkar ama en azından frekans ayrım başarısı olsaydı azcık vokal ayrımı yiyebilirdik. Mair kardeşimizin KZ ATE'nin en çok fark yarattığı alan olan akustik ve dahi vokal başarısını beğenmediğini biliyor muydunuz ? (sitesinde var gidin bakın).

ses boyu düşük olan ürünlerin kendini biraz olsun kurtarabilmesi için frekans ayrımları konusunda fark yaratabilmesi (en üst düzeye oynaması) gerekir. bu bir kuraldır. bir tarafımdan uydurmuyorum, kullandığım kulaklıklardan biliyorum. bir kulaklığın f/p olması için en azından bir alanda zirveye oynaması lazım yahu. yani nerden tutsak olmuyor. ses boyu kısıtlı dedik, frekans ayrımlarında fark yaratıcı birşey yok dedik. basları zaten kısıtlı dedik, tizlerde de önemli bir hareket yok dedik. demediysem demedin deyin bana. arkadaşlar piyasadaki bu kitle elindeki kulaklık sahte Sony EX300LP sesi vermiyorsa otomatik olarak inanılmaz beğeniyor. müthiş vokaller, müthiş enstrümanlar arasında kendilerini kaybediyorlar. nasıl oluyorsa oluyor.

Tanrı'dan kendime sadece tek bir dileğim var, sağlık. bu yazıyı okuyan ve tüm bu f/p saçmalıklarıyla uğraşmak zorunda olan kitleye de Erol Mütercimler'den tek bir dileğim var, akıl sağlığı. bir başka uyduruk kulaklık incelemesinde görüşmek üzere... kulaklığı büyük ihtimalle iade edicem zaten filtre bölümünde bir soyuk buldum. kalemi de sokucam (cebime), göndermicem. kalem lazım ama Canan Karatay diyetindeyim, kalemin dışı rulo çikolataları hatırlattı. 3 saat kendimi Bim'de gezinirken buldum ama birşey almadım. şişman değilim aslında da biraz göbecik var tam düz olmuyor yani. ben zayıfım o halde niye göbeğim var diyerekten acaba ortadan kaldırabilir miyim diye denemeler yapıyorum.
V
5 yıl
Moxpad kulakiçileri: X3, X6, X9

bu firma her bulduğum kulaklığı almaya başladığım bir dönemde birbirinden uyduruzırtlak çıkan ürünlerden gına gelmesi sonucu bulaştığım firmalardandır. ben almaya niyetlendiğimde X3 ve X6 modelleri satıştaydı. daha sonra X9 ve bluetooth yapılı X90'la da kabayı genişlettiler. bunlar diğer birçok firmanın aksine ortalama başarısı gerçekten yüksek ürünler üretip istikrarlı bir şekilde 10 küsür dolarlı fiyatlardan satıyorlar. bu yüzden de sağladıkları yüksek f/p oranıyla sektörde önemli bir yer sahibi oluyorlar.





X3

aldığım ilk ürünleri olan X3, sahip olduğu f/p oranıyla beni oldukça etkilemiş ve firmaya olan ilgimi arttırmıştı. herşeyden önce, inceleme okuyup pahalı ürün alarak elit olduğunu sanan burnu kalkık kitlenin ortaya saldığı birçok sahte f/p kralı gibi akustik fakiri değildi. DH forumda Moxpad X3'ün Creative EP-630'dan 2 basamak, güya f/p kralı olan çöp Xiaomi Piston 2'den ise 3 basamak daha iyi olduğunu söyleyen bir konu açılmıştı (link). Moxpad ilk olarak bu konuyla dikkatimi çekti, çünkü ben de EP-660 ve Piston 2 kullanmıştım ve özellikle Piston 2'nin girişte bahsettiğim hayatı yalan kitlenin anlamsızca şişirdiği fos bir ürün olduğunu tecrübe etmiştim.

elbette X3'ün başarısı sadece akustikten ibaret değil. yeterli düzeydeki akustik başarısını yine yeterli düzeyde diyebileceğimiz bas ve tizlerle paketleyebiliyor. maalesef ne bas kralı ne de tiz kralı sayılabilecek seviyede ancak yine de piyasada kendine bir yer açabilecek kadar varlık gösterebiliyor. mesela tizleri nereden baksan Koss Plug'ı geçer. akustik olarak da çok az bir farkla da olsa Vsonic VSD3'ü geçer diyebilirim. bunlar çok ciddi rakipler. baslarının ise biraz artı eksi tarafları var o yüzden pek rekabetçi olabildiğini söyleyemiyorum. aslında güçlü sağlam vuruşlu basları var yani çalışan bir mekanizma sahibi ancak maalesef yukarı çıktıkça derin bas kaybına uğruyor. bu yüzden belli bir seviyeden sonra sert basların aşırı yükselmesiyle kulağınızı rahatsız edip daha yüksek basa çıkmanızı engelliyor. bu durum EQ ile de düzelmiyor, derin bas üretimi kısıtlı olduğu için sert basları normalden fazla kısarak ağırlık vermeye çalışmak hepten bassız kalmamıza yol açıyor.

X3 ile ilgili anlatmam gereken bir de frekans denge hususu var. Koss Plug'la ilgili yazdıklarımı okuyanlar bunun ne olduğunu bilir. Moxpad X3 bu konuda Plug'a en çok yaklaşan cihazlardan maalesef. bunu ürünü ilk alışımda da farketmiştim ancak çok fazla kulağıma batmamıştı. cihazı ikinci alışımda bu durum daha çok dikkatimi çekti ve sonuç olarak elbette Koss Plug kadar olmasa da çok geniş bir orta frekans aralığında yüksek seviyede db arttırımlı olarak geldiğini tespit ettim. bu yüzden yüksek seviyede kullanırken normalden fazla frekans düşürümü gerektirebilir. ancak yine de Plug kadar ileri gitmediği için EQ'suz da kullanılabilir halde diyebilirim. hatta bu durum kısık seste dinleyen EQ fakirlerinin avantajına da olabilir, zira kısık seste dinledikleri için daha önce duymakta zorlandıkları sesleri daha rahat duyacaklardır.

sonuç olarak, son derece uygun ve istikrarlı seyreden fiyatı, ortalama başarısı yüksek olup herhangi bir alanda aşırı kayıplı olmaması, X6'ya karşı tizler bakımından avantajlı olması gibi faktörler bu ürünü her zaman aklımızda tutmaya değer kılıyor ancak eksikleri var bu yüzden bitirici bir ürün sayılamıyor. bas konusunda duyarlı kişiler sert bas ağırlığından dolayı kaybolan derin basları arayabilir. aşırı EQ gerektiren orta frekanslar da yüksek seste dinleyenleri her daim taciz edecektir. tizleri dediğim gibi X6'ya göre biraz daha başarılı sayılsa da Aliexpress CKS99'u yada VSD3 gibi açıkça daha iyi rakiplerine yaklaşabilecek kadar ileriye gidemiyor. X6 ile genel olarak kıyaslandığında tizlerdeki bu hafif sivrilme dışında pek de bir avantajını göremiyoruz. bu yüzden benim tercihlerime göre X6 daha alınabilir bir seçenek olarak kendini gösteriyor.

X3'ü ilk sipariş tarihim 17 Mart 2015, o zamanlar Moxpad sitesinde Aliexpress'teki tek resmi satıcı olarak gözüken dükkandan 11.5 dolara almıştım (Moxpad bir süre sonra resmi satıcı listesini kaldırdı). bu satıcı ve ürün linki 24 Nisan 2017 tarihi itibariyle hala duruyor (dükkan linki, ürün linki). ancak burada fiyatlar daha yüksek seyrediyor genelde artık. ikinci sipariş tarihim 25 Ağustos 2016, bu sefer başka bir satıcıdan kutusuz olarak (ilk aldığım kutuluydu) 12 dolara almışım. bu satıcı da 24 Nisan tarihi itibariyle duruyor ama bu ürünü satmıyor artık (dükkan linki). gelen ürün ses olarak aynıydı ancak bir tarafının plastiği kesik yemiş olarak ulaştı. bu yüzden yarı fiyatına indirerek satmak zorunda kaldım. X3 çeşitli satıcılarda 12 dolar civarına bulunabiliyor çoğu zaman.






X6

bu ürüncağız öncelikle X3'ün aksine tam taneli bas üretimine sahip olmasıyla fark yaratıyor. yani sadece sert vurmuyor yanında derin basları da getirerek komple kulağımızı istila ediyor. bu konuda hiçbir sıkıntısı yok. kesin olarak X3'ten iyi ve güçlü bir bas üretimi bulunmakta ayrıca zirvedeki diğer rakiplerine karşı da iyi mücadele ediyor. uzun kıyaslamalar sonucu akustik olarak da X3'ten daha başarılı olduğuna kanaat getirdim ancak bu konuda gerçekten bir fark varsa bu oldukça azdır. çeşitli zamanlarda yaptığım bol bol kıyaslama sonucunda bu fikrimin psikolojik olmadığına karar verdim. X6'da vokallerin biraz daha geniş çıkması, arka ön seslerin biraz daha uzak olduğunu hissediyorsunuz. bu ses boyunda da bir miktar artış olarak yansıyor gibi. ancak bu konularda gerçekten kolayca karar verilebilir ciddi bir fark vardır diyemiyorum.

bu iki iyi haberden sonra elbette kötü haberi de vererek canınızı sıkacağım. X6'da şıkır şıkır oynayan bol detaylı bir tiz performansı göze çarpsa da son tahlilde tizlerin içerik kalitesi X3'ün altında seyrediyor. bir Pioneer CL751 yada KZ ürünleri kadar kötü değil elbette ancak X3'e göre kıyasladığımızda o keskin ve kararlı vuruşların yerine daha çok tıslama veren göz boyayıcı bir başarımla karşılaşıyoruz. X3'ün de zaten piyasanın tiz kralı olmadığını hatırladığımızda, X6 tizlerinin başarılı f/p ürünleri arasına girmekte zorlandığını söyleyebilirim. X3 ve X6 arasında baslarda olduğu gibi tizlerde de tamamen farklı bir üretim biçimi var. içerik kalitesinden ziyade yoğun tizler vermeye odaklı olduğunu gösteren bir ürün. firma bunu bilerek yaptıysa belki de iyi birşey yaptığını düşünüyordu. düzgün EQ kullanmayan kişilerin içerik kalitesindeki farkı anlayamayıp X6'nın agresif tizlerini daha çok beğenmeleri mümkün. tizlerdeki bu eksikliğe vurgu yapmamın sebebi firmadan en iyisini beklememden kaynaklanıyor çünkü gerçekten yetenekli bir firma. şahsen ben koşullar gereği Moxpad'e yönelmek durumunda kalsam X3 yerine X6 tercih ederim.

bu da tizlerdeki durumun diğer olumlu tarafları götürecek kadar kötü olmadığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. neticede X3'e göre tamamlanmış bas üretimi ve başarılı akustiğiyle dinlediğiniz sesleri daha doğru duymanızı sağlıyor. tizlerindeki hafif geri adım olmasa bu ürün gerçek f/p ürünleri arasında çok daha yukarıda bir yer edinecekti. dürüst değerlendirirsek VSD3 ile kıyaslandığında tizlerde geri kalacak olsa da akustik olarak daha başarılı olduğundan ortalamada kafa kafaya sayılabilirler ve X6'nın fiyatı Vsonic'ten en az iki kat daha düşük. ürünü ilk sipariş tarihim 16 Haziran 2015, 18.5 dolara almışım. aldığım dükkan kapandı. ikincisini ise başka bir dükkandan 14.5 dolara 25 Ağustos 2016'da almışım. 24 Nisan 2017 tarihi itibariyle bu satıcının ve ürünün linki hala çalışıyor ancak fiyat 17 dolar civarındaydı baktığımda (dükkan linki, ürün linki). X6'ların ikisi de kutusuz gelmişti diye hatırlıyorum. ses olarak aynıydılar. X6 şuana kadar takip ettiğim kadarıyla çeşitli satıcılarda genellikle 15-16 dolar civarına kadar düşen fiyatlara bulunabiliyor.






X9

bu ürün hakkında söylenecek pek birşey bulamadım. X6'nın hafif tasarımsal revizyonu gibi birşey olmuş. baslar kesinlikle aynı. akustik yapısı da aynı gibi. tizler konusunda X6'ya göre revizyon bekliyordum malumunuz ancak burda da bir değişiklik gözüme çarpmadı. testler sırasında elimde X6 yoktu açıkçası ancak pek gerek de yoktu. neyse ki X6'nın gerisine düşen bir tarafı da söz konusu değil ve fiyatı da yine uygun. Moxpad firması satış yapmak için durduk yere ürün mü icat etmiş yoksa X6'yı yapısal olarak geliştirme amacıyla mı böyle bir revizyona gitmiş bilemiyorum ama eğer öyleyse X6 V2, X6.5 veya en fazla X7 yazsalardı bence daha doğru olurdu :D






MOXPAD'İN ÇIKARILABİLİR KABLO YAPISI HAKKINDA

ikişer kez aldığım X3 ve X6'lar ve son olarak da X9 ile birlikte toplamda 5 defa kullanma şansı bulduğum Moxpad ürünlerinin çıkarılabilir kablo yapısının mükemmel bir başarıya sahip olduğunu söylemekte zorlanıyorum. neyse ki karşımızda Vsonic VSD3'lerde yaşadığımıza benzer ciddi bir üretim sorunu yok. ancak kablo giriş bölümleri hareket halinde bazen kesinti yapabiliyor. sağ ve sol taraflar arasında bir dönme hızı farkı da bulunabiliyor, gevşek olan taraf değer değmez hareket edebiliyor ve daha çok kesintiye sebep olabiliyor.

ancak bu tarz durumlar zamanla düzelebiliyor da. bir süre endişe ettikten sonra tamamen unutup sonra tekrar hatırlamanıza neden olacak kesinti döngüleri yaşayabiliyorsunuz. bu durumlarda özellikle fiyatının ucuzluğu da aklınıza gelince "gitti gidecek" korkusu her daim vasıl oluyor. ancak dediğim gibi şuana kadar gerçekten sıkıntı yaratacak bir durumla karşılaşmadım. çok çok aktif kullanacak, deli danalar gibi sallanacak kişilerin bu kesintilerle karşılaşma olasılığı daha yüksek. bunu akıllarında tutmalarında fayda var ancak bence ürünlerin alım kararını etkileyecek bir seviyede değil.
V
5 yıl
Koss kulakiçileri: Plug, RUK30, KDX100, KDX200, i150

1958 doğumlu efsane kulaklık firması Koss, sesi çok çıkan burnu kalkık ama kulağı ve algısı düşük piyasa kitlesi tarafından pek kaale alınmasa da benim gönlümde 2014 yılından beri oldukça önemli bir yer elde etmiştir. bunun nedeni piyasaya balıklama dalma kararı aldığım bir dönemde ilk ellediğim ürünleri olan RUK30 idi. elimdeki Sony EX50LP, Philips SHE7000, Creative EP-660 ve Sennheiser CX 270 ürünleriyle uzun süreli kıyaslamalarım sonucu aralarındaki en başarılı ve aynı zamanda ucuz cihazın RUK30 olduğunu karara bağlamıştım.

Koss ömür boyu garanti hizmeti sunmasıyla da diğer birçok firmadan ayrılıyor. ismi yüzünden Alman firması sanmış olabilirsiniz, normaldir. inanması zor olsa da aslında kendileri bir Amerikan firması oluyor. Koss firmasıyla erken tanışmam beni Xiaomi Piston 2, Brainwavz M4-M5 ve daha birçok f/p kralı diye şişirilen belediye çöpünden kurtarmış ve güya kulaklık otoritesi geçinip burnundan kıl aldırmayan kitlenin de gerçekte ne olduğunu görmemi sağlamıştır. Koss'un bir diğer enteresan tarafı da markaya yatmak yerine en ucuz ürünlerine en iyi sürücülerini koymaktan hiç çekinmemesi. öyle ki, çıkardığı bazı nispeten pahalı ürünler ucuz ürünlerinin gölgesinde kalabiliyor.








RUK30

girişte bahsettiğim gibi bu elemanla oldukça erken dönemimde karşılaşmıştım ve o günün şartlarında işimi görmüştü. yüksek ses ve yüksek sesteki bas başarısı o dönem elimde bulunanların en iyisiydi. tizleri de az da olsa fark yaratabiliyordu. ürünü 2014 yılında 40-50 lira civarına almıştım ancak o dönem 20-30 liralı fiyatlara kadar düşük yapmıştı. onca zaman geçti, 2017 başlarında hala tek bir firmada da olsa 50 tl civarı fiyatları görebiliyoruz. ha görüyoruz da ne oluyor ? pek birşey olmuyor zira günümüz şartlarında RUK30 artık bitti diyebiliriz. nedenlerine gelirsek...

ürün yüksek tiz detay oranıyla bazı tizsiz cihazlara karşı fark yaratabilse de, tiz kalitesi namına gerçekte pek bir varlık gösteremiyor. bas vuruşları bir Koss klasiği olarak çok güçlü ve bu konuda birçok cihazın üstünden kolayca geçebiliyor. ancak en yüksek ses ve bas seviyesine doğru gittikçe derin baslarda kısıtlamaya gidip daha çok sert bas frekanslarına odaklanan bir yapısı var. bu yüzden ilk başta etkileyici olsa da tam tatmin sağlayamıyor. en kötü tarafı ise, akustik yapısının hafif dar olması. başta dediğim gibi, kıyasladığınız cihaza göre belki şahane bile gelebilir. ancak Aliexpress CKS'leri, Moxpad'ler, Koss Plug gibi diğer ortalama başarısı yüksek cihazlarla kıyasladığınızda geri kaldığını farkediyorsunuz.

Vsonic VSD3 ile ilk kıyasladığımda ikisinin akustiğini oldukça benzer bulmuştum. bu da malum piyasa kitlesinin VSD3 hakkındaki "geniş sahne" uçurmalarına sinirlenmeme yol açmıştı. ancak sonuçta VSD3 fiyat farkını saymazsak tizleri sayesinde daha iyi bir ortalamaya tutturuyor. öte yandan RUK30'un çöp olduğu da sanılmasın. baslarına eleştiri getirseniz de, son derece yüksek bas vuruş gücüne kolay kolay laf atamazsınız. tizlerindeki kalite düşüklüğünü eleştirebilirsiniz ancak tiz detay oranını yüksektir. akustiğini eleştirebilirsiniz, ancak sonra gidip de bir farkı olmayan yada daha kötü ürünlerin akustiğini övmeyin! RUK30 sadece sayılı gerçekten iyi alternatiflere karşı zayıf kalıyor ki bunlardan biri de kendi firmasının ürünü olan Plug.

ömür boyu garantisini, fiyatını, en önemlisi f/p kralı diye yutturulmaya çalışılan belediye çöpü cihazlardan ayrılabilmesini sayarsak, RUK30 bana zamanında oldukça yardımcı olmuş bir üründür. KDX100'le hemen ertesinde tanışmama rağmen RUK30'dan bahsetmeyi bırakmayışımın nedeni ise KDX100-Plug ürünlerinin aşırı EQ gereksinimlerinden kaynaklanan kullanışlılık sorunları ve Koss dışında henüz elle tutulur bir alternatif bulamamış olmamdı. dolayısıyla, bahsini geçirdiğim alternatifleri bulana kadar f/p piyasasında her zaman adını geçirdiğim bir ürün olarak kalmıştır. uzun bir süredir ise adını anmamaya, yavaş yavaş alternatifler arasından çıkarmaya çalışıyorum.








Plug

kulağınız varsa, bu ürüne RUK30'dan sonra geçtiğinizde ani bir frekans ayrımı artışı ve tiz kalitesindeki artışın da birleşmesiyle farkedilir bir genel ses kalitesi artışı sizi daha ilk 10 saniyede hemen yakalayacaktır. ancak bir şartla... Plug'a geçtiğinizde ona uygun EQ ayarını hazır tutmalısınız. yoksa kulağınızı komple kaybetme riskiniz var!

ben Plug'dan önce aslında ilk ve uzun süreli olarak KDX100 kullanmıştım. RUK30'un o dönem elimde bulunanlar arasında en iyisi olduğuna karar verdikten sonra, bu firmada iş var diyerekten fiyatlarına bakmadan hemen KDX100 ve KDX200 siparişi geçmiştim. çok sonraları aldığım Plug'dan ise pek birşey beklemiyordum çünkü yurtdışında bile 10 dolara satılan bir cihazdı. ancak aldığımda karşımda KDX100 ile neredeyse aynı cihazı buldum. fotoğraflarını incelerseniz zaten görüntülerinden de anlarsınız, iki cihaz aynı serinin ürünüdür. Plug'dan KDX100'e tekrar döndüğümde tek farkettiğim, Plug'ın bas arttırımına daha az ihtiyaç duymasıydı. elimdeki KDX100 uzun süre kullanılıp bas kaybına uğradığından mıdır yoksa hep öyle miydi bilemem ama, bas seviyesine daha fazla abanmanız gerekiyordu. bunun dışında verdikleri ses tıpatıp aynıydı.

Plug'ın akustik başarısı RUK30'a ve daha birçok rakip kulaklığa göre belirgin fark yaratsa da tam olarak zirveye oynayamıyor. yine de oldukça yakın bir yerde durduğunu söyleyebilirim. tiz kalitesindeki artışa karşılık bir geriye adımdan da bahsetmek zorundayım. RUK30'u anlatırken detay oranının yüksek olduğunu söylememin bir sebebi vardı. Plug detay oranında düşük kalıyor, yani daha gerçekçi tizler duysanız da yeteri kadar detay (miktar) kulağınıza ulaşmıyor. yarı yolda kesiliyor gibi oluyor. bu yüzden maalesef tizlerde de zirveye oynadığını söyleyemiyoruz. bu paragraf diğerlerine nazaran biraz daha kısa kaldı. o yüzden bir iki cümle daha ekleyeyim dedim. göz kararıyla şunu söyleyebilirim ki sonraki paragraf da aynı durumdan muzdarip ve ek gerektirecek gibi görünüyor.

bas konusuna gelirsek, Koss cihazları genel olarak bas canavarları zaten. ancak Plug bu konuda da seviyeyi öncelikle RUK30'dan, sonra da piyasa ortalamasından ileriye taşımayı başarıyor. derin bas çıkışı tahammül zorlayacak kadar yüksek desem yeridir. vuruş gücü de yine kulak zarı hoplatacak cinsten. Pioneer CL751 danasıyla kıyasladığımızda elbette bütün normal kulaklıklar geride kalıyor ancak bu tarz "normal" kulaklıklar içinde alabileceğiniz en güçlü baslardan birini Plug ile edinebiliyorsunuz. elbette EQ kurallarına uymak şartıyla! Plug'un anormal frekans dengesi EQ'suz kullanımda baslarda iyice aşırı sertleşmeye yol açıyor. bu paragrafın da eklemeye ihtiyacı olacağını söylemiştim. ayrıca her zaman yaptığım gibi bu tarz ek cümleleri okumanıza gerek olmadığını da yine belirteyim.

tam bu noktada EQ konusuna tekrar bir giriş yaparak başta söylediğimi açıklamaya çalışayım. fotoğraflara tekrar bakarsanız Koss firmasının bu ürün serisinde değişik bir tasarım kullandığını göreceksiniz. ayrıca arkası gerçekten açık bir kulaklıktır, yani sesi dışarıya verir. bu tasarımın yarattığı bir yan etki midir, yoksa Koss firması bu ürünleri artık nasıl koşullarla test ediyorsa ona uygun olarak mı bir frekans dengesi oluşturuyor bilemiyorum. ancak EQ'suz kullanıldığında, sesi yükselttikçe adeta bir sahte Sony kulaklık sesiyle karşılaşmanız ve kontrolsüz distorsiyonlar sonucu kulaklığı kulağınızdan çıkarmanız kaçınılmaz oluyor. aynı durum KDX100'de de mevcuttu. problem taa 50 hz bas frekansından başlayıp, 14 khz tiz frekansına kadar ulaşıyor.

son dönemde kullandığım ffdshow'un SuperEQ değerleriyle ifade etmem gerekirse, normal kulaklıklarda -12 ila -16 arasında tuttuğum 200-400 hz'yi (davul gibi aşırı sert basları kontrol eder) -26 ila -32 arasında tutmam gerekiyor. benzer şekilde, vokal patlamalarından kurtulmak için -6 ila -9 arasında tuttuğum 1 khz ve etrafını -22 db'ye kadar götürmem gerekebiliyor. alt tizlerde de benzer şekilde normalden 8 db civarı daha fazla düşürüm gerektiriyor. alt baslarda da durum aynı, 10-12 db daha fazla düşürüm gerektiriyorlar. özellikle orta frekanslara yakın bas frekanslarında (80 hz ila 200 hz arası) yine 1 khz'deki gibi -20 ve -30'lu değerleri görmeniz gerekebiliyor. Plug'ın bu gereksinimlerinin sadece tonlamayı düzeltmek için değil, kulaklığın peak ve distorsiyonlar sonucu kulağınızı rahatsız etmemesi için gereklilik arzettiğini hatırlatırım.

böyle yapınca dengeyi normalleştirmek adına birçok frekans aralığını kıstığınız için, yüksek sese çıkabilmek için daha fazla arttırım yapmanız gerekiyor. bu da özellikle kaydı düşük volümlü parçalar çalarken amfiyle bile sesi köklemek zorunda kalmanıza yol açıyor. hatta bazı durumlarda amfi köklemesinin de yetmemesi sonucu yazılımsal volüm arttırımına başvurduğum olmuştur. benzer şekilde, eğer amfisiz kullanıyorsanız ve ses kaynağınız kısık sesliyse zaten yandınız. bu türlü gereksinimleri kulaklığın "kullanılabilitesini" oldukça aşağı çekiyor. ayrıca kulaklık bu denli bir peak sorununa sahip olunca, farklı frekans düzeninde bir şarkıya geçtiğinizde EQ ayarlarına dokunma ihtiyacını normalden daha çok duyabiliyorsunuz. yani sürekli kafanızda şu şarkıyı açarsam acaba kulağımı rahatsız etmemesi için EQ ayarlaması gerekicek mi diye düşünmeye ve üşengeçlikten çalan parçayı değiştirmemeye zorluyor :D haliyle insanı bir miktar yoran bir faktör. benzer şekilde başka bir kulaklık veya hoparlör taktığınızda EQ ayarlarını komple değiştirmeniz gerekeceğinden Plug için özel EQ ayarları kaydetmeniz gerekiyor.

bir ek durum da, Plug'a has olmasa da yine de sayılı kulaklığın gerektirdiği, tizleri açığa çıkarabilmek için normal yazılımsal EQ ayarı dışında donanımsal tiz arttırımına da ihtiyaç duyması. yani maksimum tiz oranına ulaşabilmek için ses kartlarındaki tiz seviye ayarı veya ses kartı sürücüsünün kendi EQ'sunu kullanmak gibi donanımsal DSP çipinden destek alan yöntemlerle tizlere katkı yapmalısınız. sadece yazılımsal tiz arttırımı yaptığınız zaman tizler normalden önce peak yaparak distorsiyon vermeye başlıyor. son sözlere gelirsek, Plug yalancı değil gerçek bir f/p ürünü. fiyatı da 10 dolara kadar düşebiliyor. akustiği yerli yerinde, adam gibi frekans ayrımlarını doğru düzgün bas ve kısmen yeterli tizlerle destekleyebiliyor. şartlar almaya zorlarsa ama almazsanız gönül korum. bi de Koss kor.

bu arada Plug'la ilgili çözemediğim bir enteresan durumu da sizlere açmak isterim. EQ cehaletinin kutsandığı bir dünyadayız, o yüzden ne dediğimi anlar mısınız bilmiyorum ama şu durum beni şaşırtıyor, bazı kişiler Plug-KDX100 ve aynı seriden başka ürünler hakkında aşırı kötü yorum yapıyorlar ve buna şaşırmıyorum. çünkü EQ fakirlerinin zırva yorum ve incelemeleriyle karşılaşmak benim için olağan bir durum. anlamadığım, bu ürün çok da tutmuş bir ürün. birçok sıradan kullanıcı fiyatına göre çok beğendiğini söylüyor. halbuki yorumların %90'ının aşırı kötü olmasını beklerdim. kimse benim kadar EQ kullanmıyorsa, bu insanlar nasıl bu ürünü kullanıp da beğeniyorlar onu anlayamıyorum. yani piyasada elbette EQ kullananları da görüyorum ama onlar da benim kadar detaylı kullanmıyor. bu konuyu çözebildiğimi söylersem yalan olur.








KDX100

söyleyecek pek birşey yok. Plug'ın pahalı versiyonu. Koss firmasının Plug'ı 10 dolara sata sata batmasını istemiyorsanız KDX100 alın diyebilirdik bi nevi ama gösterimden de kalktı artık. Plug'dan üretim olarak şöyle bir farkı var, burnu katı plastikten yapılma ve sanırım biraz daha uzundu. Plug'daki ise yumuşak, oynak bir plastikti. KDX100'le beraber triple flange uç da geliyor. Koss'un kalbimi çalmasının nedenlerinden biri de bu ucun boyutu idi. neden derseniz, benim kulak kanalım biraz büyüktür. bunu başkalarıyla kıyaslayınca farketmiştim. bu tarz flange tipi uçları ise neredeyse bütün firmalar çok küçük yapıyor. bu yüzden bana asla uymuyorlar. Koss ise KDX100'de sadece tek boy flange uç veriyordu ve tam benim kulağıma göreydi. extra large boyuttaydı yani. tek boyutta olması bu tarz uç kullanmak isteyen diğer kişiler için dezavantaj elbette ama Koss baba tam bana göre yapmış. kısacası bana Koss'un yolları, sana kurşunlar...








KDX200

bunun hakkında da söylenecek fazla birşey yok. RUK30 ile çok benzer bir yapıyı barındırıyordu. tiz üretimi daha kaliteliydi ancak tiz detay oranını KDX100'den bile düşük bulmuştum. bu yüzden hoşuma gitmemişti ve KDX100 ile devam etmiştim. ancak o dönem maalesef VLC EQ'sunun aşırı geniş vurumlu 14-16 khz tizlerini kullandığım için bu konudan şuanda tam emin olamıyorum ancak aynı koşullarda kıyaslama sonucu edinilen bilgi olduğu için büyük ihtimalle doğru çıkar. sadece, eksi tarafını doğru görmüş olsam da bazı artı taraflarını kaçırmış olmam mümkün olabilir. bas ve akustik yapısı RUK30'la aynıydı diye hatırlıyorum. belki basları birazcık daha derine iniyor olabilir. almadan önce Koss'a sorduğumda alüminyum kasasının daha güzel bir ses verebileceği gibi yetersiz bir açıklama gelmişti. biliyorsunuz ses konusunda sorarak birşey bulamıyorsunuz. neticede üzerinde durulacak bir ürün değildi ve diğer KDX'ler gibi çoktan yallopaçi aldı piyasadan.








i150

bu ürünün KDX300'ün mikrofonlu versiyonu olduğunu düşünüyorum (görüntüden tahmin). KDX300 kullanmamıştım. şuan satışlarımda olduğu için bu ürün hakkında konuşmuyorum. satıştan sonra burada kimseye randevu vermeyin. kazara randevu verdiyseniz de iptal edin.
V
5 yıl
Vsonic kulakiçileri: VSD3, VSD3S, GR02, R02

Vsonic, Çin fırlatması firmalar içinde adını sık duyduklarımızdan. ürünlerini tanıtırken Shure, Westone gibi kazıkçı firmaların modellerini baz alarak yaptıkları yolunda bir takım söylentiler çıkararak, pahalı ürünler yerine biz size ucuzunu yaptık, alın sokun (kulağınıza) demeye getiriyorlar.

her dönem bir başka ucuz ürün için "f/p kralı" diye yaygara koparan ekip de haliyle bir dönem bunlar ne çıkardılarsa üstüne atlamıştır. f/p arenasında adını en çok duyduğumuz ürünleri VSD3/VSD3S kardeşlerdi. ancak sonradan modaları geçti ve artık pek duymaz olduk. kusmuk kadar değerleri kalmadı. amiral gemisi sayılan GR07 ürünleri ise aşırı yüksek fiyattan (70-100 küsür dolarlarda) satıldılar hep ve bu yüzden de almak hiç içimden gelmedi bugüne kadar (VSD3'ler GR07'lerin en az %80'i diye satılıyor). bunların ürünleri en çok resmi satış kanallarından lendmeurears.com'da bulunur genelde. bu sitenin adı Türkçe'de "kulaklarını bana kirala" manasına geliyor (tam kelime karşılığı). ancak yakın anlam çevirisi olarak "kulağını bana ver", "kulağını ver bana", "ver kulağını bana", "versene lan bi kulak (tamam bu kadar değil)" diyebiliriz. bu siteye kısaca LMUE denir.

bir zamanlar mp4nation.net de Vsonic fiyatlarında sağlam rekabet ediyordu ancak bunlar Brainwavz markasıyla ne çıkarsalar çuvalla sattığını, insanların almak için birbirini ezdiğini, talebe yetişmek için çekik gözlerini mandalla tutturmak zorunda kaldıklarını görünce diğer firmaları bi kabloya takmamaya karar verdiler. buna kızan Vsonic de lendmeurears.com'u satın alarak sahiplerini zengin etti. buna kızan mp4nation ise kendini kapatıp brainwavzaudio.com olarak devam etmeye karar verdi. bunlara kızan ben de bütün ürünleri tekrar almaya başladım. peki bundan sonra ne olacak, hepsi azz sonra...








VSD3'LERİN TEMASSIZLIK REZALETİ VE R02 FACİASI

VSD3'ler ilk çıktıklarında çıkartılabilir kablolarıyla büyük sükse yapmıştı. ancak daha sonra bu kablo girişlerinin temassızlık sorunları ayyuka çıkınca sük gibi kaldılar. çok kötü bir başlangıçtı ama satışları engellemedi. salyalı f/p tayfası çoktan sıraya girmişti. ben de o dönem kuyruğa asılıp güvenilir kabul edilen satıcılardan penonaudio.com'dan 45 dolara VSD3 siparişi geçmiştim (eskiden buralar hep Paypal'du). temassızlık yapınca firma bana gümüş kablo diye geçen aslında gümüş kaplamalı kablocuk olan şeyi gönderdi, bir de 10 dolar daha cukkaladılar bunun için.

yeni kablo da bir halta yaramayınca bizim uşaklarla Ayder yaylasında çekilmiş fotomu gönderip "we're coming" yazıp gönderdim. çok korkmuş olacaklar ki kablo parasını iade edip yerine VSD3S gönderdiler (bu vesileyle VSD3 sesini zaten tecrübe etmiş olduğum için VSD3S istedim). gelen paketin üzerinde "do not fight! China is your friend" yazmıyordu (jericho 2006 dizisine göndermedir). zaten bunlar China'dan gelmiyor. elime geçen VSD3S'in kablosu yarım yamalak yapıştırılmıştı, yani çıkartılamıyordu. daha sonra da zaten bu ürünleri çıkartılamayan kablolu olarak satmaya başladılar. yani bu işin altından uzun bir süre kalkamadılar.

daha sonraları aldığım R02'lerinin ise daha satamadan bir tarafı gitti. yerine gönderdiklerini sattım, sattığım kişide gitti. yerine gönderdiklerinin yerine gönderdikleri de gitti. yerine gönderdiklerinin yerine gön... anladınız siz onu.








VSD3

45 dolarlık çıkış fiyatıyla değerlendirirsek f/p ürünü sayılması maalesef biraz fazla kaçıyor. uyduruk bir cihaz kesinlikle değil; frekans ayrımları yerinde, ses boyu yerinde, bas gücü oldukça yerinde, tizleri de fazlasıyla yerinde... kısacası ortalama başarısı geçer not alıyor. ancak maalesef hiçbir konuda zirveye de oynayamıyor. rakipleriyle kıyaslamalı olarak değerlendirdiğimizde ise en fark yarattığı alan tizler diyebilirim.

VSD3'ün tizlerinde çok sayıda kulaklığı geride bırakacak bir kalite farkı var. ancak bu kalite farkı kasten bir miktar geride bırakılmış gibi. bu yüzden Aliexpress CKS99'unu tam yenecekken kaybetmiş gibi bir hali var. yani şöyle diyeyim, ilk anda "vay epey detaylı ve kaliteli" diyorsunuz ancak sonradan "bir miktar parazit var sanki, tam net değil gibi sanki, bir kedi gördüm sanki" diyorsunuz. belki de Vsonic, GR07 almamızı istiyor. istemez mi :D tizlerin enteresan taraflarından biri de EQ arttırımına yaklaşık 7-8 desibel daha erken tepki vermesi. CKS77'de belirli bir parçada diyelim 17-19 db seviyesinde tuttuğum 14 khz'yi, VSD3 kullanırken 10-12 db arasında tutmam yetiyordu. CKS99 da diğer CKS'lerle kıyaslandığında 3-5 db daha erken tepki verir ancak VSD3 daha da önde, dolayısıyla db limiti yetersiz EQ kullanmak zorunda olanlar için iyi haberdir.

baslar konusunda özellikle VSD3S'ten gelince bir "noluyoruz hacı" yaşamanız kaçınılmaz oluyor. VSD3S'te tek borudan akan baslar VSD3'te üç boruya yayılıyor ve lağım sağanağı altında kalıyorsunuz. yani tam taneli bas üretimiyle meshediyor. peki bas kralı mı ? maalesef yine değil. mesela CKS77'ye döndüğünüzde daha dolgun gelen 50-80 hz ağırlığı genel olarak bas vuruşlarını daha kulağı doldurucu, vuruş gücü daha yüksek kılıyor (CKS77'nin de bas kralı olmadığını hatırlatayım). VSD3'teki bu derin bas ağırlığının kasten yapılıp yapılmadığına emin değilim. fabrikatör mevcut fiziksel koşulları zorlamak adına sert basları kısıp ağırlığı derin baslara kaydırmış gibi. çünkü VSD3 derin baslarda kendisinden beklenmeyecek derecede iyi bir titreşim oranı sergiliyor. ancak bu iş EQ'ya bırakılması gereken bir iş, donanımsal kısıtlamaya gidildiği zaman böyle bir vuruş gücü kaybı ortaya çıkıyor.

gelgelelim akustiğe... Vsonic'i bu konuda nasıl bilirdiniz ? iyi bilirdik (cemaat). evet, kendisinden bekleneni yine yapıyor diyebiliriz. en azından bazı yalancı f/p kralları gibi komple batırmıyor. ancak GR02'ye göre ses boyundaki artışa karşılık frekans ayrımlarında bir miktar kayıp hissediliyor. birebir kıyaslama yaptığınızda Koss Plug ve Moxpad'lere karşı yenildiğini tespit edebiliyorsunuz. Plug ve Moxpad'ler ile Aliexpress CKS üst modellerinin akustik alan farklarını bulmak çok daha zordu. VSD3 ise hemen farkını belli ediyor (kötü manada). ancak tabii çok abartmış olmayayım, bas ve tizleri beğenildiyse ve yeterli bulunduysa bu ürünün akustiği idare eder bir yapıdadır. yani belli bir süre alıştıktan sonra fazla da batmayabilir.

bir özet geçmek gerekirse, tizlerini bu ürünün esas özelliği olarak varsayıyorum. baslarını da oldukça güçlü buluyorum. akustiğini ise maalesef biraz yetersiz buluyorum. bu ürün fiyatı ve hakkında yapılan uçurmalar yüzünden oldukça sert eleştirilerimi yemişti geçmişte, 10 dolarlık Koss Plug, 10 küsür dolarlık Moxpad'ler, yine 10-20 dolarlara kadar düşük yapabilen başta Aliexpress CKS'leri gibi f/p ürünlerine karşı pahalı da değil aşırı pahalı kalıyordu. bu eleştirilerim LMUE'nin isabetli fiyat politikalarıyla bir nebze hafiflemişti (bazı indirim dönemlerinde 20 küsür dolarları görüyordu, genelde de 30 küsürlerde dolanmaya başlamıştı) ama bence hala yeterli değil. rekabet iyidir diyelim. yazıyı tekrar düzenlerken bu paragrafın biraz küçük kaldığını farkettim.

neticede VSD3 kesinlikle geçer not alan bir ürün. Aliexpress üst model CKS'leri, Koss Plug ve Moxpad'ler gibi daha ucuz alternatiflere göre bir miktar akustik zayıflık içeriyor ki benim canımı sıkıp bu ürünü çizmeme neden olan bir faktördür. benzer şekilde Moxpad X6'yı da tizleri yüzünden çizmiştim. bas olarak ille de en bi güçlüsünü aramıyorsanız, sahip olduğu yeterince güçlü vuruşlar ve daha önemlisi "tam taneli" bas üretimi sayesinde, yani derin bas titreşimlerini dibine kadar verebilmesiyle fazlasıyla iş görecektir. tizlerinin zaten oldukça özel olduğundan bahsetmiştim. bütün bu tanımlamalar size yeterli göründüyse deneyebilirsiniz. tabii bahsi geçen alternatiflere kıyasla ödediğiniz fiyatı da göz önünde bulundurun.








VSD3S

hiç uzun uzadıya bahsetmeye gerek yok. VSD3'ün aynısı. sadece baslarında kırpma var. çok zayıf baslı cihazlardan kendini bir miktar ayırabilse de, VSD3'e göre rahat %20-30 civarı bir kayıp hissetmeniz garanti ki bu hiç iyi birşey değil. VSD3 ile VSD3S karşılaştırılırken bu iki ürünün birbirine çok benzediğini herkes dile getiriyordu. ancak incelemeci tayfanın çoğunluğu araya bir takım belirsiz yorumlar katarak iki ürünün başka ses imzaları/sunumu/akustik özellikleri olduğu izlenimini veriyorlardı. haliyle bu da kafa karıştırıcı oluyordu. ürünleri 2'şer kez kullanmış ve son seferde ikisini bir arada kullanmış biri olarak ben bunun kesinlikle söz konusu olmadığını, iki ürünün baslar hariç tamamen aynı olduğunu sabitledim.

LMUE de iki ürünün birbirinden farkının baslar olduğunu açıkça satış sayfalarında yazar. kullanıcıların/incelemecilerin hatalı yorum yapması benim artık alıştığım ve doğal karşıladığım bir durum. ancak satıcıların/markaların doğruyu vermiş olması ender karşılaştığımız bir durumdur. gerçi LMUE de S'lerin "daha dengeli" olduğunu söylerken biraz kafa bulandırarak satış yapmaya oynamıyor değil ama neyse... hangi ürünün alınması gerektiği konusuna kuşkusuz şekilde VSD3 diyorum. çünkü basları kullanmak elinizdeki cihazın bas kontrolü yoluyla sizin elinizde. ancak VSD3S alırsanız sadece kayıplı bir ürün almış olacaksınız.








GR02 Bass Edition

bu ürün şuan satışlarım arasında işim bitince son yorumlarımı buraya sokuşturacağım.








R02

bu ürünün satıcısına göre "R02 Silver, R02 Classic Edition, R02 Classic Upgrade Edition, R02 Professional Edition, R02 Do You Like Kebab Edition" gibi zilyon tane adı var. kimisinin kablosu değişik, kimisinin ise sadece ismi değişik. bazılarının bassız versiyon olabileceğini düşünüyorum zira GR02'nin de "Bass Edition" olmayan düz versiyonu varmış ki Bass Edition yazmışlar. ben LMUE'den "R02 Silver" isimli olanı almıştım. Silver gavurcada gümüş demek, gümüş kaplama kabloyu kastediyorlar yani. fiyatı GR02'den ve hatta bazen VSD3'ten bile yüksek kalabilen bir üründü.

esas bizi ilgilendiren kısım yani GR02'den nesi değişikti konusuna gelirsek, sadece frekans dengesi değişikti! bu ürün 1 khz arttırımlı geldiğinden kutudan ilk çıktığı haliyle vokalleri vurgulu bir ses veriyor. R02 ilginç bir ürün aslında, bir modeli farklılaştırmak için mesela bas veya tizlerle tasarımsal/mekaniksel olarak oynadığınız zaman bu bas kaybı/başarısı veya tiz kaybı/başarısı olarak yansır ve değiştirilme şansı yoktur. halbuki sadece 1 khz civarı gibi orta frekansları desibel arttırımlı gelen bir cihazı EQ ile oynayarak tamamen değiştirebiliyorsunuz. dolayısıyla GR02 ve R02 ürünleri basit bir 1 khz EQ ayarıyla kolayca birbirine dönüştürülebilen ürünler :D

mesela GR02 aldın diyelim, aç EQ'yu 1 khz'yi arttır R02 hayırlı olsun. aynı şekilde R02 al, 1 khz'yi düşür GR02 sana hayırlı olsun. şunu da belirteyim, diğer versiyonları bilemem ama R02 Silver ürününün GR02 Bass Edition'dan bas performansı bakımından da bir farkı yoktu. GR02'den esas farkı ilgili bölümde değindiğim gibi bana gelen ürünlerin çabuk bozulmasıydı! bu arada bahsettiğim 1 khz ve vokaller meselesi konusunda özellikle EQ cehaletinde ısrarcı kitleye bir anımı anlatayım: internette araştırırken R02 hakkında vokal performansı ve bayan vokaller üzerine bir takım reklamvari görseller gördüm. bunları firma mı yoksa satıcılar mı hazırlamıştı bilmiyorum. ben bu görselleri kendim ürünü alıp durumu tecrübe ettikten sonra gördüm ve haliyle pek şaşırmadım.

yani basçıları GR02 ile avlamaya çalışırken diğer yandan da 1 khz arttırımını kullanmak suretiyle vokalcileri de bu ürünle vurmaya çalışıyorlardı. firmalar bazen sadece frekans desibel düzeni değiştirilmiş ürünleri nasıl pazarlayabiliyor görebilen gözler için güzel bir örnekti. bu durum aynı zamanda EQ fakirlerinin inceleme ve yorumlarının ne derece yanıltıcı olabileceğini de bir kez daha gösteriyor.
V
6 yıl
Brainwavz kulakiçileri: Beta, Delta, S0, S1-S5, M2, M3, M4-M5, R1, R3

2013 yılında "Sony E818LP: bozuldukça-al" döngümün ihtiyari kırılmasıyla beraber çıktığım yolda deli danalar gibi kanal tipi kulaklıklar toplamaya başlamıştım. o dönemde aldığım ürünlerden Creative EP-660'la Sennheiser CX 270'in arada iki kat fiyat farkı olmasına rağmen birbirine çok benzer ürünler olduğunu görünce aynı fiyata bunların hepsinden de iyileri olabilir mi arayışım baş göstermişti.

bu sıralarda internetteki kaynakları dolaşırken maalesef bir takım kendini bilmez kişilerin Brainwavz şişirmelerine denk geliverdim. her piyasa acemisi genç kız gibi ben de bunlara inanıp heyecanlanmıştım (espriydi kız falan değilim boşuna mesaj atmayın). en aklımda kalan vecize, birinin birine cevap olarak attığı "hocam Brainwavz'ın Türkiye'deki Sennheiser gibi firmalardan kat kat iyi olduğunu ben de biliyorum ama yurtdışından getirmek de pek zor oluyor" türünden bir vecizeydi. bu vecize türü ilk başlarda paçayı nasıl kaptırdığımıza ilişkin güzel bir örnek teşkil ediyor. böyle birşeyle karşılaşan piyasa acemisinin nasıl ağzı sulanmasındı ? almadan ne aldığınızı bilemediğiniz bu piyasada genellikle böyle içi tamamen boş ve yalan yanlış söylentiler sizi bilahare yanlış sonuçlara götürüyor.

tabii ben de ne oluyor acep bu Bireyinhafız diye araştırınca, "The Çin" realitesiyle karşılaşıp heyecanlanmıştım. aradığım kan sanki bulunmuştu. meğer uyuyan dev'in firmacıkları gelmiş, acayip f/p ürünler üretip gıcık olduğumuz böyyük firmaları tokat manyağı yapıyorlarmış. bu kafaya gelince bir de Brainwavz'ın o renkli şekilli çeşitleri, coşkun kutu ve kutu içerikleriyle iyice kopuyorsunuz. o dönem bunların bolca satışını yapan bir arkadaşın ilanlarını ağzımdan köpükler saça saça gezmeye başladığımı hatırlıyorum. elemanın stoklarında M1, M2, M4, M5 maşallah hepsi gani ganiydi. fiyatları da o zamanın kuruyla 90-120 liraydı (yani ucuz da sayılmazdı). bir de böyle şekilli ismi yok mu firmanın "Brainwavz" ya, off off... beyin dalgaları demiş adamlar yani. ne teknoloji var kimbilir şu kutucukların içinde diyorsun, şekle bakıyorsun ve hizaya geliyorsun.

lakin ufak bir pürüz vardı. ben zilyon modelin ortaya saçılmış olduğu bu piyasada acemi ama genel olarak tecrübeli ve şüpheci bir insandım. dolayısıyla bu satıcı arkadaşı o günlerde elimde bulunan mallarla kıyaslama yaptırmaya çalışıyordum ancak tatminkar ve inandırıcı cevap alamıyordum. aynı şey tabii ortalıkta okuduğum inceleme ve yorumlar için de geçerliydi. öte yandan neden bu kadar farklı farklı modeller vardı ve birinde M1 birinde M5 yazması ne manaya geliyordu ? biri alt, biri üstse neden aynı anda piyasadaydılar ve neden bu kadar benzer fiyatlıydılar ? hadi diyelim şu malum muhabbet yani biri bas biri tiz sever yada bir tek model hepsinde başarılı olamaz muhabbeti gerçekti diyelim (ki değil), burada model sayısı bir iki falan da değildi ki biri bas biri tiz olsun. üstelik Brainwavz'ın M serisi dışında da ürünleri vardı. yani bu iş kafama bir türlü yatmadı ve uzun süre karar veremedim.

aylar sonra "eee artık yeter" diyerek bir M4 kapıverdim ve kendimi henüz çıktığımın farkında olmadığım uzun bir yolda buldum. bu satıcı arkadaş bir de sattığı her ürüne "bas manyağı", "oooo bas alırım bir dal", "BASSSSSSS!", "YES BASSS", "O BEYBİ KIMAN BASS" gibi ibareler koymayı ihmal etmiyordu. bu da bana yine "ulan hepsi mi bas, peki niye ?" dedirtirken öteki yandan da hep ucuza düzgün bas veren kulaklık hayali kurmuş bir insan olarak ağzımdan salyalar akıtıyordu. salyalar ortalığa bulaşmasın diye BİM'den alınma vişne reçeli kavanozu elimde dolaşıyordum. sonra ŞOK marketlerde satılan vişne reçeline geçince BİM'dekinin yoğunluğu düşük, şeker zorlamalı fasa fiso birşey olduğunu anladım. ŞOK'ta satılanların da iki çeşidi var ama, kavanozu dikey olan iyisi. ekşiliği müthiş, gerçek vişne tadı veriyor.

neyse, ilk aldığım Brainwavz ürünü olan bu M4 efendi anında hayal kırıklığı yarattı çünkü basları fena olmasa da halihazırda en beğendiğim ürünler olan Koss RUK30 ve ondan da iyi olan Plug'a karşı her bakımdan çok zayıf kalıyordu. daha kötüsü 100 liraya yakın olan fiyatı elimdeki bu ürünlerden bile daha pahalıydı (nerede kaldı f/p ?). işin daha da kötüsü, M4 efendi aynı günün gecesi bas patlağına uğramak suretiyle varlık yüzünün öteki tarafına yatay geçiş yaptı. peki madem bu kadar kötü bir başlangıç yaptın ne bok yemeye firmanın diğer ürünlerini dolaştın derseniz, vallahi ben de bilmiyorum. bu kadar farklı model varsa illaki içlerinden mantıklı birşey çıkacak diye bir his doğdu diyeyim. bir de indirim döneminde alıp satma olayını keşfedince zarar da etmeyebileceğimi gördüğümden, alayım ne olacak yahu en azından piyasada ne oluyor öğreniriz moduna girmiştim.

sonuç itibariyle çok sayıda ürün dolaştıktan sonra bütün bu uçurmaların aksine bu firmanın ve benzer bazı firmaların çoğu ürününün büyük firmalarla performans rekabeti açısından çok da birşey yapamadığını, ek olarak da üretim kalitesi sorunlarına sahip olduklarını uzun bir maceradan sonra mühürledim (direk bozuk çıkmalar, çok çabuk bozulmalar, değişik zamanlarda üretilen ürünlerin birbirinden farklı olması gibi). bu yolda tabii ki sadece firmalar hakkında tecrübelenmedim, kullanıcı yorumları ve incelemelerini okumayı da (daha doğrusu okumamayı) öğrendim ve bu piyasanın en üstteki kazıkçı firmadan en alttaki zavallı müşteriye kadar tamamen zırvalarla tıka basa dolu bir zincir olduğunu ve adeta obeziteden patlamak üzere olduğunu anladım.

kalite sorunlarını bir nebze anlamak mümkündü. sonuçta indirimli fiyatları çok ucuzdu ve bunu koruyabilmek için belli ki kalite kontrol aşamalarını sınırlı tutmak zorundalardı. bu aslında problem değildi çünkü satış sonrası hizmet mantıklarını da buna göre düzenlenmişlerdi. yani büyük firmaların ucuz ürünlerine uyguladığı "bozulduysa elinde kaldı" mantığından ziyade "bozulduysa yenisi gönderildi" mantığını işletiyorlardı. buradaki esas sorun, beni de aynı şekilde kandırmış olan bir takım zatların gördükleri her ucuz ürüne f/p etiketi yapıştırıp bu gibi firmaların ürünlerini anlamsızca göklere çıkarıyor olmalarıydı.








KALİTE SORUNLARININ GİDİŞATI

girişte anlattığım M4 tatsızlığından sonra, yerine gelen yeni M4'ün de sattığım kişide daha 3. ayında ayvayı yediği haberini aldım. ilk aldığım M5'lerden biri de aynı M4 gibi direk patladı. R1 hariç alıp sattığım tüm Brainwavz ürünleri sattığım kişilerde birinci yıllarını dolduramadan kabak oldular.

işler bunlarla kalsa iyi. bir de ürünlerin standart dışı çıkması durumu var. şöyle ki, ikinci aldığım S0'nun ses ve bas yüksekliği birinci aldığım S0'dan çok daha düşüktü. aldığım üçüncü ve dördüncü M5'in de S0'ya benzer şekilde bas kesiği yediğini gördüm ki M5, Brainwavz ürünleri içerisindeki en başarılı bas üretimine sahip ürünlerden biriydi (dar akustiğin getirdiği tatsızlığı bir kenara bırakırsak). M5'in bu hali nereden nereye dedirtti yani. şikayetim üzerine firma bu iki M5'in yerine "test edilmiş" olarak iki yeni M5 daha gönderdi. gönderilen bu "test edilmiş" ürünler de aynı şekilde bas zayıfı çıktı.

bu durum ister istemez insanı başka şüphelere de sevkediyordu. mesela benim sadece bir defa aldığım modeller de oldu ve bunlardan bazılarının basları aşırı kötüydü. daha doğrusu basları "hiç yoktu". en pahalı ürünleri R3'ü böyle bulmuştum mesela, halbuki kutusunda "High Performance Bass Transducer" yazıyordu. haliyle bu tecrübelerden sonra acaba bana gelen R3'ün bas üretimi arızalı mıydı diye düşünmem gerekti. daha önce şüphe etmemiştim çünkü R3 hakkında başka yorum yapanlar da laf geveleyerek de olsa baslarını zayıf bulduklarını söylüyorlardı. ancak neticede onlara da arızalı ürün gitmiş olabilirdi. aynı şey M2 için de geçerliydi. M2 yorumlayanların yarısı "hayvan baslı" diğer yarısı ise zayıf yada yetersiz diyordu. haliyle bugünkü tecrübelerim bana ve bu baslardan şikayet eden diğer büyük kitleye bas zayıfı ürünler gitmiş olabilir mi diye düşündürtüyor.

gidişatın benim açımdan en sıkıntı verici tarafı ise en beğendiğim ürünleri olan Beta'nın da benzer sıkıntılardan nasiplenmiş olması oldu. ilk denediğim Beta'lar zıpkın gibi fişşek gibi iken daha sonra elime geçen 6 adet Beta'dan biri S0 ve M5 ile tamamen aynı hastalığa yakalanmıştı. diğer ürünlerde ise bas tepkime farkı ve bazı frekans düzeni farkları bulunuyordu. bas tepkime farkı dediğimi biraz daha açıklarsam, sağlam saydığım beş üründen iki ürün diğer üç ürüne göre bas arttırımı uygulandığında daha çabuk yüksek bas seviyesine çıkıyordu. aslında bu bir arıza sayılmazdı çünkü bu iki tür Beta farklı seviyede arttırımlar gerektirse de sonuçta aynı bas oranına ulaşıyorlardı. ancak neden ortada böyle bir fark vardı ? EQ bilen biri olmamdan dolayı başka frekans dengesizlikleri de farkettim, kiminin vokalleri kiminin davulları kiminin genel olarak enstrümanları vurgulu çıkıyordu. tizlerde de eskisinden daha fazla arttırım gerektiriyorlardı ve bazılarının tiz kalitesi de düşmüştü.

daha da fenası değişim sürecine gönderdiklerimin yerine gelenlerin bazılarında da kulaklarıma inanamadığım farklarla karşılaştım ve tekrar değiştirmem gerekti. inanılması güç ancak sıkıntılar frekans dengesi ve baslarla kalmamış, akustiğe de yansımış. bazı Beta'lar resmen frekans ayrımı ve ses boyunda düşüklük içeriyordu. artık kalite kontrol boşlamanın da bu kadarı yani... kulaklıklardaki bu durumlara tepeden iyice bir baktıktan sonra, farklı zamanlarda aldığım üç adet Brainwavz AP001 splitter amfisinde hissettiğim tuhaf durum da aklıma geldi. nedir derseniz, ilk çıktığında hemen aldığım bu ürün kesinlikle çok yüksek bas kapasitesi sunmaktaydı ki Fiio E11-E12'yi bile nerdeyse geçiyordu! ikinci ve üçüncü aldıklarımın ise basla masla alakası yoktu. yani bu bas varyasyonları kulaklıklarla da sınırlı değildi. şimdi tüm bu hikayeleri birleştirin, ne görüyorsunuz ?








BRAINWAVZ BETA OLAYI

Brainwavz'ın en enteresan taraflarından biri, bazı ürünlerinin diğerlerine hiç benzememesidir. R1 bunlardan biriydi mesela. çift sürücülü olan bu kulaklık, adeta plastik aromalı parfüm sıkılmış gibi kokardı. kötü bir plastik kokusu sayılmazdı aslında, benim hoşuma gidiyordu ama neden sadece bu ürün kokuyordu ? bilerek koku sıkılmış olsa Xiaomi Piston 2 gibi çikolata falan kokması gerekirdi :D

R1'in kablosu ve kasa materyali de oldukça değişikti. kablosu çok kalındı ama dokununca yumuşak bir his verirdi. kasası cilalı gibi bir tuhaf parlardı ve ele alındığında uyduruk bir plastik kullanıldığı anlaşılırdı. ayrıca kasa birleşim bölgeleri de elle delinmiş gibi zedeli gelirdi. bu kulaklığın üzerindeki L ve R ibareleri kutusundan çıkmasını müteakip üç vakte kadar silinirdi. en değişik kısmı ise sesiydi (iyi manada). tüm bunlar bu modelin diğerlerinden farklı bir kaynaktan geldiğini gösteriyordu. daha sonra Beta'nın da özellikle sesiyle aşırı farklılaştığını ve fiyat olarak da tuhaf bir yerde (aşırı ucuz) durduğunu görünce Brainwavz firmasının aslında bir çatı pazarlama firmasından başka birşey olmadığını, bu yüzden de neyi kaça satacaklarını uzmanlıktan ziyade kendi piyasa algılarına göre belirlediklerini anladım.

Beta'ya dönmek gerekirse, bu kulaklık çok enteresandı çünkü Brainwavz'ın en ucuz kulaklığı olmasına rağmen her nasılsa en iyi kulaklığı da oluyordu. tek başına fiyatı o kadar ucuz değildi belki (27 dolar falandı) ama 3'lü paket halinde çok ucuza satılıyordu (indirimsiz 39 dolardı ama indirim dönemlerinde 25-30 dolara kadar düşüyordu). bir zamanlar Amazon'da tane olarak da 9 dolara satılıyordu bu kulaklık. spesifikasyonlarında 13.5 mm sürücü yazıyordu ki bu neden farklı olduğuna ilişkin bazı şeyleri anlatıyordu zaten. maalesef yukarda da anlattığım gibi, kalite sorunlarından Beta da etkilendi ve diğer Brainwavz ürünlerine benzemeye başladı. ilk kullandığım tam sorunsuz Beta'ların Aliexpress'te satılan ucuz CKS77 ile neredeyse %100 aynı sesi veriyor olduğunu görünce iyice şaşırmıştım çünkü bu seviye hem basları hem tizleri hem de akustik yapısıyla gerçekten çok önemli bir ortalama başarıyı tutturuyordu.

Çin teknolojisi biliyorsunuz büyük firmaların oralarda üretim yapıyor olmasıyla çarpık bir şekilde gelişiyor ve özellikle kulaklıklarda daha çok kopyalama yapıyorlar. bu Brainwavz Beta ve Aliexpress ATH'ları gibi ürünlerin nereden çıkıyor olduğu meselesi üzerine bu bağlamda düşünmek lazım. yani diyeceğim o ki, Brainwavz çeşitli Çin fabrikalarıyla çalışan bir çatı firmadır. bu yüzden bu kadar farklı modelleri vardır. ses uzmanlıklarının kısıtlı olması yüzünden de beş para etmez ürünleri en tepeye, Beta gibi bir kralı da en alta koyabiliyorlar. neticede tüm bu ürünlerin maliyeti onlar için çok düşük. yani neyi üste neyi alta koyacakları tamamen pazarlama tercihi, maliyetlerin belirlediği birşey değil. tüm bunlar size mantıksız gelebilir. ancak Brainwavz'da ve genel olarak bu piyasada mantık aramamanız gerektiğini şuana kadar anlamalıydınız. kullananlar ne kullandığını nasıl bilmiyorsa, üreten ve satanların da kafası oldukça karışık olabiliyor.

KZ ATE'yi ilk kullandığımda genel ses yapısı ve hatta dış tasarımı bana fena halde Brainwavz R1'i hatırlatmıştı. bu iki kulaklık öncelikle düşük ses seviyesine sahip olmakta birleşiyorlardı. iyi beslendiklerinde ise ikisinin de basları uçuşa geçiyordu. buna karşın tizlerinde bariz bir gidiklik vardı. akustik yapıları ise fazlasıyla kurtarır durumdaydı ve çöp ürünlerle aralarına ciddi bir mesafe koyuyorlardı. iki ürün de büyük kasalı ürünlerdi ve genel tasarım yapıları birbirlerini andırıyordu. ister istemez bir süre sonra Brainwavz R1'in erken dönem bir KZ ürünü olabileceğini düşünmeye başladım. benzer bir durum da Brainwavz Beta ile Ivery IS-3 serisi arasında var. Beta'nın 2013 öncesi ve sonrası diye iki sürümü vardı. aynı şey Ivery IS-31 ve 32 için söz konusuydu. internette bu ürünlerin resimlerine bakarsanız IS-3'lerle Beta sürümlerinin kasa benzerliği dikkatinizi çeker.

Ivery ürünleri ayrıca Brainwavz'ın kapanan satış kanalı mp4nation'da da bol çeşitle satılıyordu ve fiyatları çok ucuzdu. 10 doların altına birçok ürün bulabiliyordunuz. Beta'nın aşırı ucuz fiyatlarını Ivery'nin ucuz fiyat politikasıyla birleştirdiğimizde tablo netleşiyordu. Ivery IS-3'leri ben çok sonradan farkettim ve piyasadan kalkmak üzere olduğu dönemde denemek amaçlı bir adet satın aldım ancak maalesef çok yamulmuş bir halde elime ulaştı. gelen ürün görüntü olarak da sorunluydu ama ses konusunda da Beta'nın bozulmuş olan son haline benziyordu. yine de esas amacım olan aynı ürün olduklarını sabitlemeye yetecek kadar tecrübe ettim diyebilirim. bu alımla esas yapmak istediğim piyasadan kalkmakta olan Beta'ya alternatif olarak Ivery'yi keşfetmek ve bu Çin firmalarının nasıl bir üretim ve pazarlama ağı olduğunu ortaya çıkarmaktı ancak Ivery'ler de Beta'lar gibi o güzel atlara binip gettiler.

sonuç; bu firmanın kalite denetim mekanizmaları devre dışı, müşteri hizmetleri dünya dışı (iyi manada), garanti süreçleri olağan dışı (iyi manada), Beta dışındaki ürünleri ise kapı dışı diyorum ve noktayı koyuyorum (koydum).








MODELLERİ İNCELEYELİM


Beta

yukardaki konularda da değindiğim gibi, ilk aldıklarım ve sonra aldıklarım arasında bazı sıhhat farkları var. yine dediğim gibi Beta'nın 2013 versiyonu ve önceki diye iki ayrı hali daha var. ben bugüne kadar sadece 2013 versiyonunu satışta görebildim ve onu alabildim. önceki versiyona yetişemedim. burada Beta'nın ilk denediğimdeki tam sağlam halinden bahsetmeye çalışacağım.

13.5 mm sürücülü olduğu yazan ve tasarımı da Audio-Technica CKS serisine benzeyen bu cihaz, gerçekten de bahsettiğim gibi Aliexpress CKS77'si ile çok benzer bir ses veriyordu ki o dönem ben ikisi arasında fark alamamış ve iki cihazın aynı sürücüye sahip olduğunu düşündüğümden bahsetmiştim. bunu gördüğümde oldukça şaşırmış ve acaba ben birşeyleri yanlış mı algılıyorum diye düşünüp uzun süre karşılıklı çıkarıp sokmuş, bas ve tiz seviye tepkilerine kadar, en ince akustik detaylara kadar milim milim kıyaslayıp bir gram fark ortaya çıkarmaya çalışmıştım ancak sonuçlar hep aynı oldukları yönünde çıkıyordu.

daha sonra tabii bahsettiğim sorunlar ortaya çıkınca işler değişmeye başladı ve artık ne çıkacağı belli olmadığından bu ürünü öneremiyordum. tabii her ürün aşırı bozuk gelmiyordu, hatta hafif bozulmuş hali bile fiyatına göre müthiş bir yerde duran bir üründü. ölüsü bile para ediyordu yani. Beta'nın ses olarak piyasada nerede durduğunu merak ediyorsanız Audio-Technica incelemelerimi okurken CKS77'nin yerine Beta'yı koyabilirsiniz. ne yazık ki Beta da bu diyardan sessizce ayrıldı.


Delta

bu cıbıldak güya Beta'nın devamıymış :) Brainwavz kendi tanıtımlarında öyle diyor. Beta ile aynı fiyat segmentinde ve seride sunarak buna ikna etmeye çalışıyorlar (Alpha < Beta < Delta zinciri şeklinde). aslında bu ürün tamamen başka bir ürün ve en ufak bir alakası yok Beta'yla.

ürünün basları yok denemez ancak Beta'ya kıyasla çok daha zayıf. akustik darlığı yüzünden zaten baslar iyice sıkışıp tatsız hale geliyor. ses seviyesi yine daha düşük. tizleri miktar (EQ ile tiz seviyesi arttırımı sonucunda ulaşılan tizlerin duyulma oranı) olarak arttırılmış bir ürün ama tiz kalitesi oldukça düşük. CKM500'ün rezalet tizlerini hatırlatıyor. en önemli konulardan biri olan akustik alan (sahne) genişliği ise zaten mafiş, daracık akustikte frekanslar birbirine yapış yapış. bu konuda M4-M5 kardeşlerini feci şekilde andırıyor. sadece tiz ve bas üretimi onlara kıyasla kötü manada değiştirilmiş.

şimdi bunun Sony-Philips'in en ucuz modellerinden ne farkı var ? Brainwavz olunca ne oluyor yani. f/p ürünüymüş falan hadi ordan ya...


S0

bu ürün sanki Delta'nın basları düzeltilmiş haliydi. tizlerinden ve elbette akustik yapısından fena halde Delta'yı andırıyordu. üretim kaliteleriyle ilgili başlıkta da anlattığım gibi ikinci kez aldığım S0'nun bir de bas sorunu vardı, yani basları Delta'nın bile altına düşmüştü. bu kulaklık hakkında Head-Fi'da falan sümme sayfa yıkama yağlama var. ne yorumlar yapıyorlar, kötü yorum yapmış gibi görünenlerin yazılarına baktığınızda bile toplamda iyi yorum yapmış oldukları ortaya çıkıyor. işte böyle bir piyasadayız. akustik yok birşey yok, basları tizleri herhangi bir fark yaratamıyor. ne diye var o zaman ?


S1-S5

bu iki ürünün sadece kasa tasarımı ve fiyat farkı var. birbirleriyle tamamen aynı sesi veriyorlar. o yüzden daha ucuz olan S1'i referans alıp konuşacağım. ilk aldığım S0'daki güçlü basları devam ettiriyordu ancak biraz daha büyütülmüş akustik ses boyunun baslara da etkisi olumlu manada hissediliyordu. 0.5 puan daha hissedilen basları vardı diyebilirim yani. bu ürünler bahsettiğim bas felaketlerinden etkilendiler mi bilmiyorum.

S1-S5 kardeşler S0, Delta ve M4-M5'in rezalet ötesi akustiğini ses boyunu genişleterek biraz rahatlatmışlardı ancak frekans ayrımlarındaki kısıtlanmışlıkları enstrüman üretimlerinde hala rahatça hissedilebilen ürünlerdi. tiz kalitesinde de nihayet bir artma gözükmüştü ancak detay oranında kayıplı ürünlerdi. tizler biraz sönük geliyordu yani. bu yüzden asla bu konuda daha tatmin edici performans gösteren rakiplerine yetişemiyorlardı. netice itibariyle evet bu ürünler Brainwavz'ın vasatlık batağından çıkmaya çabaladığının göstergesiydi ve olumlu bir hamle sayılırdı ancak gerçek f/p ürünleri karşısında nal topladıkları halde S1'in 60 dolarlık fiyatı en ufak bir alternatif olma şansını bile öldürüyordu.

indirim dönemlerinde S1 elbette yarı fiyatı görerek 30 dolara falan inebiliyor ancak o fiyat bile hakettiğinin çok üstünde. fiyatı 60 dolar değil de 6 dolar olsaydı belki kendisine ittirerek de olsa f/p ürünleri listesinin dibinde bir yer açabilirdim ancak bu haliyle imkansız.


M4-M5

bu çok satan meşhur kardeşler Brainwavz denince herkesin ve benim de aklıma ilk gelenler oluyor. en çok bozulma ve bozuk çıkma hikayesine de bu uyduruk kardeşler sahip. geçmesek daha iyi ama sese geçersek... bunlar bildiğiniz leş ürünler. minnacık ses boyu, daracık yere sıkıştırılmış frekanslar. tizleri Delta'ya göre daha düzgündür. bir de M5'in güçlü basları vardı felakate uğramadan önce. bu kadar. en önemli kısım olan akustik alanda nal topluyorlar. bütün sesler aynı yerde, gerçekçilik sizlere ömür. bildiğin ses olsun taştan olsun misali en basit, en uyduruk, en taban ses üretimini gerçekleştiren ürünler.

neden bu ve benzeri firmalar bu kadar meşhur oldular ? neden herkes bunları övüyor ? mesele 5 kuruşluk ürünü 105 liraya satan büyük firmalardan kurtulmak değil miydi ? peki neden yeryüzünün en vasat akustiğini ihtiva eden bu ürünler gerçek olmadığı halde f/p kralı diye sunuluyor ? bunun üzerinde epey düşünülmesi lazım. Head-Fi'da çokça referans gösterilen kerameti kendinden menkul betmen mi süpermen mi joker mi neyse bir şahsı muhterem var. yorumlarını oku yarabbi şükür de yani. yok midleri öndeymiş de, şöyleymiş de böyleymiş... ne midi bunlarda ya ? yahu şu ürünleri alıp da "bu ne lan ? dandik la bu, ne bu la, ne profesyoneli la ?" diyemiyorsan bırak bu işleri kardeşim.

git çek bi fırt Sony EX10LP hayrını gör bu kadar basit. ne kastın sen kendini Brainwavz alıcam diye bu kadar ? dikkatli bakın bazı şahıslar var yüzlerce dolarlık ürün kullanıp birşey olduklarını sanan. bunlar arada zevk için Sony EX10LP alıp sonra fiyatına göre iyi falan diye yorum yapıyorlar. yani bir espri yapıyorum ama komik olduğunu düşündüğüm şey aslında gerçek. kısacası iş kafada bitiyor kafada...


M2

bu ürün Sennheiser CX 300-II'den sonra gördüğüm en berbat akustiğe sahipti. frekans ayrımları neredeyse hiç yoktu. tüm sesler tamamen bir çizgi gibi aynı yerden geliyordu. model numarasına bakarak M4-M5 ile aynı seriden olduğu izlenimine kapılmayın, çünkü ilginç bir şekilde frekans ayrımları onlardan bile kötü olmasına rağmen ses boyu yüksek olduğundan onlardan ayrılıyordu. yani bu ürün M4-M5'in kardeşi yada akrabası değil.

tizleri de diğer Brainwavz ürünlerinden biraz daha detaylıdır diğer modellere göre (M3 ve R3 hariç (M3'e daha yakındı)). ancak baslarının yerinde yeller esiyordu. satılabilir bulmayıp iade etmek zorunda kaldığım M2'nin kalite sorunları konusunda da anlattığım gibi, özellikle baslarının arızalı olup olmadığından şuanda emin olamıyorum. ancak bu sonuçta beni ırgalamaz, yorumumu değiştirmez. adam gibi üretim yapsalardı.


M3

M3 bas ve tiz olarak başarılı bir yerde duruyor diyebiliriz. AuGlamour R1-R8'lere çok benzeyen oldukça güçlü bir bas gücü ihtiva ediyor ve genel olarak da onları andırıyor zaten (onlar gibi akustik fakiri yani). yine aynı AuGlamour bataklık kardeşleri gibi akustiği yeterli olmadığı için basları da tizleri de bundan etkileniyor. tizleri gerçekten detaylı ve kaliteli sayılır birçok ürüne kıyasla ancak bitirici, özel bir tarafı da bulunmuyor. en pahalı ürünler arasında yer alması ise iyice işin tadını kaçırıyor. kesinlikle üst model bir ürün değil ve Beta ile kıyaslandığında açık ara yaya kalır.

S1 bile daha tercih edilebilir bir ürün bunun yanında. M3 nadir de olsa bazı indirim dönemlerinde 30-35 doları görebiliyor, ben bir kere gördüm ve hemen aldım. ayrıca diğer M serisi ürünler arasında "sihirli" bir yerde duruyor. M4-M5 daha ucuz ve sürekli indirime girerken M3 özenle tasarlanmış gibi görünen kasası ve kale direği gibi dik duran fiyatıyla sürekli kaşıntı yaratıyor. acaba boşuna mı o model bu model dolaşıyorum, baba M3'ü alırsam rahat eder miyim diye düşündürmeye zorluyorlar. uzun süre bakıp bakıp almasanız bile yıllarca kafanızda kalıyor ve bir gün almak zorunda kalıyorsunuz. siz de tufaya gelip kafayı taktıysanız bari benim gibi indirimli fiyata almaya dikkat edin. vaziyetu'ya takıl hayatını yaşa...


R1

üretimden kalkmış ürünlerden olan R1'in diğerlerinden farklı bir ürün olduğundan bahsetmiştim. öncelikle en başarılı kısmı akustik yapısıydı. başarılı frekans ayrımları bulunan bir cihazdı ancak elbette birçok cihaz gibi dikensiz değildi ve ses boyunda harikalar yaratamıyordu. bu yüzden Beta-CKS77 seviyesine tam gelemiyordu ama yine de toplam akustik tasarım olarak oldukça rekabetçiydi.

ses yüksekliği konusunda çok iyi olmadığı için özellikle basları benim Audigy ses kartlarında amfisiz varlık gösteremese de amfili kullanımda oldukça güçleniyordu. tizleri ise maalesef yetersizdi. R1, 20 küsür dolarlık indirimli fiyatını dikkate aldığımızda Brainwavz ürünleri içerisinde Beta'dan sonra ve S1'den önce gelmek üzere en alınabilir ikinci üründü. ancak tizlerdeki aşırı zayıflığı yüzünden hiçbir zaman f/p alternatifleri listemde gerçek bir yer edinemeden bakılıp geçilmelik, mecbur kalınmadıysa alınmamalık bir cihaz olarak bu diyardan yallopaçi aldı.


R3

fiyatı ve amfi gereksinimi en yüksek Brainwavz ürünlerinden olan R3, maalesef R1'le hiçbir alakası olmayan bir ürün. değişik tasarımıyla pazarlanan ve kendini elit sanıp gerçekte fasa fiso olan hayfaycı kardeşleri de gafil avlayan ürünlerden. bu ürünle ilgili bizim Techno-Fi'da konuşulanları okuyunca kendimden geçmiştim (çok merak etmiştim). bir tanesi de çıkıp ne anlatıyorsunuz dememişti her zamanki gibi. nedense her alan da elindekini yana yana satıyordu o dönem :D

R3 aşırı yüksek fiyatına rağmen Brainwavz'ın diğer akustik kısıtlı ürünleriyle aynı yapıyı taşıyor. hiçbir avantajı falan yok. basların yerinde de yeller esiyordu. tizleri ise tek avantajını oluşturuyordu diyebilirim. akustik içinde özel bir yer ayrıldığı belli olan kaliteli tizleri vardı ki bazı tiz ağırlıklı bölümleri olan parçaların o bölümlerini yeniden keşfetmenizi sağlayabilecek boyuttaydı. ancak Aliexpress ATH'ları ve onlarla rekabet edebilen ortalama başarısı oldukça yüksek üstelik çok daha ucuz ürünler varken aşırı fiyatlı ve sakat bu ürünün herhangi bir albenisi de kalmamış oluyor. dolayısıyla geçiniz.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.