Uzun bir süredir aklımı kurcalayan ve sonunda yazma fırsatı elde ettiğim din kavramına kendi bakış açımla bir takım yorumlar,sorular ve cevaplar getirdim. Karşıt veya aynı fikirde olduğunuz düşünceleri dinlemeye ve güzel bir tartışma ortamına hazırım.


Dinlerin ortaya çıkışı ile ilgili yeryüzünde milyonlarca inanış var. Bunların hepsi farklı yapıda düşünceler ve inanışlar. Aynı dine mensup bireylerin bile dinin kurallarına uyma biçimi ve ibadetleri farklıdır. Bir de buna yeryüzünde insanoğlu var olduğu sürece inanılan tüm dinleri ve inanışları eklersek ortaya çok karmaşık br yapı çıkar. Herkesin kendi inandığı yaratıcısıyla ilişkisi farklıdır. Herhangi bir yaratıcıya inanmayanların da bir yaratıcı fikrini inkar etme sebepleri farklıdır. Oysa evrenin doğası gereği nesnel bir ortamda ve uzayda yaşıyoruz. Tek bir gerçek var. Yaratıcı ya var ya yok. Yanılsamalar ve ayrımlar ilk başta burada başlıyor. Yanılan taraf hangisi olursa olsun sayısız insan burada yanlış bir seçim ile gerçeği bulamamış oluyor.

Örneğin Tanrının var olduğu gerçeği üzerinden gideceksek bunca senedir ateizmi veya tanrı inancı olmayan bir dini-inanışı benimsemiş kişilerin yanıldığı gerçeği ortaya çıkıyor. Bunu sayıya vurmak sanıyorum imkansız ancak tahmin etmesi zor değil. Tanrının var olduğunu kabul ettik. Tanrı inancını benimseyen bugüne kadar sayısız insan bir konuda haklı çıktı. Geliyoruz din konusuna. Ahir dinler adı verilen İslamiyet,Hristiyanlık ve Musevilik üstünden gidelim. İslamiyet cennete girmenin birinci şartı olarak Allah'a ve onun son elçisi olan Hz.Muhammed'e iman etmeyi kabul görür. Yani İslamiyete göre Hristiyan ve Museviler cennete giremez (İslam'dan haberi olmayanlar hariç. Onlar sorumlu kabul edilmez.) Benzer şekilde Hristiyanlık, Müslüman ve Musevi kişilerin cennete giremeyeceğini ve Musevilik de Müslümanlar ve Hristiyanların cennete giremeyeceğini söyler. Karikatürde dediği gibi ''hangi dine inanırsak inanalım cehenneme gidiyoruz anasını satayım!''. Bu çıkarıma göre tanrının varlığı konusunda haklı olanlar bile bu konuda büyük bir ayrım ile dağılıyorlar. Gene büyük bir çoğunluk yanılmış oluyor. Bunca yıllık inanışları baz alırsak gerçeği bilen veya en çok yaklaşan din hangisi? Peki biz o dine mi mensubuz? Bu konu bir kenarda dursun. Kafamı kurcalayan başka bir konuya değinmek istiyorum.

Din kavramının günümüzde daha çok 'ırk' kavramı gibi algılandığı ve yaşandığı gerçeği inkar edilemez. Müslüman bir ailede doğan çocukların çok büyük bir çoğunluğu Müslüman,Musevi ailede doğanların Musevi ve Hristiyan bir ailede doğanların Hristiyan olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Antik Yunanistan'da dünyaya gelseydiniz büyük bir ihtimalle Zeus'a inanacaktınız. Firavunlu dönemlerde Mısır'da dünyaya gelseydiniz Güneş Tanrısı Ra'ya inanacaktınız. İnsanlara kendi dininizin doğruluğu anlatmaya çalışırken kendinizi ve dininizi ne derece sorguluyorsunuz? Peki ya siz Güneş Tanrısı Ra hakkında yanılıyorsanız? Richard Dawkins'in sevdiğim ve kafamı kurcalayan bir sorusudur bu. Özünde tanrıyı değil dinleri sorgular. Örneğin İslamiyete inandığını bildiğiniz birine ya da inanıyorsanız kendinize şu soruyu sorun lütfen ''Müslüman olmaya ne zaman karar verdin?'' Çoğu kişi altta kalmamak için cevaplar verecektir çünkü kendi dinlerini eleştirmedikleri gibi başka birisinin eleştirmesine de izin vermezler. Ancak bu cevaplar ne derece elle tutulur olur? Ne yazık ki büyük bir çoğunluk bu kararı vermedi bile. Küçüklüğünden beri kafasına işlenen fikir ve inanışların ilerdeki yansımasından başka bir şey değil bu manzara. İslam'ı ne derece sorguladın örneğin? Diğer dinlerin kutsal kitaplarını yeryüzündeki diğer inanışları araştırmayı geçtim Kur'an'ı açıp okumayan Müslümanlar(!) var. Okumadığınız bir kitaba nasıl inanabilirsiniz? Hayatınızla ilgili en büyük kumar bu. Arapça okumaktan bahsetmiyorum. Anlayarak okumaktan bahsediyorum bu arada. Bu kafa yapısıyla hareket eden biri Hristiyan bir ailede doğsaydı Hristiyan olurdu,Musevi bir ailede doğsaydı Musevi olurdu. Ateist bir ailede doğsa ateist olurdu çünkü sorgulama bilinci oluşmamış. Din konusunu bir ırk durumuna getiren en büyük etken de bu işte. İnsanoğlu aklı hidayete ermeye başladığı an objektif bir karar için inanışını ve dinini hiç değilse bir süreliğine bırakıp tüm dinleri objektif bir şekilde değerlendirmeli. Aksi takdirde objektif bir karar veremez. Bu objektif değerlendirmeyi yaptıktan sonra hangi dine mensup olursa olsun, o dini sorgusuz sualsiz direk kabul eden herkesten daha bilinçli ve daha inançlı bir şekilde yaşar dinini. O yüzden ailelerin çocuklarına din öğretmesi fikrini ne kadar destekliyorsam herhangi bir dini benimsetmesi fikrine de o kadar karşıyım! Bu durumda dinine bağlı,dininin kurallarını ve felsefesini bilen bireyler yetiştirmiş olmuyorsunuz. Kendi inancınızı çocuğunuza empoze edip din gibi yeryüzünün belki de en önemli konusunu bir ırk konumuna getirmiş oluyorsunuz. Bunun çok iyi anlaşılması gerek.

Bu bir sorgulama aşamasıdır : Bir Hristiyan olarak dünyaya gelsem Müslüman olur muydum? Bu sorunun cevabını eğer düşünmeden 'evet' ya da 'hayır' diye yanıtlıyorsanız bu sorgulama aşaması olarak kalır. Sorgulama gerçekleşmez. Çünkü çok ağır ve üzerinde düşünülmesi gereken bir soru.

Dedelerimiz,babaannelerimiz genellikle televizyonda veya sokakta yabancı birini,bir turisti gördüğü zaman genelde ''bak sen şu gavurlara'' benzeri tepki verirler. Çünkü o farklı inanıştakinin giyinişi,hareketleri,ibadeti ona çok yabancıdır. Şimdi bunu karşı tarafa uyarlarsak 11 Eylül'den sonra İslamiyet'e de bir terör dini imajı giydirilmeye çalışılmaktadır. 11 eylül sonrası bir Hristiyan ailede doğmuş bebeksiniz. Televizyonlarda 'Allahu Ekber' deyip kafa kesen sözde Müslümanlar görerek yetişiyorsunuz. Bu da onların bir beyin yıkama biçimi. İlerde sizden Müslüman olmanızı beklemek Tanrının size cennete gitmek için koştuğu bir şart nasıl olabilir? Müslüman bir ailede doğan çocukların torpili nereden geliyor? Bu çok uzun cevapları olan bir arayış. Kendime 1 yıldır bu soruyu soruyorum. Cevabı belki çok kısa ama onu bulana kadar belki de bir ömür geçecek. Şimdi bunca düşünüş ve arayıştan sonra Müslümanlığı kabul eden biriyle sorgusuz sualsiz kabul etmiş bir insanın imanı nasıl aynı olabilir?

Bu arada gözlemlerim arasında çoğu insanın Tanrıya bir çıkar ilişkisi ile inandığını gördüm. Şu savunmayı yapanı da ''Eğer biz haklıysak siz cehennemde yanacaksınız -ki ben bir ateist değilim hala da dinleri sorguluyorum- , Ama eğer siz haklıysanız bize hiçbir şey olmayacak yok olup gideceğiz sadece herkes gibi'' Öncelikle bu savunma biçimi doğru değil. Eğer sen zaten cennete gitmek için yaratıcına inanıyorsan büyük bir yanlış var ortada. Kimi kandırıyorsun? Kendi yaratıcını mı? Eğer kendi yaratıcına kendi haklı sebeplerinle ve sorgulayışınla yürekten inanıyorsan cennete gidersin(çoğu din için konuşuyorum). Cennete gitmek için inanıyorsan tüm bunlara ve hala bir arayış içinde değilsen sen sadece kendini kandırıyorsun demektir.

Başta değindim gibi çoğumuz yanılıyoruz bu dünyada. Gerçek ortaya çıktığında ise kim gülecek bilinmez. Gülecek miyim bilmiyorum ama en azından şunu diyebileceğim kendi kendime ''Ben kendimi buldum. Dünyaya kırk defa daha gelsem aynı sorgulama ve arayışla aynı kararı verirdim''