M

Teğmen
16 Mart 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
13 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
M
20 yıl
Mu-Turkiye Forum
13 sayfa ve 8000-9000 küsür okunmuş Mu-Turkiye başlığını sisteminizden sildiğiniz için çok teşekkür ederiz. Artık kendi forumlarımızda bilgilendirme ve tartışmalara ağırlık vereceğiz. DH ye teşekkürler..


www.mu-turkiye.org
M
20 yıl
#### Mu-Turkiye | SEASON III ### TEK BA$LIK BURASI !! ###
Version : 1.00.16S3 / Season 3
Exp : 50 X
Drop : % 50
Reset Level : 500
Reset Zen : 500 KK


web :www.mu-turkiye.org /www.mu-turkiye.net /www.mu-turkiye.com
forum :http://www.turkvip.net










-
M
20 yıl
1.00L yardım..
Arkadaşlar 1.00L client indirdim ama dün geceden beri kafayı sıyırmış bulunmaktayım.Main ve launcher dosyalarını alt tarafda bulabilirsiniz.Ben bunların içerisinde ip girilecek alanı bulamadım dün geceden beri : )=
roar.txt ve mumx.txt gibi dosyalar yok.Yani 1.01e ve 1.02d gibi değil sanırım.Bu konuda yardımcı olmak isteyen arkadaşlar olursa sevinirim..
Şimdiden teşekkürler..

Main burada

Launcher Burada..



Olayın çözümü kısa olabilir.Ama dalga geçmeyin..Dün geceden beri sıyırdım kafayı..Main le alakalı olduğunu sanmıyorum.Çünki sadece launcher değiştiğimde bağlandığı serverde değişiyor..(maini değiştirmeden). O yüzden launcherden ayarlandığı kanısındayım fakat ipi nerden aldığını bulamadım : )=
Hex editle iki exe ye de baktım..
------
M
20 yıl
Be$ikta$
Be$ikta$ lılar okusunlar..
Uyandığında henüz sabah oluyordu. Okul telaşındaki servis arabalarının sesi uzaklardan gelen ezan sesine karışıyordu. Bir süre yataktan çıkamadı. Ayağının ulaşabildiği tüm yorgan altlarındaki soğuk ona acı veriyordu. Baş ucundaki komidinde duran karısının resmine baktı uzun uzun. Yanında duran siyah-beyaz algılanamayan ultrason çıktısı iliştirilmişti. İstekle ve dikkatli bakıldığında bu bir bebek yüzüydü. O bebek doğamamış ve doğamamışken annesinide yanında ölüme götürmüştü. Adam, hastane koridorlarındaki yalnızlığını düşündü. Şimdi bu sabah, bu yataktaki kadar yalnız ve soğuktu gerçekler. Karısı doğum sırasında, çocuğuyla birlikte öleli tam bir sene oluyordu ve o bir sene boyunca da adam her gün yaşamaya çalışıyordu. Yataktan çıkmadan gün boyu yapacağı işleri düşündü. Para kazanacaktı ama kimin için? Yemek yapacaktı ama kime? O an kafasında muhteşem bir ölümün onu çağırdığını hissetti. Yaşamaktan keyif alamıyorsa,yaşadığı küme içerisinde kısıtlı kaynakları tüketmenin anlamının olmadığını düşündü. Evet bu gün ölecekti. Bir anda sevinçle sıyrıldı yataktan. Duş aldı. Tıraş oldu. Hafta sonu olduğu için rahat kıyafetler giydi üzerine. Çay demlenirken yatağını düzeltti, yatak örtüsünü serip,içine özenle pijamalarını katladı. Dolap kapaklarını kapayıp,ne zamandır sürmediği karısının hediyesi losyonu yüzüne boca etti. Kapıyı açtığında kapıcıyla karşılaştılar. Selamlaşıp, gazetesi ve sıcak ekmeğini aldı torbadan. Çay demlenmişti. Tulum peyniri ve tereyağı ile enfes bir kahvaltı etti. Gazetedeki kısır siyasi çekişmeler,zam haberleri,kriz tellalları hatta Arjantin 'e benzeme telaşı bile ona komik geliyordu. Gazetenin en ilginç haberi bir derby maçı için alınan önlemlerdi. Oldum olası anlayamıyordu şu futboldan ve maç heyecanından. Alt kültür eğlencesi geliyordu ona. Çay bardağını ve çatal-bıçağı makineye dizdi. İçinde üç beş parça bulaşık olduğu halde çalıştırdı makineyi. Kahvaltılıkları buzdolabına dizdi. Her şey düzenli ve yaşayışın ritmine uygun olmalıydı. Bugün geride bırakılacaklar için bir yok oluş değil,bir kayboluş olmalıydı. Yitirilmenin ailesine ve dostlarına vereceği acıdan kurtulmanın tek yolu ölmüş değil, gitmiş, uzaklaşmış, kaçmış gibi yapmaktı. İnternetten ileri tarihli aidat ödemelerini yaptı. Kapıcının hesabına her ay eşit miktarda gelmek üzere 12 ayrı havale düzenledi. Üzerine beyaz montunu aldı,yağmur yağıyordu şemsiye yerine siyah beresini taktı. Kapısını kilitledi. Son bir kez kapıya baktı. Bir daha göremeyecekti. Oysa hiç anahtar kullanmayacağı ve zile basıp kapıyı kucağında bebeği olan karısının açacağı günleri hayal ederek giriyordu bu kapıdan. Çiçeklere ve muhabbet kuşuna bakacak, karısı da on beşte bir temizliğe gelecekti. Anahtarı bıraktı ve yola çıktı. Muhteşem bir ölüm olmalıydı. İzsiz, telaşsız, ani ve muhteşem. Yolda düşünceli yürürken bir araba ayak ucunu sıyırarak geçti.İrkildi birden. Çok adi bir ölüm!Kanıt olmamalı. Sarı bir dolmuş geçti önünden. Taksim-Bostancı yazıyordu üzerinde. Evet,çözüm buydu; Boğaziçi Köprüsü. Dolmuş durağına doğru yürüdü. Nedense idam mahkumlarının son saatleri geldi aklına. Şiirler dolaşıyordu dilinin ucunda. Öptüğüm kızlar geliyor aklıma. Ne garip onun aklına öptüğü hiçbir kız gelmiyordu. Sanki bu dünyada bir kız bile öpmemişti. Tamamen silinmişti aklından biriktirdiği tüm güzel öpüşmeler. Durakta önünde bekleyen kızı öpse ne olurdu. Fikrine güldü sonradan.İlk gençliğinde ilk kez öpme girişiminde bulunduğu kızla olan mücadelesini anımsadı. O ilk teslim olmayış. Saygı duydu içinden,sonradan sıradanlaşacak bir salgı transferinin verdiği o tadı hak edene vermeye çalışan o teslim olmayışa ve o kıza. Dolmuş tecrübesi pek yoktu ama ayaklarını sığdırabileceği bir cam kenarı seçti kendine,kapıya yakın.Otomatik açılan kapının manuel çalışma tarzını keşfetmek istesede şöförün tersleyişi ile vazgeçti.Bir milyon sekiz yüz bin liralık yolun yarısında ineceğini bile bile parayı uzattı şöföre. Dolmuş hareket etti.Son kez görüyordu şehrin kendi içinde anlamsız telaşını.Köprüye iniş anında doğulu bir bilgenin hipotezi geldi aklına. Hayatın anlamını çözmeye çalışanlar,o anlamı bulma peşinde hayatlarının nasıl geçtiğini anlamazlar. Yada ona benzer bir şey.Bu anlamı o da bulamamıştı ve o anlam içinde oda ölmeye gidiyordu.Zaman geçmek bilmiyordu.Hava kararmak üzereydi.Dolmuş köprüye iniş viyadüğü üzerinde trafiğe takılmıştı.Dakikada yarım teker bile dönmüyordu araba.Sarayburnu ışıklarını yakmış, Topkapı Sarayı belirmişti.Adam camı kenarından saraya baktı.O çağlarda yaşayan insanları düşündü.Kuldular.Padişah efendilerinin bin yaşaması için duacıydılar.Bugünkü kadar tüketmiyor,kolay harcayamıyorlardı. Buna rağmen emindi ki bugüne kıyasla mutluydular. Çünkü yaşadığı çağdaki mutluluk paraya endeksliydi ve aşk bile bozuk para gibi harcanabilirdi.Ki parası vardı ama hayat ölümler yaşamasa bile ona anlamsılaşmaya başlayacağını biliyordu.Sevmek ve bağlanmak bu zaman insanlarına göre değildi onun için.Ama o sarayı yapan insanlar, yaptıkları bir sarayı en azından geleceğe bir miras bırakabilmişlerdi.Adam ise geride yalnız,üç beş parça çiçek ve bir muhabbet kuşunu bırakıyordu. İsyan edesi geldi. Aynı anda Beşiktaş motor iskelesinde bir grup genç karşı yakadaki stada o meşhur derby maçını izlemek üzere motora biniyorlardı.Neşe içinde slogan atıyorlar,ellerindeki bayrakları sallıyorlardı. Motor iskeleden ayrıldığında,uzun sopalı bir koca bayrağı motorun en yüksek yerine diktiler.Şiddetle esen rüzgar bayrağı alıp götürmesin diye ne kadar can yeleği varsa altına desteklemişler ve dalgalara karşı ülkeler fethetmeye giden Barbarosun Leventleri gibi motorun ucunda ve ayakta yağmura karşı geliyorlardı.Hava sertti ve dalgalar oynanacak maçtan daha çok heyecanlandırıyordu motordaki gençleri.Boğazın ortalarına geldiklerinde sert akıntılar,zaten maç öncesi mazotunu almış olanları daha bir sarhoş ediyordu.Ama yinede sloganlarla inliyordu hem Avrupa,hem Anadolu yakası. Köprüde kaza varmış dedi şoför.Yan yan açıldı trafik.Köprüye çıkmışlardı artık.Mavi bir kum saati vardı adamın ta çocukluğundan kalma.Üniversite imtihan testleri çözerken ters çevirip başlardı sorulara.Mavi kumlar bitti diye düşündü.Kum saatinin üstü ne kadarda saydammış diye düşündü.Çocukken çok ateşi olduğu geceler aklına geldi.Sert ve büyük bir kum canavarı gelirdi gözünün önüne, havaleler gelmeden önce ve saat normalinden ağır işlermiş gibi olurdu.İşte yine aynı şey oluyordu ama artık sonu yaşamak istiyordu.Bir bakıma en çok istediği düşü de gerçekleştiriyordu.Bir hastalık yada yatarak karşılamıyordu ölümü.Dinç ve isteyerek gidiyordu.Köprünün bağlantı halatları kısalıp, dev çelik halat yol ile buluştuğu noktada çıkacaktı dışarı.Şansı yaver gitti ve tam o noktada trafik akışı durdu.Evlilik yüzüğünü dolmuşun camı ile siyah contası arasına sıkıştırdı,cüzdanını koltuğun yırtık döşeme boşluğuna soktu.Artık hayattan arınmıştı.Kapı kolunu çekti,sağ ayağını dışarı attı.Bariyerin üzerinden tenis topu gibi sıçrayarak korkuluklara tırmandı.Saflığı düşündü.Kendini boşluğa bıraktı. Lisede dersi kırıp kaçtıkları lunaparkta bindikleri gondolda aşağı düşmekten farkı yoktu.Beraber bindikleri kız arkadaşlarına belli etmediği korku geldi aklına.Beş metre,bir saniye,on beş metre iki,yirmi beş,otuz beş,kırk beş,elli beş metre...Kaz tüyü dolu montu,içindeki yolunmuş kazların öcünü alırcasına hava ile doluyordu.Ve bir karalık.Ölüm bu olmalıydı.Karanlık ve soğuk.Ama ölü ıslanmazdı.Ölmemişti.Boğazın derin suları Arşimeti doğrularcasına yukarı itiyordu onu.Zargana tutulan şamandıralı bir olta gibi deniz adamı dışarı attı.Adam gözleri gökyüzüne paralel,başaramamışlığın hüznüyle Marmaraya doğru sürükleniyordu. Motorla karşıya geçen gurup büyük bir yaygara ile kaptana hücum etti.Rüzgar bayraklarını savurmuş,can yelekleriyle birlikte denize düşmüştü.Kaptan usta bir manevrayla çevresinde dönüp yanaşma tarafındaki projektörü yaktı.Denizde yüzen bayrağı gördü.Birkaç metre ilerisinde suya dağılan can yeleklerine canı sıkıldı.Dünyanı parası gitmişti. Adam gözüne çevrilen projektörle ayıldı.Motordakiler bayrakla birlikte denize adam düştüğünü sanmış olsa gerek adamı sudan çıkardılar.Ah be biraderim neden sıkı tutunmuyorsun , başımıza iş aldıracaktın az kalsın dedi kaptan.Adam şoktaydı.Betona çakılırcasına düştüğü denizden nasıl bu motora bindiğine akıl erdiremiyorlardı.Motordaki gençler adamın ıslak giysilerini çıkardılar.Kaptanın eski bir kotu ve montunu maç dönüşüne kadar ödünç adama giydirdiler.Adam kurulandı.Birşeyler söylemeye çalıştı ama Kadıköy 'e varılmıştı.Nasıl olduysa gurubun içinde stada doğru yürüyordu artık.Aklı başına geliyordu yavaş, yavaş.Biletinin olmadığını anlayan gençler turnikeden adamı kaynatarak geçirdiler.Mahşer kalabalığı vardı stadda.Ev sahibi takım, rakip takım taraftarı için küçük bir yer ayırmıştı ve kapasitesinin iki katı kadar adama bilet satmışlardı.Adam kendine geldi.Maç sabah gazetede okuduğu maçtı,Fenerbahçe-Beşiktaş ve Beşiktaş 'lılar içinde sırtında yirmi kişi tek ayak üzerinde duruyordu.Yanındaki insanlara baktı.Gözleri alev,alevdi.Maç başlarken yandaki fb tribününden açılmamış konfetiler atılmaya başladı.Tam yüzüne gelecek konfetiden sakındı ama konfeti yanında duran gencin alnında patladı.Kanıyordu alnı ama o hala Beşiktaş marşları söylüyordu.Direnmekti bu,inattı bu yaşama karşı. Fenerbahçe bir gol attı.Stadın küçük kısmı dışındaki o kalabalık ayaklara fırladı.Bir an etrafında bir sessizlik hissetti.Birkaç saniye geçmeden sabah uyandıran zil gibi kükredi o küçük ama muhteşem kalabalık.Yenilmiyordu bu çocuklar,yenilgiyi hazmetmiyorlardı.Daha bir hırs ve çalışkanlıkla destekliyorlardı takımlarını.Adam hayretler içindeydi.Beşiktaş ilk gölünü attı.Sekiz sıra öne gitmişti istemsiz.Zafer alevi adamında içinde tutuşmaya başlamıştı.Oysa bugün ölmek için çıkmıştı evinden ama bu coşku, bu aşk onu etkilemişti.İkinci gole gebeydi tüm haykırışlar.Adamda o güruhla birlikte bağırıyordu,inat ediyordu,isyan ediyordu hayata karşı.Dakikalar geçtikçe kedini koruma teline dayalı buldu.Bir pankart maçı görmesine engel oluyordu ama hissediyordu maçı.Ve o muhteşem gol geldi.Bir matkap gibi deldi adamın tam on parmağı pankartı.Pankartta şöyle yazıyordu;

SİYAH YAŞAM - BEYAZ ÖLÜM





---------
M
20 yıl
Mu-Türkiye Son Haberler
Arkadaşlar öncelikle sunucumuza gösterdiğin ilgi için hepinize teşekkür ederiz.
Bir çok post (başlık) altında oyun sunucumuzun adı geçmektedir fakat hepsini tek tek okuyup cevap verecek kadar zamanımız ve imkanımız olmadığı için öncelikle oyuncularımızdan sonrasında ise donanımhaber yöneticilerinden özür dileriz. Kısıtlı imkanlarla açmış olduğumuz sunucumuz şu an gayet iyi bir şekilde ilerlemekte ve çok büyük bir sorun olmadıkçada bu şekilde devam edecektir.
Değinmek istediğim konu bazı arkadaşların bu forumlarda server arayışı içerisinde oldukları ve istedikleri server özelliklerinin (exp,drop,point ...vb) birbirinden farklı olmakla birlikte çok basit sistem olmasıdır.Yani arkadaşlar 1-2 haftada 100 veya 250 reset herneyse bunu atıp çıkmak istiyorlar galiba.Bunun nedeni ise bana göre türkiyede bir çok server açılmakta ve ömürlerinin çok kısa olmasından kaynaklanıyor.
Daha önce BizMU yöneticisi HolyAty arkadaşımızın dediği gibi her kişinin istekleri doğrultusunda server kurulamaz ve kurmayızda.Bunun orta yolu bulunur playerlerin görüşleri alınır ve sistem oturdukdan sonra değişiklik yapılması uzak bir ihtimaldir.
Sunucumuz hakkındaki son bilgiler bunlardır ve account alımlarımız durdurulmuştur.
Son olarak ; Büyük bir sorun oluşmazsa işlerimizi toparladıkdan sonra türkiyede gerçekden global bir servere geçiş yapma düşüncesindeyiz.Bunun içinde bu işi türkiyede hakkını vererek yapan bir kaç arkadaşa daha yardım çağrısı yapacağız.Türk milletine en iyisini sunmayı isteriz ve bunun için elimizden geleni yapacağız.
Destek veren ve vermeyen herkese teşekkür ederiz, saygılarımızı sunarız..
Mu-Turkiye Team
Yavuz seLim YILMAZ - ViP
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.