G

Yüzbaşı
26 Temmuz 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
50 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
G
11 yıl
Bir yaşındaki bir aracın fiyatı yeni kasası çıkınca yüzde kaç düşer?
Arkadaşlar aracım 2015 Astra HB 1,6 CDTI 136HP Cosmo. Şimdi bu arabanın 2016 modeli gelecek ve kasası değişmiş baya. Leon'a Golf'e falan benzetmişler. Yenisi çıkınca benim arabanın değeri ne kadar düşer bir fikriniz var mı?
G
11 yıl
Araç içi kamera kaydı ile nasıl şikayette bulunulur?
Merhaba Arkadaşlar,

Trafikte şu makas atanlardan biri bana az daha kaza yaptırıyordu. Hadiseyi araç içi kamerası kaydetti. Şimdi bununla nasıl şikayette bulunmak gerekir? Karakola falan mı gidiliyor, yoksa başka bir şekli mi var? Şimdiden teşekkürler

Selamlar
G
11 yıl
Çevre, ekonomi ve daha düşük km için elektrikli moped
Merhaba arkadaşlar,

Gaziantep gibi kışların bile çok sorun olmadığı güzel bir yerde haftanın 6 günü her gün 10-15km civarında yol yapıyorum. Bazen daha fazla.
Aslında ekstralar dahil bir yılda 9500km yaptım. Aşağıdaki sebeplere dayalı olarak 1500TL civarında bir elektrikli moped alıp binmek istiyorum. Abimde ve
yeğenimde bir yıldır var ve süper kullanışlı gözüküyorlar. 500 şarjdan sonra 400TL'lik akü alıyorsunuz. Bu da yaklaşık 2 yıl yapıyor. Arabam 1.6 diesel.
Güzergahımda 36km/h ortalama ve 4.8lt/100km veri çıkarıyor.

Sebepler:

1- Çevre için sorumluluk alarak bireysel karbon ayak izimi (carbon footprint) azaltmak. Ve vicdanımı rahatlatmak.
2- Daha ekonomik ve özgür ulaşıma sahip olmak.
3- Ultra yüksek hassasiyet ve titizliğe sahip (!) Türk ikinci el müşterileri için arabanın km totalini düşük muhafaza ederek ikinci el değerini arttırmak.
4- Arabam daha orijinal. Başına gelebilecek kaza ihtimallerini düşürmek. (Araba garajda olacak; ekseriyle aile ile gezilerde kullanacağım)
5- Arabaya göre daha keyifli bir araç, trafik ve sorumluluk stresinden kurtulmak.

Fikirlerinizden istifade edelim. Şimdiden teşekkürler.
G
11 yıl
YETKİLİ SERVİSLER PEK DE YETKİN OLMAYABİLİR
Sevgili Dostlar,

Haziran ayında başıma gelen ama öfkem geçsin akl-ı selim ile yazayım diye beklediğim bir hadiseyi arz edeyim;
birlikte istifade edelim.

Saniyen sitemim kişilere değil; ülkede yetkili servislerin yegane amaçları: son noktada müşteriden parayı almak
ancak profesyonellikten ve müşteri memnuniyetinden zerre miktar dem vurmamalarına oluşlarınadır.

Aracım henüz 7600kmde iken, hadi düz olsun 8000km diyelim, bir yılı dolduğundan göstergeden "beni servise götür
ikazı çıktı. Aradık randevu aldık. Ertesi gün yola revan olduk. Polen, hava, yağ filtresi, yağ değiştirildi. Araç hazır dendi;
teslim almaya otoparka gittim. Araba ne kadar zamandır orada bekliyor bilemiyorum tabi ama, motor ve klima çalışır
vaziyette tüm fanları uçururcasına çalışıyor, üstelik aracın radyosu son ses açık. Büyük ihtimalle servisin yıkamacısı
açmıştır. Tabi rezervasyondaki ve satıştaki gençler ile tanışıyoruz, çok severim kendilerini, ekmek parası kazanan dürüst
kişiler. Rezervasyondaki genç adamı manzara karşısında mahcup görünce meseleyi dillendirmedim. Beyefendi zaten
mahcup oldu tekrardan kalp yaralamaya lüzum yok.

Yola çıktım 30-40 saniyede bir motor tarafından düdüklü tencereyi açarken tazyikli hava çıkışına benzer bir ses var ya
o sesi duyuyorum. Hemen döndüm arkadaşlar bir yarım saat öncenin mahcubiyeti tazmin etme gayreti ile ilgili bir şekilde
arabayı teslim aldılar. Çok neden söylemeden "garantiden klima kompresörü değişimi talebi yaptık 20 gün sonra kompresör
değiştirilecek" dediler. Pekala dedik.

Ertesi gün sabah işe giderken kalkışta ve yavaşlamalarda düşük hızlarda araba direksiyon simidini de sağa çevirecek
kadar sağa çekiyor. Gidelim bakalım servise dedik. Aşağıdaki ustalardan gelen yorum "ön düzen sökülecek, frenler çok
mu sıkı ona bakılacak 500-1000 arası tutar kabul mü" önerisi gelince "Hayır kalsın" dedim. Mahallede bizim çocukların
bisiklet lastiklerini bile yapan 50 yaşlarında bir Şükrü Ustamız var. Hem iyi bir adamcağız hasbihal edelim hem de mevzuyu
soralım dedik. Adam hemen "Arka sağ teker hocam" dedi. Baktı 33psi yerine 14 psi hava var. Hemen söktü yaptı.
Sürdük baktık araba ok gibi. Dümdüz gidiyor. Çok mutlu oldum. Çıkardığı vidayla da ilgili "Bu vida elektrik aksamında
kullanılır hocam, bak daha gıcır gıcır simsiyah. Bu ancak servislerde yada sanayide olur" deyince ustanın tecrübe ve
bilgisine saygım milyon kat daha arttı. Çünkü dedikodu olmasın diye arabayı servise götürdüm dememiştim.

Borcum ne Ustam? "5 TL ver yeter hocam" Mahcubum daha çok para vermek istiyorum: tanıdık adam bahşiş vermek
gibi olmasın diye bir şeyler daha alayım dedim. "Ustam bu nitrojenden basalım mı" dedim. "Ya bi faydası yok onun" demez mi
Neyse baktık olmayacak bolca teşekkür ettik helallik istedik ayrıldık.

20 gün sonra da hakikaten servis klima kompresörünü değiştirdi. Klimada da sorun kalmadı. Onlar da o nokta da
işini yaptılar. Ama servise gelirken klimam zaten sorunlu değildi. Belki su-i zan ediyorum ama kompresörü de servis
bozmuş olabilir diye düşünüyorum.

Hasılı dostlar, benim gibi maaşla geçinen bir adamın senelerce tasarruf yaparak kavuştuğu sıfır araba rüyasını yine
üretici firmanın yetkili servisleri kabusa çevirecek derecede amatör de olabilirler. Yada sırr-ı ilahi gereği imtihan
dünyasında fani metalara muhabbet beslemememiz için sakınılan göze çöp de batırılıyor olabilir. Bilemiyorum.
İnşallah vaktinizi israf etmemişimdir.

Vesselam.
G
12 yıl
BMW Solar Carport - Project i Araçları: Çok güzel bir güneş enerjisi projesi
Yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji projelerinden bu yıl en çok dikkati çeken BMW'nin Project-i tasarımı. BMW i-3 ve i-8 araçları üzeri solar paneller ile kaplı
park yerlerinin altında güneş enerjisi ile şarj edilebilecek. Panellerden elde edilen enerji elektrikle çalışan aracı şarj etmeye yarayacak. Aynı zamanda aracın pilleri
doldurduktan sonra sistem elde ettiği enerjiyi alternatif ünitelere de yönlendirebiliyor. 2014 BMW i8 önümüzdeki Kasım ayında 136625 USD'ye pazara sürülecekmiş.
2014 BMW i3 hali hazırda 42275 USD' ye sipariş ediliyormuş.

Fikri mantıklı ve paylaşmaya değer buldum. Anlaşılan o ki yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynakları hususi araçlarda petrolden pahalı olacak.
Belki de Zeitgeist Addendum yaklaşımı ile şehirleri ve hayatları ulaşıma daha az ihtiyaç olacak şekilde toplu ve ucuz taşıma yöntemlerine dayalı yeniden inşa etmek
daha ekonomik olacaktır.

< Resime gitmek için tıklayın >
G
12 yıl
Kasko fiyatlarına yüzde 30 zam
Ne diyelim Allah'a havale ediyorum.

HABERİN LİNKİ :http://otomobil.bugun.com.tr/yuzde-30-zam-yapildi-haberi/1046410


Euroda yaşanan artış ve yedek parça maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle sigorta firmaları kaskolara yüzde 30'u geçen oranlarda zam yaptılar.
Kasko fiyatlarına yüzde 30 zam
Poliçe yenilerken hasarsızlık indirimi almayı beklerken daha yüksek bir fatura ile karşılaşan tüketiciler ise büyük bir şaşkınlık yaşıyor.

Son dönemde euro ve dolarda yaşanan yükselişlerin etkileri iyice hissedilmeye başladı. Yaşanan bu hareketten payını alan son sektör ise sigorta oldu. Primlerini euro kuruna göre belirleyen sigorta şirketleri bu artışları fiyatlarına yansıtınca ortaya geçtiğimiz yıla göre yüzde 30'u aşan farklar ortaya çıktı.

Kaskolarını yenilemeye giden tüketiciler fiyatları görünce küçük çaplı bir şok yaşıyor. Çünkü geçtiğimiz yılı hasarsız olarak kapatıp bu yıl yüzde 30 indirim bekleyen tüketiciler, indirim bir yana bir de zamlı bir tarife ile karşılaşıyor. Hürriyet'in haberine göre, yaşanan artışı değerlendiren sigortacılar, sektörde maliyetlerin euroya göre belirlendiğine dikkat çekiyor. Eurodaki artışın yedek parça maliyetlerini yukarı çektiğini kaydeden sigortacılar bunun sonucu olarak primlerin de yükseldiğini belirtiyor. Kurlardaki yükselişin yanında Türkiye'deki kaza sayısının ve hasarlı araç sayısındaki artışların da bu yükselişi tetiklediği belirtiliyor.

5 MİLYARLIK EK MALİYET

Verilen bilgiye göre Türkiye kasko ve trafik sigortaları için sektörün ödediği hasar 8 milyar lirayı buluyor. Bu hasarların büyük bir kısmı maddi hasarlardan kaynaklanıyor. Maddi hasarlar içerisindeki çoğunluğu ithal olan yedek parça maliyeti de yüzde 65'e kadar ulaşıyor. Sigortacılar, yaşanan maliyet artışlarının kaba bir hesapla 5 milyar TL'yi bulabileceğini ifade ediyor.

"MALİYETLERDE ÇOK CİDDİ ARTIŞLAR VAR"

Primlerdeki yükselişi değerlendiren Allianz Sigorta Teknik İşler Genel Müdürü Ersin Pak, kasko branşında, özellikle yedek parça fiyatlarının hasar maliyeti üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekti. Pak, "Döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle yedek parçada özellikle son 6 ay içinde ciddi artışlar gördük. Yıllık artış ise yüzde 20 seviyelerine yaklaşmış durumda. Hasar maliyetini etkileyen diğer kalemlerde örneğin işçilik tarafında görece daha düşük artışlar görsek bile 2014 yılı içinde hasar maliyetlerinin yüzde 15 civarında artacağını düşünüyoruz.

Şüphesiz artan bu hasar maliyetleri karşısında şirketlerde fiyatlarını ayarlamak durumunda kalıyor. Buna ek olarak gerek ÖTV artışı, gerekse kurdaki yükseliş, yılbaşından itibaren araç bedellerinin de yükselmesine sebep oldu. Bu da sektörde kasko fiyatlarını direkt olarak etkiledi" dedi.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen sektörde son dönemde bazı olumlu gelişmeler de yaşandığını kaydeden Pak, "Biz sigortacıların hasar frekansı diye adlandırdığı sigortalı başına düşen hasar adetlerinde önemli bir iyileşme söz konusu. Sigortalılar kasko poliçelerindeki mevcut hasarsızlıklarını bozmamak için daha dikkatli davranıyorlar ve hasar bildirimlerinde de daha seçici olabiliyorlar. Ayrıca seçim sonrası döviz kurlarındaki hareketlenmenin de belli bir banta oturduğunu gözlemliyoruz, hatta bir miktar geri çekilme de yaşandı. Tüm bu olumlu faktörleri dikkate aldığımızda yılın geri kalan kısmı için kasko fiyatlarında bir artış görsek de bunun sınırlı düzeyde kalacağını düşünüyorum" diye konuştu.
G
12 yıl
DİZEL Mİ BENZİNLİ Mİ BİLİM NE DİYOR
Dostlar bir süredir ülkemizde dizel – benzinli motor karşılaştırması çok sık yapılıyor. Bir motor meraklısı olarak acizane bildiklerimizden bir yazı kaleme alalım, başlık açarak malumu ilan edelim hem dostlar gelsinler görüş eklesinler istifade edeyim.
Sabırla yazıyorum size de okurken sabır diliyorum.

Dizel motorların serüveni esasen benzinli motorlarla başlar. August Otto 1876 yılında benzinli motorun patentini aldı. Bu icat “Otto Döngüsü” olarak da bilinen dört zamanlı içten yanmalı motor prensipleri üzerine çalışan bugünkü araçlarımızın esasını teşkil eder. 1878’de de Almanya’da yola “buharlı motor benzinli motora karşı” çalışmasını yaparak çıkan Rudolf Dizel daha verimli bir motor yapma hırsı ile 1892’de dizel motorun patentini aldı.
Eğer dizel motorlar daha verimli ise neden dizel motorları daha sık kullanmayalım ki sorusu yıllardır gündemdedir. Ağır vasıtaların dizel motorlar ile teçhiz edilmesini yalnızca motorin fiyatlarına bağlamak tekniği göz ardı etmektir. Evet dizel motorlar daha “verimlidirler”.

Teoride dizel motorlar ile benzinli motorlar benzerdirler. Her ikisi de akaryakıtta mevcut olan kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürür. Dikkat buyurun “akaryakıtlardaki kimyasal enerji” diyeceksek eğer dizel – benzinli kıyaslamamızda sadece motor bloğuna bakıp ahkam kesmemiz son derece hatalı olur. Bir kere önce her ikisi de petrol türevi olan ama aralarında kimyasal farklılıklar bulunan motorin ile benzinin kıyasını yapmamız icap eder. Dizel motor ile benzinli motorun arasındaki ana fark bununla başlar, ateşleme anında yakıta yaptıkları muamele ile devam eder. Kısaca benzinli motorda yakıt hava ile karıştırılır, pistonlarca sıkıştırılır, bujilerin kıvılcımları tarafından patlatılır. Dizel motorda ise ilk önce hava sıkıştırılır sonra da yakıt püskürtülür. Hava sıkıştığında ısındığı için yakıt patlar. Birkaç satır önce yakıtların arasındaki kimyasal farklılıkların mukayese edilmesinin öneminden dem vurmuştum; kaynamasın.

Petrol doğada yeryağı (ham petrol) olarak bulunur. Yeryağı rafinerilerde işlendiğinde benzin, jet yakıtı, motorin, kerosen gibi birkaç farklı türde akaryakıt elde edilir. Motorin ve benzin farklı kokar. Motorin daha ağır ve yağlıdır. Motorin benzinden çok çok daha yavaş buharlaşır; kaynama noktası sudan bile yüksektir. Dünyanın farklı yerlerinde motorine “dizel yağı” denmektedir çünkü yağlı yapısı hissedilir seviyededir. Dizel yakıtı ağır olduğundan daha yavaş buharlaşır.

Benzinden daha uzun karbon atomu zincirine sahiptir. Benzin tipik olarak C9H20 iken motorin C14H30 yapısındadır. Motorin benzine göre rafineride daha az damıtmayla elde edilir ki bu daha ucuz olmasını sağlar.
Motorinin enerji yoğunluğu benzinden daha fazladır. Ortalama 4 lt motorin 155x10^6 (147000BTU) jul ihtiva ederken 4lt benzin 132x10^6 jul (125,000 BTU) içerir. Bu neden 4lt motorinin 4lt benzine göre daha fazla yol yaptığını açıklıyor. Dizel motorların “verimlilik” avantajlarını güç gereksinimleri yüksek kamyon, otobüs, tren, vinç, tarım araçları, acil durum araçları ve güç jeneratörleri gibi vasıtaların dizel olması kanıtlar. Dünyada taşınan yüklerin %94’ü dizel motorlara ihtiyaç duyar.

Çevre açısından dizel motorlar benzinli motorlara göre çok daha az karbon monoksit, hidrokarbon ve karbondioksit salınımı yapar. Ancak nitrojen bileşikleri salınımı, bu asit yağmuruna sebep olur, benzinli motorlara göre daha yüksektir.
Dizel motorların 1500-2000 rpm arasında üretebildikleri gücü benzinli motorlar 2500-3000rpm’de üretebilirler. Bu da verimlilik açısından önemlidir.

Vesselam

Bir çok benzinli motor 9:1 ila 11:1 arası sıkıştırma oranına sahipken, dizel motorlar 16:1 ila 20:1 sıkıştırma oranlarına sahiptir. Termodinamik yasalarına göre Sıkıştırma oranı ne kadar yüksek olursa verimlilik de o kadar yüksek olur. Maalesef yüksek sıkıştırma oranları aynı zamanda motorun iç aksamının daha yüksek bir stresle baş etmesi anlamına geliyor. Böylece dizel motorların tüm parçaları daha yüksek olan bu strese dayanması için daha güçlü maddelerle ve tasarımlarla imal ediliyor..

Dizel motorlar daha fazla güç üretsinler diye turboşarjlıdır. Turboşarj bir dizel motora gayet düz tork eğrisi ve daha yüksek güç verirken, maliyeti de arttırıyor. Turboşarj havayı ısıtır, ısıya dayanaklı malzemeden üretilmelidir: hava tekrardan motora beslenmeden önce ısındığı için soğutulmaya ihtiyacı vardır. Bu motorun bir intercooler'a ihtiyacı olması demektir.

Bir diğer fark yaratan konu: modern dizel motorlar yüksek basınçlı enjektör sistemlerine sahiptirler. Bu sistemler "common rail" sistemleri olarak bilinirler ki yakıtı 1000 ve 2000 bar arasında pompalarlar. Bundan dolayı dizel motorlar ikinci bir yakıt pompasına ihtiyaç duyarlar.

Yüksek sıkıştırma "verimlilik" için harikadır, diğer yandan yüksek sıkıştırma oranlarında patlama (yakıtın yanması) istenmeyen yan etkiler doğurur. Dizel motorlar nitrojen oksit NOx üretme eğilimindedirler. Tüm devletlerde NOx emisyonlarını sınırlandıran yasal düzenlemeler vardır. Bundan dolayı araba üreticileri egzoz son işlem sistemleri kullanarak bu emisyonları azaltma yoluna giderler. Sıradan bir üç yollu katalist kullanan benzinli motora kıyasla, dizel motor NOx emisyon azaltımı için ek katalise ihtiyaç duyar. Yanmamış dizel parçacıklarına karşı da partikül filtreleri eklerler.

Sonuç olarak

Dizel motorlar “verimlidirler”: birim yakıtla daha uzun yol giderler. Motorin bugün piyasada mevcut enerji yoğunluğu en yüksek akaryakıtlardandır. Dizellerin buji gibi kıvılcımlı ateşleme düzeneklerine ihtiyacı yoktur. Yüksek sıkıştırma oranlarına mukavemetli tasarlanmaları dizel motorları ağır koşullar için daha dayanaklı yapar. Yaygın görülen benzinli motorun daha uzun ömürlü olması yanılgısına rağmen dizel motorlar daha dayanıklıdırlar. Orijinal motorla en uzun kullanılma rekorunu 900000 mil ile bir dizel motorlu araç elinde bulundurmaktadır.

Elektrikli bir ateşleme sistemine sahip olmayışı dizel motoru daha güvenilir yapmaktadır. Daha az rpm’lerde ihtiyaç duyulan gücü karşılayabilmesi ve malzeme kalitesinin yüksekliği de dizel motorların güvenilirliğini arttırmaktadır. Motorin kaydırıcılık özelliğine sahiptir; bu özelliği ile yağ filmi, segmanlar, silindir iççapı aşınmaları bakımından benzinden çok daha avantajlıdır. Rektefeye gerek kalmaksızın dizel motorların minimum 400000km yapması yaygın bir istatistiktir.
Motorinin alev alabilirliği düşüktür, bu nedenle yangın riskini azaltır. ABD ordusu ve NATO sırf yangın riski daha düşük olduğu için mümkün olan her yerde sadece dizel motorlar kullanırlar.

4LT’lik motorinin 155x10^6 (147000BTU) jullük enerji üstünlüğü (4lt benzin 132x10^6 jul (125,000 BTU)) artı dizel motorun 16:1 ila 20:1 lik sıkıştırma oranları (benzinlinin 9:1 ila 11:1) dünya çapında dizeli tartışmasız daha yaygın bir motor tipi yapıyor. Ayrıca kısa vadede bio bazlı yakıtlar petrol türevi yakıtlara alternatif olarak piyasaya sürülecekler, ve bu yakıtları ancak dizel motorlar yakabilecek. Global enerji politikaların değişkenliği riskine cevaben dizel motorlar doğal gaz, kaya gazı, alkol bazlı yakıtları da yakabilecek esnekliktedirler.

İnşallah yazıma "150000'de turboyu eline alıp 3000TL harcayınca görürsün dizeli" diye höloooooğğğğ bodoslama yorum yapanlar olmaz. Zira 2 farklı araçta 150000km'yi devirip sattım, turbolarım da hep yerinde çalışıyordu elime hiç almadım. Düzenli bakım, tekniğe uygun kullanım, temiz yakıt ile dizel motorun hiç bir yerini elinize almazsınız. Öyle olsaydı çiftçilerin bir elinde traktör turbosu diğer elinde biçerdöverin ki geziyor olurlardı.
G
12 yıl
BAYRAMLIK GÜVENLİ SÜRÜŞ SOHBETLERİ
Değerli Dostlar,

Bayram yaklaşıyor. Yola çıkacak olanların şimdiden yolları açık olsun. Acizane tecrübelerimden yola çıkarak bir kaç güvenlik mevzunu gündeme getirmek istiyorum. Bilmediğinizi düşündüğümden değil, başta kendim için malumun ilanına vesile olsun. Hem dostlar gelsin bu başlık altında değerli görüşlerini paylaşsınlar istifa edeyim.

1- KAMYON VE OTOBÜSLER : Her yolcu hedefine erişmek ister ancak bayramda çoğu yolcu sabırsızlanır. Özellikle rampalarda sırf vitesden düşmeyeyim diye önündeki ağır vasıtayı geçmek için çaaat diye sol şeride kıracak kamyonlar otobüsler olacaktır. İsterse arkadaki araba 150 ile geliyor olsun bakmaz bile. Sık sık katettiğim 750km'lik bir yol var sayıyorum her seferinde en az başıma 3 kez en fazla 8 kez geldi. Unutmayın 100kmh ile giden bir araç fabrika verilerine göre 40m'de duruyor. Otoban gördük mü çoğumuz 140'dan aşağı gitmeyiz, durmuyor arkadaşlar. Dursa bile hem sürücü hem yolcuları ölümüne korkuyorlar. Özellikle rampaların ilk ve son çeyreğinde bunları çok yapıyorlar.

2- UZUN YOL HİPNOZU : Milliyetten : "Uzun süreli araba kullandığınızda ise "uzun yol hipnozu" ortaya çıkabilir.Aynı hızda geçen yol çizgileri, yoldaki parıltılar, bazen sileceklerin uzun süre çalışması, dinlediğiniz müziğin ritmi, bildiğiniz yollarda zihinsel süreçlerinizde ağırlaşma ortaya çıkarabilir.Gözleriniz bir noktaya kırpılmadan takılıyor, göz kapaklarınız ve başınız ağırlaşıyorsa, kendinizi müziğe veya düşüncelere kaptırmışsanız hemen durmalı ve dinlenmelisiniz. Zira uzun yol hipnozunun etkisi altına girmeye başlamışsınız demektir.Trafikte kendinizi korumanın yolları ise şu şekilde sıralanabilir: Yol çizgileri ve levhalarına uyarak aracınızı sürmeli, arabanızı en az benzin tüketecek hızda kullanmalı ve her 100 km'de bir şişe su içmelisiniz"

3- HIZ ALGISI DEĞİŞİKLİĞİ : Yerleşim birimlerine girdiğinizde unutmayın çevre yolu koşulları geride kalmıştır. Saatlerce sürdüğünüz 120kmh size normal hız nosyonu olarak yerleşmiştir ve siz il/ilçe sınırları içinde bile en az 120kmh yapmak isteyeceksiniz. Oysa artık etrafınızdaki araçlar ekseriyetle şehir içi şoförleri sizin hız nosyonunuzla onunki farklı. Acele etmeyin, yerleşim biriminden çıkınca yine basarsınız.

4- YOL ÇALIŞMALARI : Her güzergah üzerinde vardır muhakkak. Duble yolun bir gidişini kapatıp diğer tarafı gidişli-gelişli kullanmak için bölüyorlar. Bu bölme işi amacıyla iki şeridin tam ortasına aralıklarla kırmızı sopa şeklinde (duba değil) nesneler vidalıyorlar. Bunlar bir çok sebepten dolayı çıkmış yolun üzerinde duruyor olabilir. Eğer aracınızla üzerinden geçerseniz ciddi hasar veriyor. Şimdi birinci senaryo: bu kırmızı sopa benzeri nesne vidalardan kurtulmuş yolda duruyor, önünüzde araç yok, önceden görür kurtulursunuz.

İkinci senaryo: zaten tek şeritli yoldasınız, önünüzde bir ağır vasıta en fazla 80 ile ilerliyor, peşinde mahkumsunuz, kamyon hakim. Yakın takibe almışsınız zaten hızınız en fazla 80, bu kırmızı sopa benzeri nesne vidalardan kurtulmuş yolda duruyor, öndeki araç geniş hoooop ortaladı geçti... Siz zaten en fazla 5 m geriden takip ediyorsunuz o nesneyi önceden görme ihtimaliniz sıfır. O araç üstünden geçtikten sonra anlık olarak görürsünüz, bir de geçen arabanın rüzgarı ile oynayıp zıplamaya başladı mı, zaman yok fırsat yok. Acayip zarar veriyor. Jettam'ın ön tamponunu hacemat etmişti. Lütfen bu koşullarda öndeki aracı en az 15m'den takip edin. hiç bir şey yapamazsanız durursunuz.

Bir de arkadaşlar bu yolda öndeki kamyonu geçeyim, şu sopaların arasından slalom yapayım macerasına girmeyin. Çünkü o kamyonun önünde en fazla 50m ileride başka bir kamyon daha var. Türkiye'deki kamyon sayısı n ise n sonsuzdur.

5- TARIM MAKİNELERİ : Malum hasat mevsimi. Gece yolculuklarında tarım makineleri ciddi sorun. Çoğunun aydınlatması yok. Varsa bile arkasına taktığı römork, pulluk, külfatör benzeri aletler o aydınlatmayı kapatmış. Dostlar eğer hızınız 90'ın üzerinde ise uzun farlar yanıyor olsa bile bu gölge gibi yolda ilerleyen heyhulayı farkettiğinizde artık durma mesafeniz yok demektir. Bence gece yola çıkmayın. Gündüzde hayır, gecede şer vardır.

6- EVCİL HAYVANLAR : İnek, keçi, eşek bilmem ne , köy yakınlarında her zaman olurlar. Unutmayın bu hayvanlara çarpmak demek en iyi ihtimalle arabanın pert olması demek. Ayrıca köpeklere değinmek lazım. Köpekler yaradılıştan insülin hastasıdırlar. Vücut ısılarının normali bile 45 derece, insanın 36. Dostlar, bu hayvanlar malum çöp falan anlamaz yer yutarlar. Özellikle şekere bayılırlar. Es kaza şekerli bir şey yemişlerse görme ve işitme duyuları azalır hatta yok olabilir, bazen yolda görürsünüz ya hayvan tepkisiz duruyor korna falan hak gettire. Bilinki insülin krizinde. Siz ona göre pozisyon alacaksınız, o sizi duymuyor. Biliyorsunuz köpeklere çarpınca kaput tampon çamurluk bırakmıyor.

7- YOL KENARINA YANAŞMIŞ OTOBÜSLER MİNİBÜSLER : Arkadaşlar bayram, herkes sevdiklerine koşuyor. Baktınızki sağda dolmuş otobüs durmuş siz solundan geçip gideceksiniz önünüz açık. Ama o araçtan inen sevinçli yolcu o aracın önünden hooop kendini yola atabilir. Bu araçların hepsinin önünden bir velet fırlara göre önlem çok can kurtarır.

8- KÖR NOKTALAR : Şerit değiştirirken ne olur ne olmaz, geçeceğiniz yöne doğru şöyle arabanızın orta direğine kadar boynunuzu çevirip bakmanız bir şey kaybettirmez. Aynada gözükmeyen alanı taramış olursunuz.

9- OTOBAN GİŞELERİ : Hangi bölgede olursa olsun bayram zamanları bazı vatandaşlar gişelerde bir şeyler satmaya gelirler. Bir de karşı şeritteki HGS dolum gişesine geçmeye çalışan onlarca sürücü olacak. Bunları göz önünde bulundurursak OGS ve HGSlerden 30a düşmeden geçmek rus ruleti gibi bir şey.

10- RADARLAR : Şüphesiz radarlar artacak. Ona göre limitlere riayet edelim.

Sürücü Kursu kitaplarında bile yazan konulara girmeye gerek duymadım. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Değerki yorumlarınızı da bekliyorum


Vesselam
G
12 yıl
Kaskolu araçlara sigorta şirketleri yan sanayi parça zorluyor mu
Değerli Dostlar,

Bir kaç gün önce sıfır bir araç aldım. Borcu harcı yok şükür ama yine de kasko yaptırmak istiyorum. Bayiide satış görevlisi arkadaşlar Peugeot kasko tipi diye bir şey önerirken daha önce duymadığım bazı şeyler söylediler. Aslı var mıdır?

1- Diğer kasko şirketleri kaza durumunda "yan sanayi" parça takılmasını isterler. Orjinal yedek parça kullanmazlar.

2- Diğer kasko şirketleri kaza durumunda yetkili servisi değil de özel servisleri de önerebilirler.

Ancak sattıkları ürün Peugeot Kaskoda yetkili servis, orjinal yedek parça, ekstradan orjinal cam ve yedek anahtar hizmetlerinin olduğunu söylüyorlar.

Peugeot Kasko AK Sigortanın bir paketi imiş. İşin aslı bununla diğer kaskolar aynı fiyat. Ancak taksitle alacağım için bu bayiide benim kartıma taksit olmayınca pek yanaşmadım. Axa Sigorta taksit yapıyor mesela. Ama bu yan sanayi parça meselesi beni düşüdürüyor. O yüzden başka kasko satın almadım. Şimdi ne dersiniz, şartları zorlayıp Peugeot kasko mu yaptıralım yoksa bu adamların söyledikleri şehir efsanesi başka kasko alsak da olur mu?

Şimdiden değerli görüşleriniz için teşekkürler.
G
12 yıl
Dizel Motorda yağın kararmaması için
Kıymetli Dostlar,

Motor yağının rengini karartmaması için önceki aracımda bilgisine güvendiğim bir ustamın tavsiyesi üzerine Castrol 5-40 yağ ve Shell GTL ikilisini kullandım hep. Motor 2012 model VW 1.6 TDI idi. O motor da sıfır idi. Tam olarak çamur gibi olmasa da yağ yine kararıyordu. Şimdi yine sıfır araç aldım 301 1.6 HDI daha 20 km yol yaptım. Yağ kararmasını ilk günden önleyebileceğim kesin bir teknik var mıdır? Bu dizeller hep yağı karartıyor mu? Biliyorum bir zararı yoktur ama yağ bal rengi gibi kalsın istiyorum.

Değerli görüşleriniz için teşekkürler.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.