T

Onbaşı
26 Şubat 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
2 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
T
16 yıl
MOVED: işlemci yapımı
T
16 yıl
işlemci yapımı
arkadaşlar benim arızalı bir arkadaşım var , tutturdu canım sıkılıyor , bişeyler yapmam lazım falan filan , derken aklına bilgisayar işlemcisi yapmak gelmiş

dediğine göre İntel'in ilk işlemcisi olan 4004 de 2000 küsur transistör varmış , şimdi arkadaşım bakır bir plaket üzerine yollarını çizerek ve deliklerini açarak , binlerce transistörü lehimleyerek , devasa boyutlarda bir işlemci yapmayı düşünüyor

siz ne dersiniz bu işe , böyle birşey bence imkansız ama , tutturdu neden olmasın diye , lütfen yardım !!!
T
16 yıl
SALAK LAMER :)))))))
arkadaşlar zannedersem bilgisayar kullanmasını yeni öğrenmiş bir lamer bir arkadaşımın sitesine üye olmuş ve bir hacker sitesinden yardımla siteye illegal olarak girmiş ve gıcık olduğu bir adamın mesajlarını silmeye çalışırken kendisi de dahil 20-25 kişinin üyeliğini silmiş

adam çalıştığı dükkandan bağlanmış ipi belli , adresi belli , ismi belli , işin garibi Allahın salağı kendisini silince bir daha girememiş ve bu kadar bir zararla yetinmiş

bu adamı dünya lamerlik tarihinin en salağı ilan ediyorum
T
16 yıl
BİR ZAMANLAR
mailime gelen bir yazı ama kusra bakmayın küçük harf yapamadım idare edin bi zahmet

BIR ZAMANLAR**


FAZILETLIYDIK

KIMSENIN MALINA, MULKUNE GOZ DIKMEZDIK. KIMSENIN NAMUSUNA YAN BAKMAZDIK. HIRSIZLIK NEDIR BILMEZ, DILENCILIGI MESLEK EDINMEZ, KIMSEYI DE KUCUMSEMEZDIK.*

DURUSTTUK

BIR ZAMANLAR LONDRA TICARET ODASI'NIN EN GORUNUR YERINDE SU MEALDE BIR TAVSIYE LEVHASI ASILIYDI: "TURKLERLE ALISVERIS ET, YANILMAZSIN."


ITIBARLIYDIK

BIR ZAMANLAR HOLLANDA TICARET ODASI'NIN TOPLANTILARINDA OYLAR ESIT CIKINCA OSMANLILARLA ALISVERISI OLAN TUCCARIN OYU IKI SAYILIR, ONUN DEDIGI OLURDU.

CEVRECIYDIK

KURAK GUNLERDE UCRETLE ADAMLAR TUTUP SOKAKTAKI ULU AGACLARI SULATIR, GOCMEN KUSLARIN YORGUNLUK ATMASI ICIN SACAK ALTLARINA KUS SARAYLARI YAPARDIK. BUNLARA OYLE COK ORNEK VAR KI, SAYMAKLA BITMEZ.

HARAMA EL SURMEZDIK

FRANSIZ MUELLIF MOTRAY, 1700'LERDEKI HALIMIZI SOYLE ANLATIYOR: "TURK DUKKANLARINDA HICBIR ZAMAN TEK METELIGIM KAYBOLMAMISTIR. NE ZAMAN BIR SEY UNUTSAM, HIC TANIMADIGIM DUKKANCILAR ARKAMDAN ADAM KOSTURMUSLAR, HATTA BIRKAC KERE BEYOGLU'NDAKI IKAMETGAHIMA KADAR GELMISLERDIR."

MEDENIYDIK

INGILIZ SEFIRI SOR JAMES PORTER ISE, 1740'LARIN TURKIYE'SI ICIN SUNLARI SOYLUYOR: "GEREK ISTANBUL'DA, GEREKSE IMPARATORLUGUN DIGER SEHIRLERINDE HUKUM SUREN EMNIYET VE ASAYIS, HICBIR TEREDDUDE IMKAN BIRAKMAYACAK SEKILDE ISBAT ETMEKTEDIR KI, TURKLER COK MEDENI INSANLARDIR."

DOSDOGRUYDUK

FRANSIZ GENERALLERDEN COMTE DE BONNEVAL ISE, SU HUKMU VERIYOR:"HAKSIZLIK, MURABAHACILIK, INHISARCILIK VE HIRSIZLIK GIBI SUCLAR, TURKLER ARASINDA MECHULDUR. OYLE BIR DURUSTLUK GOSTERIRLER KI, INSAN COK DEFA TURKLERIN DOGRULUKLARINA HAYRAN KALIR."

HIRSIZLIK NEDIR BILMEZDIK

FRANSIZ MUELLIF DR. BRAYER, 1830'LARIN ISTANBUL'UNU GETIRIYOR ONUMUZE: "EVLERIN KAPISININ SOYLE BOYLE KAPATILDIGI VE DUKKANLARIN COGUNLUKLA UMUMI AHLAKA ITIMADEN ACIK BIRAKILDIGI ISTANBUL'DA HER SENE AZAMI 5-6 HIRSIZLIK VAK'ASI GORULUR."

UBICINI DR. BRAYER'I SOYLE DOGRULUYOR: "BU MUAZZAM PAYITAHTTA DUKKACILAR, NAMAZ SAATLERINDE DUKKANLARINI ACIK BIRAKIP CAMIYE GITTIKLERI VE GECELERI EVLERIN KAPISI BASIT BIR MANDALLA KAPATILDIGI HALDE, SENEDE DORT HIRSIZLIK VAKASI BILE OLMAZ. AHALISI SIRF HIRISTIYAN OLAN GALATA ILE BEYOGLU'NDA ISE HIRSIZLIK VE CINAYET VAK'ALARI OLMADAN GUN GECMEZ."

NAZIKTIK

EDMONDO DE AMICIS ISIMLI ITALYAN GEZGINI, YINE 1880'LERIN "BIZ"INI ANLATIYOR BIZE:"ISTANBUL TURK HALKI AVRUPA'NIN EN NAZIK VE EN KIBAR INSANLARIDIR. SOKAKTA KAVGA ENDERDIR. KAHKAHA SESI NADIRATTAN ISITILIR. O KADAR MUSAMAHAKARDIRLAR KI; IBADET SAATLERINDE BILE CAMILERINI GEZEBILIR, BIZIM KILISELERDE GORDUGUNUZ KOLAYLIGIN COK FAZLASINI GORURSUNUZ."

CIHANA ORNEKTIK

TURKIYE SEYAHATNAMESI'YLE MESHUR DU LOIR'UN 1650'LERDEKI HUKMU SOYLE: "HIC SUPHESIZ KI, AHLAK BAKIMINDAN TURK SIYASETIYLE MEDENI HAYATI BUTUN CIHANA ORNEK OLABILECEK VAZIYETTEDIR."
SEFKATIMIZ YALNIZCA INSANA YONELIK DEGILDI, HAYVANLARI, HATTA BITKILERI BILE KAPSIYORDU.

HAYATA KARSI SAYGILIYDIK

BU KONUDA DILERSENIZ ELISEE RECUS'U DINLEYELIM, BIZE 1880'LERDEKI HALIMIZI ANLATSIN: "TURKLERDEKI IYILIK DUYGUSU HAYVANLARI DAHI KUCAKLAMISTIR. BIRCOK KOYDE ESEKLER HAFTADA IKI GUN IZINLI SAYILIR... TURKLERLE RUMLARIN KARISIK OLARAK YASADIGI KOYLERDE ISE BIR EVIN HANGI TARAFA AIT OLDUGUNU KOLAYLIKLA ANLAYABILIRSINIZ. EGER EVIN BACASINDA LEYLEKLER YUVA YAPMISSA, BILIN KI O EV BIR TURK
EVIDIR."

(KUCUK ASYA, C. 9)


HAYIRSEVERDIK

COMTE DE MARSIGLI'YI TEKRAR DINLEYELIM: "YAZIN ISTANBUL'DAN SOFYA'YA GIDERKEN DAGLARDAN ANAYOL UZERINE INMIS KOYLULERIN YOLCULARA BEDAVA AYRAN DAGITTIKLARINA SAHIT OLDUM."

AYNI MUELLIF, CEDDIMIZIN HAYIRSEVERLIKTE FAZLA ILERI GITTIKLERI KANAATINDEDIR. SOYLE DIYOR: "FAKAT SUNU DA ITIRAF ETMELIYIM KI, BU DINDARANE HAREKETLERINDE BIRAZ FAZLA ILERI GITMEKTEDIRLER. IYILIKLERINI YALNIZ INSAN CINSINE HASRETMEKLE KALMAYIP, HAYVANLARA VE HATTA BITKILERE BILE TESMIL EDERLER."

BU TESPITI, ISLAM VE TURK DUSMANI AVUKAT GUER MISALLENDIRIYOR:"TURK SEFKATI HAYVANLARA BILE SAMILDIR" DEDIKTEN SONRA SU ORNEGI ZIKREDIYOR: �HAYVANLARI BESLEMEK ICIN VAKIFLAR VE UCRETLI ADAMLARI VARDIR. BU ADAMLAR SOKAK BASLARINDA SAHIPSIZ KOPEKLERE VE KEDILERE ET DAGITIRLAR... SOKAKTAKI AGACLARIN KURAKLIKTAN KURUMASINI ONLEMEK ICIN BIR FAKIRE PARA VERIP SULATACAK KADAR KACIK MUSLUMANLARA BILE RASTLAMAK MUMKUNDUR..."

"KACIK"LIGIN KAYNAGINI DA VERIYOR ADAM: "BIRCOKLARI DA SIRF AZAD ETMEK ICIN KUSBAZLARDAN KUS SATIN ALIRLAR. BUNU YAPAN BIR TURK'E BIR GUN YAPTIGI ISIN NEYE YARADIGINI SORDUM. KUCUMSEYEREK BAKTI VE SU CEVABI VERDI: ALLAH'IN RIZASINI TAHSILE YARAR."

GALIBA GECMISIMIZDEN UZAKLASMAK BIZE COK PAHALIYA PATLADI.

YAHYA KEMAL BEYATLI'NIN BIR TESPITIYLE YAZIMIZI NOKTALAYALIM:

ESKI TURKLERIN BIR DINI HAYATLARI VARDI, DINI HAYATLARI OLDUGU ICIN DE COK SEYLERI VARDI; YENI TURKLERIN DE DINI HAYATLARI OLDUGUNDA COK SEYLERI OLACAK."
T
16 yıl
silinelilir
silinelilir
T
16 yıl
silinelilir
silinelilir
T
16 yıl
AMERİKA KITASINDA SAHABE İZLERİ !!!
Amerika kıtasında sahabe izleri
Daha Hz Ali ve Hz Osman döneminde Müslümanların Amerika'ya ulaşıp, okulları açtığını belgelendi. Kayalara kazılan Kuran ayetleri ve bulgular bu tezi destekliyor.
14 Mart 2006 08:50
Yazı boyutunu büyütmek için

Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi eski profesörü ve ABD Bilim Sanat Akademisi üyesi Barry Fell'in çalışmaları, Hazreti Ali ve Hazreti Osman döneminde Müslümanların Amerika'ya ulaştığını ve burada denizcilik okulları açtığını gösteriyor. ABD'deki İslam izleri ile ilgili bir diğer çarpıcı bilgi, Boston'daki yol çalışmaları sırasında üzerinde "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah" yazan dokuzuncu yüzyıla ait Semerkand dirhemlerinin bulunması.

Salih Yücel'i, ABD'deki kayıp İslam izlerini araştırmaya iten süreç, onun tam 14 yıl önce Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdikten sonra Avustralya'nın Sidney kentindeki Redfern Camii’ne din görevlisi olarak atanmasıyla başlar. Sidney Üniversitesi'nde teoloji mastırı ve radyoda dinî programlar yapan, NSW eyaletinde Ayrımcılıkla Mücadele Derneği'nin yönetimine giren, Sidney'de bütün dinlerin temsilcilerinin bulunduğu Din İşleri Üst Komitesi'ne üye olan Yücel, bu şehirde dört yıl "cezaevi vaizi" olarak da görev yapar.

Boston Üniversitesi'nde "din ve ruh sağlığı" konusunda doktora yapmak üzere ABD'ye gelen Yücel, halen Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin iki hastanesinde vaizlik yapıyor ve bu hastanelerin din işleri planlama komitesinde. Ayrıca Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde ve cezaevinde vaizlik yapan, Boston Diyalog Vakfı'nın yönetiminde olan Yücel'in bir diğer özelliği ise Amerika kıtasındaki İslam izlerine ilişkin çalışmaları.

Yücel'in sözünü ettiği bulguların en önemlisi, Harvard Üniversitesi eski hocası ve ABD Bilim Sanat Akademisi üyesi Prof. Barry Fell'in araştırmalarıyla ortaya çıkan sonuçlar. Bu araştırmanın belki de en çarpıcı sonucu Müslümanların Hz. Ali ve Hz. Osman döneminde ABD'ye ulaşmış ve burada denizcilik okulları açmış olması. ABD'deki İslam izleri ile ilgili bir diğer çarpıcı bilgi ise şu: Rahip Thaddeus Mason Harris, 1787'de Massachussets eyaletindeki Boston'da, Malden'dan Cambridge'e doğru giderken bugün 16 numaralı yol olarak adlandırılan bölgede yol yapımı için çalışan işçilerin kazı yaparken bazı paralar bulduklarını görür. İşçiler o metalleri kıymetsiz zannedip ondan da bir avuç almasını ister. O da aldığı paraları Harvard College (bugünkü Harvard Üniversitesi) kütüphanesine incelenmek üzere gönderir. Bulunan paraların 9. ve 10. yüzyıllara ait Semerkand dirhemleri olduğu inceleme sonucu ortaya çıkar. Dirhemlerin üzerinde "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah ve Bismillah" yazılıdır. İşte bu bulgular sebebiyle Salih Yücel, "Sahabi veya tabiinden (sahabelerden sonraki nesil) bazı kimselerin ABD'ye gelmesi söz konusu." diyor.

Prof. Fell, ABD'nin Nevada, Colorado, New Mexico ve Indiana eyaletlerinde 7. ve 8. yüzyıllarda açılmış Müslüman okulları olduğunu, arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bulgulara dayandırıyor. Batı Amerika'nın el değmemiş bölgelerinde kayalar üzerinde bulunan yazılar, çizimler ve tablolar, o zamanlar uygulanan ilk ve orta düzeydeki Müslüman eğitim sisteminin kalıntıları. Bu belgeler, kuzey Afrika Arapçasının eski kûfî Arap harfleriyle yazımından oluşmakta, okuma-yazma, aritmetik, din, tarih, coğrafya, matematik, astronomi ve denizcilik konularını kapsamakta. Nevada'daki kazılarda bulunan bir kaya üzerindeki "Allah'ın adıyla" yazısı ve "Muhammed Nabiyallah" yani "Muhammed (sav) Allah'ın elçisidir" yazılı taş 7. yüzyılda kullanılan bir çeşit kûfî yazısı.

Fell'in tespitlerine göre, Nevada'da 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar yaşıyordu. Kaliforniya Üniversitesi'nden Prof. Heizer ve Prof. Baumhoff'un Nevada'da WA 25 sit alanında yaptığı kazılardan ortaya çıkan sonuç, burada İslam ve bilimin özellikle denizciliğin okutulduğu bir okulun varlığı. Nevada'daki kazılarda, bu okulla ilgili Naski Arapça ve kûfî usulüne göre kayalara ve taşlara yazılmış yazılar bulunmuş. Bu resimde, "Beş elmas bir elife eşit" matematiksel formülü uygulanmış.

Salih Yücel, Amerika ve Afrika'da değişik dönemlerde yapılan arkeolojik kazılar neticesi bulunan ve Peygamberimiz’in adının yazılı olduğu yazılar arasındaki benzerliğe dikkat çekiyor. A şekli El Ain Lahag, Fas’ta, B şekli East Walker nehrinde bulunmuş. C şekli Nevada'da, D, E şekilleri Churchill Caunty'de, F sekli El Haji Minoun, Fas'ta, G şekli seramik üzerine çizilmiş olup El Suk, Tripoli, Libya'da, H sekli Cottonwood Canyon'da ve I şekli Libya-Fas sınırında bulunmuş. Bu yazılar 8. ve 9. yüzyıllara ait olup, Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika arasındaki benzerlikleri açıkça gösteriyor. ABD'de bulunanlar, şu anda Kaliforniya Üniversitesi'nde muhafaza ediliyor.

Nitekim bu dönemde ABD'de yaşayan bu Müslümanların nesilleri, bugünkü Iroquois, Algonquin, Anasazi, Hohokam ve Olmec yerli kabileleri olarak tanınmakta. 12. yüzyılda, Apachi ve Navajo yerlilerinin oluşturduğu Athapcan kabilesi tarafından Nevada'da Arap Müslümanların yaşadığı bölge istila edilir ve Araplar ya kaçmak zorunda kalır veya güneye sürülür. Ancak okuma yazma bilmeyen bu yerliler Arapların kurduğu okulda gördüklerine hayret eder ve kendileri de (belki onlardan aldıkları esirler sayesinde) aynı dersleri taklit etmeğe çalışır. Şekilleri efsanevi bir canavara dönüştürürler. Bu asırlarca devam eder. 1951'de Nevada sınırındaki Benton kasabasına yakın Beyaz Dağlar'da (White Mountains) bulunan kûfî yazıyı içeren resimde "Sheitan maha mayan" yani "Şeytan bütün yalanların kaynağıdır." yazısı var. Bu da 7. yüzyıla ait kûfî bir yazı türü. Üzerinde kûfî yazı ile "H-M-I-D" (Hamid) yazılı kaya da 7. yüzyıla ait ve yine Nevada'da Ateş Vadisi'ndeki (Fire Valley) Atlatl kayaları üzerinde bulunmuş.

Salvador'un La Gruta de Carinto bölgesinde bir mağarada bulunan ve 13. yüzyıla ait olduğu tespit edilen kaya parçasının üzerinde de "Malakah Haji mi Malaya" yazılı. Bu kaya parçası da, Müslümanların Endonezya tarafından Güney Amerika'ya geldiğine işaret olarak gösteriliyor. Nitekim Amerika'ya ulaşan Kristof Kolomb'a, ikinci yolculuğu sırasında Espanola'daki (Haiti) yerliler, kendisinden önce adaya gelen siyah insanlardan bahsederler. İddialarına kanıt olarak da Kolomb'a Afrikalı Müslümanların bıraktığı mızrakları gösterirler. Bu mızrakların uçlarında yerlilerin guanin (altın alaşımı) ismini verdikleri sarı bir metal var. Dikkat çekici bir nokta da guanin kelimesinin Arapça ghina (zenginlik) kelimesiyle bağlantılı olması. Kolomb bir miktar guanini İspanya'ya geri getirmiş ve yüzde 56,25 altın, yüzde 18,75 gümüş, yüzde 25 bakırdan oluştuğunu kaydetmiş. Bu oranlar Afrika Gine'sinde metal işleme standardı olarak biliniyordu.

1498'de yeni dünyaya üçüncü yolculuğunda Kolomb, Trinidad'a gider. Daha sonra da Güney Amerika'da tayfası karaya çıkar ve oradaki yerlilerin simetrik örülmüş pamuklu ve renkli mendillerini görür. Kolomb daha sonra "almayzar" olarak bahsettiği bu mendillerin aslında Gine'deki başörtüleri ve bel kuşaklarına renk, stil ve kullanım olarak çok benzediğini fark eder. "Almayzar" kelimesi Arapça "örtü", "bağ", "önlük" veya "etek" anlamlarına geliyor; Moors diye tanınan ve 8. yüzyılda İspanya'yı fetheden Arap ve Berberi kökenli Kuzey Afrika halkının yerel giysisi olarak biliniyor. Kolomb yerli evli bayanların pamuklu çamaşırlar giydiğini görür ve namus kavramını nereden öğrendiklerine şaşırdığını yazar. İspanyol fatihi Hernan Kortes, yerli bayanların elbiselerini uzun peçeler ve Moors'unkine benzer motiflerle boyanmış dökümlü etekler olarak kayıtlarına geçirir. Ferdinand Culombos da yerlilerin pamuklu elbiseleriyle Moors kadınlarının Granada'da giydikleri desenli uzun şalların çok benzer olduğunu yazar. Ayrıca yerlilerin çocuklarını yatırdıkları beşiklerin Kuzey Afrika'daki beşiklere benzerliği de dikkat çekicidir.

Salih Yücel, bu bulgularla ilgili şunları söylüyor: "Kolomb, Küba'nın kuzeydoğu kıyısındaki Cibara civarında yelken açarken güzel bir dağın üzerinde bir cami gördüğünü 21 Ekim 1492 tarihinde kayıtlarına geçirmiş. Küba, Meksika, Teksas ve Nevada'da minarelerinde Kur’an ayetleri bulunan cami kalıntıları bulunmuş. Harvard'lı ünlü tarihçi ve dilbilimci Leo Weiner, 'Afrika ve Amerika'nın Keşfi' isimli kitabında Kolomb'un yeni dünyada mandinkaların varlığından haberdar olduğunu belirtir. Aynı kaynak Batı Afrika Müslümanlarının Orta Amerika’da, Güney Amerika’da, Kanada dâhil Kuzey Amerika'da ve Karayiplerde yaşadıklarını; Iroque ve Algonquin yerli kabileleriyle evlilik ve ticaret bağları kurduklarını Kolomb'un bildiğini kaydeder."

Kolomb ve öncü İspanyol, Portekizli kâşiflerin Atlantik'in karşı kıyısına düzenledikleri seferlerin çoğu Müslümanların hazırladığı coğrafya ve deniz seyir bilgileri sayesinde gerçekleşmiş. Örneğin Mesudi'nin (871-957) kitabı "Murucuz Zahab" Afrika ve Asya'dan bu tip bilgilerin Müslüman tüccarlar tarafından toplanması sonucu yazılmış. Aslında Kolomb'un kıtalararası ilk yolculuğunda iki kaptanı Müslüman'dı. Martin Alonso Pinzon PINTA, kardeşi Vicente Yanez Pinzon da NINA isimli gemilerinin yönetimindeydi. Pinzon ailesinin kökeni Sultan Abu Zayan Muhammed III (1362-66) tarafından Fas Marinid kraliyet ailesine dayanıyor. Kolomb'a katılmadan önce zengin gemi donanımcıları olan kardeşler, Kolomb'un keşif gezisini organize etmesine yardım edip bayrak gemisi Santa Maria'yı masraflarını da karşılayarak hazırlamışlar. Kolomb, Atlantik Okyanusu'ndaki bazı adalarda yerli halkın burnuna altın taktığını ve mektuplarını Arapça yazdıklarını kaydeder. 16. yüzyılda Amerika'ya giden misyonerler Virginia, Tenesse ve Visconcion'daki bakır yataklarının yerli halk tarafından değil, Ortadoğu'dan gelenler tarafından işletildiğini, Kızılderililerin Ortadoğu halkına karşı büyük muhabbetleri olduğunu görürler.

Salih Yücel bu konudaki çarpıcı anlatımlarını şöyle sürdürüyor: "Amerika'da 484, Kanada'da 81 tane olmak üzere 565 köy, kasaba, şehir, dağ, göl, nehir gibi yerlerin isimleri, İslami ve Arapça köklerden geliyor. Bu yerler orijinal olarak Kolomb'un Amerika'ya gelmesinden önce yerliler tarafından isimlendirilmiş. Hatta bu isimlerden bazıları İslami yer isimleri: Mecca (nüfusu 720) Indiana eyaletinde; Medina (nüfusu 2100) Idaho'da; Medina (nüfusu 8500) New York'ta; Medina (nüfusu 1100) ve Hazen (nüfusu 5000) Kuzey Dakota'da; Medina (nüfusu 17000) ve Medina (nüfusu 120000) Ohio'da; Medina (nüfusu 1100) Tennessee'de; Medina (nüfusu 26000) Texas'ta; Medina (nüfusu 1200) ve Arva (nüfusu 700) Ontario'da; Mahomet (nüfusu 3200) Illinois'te; Mona (nüfusu 1000) Utah'ta ilk göze çarpan örnekler. Amerika'nın yerli kabile isimleri de incelendiğinde pek çoğunun Arapça ve İslami köklerden geldiği anlaşılıyor. Bunlar Anasazi, Apache, Arawak, Arikana, Chavin, Cherokee, Cree, Hohokam, Hupa, Hopi, Makkah, Mahigan, Mohawk, Nazca, Zulu, Zuni gibi isimler."

Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika'da yapılan arkeolojik kazılarda 9. yüzyıla ait binalar arasında da büyük bir benzerlik bulunmuş. Örneğin Fas'taki Atlas dağlarında Berberilere ait ev yapısı ile New Mexico'daki bina şekli birbirinin aynı. Yine Arizona'daki kazılarda bulunan Montezume Kalesi ile Colorado'nun Mesa Verde bölgesinde bulunan, Berberilerin bina yapıları arasında bir benzerlik mevcut. Smithonian Enstitüsü'nden Prof. Cyrus Thomas'ın yaptığı araştırmalara göre, New York, Ellenville mevkiindeki taş yığınlarından yapılmış küçük kulübe ile Güney Arabistan'daki Akabe bölgesindeki taş yığınlarında yapılmış kulübe birbirinin hemen hemen aynısı. Bu yapıların 8. yüzyıla ait olduğu tahmin ediliyor.

İspanya'daki son Müslüman kalesi Granada, 1492'de İspanyol engizisyon mahkemeleri kurulmadan hemen önce düşer. Hıristiyan olmayanlar engizisyon zulmünden kurtulmak için ya Katolik olmak ya da ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Bu nedenle göç eden Müslümanların 1550'den önce İspanyol Amerikası'nda varlıklarından bahseden dokümanlar bulunuyor. Ancak İspanya Kralı 5. Charles'in 1539'da Müslümanların batıdaki yerleşimlere göçmelerini men eden fermanı yürürlüğe girer ve bu ferman 1543'te deniz aşırı İspanyol kolonilerin Müslümanlardan temizlenmesi şeklinde genişletilir. Salih Yücel'in bu konudaki görüşü şöyle: "Demek ki Müslümanların deniz aşırı adalarda veya bölgelerde varlığı biliniyordu ki, İspanya Kralı böyle bir ferman yayınladı. Yine pek çok İslami kaynakta da Endülüs döneminde İspanya ve Kuzey Afrika'da yaşayan Müslümanların okyanus ötesine seferler yaptığı biliniyor. Bu konuyu bir başka araştırmamda ele alacağım."

Salih Yücel'e göre arkeolojik kazılar, dilbilimcilerin bölgede dil ve yer isimleri üzerine yaptığı incelemeler, antikacıların 8. ve 9. yüzyıla, Abbasiler dönemine ait buldukları paralar, ev eşyaları ve diğer eşyalar, Müslümanların 7. yüzyılın ortalarından itibaren Amerika kıtasına geldiğini, yerleşim birimleri, camiler, okullar kurduğunu ve yerli halk Kızılderililer üzerinde büyük etki bıraktığını gösteriyor: "Prof. Fell'in araştırmalarından sahabi veya tabiinden (sahabelerden sonraki nesil) bazı kimselerin buraya gelmiş oldukları anlaşılıyor. Kolomb Amerika'ya ulaşıncaya kadar ve Amerika'da İslam'ın ve Müslümanların varlığını görür. Ancak Batılı araştırmacılar çok defa bunu görmezden geliyor." Bu araştırmadaki amacının Müslümanların Amerika kıtasında 7. yüzyılda başlayan varlığını genç araştırmacıların dikkatine sunmak olduğunu belirten Yücel, "Bu konuda pek çok doktora tezi hazırlanabilir. Bu çalışmalar, hem Amerika hem de dünya Müslümanlarından gizli kalmış birçok belgeyi gün ışığına çıkaracak, belki de bugün olmasa bile gelecekte Amerika kıtasının tarihinin yeniden yazılmasına bir zemin hazırlayacaktır." diyor.

BARRY FELL 1917 - 1994

İngiltere'de doğan ve Harvard Üniversitesi’nin deniz biyolojisi alanında saygı duyulan profesörlerinden olan Barry Fell, Amerika'daki Müslüman varlığını gösteren “Saga America” (Efsane Amerika) kitabını üniversiteden emekli olduktan bir yıl sonra, 1980'de yazdı.

RÜYASINDA EFENDİMİZ’İ GÖREN BİR AVUSTRALYALI

1991'de Türkiye'nin Sidney Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Müşavirliği'ne bir mektup gelir. O günkü Müşavir ve şu anda Ankara'da Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olan Sadık Eraslan, mektubu okuması için Salih Yücel'e verir. Mektupta özetle şöyle deniyor: "Ben İslam güneşinin henüz ulaşmadığı Tasmanya'nın Hobart şehrinde dünyaya geldim. Beş yaşında iken babamı kaybettim. Tip olarak İngilizlerden çok Türklere benzediğim için kardeşlerim tarafından dışlanıyordum. Okulda din derslerinde bana teslis inancını anlatıyorlardı, ama kalbimde bir ses 'Allah birdir' diyordu. 49 yaşına kadar hep kilise cemaati olarak yaşadım. Hayatımda, İslam'ın günah saydığını sonradan öğrendiğim her türlü büyük günahtan uzak durdum. Bir gün arabada giderken radyoda tasavvuf müziği dinledim. İçinde ilahiler de vardı. Daha sonra bir gece rüyamda Hazreti Peygamber'i gördüm. Gri bir cübbesi vardı, başının sarıklı olduğunu hatırlıyorum. O kadar nurlu idi ki, yüzüne bakamadım. Ama onun bana, hatta kalbime baktığını hissettim. Sanki bütün enerjim gitmiş, içime yeni bir enerji dolmuştu. Bana, 'Kardeşim tekrar geleceğim' dedi ve bir perde arkasında kayboldu. Uyandığımda kalbimde bir ses, sen Müslümansın diyordu, ama hayatımda ne bir Müslüman görmüştüm ne de cami. Artık bu dalgınlık içinde günlerim geçiyordu. Bana geleceğim demişti, ben de onu hep bekliyordum. Nihayet bir gece rüyamda onu bir vadide gördüm. Vadinin yanında bir nehir kan dolusu akıyordu. Bu onun ümmetinin kanıdır dendi. Hazreti Peygamber Allah'a o kadar yalvarıyordu ki, gözlerinden çok büyük damlalar yere dökülüp etrafa saçılıyordu. Sonra yanına çağırdı, gittim arkasında iki rekât namaz kıldım. Derken o kan dolusu nehir berrak su şeklinde akmaya başladı ve etrafı çiçeklerle doldu. Sonra onunla geleceğe seyahat gibi bir şey yaptık. Daha sonra kendimi bir defa Sultanahmet'te gördüm. Mevlana, Yunus ve Emir Sultan'dan manevi dersler aldım. Uyanınca, sabah en yakın camiyi araştırıp oraya gittim ve Müslüman oldum. Bana bir Kur'an ve seccade hediye ettiler. Bu seccade rüyamda Peygamber’in arkasında namaz kıldığım seccade idi. Sonra bana hangi Müslüman ismi almak istersin diye sordular. Ben de Ahmet dedim. Onlar bir belge hazırladılar, baktım T harfi yerine D harfi yazmışlar. Onlara, hayır lütfen Ahmet yazın dedim. Böylece aynı zamanda Türk ismi almak istedim."

Salih Yücel, "Mektubu yazan şahıs, Avustralya'nın Brisbane şehrinde yaşıyordu. Bu şehir Sidney'e 1150 km. mesafedeydi. Ziyaretine gittim, üç-dört saat beraber kaldık. Sonradan beraber umreye gittiğimizde Arafat'a çıktık, rüyasında gördüğü vadinin Arafat olduğunu söyledi. Kendisi şu anda hasta. Çok çeşitli ve zor imtihanlardan geçti. Kendisine hep dua ediyorum." diyor.

Yücel'in bir diğer ilginç anısı Türkiye'ye gezmeye gelen bir Avustralyalı ile ilgili. Bu kişiye, "Türkiye'yi beğendin mi?" diye sorup "Evet" cevabı alınca, "Neyini beğendin?" demiş. Cevap ilginç: "Trende giderken tanımadığım birisi bana bir içecek verdi." Hapishane vaizliği görevi sırasında tanık olduğu olayları da anlatan Yücel, "1992'de bir hapishanede İrlanda kökenli bir mahkum rüyasında bir sahabe görerek Müslüman olmuştu." diyor.

AMERİKAN TELEVİZYONU NASIL ÖZÜR DİLEDİ?

Salih Yücel, Avustralya ve ABD'de yaşadıklarını çarpıcı bazı örneklerle anlatıyor. El Kaide'nin ABD'ye yönelik 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin üç büyük televizyon kanalından biri olan CBS'deki 60 Dakika isimli haber programında bir papaz, Üsame bin Ladin'e atfedilen sözlerle Peygamberimiz’e hakaret ediyor. Salih Yücel, programı arayarak tepkisini iletmek istiyor; ancak program yapımcıları ile görüşemiyor. O gece yarısı tanıdığı ne kadar Hıristiyan din adamı varsa hepsine bir mail geçip CBS'i protesto etmelerini istiyor. Sonuçta CBS'e çok miktarda protesto gidiyor. CBS yapımcıları ile görüşen bir rahibe, bu gibi fanatiklerin TV'ye çıkarılmasının dünya barışına hiçbir katkı sağlamayacağını belirtir. Birkaç gün içinde Kiliseler Konseyi toplanır ve televizyonda papazın görüşlerini kınayan bir bildiri yayınlanır. Sonra 60 Dakika programının direktörü Boston'a giderek Yücel ve arkadaşları ile görüşüp özür diler. Kahvaltıda bir araya geldikleri yapımcı, "Bundan sonra böyle bir olay olmayacak." sözünü verir.

KAYALARA KAZINMIŞ AYETLER

Batı Afrika halkları ve Güneybatı Amerika'nın belli Kızılderili halkları arasında kültürel paralellikler bulan Fell, bu bölgede yaşayan Pima halkının Arapça köklere sahip bir sözlüğe sahip olduğunu tesbit ve Kaliforniya gibi yerlerde kayalara oyulmuş İslami yazıların varlığını ile teyit etti. Fell, Kaliforniya'da Inyo kasabasında Arapça olarak kayalara yazılmış şöyle bir sözden bahsediyor: "Yasus ben Maria" (Jesus, Son of Mary-Meryem oğlu İsa). Böyle bir ibare ancak Kur'an surelerinde geçiyor. Bu yüzden Fell, bu taş yazıtın Amerika'nın yaklaşık 500 yıllık tarihini çok daha gerilere götürdüğünü söylüyor.

Avrupalılar Amerika kıtasına gelmeden önce yerli halk arasında varolan arapça kelimeler

Avrupalılar gelmeden önce denizciliğe ve diğer konulara ait pek çok kelimenin bugün New England ve Nova Scotia olarak bilinen Kuzey Amerika ve Kanada'nın bir kısmını içeren bölgede aşağıdaki İslami kelimeler tespit edilmiş:

DENİZCİLİK VE DENİZ YOLCULUĞU

İngilizce Arapça Türkçe manası

Coastal seas sobagwa Deniz sahili

Magnetic compass al-hukk Pusula

Plumb, level al-imam Çekül, seviye

Mast, rigging al-daqal Gemi direği

Sail, spread sail sabih Yelken

Journey aqsa Yolculuk

Wind, weather ahwa Hava


ASTRONOMİ VE METEOROLOJİ

Dew naba saqt Çiy

Sunrise asbah Güneşin doğuşu

Immediate nitaij Acil

Star allaq Yıldız

Constellation el-kaukab Gezegen

Falling rain saqlaba Yağan yağmur

Rainbow mantaqa Gökkuşağı

Tomorrow sabah Yarın


ADALET VE İDARECİLİK

False statement kabwa Yalan ifade

Punishment kalal Ceza

Insolent, malicious majin Küstah, hain

Authority, king malik Kral

TIP VE ANATOMİ

Affliction kalal Keder, acı

Coitus l'am Çiftleşme

Ill marad Hastalık

Adolescent kabr Delikanlılık

Libido qassa Şehvet

Sneeze, cough nakam Öksürük, soğuk

EV VE EŞYA

Belt tikak Kemer

Waist-cloth nazala-aniq Bel kuşağı

Drink, water naba Su

To thread nafad İplik


HASTANE VAİZLİĞİ TÜRKİYE’DE DE UYGULANABİLİR

Amerika'da yıllardır hastane vaizliği yapan Salih Yücel, bunun Türkiye'de de uygulanabileceği görüşünde: "Hastane vaizliği Türkiye’de henüz yok. Halbuki İslam hasta ziyaretine çok önem verir. Bugün ABD'de hemen hemen bütün hastanelerde vaiz veya ihtiyaç halinde hemen çağrılacak din görevlisi var. Mesela benim çalıştığım Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin hastanesinde 34'ü gönüllü olmak üzere toplam 42 din görevlisi var. Her 35-40 hastaya bir din görevlisi düşüyor. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın ilahiyattan hocamdır. Diyanet İşleri Başkanı da değerli bir akademisyen. Umarım bu hastane vaizliği konusuna el atarlar."


http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=143594
T
16 yıl
FORUMDA iki şeye sinir oldum , ne iş ???
ya arkadaşlar uzun süredir yani birkaç senedir forumu takip ediyorum ve üye olmaya karar verdim ve üye oldum

ama mesaj atmak istediğimde bazen bu kadar kısa sürede mesaj atamazsınız gibi bir uyarı çıkıyor , yazdıklarım haybeye gidiyor tekrar yazmak zorunda kalıyorum :(

ayrıca son bir iki aydır sayfa yenilediğimde veya başka kısımlara girince bir hata veriyor , üye oldum hata vermeye devam ediyor , bu neden acaba ? bunların çözümü yok mu , sorun bende mi ?
T
16 yıl
Ayyıldızlı GökTürk paraları
Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan'da yapılan arkeolojik kazılarda ilk büyük Türk uygarlığı olan Göktürklere ait paralar bulunduğu ortaya çıktı.

Paralar, 'Türk uygarlığında önemli keşif' olarak değerlendirildi.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nin 4-6 Ekim 2004'te Bişkek'te düzenlediği İkinci Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi'ne katılan Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Daloğlu, burada tanıştığı Özbek tarihçi Gaybullah Dr. Babayar'ın eski Türk devletleri paraları üzerinde yaptığı çalışmayı inceledi.

Daloğlu, bu paralar arasında daha önce hiç duymadığı, görmediği Göktürk paralarıyla karşılaştı. Dr. Daloğlu, Dr. Babayar'la yaptığı çalışma sonunda, Göktürk paralarının bulunuşunu 'Türk uygarlığında önemli bir keşif' olarak açıkladı.

Sikkelerden birinde ortada kağan kabartması ve kenarlarda üç tane ay-yıldız olduğunu söyleyen Daloğlu, bu sikkenin Türk uygarlığı açısından çok büyük önemi olduğunu belirtti.

Daloğlu, şöyle dedi : "Göktürklerden sonra 8'inci yüzyılda Türgişlere ait paralar bulunmuştu. Ancak Göktürklere ait paralar onlardan 150-200 sene daha önceye, 576-600 yıllarına ait.

En önemlisi, bu sikkelerin Türk toplumuna dayatılan 'Türkler barbardı, Türklerin uygarlığı yoktu, göçerlerdi' gibi Avrupa merkezli anlayışı çürütmesi. Göktürk sikkelerinin bulunuşu, Orhun Yazıtları'nın bulunuşu kadar önemlidir.

Ayrıca ay-yıldızın bize İslam'da Semavi anlayıştan miras kaldığını biliyorduk. Ancak, yeni bulunan Göktürk paralarında da ay-yıldızlı figürler var."

http://img520.imageshack.us/img520/4960/233zz5wx.gif
T
16 yıl
Anakart için bilgi lütfen
arkadaşlar avatardaki çip resmine bakmayın hiç anlamam bu işlerden , anakartlar hakkında birkaç şey sormak istiyorum

bu anakartların bildiğim kadarıyla 6 kat devre yolları var ama neden anlamıyorum , mesela normal anakartın iki üç katı büyüklüğünde bir kart üstüne sadece tek kat devre yollarını koysalardı daha kolay olmaz mıydı

ve maliyet azalmaz mıydı ? yani bu anakartların ne gibi bir üstünlüğü var bilgilendiriseniz sevinirim
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.