D

Yüzbaşı
24 Şubat 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
360574 Gün Cezalı
357526 gün 21 s. 10 dk.
Gönderiler Hakkında
D
8 yıl
Aslanla şaka olmaz !
D
8 yıl
Sen nasıl bir şeysin Aziz Yıldırım ?
SEvilay Yükselir M.A.Aydınlar'ın basın toplantısında terhisine 20 gün kala trafik kazasında yitirdiği oğluyla ilgili sorulan soru üzerine göz yaşlarına boğulması ile ilgili yazmıştı ve aziz yıldırım ı eleştirmişti.
Malum Aziz yıldırım daha önce "buna şubelerden birini verelim dedim, evlat acısı var oyalansın" gibi şeyler söylemişti.


Sevilay Yükselir'in dünkü yazısı üzerine aziz yıldırım onu telefonla aramış. İlgili kısım aşağıda.




Dünkü yazıda da dedim ya ilgi alanım değil ama ne olursa olsun ki bunu Yıldırım'ın kendisine de söyledim bana göre evlat acısı yaşayan bir babayla ilgili bu tür ifadeler kullanmak yanlıştır. Kuşkusuz onun da yaşadıkları yakınlarının canını acıtmıştır ama o acı gencecik bir evladı toprağa vermekle aynı olamaz. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım kendisine bu düşüncemi ama anlamadı tabi. Konuşmamızın sonunu bağlamak için en azından ağzından iki güzel çift laf almak için son olarak; "Peki Aydınlar önceki gün hıçkırıklara boğuldu canlı yayında. Milyonların önünde. Çok üzüldük hepimiz.
Gerçekten hepimizin içi büzüldü. Sen üzülmedin mi Başkan? Sen hiç etkilenmedin mi?" diye sordum.

Acı üzerinden sömürü...
"Hayır!" dedi. Hem de çok şiddetli!.. "Niye üzülecekmişim ki! Üzülecek bi durum yok çünkü numara yapıyor.
Alenen evlat acısı üzerinden sömürü yapıyor. Biz yemiyoruz bu numaraları, tavsiyem sen de yeme! Bir sahne kurulmuş ve sahnenin bir parçası ağlaması, göz yaşı dökmesi. Madem evladının acısını yaşıyor içinde o zaman gitsin evinde otursun. Niye dolanıyor meydanlarda?"



http://www.sabah.com.tr/Spor/SabahSporYazarlari/2013/09/20/aydinlar-numara-yapiyor





İnsan aziz yıldırım'a ne diyeceğini şaşırıyor. yine de Allah ona evlat acısı yaşatmasın, yaşatırsa da bir daha hiç dışarı çıkmasın evinde oturup acısını yaşasın.
D
8 yıl
test

check out
D
8 yıl
Sizce iyi bir teknik direktör...
Geçmişinde amatör düzeyde veya profesyonel olarak mutlaka futbol oynamış olmalı mı ?
ayağını futbol topuna hiç sürmemiş, futbolla oyunculuk düzeyinde alakası olmayan birisi de çok başarılı t.direktör olabilir mi ?

Bugün dünyanın 1 numarası olarak kabul edilen mourinho da malum çok başarılı olmasa da futbolculuk geçmişine sahip.
D
8 yıl
düşünür olmak
"düşünür" diye meslek olabilir mi ?
hani rastlıyoruz ya arada bir. birileri için düşünür diyorlar.
kart bastırsak öyle.
oğlan ne iş yapıyor ?
benim oğlan düşünür.
D
8 yıl
Fatih Terim hemen kovulmalı
Hemen hiç vakit kaybetmeden kovulmalı.
Galatasaray'ın önüne uzattığı sözleşmeyi imzalamak için halen bekleyen, zaman ve şartlar nereyi avantajlı gösterecekse onu değerlendirmeyi bekleyen bu uyanık kişiye "milli takımda sana başarılar" denilmeli.
Real madrid gibi bir takıma çift forvet çıkmak, tandemi bozmak, uzun zamandır forma giymeyenlere bu maçta forma vermek, oyunu okuyamamak vs.vs. dün gece kenar yönetini olarak sıfırdı.
Bir insanın zamanı ve enerjisi bellidir. Bunu tek veya birden fazla hedefe harcamanın farkını uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Beşiktaş maçına Hasan Şaş yönetiminde çıkmalıyız.
D
8 yıl
Buluş dediğimiz şey herkesle aynı yere bakıp farklı bir şeyler düşünebilmektir.
< Resime gitmek için tıklayın >

yukarıda beş şekil verilmiştir.Diğerlerinden farklı olan şekli bulunuz..

Aşağıdaki cevabı okumadan önce lütfen şekillere bakıp düşünün.





“B seçeneğini şeçtiyseniz tebrikler! Doğru cevabı buldunuz.

Düz kenarı olan tek şekil B seçeneği.


Bazılarınız C seçeneğini seçmiş olabilir.

Çünkü diğerleri arasında asimetrik olan bir tek o.

C de doğru cevap.


Benzer bir durum A seçeneği için de geçerli:

Köşesi olmayan bir tek o var. Bu yüzden A da doğru.


D peki? hem düz bir kenara hem de eğimli bir kenara sahip sadece D seçeneği var. Öyleyse D seçeneği de doğru.


Peki ya E?

Diğerleri arasında öklidçi olmayan bir üçgenin öklid bir alandaki izdüşümü olan şekil E seçeneği.

O da doğru cevap bu durumda.





Bu tür bir alıştırmayı okulda göremezsiniz.

Eğitim sistemimiz insanlara neyin doğru cevap olduğunu öğretmek üzere kurulmuştur.

Bir tek doğru cevap olduğu yaklaşımı, düşüncelerimizin en derinlerine kadar nüfuz etmiştir.

Sorun hayatın büyük bir bölümünün böyle olmadığı gerçeğidir.

Hayatımız belirsizliklerle dolu ve aradığımıza bağlı olarak birden fazla doğru cevap var.

Ancak sadece tek bir doğru cevap olduğunu düşünürseniz bir tane bulduğunuz anda aramayı bırakırsınız.”

-Roger von Oech (Beyninizi Kamçılayın kitabından)

Çoktan seçmeli soru yağmuru altında ıslanmış körpe beyinler, sadece tek bir doğru cevap arayışı içerisinde yaratıcılıklarını yitiriyorlar.

Farklı perspektiflerle düşünme yeteneğimiz, daha biz küçükken öğretmenlerimiz tarafından acımasızca gasp ediliyor.

Oysa, perspektifimizi değiştirip bilgimizle oynayarak olağanı olan dışına çevirebiliriz.

Albert Szent-György nin dediği gibi; 'Buluş dediğimiz şey herkesle aynı yere bakıp farklı bir şeyler düşünebilmektir.'

[alıntıdır]
D
8 yıl
Hayat çok ince akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.
[alıntıdır]




Ben beş yaşında idim. Babaannem rahmetli pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi aramaya başladı. Sağa bakıyor sola bakıyor bulmaya çalışıyor…. Çocukluk işte

‘aman babaanne’ dedim. ‘Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya yorulmaya değer mi?’

Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı öfkeyle doğruldu.

‘Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun ‘ dedi. ‘Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru alın teri emeği çilesi var biliyor musun?’

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.



Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain’in proposlarini okuyorum. Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım. Alain bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.

İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri göz nuru el emeği vardır diyordu.




On dokuz yıl evveldi. Stockholm’e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin traş olmak için lavaboya gittiğimde aynanın yanında ilginç bir not gördüm.

Lütfen diyordu traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu varoraya bırakın.Bir tek jiletle dahi olsa İsveç çelik sanayisine yardımcı olun.

Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde ‘İsveç çeliğinden yapılmıştır’ diye yazardı.
İşte o ülke kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor ona sahip çıkıyorgelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.





İsviçre’de zaman zaman belli periyotlarda radyolar televizyonlar bir haberi duyurur.

Şu tarihte su saatte adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız ilgilenmediğiniz kullanmadığınız ne kadar kitapdergi gazete varsa kâğıtambalajkutu varsa velev kibir ilaç prospektüsü dahi olsa kapının önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına yardımcı olun.
Fazla ağaç ziyanına engel olun.




Japonlar son derece sade basit yalın mütevazı yaşayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş hayatın manasını anlayamamış zavallı kimselerdir. Böyleleri ile zavallı evini mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren der Tanrı şahidim olsun ki Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.

Dediklerini yapar en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim ne kadar sade ne kadar mütevazı ne kadar gösterişten uzak.



Gerekmediği halde elektriği yakmakla Suyu kapamadan boş yere akıtmakta Gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla Yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

Hayat çok ince akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.

Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı,bir at bir komutanı,
bir komutan bir orduyu,
bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu . . .

Maddi durumumuz ne olursa olsun ister zengin olalım ister fakir hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.

Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır…
D
8 yıl
Kareografi mi Koreografi mi ?
Doğrusu Koreografi'dir.

Choreography kelimesinin kökeni, tarihçesi için :http://en.wikipedia.org/wiki/Choreography

Kore ile kare ile alakası yoktur "Dans oluşturulması, düzenlemesi," anlamındadir.
D
8 yıl
twitter da bu analiz nereden yapılıyor ?
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.