K

Yüzbaşı
12 Şubat 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
43 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
K
11 yıl
Kürtler Getirmişti Kürtler Götürecek
7 Haziran seçiminden sonra forumda bir konuya aynı bu yorumu yapmıştım. Henüz götürmedi ama yakında götürecek.

Çözüm süreci her şeyin fitilini ateşleyen olay oldu. Tayyip efendi Kürtlere şirin görünüp onları iyice arkasına almak için çözüm sürecini başlattı fakat gelin görün ki bunun sonucunda o bölgedeki tüm kontrolü kaybetti. Eskiden o bölgedeki halkın geneli PKK'yı sevmezdi fakat HDP o halkı PKK'nın kahraman olduğuna inandırdı ve desteklerini aldı.

7 Haziran'da AKP o bölgedeki tüm oyları HDP'ye kaybettiği için şimdi Tayyip efendi HDP'ye saldırarak milliyetçi oyları almaya çalışıyor. Anlayacağınız her şey oy için. Oy almaları lazım, tek başına iktidar olmaları lazım ki kendilerini kurtarabilsinler. Yoksa yaptıkları her şey ortaya çıkacak ve hepsi tek tek yargılanacak.

Fakat artık insanlar biraz da olsa uyandı. Eskiden AKP'ye oy verip bu seçimde vermeyecek çok insan var. Bunun dışında AKP Kürt oylarını HDP'ye kaptırdı ama bu seçimde AKP'den HDP'ye daha da çok oy kayacak çünkü HDP barajın altında kalır diye HDP'ye vermeyip AKP'ye oy veren bir sürü Kürt vardı. Son olarak da ekonomik menfaatleri için AKP'ye oy verenler 7 Haziran'dan sonra çoktan o gemiyi terk ettiler bile.

Hal böyle olunca AKP devri artık bitti diyebiliriz. Bu seçimde bir şekilde dalavere yapamazlarsa 35%i bile göremezler. Tayyip Bey'in başkanlık hayalleri yalan oldu. Şimdi geriye kalan tek şey bu heriflerin bozduğu şeyleri düzeltmek. Bunlardan en önemlisi de şu an terör.
K
11 yıl
Türkiye = \"Gelişmekte Olan\" Kapitalist Ülke
Siyaset 101 (Ülkemizde Yanlış Bilinenler veya Hiç Bilinmeyenler)

Demokratik yönetim sistemini, yani demokrasiyi, tüm ülke vatandaşlarının devlet politikasını şekillendirme konusunda eşit hakka sahip olması olarak tanımlayabiliriz. Bu yüzden olsa gerek ki demokrasi günümüzde en yaygın kullanılan yönetim sistemidir ve bu tanımlama üzerinden gidersek demokrasi ile yönetilen ülkelerden bir tanesi de Türkiye'dir. Ülkenin en zengininden en fakirine kadar herkesin oyu eşit değerdedir ve oy kullanma yaşına ulaşmış her vatandaş oy kullanma hakkına sahiptir.

Demokrasiyle yönetilen bir ülkede siyasetin olmamasına imkan yoktur. TDK'na göre siyaset, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış anlamına gelmektedir. Devlet dedik, ülke dedik, fakat ben bu tanımlamayı pek sevmiyorum çünkü içinde "devlet" kelimesi geçiyor. Onun yerine günümüzde bir çok siyasi bilimler kitabında geçen tanımlamayı kullanalım. Siyaset, basit hatlarıyla, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir.

Bu iki tanım arasında pek bir fark yok diye düşünebilirsiniz. Zaten de öyle. Fakat dikkat çekmek istediğim nokta siyasetin olması için ortada bir devlet olmasına gerek yoktur. Siyaset devlet olmadan da var olabilir fakat siyaset olmadan devlet var olamaz çünkü devlet neden değil sonuçtur. Jean-Jacques-Rousseau'nun da dediği gibi "Devlet toplumsal iradenin ürünüdür."

Siyasetin somut temelleri eski Yunanlılara kadar dayansa da siyasetin aslında o dönemden çok daha eskiye dayandığı günümüzde hemen hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. Zira bir topluluğun beraber yaşamayı sürdürebilmeleri için işin içine siyasetin girmesi şart. Siyasetin temelinde her zaman çıkarcılık yatar. Çıkarcılığı kötü bir anlamda değil daha iyi şartlarda yaşam sürmek anlamında kullanıyorum.

Eski Yunanlılara baktığımızda Eflatun ve Aristo'nun o zamanlara ait siyasi düşüncelerine ulaşabiliyoruz. Eflatun kendi oluşturduğu siyasal sistemi yöneten ve yönetilen kategorisine göre oluşturmuştu. Onun sisteminden esinlenen Aristo daha sonra kendi siyasal sistemini oluşturmuştur ve bu sistem hala okullarda Aristo sınıflandırması olarak öğretilmektedir. Aristo'ya göre 6 temel yönetim sistemi vardır. Bunlardan üçü monarşi, aristokrasi ve politeiadir. Bu üç sistemin söyleyeceklerimle alakası olmadığı için onlara değinmeyeceğim. Aristo'ya göre diğer üç temel sistem ise aşağıdakilerdir.

Tiranlık: Tekin çıkarını amaçlayan tekin yönetimi
Oligarşi: Zenginlerin çıkarını amaçlayan azınlık yönetimi
Demokrasi: Yoksulların çıkarlarını amaçlayan çoğunluk yönetimi


19. yüzyılla beraber her alanda olduğu gibi siyaset alanında da bilime yönelme başladı. Okullarda siyasi bilimler ile ilgili bölümler açıldı, dersler verilmeye başlandı. Bunun ışığında Aristo'nun sınıflandırılmasından uzaklaşıldı ve bunların yerini modern dünya sistemleri aldı.

Bu modern dünya sistemlerini genel hatlarıyla kapitalizm ve komünizm olarak ikiye ayırabiliriz. Bu iki sistem ayrıca kendi içlerinde de ikiye ayrılırlar.

Gelişmiş kapitalist ülke, Gelişmekte olan kapitalist ülke.
Gelişmiş komünist ülke, Gelişmekte olan komünist ülke.

Gelişmiş veya gelişmekte olan komünist ülke olup olmamasına girmeyeceğim çünkü şu an sadece işin teorik kısmından bahsettim. Konuyu Türkiye'ye bağlayacağım için bizi asıl ilgilendiren kapitalist taraf. O yüzden yazının bundan sonrasında yazdıklarımın hepsi kapitalizm ile ilgilidir.

Gelişmekte olan ülkeler 3. dünya ülkesi olarak da bilinirler. Bu ülkelerden biri de Türkiye'dir; en azından iktidar bize öyle söylüyor. Gelişmekte olan ülkelerin henüz gelişememiş olmalarının bir sürü farklı sebebi olabilir. Bazıları sömürge olmaktan yeni kurtulmuştur, bazıları savaştan yeni çıkmıştır, bazıları da ülkenin başına gelenler tarafından soyulup soğana çevirildiği için gelişememiştir. Eğer son bahsettiğim ülkelerden biriyseniz yandınız çünkü bu şekilde yönetilmeye devam ettiğiniz sürece sittin sene gelişemezsiniz. (Bkz. Türkiye)

Siyasetin temelinde çıkarcılık yatar dedik çünkü devlet halka hizmet etmek için vardır. Bizim ülkemizde ise devlet halka değil halk devlete hizmet ediyor. Dünyanın en fahiş vergilerini ödüyoruz. Ülkemizde et yemek, arabaya binmek lüks sayılıyor. Güya tarım ülkesiyiz ama dışarıdan saman satın alıyoruz. Paramızın alım gücü gün geçtikçe düşüyor; her geçen gün dolar ve euro artıyor. Fakat bazı kişiler hala ben dolar değil TL harcıyorum beni alakadar etmez kafasındalar. Eğitimin önemi burada ortaya çıkıyor işte...

Aristo demokrasi için yoksulların çıkarlarını amaçlayan çoğunluk yönetimi demişti ama şu an Türkiye'de "demokrasi" bildiğin yoksulların zenginler için çalıştığı bir sistem halini aldı. Kapitalist düzen ile şartlar değişti ama bu kadar da değil be kardeşim. Aristo sınıflandırmasına baktığımız zaman Türkiye demokrasiden çok Oligarşi'ye benziyor. Fakat ufak bir fark var. Oligarşi için zenginlerin çıkarını amaçlayan azınlık yönetimi demiştik. Fakat şu an Türkiye'deki sistem bildiğin zenginlerin çıkarını amaçlayan çoğunluk yönetimi. En önemlisi ise bu çoğunluğu zengin kısım değil fakir kısım oluşturuyor. Türkiye'de azınlık olan çok zengin kısım gün geçtikçe daha zenginleşirken fakir olan çoğunluk kısım gün geçtikçe fakirleşiyor. Hem de tüm bunlar çoğunluk olan fakir kısmın rızası ile oluyor.

Açın artık gözlerinizi ve kendinize sorun tüm bunlar olurken kimlerin cepleri doluyor diye. Başımıza sözde dinci olarak gelenler milyarder oldu ve olmaya da devam ediyorlar. Peki tüm bunlar olurken Türkiye gerçekten "onların" dediği gibi gelişiyor mu? Ekonomimiz vergiler ve inşaat sektörü sayesinde ayakta kalıyor. Daha doğrusu kalıyormuş gibi gözüküyor fakat artık çarklar durmak üzere. Ürettiğimiz hiç bir şey yok. Kısaca bizim geliştiğimiz falan da yok. Ülkeyi koca bir balon sardı ve bu balon patladığında ülke belki de 15-20 sene geriye gidecek.

Peki o zaman ne yapmalı?

Ne yapılması gerektiği belli aslında ama görene...

Ne yazık ki ülkenin 40%ı bunu göremiyor. Gördüklerinde ise çok geç olacak; belki de çoktan oldu bile...
K
11 yıl
Türkiye\u0027de Siyaset İnsani Duyguları Sömürmekten İbarettir
Descartes, Montesquieu, Diderot, Voltaire, Rousseau ve daha niceleri. O sıralarda kimse bilmese de bu Fransız düşünürlerin daha 1600lü yıllara dayanan fikirleri 1700lerin sonundaki Fransız Devrimi'nin ilk adımlarıydı kuşkusuz.

Krallığın içinde bulunduğu ekonomik durum, artan vergiler ve halkın yönetimde daha fazla hak elde etmek istemesi sonucu Fransız Devrimi kaçınılmaz bir hal almıştı. 1791 yılındaki ulusal mecliste yönetimden memnun olanlar kralın sağına devrimi destekleyenler de kralın soluna geçmişti. Ülkemizde hiç bir zaman anlaşılamayan (daha doğrusu yanlış bilinen) sağcılık ve solculuk kavramları işte ilk kez bu şekilde ortaya çıkmış oldu.

---

Yelpazenin sağ ve sol tarafındaki ana görüşler sırasıyla aşağıdaki gibidir.

Sağcılık

Liberalizm ==> Muhafazakarlık ==> Faşizm

Solculuk

Sosyal Demokrasi ==> Komünizm ==> Anarşizm

Sosyal demokrasi sosyal sınıfların olmadığı, fakir zengin eşitsizliğini ortadan kaldırma hedefiyle ortaya çıkan bir düşüncedir. Solculuğun son noktası ise halkın özgürlüğünün sınırsız bir hal aldığı anarşizmdir. Yelpazenin sol tarafında yer alan düşüncelerin hepsinin özünde yenilikçilik ve eşitlik yatar. Solculuğa göre eğer bir devlet bunları sağlayamıyorsa o zaman yönetim sisteminin değiştirilmesi gerekmektedir.

Bu yüzdendir ki dünyanın her yerinde solcu partileri destekleyen kesim fakir ve işsiz kesimdir.

Sağ görüş ise önceden dediğim gibi mevcut düzenden memnun olanları temsil eder. Bu memnuniyetin temelinde ise çarkı döndüren kişilerin haklarının çalışan kişilerin haklarından önce geldiği düşüncesi yatar ve bu kesim dünyada ekonomik olarak eşitlik sağlanmasının imkansız olduğunu savunur. Bu düşünceye göre herkes zengin olabilir (Bkz. Kapitalizm).

Bu görüşü dünyada destekleyenler de her zaman zengin -"patron"- kesim olmuştur.

Görüldüğü üzere sağ ve sol görüşleri aslında tamamen ekonomiyle alakalıdır. Fakat bizim ülkemizde sağcı deyince akla din ve milliyetçilik solcu deyince ise din düşmanlığı gelmektedir. Anlayacağınız her konuda olduğu gibi bu konuda da halkımız sebepsiz(!) yere kutuplaştırılmıştır. Bu kutuplaştırılmanın temelinde ise yine cahillik yatmaktadır. Laikliği dinsizlik sanan büyük bir kesim varken bu insanlara siyasetin temelinde sadece ekonomi olması gerektiğini ve devletin dinler ve diğer insani duygular karşısında tarafsız durmasının elzem olduğunu nasıl anlatabilirsin ki?

Nitekim de anlatamıyorsun zaten çünkü ülkemizde siyaset tamamen insani duyguları sömürmeye dayatılmış bir sistem halini aldı. Milliyetçi misin o zaman oy vereceğin parti belli. Dinci misin? Senin de belli. Yok cumhuriyetçiysen o zaman senin oy vereceğin parti de belli. Bir Allah'ın kulu da demiyor ki bu terimlerden hiç birinin ekonomiyle, kalkınmayla alakası yok diye.

Milliyetçi bir insan aynı zamanda dinci olamaz mı? Dinci bir insan cumhuriyet isteyemez mi? Ya da bir insan hem dinine bağlı, hem ülkesini seven hem de cumhuriyetle yönetilen bir ülkede yaşamak isteyemez mi?

Türkiye'de böyle bir şey mümkün değil çünkü Türkiye'de siyaset insani duyguları sömürerek iktidara gelenlerin, ülkeyi soyup kendi cebini doldurmasından ibarettir.
K
11 yıl
Denge Denge Dedim İnanmadınız Bak Ne Oldu Şimdi?
Büyük düşünür sir Hamza'nın Denge Teorisi önümüzdeki seneden itibaren üniversitelerde okutulmalı...
< Resime gitmek için tıklayın >
K
11 yıl
40 Bine Kadar İkinci El Dizel Araç Tavsiyesi
Arkadaşlar yıl sonuna kadar araç almayı düşünüyorum.

Aradığım kriterler:

40000 TL veya daha ucuz
İkinci el
Manuel veya otomatik
Dizel (duruma göre belki LPG de olabilir)
2010 model ve üstü
50000 km altında
B veya C sınıfı
2-3 sene sonra aldığım fiyatın biraz altına satabileyim
Dış görünüştense iç konfor daha önemli


Bu kriterlere uyan araç tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu kriterlere göre benim aklıma direk 2012 VW Polo 1.6 TDİ geliyor ama bomboş araca da o kadar para vermek pek mantıklı gelmiyor.
K
11 yıl
Genk - Enes Ünal Takip Konusu
Arda'dan sonra Türk futbolunu Avrupa'da temsil eden önemli yıldızlarımızdan biri olabilir. City ondaki potansiyeli gördü bakalım kendisini Genk'te kanıtlayıp City'e dönebilecek mi?

Bu konu altında izleyenler Enes'in performansını tartışıp hakkında fikirlerini paylaşabilirler. Ben kendisinden umutluyum. Çalışkan ve aklı başında birisine benziyor.

---

Genk formasıyla ilk maçına Zulte Waregem-Genk maçında 75. dakikada oyuna girerek çıktı Enes. İlk 10 dakika sahada pek gözükmese de uzatmalarla birlikte kalan 10 dakikalık sürede kendisini belli etti ve bana göre Genk'in en etkili oyuncusuydu. İlk 11 başladığı zaman iş yapacaktır.
< Resime gitmek için tıklayın >
K
12 yıl
Masquerade Evelynn?
Store'daki 2 Evelynn skini de çöp. Tango Evelynn almıştım zamanında 1-2 maç kullanıp orijinal skine döndüm. Shadow Evelynn zaten daha da çöp.

Tek adam gibi Evelynn skini Masquerade Evelynn ama o da satışta değil. Tekrardan satışa sunulur mu sizce? Ya da NA serverı için kod bulmanın bir yolu var mıdır?
K
12 yıl
Jungle Vi - Runes?
Arkadaşlar Vi için özel rune sayfası oluşturmaya karar verdim. Sizce en iyi performansı hangi runelarla alırım?

Benim kafamda şu set var:

3x Greater Mark of Attack Damage
6x Greater Mark of Attack Speed
9x Greater Seal of Armor
9x Greater Glyph of Scaling Magic Resist
3x Greater Quintessence of Attack Damage
K
12 yıl
Drogba Sezon Sonu Gitmeli
Normalde Galatasaray'ın hiç bir futbolcusuna kolay kolay gönderilmeli demem ama maalesef Drogba için durum bu. Tam olarak sorun ne bilmiyorum ama Drogba son zamanlarda hiç bir deplasman maçında yok. CL maçlarında ve TT Arena'daki maçlarda istekli oynuyor ama deplasmanlarda resmen hiç çabalamıyor.

Bugünkü maçtan örnek vermekle uğraşmayacağım çünkü izleyen herkes görmüştür. Sadece kendi evimizdeki maçları kazanıp deplasmanlarda böyle yan gelip yatarak bu ligde şampiyon olamayız.

Geçen sezon ve bu sezonun ilk devresinde büyük katkılar verdi ama artık kafasında Galatasaray'ı bitirmiş gibi duruyor. Yaptığı tüm katkılar için kendisine teşekkür edilip sene sonunda yollar ayrılmalı. 2 senelik sözleşmeyi geçtim bu şekilde oynamaya devam ederse 1 senelik sözleşme bile büyük hata olur. Bize başarıya aç, maç seçmeyecek oyuncular lazım.
K
12 yıl
Kamuoyuna Önemli Duyuru
Habertürk Gazetesi’nin bugünkü nüshasında Serdar Ali Çeliker’in “Galatasaray-Bilanço-Riva ve Ottoman Fonu” başlıklı yazısı baştan sona yanlış ve gerçek dışı bilgilere dayanmakta olup, tümüyle yatırımcıyı yanıltmayı amaçlamaktadır. Serdar Ali Çeliker mensubu olduğu gazetenin düsturuna uygun olarak her vesile ile Galatasaray hakkında yalan, yanlış haber yapmayı, kalemini bu hususta bize karşı gayri ahlaki bir şekilde kullanmayı kendisine görev edinmiştir. Bunu hangi amaçla yaptığını, bizi gerçekten takip eden değerli basın mensupları başta olmak üzere, yatırımcılarımız ile spor camiasının büyük kısmı bilmektedir.

Bahse konu makalesinde ifade etmiş olduğu hususlar gerçek dışı olduğu gibi, SPK’nun ilgili maddelerine göre de suç teşkil etmektedir. Bu sebeple, yetkili Cumhuriyet Savcılığına derhal suç duyurusunda bulunacağımızı ve hukuk zemininde bu konunun takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz.

Galatasaray camiasına ve markasına iftira etmekten geri durmayan, Hak, Hukuk kavramlarını hiçe sayan, bir zihniyet ile hukuk zeminin de mücadelemize devam edeceğiz.

Bahsi geçen basın organının Galatasaray’ın başarılarını gölgelemeyi ve yeni başarılarını engellemeyi kendisine görev edinmesinin gazetecilik etiğiyle ne kadar bağdaştığını kamuoyunun vicdanına bırakır, yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere konuyla ilgili hukuki işlemleri başlattığımızı bildiririz. Bizi takip eden değerli yatırımcılarımız ile taraftarımızın bu ve benzeri haberlere itibar etmeyerek hukuk zeminindeki gelişmeleri takip etmelerini, her zamanki duruşlarını muhafaza ederek bizi desteklemelerini rica ederiz.

Galatasaray Spor Kulübü

Bahsedilen haberi okumayanlar bu linkten okuyabilirler.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.