|
Merhaba, 1999 yılında bir hevesle satın aldığım ama sadece 4-5 atış haricinde hiç kullanmadığım ve kutusunda muhafaza ettiğim bir ""Walther CP 88 Competition"" havalı tabancam var. Orijinal kutusunda ve kutudaki aksesuarlarıyla birlikte tertemiz durumda. O tarihten bu yana hiç kullanmadığım bu silahı satmak istiyorum. Faturası mevcut. Satış işlemleri nasıl olmalı? Yasal olarak nasıl bir yol izlemeliyim? Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir şey var mı? Fikir ve bilgi verebilecek arkadaşlar olursa memnun olurum. Selamlar. Ürünün Youtube'da bulduğum tanıtım videosu :https://www.youtube.com/watch?v=RehvcRsBYXk Kullanım kılavuzu :http://cdn.pyramydair.com/site/manuals/Walther-CP88.pdf |
|
Arkadaşlar merhaba, Almanya'dan bir Android cihaz almak istiyorum. Diyelim ki bu Samsung Galaxy Note olsun. Bu cihazı Türkiye'ye getirdikten (ve pasaport kayıt işlemini yaptıktan) sonra cihaz yazılım güncellemelerini yapabilmek mümkün oluyor mu? Mesela bu cihaz 2.3.5 Gingerbread'le geliyor. Almanya'dan alındığı için haliyle Alman yazılımı yüklü. Türkiye'ye geldiğimiz zaman Android'in yeni sürümleri çıktığında burada güncellenebiliyor mu? |
|
Arkadaşlar merhaba, Otomobilimdeki CD/MP3 çalar CD'ye kopyaladığım MP3'leri çalıyor. Peki DVD'leri de okur mu? Yani DVD'ye kopyaladığım MP3'leri de çalar mı? Ford Focus HB & SONY MP3/CD çalar |
|
Arkadaşlar merhaba, Evimde ufak çaplı müzik stüdyosu kurmak istiyorum. Bunun için; - Bir MIDI klavyeye - USB bağlantılı harici bir ses kartına - Bir müzik yazılımına ihtiyacım var. Bu konuda önerileriniz nedir? - MIDI klavye olarak M-Audio KeyRig 49'u düşünüyorum. - Ses kartı konusunda pek bir fikrim yok. Eğer SoundFont desteği varsa SoundBlaster X-Fi Surround 5.1 olabilir. - Müzik yazılımı olarak da Cakewalk, Cubase, ProTools veya Logic Studio olabilir. Ama benim için en önemli olan şey, ses kartının ve müzik yazılımının SoundFont (SF2) desteği olması. Önerileriniz için şimdiden teşekkür ederim. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > GERÇEK ANLAMDA BİR DÜNYA KULÜBÜ : FC BAYERN MÜNİH Giriş Ülkemizde uzun yıllardan beri sürekli şikayet edilen konulardan biri de kulüplerin kötü yönetilmeleridir. Özellikle sürekli borçlanarak büyük paralarla futbol dünyasının içinde olan üç büyük takımımız Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray bu kötü yönetimlerden nasiplerini almış kulüplerimizin başında gelmekteler. Sürekli “Dünya kulübü” olmaktan söz eden bu kulüplerin gelmiş, geçmiş ve şimdiki tüm yöneticileri ne yazık ki bu vizyonda olan yönetici vasfı taşımadıklarını bizlere her fırsatta göstermekteler. Bu kulüplerimizi yöneten yöneticiler hasbelkader bir takım tutan ve büyük çoğunlukla futbol ile alakası olmayan insanlardan oluşmakta. Diğer Anadolu kulüplerine ise hiç girmiyorum. Çünkü onlar zaten ait oldukları şehrin ileri gelenlerinin oyuncakları konumundalar ve bu nedenle kulüplerin herhangi bir şekilde ileri gitmek gibi bir dertleri de yok. Bu bağlamda Turkcell Süper Lig’de 2009-2010 sezonunda şampiyon olan Bursaspor, bu zinciri kırabilecek mi, bunu zaman gösterecek. Bu yazıda sizlere gerçek anlamda futbol adamlarınca yönetilen ve özelliklede çok zengin iş adamlarınca satın alınan kulüplerin yarattığı haksız rekabet ortamında hiçbir kişiye ve kuruma bağımlı olmadan varlığını tamamıyla kendi olanakları ile büyük bir başarı ile sürdüren Almanya’nın ve dünyanın en büyük kulüplerinden ve bence her dönemde dünyanın en iyi yönetilen kulübü, 2009-2010 sezonunun çifte kupalı şampiyonu, Şampiyonlar Ligi finalisti Bayern Münih’in nasıl yönetildiğini anlatmak istiyorum. BAYERN MÜNİH NASIL KURULDU? 20. Yüzyılın hemen başında 1900 yılında Münih’te MTV 1879 München adlı bir kulüp faaliyet göstermekteydi. Ancak kulüp içinde kulübün yönetimi konusunda çıkan anlaşmazlık sonucu MTV 1879’un 11 futbolcusu 27. Şubat. 1900 yılında kulüplerinden ayrılarak Gisela adlı bir konaklama tesisinde Franz John başkanlığında Bayern Münih kulübünü kurdular. Ancak başlangıç yıllarındaki mali problemler nedeniyle kulüp 1906 yılında yine bir Münih kulübü olan Münchener SC ile birleşme kararı aldı ve kulübün adı “FC Bayern FA im SC München” (SC Münih’içinde FC Bayern futbol şubesi) oldu. Birinci Dünya savaşı’ndan sonra SC Münih kulübü ile uyuşmazlık baş gösterince FC Bayern SC Münih’ten ayrılarak “TSV Jahn München” kulübü ile birleşti ve adını da bu kulübün adını alarak değiştirdi. Ancak kulübün futbol şubesi maçlara yine de FC Bayern adı ile çıkmaya devam etti. Kulübün 1920 yılında üye sayısı ise 700’e ulaşmıştı. 1923’te o yıl TSV Jahn München içindeki Bayern uyuşmazlıklar nedeniyle bu kulüpten ayrılarak FC Bayern München adı altında kendi başına bir kulüp olarak yoluna devam etmeye karar verdi. 1926 ve 1928 yıllarında Güney Almanya şampiyonu olan Bayern Münih 1932 yılında da ilk Almanya şampiyonluğunu kazandı. Nazilerin iktidarı ele geçirmesinin ardından Bayern Münih’in parlak dönemi sona erdi. Yahudi olan Bayern Münih Başkanı Kurt Landauer Nazi baskısı ile istifa etmek zorunda kaldı. Aynı şekilde Yahudi olan teknik direktör Richard Dombi de kulüpten uzaklaşıp İsviçre’ye gitti. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte Bayern Münih kulübünün 243 üyesi askere alındı ve futbolsuz geçen yıllar başladı. İkinci Dünya Savaşı’nın futbolda yarattığı tahribatın büyüklüğü futbolun yeniden yapılanma sürecinin uzun sürmesine neden oldu. Bundesliga ancak 1963-1964 sezonu itibarı ile yeniden kuruldu ve bu zamana kadar sadece bölgesel ligler bazında maçlar oynandı. İlk yıl 2. Bundesliga’da oynayan Bayern Münih 1964-1965 sezonunda Bundesliga’ya çıktı. Bu çıkış Alman Futbol Tarihi’nin en başarılı takımı olma yolunda atılmış ilk adımdı. FC BAYERN MÜNCHEN AG Bayern Münih AG, Bayern Münih kulübü tarafından profesyonel futbol dünyasında daha iyi gelirler elde etmek ve Bayern Münih kulübüne yeni bir stadyum kazandırıp bu stadyumu işletmek amacı ile Bayern Münih kulübü tarafından futbol şubesinin bir parçası olarak 2002 yılında 25 Milyon euro sermaye ile kuruldu. Bayern Münih şirketine kulübün lisanlı oyunculardan oluşan futbol şubesi bağlandı. Diğer spor branşları ise Bayern Münih kulübünün bünyesinde kaldılar. Kuruluşundan hemen sonra Adidas Bayern Münih AG’nin % 10 hissesini 77 Milyon euroya satın aldı. Geçen yıl alınan bir kararla da kulübün 90 Milyon euro karşılığı hissesi Mart 2010-Temmuz 2011 arasında 3 aşamada Audi firmasına satılacak. Bununla birlikte Bayern Münih AG’nin sermayesi 25 milyondan 27,5 milyon euroya çıkacak. Bu artırımın ardından Bayern Münih kulübü % 81,82 hisseye sahip olurken Adidas ve Audi % 9,09’ar hisseye sahip olacaklar. Futbol takımının işletmesinin yanı sıra şirket, Allianz Arena Stadyum A.Ş. şirketini kurarak bu stadı 1860 Münih kulübü ile ortaklaşa inşa etti ve stat işletmesinin de sahibi oldu. 1860 Münih kulübü stadyumda olan % 50 hissesini mali problemler nedeni ile 11 milyon Avro karşılığı 2010 yılına kadar Bayern Münih şirketine rehin etti. Daha sonra da Bayern, bu hisselerin tamamını alarak Allianz Arena’nın tek sahibi konumuna geldi. Burada alınan bu karar aslında Bayern Münih’in rekabete ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi idi. 1860 kulübüne yardım amaçlı yapılan bu operasyon öncesi Bayern Münih’in o zamanki Başkanı Beckenbauer “1860 Münih bizim en büyük ezeli rakibimiz ama onların yaşaması ve bizimle rekabet edebilir durumda olması gerekiyor” diyerek yaptıkları bu yardımla hem kendisinin büyük bir spor adamı hem de kulübünün büyük bir kulüp olduğunu gösterdi. Bayern Münih şirketinin mali yılı başlangıç olarak her yılın 1 Temmuz’u ve bitiş olarak da bir sonraki yılın 30 Haziran’ı olmak üzere futbol sezonuna göre ayarlandı. Bayern Münih, bir çok kulübün aksine borsaya açılmadı ve bu nedenle şirket hisseleri Frankfurt Borsası’nda işlem görmüyor. Çünkü kulüp-şirket yönetimi önümüzdeki yılları da içine almak kaydıyla borsaya girmeyi düşünmüyor. Bayern Münih A.Ş. başkanı futbol dünyasının çok yakından tanıdığı kulübün eski futbolcusu Karl Heinz Rummenigge. Bayern Münih Şirketi’nin bir çok üyeden oluşan bir danışma kurulu mevcut ve bu kurulun başkanı kulüp başkanı Uli Hoeness. Danışma kurulunda ayrıca Adidas yönetim kurulu başkanı ile Deutsche Telekom yönetim kurulu başkan yardımcısı ve Hypo und Vereins Bank, Audi, Burda Media Holding gibi büyük şirketlerin üst düzey yöneticileri bulunmakta. ADIDAS VE BAYERN MÜNİH Adidas ve Bayern Münih arasında uzun yıllardan bu yana alışılmışın dışında bir birliktelik sürmekte. 1965 yılından bu yana takımın forma ve malzeme sağlayıcısı olan Adidas, 2002’de 77 milyon euro ödeyerek % 10 hisse ile Bayerm Münih AG’ye ortak oldu. 2007 yılına kadar Bayern Münih’te futbolcular Adidas’tan başka ayakkabı giyemiyorlardı. Ancak Klose, transferi sonrası başka bir marka ile anlaşması nedeniyle Adidas giymeyi reddetti. Yaşanan tartışmalardan sonra her futbolcunun istediği ayakkabıyı seçme hakkına sahip olduğuna karar verildi ve Bayernli futbolcular anlaşmalı oldukları firmanın ayakkabılarını giymeye başladı. Ancak Adidas-Bayern Münih ilişkisi aynen devam ediyor. ŞİRKETİN MALİ BİLANÇOSU Geçtiğimiz 2009 yılının kasım ayında Bayern Münih’te, Franz Beckenbauer’in başkanlık görevini menajer Uli Hoeness’e devrettiği bir genel kurul yaşandı. Bu genel kurulda ortaya çıkan bilançoda Bayern Münih AG 2008-2009 yılında 268,7 milyon euro ciro gerçekleştirdi. Allianz Arena stat işletmesinin cirosu ile birlikte bu rakam 303,8 milyon euroya yükseliyor. Vergi kesintilerinin ardından Bayern Münih’in adı geçen sezonu 2,5 milyon euro kar ile kapattığı görüldü. Şirket kısmında ise kar 12,9 milyon olmasına karşın stat işletmesinde 1860 Münih nedeniyle yaşanan 10,4 milyonluk zarar, karı düşürdü. 30 haziran 2009 itibarıyla şirketin 177,5 milyon kapitali ve 33,7 milyon likiti olduğu ortaya çıktı. Önümüzdeki kasım ayında yapılacak genel kurulda ise 2009-2010 sezonu rakamlarının altın bir yıl yaşayan kulübün yeni ciro rekorlarına imza attığının açıklanması bekleniyor. Bayern Münih şu an Avrupa’daki büyük kulüpler içinde mali durumu en iyi ve borcu olmayan tek kulüp konumunda. Bayern Münih, Şampiyonlar Ligi kurulduğundan bu yana bu organizasyonun en çok gelir elde eden kulüplerinden biri. Bavyera kulübü, bu süre içinde tam 389 milyon 372 bin euro gelir elde etti. 2009-2010 sezonunda final maçı sonrası kırmızı-beyazlılar toplamda 70.3 milyon euroyu kasalarına koyarak bu rakamı 459 milyon 672 bin euroya yükselttiler. Bu yılki gelirlere stadyum ve maç günü gelirleri de eklendiğinde elde edilen gelirin 100 milyona doğru yol aldığı anlaşılıyor. Yıllık stadyum gelirleri ise 80 milyon euro civarında. Yerel televizyon gelirlerinde ise Barcelona, Real Madrid, Milan yada İngiliz kulüpleri ile karşılaştırıldığında Bayern Münih’in gelirleri çok düşük kalmakta. Bu kulüplerin 125-150 milyon euro yıllık TV gelirlerine karşın Bayern Münih sadece 30 milyon civarı gelir elde edebilmekte. Bunun nedeni ise Bayern Münih’in havuz sisteminden pay alması. Buna karşın diğer kulüpler kendi TV anlaşmalarını yapabilmekteler. Şirket başkanı Rummenigge, uzun zamandan bu yana UEFA’yı TV gelirlerinde eşit koşullar yaratmaya çağırıyor. Ürün gelirleri ise kulübün gelirlerinin % 34,6’sını oluşturuyor. Elde edilen gelir yıllık yaklaşık 35 milyon euro civarında. Kulübün ürünleri tüm dünyada satılıyor. Kulüp ve şirkette 202 kişi çalışıyor. Bavyera eyaletine ödenen vergi de rekor seviyeye ulaştı. Bu sezonun bilançosu sonrası yeni bir vergi rekoru bekleniyor. Bayern Münih elde ettiği her bir Avro’nun 31 Cent’ini vergi olarak ödüyor. Bu bilançonun ardından Karl Heinz Rummenigge çok sağlıklı bir yapıda olduklarını ve kulübün bunu sürdürmeye devam edeceğini açıkladı. BAYERN MÜNİH’TE FUTBOL NASIL YÖNETİLİYOR ? Bayern Münih kulübü ve şirketi yazının içeriğinden de anlaşılacağı gibi kulübün kendi bünyesinden yetişmiş futbol adamları tarafından yönetilmekte. Bunlar tüm dünyanın yakından tanıdığı Franz Beckenbauer, Karl-Heinz Rummenigge ve Uli Höness. Başkanlıktan ayrılan Beckenbauer, kulübün artık şeref başkanı. Kulübü ve kulübe ait şirketi futbolu çok iyi bilen, bunun yanında dünyadaki gelişmelere açık belli kültürleri olan insanlar yönetince tabii ki hem sportif hem de mali başarı kendiliğinden geliyor. Bu üç futbol adamının tüm futbol dünyasında etkisi de çok büyük. Her türlü demeçleri dünya spor basınında yer buluyor. Özellikle de Franz Beckenbauer’in karizmasında bir futbol adamı dünyada neredeyse yok. Bayern Münih’te futbolun tek patronu takımın menajeri. Bu görevi uzun yıllar boyunca Uli Hoenes başarı ile götürdü ve kulübü bugünkü haline getirdi. Geçen kasım ayında yapılan genel kurulda Uli Hoeness Franz Beckenbauer’den başkanlık koltuğunu devraldı. Kendi yerine ise son 2 yıl süreyle takım menajeri adı altında yanında staj yapan eski futbolcu Christan Nerlinger menajer oldu. Takımın menajeri sürekli takımla birlikte ve takımın teknik direktörü kim olursa olsun onunla uyum içinde çalışıp takımın başarısı için gerekli transfer politikalarını teknik direktöründe öneri ve onayını alarak belirlemekte. Bayern Münih’te transferde tek yetkili de menajer. Ne başkan, ne yönetim kurulu üyeleri, ne de şirket başkanı transfere karışmıyorlar. Onların hepsinin kulübü ve şirketi temsil edecekleri platformlar belli. Ama tabii ki fikirleri mutlaka alınıyor. Bayern Münih’in transfer politikasında hiçbir zaman Chelsea ve Real Madrid örneklerinde olduğu şekilde astronomik transfer yok. Ancak son dönemde Bayern Münih Ribery (25 milyon), Gomez (30 milyon) ve Robben (24 milyon) için yüklü bonservis bedelleri ödedi. Ribery’nin geldiği sezonda Hargreaves’i aynı fiyata Manchester United’a sattı. Avrupa’nın diğer devleri ile mücadele edebilme adına kulüp artık büyük transferlere imza atmaya başlasa da öz kaynaklarına da hala çok önem veriyor ve her yıl kendi bünyesinden yetişen futbolcular kadrosunda mutlaka bulunuyor. Buna en iyi örnek olarak bu sezon A takımına alınan Müller, Badstuber, Contento ve Alaba gösterilebilir. Ayrıca Lahm, Schweinsteiger, Lell ve Leverkusen’de 2 yıl başarı ile pişen Kroos, Bayern’in alt yapısında yetişip şu an kadroda ve milli takımda oynayan isimler. Bunun yanında Bayern’de takıma aşırı pahalı olmayan ama daima yerinde ve dünya futboluna adını yazdıracak kapasitede oyuncular transfer edilmekte. Yapılan transferlerde büyük bir isabet oranı var, uyum sağlayamadığı için giden futbolcu sayısı minimum seviyede. Bayern Münih kulübü ve şirketi için para kazanmak önemli, ama bunu futbolcu satıp para kazanalım mantığı ile değil iyi takıma sahip olarak, bu iyi takımın yarattığı potansiyelle gelen talepler doğrultusunda markadan para kazanma mantığı ile yapıyor. Güzel bir örnek verecek olursak; Manchester United, uzun süre Bayern Münih’in mukavelesi 2009 yılına kadar devam eden İngiliz futbolcusu Owen Hargreaves’i transfer etmek istiyordu. Bunun için 20 milyon eurodan teklife başlayan Manchester o zamanki menajer Uli Höness’in hayır demesiyle teklifini 25 milyona yükseltti. Bunun üzerine Bayern Münih Menajeri kendilerine “Bayern Münih bir banka değil, bir spor kulübü bizim için takımımızın ihtiyacı önemli” diyerek teklifi yine reddetti. Ancak Manchester teklifi bu defa 30 milyona çıkardı. Yine de Bayern Hargreaves’i vermedi ve ancak 1 yıl sonra Ribery’nin gelişinin ardından 25 milyona Manchester’a vererek Ribery’i adeta bedavaya getirmiş oldu. Bayern Münih kulübünün futbolun içinden gelen yöneticileri özellikle de İngiltere’de baş gösteren zengin iş adamları ve şeyhlerin takım satın alıp rekabeti haksızlaştırılmasına dünyada en çok tepki veren spor kulübü yöneticileri. Hem Başkan Hoeness hem de Rummenigge, bu koşullar altında sadece futbolun kaynaklarından para kazanan başta Bayern Münih olmak üzere Alman takımlarının Avrupa’da sürekli başarılı olmasının hayal olmasını mümkün görmediklerini açıkladılar. G 14 üyesi olan Bayern Münih’i bu platformda temsil görevi olan Bayern Münih şirketi başkanı Rummennige, G 14 kulüplerini suçlayarak bu kulüplerin bencilce davranıp futbolu değil sadece kulüplerini düşündüklerini ve gerekirse bu oluşumdan ayrılabilecekleri uyarısını da yaptı. Tüm bu olumsuzluklara ve eşit olmayan rekabet ortamına rağmen Bayern Münih çok iyi bir yönetim anlayışı ile kendi doğru yolundan gidiyor ve kulübün gelirlerin günden güne artıyor. Allianz Arena’nın açılmasından sonra Bayern, oynadığı tüm maçları % 100 dolulukla oynayarak rekor kırdı. Tabii ki bütün bunlara paralel olarak da sportif başarı beraberinde geliyor. Klinsmann denemesi ve Heynckes ara çözümünün ardından 2009-2010 sezonunun başında Luis van Gaal’in göreve getirilişi doğru yönetmenin sonunda meyvelerini her zaman vereceğini gösterdi ve Bayern Münih ülkesinde duble yaparken Şampiyonlar Ligi’nde de finale kadar gelmeyi başardı. Bu başarılar gelecekteki başarıların devamının bir anlamda müjdesini de vermiş oldu. BAYERN MÜNİH’İN KÜNYESİ Tam adı: FC Bayern München e.V. Kuruluş: 27 Şubat 1900 Başkan : Uli Hoeness Stadyum: Allianz Arena Kapasite: 69.901 Branşlar: Futbol, basketbol, buz hokeyi, satranç, hentbol, masa tenisi, jimnastik, kegeln (bir tür bowling) FUTBOL TAKIMI BAŞARI LİSTESİ Şampiyon Kulüpler Kupası: 3 (1974, 1975, 1976) Şampiyon Kulüpler Kupası ikinciliği: 2 (1982, 1989) Şampiyonlar Ligi: 1 (2001) Şampiyonlar Ligi ikinciliği: 2 (1999 ve 2010) UEFA Kupası: 1 (1996) Kupa Galipleri Kupası: 1 (1967) Kıtalararası Kupa: 2 (1976, 2001) Almanya’da 'duble': 8 (1969, 1986, 2000, 2003, 2005, 2006, 2008, 2010) Bundesliga Şampiyonluğu: 22 (1932, 1969, 1972, 1973, 1974, 1980, 1981, 1985, 1986, 1987, 1989, 1990, 1994, 1997, 1999, 2000, 2001, 2003, 2005, 2006, 2008, 2010) Bundesliga ikinciliği: 9 (1966, 1970, 1971, 1988, 1991, 1993, 1996, 1998, 2004,2009,) Almanya Federasyon Kupası: 15 (1957, 1966, 1967, 1969, 1971, 1982, 1984, 1986, 1998, 2000, 2003, 2005, 2006, 2008, 2010) Kupa ikinciliği: 2 Almanya Süper Kupa: 4 (1983, 1987, 1990, 2010) Almanya Lig Kupası: 5 (1997, 1998, 1999, 2000, 2004) Güney Almanya Şampiyonluğu: 2 (1926, 1928) Bavyera Şampiyonluğu: 5 (1905, 1910, 1911, 1926, 1928) Güney Bavyera Şampiyonluğu: 12 (1910, 1916, 1917, 1918, 1920, 1923, 1929, 1930, 1931, 1932, 1933, 1944) Yukarı Bavyera Şampiyonluğu: 4 (1908, 1917, 1918, 1945) kaynak : futbolekonomi.com [Hüseyin Özkök], 18.06.2010 |
|
Arkadaşlar merhaba, Alman Kicker ve Sport Bild dergilerinin dağıtımını hangi dağıtıcı firma yapıyor? Bu dergileri İstanbul'da nerelerde bulabileceğimiz konusunda bilgisi olan var mı? < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Arkadaşlar merhaba, PS3 sahibiyim. Eğer Almanya'ya gidip, oradan "Fifa 2010"u satın alırsam oyundaki maç anlatımında spikerin dili Almanca mıdır? Yoksa Dünya'da satılan bütün PS3 Fifa 2010'ların spiker dili sadece İngilizce midir? Bu konuda bilgilerinizi paylaşabilecek olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler. |
|
'Z' Kuşağı Duygusuz Olacak! Birçok düşünürün son insan olarak gördüğü ve 2003 yılından itibaren doğmaya başlayan 'Z' kuşağı için, dev şirketler şimdiden reklam stratejileri hazırlıyor. Bu kuşağın paranoyak, duygusuz, yalnız ve tek tip olacağı öngörülüyor. X,Y ve Milenyum kuşağı derken sıra geldi 'Z' kuşağına. 21. yüzyılın ilk kuşağı olan ve pek çok düşünüre göre son insan olarak adlandırılan bu kuşağın mensupları 2003'den itibaren doğmaya başladı. Henüz bebek olmalarına rağmen, dev şirketler onları kendilerine bağlayacak reklam stratejileri bile geliştirmeye başladı. Pek çok araştırmacı da dikkatini bu kuşak üzerine toplamış durumda. Ülkemizde de bu gizemli konuya işaret eden kitaplardan 'Z Son İnsan mı'? kitabının yazarı ve aynı zamanda reklam strateji danışmanı olan Hakan Senbir, 'Z' kuşağının paranoyak, zeki, güvensiz, tek tip, kadınsı, dijital ve yalnız bir nesil olacağını iddia ediyor. 'Bizden beş kat hızlı olacaklar' 'Z' kuşağının sosyal ve içsel yaşamının ne olacağına dair kafa yoran en önemli yazarlardan biri ise felsefeci Franciz Fukuyama idi. Fukuyama da 'Z'den sonraki tüm kuşakların birbirine benzeyeceğini, kuşak çatışmasının ortadan kalkacağını, daha doğrusu hiçbir çelişkinin ve çatışmanın yaşanmayacağını savunuyordu. Hakan Senbir, "Çelişkisiz olacaklar, çünkü sorgulamaya vakitleri bile olmayacak, hayatları şimdikinden 5 kat daha hızlı olacak. Sistemi olduğu gibi kabul edecekler, giyecekleri eşyalar, yiyecekleri yemekler ve eğlenecekleri mekanlar sistem tarafından belirlenmiş olacak, hayatları abluka altına alınacak, her hareketleri kontrol edilecek. Dolayısıyla da hiçbir zaman çelişki ve çatışma yaşayacakları bir ortamda bulunamayacaklar. Çelişkisizlik hayatlarını aynılaştıracak ve tek tipleştirecek. Bence sıkıcı bir hayat olacak ve sanat tamamen ortadan kalkacak" diyor 'Z' kuşağıyla ilgili. Senbir, "Bir şirkete bağlı olmadan internet üzerinde evden iş yapma yaygın hale gelecek diye düşünüyorum. Danışmanlık da önemli bir meslek grubu haline gelecek. İş dünyası globalleşecek. Örneğin Türkiye'deki bir şirket, vereceği işi iyi yapacağına inandığını Fransa'dan birine internet üzerinden iş verebilecek. Çalıştığı kişiyle yüzyüze görüşmediği için güvensizlikler de başgösterecek. Hayatının büyük bir bölümünü sanal alemde geçiren 'Z' kişisinin en değer verdiği şey ise güven olacak, güvensizlik de paranoyalara yol açabilecek. Sürekli kapalı mekanlarda yaşamak ise kapalı alan fobisini yaygınlaştıracak." 'Z Amazonlar geliyor' 'Z' kuşağının kadın hakimiyetinde olacağına ve Z-amazonlar devrinin başlayabileceğine de işaret eden Senbir, İngilizce'nin de dünyanın tek konuştuğu dil haline gelebileceğine de dikkat çekiyor. Senbir, bu kuşağın, herşeyden biraz bilen ve yüzeysel bir kuşak olacağına da işaret ediyor. Mesajlar bilinçaltına Bu kuşağın üyelerinin reklam ve pazarlama şirketleri tarafından devamlı bir bombardımana tabi tutulacağının da altını çizen Senbir, "Mesajlar bilinçaltına yönelik olacak. Örneğin Z çocuğu bilgisayar oyunu oynarken yüzlerce logo görüp bunları bilinçaltına atacak. Bu süreç zaten başladı" diyor. 'Z' kuşağında bireyselliğin de ön planda olacağına değinen Senbir, "Bireysellik özendirilecek ve ödüllendirilecek; tüketim hareketleri kontrol edilecek" dedi. kaynak : Haberzade, 29.07.2004 |
|
Türkler Internete Hala Çok Uzak Türkiye genelinde yapılan bir araştırma, halkın yüzde 80’inin bilgisayar kullanmadığını, yüzde 87’sinin internete hiç girmediğini ortaya koydu. Araştırma kuruluşu GfK, 7 bölgedeki 20 şehirde, 15 yaş ve üstü toplam 1300 kişiyle görüşerek, Türkiye’de internet kullanım alışkanlıklarını belirledi. Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketi GfK’nin raştırması Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Malatya, Manisa, Somsun, Trabzon, Zonguldak’ta gerçekleştirildi. Yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan ve ankete katılanların yüzde 50’sini kadınlar, yüzde 50’sini de erkekler oluşturdu. İnternet kullanım alışkanlığı ile ilgili araştırmada şu çarpıcı sonuçlara ulaşıldı; - Araştırmanın sonuçlarına göre; halkın sadece yüzde 20’si bilgisayar kullanıyor - Türk insanının 87’si internete hiç girmiyor. - Internet kafeler, internet kullananların yüzde 43’ü tarafından en yoğun kullanılan mekanlar. - Erkekler internet kullanımında bayanlara göre daha aktif. İnterneti yüzde 73 erkekler kullanırken, bayanlarda bu oran sadece yüzde 27. - Sosyo-ekonomik sınıflarda C1 grubu internet kullanımında lider... - Mynet, en çok e-mail kullanıcısına sahip internet portali.. - Internet kullanımı diğer mecralara ayrılan süreyi azalttı. - Interneti en fazla kullanan yaş grubu 18-24 arası (yüzde 52). 35-44 yaş grubunda ise bu oranın yüzde 7 lere düştüğü, 45 ve üstü yaş gruplarına bakıldığında yüzde 9 ile tekrar bir yükselişin olduğu görülüyor. - Türkiye genelinde en çok internet kullanım alışkanlığını olan bölge yüzde 39 ile Marmara. Güney Anadolu Bölgesinin yüzde 5 ile en düşük bölge olduğu görülüyor. - Bilgisayar kullanan yüzde 20 lik grupta bilgisayarın en çok evde kullanıldığı görülüyor. Bilgisayar kullananların yarısı evde, yüzde 30’u ise işyerlerinde kullanıyor. - Internete bağlanma sürelerine bakıldığında Türkiye genelinde yüzde 31’lik bir oranı oluşturan grup 1-2 yıldır bağlanırken, yüzde 18’lik bir kesimin 5 yıldan daha uzun bir süredir internete bağlandığı görülüyor. kaynak : NTVMSNBC, 10.08.2004 |
Kanal kayıt, editing, mixing ve mastering işlemleri için, yani kısaca müzik üretimi için Apple Logic Pro X programını kullanıyorsanız, paylaşımlarımızı, tecrübelerimizi, önerilerimizi ve sorularımızı bu başlık altında toplayalım.
Evde amatörce yaptığım müzik çalışmalarıma, PC'lerde Cakewalk ile başlayıp, sonrasında Cubase ile devam ettim. Sanal enstrümanların program paketiyle ile birlikte gelmesi (ücretsiz indirilebiliyor oluşu) nedeniyle ve diğer DAW'lara nazaran kullanımını daha pratik ve sade bulduğum için Logic Pro X kullanmaya karar verdim. Logic Pro X MacOS'ta çalışan bir program olduğu için doğal olarak bir Mac bilgisayara ihtiyacım vardı. İlk başlarda 2011-late 13" 8 GB RAM bir MacBook Pro ile programı kurcalamaya başladım. Lakin ilerleyen zamanlarda, daha fazla kanal kaydı almaya ve mixer'i kullanmaya başlayıca, 13"lik bir MacBook Pro'nun ekran anlamında bana yeterli gelmeyeceğini gördüm ve geçenlerde bir iMac siparişi verdim. Logic Pro X'in rahat çalışacağı teknik donanım bilgisi ayrı bir konu olduğu için, yeri geldiğinde bu konuya da değiniriz.
Ev stüdyosu kurulum işine de yeni adım attım. Şu anda 2015-late 27" bir iMac bilgisayar, Logic Pro X, Steinberg UR22 USB ses kartı, M-Audio KeyRig 49 klavye, IK Multimedia iRig Keys klavye, Sennheiser HD201 kulaklıkla çalışıyorum. Amatör de olsa bir müzik stüdyosunun olmazsa olmazlarından olan referans monitörüm ise şu an yok ve kafaüstü kulaklıkla idare ediyorum. İleride maddi imkanlar çerçevesinde bir çift referans monitörü almak istiyorum, ki; bu büyük ihtimalle Yamaha HS7 olacak. Bunların dışında, enstrüman olarak elektro-akustik bir ud, Yamaha Pacifica 112V elektro gitarım var. Logic ile aldığım kanal kayıtlarının dışında, ud ve gitarı Roland AC Mobile amfi ile kullanıyorum.
Bu başlığı açmış olmama karşın, ben gerek MacOS ve gerekse Logic Pro X konusuna yeniyim. Evinde amatör bir müzik stüdyosu kurmuş ve Logic Pro programını kullanan arkadaşlar, yazılım ve donanımsal tecrübe ve önerilerini bu başlık altında paylaşacak olurlarsa, güzel bir paylaşım yapabileceğimizi düşünüyorum.
Sağlıcakla
iMac 27" 5K Retina (late-2015) :http://www.apple.com/tr/shop/buy-mac/imac?product=MK462TU/A&step=config
Logic Pro X :http://www.apple.com/tr/logic-pro/
Steinberg UR22 :https://www.steinberg.net/en/products/audio_interfaces/ur_series/models/ur22.html
M-Audio KeyRig 49 :http://www.compel.com.tr/P/3-10-2605
IK Multimedia iRig Keys :http://www.ikmultimedia.com/products/irigkeys/
Sennheiser HD 201 :https://sennheiser.com.tr/product/sennheiser-hd-201-kulak-cevreleyen-kafa-ustu-kulaklik
Roland AC Mobile :https://www.roland.com/global/products/mobile_ac/
Yamaha Pacifica 112V :http://www.do-re.com.tr/U12681,537,yamaha-pacifica-112v-elektro-gitar-tasima-kilifi-hediye-elektro-gitarlar-yamaha.htm
Yamaha HS7 Studio Monitor :http://usa.yamaha.com/products/music-production/speakers/hs_series/hs7/