D

Haber Editörü
02 Aralık 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
4 üye
Görüntülenme (?)
279 (Bu ay: 2)
Gönderiler Hakkında
D
2 yıl
Öldükten sonra sosyal medya hesapları ne oluyor?



Dünyada milyarlarca insan sosyal medya platformlarını kullanıyor. Dolayısıyla bir kullanıcı öldüğünde sosyal medyadaki varlığına ne olacağı konusu büyük önem taşıyor.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Sosyal medya hesapları, bir aile yakını ilgili platforma kişinin öldüğü yönünde bilgi verene dek canlı ve aktif kalıyor.



İngiltere'de yaşayan ve eşi Matthew'u kanserden kaybeden Hayley Smith, eşinin sosyal medya hesaplarıyla ilgili ne yapacağını bilemediğini söylüyor.



"Matthew'un öldüğünü bilmeyenler hâlâ doğum günlerinde Facebook duvarına kutlama mesajları yazıyor. Hoş değil" diyen Hayley, eşinin hesabını bir anma sayfasına çevirmeye çalışmış.



20'den fazla kez Facebook'a eşinin ölüm belgesini yüklemeye çalışsa da bir sonuç alamayan Hayley, "Doğrudan Facebook'la temas kurup bu meseleyi çözmeye çalışacak gücüm yok" diyor.



Sosyal medya platformlarından bazıları, bir kullanıcı öldüğünde o kişinin yakınlarına vefat edenin hesabını kapatma seçeneğini sunuyor.



Bazı platformlar ise, bunun dışında bazı alternatifler de sunuyor.



Örneğin Instagram ve Facebook'un sahibi Meta, bir kullanıcının ölüm belgesi iletildiğinde ilgili kullanıcının hesabını ya kaldırıyor, ya da hesabı donduruyor.



"Hesap anıtlaştırma" adı verilen bu yöntemle ölen kişinin yakınları sayfada anılar ve fotoğraflar paylaşabiliyor.



Profilinde kullanıcının ismi yanında "Anısına" ifadesi yer alıyor. Profilin sahibi geçmişte resmi bir izin vermediği müddetçe kimse bu hesabın içeriklerini yönetemiyor ya da bu profilin kaldırılması talebinde bulunamıyor.



Facebook'ta anıtlaştırılmış hesaplar "Tanıyor olabileceğiniz kişiler" sekmesinde çıkmıyor ve ölen kişinin arkadaş olduğu hesaplara doğum günü hatırlatmaları gitmiyor.



YouTube, Gmail ve Google Resimler'in sahibi Google; kullanıcılarına hesaplarının belli bir süre boyunca aktif olmadığı durumlarda ne olacağına karar vermeleri yönünde seçenekler sunuyor.



X ya da eski adıyla Twitter'da ise, ölen kullanıcınınkini "anı" hesabı olarak kaydetmek mümkün değil. Tek seçenek, hesabın kaldırılması.



BBC Dünya Servisi Teknoloji Muhabiri Joe Tidy, erişim verilerinin paylaşılmadığını ve fotoğraf ve videolar gibi bazı verilerin yalnızca belli talepler üzerine erişime açıldığını söylüyor. Bu, bazı durumlarda mahkeme emri gerektiriyor.



Siber suçlar üzerine çalışan ve eskiden Sırbistan İçişleri Bakanlığı'nın ileri teknolojilerle ilgili biriminde çalışan Sasa Zivanoviç, ölen kişilerin veri, fotoğraf ve diğer içeriklerinin yanlış ellere gidebileceği uyarısında bulunuyor . Suçlular belli hesapların profil verilerini indirebiliyor ya da tüm hesabı ele geçirebiliyor.



Ölen kişinin ismi ile açılan sahte hesaplarda fotoğraflar, veriler ve videolar kullanılarak, o kişinin öldüğünden haberi olmayan bazı yakınlarına mesaj atılıyor. Bazı durumlarda sahte hesabı açanlar, yakınlardan para almaya çalışıyor.



İngiltere'de Dijital Miras Derneği'ni kuran James Morris, herkese verilerinin yedeğini alması önerisinde bulunuyor. Nitekim Facebook'ta bütün bir fotoğraf ve video arşivini indirmek ve bir aile üyesine bunları iletmek mümkün.



Morris, bir gün ölümcül bir hastalığı olduğunu öğrense ne yapacağını şöyle açıklıyor: "Eğer Facebook'ta hesabı olan genç bir çocuğum yoksa, önce fotoğraf ve videolarımı indiririm, özel mesajlarımı silerim (çünkü çocuklarımın bu mesajları görmesini istemem), sonra da beğendiğim fotoğraflarımı bir yerde toplar ve her biri için kısa bir yazı ya da hikaye yazarım."



Dijital miras ve sosyal medya mirası yazmanın kritik olduğuna dikkat çeken Norris, "Sosyal medya platformları sonuçta birer şirket ve bu platformların sizin dijital mirasınıza bekçilik etme gibi bir sorumluluğu yok." diyor.



Platformların ölüm hallerinde sunduğu seçenekleri kamuyla açıkça paylaşarak aile bireylerinin işini kolaylaştırmasının önemine dikkat çeken Norris, "Herkes bu yöntemlerden haberdar değil" diye de ekliyor.



Ölümcül hastalıkları olan kişiler ve yakınlarına destek veren İngiltere merkezli yardım kuruluşu Marie Curie'den Sarah Stanley'e göre, insanlar sadece öldükten sonra sosyal medya hesaplarına ne olacağını değil, elektronik ortamda var olan tüm verilerine ne olacağını da düşünmeliler.



"Dijital ortamlardaki fotoğraf ve videolarımız pek çok anı taşıyor" diyen Stanley, sözlerine şöyle devam ediyor: "Günümüzde internette bankacılık işlemleri yapmak da çok yaygın. Ayrıca online oyunlar giderek daha da popüler hale geldi ve insanlar kendi avatarlarını yaratarak kendilerine bir çevrim içi yaşam alanı kurmak adına zaman ve çaba harcıyorlar. Dolayısıyla dijital miras, sosyal ağlardan ibaret değil."



Stanley, öldükten sonra sosyal ağlardaki hesaplarımıza ve diğer verilerimize ne olacağına dair şu soruları kendimize sormamız gerektiğini söylüyor:



"Bir yakınınızın sosyal medya hesaplarınızın yönetimini eline almasını mı istiyorsunuz; yoksa yalnızca bu hesap üzerinden hatırlanmayı mı? Dijital ortamdaki fotoğraflarınızı bir dijital albüm halinde çocuklarınıza bırakmayı mı tercih edersiniz yoksa fotoğrafları bastırarak bir albüm halinde bırakmayı mı? Dijital miras, üzerinde düşünmemiz ve konuşmamız gereken bir konu."



Ancak Hayley ve Matthew için bu, konuşulması kolay bir konu olmamış.



Son günlerinde eşinin ölümden bahsetmekten kaçındığını söyleyen Hayley, "Bunun yanında Matthew hastalığı ilerlediğinde artık kendinde değildi. Sorularıma yanıt verecek durumda da değildi" diyor.



Matthew'un anısını Facebook profilinde yaşatmak istese de, Hayley şu anda buna yanaşmıyor ve dedi ki: "Devamlı bir ölüm belgesine bakmak çok acı verici. Bana kalırsa bu, fazlasıyla karmaşık bir süreç ve şirketler ölenlerin aileleri için bu süreci kolaylaştırmaya çabalamalı."




Kaynak:www.bbc.com
D
2 yıl
Dinozorların büyüklüğünün iklime bağlı olmadığı ortaya çıktı



Amerika Birleşik Devletleri'nden bilim insanlarının yaptığı bilimsel araştırmaya göre nesilleri çağlar önce tükenen dinozorların büyüklüğünün iklime bağlı olmadığı ortaya çıktı.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



19. yüzyılda Carl Bergmann'ın öne sürdüğü Bergmann kuralına göre yüksek enlemlerde ve soğuk iklimlerde yaşayan hayvanlar, daha sıcak bölgelerde yaşayan yakın akrabalarından daha büyük olma eğiliminde. 



Bergmann kuralının dinozorlar için de geçerli olup olmadığı sorusundan yola çıkan yeni bir araştırmaysa bunun kuraldan ziyade bir "istisna" olduğunu buldu.



Fosil kayıtlarını inceleyen bilim insanları Alaska'daki Prince Creek Formasyonu'ndan alınan verileri de araştırmaya dahil etti. Bu dinozorlar dondurucu soğuklara maruz kalmış olsa da boyutlarında kayda değer bir büyüme saptanmadı.



Daha sonra modern dönem kuş ve memeli türlerine bakan araştırmacılar aynı sonuçla karşılaştı. Enlem, modern kuş ve memeli türlerinde vücut büyüklüğünü belirleyen bir etmen değildi. Modern kuşların vücut büyüklüğüyle sıcaklık arasında küçük bir ilişki olsa da aynı durumun tarih öncesi kuşlar için geçerli olmadığı tespit edildi.



Nature Communications adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarlarından Dr. Jacob Gardner, Bergmann kuralının modern memeliler için geçerli olduğunu fakat soyu tükenmiş türleri kapsamadığını söylüyor. 



Alaska Fairbanks Üniversitesi lisansüstü öğrencisi Lauren Wilson da başyazarı olduğu makale hakkında şöyle diyor: "Bergmann kuralının sadece homeotermik hayvanların (sabit vücut sıcaklıklarını koruyan) bir alt kümesi için ve yalnızca sıcaklığı dikkate alarak diğer tüm iklim değişkenlerini göz ardı ettiğinizde geçerli olduğunu bulduk. Bu da Bergmann 'kuralının' aslında kuraldan ziyade istisna olduğunu gösteriyor."



Çalışmanın bir diğer yazarı Pat Druckenmiller da bilimsel kuralların fosil organizmalar için de geçerli olması gerektiğinin altını çizerek "Evrimsel köklerini görmezden gelirseniz modern ekosistemleri anlayamazsınız" diyor. Her şeyin bugünkü haline nasıl geldiğini anlamak için geçmişe bakmak zorundasınız.



Dr. Gardner ise bu araştırmayı yaparken "iklim değişikliğiyle beraber gelecekte neler bekleyebileceğimizi" de öğrenmek istediklerini ifade etti: "Tahminler yürütmedik ama iklim değişikliğiyle birlikte kutup ayılarının neslinin tükenme ihtimali var."




Kaynak:https://www.bbc.com/news/articles/cy7z39gr908o
D
2 yıl
Londra\u0027da Microsoft\u0027un yeni yapay zeka merkezi açılacak



Yapay zeka devi DeepMind'ın Britanyalı kurucu ortağı Mustafa Süleyman yeni merkeze liderlik edecek. Microsoft, Londra'da yapay zeka merkezli yeni bir merkez açıyor.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Yeni ofis, bu teknolojiyi araştırmanın yanı sıra yapay zeka ürünleri üzerindeki çalışmalarına da odaklanacak. Bu gelişme, ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'nin ABD dışındaki ilk ofisinin açılması da dahil başkent Londra'da yapay zeka şirketlerinin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşti.



Microsoft artık Google'a ait olan yapay zeka devi DeepMind'ın Britanyalı kurucu ortağı Mustafa Süleyman liderliğinde, şirket bünyesinde yapay zeka çalışmalarına odaklanacak yeni bir ekip olan Microsoft AI'ın kurulduğunu kısa bir süre önce duyurdu.



Süleyman, Microsoft'un Paddington'daki ofislerinde kurulacak yeni yapay zeka merkezinin "son teknoloji dil modelleriyle bunları destekleyen altyapıyı geliştirmek için öncü çalışmalar yürüteceğini ve temel modellerde kullanılmak üzere dünya standartlarında araçlar oluşturacağını" söyledi.



Süleyman, yeni merkezi duyuran blog yazısında şöyle dedi: "Bu, hem Microsoft AI hem de Birleşik Krallık (BK) için harika bir haber. Londra'da doğup büyüyen bir Britanya yurttaşı olarak, burada son teknoloji bir yapay zeka şirketinin kurucu ortağı olup onu geliştirmekten gurur duyuyorum. Birleşik Krallık'taki olağanüstü yetenek havuzunun ve yapay zeka ekosisteminin son derece farkındayım ve Microsoft AI adına BK'ye bu taahhüdü vermekten heyecan duyuyorum. Birleşik Krallık hükümeti, iş dünyası ve akademi dünyasındaki fikir liderleriyle yaptığım yakın çalışmalar sayesinde, ülkenin yapay zekayı sorumlu bir şekilde ilerletmenin yanı sıra güvenlik odaklı bir yaklaşımla yatırıma, inovasyona ve ekonomik büyümeye kendini adamış olduğunu biliyorum. Bu merkezi Birleşik Krallık'ta açma kararımız, tutkumuzu yansıtıyor."



Süleyman, merkezin istihdam yaratacağını ve Microsoft AI'ın "zamanımızın en ilginç ve zorlu yapay zeka soruları üzerinde çalışmak isteyen sıradışı bireyleri aktif olarak işe alacağını" da sözlerine ekledi.



Yapay zeka merkezinin kurulması, Microsoft'un Cambridge'deki Microsoft Research laboratuvarını da içeren Birleşik Krallık'taki varlığını daha da genişletiyor ve şirketin yapay zeka planlarının bir parçası olarak geçen yılın sonlarında açıkladığı Birleşik Krallık'a 2,5 milyar sterlin (yaklaşık 102 milyar TL) yatırım yapma taahhüdüne dayanıyor.




Kaynak:https://www.independent.co.uk/tech/microsoft-ai-london-office-hub-b2525241.html
D
2 yıl
Hava kirliliğinin azalması küresel ısınmayı hızlandırıyor mu?



NASA'nın Bulutlar ve Dünyanın Radyant Enerji Sistemi projesi kapsamında kullandığı meteoroloji uyduları, son 10 yılda gezegenin emdiği Güneş enerjisi miktarında belirgin bir artış tespit etti.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



NASA'nın Bulutlar ve Dünyanın Radyant Enerji Sistemi (CERES) projesi kapsamında kullandığı meteoroloji uyduları, son 10 yılda gezegenin emdiği Güneş enerjisi miktarında belirgin bir artış tespit etti. Bu, sera gazı artışının yol açacağı ısınmanın çok ötesindeydi. 



CERES verilerini incelenmesiyle Dünya'nın kendisine gelen ışığı daha az yansıttığı tespit edildi. Havayı kirleten parçacıklar ışığı uzaya yansıttığı için araştırmacılar bunun, hava kirliliğinin azalmasından kaynaklanabileceğini söylüyor. 



Communications Earth & Environment adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmada 2001-2019 döneminde gezegenin ısınmasına yol açan enerji artışının yüzde 40'ından temiz havanın sorumlu olabileceği bulundu. 



İklim uzmanları kirliliğin azalmasının ısınmaya yol açabileceğini uzun süredir beklerken, aerosol denen parçacıkların düşüşü iki yıl önce küresel çapta fark edilen bir noktaya gelmişti.



Öte yandan gökyüzünün daha parlak hale gelmesinin tek açıklaması kirliliğin azalması olmayabilir. CERES verileri Dünya'nın ışığı yansıtma kabiliyetinin her iki yarımkürede de düştüğünü gösteririyor fakat kirlilik Kuzey Yarımküre'de daha fazla azaldı. Ayrıca yeni araştırmadaki modeller, fazladan emilen ışığın yüzde 40'ına kadarı için bir açıklama sunmuyor. 



Çin'in hava kirliliğini azaltma yönündeki uzun soluklu çabalarını inceleyen bilim insanları da ısınma artışına dikkat çekiyor. Asya ülkesinin resmi verilerine göre temelde kömür santrallerinden yayılan sülfür dioksitin (SO2) yol açtığı kirliliği ortadan kaldırmaya yönelik bu çabalarla SOsalımları yüzde 90'a yakın oranda azaldı.



Ancak zehirli kalkanını kaybeden Çin'deki ortalama sıcaklıklar 2014'ten bu yana 0,7 derece arttı. Bilim insanları hava kirliliğinin ortadan kaldırılmasının son 10 yılda bazı Çin şehirlerindeki sıcaklıklar üzerinde sera gazlarından kaynaklanan ısınmadan daha büyük bir etkiye sahip olabileceğini söylüyor.



Fakat küresel ısınma üzerindeki etkisine karşın iklimbilimciler hava kirliliğiyle mücadeleye son verilmesi gibi bir öneride bulunmuyor. Bunun yerine sera gazı salımını düşürmek için daha etkili adımlar atılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, havanın daha açık hale gelmesinden kaynaklanan etkilerin telafi edilmesi için kısa vadedeki en umut verici yollardan birinin metan gazının azaltılması olduğunu belirtiyor.




Kaynak:https://www.euronews.com/green/2023/11/02/reducing-pollution-accelerates-global-warming-how-do-we-solve-this-catch-22
D
2 yıl
Su ayıları üzerinde yapılan araştırma yaşlanmayı engelleyebilir



Bilim insanları, su ayılarında bulunan proteinlerin insan hücrelerindeki metabolizmayı yavaşlatabildiğini keşfetti. Bu keşif insanlarda yaşlanmayı geciktirebilir.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Tardigradlar, yani su ayıları, dünyanın en yok edilemez yaşam formlarından biri ve ekstrem koşullarda hayatta kalma becerisi gösteriyor. Tamamen kurutulduklarında, dondurulduklarında, 150 santigrat derecenin üzerinde ısıtıldıklarında, bir insanın dayanabileceğinin birkaç bin kat ötesinde ışığa maruz kaldıklarında ve hatta uzay boşluğunda hayatta kalabiliyorlar.



Önceki çalışmalar, yarım milimetreden daha kısa olan bu canlıların ekstrem koşullara maruz kaldıklarında vücutlarını korumak için bitkisel hayata girebildiklerini göstermişti.



Bilim insanları, tardigradların çevresel streslerle karşılaştıklarında bu geçici ölüm haline girmek ve bu halden çıkmak için hangi mekanizmaları kullandıklarını bulmaya çalıştı.



Şimdi ABD'deki Wyoming Üniversitesi (UW) liderliğindeki bir araştırma ekibi, su ayılarının yaşam süreçlerini yavaşlatmak için hücrelerinin içinde jel oluşturan proteinler kullandığını buldu.



Bu proteinler insan hücrelerine eklendiğinde, moleküllerin tıpkı tardigradlarda olduğu gibi jelleştiğini ve metabolizmayı yavaşlattığını keşfettiler.



Araştırmacılar ayrıca, bu tardigrad proteinlerini üreten insan hücreleri geçici ölüm haline sokulduğunda, hücrelerin streslere karşı daha dirençli hale geldiğini tespit etti.



Su ayılarının bazı becerilerini insan hücrelerine kazandıran bu sürecin tersine çevrilebilir olduğu da saptandı.



UW'den çalışmanın ortak yazarı Thomas Boothby, "Stres ortadan kalktığında, tardigrad jelleri çözülür ve insan hücreleri normal metabolizmalarına geri döner" dedi.



Önceki araştırmalar, hemofili hastalarının tedavisinde kullanılan önemli bir ilacın tardigrad proteinlerinin farklı türleriyle stabilize edilebileceğini ortaya koymuştu.



Son bulgu, yaşlanmayı yavaşlatmak için hücrelerde ve hatta tüm organizmalarda geçici ölüm halinin başlatılmasına odaklanan yeni teknolojilerin geliştirilmesine önayak olabilir.



Ayrıca bu bulgu, tardigradlardan elde edilen proteinlerin, soğutmanın mümkün olmadığı yerlerde hayat kurtaran tedavileri insanlara ulaştırmak ve kök hücre gibi tedavilerin depolanma potansiyelini arttırmak için kullanılabileceğine dair ek kanıtlar sunuyor.




Kaynak:https://www.independent.co.uk/news/science/anti-ageing-tardigrade-protein-b2521902.html
D
2 yıl
Japonlara göre yapay zeka toplumsal düzeni yok edebilir



Japon yetkililer, yapay zekanın toplumsal düzeni yok edebileceğini savunarak, bu teknolojiyle ilgili yeni düzenlemeler oluşturulmasını istedi.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Ülkenin en büyük telekomünikasyon şirketi Nippon Telgraf ve Telefon'un (NTT), Japonya'nın önde gelen gazetelerinden Yomiuri Şimbun'la ortak yayımladığı açıklamada, yapay zekanın kullanımına ilişkin yeni kurallar belirlenmesi gerektiği bildirildi. 



ABD'nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre açıklamada, "En kötü senaryoda yapay zeka, demokrasi ve toplumsal düzenin çökmesine neden olabilir, bu da savaşlara yol açabilir" dendi.



Açıklamada, Japonya hükümetinden 31 Ekim 2025'te düzenlenmesi planlanan genel seçimlerde güvenliğin sağlanması için yapay zeka teknolojisine dair denetimleri artıracak düzenlemeler yapması istendi. 



NTT ve Yomiuri Şimbun'un yöneticileri, Tokyo'daki Keio Üniversitesi'nden bilim insanlarıyla yapay zeka teknolojisi üzerine son bir yıldır araştırma yürüttüklerini belirtti. WSJ, NTT ve Yomiuri Şimbun gazetesinin sahibi Yomiuri Şimbun Grup Holding'in ülke politikasında önemli etkiye sahip olduğuna dikkat çekti.



NTT'nin üçte biri Japonya devletine ait. Tokyo merkezli muhafazakar Yomiuri Şimbun'un günlük tirajıysa 6 milyona yakın. 



Gazetede aralıkta yayımlanan başyazıda, ABD'den ülkeye ithal edilen yapay zeka programlarının deepfake videolar üretilmesine ve dezenformasyona yol açabileceği uyarısı yapılmıştı. 



Yapay zeka alanında aktif araştırmalar yürüten NTT ise Amerikan teknoloji firması OpenAI'ın ürettiği ChatGPT'ye benzer bir yapay zeka programı hazırlamıştı. Firmanın iş sektöründeki ortaklarıyla paylaştığı "tsuzumi" adlı program, daha az işlem gücü gerektirdiği gibi Japonca komutlarla daha etkili çalışabiliyor.



Avrupa Parlamentosu, 13 Mart'ta dünyanın ilk yapay zeka yasasını kabul etmişti. Avrupa Yapay Zeka Yasası, 46’ya karşı 523 üyenin oyuyla parlamentodan geçmişti. Uygulama kapsamında özellikle güvenlik güçlerinin biyometrik tanımlama sistemlerini kullanmasında sınırlamalar devreye sokulmuştu. 



Yasa kapsamında, deepfake video veya ses kayıtlarının da sahte olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirilmişti. Düzenleme gelecek ay itibarıyla iki yıl içinde kademeli olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde uygulamaya konacak.




Kaynak:https://www.wsj.com/tech/ai/social-order-could-collapse-in-ai-era-two-top-japan-companies-say-1a71cc1d?mod=hp_lead_pos4
D
2 yıl
Üst üste 10 ay sıcaklık rekoru kırıldı



Yeni verilere göre Mart ayı, hem hava sıcaklıkları hem de okyanus yüzey sıcaklıkları açısından küresel sıcaklık rekorunun kırıldığı üst üste 10. ay olarak kayıtlara geçti.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Avrupa Birliği iklim ajansı Copernicus'a göre, martta küresel ortalama sıcaklık 14,14 santigrat dereceyle şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı ve 2016'daki bir önceki rekoru bir derecenin onda biri kadar aştı.



Mart, dünyanın fosil yakıt yakmaya başladığı ve gezegeni ısıtan tehlikeli gazların biriktiği 1800'lerin sonlarına kıyasla 1,68 santigrat daha sıcaktı.



Martta sıcaklık rekorunun üst üste 10. ayda da kırılması, bilim insanları için endişe verici bir eğilimin habercisi oldu.



Hazirandan bu yana diğer bazı aylarda daha da aşırı sıcaklıklar yaşanmış ve rekorlar daha büyük farklarla kırılmıştı. Marttaki rekor o kadar istisnai değildi ancak sıcaklıklar sürekli daha yüksek seyretmeye devam ediyor.



Copernicus'un başkan yardımcısı Samantha Burgess, "Gidişat doğru yönde değil" dedi.



Son 10 aydır sadece yüzey hava sıcaklıkları değil, küresel okyanus sıcaklıkları da rekor seviyelerde seyrediyor.



Martta küresel deniz yüzeyi sıcaklığı ortalama 21,07 santigratla kayıtlara geçen en yüksek aylık değere ulaştı ve şubatta kaydedilenden biraz daha yüksekti.



Bu aşırı sıcaklıkların bir kısmı, Pasifik'in orta kesimlerini ısıtan ve küresel hava modellerini değiştiren doğal ve güçlü iklim koşulu El-Nino'ya bağlanıyor.



Woodwell İklim Araştırma Merkezi'nden bilim insanı Jennifer Francis, "Ancak denizdeki yapay sıcak dalgalarla birleşimi bu rekorları çok nefes kesici hale getirdi" dedi.



Francis, El Nino'nun zayıflamasıyla birlikte, her ay küresel ortalama sıcaklıkların aşıldığı marjların düşeceğini söyledi.



İklim bilimciler, bu sıcaklığın büyük bir kısmının kömür, petrol ve doğalgazın yakılmasıyla ortaya çıkan sürekli karbon kirliliğinin yarattığı insan kaynaklı iklim krizine atfedilebileceğinde görüş birliği içinde.



Francis, "Atmosferdeki sera gazı birikintileri yükselmeyi durdurana kadar gidişat değişmeyecek. Bu da fosil yakıtları yakmayı bırakmamız, ormansızlaşmayı durdurmamız ve gıdalarımızı mümkün olan en kısa sürede daha sürdürülebilir bir şekilde yetiştirmemiz gerektiği anlamına geliyor."



Bilim insanı, o zamana kadar daha fazla rekorun kırılacağını söyledi.




Kaynak:https://www.independent.co.uk/climate-change/news/march-record-breaking-temperatures-heatwaves-b2525475.html
D
2 yıl
\u0027Tanrı parçacığı\u0027 teorisi sahibi bilim insanı 94 yaşında öldü



Büyük Patlama'dan sonra maddenin nasıl oluştuğunu açıklamaya yardımcı olan "God particle" olarak da bilinen "Higgs bozonu" kavramını bulan Nobel ödüllü fizikçi Peter Higgs, 94 yaşında öldü.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



İngiliz fizikçi, 1960'larda Kainat'taki her şeyin neden kütlesi olduğunu açıklayan teoriyi geliştiren bilim insanları arasındaydı. Bundan yaklaşık 50 yıl sonra bu bilimsel atılım yapılabildi.



İsviçre'nin Cenevre kentindeki CERN laboratuvarlarında, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı adlı dev cihazda 2012’de yapılan deneyler sonunda Higgs bozonunun varlığı tespit edildi.



Higgs bu gelişmeden bir yıl sonra 2013 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü aldı.



Ölüm haberi duyursunu yapan Edinburgh Üniversitesi, Higgs için “vizyonu ve hayal gücüyle bizi çevreleyen dünyaya dair bilgimizi zenginleştirdi” ifadelerini kullandı.



İngiliz parçacık fizikçisi Dr. Clara Nellist, Higgs bozonu bulunduğunda CERN'de bulunuyordu. 2012'deki buluş tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.



Dr. Nellist, "Higgs bozonu gerçekten özel bir parçacık. Çünkü, diğer temel parçacıkların kütle kazanmasıyla ilişkisi var. Parçacıklar Higgs alanına girdiğinde kütle kazanıyor ve Higgs bozonuyla deneylerimizde Higgs alanının varlığını kanıtlayabiliyoruz" diye konuşuyor.



Higgs bozonu bir enerji alanı. Elektron ve kuark gibi evrenin diğer temel parçacıklara kütle kazandırıyor.



Higgs bozonu, "Tanrı parçacığı" adıyla da anılır oldu. Çünkü kütle kazanma süreci, mevcut evrenin oluşmasını sağlayan Büyük Patlama'ya (Big Bang) benzetiliyor.



CERN laboratuvarında ayda küçük bir kent kadar elektrik harcayan projede çalışan bilim insanları karanlık maddenin gizemini çözmeye çalışıyor. Dr. Nellist, "Karanlık madde, evrenimizdeki maddenin yüzde 80-85'ini oluşturuyor. Karanlık madde denmesinin sebebi ışıkla etkileşiminin olmaması. Bu yüzden onu göremiyoruz. Daha da ilginci, ne olduğunu da bilmememiz" diyor.



Şimdiye kadar bilim insanları karanlık maddeye ilişkin sadece dolaylı kanıtları gözlemleyebildi. Ancak karanlık madde parçacıkları doğrudan tespit edilemedi. Bu parçacığın ne olduğuna ilişkin farklı teoriler var.



Bilim insanları arasında en fazla rağbet gören teorilerden biri bunun WIMP ya da Zayıf Etkileşimli Büyük Kütleli Parçacık olduğu yönünde.



Dr. Nellist "Bu hâlâ büyük bir gizem. Bunun deneylerde yaratılıp yaratılamayacağını görmeye çalışıyoruz" diye konuşuyor.




Kaynak:https://www.bbc.com/news/science-environment-68774195
D
2 yıl
Kuantum bilgisayar 14 bin deneyde hata yapmadı



Microsoft ve Quantinuum, yeni bir teknolojiyle kuantum bilgisayarların hatalarını en aza indirmeyi başardıklarını açıkladı. Araştırmacılar hata oranının 100 binde 1 olduğunu belirledi.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Kuantum bilgisayarlar, geleneksel bilgisayarlar karşısında hem performans hem de hız açısından büyük umut vaat ediyor. Ancak çok fazla hata yapmaları, yeni teknolojinin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.



Araştırmacılar genellikle gereğinden fazla kübit ekleyerek ve hata düzeltme teknikleri kullanarak bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor. Kuantum bit anlamına gelen kübitler, kuantum bilgisayarlardaki temel bilgi birimini ifade ediyor. Klasik bilgisayarlardaki 0 veya 1 gibi iki durumdan sadece birinde bulunabilen bitlerin aksine kübitler, aynı anda birden fazla durumda olabiliyor. Süperpozisyon denen bu olgu kuantum bilişiminin temelini oluşturuyor. 



Kübitlerin ortamdaki en ufak değişiklikte bile hata vermesi sorununu çözmek adına Microsoft, Quantinuum'un fiziksel kübitlerine kendi yazdığı bir hata düzeltme algoritmasını uygulayarak 30 fiziksel kübitten 4 kübit elde etti. Kübit sanallaştırma sistemi denen bu yöntemle araştırmacılar, kuantum bilgisayarda 14 bin deneyi hiçbir hata olmadan gerçekleştirdiklerini açıkladı. 



Bilim insanları yaptıkları diğer testlerle hata oranının 100 binde bir olduğunu tespit etti. 



Microsoft Stratejik Görevler ve Teknolojilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander, yaptığı açıklamada bunun, bugüne kadar elde ettikleri en iyi oran olduğunu söyledi: "Tek bir hata olmadan 14 binden fazla ayrı deney gerçekleştirdik. Bu, kayıtlardaki her şeyden 800 kat daha iyi bir oran."



Microsoft, teknolojiyi bulut bilişim müşterilerine gelecek aylarda sunmayı planladığını açıkladı.



Quantinuum'daki bilgisayar mühendisleri ve Microsoft'taki bilgisayar bilimcilerden oluşan ekip, çalışmalarını detaylandırdıkları makaleyi ön baskı sunucusu arXiv'de yayımladı.



Kuantum bilgisayarlar sağlık, çevre ve yapay zeka gibi çeşitli alanlarda büyük atılımların önünü açma potansiyeline sahip. Hem performans hem de hız açısından klasik bilgisayarların çok ötesine geçebilen bu teknoloji, mevcut bilgisayarlarla milyonlarca yıl sürecek bilimsel hesaplamaları mümkün kılabilir. 



Örneğin kimyasal reaksiyonların nasıl gerçekleştiğini modelleme potansiyeline sahip olan kuantum bilişimi, ilaç geliştirirken laboratuvarda reaksiyon gerçekleştirme ihtiyacını ortadan kaldırabilir.



 




Kaynak:https://www.reuters.com/technology/microsoft-quantinuum-claim-breakthrough-quantum-computing-2024-04-03/
D
2 yıl
Dünya\u0027dan 637 ışık yılı uzaktaki gezegende gökkuşağı görüldü



Dünya'dan 637 ışık yılı uzaktaki gezegende gökkuşağı görüldü. Gökkuşağına benzeyen "hale etkisi"nin belirtileri ilk kez bir ötegezegende tespit edildi.



Ayrıca Bkz.Geri viteste dünya rekoru kırıldı



Daha önce Dünya dışında sadece Venüs'te görülen hale etkisi, renkli ve eşmerkezli ışık halkalarının gökkuşağına benzer şekilde dizilmesini ifade ediyor. Bu durum, gezegenin etrafında döndüğü yıldızdan gelen ışığın, tamamen homojen bir maddeden oluşan bulutlar tarafından yansıtılmasıyla ortaya çıkıyor.



Araştırmacılar bu etkinin gerçekleştiğine dair sinyali, Dünya'dan 637 ışık yılı uzaktaki gaz devi WASP-76b'den aldı. 2013'te keşfedilen bu ötegezegen, Jüpiter'in yaklaşık 1,8 katı büyüklüğünde fakat onun yüzde 92'si kadar kütlesi var. 



Gezegenin her zaman yıldızına dönük olan gündüz tarafı 2 bin 400 santigrat dereceye ulaşan sıcaklıklara sahne oluyor. Bu sıcaklıkta demir buharlaştıktan sonra güçlü ve hızlı rüzgarlarla gezegenin daha soğuk olan gece tarafına taşınıyor ve burada damlacıklar halinde yoğunlaşmasıyla demir yağmuru yağıyor.



Avrupa Uzay Ajansı'nın Ötegezegen Tanımlama Uydusu (Characterizing Exoplanet Satellite / CHEOPS) tarafından yapılan bu gözlem doğrulandığı takdirde bu olgu Güneş Sistemi dışında ilk kez tespit edilmiş olacak. 2019'da görevine başlayan CHEOPS üç yıllık bir süre zarfında WASP-76b'yi 23 kez gözlemledi.



Astronomy & Astrophysics adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarlarından Olivier Demangeon ''Güneş sistemimiz dışında hiç hale gözlemlenmemesinin nedeni, bu olgunun çok özel koşullara ihtiyaç duyması. Her şeyden önce atmosferik parçacıklar neredeyse mükemmel bir şekilde küresel, tamamen homojen ve uzun süre boyunca gözlemlenebilecek kadar kararlı olmalı. Bu damlacıklar gezegenin ev sahibi yıldızı tarafından doğrudan aydınlatılmalı ve gözlemci (bu durumda CHEOPS) doğru konumda olmalı.



Hale etkisinin doğrulanması, mükemmel derecede küresel damlacıklardan meydana gelen bulutların en az üç yıldır var olduğunu veya kendilerini yenilediğini kanıtlar. Bu tür bulutların varlığını o kadar uzun süre devam ettirebilmeleri için atmosfer sıcaklığının da sabitliğini koruması gerekiyor.




Kaynak:https://www.space.com/hellish-exoplanet-rainbow-glory-effect-cheops
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.