| Arkadaşlar bilgisayarım sanki masaüstü gibi davranıyor. sanki hiç wireless card yokmuş gibi ne wifi buluyor, nede wifi simgesi oluşuyor. tamamen muamma durumu söz konusu ben sorunu gidermek için aç kapa yapıyorum, fakat bu çok sinir bozucu sorun donanımsal mı yazılımsal mı acaba şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederim. |
|
Beyler olayı baştan anlatacağım. Ev arkadaşım bi kızdan hoşlanıyordu bu kıza açıldı ama kız bunu tersledi,ben bu kızdan hiç hoşlanmazdım ama kızla muhabbetlerimiz bu reddedilme olayından sonra artmaya başladı başbaşa içmeye felan başladık bu beni beni hem dinledi hem akıl verdi,günler böyle devam etti ben bu kıza aşık olmaya başladım,bi gün eski sevgilim bana bi mesaj attı tam bir yıl önce birlikteydik (dediği gibiydi gecen sene o gün çıkmaya başlamıştık ve beni bırakıp gitti ülkesine) diye,bu mesajı o kızda gördü aldı elimden telefonu sanki ben konuşuyormuşum gibi konuştu onla ve bana hadi öğleden sonra derse girmeyelim sahile gidelim dedi moralım çok bozuktu sabahtan içmeye başladık ben biraz sarhoş oldum hem eski sevgilimi anlattım hem ağladım bunun dizinde bu kız hiç küfür etmezdi ama ben anlatırken eski sevgilime küfür ettiğini duydum neyse biz epey konuştuk burası biraz komik bana elini uzattı --%100 kankalık için elimi sıkar mısın -- dedi o an sarhoşluğu etkisi ile elimi uzattım tam tutacağım elini geri çekti sonra bende olayın farkına vardım elimi cebime soktum hayır sıkmam dedim niye ya falan dedi olmaz dedim. Neyse arkadaşlar ben bu kızı bi gün görmesem o gün yaşanmamış gibi geçiyor,geçen farketti onu sürekli haklı olsun yada olmasın korumaya başlamışım başka bi kız uyardı asıl mesele beyler vicdanım hiç rahat değil bu kız ev arkadaşımı reddettikten sonra çocuk 1.5-2 ay aşk acısı çekti kıza açılırsam ben bu çocuğun yüzüne nasıl bakarım açılmadığım her gün daha da artıyor acım ne yapacağım ben lütfen yardım edin eğer sıktıysam özür dilerim. |
|
Beyler ben 13/01/1995 doğumlu biriyim ve sözleşmeli er olmak istiyorum konu hakkında bilgisi olana biri varsa ona bi sorum olacak ben 178 boy 55 kiloyum kilo alabilirim ama bi kaç sorunum var gözlerim biraz bozuk 1.25 uzak göremiyorum ve küçük bi trafik kazası geçirdim bi kaç yara izi var ve yine küçük bi kesik iş kazası sorun olur mu ?
|
| Beyler geçen gece rüyamda atmden 20 lira para çekmeye çalışıyordum tam parayı almak üzere iken arkadaşım atmden kartı eliyle çekiyor ve hemen atm 20 lirayı geri çekiyor ve hesaptan da parayı çekmiş,ama işin ilginç tarafı ben uyandığımda bu olayın rüya değil bi önceki gün olan bi olay olarak hatırlıyordum çok sinirliydim 3-4 saat sonra aynaya baktığım zaman kendime geldim ve olayın bi rüya olduğunu anladım ve daha garip olan rüyamda yazıları okuyordum ve girdiğim şifre doğruydu |
|
Beyler ben hâlâ geçerli bi neden bulamadım böyle giderse Tipik dh konusu olan intihar ediyorum konu açıp intihar ederim Sizin amacınız ne ? |
|
İkitelli Radyasyon Kazası(08 Ocak 1999) Radikal Gazetesi 10 Ocak 1999 tarihli haberi. İnanılmaz bir vurdumduymazlıkla İkitelli'deki bir hurdacı dükkânına kadar düşen radyasyonlu maddeler, masum insanları ölümle yüz yüze getirirken, Türkiye'yi de 'nükleer felaket'le tanıştırdı. Türkiye'yi ilk kez nükleer tehlikeyle yüz yüze getiren İkitelli'deki radyasyon sızıntısının altından 'korkunç bir ihmal' çıktı. Birçok kişiyi ölümle yüz yüze getiren radyasyonun, kanser tedavisinde kullanılan bir radyoterapi cihazının güç kaynağından sızdığı belirlendi. Büyük titizlikle korunması gereken bu cihazların hurdacılara kadar düşmesi, Türkiye'nin ne büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyarken, İkitelli'de parçalanan kurşun blokların içinde bulunması gereken çekirdeğin de kayıp olduğu ortaya çıktı. Söz konusu cihaz, merkezi Ankara'da bulunan PİKER adlı şirket tarafından ABD'den ithal edildi. Kurşun blokların kullanım süresi dolduğunda, durumun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na (TAEK) bildirilmesi gerekiyordu. Ancak şirket bu prosedürü yerine getirmeyip blokları İstanbul'a gönderdi. Firmanın İstanbul'daki temsilcisi Bayram Çulha da bu blokları İkitelli'deki depolarına koydu. Daha sonra kendi depolarında yer kalmaması üzerine, bloklar, yan taraftaki Mustafa Söyleyici'ye ait depoya nakledildi. Aylar sonra Çulha'yı arayan Söyleyici depoyu boşaltacağını belirterek, malların geri alınmasını istedi. Ancak Çulha'nın yanıtı, "Sat gitsin" oldu. Bunun üzerine Söyleyici de kurşun blokları hurdacıya sattı. Türkiye'deki ilk nükleer felaket olarak da nitelendirilen olay hurdacı Naki ve İlyas Ilgaz kardeşlerin bir ay kadar önce İkitelli'deki bir işyerinden iki ayrı kurşun kaplı bloğu satın almasıyla başladı. İkişer ton ağırlığındaki blokları iş makinesiyle parçalayan iki kardeşin o günden itibaren sağlık şikayetleri hiç bitmedi. Defalarca doktora giden, ancak rahatsızlıklarına teşhis konulamayan iki kardeş, son olarak İkitelli'deki Özel Güneş Hastanesi'ne kusma ve bulantı şikayetiyle başvurdu. Kontrollerde iki hastanın radyoaktif madde temasına maruz kaldıkları belirlendi. Olayla ilgili olarak altı kişiyi gözaltına alan polis, PİKER firmasının İstanbul temsilcisi Bayram Çulha'nın arandığını açıkladı. Gözaltındaki Mustafa Söyleyici, Mustafa Seyhan, Burhan Eren, Semih Sonakın, Yaşar Işık ve Cevdet Salihoğlu'nun sorguları Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde sürüyor. Ilgaz kardeşlerin, İkitelli Keresteciler Sitesi'nin bitişiğinde bulunan hurda deposundaki kurşun bloklar dün TAEK yetkilileri tarafından özel kasalara konularak araştırma için TAEK'in Küçükçekmece'deki merkezine götürüldü. Ancak, kurşun blokun içinde olması gereken ve radyasyon yayan çekirdeğin, bloğun içinde bulunmadığı görüldü. TAEK uzmanları, mermi çekirdeği büyüklüğünde bir zırhın içinde bulunan çekirdeği, radyasyon dedektörleriyle akşam saatlerine kadar aramalarına karşın bulamadı. Arama çalışmaları bu sabah tekrar başlayacak. Habertürk Gazetesi 17 Mart 2011 tarihli haberi. Nükleer santralı olmayan Türkiye, İstanbul İkitelli’de 1999’da meydana gelen olayla “dünyanın en önemli 20 radyoaktif kazası” listesine girdi. Olayda 13 kişilik Ilgaz Ailesi, “hurda” diye atılan maddelerdeki radyasyona maruz kalmış, Hüseyin Ilgaz hayatını kaybetmişti. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun da, AİHM aşamasında tüm aileye tazminat ödediği ortaya çıktı. İkitelli’de hurdacılık yaparak hayatını kazanan 13 kişilik Ilgaz Ailesi’nin hayatı, Ocak 1999’da hurda diye satın aldıkları konteynerin içinden radyoaktif madde çıkmasıyla karardı. Murat Ilgaz’ın parmakları eridi, Hüseyin Ilgaz, 2004 yılında kansere yakalandı ve iki yıl önce 57 yaşında hayatını kaybetti. Radyasyona maruz kalan ailenin erkekleri, ancak tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olabildi. Olay tarihinde 6 aylık bir kızı olan Naki Ilgaz ise artık çocuk sahibi olamıyor. Kadınlar ise erken menopoza girdi. 16 yaşında olan Abdullah Ilgaz, amcası Hüseyin’i 2009 yılında kaybettikten sonra babası İlyas Ilgaz’ın İstanbul’u terk ettiğini ve bir köye yerleşerek hayvancılık yaptığını, ancak sıkıntılarının hiç bitmediğini anlattı. O dönemde aileden 5 kişinin yatarak tedavi gördüğünü söyleyen Abdullah Ilgaz, “Hurdayı eve getirip parçaladığımız dönemde 5 kişinin durumu ağırdı. Haseki Hastanesi tarafından kontrol altına alındık” diye konuştu. Babasını kaybeden Kenan Ilgaz ise şimdi tekstil işiyle uğraşıyor. Olay tarihinde 18 yaşında olduğunu söyleyen Kenan Ilgaz, “Babam Hüseyin Ilgaz’ı, 2009 yılı başında kaybettik. 2004’te kanser olmuştu. Çok acı çekti, aldığı maaş ve tazminatı tedavi masrafı olarak harcadı. Kişi başı 20, 80, 100 bin TL gibi rakamlarla tazminat aldık” dedi. İnanılmaz bir vurdumduymazlıkla İkitelli'deki bir hurdacı dükkânına kadar düşen radyasyonlu maddeler, masum insanları ölümle yüz yüze getirirken, Türkiye'yi de 'nükleer felaket'le tanıştırdı. Türkiye'yi ilk kez nükleer tehlikeyle yüz yüze getiren İkitelli'deki radyasyon sızıntısının altından 'korkunç bir ihmal' çıktı. Birçok kişiyi ölümle yüz yüze getiren radyasyonun, kanser tedavisinde kullanılan bir radyoterapi cihazının güç kaynağından sızdığı belirlendi. Büyük titizlikle korunması gereken bu cihazların hurdacılara kadar düşmesi, Türkiye'nin ne büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyarken, İkitelli'de parçalanan kurşun blokların içinde bulunması gereken çekirdeğin de kayıp olduğu ortaya çıktı. Söz konusu cihaz, merkezi Ankara'da bulunan PİKER adlı şirket tarafından ABD'den ithal edildi. Kurşun blokların kullanım süresi dolduğunda, durumun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na (TAEK) bildirilmesi gerekiyordu. Ancak şirket bu prosedürü yerine getirmeyip blokları İstanbul'a gönderdi. Firmanın İstanbul'daki temsilcisi Bayram Çulha da bu blokları İkitelli'deki depolarına koydu. Daha sonra kendi depolarında yer kalmaması üzerine, bloklar, yan taraftaki Mustafa Söyleyici'ye ait depoya nakledildi. Aylar sonra Çulha'yı arayan Söyleyici depoyu boşaltacağını belirterek, malların geri alınmasını istedi. Ancak Çulha'nın yanıtı, "Sat gitsin" oldu. Bunun üzerine Söyleyici de kurşun blokları hurdacıya sattı. Türkiye'deki ilk nükleer felaket olarak da nitelendirilen olay hurdacı Naki ve İlyas Ilgaz kardeşlerin bir ay kadar önce İkitelli'deki bir işyerinden iki ayrı kurşun kaplı bloğu satın almasıyla başladı. İkişer ton ağırlığındaki blokları iş makinesiyle parçalayan iki kardeşin o günden itibaren sağlık şikayetleri hiç bitmedi. Defalarca doktora giden, ancak rahatsızlıklarına teşhis konulamayan iki kardeş, son olarak İkitelli'deki Özel Güneş Hastanesi'ne kusma ve bulantı şikayetiyle başvurdu. Kontrollerde iki hastanın radyoaktif madde temasına maruz kaldıkları belirlendi. Olayla ilgili olarak altı kişiyi gözaltına alan polis, PİKER firmasının İstanbul temsilcisi Bayram Çulha'nın arandığını açıkladı. Gözaltındaki Mustafa Söyleyici, Mustafa Seyhan, Burhan Eren, Semih Sonakın, Yaşar Işık ve Cevdet Salihoğlu'nun sorguları Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde sürüyor. Ilgaz kardeşlerin, İkitelli Keresteciler Sitesi'nin bitişiğinde bulunan hurda deposundaki kurşun bloklar dün TAEK yetkilileri tarafından özel kasalara konularak araştırma için TAEK'in Küçükçekmece'deki merkezine götürüldü. Ancak, kurşun blokun içinde olması gereken ve radyasyon yayan çekirdeğin, bloğun içinde bulunmadığı görüldü. TAEK uzmanları, mermi çekirdeği büyüklüğünde bir zırhın içinde bulunan çekirdeği, radyasyon dedektörleriyle akşam saatlerine kadar aramalarına karşın bulamadı. Arama çalışmaları bu sabah tekrar başlayacak. Habertürk Gazetesi 17 Mart 2011 tarihli haberi. Nükleer santralı olmayan Türkiye, İstanbul İkitelli’de 1999’da meydana gelen olayla “dünyanın en önemli 20 radyoaktif kazası” listesine girdi. Olayda 13 kişilik Ilgaz Ailesi, “hurda” diye atılan maddelerdeki radyasyona maruz kalmış, Hüseyin Ilgaz hayatını kaybetmişti. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun da, AİHM aşamasında tüm aileye tazminat ödediği ortaya çıktı. İkitelli’de hurdacılık yaparak hayatını kazanan 13 kişilik Ilgaz Ailesi’nin hayatı, Ocak 1999’da hurda diye satın aldıkları konteynerin içinden radyoaktif madde çıkmasıyla karardı. Murat Ilgaz’ın parmakları eridi, Hüseyin Ilgaz, 2004 yılında kansere yakalandı ve iki yıl önce 57 yaşında hayatını kaybetti. Radyasyona maruz kalan ailenin erkekleri, ancak tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olabildi. Olay tarihinde 6 aylık bir kızı olan Naki Ilgaz ise artık çocuk sahibi olamıyor. Kadınlar ise erken menopoza girdi. 16 yaşında olan Abdullah Ilgaz, amcası Hüseyin’i 2009 yılında kaybettikten sonra babası İlyas Ilgaz’ın İstanbul’u terk ettiğini ve bir köye yerleşerek hayvancılık yaptığını, ancak sıkıntılarının hiç bitmediğini anlattı. O dönemde aileden 5 kişinin yatarak tedavi gördüğünü söyleyen Abdullah Ilgaz, “Hurdayı eve getirip parçaladığımız dönemde 5 kişinin durumu ağırdı. Haseki Hastanesi tarafından kontrol altına alındık” diye konuştu. Babasını kaybeden Kenan Ilgaz ise şimdi tekstil işiyle uğraşıyor. Olay tarihinde 18 yaşında olduğunu söyleyen Kenan Ilgaz, “Babam Hüseyin Ilgaz’ı, 2009 yılı başında kaybettik. 2004’te kanser olmuştu. Çok acı çekti, aldığı maaş ve tazminatı tedavi masrafı olarak harcadı. Kişi başı 20, 80, 100 bin TL gibi rakamlarla tazminat aldık” dedi. (Resimler Kaynak: International Atomic Energy Agency "The Radiological Accident in Istanbul", IAEA Publication No:1102, September 2000, Austria) |
|
Beyler geçen gün ilkokul arkadaşımdan facebookta arkadaşlık isteği aldım kabul ettim etmez olaydım bu kız bana yazmaya başladı slm nasılsın felan diye sonra kız konuyu uzatmayıp direk arkadaşlığımız hatrına diyip bende borç istedi çok şaşırdım yazdım ben ünivesite okuyorum felan diye bende ailemde kira parasını bekliyorum dedim bu teşekkür etti benim asıl takıldığım şaşırdığım arkadaşlığımızın hatrına gibi bi kelime kullanması oldu ilk okulda bu ve bunun arkadaşları benle dalga geçer beni küçük görür aralarına bile almazdı onların yüzünden içine kapanık bi çocukluk geçirdim şimdi 20 yaşındayım 8-9 yaşındaki arkadaşlıktan bahsediyo insanlar nasıl bu kadar düşebiliyor acaba |
|
Beyler teşebbüs eylem küfürlü görülmüştür veya başka izin verilmiyor cevirisi bu hic birşey anlamadım sorun bildirim ama < Resime gitmek için tıklayın > |
| Beyler hataylılar (kızları) ne yer ne içer nelerden hoşlanır neleri sevmez bilgisi olan var mı ? |
avucumun içini bi bıçak ile kestim basit bi kesik değil ete kadar yardı kendi imkanlarım ile kanamayı durdurdum tuz felan diktirmeye gitmeli miyim acile yarın sınavm var benim vaktimi çok harcarlar mı diktirirsem iz kalır mı ?