K

Çavuş
20 Aralık 2011
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme (?)
20 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
K
10 yıl
Acemiler Bakıcılar için ACİL YARDIM
Arkadaşlar merhaba ,
Öncelikle akvaryumun litresi yada ölçüleri konusunda tam bilgim Yok ,
7 adet Japon balığım vardı, 3 tanesi sırasıyla öldü , akvaryumda ısıtıcım ve iç filtre var sadece , dış motor yoktur,
Balıkların ölümleri benzer karın bölgeleri sanki çürümüş gibi duruyordu ya fazla yem yediklerinden yada dışlarını iç filtre tam temizleyemediği için yediklerinden dolayı ölmüş olabilir mi ?
Artık bıraksammı sürekli hayvanları öldürüyorum yazıl günah ,
Tavsiyeniz varmı ve Japon türünden sıkıldım dış motor olmadan yaşayan lepistes gibi ufak olmayan bir tür varmıdır Japon dışında Yok diyorlar lütfen yardım edin teşekkürler.
K
11 yıl
İPHONE 6 Mİ YOKSA 5S Mİ YORUMLARINIZ ÖNEMLİDİR !!


Merhaba arkadaşlar,

İsmim kerem, Acıbadem Sağlık Grubunda Çağrı merkezinde çalışıyorum, Şuanki telefonum General Mobile Discovery

yaklaşık 2 seneden beri kullanıyorum şuanda bir sıkıntısı yok yalnız teknoloji ilerledikçe beni kısıtlıyor. Sesim arada gitmiyor kasmalar v.s

ne durumda olğunu az çok tahmin edebilirsiniz,


Şimdi, Iphone almak istiyorum, benim tercihim 5s duruşu ve kişişel olarak üstten kapanması, tek el ile kavrayabilmem beni tav eden özellikleri,

Teknolojik açıdanda bakarsak genel olarak bana söylenen 4s gibi güncellemelerden dolayı 5s bitiricekler alma diyorlar,

Diğer konu maddi açıdan arada neredeyse 1000 tl oynama var 5s 1500tl ıphone6 2500 tl

Maddi açıdan benim durumumda, nakit olarak 5s'i kaldırabilir ama 6'da sıkıntı yaşayabilirim,

Kış aylarındayız masraf cok oluyor, ve şeçeneklerim şu şekilde,

1-DİREK NAKİT 5S ALMAK

2- 2 AY PARA BİTİRİP KENARA 700 TL KOYARAK ALMAK

3- İŞ YERİNDEN MAAS AVANSI CEKEREK O FAİZ 4 AY TAKSİTLE MAASIMDAN KESİLEREK ALMAK( MAAŞIMDAN 250 TL KESİLİR 4 AYDA BİTER)

4- BİRAZ DAHA PARA BİRİKTİRİP 6 ALMAK

5- TELEFONUN YETER DEĞİŞTİRME BOZULANANA KADAR KULLAN SONRA DEĞİŞTİR DİYENLER.


Yorumlarınızı bekliyorum,

Teşekkürler,

Saygılarımla.
K
12 yıl
KOSKOCA TURKIYEDE TTNET DISINDA NET YOKMU YARDIM !!!!
TTNETTEN İLLLAHLAH ETTİM YOK BOYLE BİŞEY KAPATICAM KOMPLE TTNETİ SINIRSIZ BASKA BİR FIRMAA YOKMU TAVSİYEE YARDIMMM LUTFEN ACILL
K
12 yıl
AVEAMI MI VODAFONE Mİ ACİLL YARDIMM
BUGÜN COK ACİL Bİ SEKILDE HAT DEGISTIRICEM. TURKCELL TAK ETTİ CANIMA ARTIKK. 21 YASIMIZA GELDIK KONTUR YOK.

VODAFONE VEYA AVEA FATURALI VEYA FATURASIZ GECIS YAPICAM. BİLGİLERİNİZ GEREK ARKADASLAR

TURKCELL HATTIM BABAMIN UZERINE KENDI UZERIME ALAMIYORUM DUNYANIN PARASI

FATURALI HATMI FATURASIZ HATMI? VODAFONE VEYA AVEA ACIL YARDIM
K
12 yıl
VODAFONE MU AVEAMI ACIL DURUM İCERI LUTFEN 2 SAAT SUREM VAR
BUGÜN COK ACİL Bİ SEKILDE HAT DEGISTIRICEM. TURKCELL TAK ETTİ CANIMA ARTIKK. 21 YASIMIZA GELDIK KONTUR YOK.

VODAFONE VEYA AVEA FATURALI VEYA FATURASIZ GECIS YAPICAM. BİLGİLERİNİZ GEREK ARKADASLAR

TURKCELL HATTIM BABAMIN UZERINE KENDI UZERIME ALAMIYORUM DUNYANIN PARASI

FATURALI HATMI FATURASIZ HATMI? VODAFONE VEYA AVEA ACIL YARDIM
K
12 yıl
600 650 TL ARASI ANDROİD TELEFON ACİL TAVSİYE
650 tl ye alabilcegim en iyi android telefon hangisi tavsiyeleriniz için tesekkürler
K
12 yıl
COKKK ACİLL NOTEBOKK MAXİMUM 1300 TL ACİLLL
1300 tlye alabilcegimm en iyi laptop sizce hangisi acil yardımınıza ihtiyacım var
K
13 yıl
1000 TL VE 1300 TL ARASI LAPTOP TAVSİYE ACİL
Arkadaşlar mrb tam olarak 5 günüm var laptop alabilmem için bütçem 1000 tl diye yola cıktım fakat biraz daha cıkarak iyisini alma yönünde fikirler aldımm ve 1,300 tl kadar cıkabilirim.Ekran kartının paylaşımlı olmasını istemiyorumm.ve celeron sakın alma dendi. tavsiyelerinizi bekliyorum tesekkürler
K
14 yıl
SURİYE NASIL KARIŞTI (BİLGİLENELİM)
Öncelikle bu konulara fazla rehabet yok fakat günümüzde olup bitenleri bilmemiz gerekir bu konuyu bilmeyen çok kişi olduğunu düşünerekten açtım
Teşekkürler


29 Mayıs 1949. Gece yarısından az sonra. Başkentin dış dünyayla tüm iletişimi kesildi. Askerler bakanları tutukladı, radyo binası ve karakollara el koydu.

Başkan Şükrü el Kuvvetli’nin sarayında nöbetteki tek korumanın silahı alındı.
Sinirden kuduran el Kuvvetli pijamalarıyla odasından fırlayıp askerlere hesap sordu.
Karşısındaki subay önce asker selamı verdi sonra tutuklama emrini okudu.

Daha 8 yıl önce rüşvet almaktan hapse atılan Hüsnü es-Zaim yönetime el koymuştu.
İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ilk darbe tek el silah atılmadan tamamlanmış olur.
O sırada Amerikan Elçiliği’nde büyük ihtimalle şampanyalar patlatılıyordu.

Amerikalılar Başkan El Kuvvetli’den nefret ediyordu. ABD’nin sponsorluğunda Suudi Arabistan’dan Lübnan’a giden petrol boru hattını bloke etmiş, İsrail ile anlaşmayı reddetmiş ve komünist partiye izin vermişti.
Soğuk Savaş yaklaşıyordu ve ABD Başkanı Truman, Ortadoğu’yu bir savaş alanı olarak görüyordu.

İki yıl önce kurulan CIA’nın Şam’daki adamı Miles Copeland rejimi değiştirecekti.
Zaim darbeden önce en az altı kez CIA yetkileleriyle buluşmuş ve darbe planlarını anlatmıştı.


Zaim, ABD’den askeri, maddi yardım ve kendisi iktidarı ele geçirirken Amerikan ajanlarının kaos yaratmasını istemişti.
Miles Copeland anılarını yazdığında darbeyi planladığını ve yönettiğini iddia etti.
Ortadoğu’da aynı dönemde görevli olan CIA ajanları doğruluyor.


Ancak herkes hemfikir değil. Dönemin büyükelçisi ABD’nin rolü olmadığını söylemişti.
Eğer CIA’nın darbede gerçekten rolü varsa Suriye teşkilatın tarihindeki ilk darbe olarak tarihe geçmiş oluyor.

Zaim göreve gelir gelmez ABD’yi mutlu edecek adımlar attı. Petrol boru hattına onay verdi, İsrail ile görüşmelere başladı solcu muhalifleri topladı.
Ancak meclisi dağıtmak ve düşmanlarını hapse tıkmak desteğini azalttı.
Göreve geldikten yalnızca 5 ay sonra bu kez Sami el-Hinnavi adında bir asker Zaim’i üzerinde pijamalarıyla öldürttü.


Amerikalı diplomat Deane Hinton, memnun değildi.
Haklıydı. Zaim devrildikten 4 ay sonra Edip Çiçekli iktidara el koydu.

Bundan sonra 20 yıl boyunca ülkede karmaşa dinmedi. İstikrarsızlık yayıldı Irak, İran ve Mısır’da darbeler yaşandı.

1954 : Edip Çiçekli , komünistler, baaş partisi ve asker koalisyon tarafından devredildi

1955 : Seçimlerde Zaim'in devirdiği el kuvvetli iktidara döndü.Suriye SSCB etkisine girdi.CIA Direktörü Allen Dulles gelişmelerden hoşnut değildi.

1957 : Plan Hazırlandı.ABD Howard 'Rocky' Stoune 'u darbeyi planlamak ve uygulamak üzere Şam 'a Gönderdi.Ancak Stone'un
darbeye destek vermesi için rüşvet verdiği askerler parayı aldıktan sonra onu ihbar edince ajan tutuklanıp işfa edildi ve sınırdışı edildi.

1958 : Batının oyunlarından sıkılan Suriye Destek İçin Mısır 'a döndü.Mısır Lideri Cemal Abdül Nasır'ın yönettiği ABD karşıtı bir birlik hükümeti kuruldu.

1961 : Suriye ve Mısır arasındaki ardı ardına gelen darbelere bozuldu.

1963 : Solcu Askerler ve Baas Partisi kanlı bir darbeyle iktidarı ele geçirdi.

1966 : Baas Partisi'nden daha genç bir grup eskileri devirerek iktidara geldi.

1970 : Ordu Kendi İçinde Son Kez darbe yaptı.Hafız Esad Baas Partisi'nin solcu kanadını temizledi.

Hafız Esad, Suriye’yi 30 yıl yönetti. Darbe ve ayaklanmalar atlattı.
2000 yılında öldüğünde yönetimi oğlu Beşar’a devretti.

Suriye’de bugün muhalefet bir yılı aşkın süredir Beşar’ı devirmek için mücadele veriyor

Beşar Esad kendi şehirlerini kuşatma altına alıp şiddet uygulayarak rejimini korumaya çalışıyor. Peki iktidarı bu krizi aşacak mı?
Eğer Esad devrilirse ne olacak? 1949 yılındaki darbe hem Suriye hem de Ortadoğu’ya bir jenerasyon devam eden istikrarsızlık getirmişti.

Humus ve İdlib sokaklarında mücadele eden isyancılar Esad ailesinin hakimiyetine son vererecek parti temelli bir demokrasi kurmak istiyor. Ancak bu ülke yarım yüzyıldır böyle bir politik sistem içinde yaşamadı.
Suriye kendi geçmişinin hayaletlerinden kurtulmayı başaracak mı?
K
14 yıl
Çanakkale Savaşı\u0027ının Bilinmeyenleri (ANA KONU)GÜNCEL!
Konu Açılışını ben yapim teşekkürler.

Liman Paşa, Anzakları yanlış yerde bekledi

History Channel’da yayınlanan bir belgesele göre Çanakkale Savaşı sırasında Anzakları “yanlış yerde” bekleyen Liman Von Sanders Paşa’yı, 17 Nisan 1915’te karaya oturan bir denizaltıdan çıkan İngiliz casus yanıltmış. Savaş, çıkarma noktasını doğru tahmin eden Mustafa Kemal’in kritik müdahalesiyle kazanılmıştı.

Çanakkale Boğazı’nı İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan dünyanın en güçlü donanmasıyla geçmeye çalışan İtilaf devletleri, 18 Mart 1915’te Türklerin olağanüstü savunması sonucu üç zırhlılarını kaybedince bundan vazgeçtiler. Nisanda karaya çıkarma yapma kararı verdiler.



50-60 bin Osmanlı askeri

Çanakkale cephesini koruyan 5. Ordu’nun başında, Osmanlı İmparatorluğu ile müttefik olan Almanya’dan General Liman Von Sanders vardı. Liman Paşa’nın komutasında 50-60 bin kadar Osmanlı askeri bulunuyordu.


80-90 bin İtilaf askeri

İngiltere’nin Avustralya ve Yeni Zelanda (Anzak) gibi sömürgelerinden getirdiği askerlerle takviye ettiği çıkarma birlikleri ise 80-90 bin kişiydi. Bu yüzden Liman Paşa'nın çıkarmada “ağırlık noktasını” önceden iyi tahmin etmesi gerekiyordu. 80 km’lik kıyı şeridinde çıkarma yapılabilecek çok sayıda kumsal vardı.



Liman Paşa 'Saros' dedi ama...

Liman Paşa, düşmanın Saros Körfezi’ne çıkarma yapacağını düşünüyordu. 19. Tümen’in başındaki Yarbay Mustafa Kemal ise düşmanın kendi bulunduğu Conkbayırı yakınlarında, Arıburnu ve Kabatepe’ye çıkarma yapacağı görüşündeydi. Mustafa Kemal haklı çıktı. Hatta düşmanın ilk avcı kollarının 261 rakımlı tepeye yaklaştığını, Mustafa Kemal bizzat keşfetti.



Mustafa Kemal Conkbayırı'nda karşıladı

Mustafa Kemal’in çıkarmanın ilk günü olan 25 Nisan sabahı Conkbayırı’nda mühimmatsız kalan askerlerine “ölmeyi emrederek” süngülerle yaptırdığı karşı taarruz sayesinde Anzak askerlerini durdurması, Çanakkale Savaşı’nın kaderini değiştirdi. Peki, Liman Paşa neden Saros’u savunmakta ısrar etmişti?



History Channel'da yeni belgesel

Bu sorunun yanıtı, geçen hafta History Channel’da yayınlanan, Wain Fimeri’nin yönettiği yeni bir belgeselle ortaya çıktı. Belgesel, Hugh Dolan’ın 2010 tarihli “Yukarıdan Gelibolu” adlı kitabının, pek bilinmeyen bir bölümünden uyarlandı.




Denizaltı karaya oturunca

Belgesel, o dönem İngiltere’nin Çanakkale Konsolosluğu’nda konsolos yardımcısı olarak görev yapan Clarence Palmer’a odaklanıyor. Türk savunması 18 Mart’ta “deniz savaşını” kazanınca, İngilizler mayınlanmış Çanakkale sularına bir denizaltı göndermişti. Bu denizaltı 17 Nisan’da karaya oturdu. Türk askerlerinin esir aldığı mürettebattaki üniformasız tek kişi Palmer’dı.



Çıkarma planını Türklere verdi

Palmer aslen bir ajandı. İyi Türkçe biliyordu. Belgeseldeki ifadeyle, James Bond’u andırıyordu. Yıllardır “balığa” veya “pikniğe” gittiğini söyleyip Çanakkale’deki Türk savunma hatlarının haritasını çıkarmıştı. Savaş çıkınca İngiltere’ye kaçmış, ordusuna kılavuzluk etmek için denizaltıyla geri dönmüştü. Kendisini esir eden Türk askerleri “idam edilebileceğinden” bahsedince, “İngilizlerin çıkarma yapacakları yerleri size gösterebilirim” diyerek paçayı kurtardı.




Liman Paşa inandı, Mustafa Kemal savundu

Belgeseldeki iddiaya göre Palmer tüm çıkarma planlarını Türk tarafına verdi. Aslında hâlâ ülkesine bağlıydı. Zira iddiasına göre çıkarma Saros Körfezi’ne yapılacaktı. Liman von Sanders işte bu “istihbarata” inanıp birliklerini Saros’ta tuttu. Sonuçta belki de Palmer’ın yanıltması yüzünden Türkler, İtilaf devletlerini Arıburnu kumsallarında değil, ancak yarımadanın iç kesimlerindeki tepelerde durdurabildi.



Madalya bile aldı

Palmer’ın verdiği yanlış bilgi iki tarafın da kayıplarının artmasına, savaşın uzamasına neden olsa da, İngiliz ajan-diplomat savaş sonrası Türkiye’deki esir kampından salıverildi, hatta hayatını kaybettiği 1936’ya kadar İngiliz Dışişleri’nde görev yapmayı sürdürdü. Denizaltı görevi sayesinde madalya bile aldı.

ÇANAKKALE SAVASININ BİLİNMEYENLERİ

Aç ve perişan halkın dişinden tırnağından artırarak devletine kazandırmak istediği ve parası peşin ödenmiş iki savaş gemimize İngilizlerin göz göre el koyduğunu, tüm ültimatomlarımıza rağmen paramızı geri ödemediklerini ve bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Çanakkale’ye yolladıklarını



Enver Paşa’nın Alman hayranlığının bize 500 bin vatan evladına ve bir imparatorluğun tasfiyesine neden olduğunu, Almanlarla yapılan gizli anlaşmanın kabinedeki bakanlardan bile gizlendiğini, aradan yüz yıl
geçmesine rağmen yabancı hayranlığı hastalığımızın geçmediğini, sadece hayran olunanların değiştiğini



Sultan Abdülhamid’in olayları kırk yıl önceden görerek Çanakkale’deki tabyaları güçlendirdiğini ve elden geçirdiğini, Bazı yeni tabyaları inşa ettirdiğini, O’nun yaptığı çalışmaların belki de savaşın seyrini değiştirdiğini


İngilizlerin daha savaş ilan edilmeden Seddülbahir’i bombaladıklarını ve 86 şehit verdiğimizi

Avustralya’nın ve Yeni Zelanda’nın gençlerinin “Avrupa’yı Almanlardan kurtarmak ve Avrupa’nın özgür kalmasını sağlamak” propagandasıyla toplandığını, Bu gençlerin daha önce Gelibolu denilen yerin adını bile duymadıklarını


İkinci çıkarma için savaşa giden bir Avustralya askerine nereye gittiğini soran bir yaşlı adama “Türkler buraya gelip yerleşecekler, onları öldürmeye gidiyoruz” dediğini, bu söz üzerine yaşlı adamın binlerce kilometrekarelik çöle doğru baktığını ve “Eee gelsinler ne olacak ki burada yer çok” dediğini

Padişahın “Cihad” ilanını duyan ve Avustralya’da yaşayan iki zenci müslümanın, Türklerle savaşa giden birliğe ateş açtığını ve orada şehit edildiklerini, Orada bulunan ve olayı yaşayan Avustralyalıların bu olayın nedenini uzun süre anlayamadıklarını


İngiliz-Fransız donanmasının Gelibolu öncesi 200 yıldır hiç yenilmediğini, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi donanması olarak bilindiğini, bu donanmanın bayraklarını gören Türklerin topukları yağlayıp kaçacaklarını düşündüklerini, daha da trajik olanı bu düşünceye saplantı derecesinde inandıklarını



İngiliz-Fransız donanmasının seksen parça gemiyle boğaza saldırdığını, gemilerden birinin adının “Agamemnon” olduğunu, Agamemnon’un binlerce yıl önce Truva’ya saldıran Yunan ordusunun kalleşçe yöntemler kullanan komutanının adı olduğunu


Agamemnon’un yaşadığı topraklarda doğmasına rağmen kanının son damlasına kadar Türk olan ve kendisini Anadolulu hisseden Mustafa KEMAL’in Çanakkale zaferi sonrası öldürülen Truva kahramanını “Hektor’un İntikamını Aldık” diyerek unutmadığımızı ve Truvalıların bizim için ne anlama geldiğini en güzel şekilde ifade ettiğini



İngilizlerin sabah saatlerinde girdikleri boğazı ellerini kollarını sallayarak, canlarının istediği her yeri bombalayarak geçebileceklerini zannettiklerini, Akşam beş çayını Marmara denizinin ortasında içmeyi planladıklarını, İstanbul üzerine bahisler kurduklarını


Şair deyince insanların aklına terbiye, iman ve insanlık sahibi yüce kişiliklerin geldiği (Mehmet Akif ERSOY gibi), İngiliz şairlerin de –hem de yüksek ideallerle- savaşa katıldığını, bu ideallerini günlüklerinde “Lokum ve halıları yağmalamak, Ayasofya’nın çinilerini sökmek, İstanbul’un en güzel lokantalarında balık yemek” olarak yazdıklarını


Yüzlerce yıl Osmanlının ekmeğini yemiş olan ve Osmanlıdan sadece saygı ve hoşgörü görmüş olan gayr-i müslimlerin, İngiliz-Fransız donanmasının gelmekte olduğunu haber alınca İstanbul’da sevinç gösterileri yaptığını


Bu tehlikeli gelişmeler karşısında devleti yönetenlerin başkenti Eskişehir’e taşımayı düşündüğünü, hatta gerekli binaların ayarlandığını, gitmesi için teklif götürülen devrik Sultan Abdülhamid’in bu teklife şiddetle karşı çıktığını, “Biz İstanbul’u alırken Bizans İmparatoru kanının son damlasına kadar savaştı ve öldü Ben ondan daha mı az şerefliyim! Gelirlerse burada savaşır ve ölürüz” dediğini, bu sözler üzerine payitahtın utandığını ve İstanbul’da kalmaya karar verdiğini, Direkten dönen bu düşüncesizliğin belki de askerimiz üzerinde korkunç bir moral çöküntü yaratmış olabileceğini


Osmanlı Devletinin elinde sadece 26 deniz mayını kaldığını, Nusret (Yardım) gemimizin kaptanının (Tophaneli Hakkı Binbaşı ) mayınları nereye ve ne zaman bırakması gerektiğini bir gece önce rüyasında bir yüce kişi tarafından kendisine bildirildiğini, Bu mayınların hiç akla gelmeyecek biçimde Ertuğrul koyunda kıyıya paralel olarak döküldüğünü, İngilizlerin boğazı defalarca dikine kontrol etmelerine rağmen bu mayınları tespit
edemediklerini çünkü Nusret’in bu mayınları son mayın kontrolünden sonra sabaha karşı bıraktığını


Donanma boğazı geçmeye başladığında düşük top menzilli Fransız gemilerinin taktik gereği tabyalarımızı şaşırtmak için öncü atışlar yaptıklarını daha sonra arkalarından gelen uzun menzilli İngiliz gemilerine yol açmak için kenara kaydıkları Bu kayma esnasında kıyıya paralel yerleştirilen mayınlara çarptıklarını, büyük bir panik yaşandığını, ortalığın karıştığını, gemilerin birbirine girdiğini, 200 yıldır yenilmeyen dünyanın
en büyük donanmasının iki saatte dağıldığını Türklerin batan düşman gemilerindeki savunmasız askerlere ateş etmeyi bıraktıklarını ve diğer gemilere ateş ettiklerini Bunu gören İngiliz komutanlarının –muhtemelen kendileri tersini yapmış olacakları için- olaya bir anlam veremediklerini Her fırsatta bize insan hakları, medeniyet, modernite tokatları patlatanların o gün aldıkları bu insanlık dersi karşısında şok geçirdiklerini


Edremitli Seyit Onbaşının, Topun ağzına mermi süren vinç tesisatı bombardımanda kullanılamaz hale gelince “Ya Allah Bismillah” diyerek üç tane 275 kiloluk mermiyi tek başına arka arkaya kaldırarak yatağa sürdüğünü ve ateşlediğini, bu işlemi yapabilmesi için her defasına üç basamaklı metal bir merdivenden çıkması gerektiğini, üçüncü atışta İngilizlerin “Ocean” zırhlısının dümenini parçaladığını, dümeni kırılan “Ocean”ın sarhoş bir serseri gibi mayınlara sürüklendiğini bir mayına çarparak havaya uçtuğunu ve yirmi dakika içinde battığını


Bu olayın ertesinde bölük komutanının Seyit Onbaşıyı çağırttığını, aynı mermiyi kaldırmasını istediğini ancak Seyit Onbaşının bunu başaramadığını Bunun üzerine Komutanın “Bu merminin tahtadan bir maketini getirsinler, Bu yiğidin fotoğrafını çeksinler” diye emir verdiğini, Bu fotoğrafın hepimizin çok iyi bildiği ve Seyit Onbaşının günümüze ulaşan tek fotoğrafı olduğunu



Cumhuriyet kurulduktan çok sonra Mustafa KEMAL’in Edremit’i ziyareti sırasında Seyit Onbaşıyı sorduğunu ve Kaymakam dahil kimsenin bilmediğini Kaymakamın Seyit Onbaşı’yı Mustafa KEMAL’in huzuruna çıkarmadan önce kılığını beğenmeyip, tıraş ettirip takım elbise giydirdiğini, bu olayın Mustafa KEMAL’i derinden yaraladığını Kaymakam dahil orada bulunan herkesi azarladığını Seyit Onbaşının ölene kadar ormancılık yaparak sefalet içinde perişan yaşadığını



Nusret Mayın gemisinin yakın zamana kadar Mersin’de demirli olduğunu ve ömrü dolduğu için jilet yapılmasının planlandığını, sırf bu ihtimalin bile Türk Milleti adına yüz kızartıcı bir utanç levhası olarak kalacağını, birkaç vatanseverin çırpınışıyla şimdilik bu olayın durdurulduğunu



İngilizlerin 18 Mart faciasının suçlusu olarak mayın taramacıları sorumlu tuttuğunu, Hepsinin kurşuna dizdirildiğini, savaş bittikten yıllar sonra her iki ordu arşivleri açıklanıp gerçekler öğrenilince bu askerlerin ailelerinden özür dilendiğini, tazminat ödendiğini, iade-i itibar yapıldığını ve şerefli birer asker olarak öldüklerini ilan ettiklerini



İngiliz-Fransız ortaklığının boğazı donanmayla geçemeyeceklerini anlayınca onlara geçit vermeyen Türk topçularını arkadan ele geçirerek temizlemek için çıkarma harekatı yapmaya karar verdiklerini, bunun için Mısır’da piramitlerin dibinde, sömürgelerinden getirdikleri on binlerce askeri toplayıp “Nasıl olsa orada Türklerle işimiz çok kolay olacak” diyerek bu askerlere baştan savma bir eğitim verdiklerini, Burada toplanan askerlerin 16 farklı ülkeden geldiğini, Aralarında Müslümanların bile olduğunu, daha sonra bu askerlerin savaş esnasında kandırıldıklarını anlayıp taraf değiştirdiklerini, Burada toplanan askerlerin büyük çoğunluğunun çapulcular gibi davrandığını, kahire sokaklarında yapmadıkları rezilliğin kalmadığını


Mısırda toplanan askerlerin kayıtlarını tutan bir katibin sürekli “Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu Birliği” yazmaktan sıkıldığını pratik bir çözüm olarak bu kelimelerin baş
harflerini alarak ANZAC kısaltmasını bulduğunu, bu kısaltmanın dünya tarihine geçtiğini



İngilizlerin çıkarma harekatını ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını, akıntı ve hava durumu dahil yaptıkları hiçbir hesabın tutmadığını, aralıklarla çıkmaları gereken geniş kumsala değil, dar bir koya ve kalabalık bir şekilde çıkmak zorunda kaldıklarını, karşılarında ise Ezineli Yahya Çavuş ve 62 kişilik takımı dışında hiçbir birliğimizin olmadığını



Türk ordusunun başındaki Alman Liman Von Sanders Paşa’nın çıkarma beklenen bölgeleri kasıtlı olarak yanlış hesapladığı, İngilizleri ve Türkleri olabildiğince birbirine kırdırarak İngilizlerin dikkatini bu bölgeye çekmeyi, bu sayede Avrupa’da savaşan Alman askerlerinin karşısında daha zayıf bir askeri güç olmasını ve Alman birliklerini rahatlatmayı amaçladığını, bu gizli hesabın her iki taraftan da 500 bin cana mal
olduğunu, bunun ispatlanamamış bir iddia olduğunu, Tüm savaş boyunca Liman Paşanın hiçbir askeri tahmininin tutmadığını, aradan yüz yıl geçmesine rağmen bu şüphenin hala kafaları kemirdiğini


Çanakkale savaşlarındaki en büyük askeri dehaların Mustafa KEMAL ve Esat Paşa olduğunu, düşmanın her hamlesini doğru tahmin ettiklerini, yaptıkları kritik hamleler ve aldıkları cesur kararlarla savaşın seyrini değiştirdiklerini, gelişen olaylar neticesinde askerlerinin de yüksek güvenini ve hayranlıklarını kazandıklarını, bir işaretleriyle emrindekilerin hiç düşünmeden ölüme koştuklarını İngiliz ve Fransız Kurmaylarının bu kadar zor şartlarda çarpışan Türk ordusunun bu kadar akıllıca sevk ve idare edilebilmesine anlayamadıklarını, Zaten onların tüm savaş boyunca olan biten hiçbir şeyi anlayamadıklarını



Çıkarma beklenmediği için küçük bir takımdan başka hiçbir askeri birliğin bulunmadığı koya çıkan 4000 İngiliz askerine Yahya Çavuş ve arkadaşlarının eski tip piyade tüfekleriyle 18 saat boyunca karşı koyduğunu, mermi israfı yapmamak için asla tek dolaşan hedeflere ateş edilmediğini, neredeyse
hiçbir mermi israfının yapılmadığını, adamların orada çakılı kaldığını, bir santimetre ilerleyemediklerini, takım komutanlarının üstlerine telsizlerinden verdikleri raporlarda karşılarında kalabalık bir makineli
tüfek (!) birliğinin bulunduğunu bildirdiklerini, dışarıdaki kıyımı gören İngiliz askerlerinin çıkmak istemediklerini bunun üzerine komutanlarının onlara arkalarında ateş ederek zorla savaşmaya gönderdiklerini Havadan savaşın seyrini takip etmekle görevli bir İngiliz pırpır uçağının pilotunun kıyıdan 50 m kadar açığa kadar denizin kıpkırmızı kan ile dolduğunu gördüğünü, bunun hayatında gördüğü en korkunç şey olduğunu söylediğini ve muhtemelen aklını oynattığını


Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının hepsinin orada şehit olduğunu Bu çarpışma ve şehadetin belki de savaşı kurtardığını, bu bölgeye çıkarma yapıldığını haber alan diğer birliklerin bölgeye yetişmesi için gereken zamanın kanla kazanıldığını


Bir bölgeye çıkarma yapan 2000 kişilik İngiliz ve Fransız bölüğünün o bölgede bulunan selvi ağaçlarını Türk birliği sandıklarını, hepsinin kaçarak bölgeyi terk ettiklerini, bu olayın yıllar sonra kendi raporlarından ve yazılı kaynaklarından öğrendiğimizi, kimsenin nasıl olup ta 2000 kişinin aynı anda hayaller gördüğünü açıklayamadığını


Tüm çıkarma harekatı boyunca İngilizlerin yılan gibi sinsice davranmaya çalıştıklarını, Başta Anzak birlikleri olmak üzere diğer tüm sömürge askerlerini hep kendilerine kalkan olarak kullandıklarını Ölümün kesin olduğu taarruzlarda öncü siper birlikleri olarak hep bu askerlerin kullanıldığını Mel GIBSON’un gençlik yıllarında başrol oynadığı “Gallipoli” adlı sinema filminde bu konuya inceden göndermeler yapıldığını



İngilizlerin tüm savaş boyunca hata üstüne hata yaptıklarını, aptalca kararlar aldıklarını, emir-komuta zincirlerinde sürekli kopukluklar olduğunu, verilen önemli emirlerin asla yerine ulaşmadığını, kimden geldiği belli olmayan emirlerle önemli stratejik hatalar yaptıklarını, mevzi ve can kaybının bu nedenle çok artığını, İngiliz savaş kaynaklarında, askerlerin anılarında ve araştırma eserlerinde bunun gibi yüzlerce olay yaşandığını


Gelibolu siper savaşlarının tarihin gördüğü en acıklı savaş olduğunu, on binlerce askerin savaştığı düşman askerini bir kere bile göremeden can verdiğini, İngilizlerin tokat üstüne tokat yedikçe Türk siperlerine kurşun yağdırır gibi bombalar yağdırdıklarını, kolların bacakların havalarda uçtuğunu, yerin altının ve üstünün sürekli yer değiştirdiğini, her defasına “Tamam bu sefer canlı Türk bırakmadık” diyerek saldırıya geçtiklerini, her defasında Allah’tan başka



Savaş istatistiklerine göre bir m2’ye 6000 mermi düştüğünü, bu oranın dünya savaş tarihinin en yüksek oranı olduğunu Havada iki merminin çarpışma ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu, bu çarpışan mermilerden Çanakkale’de onlarca bulunduğunu Savaş Gazilerinin “Cehennem diye bir yer vardır
Biz orayı gördük” dediklerini



Galatasaray Sultanisi (Lisesi) öğrencilerinin okul sıralarını bırakarak cepheye koştuklarını, 15-16 yaşlarındaki bu fidanların hepsinin tek bir saldırıda İngiliz makinelisi ile biçildiğini, Olayı gören bir Türk askerinin yıllarca ağzını bıçak açmadığını ve ne zaman Çanakkale’den bahsedilse hüngür hüngür ağladığını


Darü’l Fünun’un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç mezun vermediğini


Gömülemeyen ölülerin on binleri bulduğunu, ortalığın kokundan ve sineklerden geçilmediği, domuzun bile yaşamayacağı şartlarda askerlerin savaştığını, ilk ateşkesin dostluk gösterisi değil, şartların her iki taraf için de artık kaldırılamayacak kadar ağırlaştığı için zorunlu olarak alındığını İki tarafın askerlerinin o gün arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerine cigara, yiyecek ve tespih, yüzük, rütbe gibi ufak tefek hediyeler
verdiklerini, bu manzarayı gören bir Türk Subayının “gören insanın zalimleşeceğini, bir zaliminde insanlaşacağını” ifade ettiğini



Ortalığı basan sinekler yüzünden hiçbir yiyecek maddesinin birkaç tane sinek yutmadan yenilemeyeceğini, Salgın hastalıkların da savaş kadar can aldığını, bir İngiliz askerinin hasta arkadaşını büyük abdestini yapmak için tuvalet çukuruna girerken gördüğünü, oradan çıkmayınca çukura koştuğunu, hasta askerin bayılarak pisliklere batmış olduğunu, arkadaşlarının ise onu yukarı çekemeyecek kadar güçsüz kalmış olduklarını, bu hasta askerin kendi pisliğinde boğularak can verdiğini Çanakkale savaşlarına daha önce hiç bilinmeyen zeka ürünü hileler ve aldatmacalara başvurulduğunu, Türklerin soba borularından top bataryaları yaptığını ve bu şaşırtmacanın işimize çok yaradığını, askerlerin Tahta düzenekler yaparak siperden hiç çıkmadan tüfek atışı yapabildiklerini, bomba fırlatan düzenekler yapıldığını, İngilizlerin Türk topçusunu yanıltmak ve zaten az olan mühimmatı boşa harcatmak için tahtadan kocaman gemiler inşa edip yüzdürdüklerini Toprağın altında bile savaş olduğunu, her iki tarafın tüneller açarak düşman siperlerinin altına kadar gelip patlayıcı yerleştirdiklerini, bu şekilde iki tarafın da çok kayıp verdiğini


İkinci çıkarmadan önce İngilizlerin komutanlarını değiştirdiğini, yeni gelen Sopford’un emekli bir asker olduğunu, çıkarma yapıldıktan sonra uzun zamandır Gelibolu’da bulunan tüm subay kadrosunun şiddetli itirazlarına ve “Hemen şimdi saldırırsak Türkleri arkadan çevirip bu işi bitiririz, bu tepeler bomboş” önerilerine karşın büyük bir aptallık yaparak “Yoldan geldik yorgunuz Bugün dinlenelim, yarın rahat rahat savaşırız” diyerek askerlerine dinlenme emrini verdiğini, çıkarma yapan askerlerin bomboş tepeler önünde gün boyu denize girerek eğlendiğini, mangal yaparak keyif yaptığını


Bu sırada çıkarmayı haber alan Esat Paşa’nın Yarımadanın öbür ucunda bulunan birliğe düşmanı karşılama emrini verdiğini, bu komutanın ise “Askerlerim günlerdir uykusuz ve yorgun Bu şartlar altında yarımadayı yürüyerek geçemeyiz” itirazını anında o subayı görevden alarak cevaplandırdığını, yerine Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa KEMAL’i görevlendirdiğini, aç, yorgun ve sefil Mehmetlerin Mustafa KEMAL’in arkasından 20 saat yürüdüğünü, bu sırada İngiliz askerlerinin kıyıda mangal ve piknik yaparak dinlendiklerini, bu iki zıt ve mantıksız şartları yaşan birliklerin sabah güneşinde karşılaştıklarını, Türk askerinin mermiyle, mermi bitince süngüyle ve daha sonra kendini uçurumdan aşağı atarak vatan toprağına yapılan son saldırıyı da durdurduğunu, Conkbayırı’nın 24 saat içinde 7 kere el değiştirdiğini, bunun bir savaş değil, boğuşma olduğunu, sonunda İngilizlerin ne yaparlarsa yapsınlar bu işi başaramayacaklarını anladıklarını, İngilizlerin ve tüm işbirlikçilerinin bu işten vazgeçme kararı aldıklarını, Çanakkale seferinin son direnişinin ileride vatanı bir kere daha kurtaracak ve Cumhuriyeti kuracak olan genç liderimizi tüm dünyaya tanıttığını Müslüman ülkelerde Mustafa KEMAL’in kahraman ilan edildiğini, kartpostallarının ve posterlerinin kapış kapış satıldığını


Mustafa Kemal’in Anafartalar’da yaralandığını, kalbinin üstünde bulunan cep saatinin parçalandığını ve şarapnel parçasının derine girmesini engellediğini, bu yaranın aylarca kapanmadığını, Mustafa KEMAL’in askerin morali bozulmasın diye bu olayın tek şahidine sus emri verdiğini, daha sonra Liman Paşa’ya parçalanan saatini hatıra olarak verdiğini ve Liman Paşa’nın çok şaşırıp heyecanlandığını ve kendi altın köstekli cep saatini Mustafa KEMAL’e hediye ettiğini


Çanakkale’de doktorların askerlerden daha çok yorulduğunu, binlerce yaralıyla ilgilenmek zorunda kaldıklarını, Ümitsiz vakalarla hiç ilgilenilmediğini ve kurtulma şansı olanlara öncelik verildiğini, Bir Türk doktorun önüne kendi oğlunun getirildiğini, “Kurtulma şansı yok” diye oğlunu tedavi etmediğini, hemen bir sonraki yaralıyı istediğini, yaralılardan ancak ertesi gün başını alabildiğini ve o zaman oğlunun mezarına gidebildiğini


İngilizlerin kendi ifadelerine göre mükemmel bir geri çekilme planı yaptıklarını, hiçbir kayıp vermeden çekip gittiklerini, onların ifadesine göre Türklerin hiçbir şeyden haberinin olmadığını ama yine kendi yalanlarını kendi kaynaklarından suratlarına tükürürcesine, ger çekilme esnasında bizim siperlerden onların siperlerine üzerine kağıt sarılmış bir taş fırlatıldığını, bu kağıtta düzgün bir İngilizceyle “Gittiğinize üzülüyoruz, Süveyş Kanalında Görüşürüz” yazdığını Bu olayın, geri çekilmeden Türklerin haberleri olduğunu ama artık savaşamayacak kadar yıpranmış olduklarını ispatladığını Okuma yazma oranının yüzde beşlerde olduğu bir dönemde bizim Çanakkale’ye hangi yetişmiş evlatlarımızı yolladığımızı ve memleketin en az 100 yılını bozuk para harcar gibi harcadığımızı


Gelibolu topraklarına çıkıp, Marmara denizini görebilen sadece tek bir İngiliz askeri olduğunu, bu askerin aslen İrlandalı olduğunu, Türk askerini şaşırtmak için gece kumsala tek başına çıkıp bir sürü meşale yakarak
çıkarma sanki oraya yapılıyormuş gibi bir kandırmaca yapmaya çalıştığını, bu askerin daha sonra yolunu kaybederek yarımadanın çok içerisine kadar girdiğini, daha sonra bir şekilde dönerek kurtulduğunu, bu olayın yıllar sonra askeri günlükler okununca öğrenildiğini



Savaşta Türk ordusunun tek bir pırpır uçağı olduğunu, bu uçağın arada sırada askere moral vermek için uçtuğunu, bu uçağın tüm birliklerimizin sevgilisi olduğunu ve ona “Tek Kuyruk” adını taktıklarını


Savaşın özellikle sonlarına doğru ordunun istihkakları azalttığını, askere günde sadece yarım ekmek verilebildiğini, bu ekmeğin de taş gibi kuru olduğunu Açlık içinde siperlerde yaşayan Mehmetlerin ayakkabı köselelerini kaynatıp çorba niyetine içmeye çalıştıklarını Eğer fedakarlık buysa bizim bildiğimiz hiçbir fedakarlığın fedakarlık olmadığını


Medeniyetin öncüsü İngilizlerin beyaz bayrak sallayan Türk askerlerini kurşuna dizdiğini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak yaktıklarını Esir alınan aç Türk esirlere maymunlara fıstık atar gibi yiyecek kırıntıları atarak eğlendiklerini Türk askerinin savaşta silahsız düşman askerini öldürmediklerini hayretle gördüklerini, bu sayede çok sayıda İngiliz ve Anzak’ın ölümden döndüğünü, bunlardan birinin sonraki yıllarda İngiltere Genel Kurmay Başkanı


İngiltere ve Avustralya’nın aradan bu kadar yıl geçtikten sonra Gelibolu’nun küresel miras olduğunu ve uluslar arası toprak sayılmasını istediklerini, kendi şehitliklerinin olduğu bölgelerin ise kendi toprakları olarak kabul edilmesini istediklerini


Anzak günü olarak kutlanan 25 Nisan’da TV’lerde Anzak törenlerinin en ince ayrıntısına kadar anlatıldığını, aynı gün yapılan bu memleketin gerçek sahibi her görüşten Türk gençlerin 20 bin kişilik yürüyüşünün ise Türk TV’leri tarafından, gösterilmediğini



Çanakkale savaşının sonuçları itibariyle hiçbir savaşla kıyaslanamayacak kadar Dünya’yı etkilediğini, Bir çok ülkede politik gidişi etkilediğini, özellikle Rusya’da Bolşevik devrimine yol açtığını Yarım milyon cesedin ise Gelibolu’da toprağın kimyasını değiştirdiğini ve yeşillendirdiğini Hâlâ toprağın altında kemikler, boş mermi kovanları ve patlamamış top mermileri çıktığını BILIYOR MUYDUNUZ?
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.