C

Onbaşı
09 Kasım 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
1 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
C
20 yıl
İNSANLAR NEDEN DÜŞÜNMEZ???
İnsanları en çok yanıltan konulardan biri "çoğunluğun" yaptıklarının doğru olduğuna inanmalarıdır. Bir insan doğruları düşünerek bulmak yerine hep çevresindeki insanların öğrettiklerini kabullenmeye yönelir. Çoğu zaman kendisine ilk başta garip gelen şeyleri diğer insanların doğal karşıladıklarını, hatta bunların farkına bile varmadıklarını görür ve bir süre sonra kendisi de bunları benimsemeye başlar.

Düşünce tembelliğinden dolayı insanlar herşeyi hep gördükleri ve alıştıkları şekilde yaparlar. Günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse, ev kadınlarının yaptıkları temizlik hep annelerinden gördükleri şekildedir. Genellikle, "ne yaparsam daha pratik veya daha temiz olur" diye düşünmez ve yeni yollar aramazlar. Aynı şekilde erkekler de bir tamirat vs. yapılması gerektiğinde, çocukluklarından itibaren kendilerine öğretilen metodları kullanırlar. Yeni bir yönteme, daha pratik ve akılcı olabilecek bir şeyi uygulamaya pek yanaşmazlar. Bu insanların konuşma üslupları da hep aynıdır. Örneğin bir muhasebecinin konuşma üslubu, hayatı boyunca gördüğü muhasebecilerin aynısıdır. Doktorların, bankacıların, satıcıların… kısacası her kesimden insanın kendine özgü bir konuşma stili vardır. Çünkü bu insanlar düşünerek en uygun, en güzel, en hayırlı olanı arayıp bulmazlar. Hep gördüklerini taklit ederler.

İnsanın çalışıp topluma faydalı şeyler üretmesi kuşkusuz güzel bir davranıştır. Allah'a iman eden bir insan böyle bir çalışmayı şevkle yapar ve karşılığını da hem dünyada, hem de ahirette Allah'tan bekler. Ama başka bir insan aynı fiili Allah'ı unutarak, yalnızca bu dünyaya yönelik bazı çıkarlar için, insanlardan takdir görecek bir makam elde etmek için yapıyorsa, işte bu noktada yanılgıya düşmüştür. Allah'ı razı etmek için aracı olarak kullanabileceği bir olayı amaç edinmiştir. Ve ahirette gerçeklerle karşılaştığında bundan dolayı tarif edilemez bir pişmanlık duyacaktır.
İnsanın dünyada varoluş amacını düşünmemesi, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu, ölümün ardından ise mutlaka ve mutlaka hesap günüyle karşılaşacağını gözardı etmesi bu hüsranın kaynağıdır.

Allah bize dünya hayatında fırsat vermişken düşünmek ve düşündüklerimizden sonuç çıkartarak gerçekleri görmek ahiret hayatımızda büyük kazanç sağlayacaktır.

daha geniş bilgi içinwww.harunyahya.netwww.harunyahya.org
C
20 yıl
Gerçek Akıl Nedir?
Akıl, zekanın çok üstünde ve çok daha derin bir kavrayış şeklidir. Zeka, en bilinen anlamıyla insanın düşünme, gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamıdır. Akıl ise, insana zekanın çok üstünde bir anlayış kazandıran, derin düşünebilme, doğruyu bulabilme ve her konuda çözüm getirebilme yeteneğidir.

İnsana bu yeteneği kazandıran yegane özellik ise imandır. Allah, iman edip Kendisi'nden korkup sakınmalarına karşılık insanlara Katından özel bir anlayış verir.

"Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi 29)

Daha geniş bilgi için www.populerbilgi.com
C
20 yıl
Terör Ancak Ve Ancak Sevgiyle Yok Edilir!!!
aynı konuyu geçen günde açmıştınız.
tekrarlamaya ne gerek var. siyasi dini vb konuları açmak yasaktır.
C
20 yıl
Sesimizdeki Büyük Mucize!!!
Konuşmak bir insanın diğer insanlarla iletişim kurmasını sağlayan en önemli araçtır. Çünkü, duyguları, düşünceleri ve istekleri ifade etmenin en kolay yolu konuşmaktır. Konuşmayı mümkün kılan konuşma yeteneği ise Allah’ın insanlara büyük bir lütfudur. Sesin çıkışı, harfler, harflerin anlamlı kelimeler ve cümleler oluşturması gibi aşamaların tümü başlı başına birer mucizedir. Dil, diş, damak ve dudak gibi organların yardımıyla ağzımızdan çıkan sesten kelime grupları halinde cümleler oluşmaktadır. Üstelik bu cümleler onları işiten kişi için de anlamlıdır. Böylece insanlar arasındaki iletişim sağlanmış olur.
Her insanın ses oluşumunda görev alan organlarını kullanış şekli farklıdır. Bu nedenle herkesin kendine ait bir ses tonu vardır. Bu sayede görmesek de, çoğu zaman telefonu açar açmaz 'Alo' deyişinden telefondaki kişiyi tanırız.
Bugüne kadar birbirinden farklı ses tonlarıyla yeryüzünde milyonlarca insan yaşamıştır ve yaşamaktadır. Yüce Allah dileseydi, tüm bu insanların kullandığı ortak bir ses tonu olabilirdi. Örneğin, Allah bütün kuzuların, kuşların ve aynı türdeki birçok canlının seslerini aynı yaratmıştır. Seslerinden onları ayırt etmek mümkün değildir. Allah insanları da bu şekilde yaratabilirdi. Bütün insanlar aynı sesle konuşabilir, her yerde aynı ses tonunu işitebilirlerdi. Kendi sesimiz, annemizin sesiyle, arkadaşlarımızın veya komşumuzun sesi ile aynı olabilirdi. Bunun yanında aynı ses tonuyla bütün insanların telefonla irtibat kurmaları pekçok açıdan riskli ve güç olurdu. Çünkü, herkes birbiri adına konuşma yapabilir, bu durumda insanları ayırt etmek mümkün olmazdı.
Ancak alemlerin Rabbi olan Allah büyük bir nimet ve lütuf olarak insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak ve zevk alacakları şarkılar ve sohbetler oluşturmak için; onları benzersiz bir ses tonu ile yaratmıştır. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:
"Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)


Not daha geniş bilgiwww.insanmucizesi.comwww.harunyahya.netwww.populerbilgi.com
C
20 yıl
Dünya Hayatının Sırrı Nedir???
[Allah dünya hayatını, insanlardan hangilerinin daha güzel davranışlarda bulunacağını, kimlerin sadakat gösterip, Kendisi'ne bağlı kalacağını denemek için yaratmıştır. Başka bir deyişle dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, O'na nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu imtihan yerinde güzelliklerle çirkinlikler, iyiliklerle kötülükler, eksikliklerle mükemmellikler biraraya konmuş ve kusursuz bir imtihan sistemi kurulmuştur. İnsanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta da Allah'ı hakkıyla tanıyıp, takdir edebilenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir. (Ankebut Suresi, 2-3)
Bu imtihanın sırrını anlayabilmek için öncelikle evrene tamamen hakim olan Yaratıcı'yı çok iyi tanıyabilmek gerekir. O, gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki herşeyi yoktan var eden, her varlığın Kendisine muhtaç olduğu, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve bütün eksikliklerden uzak olan Allah'tır. İnsanı da yoktan var etmiş, ona sayısız özellikler ve nimetler vermiştir.

İnsan gaflet içinde ölümü unutur, ölümden sonraki yaşantıları için hiçbir hazırlık yapmazlar. En büyük amaçları, imkanları elverdiğince kendilerine iyi bir yaşantı sağlamak, burada geçirdikleri her anı kendilerince en iyi şekilde değerlendirmektir. İnsanların dünyaya olan bu bağlılıklarını Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:

Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar. (İnsan Suresi, 27)


Not daha geniş bilgi içinwww.dunyahayati.com www.harunyahya.org www.populerbilgi.com
C
20 yıl
Dünya Hayatının Sırrı Nedir???
Allah dünya hayatını, insanlardan hangilerinin daha güzel davranışlarda bulunacağını, kimlerin sadakat gösterip, Kendisi'ne bağlı kalacağını denemek için yaratmıştır. Başka bir deyişle dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, O'na nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu imtihan yerinde güzelliklerle çirkinlikler, iyiliklerle kötülükler, eksikliklerle mükemmellikler biraraya konmuş ve kusursuz bir imtihan sistemi kurulmuştur. İnsanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta da Allah'ı hakkıyla tanıyıp, takdir edebilenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir. (Ankebut Suresi, 2-3)
Bu imtihanın sırrını anlayabilmek için öncelikle evrene tamamen hakim olan Yaratıcı'yı çok iyi tanıyabilmek gerekir. O, gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki herşeyi yoktan var eden, her varlığın Kendisine muhtaç olduğu, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve bütün eksikliklerden uzak olan Allah'tır. İnsanı da yoktan var etmiş, ona sayısız özellikler ve nimetler vermiştir.

İnsan gaflet içinde ölümü unutur, ölümden sonraki yaşantıları için hiçbir hazırlık yapmazlar. En büyük amaçları, imkanları elverdiğince kendilerine iyi bir yaşantı sağlamak, burada geçirdikleri her anı kendilerince en iyi şekilde değerlendirmektir. İnsanların dünyaya olan bu bağlılıklarını Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:

Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar. (İnsan Suresi, 27)


Not daha geniş bilgi için www.dunyahayati.com www.populerbilgi.com www.harunyahya.org
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.