|
Milli takımımızdan kötü haberler gelmeye devam ediyor. Sakatlıklarından dolayı birçok futbolcuyu kadroya çağıramayan Fatih Terim'e bir şok haber de Yıldıray'dan geldi. Yıldıray'ın sakatlığının geçmediği ve Norveç maçının kadrosundan çıkartıldığı öğrenildi. Almanya'da son haftalarda çok iyi bir performans sergileyen Yıldıray'ın Bosna maçında oynamasının da zor olduğu ifade edildi. Öte yandan bir kötü haber de Deniz'den geldi. Belinden sakatlanan ve akşam yapılan antrenmana katılamayan Deniz'in Norveç maçında oynamasının zor olduğu belirtildi. Dün yapılan çalışmanın ardından Deniz Barış'ın bel kuyruk sokumu bölgesindeki ağrılarının arttığını belirten (A) Milli Takım Doktoru Cengiz Dinç, "Kendisini otelde dinlendiriyoruz ve tedavisi sürüyor. Yarın tekrar kontrol edeceğiz" dedi. Yıldıray'a ilk 11'de şans vermesi beklenilen Fatih Terim'in Yıldıray'ın yerine Yusuf'u düşündüğü kaydedildi. Kaynak:http:Maraton En lazım olduğu zamanlarda milli takımda olamayan(!) futbolcumuz...ilginç...artık talihsizlik demek gelmiyor içimden... |
|
Yönetim Kurulumuz'un, menfur bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden taraftarımız ve Kulübümüz ile ilgili olarak, medyada yer alan haberlere dair önemli açıklaması: Öncelikle kamuoyunca yakından bilindiği gibi, birkaç gün önce menfur bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden taraftarımız Ferdi Aslan’a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bu elim olaydan derin üzüntü duyduğumuzu, bu vahşeti şiddetle kınadığımızı ve tel’in ettiğimizi tüm kamuoyunun bilmesini istiyoruz. Bu vahim olayın taraflarının, spor kamuoyunca ‘Çarşı’ grubu diye tanımlanan taraftar topluluğuna mensup olmalarının da Kulübümüz’de ve Camiamız’da unutulmaz bir acı ve derin üzüntü yarattığını özellikle ifade ediyoruz. Spor sahalarındaki arkadaşlığı-dostluğu kişisel nedenlerle ve öne çıkma, sen-ben çekişmesi ile bozarak, stadyumlar dışına taşırıp mahalle ve semtlerde cinayete kadar götürerek yaşanan bu vahşet, Devletimiz’in en üst makam ve yetkililerinden kulüp başkanlarına, kulüp yöneticilerinden medyaya, spor camiasından taraftarlara kadar, hepimizin “spor”un tanımını yeniden ve çok ciddi anlamda gözden geçirmemiz gerektiğini gözler önüne sermiştir. Ne yazık ki bu olay Türk Sporu içinde yaşanan ne ilk olaydır, ne de sadece spor kulüplerinin sorunudur. Ama en büyük dileğimiz bu vahşetin ve olayların artık son bulmasıdır. Özü barış ve kardeşlik olan spora bulaştırılmaya çalışılan bu şiddetin bitmesi için başta Devletimiz’in en üst yetkilileri, tüm emniyet güçleri ve 4 büyük kulübümüzün başkanları ile yöneticileri olmak üzere, sporun içindeki tüm başkanlar, öncelikle futbol olmak üzere tüm spor branş federasyonları ve tüm sorumlular işbirliği içinde elele vererek, Türk Sporu’nun bu ciddi sorununu çözmek için her türlü çabayı göstermelidir. Biz Beşiktaş Kulübü olarak Türk sporunun bu ciddi sorunlardan kurtulması ve sporun huzur içinde, medeni bir rekabet ortamında yapılması için üzerimize düşen her türlü görevi yerine getireceğimizi, bugüne kadar defalarca olduğu gibi bu vesile ile bir kez daha tüm Türk kamuoyuna deklare ediyoruz. Hepimiz; sporun, evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, dini, ırkı farklı insanları birleştiren önemli bir araç, dünya barışına katkı sağlayan bir etkinlik olduğunu yeniden ve ciddi bir şekilde hatırlamalı, barış ve sevgi dili olan sporun tanımının şartlarını yerine getirmeliyiz. Bu vahim olayın üzüntüsünü yaşarken, medyada konuya ilişkin haberlerin, Kulübümüz’e yönelik çeşitli iddialarla birlikte kamuoyuna sunulmasını, 104 yıllık şanlı bir büyük Kulübe yapılan haksızlık ve saygısızlık olarak nitelendiriyoruz. Beşiktaş Kulübü olarak bugüne kadar olayla ilgili açıklama yapmamış olmamızın tek nedeni, her zaman olduğu gibi, son derece önemsediğimiz yasalara olan bağlılığımızdır. Olayla ilgili kamuoyunda yanlış yorumlara yol açacak, aceleyle yapılmış açıklamalarda bulunmak yerine emniyet güçlerince yürütülen hazırlık soruşturmasının netleşmesini bekledik. Polis araştırmalarında edinilen bilgilerden, olayın tamamen tarafların kendi aralarındaki uzun süreli husumetten ve kişisel nedenlerden kaynaklandığı öğrenildikten sonra bu açıklamaya karar verilmiştir. Durum böyle iken medyanın senaryo mahsülü yorumlar ve yanlış argümanlarla olayı adli bir vakadan çıkarıp, tehlikeli boyutlara taşımaya çalışması esefle ve ibretle izlenmektedir. Medyanın konuyu Beşiktaş Kulübü ile ilişkilendirmesini ve Beşiktaş Kulübü’nün sorunu olarak yansıtmasını asla kabul etmiyoruz ve bu tutumu son derece yanlış ve haksız buluyoruz. Herhangi bir dayanağı olmayan tamamen hayal mahsulü “Bedava Bilet” ve “Pankart Kavgası” gibi komplo teorilerinin manşetlere taşınması bize göre ayrıca bir gazetecilik skandalıdır. Haberlerdeki, Kulübümüz’ün bazı taraftar gruplarına ücretsiz bilet verdiği iddiaları hiçbir şekilde gerçek değildir. Tüm kamuoyu tarafından bilinmelidir ki, profesyonel futbol karşılaşmalarının tümünde olduğu gibi, Kulübümüz maçlarının biletlerinin basımı, satışı ve dağıtımı da münhasıran Biletix isimli şirket tarafından yapılmaktadır. Sadece Sponsorluk Sözleşmeleri gereği Sponsorlara sözleşmelerinde belirtilen sayıda bilet verilmektedir. Bu biletler dışında Kulübümüz hiçbir şekilde hiçbir kurum, grup ve kimseye ücretsiz bilet vermemektedir. Bu husus Biletix resmi kayıtlarında açıkca görülmektedir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi meydana gelen, adli olayla ilgili soruşturmanın akıbetini beklemeden ve yasaya göre suç teşkil eden yorum, haber ve duyurularda bulunarak, haksız yere Kulübümüzü zan altında bırakan ve kamuoyunda yanlış anlamalara sebep olan yaklaşımlara asla göz yummayarak, bu vahim olayla ilgili asılsız iddiaları sürdürenler hakkında hukuksal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız BEŞİKTAŞ JK YÖNETİM KURULU |
|
Lugano süprizi Stoper sıkıntısı çeken İspanyol kulübü 15 milyon Euro önerince anlaşma sağlandı. Rusya'da da Kezman-Fatih takası gündemde F.Bahçe'nin, Uruguaylı oyuncuyu A.Madrid'e sattığı iddia edildi F.BAHÇE transferde sağ gösterip sol vurdu! Sarı-lacivertlilerin, Uruguaylı savunma oyuncusu Lugano'yu İspanyol kulübü Atletico Madrid'e verdiği iddia edildi. Edinilen bilgilere göre, uzun bir süredir Lugano'yu transfer etmek isteyen Atletico yönetimi, menajer Juan Figer aracılığıyla, Anderlecht maçından hemen sonra F.Bahçe yönetimi ile temasa geçti. URUGUAYLI KATLADI PAZARLIKLARDAN sonra Lugano da bu transfere evet deyince dün geç saatlerde son nokta konuldu. F.Bahçe bu transferden kasasına 15 milyon Euro koyarken, Lugano da ücretini ikiye katladı. F.Bahçe'den yıllık 1.1 milyon Euro alan Uruguaylı yıldız, İspanyol kulübü ile 2.5 milyon Euro'ya el sıkıştı. F.Bahçe de geçen sezon başında bonservisini 5.4 milyon Euro'ya aldığı Lugano'dan yüzde 300'e yakın kâr etti. Bu arada forvet arayışını sürdüren ve bir yandan Fatih Tekke ısrarından vazgeçmeyen yönetim, bir yandan da Adriano için son kozlarını oynuyor. TEKKE-KEZMAN TAKASI FATİH transferi konusunda Rusya'dan da çarpıcı haberler geldi. Sarı-lacivertlilerin milli futbolcu Fatih Tekke'nin karşılığında Sırp futbolcusu Mateja Kezman'ı Rus Zenit takımına teklif ettiği ileri sürüldü. Zenit futbol takımın sportif direktörü Konstantin Sarsaniya F.Bahçe ve Zenit arasında Tekke'nin transferiyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü söyledi. F.Bahçe ile Kezman'a karşılık Tekke'nin verilmesi konusunda görüşmeler yaptıklarını söyleyen Sarsaniya, "Şu anda somut bir sonuç yok. Bu konudaki nihai karar önümüzdeki 2 gün içinde alınacak" dedi. Rusya'nın saygın ekonomi gazetelerinden Kommersant'ta da yayımlanan haberde, Tekke'nin Kezman ile takas edilebileceği belirtilerek, bu konunun bu akşama kadar netliğe kavuşacağı ifade edildi. Kaynak:Vatan Gazetesi |
|
arkadaşlar bilgisayarımda otomatik güncelleştirmeler açık...ancak dün akşamdan beri böyle bir hata veriyor...bundan sonraki güncelleştirmelere de geçemiyor...yaklaşık 10 saattir aynı hatayı verip tekrar yüklemeye başlıyor...bunu nasıl giderebilirim? < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Beşiktaş'ın eski futbolcusu ve antrenörü Feyyaz Uçar, Beşiktaş yönetimini eleştirdi Feyyaz Uçar, ''FourFourTwo'' Dergisi'nin Haziran ayı sayısında yer alan röportajında, Beşiktaş yönetiminin son yıllarda izlediği politikaları eleştirerek, ''Son yıllarda Beşiktaş'ta bazı yeni söylemler türedi. 'Beşiktaş'ı gazetelerde üçüncü sayfa takımından ön sayfa takımı haline getireceğiz' dediler. Sıkıntı da tam o noktada başladı. Beşiktaş'ın devamlı olarak ön sayfada yer alabilmesi için çok başarılı olması, neredeyse her sene şampiyon olması gerekli. Bu da günümüz futbolunda mümkün değil. Ön sayfaya sportif başarıyla çıkamadığınız zaman transferle çıkmaya çalışırsınız. Böyle geniş kapsamlı bir transfer politikası güderseniz de isabetli transferler yapmanız gerekir ama Beşiktaş bunu da başaramadı'' diye konuştu. ''GENÇLEŞEN TAKIMIN BORCU ARTMAZ'' ''Başkan, 'Takımı gençleştiriyoruz' diyor. Gençleşen takımın borcu artmaz'' diyen Uçar, ''Bu nasıl bir söylemdir. Böyle diyerek kimi kandıracaklarını sanıyorlar. Bu yönetim tarzından kurtulmak gerekir ama hata sadece söyleyende değil. Söyleten de hatalı. İnsanları, 'Başarmak zorundasın, transfer yapmak zorundasın' diyerek yanlış kararlar almaya sevk etmemeliyiz. Futbolu olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmemiz gerek. Bileni, bilmeyeni futbolu değiştirmeye kalkmasın'' şeklinde konuştu. ''ÖN SAYFADA OLMA ZORUNLULUĞU YOKTU'' Feyyaz Uçar, Beşiktaş'ın bir dinamiğinin bulunduğunu, altyapıdan oyuncu yetiştiren bir kulüp olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: ''Beşiktaş, mütevazılığıyla bir şeyler başarmıştı, ön sayfada olma zorunluluğu yoktu. Bırak Beşiktaş olduğu gibi kalsın, öyle seviliyor, öyle yaşasın. Niye kulübün kimliğini değiştirmeye çalışıyorsun? O yaptıklarınla kimlik değişimine gittiğin zaman da seçimde ikinci bir başkan adayını çıkartamayan bir kulüp haline dönüyorsun, çünkü herkes tablonun farkında ve o yükün altına girmek istemiyor. Kongrede ikinci adayın çıkmamasının nedenini iyi saptayalım. Mevcut yönetimin şu anki mirasını kimse devralmak istemiyor. Yönetimin başarısız olduğunu kabul etmek gerekiyor. Avrupa'da federasyon kupasını almak, lig ikinciliği, üçüncülüğü başarı olarak kabul görüyor ama Türkiye'de işler böyle değil, federasyon kupasını almak o kadar da önemli bir şey değil.'' ''KULÜBÜNÜ KENDİSİNE BORÇLANDIRAN BAŞKAN İSTEMİYORUM'' Kulübün borçlarına da değinen Uçar, sözlerini şöyle tamamladı: ''Senin bilmem kaç milyon dolar borcun var. Önümüzdeki yıllarda elde edeceğin gelirlerin büyük bölümü temliğe gitmiş durumda. Tüm bunlardan sonra başkan çıkıyor, 'Kulübün bana borcu var' diyor. Böyle bir laf söylenir mi? Bu cümleyi kuran başkanın hemen ertesi gün görevinden ayrılması gerekir. Ben, kulübünü kendisine borçlandıran bir başkan istemiyorum. Sen kulübü borçlandırmak için mi geldin? Ne vaat ettin? Ön sayfa, şampiyonluk, gelirleri artmış bir kulüp... Ya şimdi elimizde ne var?'' Feyyaz Uçar'ın bu açıklamalardan sonra mevcut yönetim görevde olduğu sürece Beşiktaş'ın kapısından içeri girmesi bile imkansız
|
|
arkadaşlar bilgisayarıma yeni format attım (tam 1 hafta oldu) live msg yükledim,daha sonrada plus yükledim...listemdeki kişiler durum ve medya değişikliği yaptıkça saçmalıklar ortaya çıkıyor... aşağıya resmi koyuyorum... < Resime gitmek için tıklayın > bi süre sonra herkesin ismi olay günlüğü görüntüleyicisinde 1 oluyo..ancak listemde böyle görünmüyo...yardımcı olanlara şimdiden teşekkürler... |
|
arkadaşlar 3 gün önce cd-rw formatlamak için incd programını kullandım...formatlarken bi problem oluştu sanırım.o günden beri cd writer'ımda problem var...alttaki 2 fotoğrafla gösteriyorum... < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > şu anda cd yazamıyorum..windowsun cd yazma sihirbazını da kullanamıyorum... herhangi bir cd taktığımda okuma problemi olmuyor... şu anda sadece cd writer kullanıyorum...yani ne cd-rom,ne dvd-rom,ne de dvd-rw sahibiyim... yardımcı olabilirmisiniz??? |
| Arkadaşlar kuzenimin bilgisayarının markası Dell dimension...hazır bilgisayar olduğundan içeriği hakkında çok fazla bilgim yok...bilgisayarın içindeki parçalar v.s hakkında detaylı bilgiye nereden ulaşabilirim?(artık yeni oyunları oynamakta zorlanıyor,upgrade şart) |
| arkadaşlar tam 2 saattir telefonum çekmiyo...istanbul anadolu yakası,idealtepede oturuyorum... |
Evet, bugün Türkiye�nin, hatta dünyanın dört bir yanında taraftarları vardır ama ezeli rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe�ye oranla çok daha yerel kalmıştır Beşiktaş. Kendi ilçesinde, �Çarşı�sında kendi yağıyla kavrulmayı tercih etmiştir. Şampiyonluklar, kupalar kazanmış, milli takımlara sporcular vermiş, �Büyük� olmuştur ama büyümek ve popülarite kazanmak yerine orta ölçekli, �kendi olarak kalmayı önemseyen� bir semt kulübü olmayı çoğu zaman yeğlemiştir.
Anlatmaya çalıştığım şeyin en kısa ve özlü tanımını, �Dar Alanda Kısa Paslaşmalar� ve �Takva� gibi çarpıcı filmlerin senaristi Önder Çakar yapmıştı: �Ben çocukken Beşiktaş bizim semtimizin takımıydı. Sanki hep birlikte stada giderdik de, aramızdan en iyi olan onbir kişi formaları giyip sahaya çıkardı. Diğerleri tribünden onları desteklerdi. Takımın yıldızları, gündelik hayatta sokakta, çarşıda, kahvede gördüğümüz ağabeylerdi. Kazanmak-kaybetmek ikinci plandaydı. Beşiktaş, bizim semtin takımı değil artık. Elimizden aldılar!�
Futbol bir endüstri haline geldikçe, küreselleşen dünya ekonomisinin vazgeçilmez bir parçası oldukça, yerel değerleri koruyabilecek kuralları koyabilmek, onları büyük balığın küçük balığı yuttuğu akvaryumlarda yaşatmak güçleşiyor.
Burada bir virgül koyup, biraz geriye saralım ve bir soruyla devam edelim: Beşiktaş kimlerin semtidir?
İki sarayın, Dolmabahçe ile Yıldız�ın arasında yer alır Beşiktaş... Bu nedenle çökmekte olan bir imparatorluğun son yüz yılında en kederli günlerine yakından tanıklık etmiştir.
O dönemde sarayın civarında yüksek devlet görevlerinde bulunanlar, subaylar, muhafızlar, memurlar ve onlara hizmet veren esnaf otururdu. Sözün özü, geçimini saraydan, yani devletten sağlayan üst-orta sınıfın kurduğu, ruh ve biçim verdiği bir semtti Beşiktaş... Sürekli toprak kaybeden ve ekonomisi bozulan Osmanlı�nın bütün acılarını en doğrudan hisseden, kötü gidişata kendince çözümler arayan, ülkeye sahip çıkmak isteyen ama varoluşunun kaynağı olan padişahı tahttan indirmeden bunu nasıl yapacağını bilemeyen okumuş-yazmış insanların buluştuğu bir yer...
İşte bu insanların çocukları kurdu Beşiktaş�ı...
Beşiktaş Jimnastik Kulübü�nde her zaman belli ölçüde bir devlet ağırlığı olması, yönetim kadrolarının bürokratlardan, memurlardan, polislerden oluşması tesadüf değildir. Bu durum, kökleri 1900�lerin başına giden bir geleneğin devamı olarak da okunabilir. Osmanlı�nın en yoksul günlerinde dik duruşunu korumaya çalışmış, cumhuriyetin kuruluş dönemindeki coşkuya bilgi ve birikimiyle omuz vermiş, bu çalkantılı geçişi yaşarken orta sınıf ahlâkından uzaklaşmadan kıt kanaat geçinme uğraşında olmuş bir semt halkının spor kulübü de hiç şüphe yok ki, onun yaşam felsefesini ve ahlâk anlayışını yaşatacaktı. Yaşattı da nitekim� Beşiktaş, uzun yıllar �şerefli ikinciliklerin takımı� olarak anıldı. Üç İstanbullu�nun taraftar kapma yarışında hep en geride kalsa da, sportmen tavırlarıyla efsaneleşen başkanı sayesinde büyük saygınlık kazandı. Kupalara ambargo koyduğu dönemlerde ülkeyi ayağa kaldıracak görkemli kutlamalar yapmadı. Kaybettiği günlerde de boş tribünlere oynamadı ama� İnönü Stadı�nın kapalı tribünü her zaman dolu, canlı, yaratıcı ve vefakârdı (İnsan yaşadığı toprağın takımın niye bıraksın? Biz milli takımı bırakabiliyor muyuz?). Taraftar, takımının içine düştüğü sorunlardan bile mizahın hınzır ipine tutunarak çıkma yoluna başvuruyordu. Bu nedenle daima takdir gördüler, sempatik bulundular.
Beşiktaş, semt takımı kültürünü koruyarak hâlâ Birinci Lig�de oynayabildiği için farklıydı. (Diğerleri; Beykozlar, Vefalar, Göztepeler çoktan çekip gitmişti)
Başkanı, para babası değil devlet memuru olduğu için farklıydı.
Amigosu, bir Ermeni vatandaşımız olabildiği için farklıydı.
Ve günün birinde, dünyayı silip süpüren, eskiyi yutup yerine bambaşka yeniler koyan fırtına, Beşiktaş�a da uğradı. Özal�la başlayan dönemde Türkiye�de devlete ait, ona yakın, ondan beslenen çoğu kurum ortadan kalkmış ya da erozyona uğramıştı. Dünyadaki gelişmelerin bizim kıyılarımıza vurmasıydı bu; kaçınılmazdı. Yine de Beşiktaş, dirayetli başkanı sayesinde �özelleştirme�yi 10-15 yıl erteledi. Ta ki tribünler, ülkeyi kasıp kavuran �başarı fetişizmi�ne yenik düşerek �Ahmet Dursun, Seba gitsin� diye bağırana kadar�
Seba gitti. Yerine son yirmi yılda �taşları bağlayıp, köpekleri serbest bırakan� sistem sayesinde iyice palazlanan işadamlarının çocukları geldi. Hani mahallede sırf topun sahibi olduğu için oyuna zoraki alınan, kabiliyetsiz çocuklar�
İlk iş olarak Beşiktaş�ı büyütmeye çalıştılar. Bunu yapabilmek için başarıyı kutsamak gerekiyordu. �Şerefimle oynar, hakkımla kazanırım, kazanamazsam da kendi ahlakımdan vazgeçmeden küme düşerim� şiarını camiaya unutturmak�
Yüzüncü yılda ille de şampiyon olmak bu yolda önemli bir adımdı. O sezon neler yaptığını hâlâ marifetmiş gibi sağda-solda anlatan (ve dahası, bugün de o koltukta oturan) mafya bozuntusunu menajer yaptılar, kazandılar.
Kulübü büyütemediler belki ama kongrede kullanılan oyların sayısını arttırdılar. �Beşiktaşlılık�ın ne olduğunu bilmeyen gençleri şıpınişi üye yapıverdiler.
Borçları büyüttüler haliyle... Bolca ve bilgisizce transferler yaparak, Uluslararası davalar kaybederek, itibar diye bir şey bırakmadılar.
Büyüyen borçları kapatabilmek, asırlık kulübü batık bir şirkete dönüştürebilmek ve üzerine oturabilmek için kulübün semt halkıyla bağlantısındaki son halka olan Fulya'yı da beton kulelere kurban ettiler. Nerede top oynayacak şimdi o semtin çocukları? Siyah-Beyaz'la nerede tanışacak? Çocuklarını yetiştirmeyi bilmeyen bir kulüp, taşıma suyla değirmen döndürerek nasıl ayakta kalabilecek? Kimliğini, ruhunu nasıl koruyacak?
Beşiktaş'ın çöküşü bir sportif öykü değil, Türkiye'de 80'lerde başlayan ve halen sürmekte olan "özelleştirme"nin en vahşi, insanı ve onun ürettiği değerleri en çok aşağılayan örneklerinden biridir. Bir devlet geleneği, bir sınıf ahlâkı, bir semt halkı böylece hezimete uğratılmıştır. Bu hezimetin yanında, Liverpool'daki 8-0'ın lafı bile olmaz.
Açık Görüş, 18 Kasım 2007
Yiğiter Uluğ