A

Yüzbaşı
19 Şubat 2011
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
9 üye
Görüntülenme (?)
11 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
A
5 yıl
Samsung Galaxy A5 2017 Güç tuşu içine girdi, kasa değişimi için 310 lira istiyorlar
Temmuz ayının yedisinde telefonum Hepsiburada'dan geldi, sevinçle kullanmaya başlamıştım ki aradan fazla geçmeden, 2 gün sonra bir yandan kılıf araştırmaları yaparken, bir yandan düşme korkusuyla yoluma devam ediyordum. Olabilecek en kısa süre içerisinde yanında bir kılıf ve kırılmaz cam alacaktım. 9 Temmuz'da Forum Bornova'da kılıf araştırması yaparken sinemaya girdik. Her seferinde çantada ya da elimde taşımaya çalışmama rağmen cebime koyduğum zamana denk geldi... O sıra olanlar oldu. Oturduğum koltuktan, cep mesafesinden telefon yere düştü. İçim acıdı o sıra. Karanlıkta bir göz gezdirdim, bir sorunu varmış gibi durmuyordu. Film başlarken bir şey ilgimi çekti, yan tarafındaki güç tuşunun üst kısmı içine girmişti. O an nasıl berbat bir duygu kapladı içimi anlatamam sizlere. Filmden çıktığımızda bu durum için ne yapabileceğimizi eniştemle konuştuk. Parmağımızla tuşu dışarı çıkarmayı denesek de başarılı olamadık. Günlük kullanımda telefon çok emanet durmaya başladı. İlk yere düştükten sonra sürekli telefonu kapatma menüsüyle karşılaşıyordum, bir süre sonra bu durum değişti, biraz daha normal bir şekilde kullanmaya başladım, en azından işlevini yerine getirebiliyordu ancak sanki biraz daha güç uygulayarak tuşa bassam tamamen içinde kalacak gibi duruyor sözünü ettiğim on off tuşu arkadaşlar. Bir yerden sonra dedim bu böyle olmayacak, tuşu değiştirmek için teknik servise göndermek gerek diye. Bu arada İzmir'deyim bu şehre yeni geldim ve şehri hiç bilmiyorum desem yeridir arkadaşlar, daha önce sadece turistik gezilerden bir miktar tanıyordum. Navigasyondan ve Samsung teknik servisten yardım alarak teknik servis araştırmasına giriştim. Bilmiyorum buraya firmanın ismini girmem doğru olur mu ama metroya atlayıp Bornova'dan Basmane'ye doğru yola çıktım. Telefonda oluşan sorunu elimden geldiğince iyi bir şekilde anlatmaya çalışarak telefonu teslim ettim. Pazartesi verdim ve bir süre teknik servis firmasının sitesinde '' Arıza kabul yapıldı.'' ibaresini gördüm, bugün o ifade yerini '' ON-OFF TUŞU KULLANICI KAYNAKLI HASARLI VE EZİK. KASA DEĞİŞİM ÜCRETİ VERİLDİ.'' ye bıraktı. İstedikleri fiyat da 310 TL. Ben parçaların değişiminden, donanımdan çok fazla anlamam arkadaşlar, sadece donanım ve yazılımlar arası bir kıyaslama yapabilirim. Daha öncesinde sanıyordum ki kasanın tamamı yerine küçük bir tuşu değiştirirler, tuşun maliyeti de çok fazla tutmaz, verirsem işçiliğine veririm o da en fazla 50-100 lira arası tutar diye düşünmüştüm. Bu miktar bana liseden yeni mezun biri olarak gerçekten çok fazla geldi. Bu konulardan anlayan arkadaşlar, abi/ablalarımız, hocalarımız var mıdır acaba forumda? İstedikleri fiyat hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Veya bu duruma alternatif bir yol olabilir mi, farklı bir teknik serviste ya da telefoncuda şansımı denemeli miyim?

Görüşleriniz benim için önemli, teşekkürler.
A
5 yıl
Pornografi, tecrübelerim, mücadele sürecim ve birtakım tavsiyeler
https://www.nofap.com/forum/index.php?threads/today-is-my-6880th-day-of-my-life-here-is-my-story-and-some-numbers.103013/

Attığım linkte hikayem yer alıyor. Burada kısaca bahsedeceğim. Herhangi bir konu hazırlığım olmadığından dolayı yazım yeterince kaliteli olmayabilir. Bunun için üzgünüm.

12 yaşından beri bir porno bağımlısıyım. Bu illetin bana verdiği zararları, ne hale soktuğunu, yaptığım saçmalıkları, rezilliklerimi vs. her birini anlatamayabilirim, şu anda bu iletiyi giriyorum çünkü gerçekten yardıma ihtiyacım var. Biliyorum pek çok kişi bu forumda bu konuyu çok sallamayıp, alay edebilir. Ben yine de pornografinin, ya da kısaca pornonun üzerimde ne gibi etkileri olduğunu, nasıl kapana kısıldığımı, nasıl her seferinde kendime milat verip aynı zamanda sözler, yeminler ettiğimi, nasıl onları bir çırpıda bozduğumu anlatmaya çalışacağım.

Bu bir dini-siyasi bir ileti değildir. İşin günahından, dini boyutundan bahsetmeyeceğim ki bu kişinin kendisiyle ilgili bir durum. Burada asıl bahsetmek istediğim geçmiş deneyimlerim, öğrendiklerim, pişmanlıklarım, üzüntülerim, kaygılarım... Umarım anlatmak istediklerimi sizlere en iyi bir şekilde veririm.

İlkokuldan beri hakkında sürekli bahsedilen, argolara ve küfürlere giren, her erkek çocuğun ilgisini çeken bir konu vardı: ''Seks'' Evet, belki de gerçek seksten bahsetmiyordu herkes, asıl bahsedilen şey pornoydu. Eski telefonları bilirsiniz, Samsung E250, D900i, Nokia C3 gibi telefonlara uygun formatlarda porno yüklenir, erkek çocukları kendi aralarında bunları paylaşırlardı. Kızlarda bu durum nasıldı hiçbir fikrim yok. Tabi pek çok kişinin evinde yüksek hızlı internet bağlantısı vardı. Hal böyle olunca online oyunlara ve pornografiye erişim çok daha kolaydı. Bu arada forumda nofap konularına arada rastlıyorum, böyle tabu olan bir konuyu umarım yöneticiler kapatmaz ve ileti giren herkes birbirine saygılı olur. Konu sahibi olarak arkadaşlardan ricam lütfen buraya bir girdi girerken birbirine saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde yaklaşsınlar. Çünkü toplum olarak buna gerçekten ihtiyacımız var dostlarım!

İlk karşılaştığım pornografik imge, 8 yaşındayken dedemin uydu bağlantılı televizyonunda striptizli, bikinili vücut sallama videolarıydı. Bilirsiniz, altta telefon numaraları yer alır, ona sms atan kişinin cep telefonuna sansürlenen kısımlar tüm çıplaklığıyla atılırdı. Ve biraz daha çıplak olan bu içeriklere internetin çok fazla yayılmadığı bu zamanlarda sahip olabilirlerdi. Her neyse bu pornonun çok ilkel zamanlarıydı. Daha fazla geliştiği zamanlardan söz edeceğim sizlere.

Epey güzel bir çocukluğum geçti. Hayat motivasyonu olarak üst seviyedeydim. Derslerime girer, arkadaşlarımla oynar, çizgi film izler, dışarı çıkar, sinemaya gider, belli hobilerden tatmin olurdum. Her şey olması gerektiği gibi, bir çocuğun olması gerektiği gibiydi. Başarılıydım ve hayattan zevk alırdım. Uyku sorunları çekmez, geç saatte yatsam bile ertesi gün enerjik uyanabilirdim. Bu kadar yoğun bir korku içerisinde değildim, anksiyetem yoktu, depresif değil, mutlu hissederdim. Her şey olması gerektiği gibiydi.

Sonrasında ben 5. sınıftayken eve yüksek hızlı(!) internet bağlandı. Çünkü bu konuda çok ısrarcı olmuştum, bütün arkadaşlarım eve gidince yaptıkları messenger konuşmalarını, chatleri, oynadıkları oyunları, dinledikleri müzikleri vs. anlatıyorlardı. Bir çocuk olarak buna belli bir yere kadar tahammül edebildim. Bir yerden sonra da babama bilgisayar için diretmeye başladım. Sonunda o bilgisayar alındı, internet de bağlatıldı. Buna ne kadar sevinmiştim anlatamam...

Başlarda her şey olması gerektiği gibiydi. Saatlerce başında kalmazdım, kalsam bile çok fazla etkilemezdi. İnternete dayalı oyunlar pek oynayamazdım internet bağlantısı olmadığı zamanlarda doğal olarak. Need for Speed, MOHAA gibileriyle ve animasyon filmleriyle güzel birer ilişkimiz vardı.

Çevreden duyduğum küfürlerin ilgimi çekmesiyle beraber Google'da ilk aramamı yapmıştım. İlk çıkan arama sonuçları ne oldu sizce? Elbette pornoyla alakalı oldu. İlk izlediğim pornoların etkisini hatırlıyorum da inanılmazdı, kendimi büyülenmiş hissettim. Uçurdu gerçekten. Sonrasında arkadaşlarla bile beraber izlerdik. İnternet pornosunu ilk keşfettiğimizdeki yüz ifademiz aynen şunun gibiydi:

< Resime gitmek için tıklayın >

Bize çok ilginç gelmişti. Günümüz internet pornosunu bilirsiniz, içerdiği büyük kapsamlı yeniliklerle adeta insanı hipnotize eder, kendine çeker ve hapseder. Çok farklı kategorilerde binlerce çeşit fotoğraf ve videoyla karşılaşırsınız. İngilizcede bu kavram ''novelty'' olarak geçer. Yani karşınıza çıkan her yeni fotoğraf veya görsel içerikle beraber beyninizde dopamin dalgalanmaları oluşur. Bir hareketi sürekli tekrar ettiğinizde, özellikle de size güzel gelen ve anlık yüksek miktarda haz veren bir eylem ise dopaminin etkisiyle DeltaFosB, diğer bir adıyla iFosB molekülü açığa çıkar. Bu molekül beynimizde eylemlerimizin tekrarlanmasını sağlayan nöral ağları oluşturur. Ödül sistemimizde bu moleküller her ne kadar bizim için hayati görevlere sahip olsalar da, insan fizyolojisine uymayan davranışlarımızda da bizi etkileyebiliyorlar. Her ne kadar insanlık ve teknoloji çok ileri bir seviyeye geçmiş, uygarlık düzeyi bütün ihtişamıyla parlasa da beynimiz ilk modern insanların, yani atalarımızın ilkel beyni.

Henüz sperm üretiminin olmadığı zamanlarda internet pornosunu keşfetmiştim. İlk boşalma çoğumuz için garip ve bir o kadar da sıradışıdır sanıyorum. İnanılmaz haz alırsınız, en azından benim için durum böyleydi. Ardından hemen bağımlısı oldum diyebilirim. Özellikle ilk ergenlik zamanlarımda duştan çıkamazdım. Babam bıyık altından gülerdi. Ancak gerek ailede, gerekse dışarıda, cinselliğin eğitimini almadığımız gibi bu konular hiçbir zaman konuşulmazdı. Türk toplumunun geri kalan kısmında da bu durumun farklı olacağını zannetmiyorum, cinsellik daima tabu olmuştur bizim için.

Arkadaşlar çok fazla porno izlemiş biri olarak şunu diyebilirim ki, sorunun büyük bir kısmını oluşturan şey pornografi. Mastürbasyon değil. Çünkü 80'li yıllardan önce doğan insanlar mastürbasyonu normal bir şekilde öğrenmişlerdi. Peki sonrasında ne oluyor? Bu durum yerini sonraları dergilere bırakıyor. Ardından VCD, DVD lere. Günümüzdeyse akıllı telefonumuzdan, dizüstü/masaüstü bilgisayarımızdan, tabletlerimizden birkaç tık uzakta. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte çok daha basit bir hal aldı. Sanal gerçeklik teknolojileri şu sıralarda yaygınlık kazanıyor, bu iş için firmalar bu teknolojileri kullanır mı bilemem, ancak porno endüstrisi bizim hayal ettiğimizden de büyük bir endüstri. İnternetin 36 numaralı kuralını bir yerlerde mutlaka duymuşsunuzdur: '' Bir şey varsa, onun pornosu da vardır.'' Gerçekten de öyle. Çeşitlilik inanılmaz. İlk başta bikinili fotoğraflarla başlayan porno serüveninizde zaman ilerledikçe kovalı,muzlu videolar sizi tatmin etmemeye başlayabiliyor. -Bütün bunları pek çok yerde daha önce okumuş olanlardan özür diliyorum, ancak bu durumu bilmeyenler için tekrar etmemde fayda var-

Çünkü bütün bu haz veren aktivitelerde sinapslardan salgılanan dopamin nöro-kimyasallarının bağlandığı kimyasal reseptörler kendini azaltmaya başlıyor. Hal böyle olunca duyarsızlaşıyorsunuz, sadece pornoya karşı değil bu durum her şey için geçerli aynı zamanda. Ders çalışmak, kültürel aktivitelerde bulunmak, spor yapmak daha az ilginizi çekiyor. Hatta iyilik yapmaktan aldığınız haz bile buna dahil edilebilir.

13 yaşında teen kategorisi furyası başladı ki, kompulsif bir şekilde yıllarca bu kategoriye devam ettim. Herhangi bir porno araması yapacağım zaman anahtar kelimeleri girerken her zaman yanına bu ibareyi eklemeye başlamıştım. Site farketmiyordu, profesyonel olsun ya da olmasın herhangi birine giriyordum. Bir yerden sonra da bu durum beni iyi hissettirmekten bir hayli uzaklaşıp, sadece o davranışı gerçekleştirmek için yapıyordum. Zevk vermiyordu, ya da mutlu olmuyordum. Aksine, bay ya da bayan arkadaşlar porno size asla gerçek tatmini vermeyecektir. Kendimden biliyorum. Ancak bazılarınız yine de kendini engelleyemiyor, öyle değil mi? Ben kendime yüz milyonlarca kez sözler verip yeminler ettim. Ancak her seferinde bunu bozdum. Cinselliğin aslında eşinizle karşılanması gerekiyor. Bu anlamda genel olarak Türkiye'nin kültürel anlamda arada kaldığını düşünüyorum, ne Araplar gibi erken yaşta evleniyoruz, ne de diğer toplumlar gibi rahatça karşılanabiliyor... Nofap vs. de bir yere kadar, çünkü genetiğinizde olan bir şeyi bastırdığınızda bir yerlerden açık verecektir. Asıl düşünmemiz gereken, basit gibi gelen bu tür konuların hayatımızı ne kadar etkileyebileceği...

Zaman içerisinde akademik başarı olarak düştüm. Sabahlara kadar Metin2 oynardım. Bu arada annem ve babam çalışıyordu, kardeşim de üniversiteye gidince önümde inanılmaz bir zaman açıldı. Bunu da olumsuz bir şekilde kullandım, pişman mıyım? Evet, ancak bu saatten sonra pek bir anlamı yok. Ders çalışma motivasyonum da düşünce çok çok düşük notlar almaya başladım. Ergenlikten itibaren porno olduğu için haliyle kızlarla iletişimim de sınırlı kalıyordu. Sadece kız meselesi de değil bu, genel olarak sosyal iletişimde yetersiz kalmaya başlamıştım, ailede, arkadaşlarla, öğretmenlerimle veya herhangi bir yakınımla ya da diğer insanlarla. Oysa çocukken kendini iyi ifade edebilen biriydim. Ne değişmişti?

Her zaman kitap okuma alışkanlığı olan biriyimdir çocukluktan itibaren. Ancak bir şey farkettim: önceki kadar yüksek bir konsantrasyonla kitap okuyamıyordum, dikkatim çok daha fazla dağılmaya başladı ve metinleri daha geç anlamlandırır olmuştum. Hafızam daha yavaş çalışmaya başlamıştı. Biri bir şey söylediğinde çok daha yavaş algılar oldum ve sürekli ikiletmeye başladım.

Hatırlıyorum da, ortaokuldayken yakın bir arkadaşımın ve babasının yanında sanayide çay ocağı işletmesinde gerek yaz harçlığı çıkarmak, gerekse yardım etmek amacıyla işe girdim... Güzel bir tecrübe oldu benim için ancak, uyuduğum uykudan pek bir şey anlamamaya başladım, geç uyanıyordum ve bir şeyleri erteleyip geciktirmek konusunda üstüme yoktu. Siparişleri bazen anlamamaya başladım, hayattan kaçmak için bir şeylere sığınırdım. Bu bir tuvalet bile olabiliyordu. Kapısını kapatıp kilitlediğim anda hayat benim için duruyor gibiydi. Oysa sadece kendimi kandırıyordum, o kapının arkasında hayat devam ediyordu...

Akademik başarı olarak düşmeye başlamıştım dedim ya, bu durum aslında ortaokul için çok da geçerli değildi. Evet aptallaşmaya başlamıştım, orta birdeyken düşme yaşadıktan sonra ikinci ve son sınıfta toparlayarak çok iyi bir duruma gelmiştim. Tek istediğim şey başarıydı ve elde ettim, ancak o sıralar yine pornografi batağındaydım, buna rağmen içsel motivasyonumu koruyup bir şeyleri yoluna koymuştum. Geçen süre zarfında okul birinciliğini ve yüksek başarıları elde etsem de ve beraberinde kurum ve aile tarafından destekleyici hediyeler alsam da bir şeylerin eksik olduğunu hissetmiştim, sanki ruhumu kaybetmiş gibiydim. Doymuyordum ve herhangi normal bir şey beni tatmin etmekten artık çok uzaktı. Başarı için çok fazla şey ortaya koydum, aynı gün içerisinde farklı dershanelerin sınavlarına girer, sistemli bir şekilde dökümünü yapıp soruları analizleyip istatistikler hazırlardım.
Ancak çocukluğumda bu durum böyle değildi, bu kadar takıntılı biri değildim akademik başarıya. Spontane bir hayat tarzım vardı ve mutlu olduğum için hayata karşı bakışım da iyi bir seviyedeydi. Ancak ilk ergenlik zamanlarımda bir şeyleri elde edebilmek uğruna çok daha üst düzeyde uğraş gerektirmem gerekiyordu.

Gelgelelim liseye geçtim. Genç bir yaştaydım, her şeye rağmen hafızam hiç de fena sayılmazdı. Ancak öncekine göre kendimi çok daha çökkün hissediyordum, hayat tat vermemeye başlamıştı dediğim gibi. Ancak yine de bir şeyler için kendimi zorlamaya devam ediyordum. İletişimim genel olarak lisede daha iyi bir hal almıştı, çünkü gittiğim ortam öncekine göre çok daha iyiydi. Üniformama simitli balgam atan magandalar yoktu, daha nezih bir ortamdı. Lise hayatım boyunca iyi arkadaşlıklar edindim. Daha iyi anlaşabileceğim insanlar olduğu için iletişimimin gelişmesini de buna bağlıyorum.

Türkiye'deki eğitim sistemini bilirsiniz, zaten müfredat olabildiğine sıkıcı, gereksiz ve ezber derslerden oluşur. Öğrencinin ilgisini çeken pek fazla şey anlatılmaz, varsa yoksa sürekli ezber bilgiler. Okullardaki eğitimlerin kalitesizliği de göz önüne alınırsa, insanlar çoğu zaman özel dershane ya da etüt gibi yerlere yazılırlar. Kurum adını vermiyorum, yurtiçinde sınav yapan büyük çaplı kurumlardan birinin broşür ve afişlerinde görmüştüm, dershanelerin kapandığı ilk zamanlara denk gelir, şöyle bir ifade yer alıyordu: '' Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerde de dershanecilik faaliyetleri yaygındır ve alınan eğitimin yetersizliğinden kaynaklanır.'' diye. Dershaneciler dershaneleri savunmak için Güney Kore üzerinden yola çıkmışlardı ancak gelişmiş ülkelerin geneline bakmak işlerine gelmiyordu.

Ben biraz da şartların insanları porno bağımlılığına ittiğini düşünüyorum, ne dersiniz bilemem ama başka bir çare bırakılmıyor insanlara. Toplum asla cinsellikten bahsetmiyor. Peki bu insanlar hal böyle olunca cinselliği nereden öğreniyorlar? Pornografiden.

Nofap türkiye forumu vardır bilir misiniz? Orada kesinlikle çok yararlı paylaşımda bulunan insanlar var. Böyle olduğu gibi bunun tam tersi olan, olabildiğince diğer forum üyelerinin motivasyonuna zarar veren, onur kırıcı hareketlerde bulunan insanlar da var.
Geçen sene bu forumla epeydir haşır neşir olmuştum, o kadar fazla bilgi toplamıştım ki pornografi ve beyindeki işleyişi hakkında. Gerek sahip olduğum bilgileri paylaşmakla gerekse motive edici, cesaretlendirici ve teşvik edici iletilerim sayesinde bu durum adminlerin ilgisini çekmişti. Moderatörlük ve ardından yöneticilik hesabıma devredildi. Forumda öyle tiksinç insanlar vardı ki her seferinde destek olacağına köstek olmaya çalışan, birbirini kayırmaya çalışan, sürekli bir inanca ya da inançsızlığa veyahut siyasi bir düşünceye göre yargılayan. Dini bir çevrede büyümeme rağmen herhangi bir dini inancım yoktur, ancak her iki tarafa da karşıyım. Bütün insanlar herhangi bir dini anlayış kaygısı gözetmeden, el ele verip birbirine yardımcı olmaya çalışsa insanlar daha iyi sonuçlar almaz mıydı? Bizdeki forum kültürü bu konuda ne yazık ki yeterli seviyede değil.

Nofap oluşumu bu ülkede neden çok az ilgi gördü anlam veremiyorum, belki de nüfusun büyük bir kısmı düzenli bir seks yaşamına sahip olmamasından kaynaklanıyordur. Üzerinde düşündüğüm sorulardan biri de bu benim, sadece cinsellik değil, toplum olarak neden bu durumdayız, neden birbirimizden nefret ediyoruz? 2015 yılında dükkanın camını bir kartopu sıyırdı diye gazeteci öldü bu ülkede, Nuh Köklü cinayeti nedense aklımda yer edinmiş, bunun gibi sayısız örnek var arkadaşlar. Toplum ve ülke olarak bir şeyler gerçekten ters gidiyor. İşin garip tarafı da şu, toplumumuzda o kadar iyi beyinleri yurt dışına kaybetmemize rağmen okumuş ya da bilinç sahibi olan insan sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Hal böyleyken yönetim ve toplum nasıl bu duruma gelebilmiş, niye bu kadar yüksek vergi oranlarıyla yaşamak zorunda bırakılıyoruz anlamıyorum. Şu an eleştiri yapmaktan bile korkar hale gelmişim, şu yazıyı yazarken bile bir şeyler ters gider havası var üzerimde. Pornografiye gelene kadar aile ve toplum yapımızda da bir yerlerde biraz aksaklık var gibi bazı şeyler her ne kadar doğru olsa ya da öyle gözükse de, neyse saptırmadan devam ediyorum...

Biliyorum belki de biraz konu dışına çıkıyorum ancak toplum yapısından bahsederken bir konuya daha değinmek istiyorum. Ekşi Sözlük'te '' turkish girls on erasmus are easy'' başlığına rastlamıştım. Dış kaynaklı bir forum sitesinde böyle bir başlık açılmış ve Türk kızının yurt dışında erkekleri elde etmek için ''skor yapma'' girişimine değinilmişti. Peki sorun Türk kızlarında mı? Sanmıyorum. Üzgünüm ama bunu Türk erkekleri de bunu fazlasıyla yapıyor. Türk erkekleri bu konuda daha baskın bile olabilir. Yurt dışında seks yapma eyleminin etik kısmına değinmeyeceğim ki bu bireylerin kendi karar verme yetilerine dayanıyor. Üzerinde düşündüğüm nokta oradaki Amerikalı biri bizim için '' ...Bütün ülke ergenlik hormonlarının çöplüğüne dönmüş...'' demişti. Sahi gerçekten öyle miyiz? Bir gerçek var ki cinsellik çoğu insan için bir tabu ülkemizde.

Lisenin başlarında pornografi hakkında araştırmaya koyuldum. Çünkü kendimi sürekli çocukluğumla kıyaslıyordum ve bir şeyler yanlış gidiyordu. Yıl 2013 dolayları. O sıralar pornografi bağımlılığı hakkında bilgi edinebileceğimiz yeterli Türkçe kaynak yoktu, hala da yeterli değil ancak bu konu hakkında, dört yıl öncesine göre ülkemiz üzerindeki bağlantı sayısının çok daha fazla artış gösterdiğini söyleyebiliriz diye düşünüyorum. En azından Google üzerinde basit bir aramayla pek çok sonuca erişebiliyorsunuz, bu dört yıl önce böyle değildi. Türkçe kaynaklar bir iki psikoloji, kişisel gelişim sitesi ve kişisel bloglardan oluşuyordu. Bunun hakkında 2013 yılında araştırma yaparken Ekşi Sözlük'teki tek hortumlu fil'in ''pornografi bağımlılığından kurtulma rehberi''ni okudum. Porno bağımlılığı'nın ödül sistemindeki etkisi gibi birtakım konularda bu başlık gerçekten aydınlanmamı sağlamıştı. Kaynak sıkıntısı çektiğimiz o sıralar o metni bulmam ilaç gibi gelmişti.

Bazı arkadaşlar Celal Şengör'ün bir programda "Porno izlemek yararlıdır..." sözüne ithafen " Adam o kadar yabancı dil biliyor, ona bir şey olmamış, sana mı olacak gibisinden son derece düz bir yorumda bulunmuşlar. Merak edenler için link:
https://youtu.be/aWTu5HUXHOQ

Hadi bu durumu izah edebilmek icin kendimize iyi bir soru yöneltelim: Bizden önceki nesiller, özellikle erkek atalarımız cinselliği nasıl öğrendiler?

Şüphesiz ki mağara resimleri gibi ilkel formlarıyla çok uzun zamandır var olan pornografi günümüzde teknolojiyle birlikte kendini çok daha fazla geliştirip, yeniledi. Hala da son halini aldığını size beyan edemeyeceğim, çünkü teknoloji de sürekli bir gelişme içerisinde. Her türlü materyal (cansız mankenler, dergiler, akıllı telefon, sanal gerçeklik vb.) Porno unsuru haline getirilebilir.

Demek istediğimi anlamışsınızdır umarım, hiç mastürbasyon yapmayan insanları harıç tutacak olursak, örneğin dedelerimiz ve babalarımız mastürbasyonu materyalsiz, düz bir şekilde veya hayal kurma yoluyla öğrendilerse bize yakın nesilden olan abilerimiz bu işi dergiler yoluyla öğrenmeye başlamışlar. Bizim nesilde ise yüksek hızlı internet pornosu ortaya çıkıyor ki bu da bireylere sınırsız bir porno içerıği sağlıyor.

Celal Şengör gibi birinin gençlik zamanında hangi pornografik içerikler vardı? Playboy, Hustler, Penthouse gibi dergiler? Sinemalarda yayınlanan konulu pornolar? Bunların olması muhtemel ancak biliyorsunuz ki bunlara da kolay ulaşım mümkün değil. Bir yerlerden satın almak zorundasınız ki bu da vakit ve nakit demek. Ekstra olarak, kolay kolay satıcıya gidip de " Faruk abi ordan bana bi Playboy versene." Diyemez çogu insan, utanma ihtimalleri vardır çünkü, elbette bizden önceki nesiller bu işi tam olarak nasıl yürütmüş kesin bir fikrim yok, bu yazdıklarım sadece mantık yürütmelere ve varsayımlara dayanıyor.

Öncelikle şunu anlamalısınız, yetişkin bir bireyin beyni ile ergen beyni birbirlerinden farklıdır. Bağlantıların oluşumu ve yok olması en çok bu dönem için geçerlidir. Ergen beyninde ise çok daha fazla dopamin ve buna bağlı olarak DeltaFosB üretilir. Dolayısıyla siz ve davranışlarınız arasında çok daha büyük, geniş, ve güçlü duygusal köprüler oluşur. Buna bağlı olarak bir davranışı fazla tekrar etmenize gerek kalmadan kolay bir şekilde alışkanlık haline getirebilirsiniz. Burada bununla ilgili bir link var:
http://science.howstuffworks.com/life/inside-the-mind/human-brain/teenage-brain.htm

Verdiği zarar bakımından ergenlik döneminde porno izleyen biriyle yetişkinlik döneminde izleyen birini karşılaştırmayın bu yüzden. Burada da bir haber kanalı bu konuyla ilgili haber yapmış:
https://youtu.be/f9EqDVlsp-8

Tam da bu konuyla ilgili çok faydalı olacağını düşündüğüm bir makaleyi paylaşıyorum:
https://yourbrainonporn.com/why-shouldnt-johnny-watch-porn-if-he-likes


Hadi biraz aslında hem konuyla ilgili hem de biraz ilgisiz bir paylaşımda bulunalım. Filmleri sever misiniz? Bazen filmlerin karşılaştığımız bazı durumlar hakkında nokta atışı yaptığını düşünürüm. Ben bir film ya da sanat eleştirmeni veyahut sanatçı değilim, sadece iyi bir sanat tüketicisi olarak bu girdiyi giriyorum. Yalnız şunu hatırlamanızı isterim ki, filmler kurgudan ibarettir ve gerçekleri birebir taşımayabilir. Filmlerdeki içerikle, oyuncularla ya da herhangi bir kısmını içerisinde bulunduğunuz durumunuzla karşılaştırmak kendinizi iyi hissettirip empati yapmanızı sağlasa da buna kendinizi fazlasıyla kaptırmak kötü hissetmenize yol açabilir ve iyi sonuçlar doğurmayabilir de.

NOT: Eğer bazı konularda çok hassas biriyseniz, özellikle porno ve mastürbasyondan uzak kalmak için bütün cinsel içeriklerden kendinizi soyutlamak istiyorsanız, nofap sürecinde bunlardan etkileneceğinizi düşünüyorsanız, izlediğiniz cinsel içerikli sahnelerden sonra bu durum kendinizi kötü hissetmenize neden oluyorsa burada önerilen filmler hakkında biraz daha düşünmenizi isterim. Gerekirse izlemezseniz olur biter, kimseye zorla izletmiyoruz. Aşağıda önereceğim filmler cinsellik içerebilirler.

Ayrıca IMDb'den filmlerin içeriğindeki cinsel içeriklerin durumunu, sayısını, fazla olup olmamasını vb. kontrol edebileceğinizi biliyor muydunuz? Örneğin bir filmi açtınız, film ismi, tarih ve puan kısmının üzerindeki ''MORE'' butonuna tıkladıktan sonra ''STORYLINE'' başlığının altındaki ''Parents Guide''a tıkladıktan sonra film içeriğindeki alkol,uyuşturucu, çıplaklık,argo sözler, küfürler vb. gibi şeyler hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz.


1-) Don Jon:

IMDb Link:http://www.imdb.com/title/tt2229499/?ref_=nv_sr_1

< Resime gitmek için tıklayın >
A
6 yıl
Yurt Dışından Telefon Getirtememe Saçmalığı
Yahu ne saçma sapan bir iştir bu? Uyuşturucu madde vs. ihtimaline karşı denetlenir bunu anladık da cep telefonu getirtememek neden? Ben aradığım ürünü Türkiye'de bulamadım, mağazalara alışveriş ve ikinci el sitelerine her yere baktım eski bir telefon zaten 10 yıllık ebaydan veya aliexpressten sipariş versem gümrükte takılıyormuş. Böyle bir saçmalık olur mu devlet içerisindeki kurumların bizi soymak istemesinden midir bu durum ben mi yanlış anlıyorum? Zaten yurtdışında olan ya da gidebilecek bir akrabam, bir tanıdığım yok, haliyle ben de gidemeyeceğim. Dünyada başka ülkelerde böyle bir uygulama var mı?

(Motorola V8 Gold)
A
6 yıl
Motorola Razr V8 Yurtdışı
Merhabalar, yurtdışından motorola razr v8 getirtsem gümrükte bir problem çıkar mı acaba? Ürünü Türkiye'de hiçbir yerde bulamadım, mecburiyetten böyle bir şey yapmak istiyordum.

http://tr.aliexpress.com/item/Original-Motorola-RAZR2-V8-mobile-phone-v8-cell-phone-2GB-Storage-Russia-keyboard-Support-4-Colors/32556564586.html?spm=2114.49010708.4.1.ZvHtAh
A
6 yıl
Pornografi Bağımlılığı İçin Bir Destek Grubu Yok Mu
Bu iş ciddi bir hal aldı, kurtulmak istiyorum bu illetten, aklıma gelebilecek pekçok yolu denedim ve hayatımı mahvetti. Adsız Alkolikler tarzı bir destek grubu yok mu acaba?
A
6 yıl
Nofap İçin Donanımhaberde Ayrı Bir Forum Açılmalı
Konu dışında nofap ana konusu var. Bu pornografinin zararının bilinmesi için bulunmaz bir nimet. Fakat neden bunun için ayrı bir forum açılmasın? İnsanlar bu sayede düşüncelerini, geçtiği süreci daha rahat bir şekilde paylaşabilirler. Anakonu da sabitlenir yukarı. Türkiye'de Reddit gibi bir oluşum yok ve ayrıca donanımhaber Türkiye'nin en çok takip edilen forum sitesi. Siz ne dersiniz?

https://www.reddit.com/r/NoFap/
A
6 yıl
Depresyon, ilaçlar ve Ygs/lys
Merhabalar arkadaşlar size bir şey danışacaktım. 11. Sınıfım malum seneye üniversite sınavı var. Doktor tarafından depresyon teşhisi konuldu bu yıl ve pekçok şey iyi gitmiyor. Dersler çok kötü, odaklanma kapasitem çok zayıf. Hiçbir şeyi ezberleyemiyorum. Prozac kullanmışlığım var sonradan lustral, lamictal ve abilify üçlüsünü kullanıyorum. İlaçlardan sonra acı hissi ve ağlamaklı halim kayboldu ama umursamaz ve yorgun bir tavra sahip oldum. Eski zamanlarımı istiyorum. İlaçları bıraksam depresyon tekrardan nükseder mi yoksa tedaviye devam mı etmeliyim? Sayısal öğrencisiyim ama ders çalışmak için kendimi aşırı zorlamam gerekiyor ve çalışsam da algılama kapasitem gerçekten zayıfladı. Bu ve bunun benzeri bir geçmişi olan varsa aydınlatırsanız sevinirim, ne yapmam gerektiği konusunda bir yol çizebilirim.
A
6 yıl
Marshall Ms-2 vs Orange Micro Crush vs Fender Micro Twin 1957
Bu üç amfi arasında kaldım Rahatça taşıyabileceğim, sorun çıkarmayan en azından temiz ses alabileceğim bir iki tonu olan bir amfi bakıyorum. Orange'ın tonunu beğendim Fender de hiç fena değil, Marshall ucuzluk yönünden iyi. Orange veya Fender alsam acaba o fiyata değer mi? Roland Micro cube fiyatına kadar çıkamayacağımı da belirtmek isterim. Cevaplarınızı bekliyorum.

Örnek video:https://www.youtube.com/watch?v=xJO2rJakFh8
A
8 yıl
Eğitim sistemini değiştirseydiniz, neler yapardınız?
Birçok kişi eğitim sisteminden şikayetçi. Öğretime dayalı değil ezberci bir sistem olduklarını söylerler. Projem için, ''eğitim sistemini değiştirseydik okulda ve sınıfta nasıl bir öğretim uygulardık '' konusunu düşünüyorum. Sizlerden de bu konu hakkında yardım istiyorum. Siz öğrencinin daha iyi öğrenebilmesi için neleri değiştirirdiniz?

http://listelist.com/finlandiya-egitim-sistemi/
A
8 yıl
silinsin
.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.