|
Eğer metafiziksel iddiaları bir köşeye bırakıp olgusal olarak bakarsak evet biyolojik süreçlerin geri dönüşsüz olmak üzere durmasıdır. Bu yüzden ölümü de sadece kalp durması gibi olaylarla sınırlandıramayız. Bilimin gelişmesi sayesinde artık kalbi duran birçok kişi onlarca dakika sonra bile hayata geri döndürülebiliyor. Yaşadığımız dönem için kesin ölüm olarak kabul edebileceğimiz tek şey beyin ölümüyle sonuçlanan vakalardır. |
|
Ruh konusunda kesin birsey soyleyemeyiz, gecmiste de kanitlanmis bir bilimsel sonucta yok zaten. Kisinin inancina bagli bir durum, ama dedigim gibi ne var oldugu savunulabilir ne yok oldugu. |
| Kuantum takılıyordum bir senedir orada çeşitli teoriler mevcut ama henüz kanıtlayamıyorlar. |
Psikologlar bile ruh hastalığı denen illeti beyinden kaynaklanan sorunlar olarak görüp, onlarca çeşit ilaç tedavileri geliştirmişken, ruhun varlığına inanmayan insanları sığ olarak görmek çok daha sığ bir düşünce olmuş. Alzheimer hastalığına yakalanmış insanların sevdiklerine saldırdıkları, küfür ettikleri yahut bu tip davranışlarda bulundukları biliniyor ve çok ilerleyen dönemlerde bakım evleri devreye giriyor, 1900 lerde çenesinin altından demir giren bir işçi bir gözünü kaybetti ve düşünce, hareketlerden sorumlu bölgelerde beyninde hasar oluştu, daha önce kibar, düzenli, sakin karakteli olan bu adam, sinirli, düzensiz kısaca tam ters bir insana dönüştü (ayrıntıları netde araştırıp bulabilirsiniz), özet olarak demek istediğim ruh denen varlık hasar alamıyacağına göre bizler tamamen beyin denen organın kontrolündeyiz, daha ayrıntılı olarak bilgi edinmek isterseniz Limbik sistemi araştırabilirsiniz. Kısaca hareketlerimiz, düşüncelerimiz, beyine yıllarca yazılan dataların okunup-işleniş biçimidir, herkezin anne, babası, okulu farklı olduğuna göre, kısaca gelişirken çevresi ile iletişimi farklı olduğuna göre milyarlarca farklı karakterin meydana gelmesi doğaldır, ne tanrının varlığı, nede ruhun varlığı bu Dünyada kesinliğe dayanmaz üstelik en ufak bir delil bile mevcut değildir, bunlara inanmayan insanlarda hoş karşılanmalıdır, sığ değil. |
Siz herkezin birbirinden farklı olmasını ruh teorisiyle açıklıyorsunuz, oysa ikiz kardeşten öte her huyu suyu birbirine benzeyen insanlarda var, özel olarak katil yetiştiren bir okulda yalnızca bir kitap okuyup yaptığının yanlış olabileceğini anlayan insanlarda çıkabilir, ama o okuldan çıkan mezunların çoğu katilliği meslek edinir, bilmem ne demek istediğimi anladınızmı, çok kapsamlı bir bilgisayarın işleyişini nasıl küçük bir virüs bozabiliyorsa, insan beynide aynı mantıkla çalışır. Ameliyat sırısaındada insanların kendilerini seyrettiklerini söylemeleri, tamamen narkoz ve oksijen azlığı gibi durumların sonucudur, bu tip ruhani hikayeler anlatıp insanların aklını çelen kaynaklar yerine birazda bilimsel kaynaklara eğilin, bunla ilgili n.geographic kanalındada belgesel vardı, araştırıp izlemenizi öneririm, zira uykumuzdada sık sık yüksekten düştüğümüzü hissettiğimiz zamanlar olmuştur, size göre uykuda ruh duvara çıkıp üzerindenmi düşüyor :) Tanrı ve ruhun varlığına gelirsek, dünyada şu ana kadar 1 milyon civarı tanrı adı geçmiş, kısaca bunlardan birine doğru deseniz 999.999 tanesi uydurma olur, buda tanrı mantığının size ne kadar aldatıcı olduğunu gösterir, kısaca 999.999 adeti sahte ise büyük ihtimal geri kalan bir adedinde sahte olma olasılığı vardır, belki bunlardan farklı gerçek olan bir tane vardır, bilemeyiz bu konuda agnostiğim. Bal arısı ayrı bir konudur, 100 milyon yıl önce evrimleşmiştir, kısaca zannedildiği gibi bitkiler için bir mucize olsun diye var olmamıştır, zira ot benzeri bitkiler 460-470 milyon yıl önce evrimleşmişlerdir, yani arılardan çok önce bitkiler vardı, arılar bitkilerden yaşamları için gerekli materyalleri toplayan bir canlı türüdür, yok olmaları bitki türlerinde değişime neden olur ama genede yaşam var olur, zira şu ana kadar 6-7 çivarı toplu yok oluşlar gerçekleşmiş, giden canlı türlerinin yerlerine yenileri gelmiştir, ama siz genede bunları mucize olarak görmek isterseniz karışmam. |
Arkadaşım konu başka yerlere gidiyor uzatmıyacağım, bir kere ameliyat esnasında ruh bedenden çıkıp dolaşıyor diyorsan bu senin inancınlada çelişir söyliyeyim, zira sizin dininizde ruh ancak öldüğü zaman bedenden çıkar ve azrail tarafından götürülür, bugün sizlerin ruhun varlığını ispatlamak için ameliyat sırasında bilinci yerinde olmayan insanların sözlerine inanmaznız aynı zamanda kendinizlede çelişmenizdir, ayrıca bu kanıtlanmaış bir olayda değildir, araştır, öğren. İnsan özelliği her dinin tanrısındada vardır, kuranda iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alı koyan nedir, onları ki elimle tutup çehenneme atıcam yahut allah onları kahretsin, onlara aşşağılık maymun olun dedik vs..vs.. gibi ayetler geçerki, eller ve küfür eden tanrı mizahı insani özelliklerdir, vede böyle daha başka birçok ayet var ama konumuz bu değil. Gelelim o bahsettiğin çeşit çeşit bitkiye, bu gün yediğin gıdaların ve evcil hayvanların %90 nından fazlası 15 bin yıllık tarım evriminin sonucudur, turunç giller, muz, buğday vs..vs.. inek, koyun vs..vs.. hemen hemen hepsi bitkileri farklı tohumlarla, hayvanlarıda seçilim yoluyla değiştirerek elde edilmiştir, 10-15 bin yıldan önce insanoğlu ciddi kıtlıklar zorluklar çekmiştir, yani bugün beslendiğin çeşitlilik için daha çok atalarına dua etmen daha yerinde olur. |
|
Boşa çabaydı zaten sayın @Kankokan; " herkeste beyin ve nöronlar var.Ama her insanın karakteri ,huyu,suyu farklı.Milyarlarca farklı karakterde ki,mizaçtaki insanı maddeci bir yaklaşımla sadece nöronların etkileşimiyle açıklamakta sığ bir görüşe yakışır.İşin özü ölünce bedenin fiziksel olarak iflas eder ama ruh asla ölmez. " Böyle saçma sapan lafları edenin Nöron ağını evine döşenen kanalizasyon borusu olduğunu düşündüğü açıktır. Böyle birisiyle tartışmanın yeride anlamıda yok; Her insanın Nöron ağının insanın ilgi ve bilgi yapısına göre düzenlendiği hakkında @Level isimli arkadaşın nefis bir yazısı vardı bir konuda, ben forumda böyle tiplerle karşılaştığımda genellikle bu yazıya atıfta bulunurum, çok güzel bir şekilde nöron ağının nasıl şekillendiğini anlatmıştı. Bu yazıyı uzun zamandır bulamıyorum, galiba konusu silinmiş. Ama " at gözlüğü takmış " tiplerde yeni nöron bağlantılarının oluşamadığı hakkındaydı. Uzun zamandır nöron bağlantılarının kişinin aktiviteleri ve özellikle de bilgi birikimine göre şekillendikleri kabul edilen bir bilimsel gerçek! Tartıştığınız kişi tartıştığı konu hakkında hiç bir bilgiye sahip değil! Her hafta sonu gelip KB konularında sahip olmadığı bilgi düzeyiyle bir konuyu ruh vs. gibi ortalıkta olmayan saçma sapan kavramlarla tartışmaya çalışır. |
|
biyolojik faliyetlerin son a ermesi bir sebep dir sadece Ruh un cıkması halinde vucut ölür. ölüm azrail a.s ın canı almasıdır. nasıl bu ruh geldi de bu bedene girdiyse öyle cıkıyor . |
Bu konuyu bir de Sisi'ye danışmanızda yarar var bence, belki fazladan bişeyler biliyor olabilir bu konuda! |
| Canım kardeşim bu düşünceni ateist birine nasıl kanıtlarsın mesela ona da mı azrail aldı canını diyeceksin?Ben bilimsel cevaplar arıyorum |
|
Ateist birisi bana ölmeyen birisini göstersin o zaman biyolojk faliyetleri bitmeyen birisini bana 300 yaşında birisini göstersin mesala bak kardeş bilimsel herşeyin cevabı bulunamaz bu akıl herşeyi tartamaz , insanı tartan bir tartının üstüne arabayla cıksan nolur işte bu mesele çok ta kurcalamamak lazım , bu ateist ler herşeyin tesadüfen olduğuna inanmıyormu zaten . buna da tesadüf desin geçiştirsin o zaman |
| Güzel kardeşim meseleyi tam anlatamadım sanırım ateist biri ölmeyen birisini göstersin demişsin pek mantıklı bulmadım bu cevabı ben.Ayrıca çok kurcalamamak lazım demişsin eğer tüm dünya senin mantığınla giderse tüm gelişmeler durma noktasına gelir.Önemli olan konular üzerine kafa yormak ve çözüm yolları üretmektir. |
| Ölüm gerçek dünyaya açılan kapıdır.ölmek biyolojik faaliyetlerin durmasının yaninda ilahi boyutta da bilmediğimiz yasam enerjimizin ruhani boyuta geçmesidir.ölmek demek sınav süresi bitti demektir. |
|
Cahil yobişler basmış burayı yine. Şu anda 3d yazıcı ile organ basıyorlar. İleride komple vücut da basacaklar yani. Şu anda ölümsüzlük için iki engel var: 1- Beyin yaşlanması 2- Beyin nakli. İkincisini belkide başarmışlardır ama ilkinde bir ilerleme olmadığı sürece ikincinin bir anlamı yok. |
Rahat olun beyler hepimiz ölecez o zaman anlarsınız nası birşey olduğunu |
| Öldüğün zaman vücudundaki biyolojik ve kimyasal tepkimeler sona ermez, sadece farklılaşır. Tamam vücudun kendi solunumu olmaz, kalp atmaz ancak çürükçül bakteriler ve farklı canlılar cesedin içinde üremeye başlar ve kendi biyokimyasal aktivitelerini artan bir ivmeyle gerçekleştirmeye başlarlar. |
|
ölmeden bunu bilmek mümkün değil :) bunun dışında söylenenler olabilirliktir ve kesin değildir kesin ölüp (misal 1 ay ölü kalıp) tekrar canlanan olsaydı o zaman ona sorardık ama (beyin ölümünden bahsetmiyorum ,vücuttaki kan tamamen pıhtılaşmış,kokuşmuş olduktan sonra) dönen kimse yok :) |
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Bu mesajda bahsedilenler: @bu19ra07k