Yapay Zekanın Doğuşu: Yapay zeka, insan zekasını ve problem çözme yeteneklerini taklit edebilen sistemler yaratmakla ilgilenen bilgisayar bilimi içindeki bir uzmanlık alanıdır . Bunu, çok sayıda veriyi alarak, işleyerek ve gelecekte düzene sokmak ve geliştirmek için geçmişlerinden ders çıkararak yaparlar. Normal bir bilgisayar programının hataları düzeltmek ve süreçleri iyileştirmek için insan müdahalesine ihtiyacı olacaktır. Ancak teknolojik olanakların henüz kısıtlı olduğu 20. yüzyılın başlarında bu öngörüler, çoğunluk tarafından bilim kurgu hayranlarının bir fantezisi olarak görülüyordu.
1955 yılında: John McCarthy, Dartmouth'da "yapay zeka" kavramının ilk kez nasıl kullanıldığı ve bu kavramın nasıl popüler hale geldiği konusunda bir çalıştay düzenledi.
1958 yılında John McCarthy , günümüzde hala popüler olarak kullanılan, yapay zeka araştırmaları için ilk programlama dili olan LISP'i (Liste İşleme kısaltması) yarattı .1966 yılında Joseph Weizenbaum, insanlarla sohbet etmek için doğal dil işleme (NLP) kullanan sahte bir psikoterapist olan ilk "chatterbot"u (daha sonra chatbot olarak kısaltıldı) ELIZA'yı yarattı. 1968: Sovyet matematikçi Aleksey Ivakhnenko, daha sonra "Derin Öğrenme" olarak bildiğimiz yapay zekaya yeni bir yaklaşım öneren "Veri İşleme Grup Yöntemi"ni "Avtomatika" dergisinde yayınladı. Zamanla işlem gücünün artması ve veri saklama yöntemlerinin gelişmesi, yapay zekâyı somut uygulamalara yaklaştırdı. 1990’ların sonlarında IBM’in Deep Blue isimli satranç bilgisayarının dünya şampiyonu Garry Kasparov’u yenmesi, “Makineler, gerçekten de düşünebilir mi?” sorusunu yeniden alevlendirdi.
Bir dönüm noktası niteliği taşıyan bu olay, insanlığın makine zekâsına bakışını dönüştürürken bilim kurgudan ilham alan bir hayalin gerçek dünyadaki ilk güçlü kanıtlarından birine dönüştü. 2003: NASA, Mars'a iki gezici araç (Spirit ve Opportunity) indirdi ve bunlar insan müdahalesi olmadan gezegenin yüzeyinde gezindiler.
2006: Twitter, Facebook ve Netflix gibi şirketler, reklam ve kullanıcı deneyimi (UX) algoritmalarının bir parçası olarak yapay zekayı kullanmaya başladı.
2010: Microsoft, vücut hareketlerini takip edip bunları oyun talimatlarına çevirmek üzere tasarlanmış ilk oyun donanımı olan Xbox 360 Kinect'i piyasaya sürdü.
2011 yılında IBM tarafından yaratılan Watson isimli, soruları cevaplamak üzere programlanmış bir NLP bilgisayarı , televizyonda yayınlanan bir yarışmada iki eski şampiyona karşı Jeopardy'yi kazandı.
2011yılında Apple, ilk popüler sanal asistan olan Siri'yi piyasaya sürdü.
2020 yılında OpenAI, kod, şiir ve diğer dil ve yazma görevlerini oluşturmak için Derin Öğrenmeyi kullanan bir model olan GPT-3'ü beta test etmeye başladı. Türünün ilk örneği olmasa da, insanların oluşturduklarından neredeyse ayırt edilemeyen içerikler oluşturan ilk model ortaya çıktı. 2021 yılında OpenAI, görselleri doğru altyazılar üretebilecek kadar işleyip anlayabilen DALL-E'yi geliştirerek yapay zekayı görsel dünyayı anlamaya bir adım daha yaklaştırdı. Ayrıca Yapay zeka iş yapış şeklimizi kurumsal stratejiler ve hatta hukuk, eğitim, sağlık gibi temel toplumsal yapı taşlarının da etkilenmesi bekleniyor. Kulağa biraz hızlı ve baş döndürücü gelse de esasen bu hız, içinde yaşadığımız çağa çoktan nüfuz etmiş durumda. Günümüzde pek çok alanda hızlı karar almak ve üretken olmak için zaman yönetimi kritik bir öneme sahip. Karar mekanizmalarını hızlandıran ve verimliliği artıran AI çözümleri, pek çok kuruluş için cazip bir teknolojik partner rolü üstleniyor. 2025’te yükselişe geçmesi beklenen iş trendleri arasında yer alan yapay zekânın iş dünyası ve kurumsal stratejiler açısından en büyük vaatlerinden biri, etkinlik ve verimlilik artışı. Bugünlerde yapay zeka sayesinde Veri analizi, satış tahminleri, stok yönetimi, müşteri hizmetleri gibi bir zamanlar insan odaklı ve oldukça zahmetli olan süreçler, bugün pek çok işletme için daha hızlı ve daha düşük maliyetli yöntemlerle yönetilebiliyor. AI teknolojilerini erkenden uygulamaya başlayan kurumlar, sektördeki rakiplerine göre daha çevik ve daha görünür olma şansına kavuşuyor. Ancak bu verimlilik, aynı zamanda insan faktörü üzerinde de kimi soru işaretleri yaratıyor. Özellikle AI destekli sistemlerin insan emeğinin yerini alabileceğine dair endişeler, “Makineler işlerimizi elimizden mi alacak?” tartışmasını alevlendirmeye devam ediyor. Yine de güncel eğilim, yapay zekânın çoğu sektörde insanı tamamen dışlamaktan ziyade yardımcı bir rol üstleneceği yönünde. Söz gelimi müşteri hizmetleri alanında karmaşık sorunlar hâlâ bir insan uzman tarafından ele alınıyor. AI tabanlı sohbet robotları ise ancak basit ve tekrar eden soru-cevap süreçlerinde zamandan ve iş gücünden tasarruf sağlıyor. Dolayısıyla gelecekte rekabet avantajı, yapay zekâyı daha iyi kullanan şirketlere doğru kaydıkça iş dünyasının insan-robot iş birliğine yönelik yeni bir kurum kültürü geliştirmesi de kaçınılmaz oluyor.
Yapay Zekâ, Gizlilik ve Etik Sınavları
Kuruluşunuzun yapay zeka kullanımını genişletirken veri gizliliği konusundaki önceliklerini ve yükümlülüklerini korumada daha çevik hale gelmesine yardımcı olmak için veri gizliliği görevlilerinin atabileceği altı adım vardır.
Yapay zekânın her şeye kadir gibi görünmesi, beraberinde ciddi etik ve mahremiyet tartışmalarını getiriyor. Günümüzde kurumlar, veri havuzlarına çok daha detaylı şekilde erişebiliyor ve kullanıcıların pek çok kişisel bilgisini işleyebiliyor. Elbette bu, ürün geliştirme ve kişiselleştirilmiş deneyimler açısından değerli bir fırsat. Fakat aynı zamanda hangi verinin nasıl toplandığı ve bu süreçte kullanıcı haklarının ne ölçüde gözetildiği soruları da gündemden düşmüyor. Yalnızca bireysel verilerin korunması değil algoritmaların şeffaflığı ve karar süreçlerinin sorgulanabilir olması da önemli bir etik boyut oluşturuyor. Örneğin kredi başvurularında AI teknolojilerinden faydalanan bir banka, bir başvurunun neden reddedildiğini açıkça ibraz edemiyorsa burada şeffaflığa dair bir sorun olduğundan söz etmek mümkün. Aynı şekilde AI destekli yüz tanıma teknolojilerinin gözetim sistemleri aracılığıyla toplumu ne kadar kontrol edebileceği konusu da toplumsal güvenlik ve özgürlükler arasındaki dengeyi zorluyor. Bu nedenle ulusal ve uluslararası mevzuatlar, yapay zekâ uygulamalarına ilişkin düzenlemeleri sıkılaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Avrupa Birliği’nde devreye alınan kimi taslaklar ve çeşitli ülkelerin yerel düzenlemeleri, şirketlere bu teknolojileri geliştirirken sorumlu hareket etme görevi yüklüyor. Buradan hareketle yapay zekânın sunduğu devasa bir potansiyel kadar büyük sınavları da beraberinde getirdiğinden söz etmek yanlış olmaz. Geleceğin teknolojisi, toplumsal değerlerle nasıl bir uyum içinde olacak ve kişisel haklarımızı ne ölçüde koruyacak? Bu sorunun cevabı, ilerleyen dönemde hangi standartların getirileceğine ve şirketlerin; hatta biz kullanıcıların bu standartları nasıl benimsediğine de bağlı.
"Kişiselleştirilmiş öğrenme" konsepti, AI destekli eğitim sistemleri sayesinde daha erişilebilir ve etkili hâle geliyor.Kişiselleştirilmiş öğrenme her öğrencinin özel ihtiyaçlarına göre yapılandırılır. AI ise burada devreye girerek öğrencinin performansını analiz eder ve ihtiyaçlarını temel alarak öğrenme sürecini optimize eder. AI destekli eğitim, öğrenciyi merkeze alan bir deneyim sunarak akademik başarının yanı sıra öğrenme motivasyonunu da artırır. AI destekli öğrenme sisteminde anında geri bildirim, Öğrenci Performansını İzleme ve Analiz Etme
Geleceğin Eğitimi AI ile Şekilleniyor AI destekli kişiselleştirilmiş öğrenme, eğitimde köklü bir dönüşüm sağlayarak öğrenci ihtiyaçlarına duyarlı, dinamik ve etkili bir eğitim modeli sunmaktadır. AI, eğitimde kalitenin artmasına olanak sağlarken, veri güvenliği ve etik kullanım konularına da dikkat edilmesi gerekmektedir. AI’nin eğitime sağladığı katkıların sürdürülebilir olması için güçlü bir teknolojik altyapı ve öğretmenlerin bu süreçte desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Sağlıkta Yapay Zekâ ile Hızlı Teşhis Dönemi Büyük veri analitiği sayesinde AI, sağlık çalışanlarının hastalıkları erken aşamada tespit etmesine imkân tanıyor. Radyolojik görüntülerden anomali tespitine kadar uzanan bu süreç, doktorların daha hızlı ve doğru teşhis koymasına yardımcı olurken hastalar için ise daha etkili tedavi planları oluşturulmasına yardımcı oluyor.
Önümüzdeki 5 yılda AI destekli teknolojilerin tıbbi pratiklerde standart bir araç hâline geleceğini tahmin etmek pek de güç değil.
Octapull ve Yapay Zeka OCTAPULL, geniş ürün yelpazesine yapay zekâ özelliklerini entegre ederek her sektöre özel akıllı çözümler sunuyor ama entegrasyon sürecinde dış kaynak kullanımından kaynaklı gecikmeler yaşanıyor ve ek maliyetlerle karşılaşılıyordu. Bu yatırımla birlikte dış kaynak bağımlılığını ortadan kaldırabilecek ve ileri seviye yapay zekâ destekli özellikleri devreye alarak kullanıcı deneyimi çok daha verimli ve akıcı hale getirilecek. Video konferans çözümü OctaMeet; yapay zekâ destekli canlı altyazı, toplantı notları ve özetleme yetenekleri ile toplantı deneyimini daha etkili hale getirirken Octapull SFA, satış süreçlerini analiz eden ve müşteri etkileşimini artıran akıllı öneri sistemleriyle satış ekiplerine rehberlik etmeye devam edecek. Octapull B2B ve Octapull B2C, dijital bayi ve müşteri yönetiminde yapay zekâ destekli satın alma tavsiyeleri, kampanya teklifleri ve stratejik öneriler sunarak işletmelerin karar alma süreçlerini hızlandıracak. Dijital bayi ziyaretleri için geliştirilen OctaSales, duygu analizi, akıllı müşteri segmentasyonu ve otomatik toplantı planlama özellikleriyle satış süreçlerini optimize edecek. Octapull Merch ve Octapull SPV, sahadaki verileri analiz ederek ekiplerin operasyonlarını yapay zekâ destekli iyileştirmelerine olanak tanırken, Octapull WMS, depo yönetiminde görüntü işleme teknolojisini kullanarak stok tahmini ve envanter optimizasyonu ile lojistik süreçlerini kolaylaştıracak. OctaChat ise şirket içi iletişimde yapay zekâ destekli mesaj önerileri, görev atama ve takibi ile içerik özetleme gibi özellikler sunarak kurumsal iletişimi daha akıllı hale getirecek. OCTAPULL’un yapay zekâdestekli yeni yetkinlikleri, iş süreçlerini optimize etmeyi ve kullanıcı deneyimini her zamankinden daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Bu yenilikler sayesinde bireysel ve kurumsal kullanıcılar, kendi ihtiyaçları özelinde geliştirilen bu yeniliklerle birlikte kendilerine özel yapayzekâ asistanları oluşturabilecek ve daha hızlı kararlar alarak zamandan ve paradan tasarruf ederek rekabet avantajı elde edebilecek.
Yapay zeka, insan zekasını ve problem çözme yeteneklerini taklit edebilen sistemler yaratmakla ilgilenen bilgisayar bilimi içindeki bir uzmanlık alanıdır . Bunu, çok sayıda veriyi alarak, işleyerek ve gelecekte düzene sokmak ve geliştirmek için geçmişlerinden ders çıkararak yaparlar. Normal bir bilgisayar programının hataları düzeltmek ve süreçleri iyileştirmek için insan müdahalesine ihtiyacı olacaktır.
Ancak teknolojik olanakların henüz kısıtlı olduğu 20. yüzyılın başlarında bu öngörüler, çoğunluk tarafından bilim kurgu hayranlarının bir fantezisi olarak görülüyordu.
- 1955 yılında: John McCarthy, Dartmouth'da "yapay zeka" kavramının ilk kez nasıl kullanıldığı ve bu kavramın nasıl popüler hale geldiği konusunda bir çalıştay düzenledi.
1958 yılında John McCarthy , günümüzde hala popüler olarak kullanılan, yapay zeka araştırmaları için ilk programlama dili olan LISP'i (Liste İşleme kısaltması) yarattı .1966 yılında Joseph Weizenbaum, insanlarla sohbet etmek için doğal dil işleme (NLP) kullanan sahte bir psikoterapist olan ilk "chatterbot"u (daha sonra chatbot olarak kısaltıldı) ELIZA'yı yarattı. 1968: Sovyet matematikçi Aleksey Ivakhnenko, daha sonra "Derin Öğrenme" olarak bildiğimiz yapay zekaya yeni bir yaklaşım öneren "Veri İşleme Grup Yöntemi"ni "Avtomatika" dergisinde yayınladı.Zamanla işlem gücünün artması ve veri saklama yöntemlerinin gelişmesi, yapay zekâyı somut uygulamalara yaklaştırdı.
1990’ların sonlarında IBM’in Deep Blue isimli satranç bilgisayarının dünya şampiyonu Garry Kasparov’u yenmesi, “Makineler, gerçekten de düşünebilir mi?” sorusunu yeniden alevlendirdi.
- Bir dönüm noktası niteliği taşıyan bu olay, insanlığın makine zekâsına bakışını dönüştürürken bilim kurgudan ilham alan bir hayalin gerçek dünyadaki ilk güçlü kanıtlarından birine dönüştü. 2003: NASA, Mars'a iki gezici araç (Spirit ve Opportunity) indirdi ve bunlar insan müdahalesi olmadan gezegenin yüzeyinde gezindiler.
- 2006: Twitter, Facebook ve Netflix gibi şirketler, reklam ve kullanıcı deneyimi (UX) algoritmalarının bir parçası olarak yapay zekayı kullanmaya başladı.
- 2010: Microsoft, vücut hareketlerini takip edip bunları oyun talimatlarına çevirmek üzere tasarlanmış ilk oyun donanımı olan Xbox 360 Kinect'i piyasaya sürdü.
- 2011 yılında IBM tarafından yaratılan Watson isimli, soruları cevaplamak üzere programlanmış bir NLP bilgisayarı , televizyonda yayınlanan bir yarışmada iki eski şampiyona karşı Jeopardy'yi kazandı.
- 2011yılında Apple, ilk popüler sanal asistan olan Siri'yi piyasaya sürdü.
2020 yılında OpenAI, kod, şiir ve diğer dil ve yazma görevlerini oluşturmak için Derin Öğrenmeyi kullanan bir model olan GPT-3'ü beta test etmeye başladı. Türünün ilk örneği olmasa da, insanların oluşturduklarından neredeyse ayırt edilemeyen içerikler oluşturan ilk model ortaya çıktı. 2021 yılında OpenAI, görselleri doğru altyazılar üretebilecek kadar işleyip anlayabilen DALL-E'yi geliştirerek yapay zekayı görsel dünyayı anlamaya bir adım daha yaklaştırdı. Ayrıca Yapay zeka iş yapış şeklimizi kurumsal stratejiler ve hatta hukuk, eğitim, sağlık gibi temel toplumsal yapı taşlarının da etkilenmesi bekleniyor. Kulağa biraz hızlı ve baş döndürücü gelse de esasen bu hız, içinde yaşadığımız çağa çoktan nüfuz etmiş durumda.Günümüzde pek çok alanda hızlı karar almak ve üretken olmak için zaman yönetimi kritik bir öneme sahip. Karar mekanizmalarını hızlandıran ve verimliliği artıran AI çözümleri, pek çok kuruluş için cazip bir teknolojik partner rolü üstleniyor. 2025’te yükselişe geçmesi beklenen iş trendleri arasında yer alan yapay zekânın iş dünyası ve kurumsal stratejiler açısından en büyük vaatlerinden biri, etkinlik ve verimlilik artışı. Bugünlerde yapay zeka sayesinde Veri analizi, satış tahminleri, stok yönetimi, müşteri hizmetleri gibi bir zamanlar insan odaklı ve oldukça zahmetli olan süreçler, bugün pek çok işletme için daha hızlı ve daha düşük maliyetli yöntemlerle yönetilebiliyor. AI teknolojilerini erkenden uygulamaya başlayan kurumlar, sektördeki rakiplerine göre daha çevik ve daha görünür olma şansına kavuşuyor.
Ancak bu verimlilik, aynı zamanda insan faktörü üzerinde de kimi soru işaretleri yaratıyor. Özellikle AI destekli sistemlerin insan emeğinin yerini alabileceğine dair endişeler, “Makineler işlerimizi elimizden mi alacak?” tartışmasını alevlendirmeye devam ediyor.
Yine de güncel eğilim, yapay zekânın çoğu sektörde insanı tamamen dışlamaktan ziyade yardımcı bir rol üstleneceği yönünde. Söz gelimi müşteri hizmetleri alanında karmaşık sorunlar hâlâ bir insan uzman tarafından ele alınıyor.
AI tabanlı sohbet robotları ise ancak basit ve tekrar eden soru-cevap süreçlerinde zamandan ve iş gücünden tasarruf sağlıyor.
Dolayısıyla gelecekte rekabet avantajı, yapay zekâyı daha iyi kullanan şirketlere doğru kaydıkça iş dünyasının insan-robot iş birliğine yönelik yeni bir kurum kültürü geliştirmesi de kaçınılmaz oluyor.
Yapay Zekâ, Gizlilik ve Etik Sınavları
- Kuruluşunuzun yapay zeka kullanımını genişletirken veri gizliliği konusundaki önceliklerini ve yükümlülüklerini korumada daha çevik hale gelmesine yardımcı olmak için veri gizliliği görevlilerinin atabileceği altı adım vardır.
Yapay zekânın her şeye kadir gibi görünmesi, beraberinde ciddi etik ve mahremiyet tartışmalarını getiriyor. Günümüzde kurumlar, veri havuzlarına çok daha detaylı şekilde erişebiliyor ve kullanıcıların pek çok kişisel bilgisini işleyebiliyor.Elbette bu, ürün geliştirme ve kişiselleştirilmiş deneyimler açısından değerli bir fırsat. Fakat aynı zamanda hangi verinin nasıl toplandığı ve bu süreçte kullanıcı haklarının ne ölçüde gözetildiği soruları da gündemden düşmüyor.
Yalnızca bireysel verilerin korunması değil algoritmaların şeffaflığı ve karar süreçlerinin sorgulanabilir olması da önemli bir etik boyut oluşturuyor.
Örneğin kredi başvurularında AI teknolojilerinden faydalanan bir banka, bir başvurunun neden reddedildiğini açıkça ibraz edemiyorsa burada şeffaflığa dair bir sorun olduğundan söz etmek mümkün.
Aynı şekilde AI destekli yüz tanıma teknolojilerinin gözetim sistemleri aracılığıyla toplumu ne kadar kontrol edebileceği konusu da toplumsal güvenlik ve özgürlükler arasındaki dengeyi zorluyor.
Bu nedenle ulusal ve uluslararası mevzuatlar, yapay zekâ uygulamalarına ilişkin düzenlemeleri sıkılaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Avrupa Birliği’nde devreye alınan kimi taslaklar ve çeşitli ülkelerin yerel düzenlemeleri, şirketlere bu teknolojileri geliştirirken sorumlu hareket etme görevi yüklüyor.
Buradan hareketle yapay zekânın sunduğu devasa bir potansiyel kadar büyük sınavları da beraberinde getirdiğinden söz etmek yanlış olmaz.
Geleceğin teknolojisi, toplumsal değerlerle nasıl bir uyum içinde olacak ve kişisel haklarımızı ne ölçüde koruyacak? Bu sorunun cevabı, ilerleyen dönemde hangi standartların getirileceğine ve şirketlerin; hatta biz kullanıcıların bu standartları nasıl benimsediğine de bağlı.
"Kişiselleştirilmiş öğrenme" konsepti, AI destekli eğitim sistemleri sayesinde daha erişilebilir ve etkili hâle geliyor.Kişiselleştirilmiş öğrenme her öğrencinin özel ihtiyaçlarına göre yapılandırılır. AI ise burada devreye girerek öğrencinin performansını analiz eder ve ihtiyaçlarını temel alarak öğrenme sürecini optimize eder. AI destekli eğitim, öğrenciyi merkeze alan bir deneyim sunarak akademik başarının yanı sıra öğrenme motivasyonunu da artırır. AI destekli öğrenme sisteminde anında geri bildirim, Öğrenci Performansını İzleme ve Analiz Etme
Geleceğin Eğitimi AI ile Şekilleniyor
AI destekli kişiselleştirilmiş öğrenme, eğitimde köklü bir dönüşüm sağlayarak öğrenci ihtiyaçlarına duyarlı, dinamik ve etkili bir eğitim modeli sunmaktadır. AI, eğitimde kalitenin artmasına olanak sağlarken, veri güvenliği ve etik kullanım konularına da dikkat edilmesi gerekmektedir. AI’nin eğitime sağladığı katkıların sürdürülebilir olması için güçlü bir teknolojik altyapı ve öğretmenlerin bu süreçte desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Sağlıkta Yapay Zekâ ile Hızlı Teşhis Dönemi
Büyük veri analitiği sayesinde AI, sağlık çalışanlarının hastalıkları erken aşamada tespit etmesine imkân tanıyor.
Radyolojik görüntülerden anomali tespitine kadar uzanan bu süreç, doktorların daha hızlı ve doğru teşhis koymasına yardımcı olurken hastalar için ise daha etkili tedavi planları oluşturulmasına yardımcı oluyor.
Önümüzdeki 5 yılda AI destekli teknolojilerin tıbbi pratiklerde standart bir araç hâline geleceğini tahmin etmek pek de güç değil.
Octapull ve Yapay Zeka
OCTAPULL, geniş ürün yelpazesine yapay zekâ özelliklerini entegre ederek her sektöre özel akıllı çözümler sunuyor ama entegrasyon sürecinde dış kaynak kullanımından kaynaklı gecikmeler yaşanıyor ve ek maliyetlerle karşılaşılıyordu. Bu yatırımla birlikte dış kaynak bağımlılığını ortadan kaldırabilecek ve ileri seviye yapay zekâ destekli özellikleri devreye alarak kullanıcı deneyimi çok daha verimli ve akıcı hale getirilecek.
Video konferans çözümü OctaMeet; yapay zekâ destekli canlı altyazı, toplantı notları ve özetleme yetenekleri ile toplantı deneyimini daha etkili hale getirirken Octapull SFA, satış süreçlerini analiz eden ve müşteri etkileşimini artıran akıllı öneri sistemleriyle satış ekiplerine rehberlik etmeye devam edecek.
Octapull B2B ve Octapull B2C, dijital bayi ve müşteri yönetiminde yapay zekâ destekli satın alma tavsiyeleri, kampanya teklifleri ve stratejik öneriler sunarak işletmelerin karar alma süreçlerini hızlandıracak. Dijital bayi ziyaretleri için geliştirilen OctaSales, duygu analizi, akıllı müşteri segmentasyonu ve otomatik toplantı planlama özellikleriyle satış süreçlerini optimize edecek.
Octapull Merch ve Octapull SPV, sahadaki verileri analiz ederek ekiplerin operasyonlarını yapay zekâ destekli iyileştirmelerine olanak tanırken, Octapull WMS, depo yönetiminde görüntü işleme teknolojisini kullanarak stok tahmini ve envanter optimizasyonu ile lojistik süreçlerini kolaylaştıracak.
OctaChat ise şirket içi iletişimde yapay zekâ destekli mesaj önerileri, görev atama ve takibi ile içerik özetleme gibi özellikler sunarak kurumsal iletişimi daha akıllı hale getirecek.
OCTAPULL’un yapay zekâ destekli yeni yetkinlikleri, iş süreçlerini optimize etmeyi ve kullanıcı deneyimini her zamankinden daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Bu yenilikler sayesinde bireysel ve kurumsal kullanıcılar, kendi ihtiyaçları özelinde geliştirilen bu yeniliklerle birlikte kendilerine özel yapay zekâ asistanları oluşturabilecek ve daha hızlı kararlar alarak zamandan ve paradan tasarruf ederek rekabet avantajı elde edebilecek.
OCTAPULL ve ürünleri hakkında daha fazla bilgi için
https://octapull.com
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.