Az evvel Oblomov'u bitirdim. Kitapla ilgili hislerimi ve düşüncelerimi 'En son hangi kitabı okudunuz' başlığında paylaşmıştım ama buraya da ekleyeyim.
Enteresan duygular içindeyim. Dostoyevski'nin ''Budala'' kitabında ki ''Prens Mışkin'' karakteri de böylesi masumdu, böylesi enteresan hissettirmişti bana. O kitabı okuduktan sonra ''Ne güzel karakterdin sen Prens Mışkin'' demiştim. Bu kitaptan sonra da ''Ne güzel karakterdin sen Oblomov'' diyorum.
Oblomov beni çok sinirlendirdi kitapta ! Yani uyuşukluk konusunda bu kadar da olmaz dedirtti. Belki de hakaret ettim Oblomov'a. Ama o farklı biriydi bunu sonradan anladım.
Kitaptaki kadın karakterler okuduğum diğer Rus romancıların karakterleri gibi müthiş insanlardı. Genelleme yapmak ne derece doğru olur bilemeyeceğim ama Rus yazarların sanırım ortak bir özelliği bu. İyi ve mükemmel kadın karakterler yaratıyorlar.
Kitabın çevirisi de gayet iyiydi. Sabahattin Eyüboğlu'na tekrar saygılar.
Toparlamak gerekirse Oblomov farklı bir kahramandı. Okurken güldüm,üzüldüm,kızdım. Ama yine çok zevkli anlar geçirdim.
Barış Bıçakçı demiştir çokta güzel demiştir. Zorunuza giden ne belli değil
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı > Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle