1. sayfa
|
Kenan'ın en sevdiği generaldir bu yüzden 12 Eylül'de TC'nin tek kanallı TV'sinde nerdeyse her ay filmini seyretmekten beynim limona dönmüş, sinemadaki zevklerimde 5000 yıl geriye gitmişti! Buna da şükür birde Büyük İskender'i filan sevseydi Kenan? Her orduda 2-3 tane bulunması gereken sıradan general işte! Fazlası akla ve insanlığa zarar! |
| AYNI ZAMANDA CANAKKALE SAVASI ILE ILGILI BIR MAKALESI VAR MUTLAKA OKUMALISIN. BENDE COK SEVERIM PATTONU. |
Vayy, bunu ilk defa duydum! Ama tip hakkındaki görüşlerim değişmezler, insanlardan uzak olmalı! Yazıda ilginç tespitleri var ama, bu arada " cinler, periler yardım etti, kazandık Çanakkalede " diyen arkadaşlar değer verirlerse altta son sözleri var Çanakkale'yi 1935'lerde değerlendirdiği kitapçığının; " Finally, too much stress cannot be placed on the necessity of using selected officers for the critical positions both on the offense and defense. At Suvla Bay, it was not the Turkish Army which defeated the British – it was von Sanders, Kemal Pasha, and Major Willmer who defeated Hamilton, Stopford, Hammersley, and Sitwell. Had the two sets of commanders changed sides it is believed that the landing would have been as great a success as it was a dismal failure. G.S. Patton, Jr. " Link: İngilizce, http://www.pattonhq.com/pdffiles/gallipoli.pdf Ek: Patton'un zorlamasıyla adını ilk defa duyduğum ( tarih ilgimi çeken bir konu değil ) Major Willmer'i araştırırken alttaki 1. Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda görev yapan Alman subaylara ulaştım, çok ciddi bir Tarih sitesi olan Axis History Forum'da, ilgilenen arkadaşlar bakabilirler; http://forum.axishistory.com/viewtopic.php?f=80&t=107127&start=30 2. Ek: Patton, doğal olarak mesleği gereği işini yapanları araştırmış ve şöyle demiş kısaca; " Suvla körfezinde, İngilizleri yenen Türk Ordusu değildi- Hamilton, Stopford, Hammersley, ve Stilwell'i yenen Von Sanders, Kemal Paşa, ve Binbaşı Willmer'di " demiş. İlginç bir not olarak Patton'un övgüyle bahsettiği Binbaşı Willmer'i asıl saldırının başladığını anlayıp karargahına giderek uykusundan uyandıran kişinin de Mustafa Kemal olduğunu belirtmek gerekiyor, Patton muhtemelen bu konuda bilgiye sahip olmayabilir, ama tesadüfen okuduğum Çanakkale ile ilgili bir notta dikkatimi çekmişti. |
Aşırı meziyetleri olan bir general değil.
Bu biraz garip geldi bana. |
Filmini izlerseniz orada bu olay var. |
| Bir rommel bir guderian değil ama çakma monty den ingiliz cilerden iyi. |
Rommel'ı Kuzey Afrika'dan sürende General Patton'dır. |
II. El Alemein de zaten africacoorps (ismi yanlış olabilir) geri çekilmeye başladı ki kendinden lojistik ve sayı bakımından çoook büyüktü monty. Ondan sonra ABD Afrika ya çıkmadan daha doğrusu almanlarla karşılaşmadan rommel almanya ya geri dönmüştü birliklerinin başında başkaları vardı. Gene yanılmıyorsam Patton un rommel ile karşılaşmak istediği ile ilgili bir sözü vardı PC de olsam yazardım yanlış hatırladığım olabilir. |
Hitler, Rommel'ı 9 mart 1943'de Almanya'ya geri dönmesi için çağırdı ve Rommel, Almanya'ya gitti. Rommel 9 Mart'dan sonra Kuzey Afrika'ya hiç geri gelmedi. Şubat 1943'de Kasserine savaşı yapıldı. Bu savaş sırasında Africa Corps'un başında Erwin Rommel vardı. 2.Dünya Savaşında ABD ile Almanya ilk Kasserine'de savaştı. Bu Savaşıda Almanlar kazandı. Yani ABD, Kuzey Afrika'ya çıktığında Rommel'da Kuzey Afrika'da bulunuyordu. |
acimasiz yuksek disiplinli liderlere hep ilgim olmustur |
| Bende öyle hatırlıyorum, daha doğrusu " Hitler karşısında toplanan gücün büyüklüğünü anlayınca gözde Generalini boş yere yıpranmaması için geri çekti " şeklinde bir cümle hatırlıyorum eskiden okuduğum tarih kitaplarından! |
Cevap yazacaktım unutmuşum. ![]() Rommel ABD ile savaşmadı derken Patton ı kast etmiştim eksik cümle olmuş (Ben savaşmadı diye biliyorum + Kasserine hariç savaştığını da bilmiyorum ABD kuvvetleri ile gene yanlışım olabilir) Onun harici hala Patton Guderian Rommel den sonra gelir seviye olarak benim gözümde. |
|
Yanlış bilgiler vermeyelim. Rommel'i Kuzey Afrika'dan süren Montgomery'dir. Benim gözümde ne kadar şişirme bir General olsa da bunu başarmıştır. Rommel'i Yıpratma savaşına maruz bırakmış ve Afrika Kolordusunu 12 günde eritmiştir. Rommel'in tankları 600'den 70'e kadar inmiş bunun sonucunda da taa El Agheila'ya kadar 500 km boyunca arkasına bakmadan kaçmıştır.(Nickim Erwin Rommel'den gelme o kadar da severim.) Monty düşman zırhlılarını bir bölgeye bağlama ve zamanla güçlerini düşürmede uzman bir General'dir. Aynısını Normandiya'da da yapmıştır. Tam 6 Alman Panzer Tümenini Caen etrafında bağlamıştır. Patton'la Rommel Kuzey Afrika'da hiç karşılaşmadı. Bir savaşta Patton'ın karşısında Rommel'in kurmaylarından biri vardı. Patton benim gözümde savaşın en iyi 5 Generali arasındadır. Özellikle 150 km'lik bir mesafeyi 3 gün gibi bir sürede tipi koşulları altında aşması inanılmazdır. 1 - Manstein 2 - Guderian 3 - Walther Model 4 - Patton 5 - Kesselring 6 - Rommel 7 - von Rundstedt 8 - Zhukov 9 - von Manteuffel 10 - Heinrici Benim gözümde savaşın en iyileri bunlar. Patton misal Almanları Blitzkrieg'le vurmuştur. Patton sayesinde Falaise Cebi oluşmuş ve Almanlar arkalarına bakmadan Almanya sınırına kadar kaçmışlardır. |
|
Aslında Almanlar'ın afrikada yenilmesinin sebebi ikmalsizlikti. Rommel gelir gelmez zaten ingilizleri mısıra kadar sürmüştü ama ikmal gelmediği için durmak zorunda kaldı. Zaten adam savaş araç gereçlerini bile ingilizlerden ele geçirdikleri tank top kamyon vs. şeylerle biraz tutunmaya çalışıyordu. O dönemde akdenizde ingiliz denizaltıları cirit attığı için giden ikmal gemilerini batırıyorlardı. Öbür tarafta ingilizlerin sonsuz lojistik desteği karşısında el-alamein önlerinde durmak zorunda kaldı rommel. patton ise 1943' de afrikaya çıktı ama boş kaleye gol atmış gibi bişey oldu karşısında yakıtı olmayan bir ordu vardı. Buna rağmen almanlar afrikada amerikalılara kayıp verdirmeyi başarmıştı. |
| Lojistiklere önem vermeden o kadar ilerlezsen ordun tabii ki ikmalsiz kalır. |
1. sayfa
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
Tam adı George Smith Patton olan, II. Dünya Savaşı'ndaki müttefik kuvvetlerinin efsane komutanı. Asker kökenli bir aileden gelmekle birlikte I. Dünya Savaş'ına teğmen rütbesiyle katılmıştır. Çok disipli ve sert bir askerdir. Oldukça da küfürbazdır. Fizikende iri yapılı, uzun boylu ve güçlüdür. Sırf fiziksel özellikleriyle bile düşmanlarına korku salmıştır. Oldukça sportif bir insan da olan patton, 1912'de Stockholm'de yapılan olimpiyatlarda Amerika'yı temsil etmiştir.
Bunun yanı sıra tarihe de inanılmaz bir ilgisi vardır. Reankarnasyona da inanmakla birlikte pek çok sohbetinde kendisinin aslında hannibal'ın ya da napolyon'un mareşallerinden biri olduğunu söylemekteydi.
Aynı zamanda hitabet konusunda da iyidir. Normandiya çıkarması öncesinde yaptığı "kan ve cesaret" adlı konuşmasıyla savaşı ve savaşanları kutsamış, deyim yerindeyse ölümle dalga geçmiştir. oldukça ağır bir dili olan bu müstehcen konuşmasıyla da tarihte hakettiği yeri almıştır.
II. Dünya Savaşında ilk olarak Afrika'daki zırh kolorduları ve Sicilya harekatındaki zırhlı orduyu komuta etmiştir. İngiliz kuvvetlerinin komutanı Bernard Montgomery'i hiç hazmetmemekle bir birlikte otoriteyi dinlemeyen bir yapısı vardır. Sicilya harekatında monthgomery'nin k*çını kollayan ihtiyat kuvveti olmaktan ziyade kendi başına harekatı gerçekleştirmiş ve Montgomery'i ele geçirilmesi planan şehirde karşılamıştır. Bu durum üstleri tarafından hoş karşılanmasa da, kendisini asıl kızağa çeken bu olay bu değildir.
Sicilya'dayken yaralanmış askerinlerin bulunduğu bir dispanseri moral vermek amacıyla ziyaret ederken fiziksel olarak sağlıklı fakat psikolojik olarak çöküntü içerisinde bir askeri görünce sinirlerine hakim olamamış "sen burada, bu kahramanca savaşan askerle aynı yeri paylaşmayı haketmiyorsun! seni en ön cepheye sürmek lazım lakin bu senin için bir ödül olur!" diyerek askeri tokatlamış, olaya şahit olan tabip albay bunu rapor edince de oldukça zor durumda kalmıştır. Üstleri ve medyanın baskısına daha fazla dayanamayan Patton, medya karşısında askerden özür dilemiştir.
Bir savaş delisi olan Patton'ın hayatının savaşını kaçırması içten bile değildi, Normandiya çıkarmasında kızakta beklerken ancak müttefik ilerleyişinin Almanlar tarafından durdurulması, kendisine istediği şansı yaratmış oldu. Birliklerinin başına geçtiğinde, Alman hatlarını öylesine hızlı yardı ki, arkasında ihtiyat kuvvetleri kendisinin hızına yetişemedi. Bunun üzerine müttefik kuvvetlerinin baş komutanı olan Dwight Eisenhower, planlanandan daha hızlı ilerleyen Patton'a yakıt desteğini kesti. Her ne kadar taktiksel bir hareket gibi gözükse de, asıl nedeni ilerleyişi durdurulmuş olan Bernard Montgomery'nin karizmasının daha fazla çizilmesini önlemekti.
Savaş devam ederken aralık ayına gelindiğinde Arden ormanındaki 101. Hava İndirme tümeni Alman komutan Gerd von Rundstedt tarafından kıstırılmıştı, oradaki müttefik birliğin yokedilmesi otomatik olarak savaşın uzaması anlamına geliyordu. bu gelişmeler karşısında Patton 3. ordu komutanlığını devralarak gene şanına yakışan bir hızla (3 gün içerisinde 150 kmlik yol katetmiştir hemde o karakışa rağmen) hem 101. Hava İndirme tümenini kurtarır, hemde Almanların son saldırısını boşa çıkartarak savaşın kaderini tayin etmiştir.
Savaşın bitiminde Bavyera vilayetine vali olarak atanmıştı, nazilere görevlerini iade etmesi sebebiyle oldukça tepki çekmiştir "adamlar işlerini iyi yapıyor, nedir yani?" gibilerinden açıklamasıyla bildiğini okuyan birisi olduğu gene göstermiştir. Aynı şekilde alman halkına ölüm kamplarını göstererek yaşanan vahşeti anlamaları fikride kendisine aittir. Savaş bitiminde Almanları silahlandırıp Ruslara savaş açılması gerektiğini söyledikten birkaç gün sonra 1945 yılında 60 yaşındayken şüpheli bir trafik kazasıyla boyundan aşağı felç olmuş birkaç hafta sonra da hayatını kaybetmiştir. Kazadan yaveri ve şöföru yara almadan kurtulmuştur. cenazesine emir almaksızın 20.000 amerikan askeri katılmıştır.
Hayatı 1970 yılında vizyona giren Patton filmiyle filmleştirilmiştir. Şanına yakışan bu film 7 dalda oscar alarak klasikler arasındaki yerini almıştır.
Hayatı boyunca zırhlı birliklerin önemini savunmuş ve teorisinde haklıda çıkmıştır.
Ne acıdır ki düşmanları da kendisine kendi askeri ve üstlerinden daha fazla saygı duymuştur.
Kendisinin özlü sözlerine gelecek olursak:
+ Savaş yalın ve acımasızdır, savaşmak için yalın ve acımasız insanlara ihtiyaç vardır.
+ İyi taktikler en kötü stratejiyi bile kurtarabilir. Kötü taktikler ise en iyi stratejiyi bile mahvedebilir.
+ Savaşın amacı ülkeniz için ölmek değil, karşı saftaki düşmanın kendi ülkesi için ölmesini sağlamaktır.
+ Strateji ve taktik asla değişmez. Sadece uygulama şekilleri değişir.
+ Tanrı düşmanlarıma merhamet etsin, çünkü ben etmeyeceğim.