Abi gecmiş olsun allah daha beterinden saklasın ben gözümün kesmedigi yerlere sokmuyorum aracı altı sürtmesin diye hatta çogu yerde aracı 600 m geriye bırakıp yürüdügümü biliyorum :):) Serviste sorsaydınız biraz daha fiyat yüksek olabilirdi :) servisler pahalı ama bir VW kadar olamaz :) Ön tampon için astar boya her şey dahil 2800 tl fiyat vermişlerdi bizim arac için :) Kış lastiklerine gelince istanbuldayım ve pek gerek duymuyorum bundan önceki araclarımızın hepsinde vardı gecen yıl faydasından çok zararını gördük ondan bu yıl araca palet almayı düşünüyorum 70 80 km hızlara kadar müsade eden :) |
Araclarımıza yeni güncellemeler gelmiş hadi bakalım hayırlı olsun ![]() < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Sevgili Honda06 kardeşim, öncelikle sana çok geçmiş olsun diyorum. Neredeyse hasarsız bir şekilde atlatmış olmana da ayrıca sevindim. Benim de geçen hafta içinde başıma bir olay geldi. Çok şeritli ama bölünmemiş bir ana caddede giderken, ileri de sağa tek yön bir başka caddeye girecektim ve arabamız geniş olduğu için de o dar caddeye genelde geniş alarak girerim. Fakat geniş almama gittiğim yönün sağına ve döneceğim caddenin tam köşesine park etmiş bir Connect vardı. Ama arkadaşlar böyle bir park olamaz yani. Adam hem bir yol girişine, hem ana cadde üzerine hamde o gireceğim yolun yarısını burnuyla kapatacak kadar girerek park etmiş. Ve ben ancak arabanın burnunu sokabildim. Çünkü o dar caddede sol kenar komple tek yön park. Ve Connect'te burnunu sokmuş yolun yarısına kadar. Korna öttürüyorum kimsenin tınladığı yok. Geri gelemem çünkü arkam işlek bir ana cadde. İleri gidemiyorum çünkü devam etmek mümkün değil. Yaktım dörtlüleri çektim el frenini ve sinirli bir şekilde hızlıca açtım kapıyı ki "küt" diye bir ses geldi. Kapıyı geri çektim ve hafifçe açarak baktım ki, solda parkeden arabanın sağ arka tamponunun yanında yerde kocaman bir peynir tenekesi :)))) Yani sokağa girerken o arabanın tamponunun dibine dikkat etmemişim. Velhasılı daha yavaş açarak indim arabadan ama diyorum sol kapı göçtü herhalde. O an sinirimden bir de kapı zaten göçtü diye cesaret edip bakamadım bile hemen döndüm Connect tarafına. Resmen avazım çıktığınca bağırıyorum. "Bu ne biçim park, bu ne bancillik v.s." aklıma ne geldiyse. Baktım gelen giden yok, hemen 155'i aradım ve bir hatalı park ihbarı yaptım, sokağın adını, aracın plaka, renk ve modelini söyledim ve ekiplerin gelmesini bekliyorum. Döndüm arabamın kapısına bakmaya, arkadaşlar inanamadım toplu iğne başı kadar bile iz yoktu :))) Gerçekten inanamadım ve defalarca baktım ki arabam temizdi. Sonra yoldan geçen bir adamı çevirdim :))) abi şuraya bir baksana burada bir çarpma izi var mı dedim. Adam eğildi epeyce baktı. Sonra yok vallahi dedi ve arkasına da kamera şakası mı bu dedi? :))) Ve inandım ki birşey olmamıştı. Sonra üzerinden o kadar zaman geçti ve yağmur çamurun ardından dün arabamı tekrar yıkattım ve tekrar baktım hakikaten zerre bir iz yoktu. Yani kardeşim Allah beterinden saklasın ama arabalarımızın Euro nCAP test verileri henüz yok galiba ama emin olun ki arabalarımız çok sağlam...Ve ben arabamda eskiden kullandığım Volvo S80'deki duyduğum güven hissini taşıyorum...Sanırım bu sadece histen ibaret değil. Bir de dün öğleden sonra çok ciddi bir kaza atlattım. Yine şehir içinde yine bölünmemiş gidiş gelişli bir ana caddede ilerliyordum. Ama trafik yavaş ilerliyor 20-30 km aralığında yani. Ve benim gidiş yönüme göre sağdan bir sokaktan çıkmak isteyen ve verdiği sinyalden bbana göre geliş yönüne geçerek gitmek isteyen, yeni beyaz Mercedes E kasa bir araba belirdi ve zaten trafik sakin olduğu için üstelik karşıdan gelen trafiğinde kesildiği yani karşı şeridinde müsait olduğunu görünce nezaketen Mercedese yol vermek için yavaşladım ve selektör yaptım. Adam elini kaldırarak teşekkür hareketi yaptı ve yola çıkıyordu ki, birkaç dakikadır benim arkamda serseri mayın gibi acayip hareketler yapıp sürekli beni geçerek hatta karşı şeridi ihlal ederek gitmek isteyen bir Broadway vardı. O araba kaşla göz arası benim yavaşlamamla beni hızla solladı ve benim yol verdiğim Mercedes'te onun işgal ettiği şeride girmek için hızla çıkmıştı. Ve yolun ortasında resmen Mercedes'e kafadan daldı :(((((( ve kaza benim 2-3 metre kadar sol çaprazımda oldu. Hemen durdum ve inanın yüreğim ağzımdan çıkacaktı. Yani resmen Mercedes'e gömüldü Broadway. Arabada eşim ve çocuklarım da vardı ve şoka girdiler. Bir yandan onları yatıştırmaya çalışıyorum bir yandan şükrediyorum ki o kazanın içinde ben de olabilirdim. Ve arabadan indim. Mercedes'teki adam arabadan inmedi bile. Ben de şoktayım. Ve çarpan adam çıkmış arabadan özür dileyip duruyor. Birtek şey dedim adama "bu vurduğun araba en az 200.000 TL muhtemelen senin kaskon da yoktur. Şu yaptığın serseriliğe değdi mi? yol zaten yavaş akıyor nereye gidiyorsun sen kardeşim" dedim. Ve bir süre sonra polis geldi. Adam yalvarıyor araba emanet falan felan. Dedim "sen üstelik emanete de hıyanet etmişsin. Kardeşim kusura bakma ama sen değil araba kullanmak, bu trafiğin içinde yaya olarak bile bulunma, trafiğin senin gibi birine ihtiyacı yok." Daha birsürü konuşma geçti. Sonra Mercedes'teki adam indi ve çok kısa şunu söyledi "Dua et ölmedin ve sakat kalmadın. Senin hayatın sana göre beş para etmeyebilir ama benim 5 tane çocuğum var. Seni Allah'a havale ettim, gerisini sen düşün" Ben ikinciye şoktayım. Adamdaki bu soğuk kanlı ve ağır duruşa vallahi arkadaşlar gıptayla baktım. İşte günlerdir yazdığım konu bu, bindiğin arabanın ağırlığını taşımak işte bıudur dedim kendi kendime...Ben belki onun kadar sakin olamazdım ki eminim olamazdım. Ama dedim ki kendi kendime "Metin heye herşeyden değerli, dünyanın sonu değil ya, Allah başta sana ve sevdiklerine elem keder vermesin, mal dediğin öyle böyle yerine konur." Dün yaşadığım bu kaza riski benim alemimde çok başka kapılar açtı ve halime, Rabbimin beni kıl payı korumasına dualar ettim. Allah cümlemizi korusun kardeşlerim... Şimdilik Allah'a emanet olun... |
Abi ümraniyenin neresindesin istersen yanına gelim tanışıp görüşmüş oluruz ??? |
yok yok tura gerek yok :) ümraniyede bildigim yerler çok kısıtılı mustafa kemal ve istiklal arası . hangi günler müsaitsin abi ? |
Mehmet bey hayırlı olsun aracınız :) Hemen ilk hatanızı düzeltelim 3.0 dCI BVA6 tek donanım seçeneğine sahiptir ve INITIALE versiyondur oyle prestij paket vs gıbı ek donanım listesi yoktur. Gelelim gerçekten ithal edebildeyseniz ne mutlu ama size bayaca pahalıya maal olmus olmalı. Gümrük mevzuatımıza göre yurt dışından ithal araç getirilmesi durumunda önce CIF değerinin bulunması bunun üzerine ÖTV ve KDV nin ilavesi gerekir ki bahsettiğiniz aracın Fransa satış fiyatı tam tamına 45.500 EU dur. Kaba bir hespla CIF değeri (Satış Fiyatı + %10 Navlun + %3 Sigorta) = 51.415 EU olur araç 2000 cc üzeri olduğu için ÖTV si %130 dur yani bu durumda aracın ÖTV si için ödeyeceğiniz rakam 66.839, 50 EU olur, tabi bu kadarla kurtulsaydınız yine iyiydi üzerine birde %18 KDV çıkacak ki bu rakamda CIF + ÖTV li fiyatına ilave olacak yani (51.415 + 66.839, 50) x 18 / 100 = 21.285, 81 EU TOPLAMDA araç size 51.415 + 66.839, 50 + 21.285, 81 = 139.540, 31 EU ya gelmiş olmalı. Ben olsaydım Latitude çok benzeyen 3.0 TDİ Jaguar XF alırdım :) hemde neredeyse yarı parasına gelirdi. Resimleride bekliyoruz INITIALE V6 nın... |
Abi o fiyata e350 4 matic bana daha mantıklı geliyor :)) birde Xf lerin fiyatlarına baktım da okadar bile yok :) eger mehmet abinin gümrükten torpili yoksa biraz abartı geldi açıkçası bana 130 bin euro :)) < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Sevgili arkadaşlar hayırlı geceler öncelikle... Sizlerle bugün yaşadığım enteresan bir konuyu paylaşacağım. Öğle üzeriydi ve ben Latitude'üm ile keyfi bir gezinti yapıyordum şehir içinde. Eskişehir'in tam merkezi denen tramway yolunun Porsuk nehri yanındaki köprü yakınından geçtiği bölgede ışıklar var. Işıklar öyle bir yerdeki, yeşil yanıpta sağa döndüğünüzde hemen bir yaya geçidine geliyorsunuz. Ve bu yaya geçidi günün her saati çok dolu ve yoğun olur ki araçların birçoğu yayalara yeşil yandığı halde o bölgede durmadan geçmenin derdindedir. Oysa ben sadece yayalara yeşil yandığında değil, bazen onlara kırmızı yanarken bile durup yol veririm. Hatta elimle buyrun der gibi bir işaret yaparım. Bugünde öyle yaptım ve yayalara yolu bıraktım. Arkamdaki arabalar kornalara asılırken ben umursamaz şekilde yayalara öncelik verdim. Ve enteresan birşey oldu karşıdan geçen yayaların hemen hemen hepsi birbirlerinden görerek beni alkışladılar. Hatta içlerinden bazıları avuçları sıkılı bir şekilde başparmaklarını yukarı tutarak bana yaptığımı takdir ettiklerini gösterir şeyler de yaptılar. 1-2 kişi de ellerini göğüslerine ve sonra başlarına götürerek selam verdiler :))) Ben tabii ki çok büyük onur duydum ve yaptığım bu davranışımdan dolayı kendimle de gurur duydum. Bunu neden anlattığıma gelelim arkadaşlar. Birçoğumuzun bildiği ama bilmezden geldiği bazılarımızın ise üstünde durmadığı önemli bir konu var. 11 yıl önce Almanya'ya gittiğimde yaşadığım enteresan bir olay bana sürücü olmanın ne demek olduğunu öğretti. İki tarafı tek sıra park olan dar bir caddede ki trafik zaten en fazla 30 km hızla akıyor. Karşıdan karşıya geçmek istedim, üstelik yaya geçidinden de değil...Sürücünün birisi hemen durdu ve bana eliyle buyrun işareti yaptı. Ben Türkiye alışkanlığı ile arabaya siz buyrun dedim. Adam iki elini sağa sola sallayarak, olmaz siz buyrun dedi. Ben şaşırdım, çünkü bir sürücünün ısrarla yayaya buyur demesi gördüğüm birşey değildi. Ve ben karşıya geçtim. Bundan sonra zamanla şunu öğrendim. Trafikte geçiş üstünlüğü olan araçlar dışında, öncelik her zaman yayaların, ondan sonra bisikletlilerin. Çünkü bu iki grubun içinde insan var ve insan etten kemikten yapılmış. Yani bir demir yığını olan araçlardan elbetteki daha zayıf ve insanın hasarı bir araç hasarı kadar kolay giderilemiyor. Hatta çoğu zaman insanın yedek parçası da bulunamıyor. Böyle olunca arkadaşlar o zamandan beri trafikte kendime koyduğum bir kural var: Yaya benim için en önemli trafik unsurudur. Özellikle yaşlı, çocuklu, hele ki bebek arabasıyla çocuğunu taşıyanlar ve elbette hamile bayanlar benim önceliklerim. Havanın yağışlı olması bana göre yayayı daha öncelikli yapar. Çünkü insanlar yağış altında hele ki rüzgar varsa zaten zor bela yürüyorlar, o insanları hiçbir zaman bekletmem. Yine birkaç hafta öncesiydi, yaya olarak kaldırımda yürüyordum. Karşı kaldırımda bir bayan kucağında küçük bebeği ile benim olduğum tarafa geçmek istiyor ve trafikte durmaksızın akıyor. Bir iki kere yola inmek istedi ama arabaların hiçbirisi fırsat vermedi. Ben bunu farkettim ve uygun bir yer kollayarak yol inip ellerimle trafiği durdurdum ve bayana buyrun hanımefendi dedim. Sürücülerden bazı dengesiz ve beyinsizler korna çalıyorlar. Kadın geçti ama ben hala yolun ortasındayım. Sonra yavaş adımlarla yoldan çekilip kaldırıma çıktım. Kaldırımda bir yaşlı dedem bana "Allah razı olsun evladım, insanlar çok anlayışsız" dedi. Ve bende o deme şunu söyledim "Dedecim biz toplum olarak tepkisisiz, biz haksızlık ve yanlış karşısında susuyoruz. Yani bizler insanın uyması gerektiği kuralları biliyor ama uymayanları da uyarmıyoruz. Bu tepkisizliğimiz insanların yaptığı hataların devamına hatta katlanarak devamına sebep oluyor. Eğer bu sürücülere benim gibi günde 10 kişi aynı hareketi yapsın, insan evladı olanlar diyecek ki, ya bu insanlara ne oluyor herkes söz birliği etmiş gibi sürekli bize engel oluyorlar" Velhasılı arkadaşlar trafikte sorumluluk hareketini çok takdir ediyorum ama herkesin buna katkı sağlaması lazım. Özellikle Latitude gibi ağırbaşlı bir arabayı kullanan bizlerin, insanlara saygılı bir sürüş sergilememiz ve bunu da günlük trafikte hata yapanlara uygun bir tavırla dayatmamız, ister istemez insanları belli bir süre içinde bir yola getirir. Örneği bugün yine yaşadığım başka bir olay da şudur. Bir yaya geçidinde yaya olarak bana yeşil yanmasını bekliyorum. Arabalar vızır vızır geçiyor. Ve birsüre sonra bize yeşil yandı. Ayağımı yola attım ve yayaya yeşil yandığı halde geçmek isteyen bir arabaya ellerimi kaldırarak yayalara yeşil yandığını gösterdim. Adam önce ışığa baktı ve sonra geri vitese takarak 2 m. kadar geri gitti. Eliyle de pardon gibi bir işaret yaptı. Yayalar olarak yürüdük geçtik. Ama yine aynı ışıklardan geri dönerken geçecektim ki yine yayalara yani bize yeşil yandığında yola yürüdüm ve bir arabanın hiç durmadan hızlıca aradan sıvışmak istediğini farkettim. Avqazsım çıktığınca bağırdım ve "heeyyy bana yeşil yanıyor" diyerek ışığı gösterdim. Adam hala gitmeye çalışıyor. Durdum arabanın önüne ve tekrar ışığı gösterdim. Adam arabadan indi ve hastaneye gidiyorum dedi. Bak arkadaşım hastaneye gidiyorsun diye beni yada birilerini hastnelik edemezsin. Trafikte geçiş üstünlüğü olan hastaneye giden tek araç ambulanstır. Seni polise ihbar edeceğim dedim. Ve yürüdüm sonra arabanın da plakasını aldım. Hemen 155'i aradım ve tehlikeli araç kullanma ihbarı yaptım. Ve yarın da bunun gibi notlarımda biriktirdiğim 4 araç için Trafik Şube Müdürlüğüne gidip bizzat Trafik Şube Müdürüyle görüşeceğim. Neden mi? Trafikte sorumluluk hareketi gereği. Eğer ki o adamın yaptığından dolayı 4-5 kişi aynı ihbarı yapsa yetkililer olayı daha ciddiye alacak ve ekstra bir delile gerek kalmadan o kişiyi en azından maddi olarak yakacaklar. Her zaman diyorum böyle sorumsuzların trafikte olması trafiğe bir artı değilse onların eksilmesi de eksi değildir. Çünkü trafiğin böyle dengesiz ve bencilllere ihtiyacı yok kanımca. Arkadaşlar tepkisiz kalmayalım. Lütfen her gördüğünüz trafik ihlalini ihbar edelim en azından elimizden geldiğince ihbar etmeye çalışalım. İnanın ki, bu yaklaşım açısı toplumun yarısında olsa bu trafik teröristleri yaşayacak mekan bulamazlar. Son olarak şuna da değinmek istiyorum. Özellikle Şahin, Broadway, eski Renault TX gibi maddi değeri ucuz araçların sürücüleri çoğunlukla terör estiriyorlar. Altlarındaki arabalar zerre kadar güvenlik taşımazken, lastiklerinde diş kalmamış, araba belki 50.000 km dir bakımın yüzünü görmemiş, ne rotu ne rotili ne direksiyon ne süspansiyon hiçbiri elle tutulmaz bir halde olan bu araçlarla trafiğin içinde resmen saatli bomba gibi üstelik pervasız ve pinpon topu gibi serseri mayın gibi hareket ediyorlar. Bir de bunlara ekleyeceğim pizzacı ve fastfoodcuların motorları var. Motorlu kuryelerden aşağı değil. Bakınız arkadaşlar, bütün olay tepkisiz kalmamak. Çünkü tepkisiz kaldığımız her olumsuz olay, trafikteki kuralları biraz esnetiyor ve birsüre sonra kural olan şeylerin yerini orman kuralları alıyor. Mesela bir keresinde bir pizza motorunun yaptığı aptalca hareketlerden dolayı plakasını, firmanın adını ve telefonunu aldım. Sonra firmayı aradım, adreslerini sordum. Ve sonra oraya gittim. Bu plakalı motorlar şu saatte şurada olan arkadaşla görüşmek istiyorum dedim. Patronu başta abuk subuk konuştu ama ben efendiliğimi bozmayınca şikayetimi dinledi. Dedim bakın bu bende kayıtlı bir daha sizden birisine rastlarsam böyle soluğu emniyet müdürlüğünde alır ve gerekirse size dava açarım, uğraşırım dedim. Hiçkimsenin benim hayatımı tehlikeye atmaya hakkı yok dedim. Adam birsürü özür diledi v.s. Netice alırmıyım almaz mıyım onu bilmem arkadaşlar ama benim kendime ait bir sözüm vardır "Sen doğru olanı yap, bırak yanlışı başkası yapsın"..Ben doğru olanı yaparım yanlışı yapan alsın onu boynuna taksın. Neyse arkadaşlar söylemeyi unuttum benim çenem düştü mü susmam zordur ama kimse uyarmadan ben susuyorum. Şimdilik benden bu kadar... Haydi herkese iyi geceler, renkli rüyalar Allah'a emanet olun... |
Aksam koydugun resımlerde 3. resimde aracının resmı neden beyazdı? Hemen kaldırdın sonrasında! Para elbetteki senin almıssan hayrlısı olsunda dedik yanlıslıkları elbetteki düzelteceğiz. Ayrıca su an koymus bulunduğun ilk resimdeki araçta okyanus mavisi siyah değil! Ayrıca size muhalefet olmadım yaptıklarını bir resimle lafla olmaz yaptırdıgın ustanında ısmını ver ki burda dedıklerınızı yaptırtacak pek cok kısı var dedik hiç birine yanaşmadınız. Lafla pek çok şeyi yaptığınızı ifade etmek kolay bende uzaya gittim derim ama bu benim bunu yaptığımı göstermez. Neden hiç bir resminiz plakalı değil google aratınca cıkan resimleri paylasmıssınız o resimleri zaten biliyoruz :) |
|
Arkadaşlar merhaba, Yakın bir akrabamız kendilerine privilage donanım almışlar. Bu hafta sonu için İzmit'ten, İzmir'e yanımıza gelecekler. Bu vesile ile aracı test edeceğim. Fakat amcam aracından memnun olmadığını satacağını söyledi. Araçla bozuk yollarda gidemiyorum, arkası salıyor dedi. Ben kendisini burada yazılanlardan yola çıkarak bilgilendirdim fakat kafasına koymuş satacakmış. Birde bu konuda Renault'un çözüm üretmediğinden şikayetçiydi. Açıkçası bu şikayeti yakınımdan duyunca oldukça üzüldüm ve araçtan soğudum. Eğet LTT'de içime sinmezse D segmentinde tercih edeceğim başka bir model kalmıyor. İdareten B veya C segmenti alıp bir kaç sene yolumuza devam edeceğiz :((... Neyse, ilerleyen günlerde sürüş izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım. Saygılarımla. |
|
Bugun Motorlu Taşıtlar Vergi Dairesinden aracın cezası varmı diye sorgulatayım dedim birde ne göreyim 2011 7 aydan bize ceza gelmiş ve ben 10 11 aylardan kontrol ediyordum hep ve ceza gözükmüyordu şimdi ise gözükmüş ?? Acaba ne cezası oldugunu nasıl ögrenebilirim? kırmızı ışıkmı ? radar mı ? Hiç bir detayda yok < Resime gitmek için tıklayın > |
sevgili yek_ka kardeşim.. Zaten yetkili servisteydim ve orjinal parça sordular zaten araç yeni olduğu için yan sanayi diye birşeyde yok. Arabadan çok memnunum... Bugün aracın yanına yaklaştım fakat bagaj kapağı açılmadı normalde açılması gerekmiyor mu ? |
Teşekkür ederim. Valla Ankarada olmamdolayısı ile biraz katılmam zor bursa olayına ama gönlüm sizinle :) Bir gün Ankara organizasyonu yaparsak seve seve ev sahipliği yapabilirim. Aracım 1.5 Privilage Tekno Paket Siyah renk Ankara Sevgiler saygılar... |
| Eller serbestte Ranault araçlarındaki sıkıntılı durum şudur en azından bız Lguna II lerde boyle dıyeyım eger arac kartınız telefonla aynı cepte ıse sınyal karısıklıgından acılmayabılıyor yanına yaklastıp elınızı uzattıgınızda o yuzden kartı telefonla aynı cepte tasımamakta fayda var. |
Hocam normalde açılması gerek paket aracı stop ettikten sonra sizin kumandayla müdahele etmemeniz lazım kapıları kapatma gibi veya kapı kolundaki tuştan. Kart üzerinden lambaları yaktıgımızda bile iptal oluyor otomotik açma özelligi. bunlardan birini yaptınız mı ?? |
İnş bir gün Ankarada' da buluşma düzenleriz :))) |
Abi şuana kadar hiç dikkatimi çekmedi :) deneyim bakayım yarın ne olcak sizin Laguna II ler de de bizdeki gibi eller serbest sistemi abi :)) |
Sadece eller serbest degil bende keyles go da var :) yanı kartı takmadan calıstırma. Faz I lerde sadece eller serbest var Faz II lerde hem eller serbest hemde keyles go. Ancak dedıgım gıbı kart ve telefon aynı cepte ıse zaman zaman takılmalar yasanabılıyor hatta arac ıcınde bazen kapı açılmıs olmasına ragmen kart okunamadı mesajı gelıyor o durumda telefondan uzaklastırınca duzelıyor :) |
|
Arkadaşlar öncelikle hayırlı sabahlar, hayırlı mesailer hayırlı kazançlar dilerim. Buluşma konusuyla ilgili kontrolü elime almak istiyorum izniniz olursa. Ve lütfen ama lütfen bu forum altında olan, Latitude aracı olan, Latitude'ünü bekleyen, sempatisi olan, fanatiği olan her kim varsa benim özelime mesaj yoluyla cep telefonlarınızı iletirseniz sevinirim arkadaşlar. Ve üzülerek söylemeliyim ki, genel anlamda bir güvensizlik seziyorum ben. Yani bu ve benzeri konuları defalarca yazmama rağmen bana mesaj yoluyla cep numarasını veren 1 kişi oldu. Yani arkadaşlar hergün defalarca yere cep telefonu hatta kişisel kimlik bilgilerinizi sordukları zaman veriyorsunuz. Hatta internet alışverişlerinde kredi kartı bilgilerinizi bile veriyorsunuz. Arkadaşlar neden cep telefonu numaralarınızı yada size ulaşabileceğim mail adreslerinizi en azından benimle ve Yunus Emre (yek_ka) kardeşimle paylaşmıyorsunuz. Yani arkadaşlar biz ne yapmaya çalışıyoruz? Birbirimizi tanıyalım, birbirimizin tecrübelerinden istifade edelim istiyoruz. Latitude özel bir araçtır ve bu araçların kullanıcıları da özeldir bana göre yada özel olmalıdır. Ve ben bu özel olarak gördüğüm kişilerle tanışmak istiyorum. Bazı arkadaşlarımız bunu hoş bulmayabilir. Ona da peki? Demokrasi diye birşey var kimseyi zorlamıyoruz ama en azından yazın deyin ki "arkadaşlar ben katılmak ve tanışmak istemiyorum" Biz de tamam deyelim arkadaşlar. Örneğin geçenlerde Eskişehir'li bir arkadaşımız Latitude aldığını buradan duyurdu ve ben alenen cep telefonumu verdim ki konuşup tanışalım, nihayetinde aynı şehirde yaşıyoruz diye. Fakat tek ese gelmedi ve ben buna üzüldüm. Arkadaşlar birbirimize önyargı ile bakamayız. Bu ülke ne çektiyse önyargıdan çekti. Nasıl ki, suçluluğu ispatlanıncaya kadar herkes masumsa, kötü karakterde olduğu belli oluncaya kadar herkes iyidir bana göre. Benim bakış açım budur? Kimseye önyargı koymam. İhtiyatlı olmamaktan bahsetmiyorum. Neyse sevgili arkadaşlar sanırım konu anlaşılmıştır. Lütfen ama lütfen bu forum altında olup yazan yada sadece yazılanları okuyan bütün değerli arkadaşların telefon bilgilerine ihtiyacım var. Ben herkesle tanışmak istiyorum. Ben zaman zaman birçok şehre gidiyorum. Topluca görüşemesek bile birbirimizin şehrine uğradığımız zaman birkaç dakika bile olsa bir çay içimi kadar bile olsa görüşelim derim. Bu bakışıma destek veren arkadaşlardan katkı bekliyorum. Şimdiden anlayışınız için teşekkür eder, yeniden hayırlı sabahlar dilerim... :)) |
Dün arabamı işyerimin yanındaki toprak park alanına parkettim. Ön tarafta açıktı hafif tümsekti geri geri gitmeyim direk çıkayım. Çıkarken araba takıldı pati çekiyor. Sonra sağ sol yapıyorum altına manyak birşey sürtüyor acayip bir ses inip bakıyorum birşey göremiyorum. devam ettim yine aynı ses acayip bir ses sanki arabanın altını kesiyorlar. Neyse mecburen ileri doğru çıktım. İçim cız etti böyle gitti dedim birşeyler delindi kesin. İndim eğildim baktım görünürde hiçbirşey yok. Metal duba eğilmiş ve ben o dubanın üstünden geçtim. Boydan boya nerdeyse. Eskişehiride yola çıkacağım içim rahat etmedi. Bana arkadaşın önerdiği yetkili bir servise gittim ankarada caş renault servis.
Sağolsunlar çok ilgiliendirler lifte kaldırdık aracı altına baktık böyle ucundan çapraza doğru çizmiş. Allahtan delinen kesilen zarar veren hiçbirşey yok. Altta koruyucu bir plastik var onu kırmış. İsterseniz kaskodan değişelim dediler yok gerek yok dedim ama fiyatını bir soralım dediler. İşte işin güzelliğide burda... Çünkü o parça vw yada başka bir markada en az 300-400 tl dir. Bana bir fiyat söylediler çok oldum :) Sadece 70 tl dediler ve kocaman bir plastik koruma. O zaman şunuda düşündüm. Kesinlikle doğru bir karar verdiğime inandım ki. Nerdeyse fluence fiyatına böyle bir araca sahip olmak da işin cabası :)
Bu arada kışlık lastik almama gerek yoktu belki ama yinede aldım. İçimin rahat etmesi için. Nolur nolmaz tedbiri almak lazım.
Neyse özet olarak çok mantıklı bir iyi bir araç aldığım için mutluyum. Bu arada Ankarada olanlara bu servisi önerebilirim. Tamamen yetkili servis ve ne isterseniz var.
Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle