Oyun #2026/11 — Spider-man 2. PS Plus'a eklenmesi fırsatından istifade oyunu bitirdim.Sony'nin bu nesil yaptığı devam oyunlarının önceki oyunları benzemesi, AAA oyun maliyetlerinin ciddi boyutlara ulaştığı günümüzde anlayabildiğim bir şey. Devam oyunu her açıdan ilk oyundaki seviyeyi koruyup, üstüne biraz daha gelişmiş bir şekilde olduğu sürece benim için sorun yok. Ancak açıkçası biraz God of War Ragnarök'a benzer bir devam oyunu olmuş. İlk oyuna göre geliştirildiği yönleri hafif kalan, bazı açılardan ise ilk oyunun gerisine düşmüş oyun.
Oyunda yine Spider-man olmak, New York'ta dolaşmak keyifli. Kombata yapılan ufak eklemeler güzel olsa da bence yeterli değil. Dövüş sekansları bir süre sonra çok tekdüze hissettiriyor. Yan aktiviteler ise maalesef yine sıkıcı. Şöyle ilgi çekici bir side quest de pek yok. Geri gittiği konu ise hikaye ve hikaye anlatımı. İlk oyunda da bu konuda bazı sorunlar mevcuttu ama yine de daha içine çeken bir hikaye vardı. Hani şu woke bu woke muhabbetlerine pek girmem ve gereksiz abartıldığını düşünürüm ama bu oyun cidden woke ya. Mary Jane dahil oyundaki tüm kadın karakterler kasıtlı olarak çirkin tasarlanmış. Bu kadarı tesadüf olmaz diyorsun. Ayrıca Mary Jane'le olan stealth sekansları olsun, onun hislerinin Spider-man yüzünden ne kadar geri planda kaldığı gibi zorlama muhabbetler olsun insan gözlerini deviriyor ister istemez. Şu saçma sapan ajandayı bu kadar zorlamaları itici gerçekten.
Insomniac'ı Playstation'ın en üretken stüdyosu olması açısından takdir etsem de oyunları bir üst seviyeye geçemiyor. Umarım Wolverine ile bu eşiği aşabilirler. 7/10.
Oyun #2026/12 — Promise Mascot Agency. Geçen senenin en sevilen indie oyunlarından biriydi ama Türkiye'de çok bilindiğini sanmıyorum. Ucuza görünce Steam'den aldım ve Steam Deck'de oynadım. Muazzam bir iş olmasa da keyifli bir oyundu. Konusu tam kafadan kırık. Mascotların insan gibi yaşayan nefes alan varlıklar olduğu bir dünyada Yakuza aileleri arasında çıkan bir savaş sonucu Shimuza ailesi yüklü bir miktar para borçlanıyor. Karakterimiz de lanetli olduğuna inanılan bir kasabada yer alan Maskot Ajansını yeniden dirilterek bu parayı toplamaya çalışıyor. Oyunda maskotları işe alıyoruz, onları çeşitli etkinliklere gönderip para kazanıyoruz. Minik bir açık dünya var ve burada kamyonetimizle gezerek diğer karakterlerle iletişime geçip bir yandan yan aktiviteleri yapıp bir yandan da ana hikayeyi ilerletiyoruz. Ana amaç hem para kazanmak hem de kasabadaki lanetin gizemini çözmek. Sempatik karakterleri ve enteresan bir konusu olan değişik mi değişik bir oyun. İlk 1-2 saat yavaş başlasa da sonra insan kendini kaptırıyor. 18 saat gibi bir sürede bitirdim. Herkese gitmez ama ilgisini çeken bir bakabilir. 7.5/10.
9-Resident Evil 4 R: Orijinalini oynamadığım için remake yapımıyla kıyaslayamıyorum. Oynadığım halini yorumlarsam üst seviye bir oyun olmuş. Daha önce seriye ait 2,3,7 ve 8. oyunları oynamıştım. Fps shooter olarak yorumlarsam mükemmel bir oyun ama serinin türü itibariyle korku hayatta kalma açısından başyapıt sayılmaz. Yine de türü açısından 9 puanlık bir oyun olduğunu düşünüyorum. Oynadığım kadarıyla seri sıralamam 2,7,4,8,3 şeklinde oldu.
10-Little Nightmares: Güzel bir atmosfer sağlamışlar. Müzikleri atmosfere uyumlu, mekanikleri kolay, süresi kısa geldi. 7,5 puan.
11-Little Nightmares 2: İlk oyundan sonra başladım ama bence ilk oyunun çıtasını yükseltememiş. Tabi benim bu tip oyunlarda partner ile hikayeyi oynama dizaynını beğenmiyor olmamda etken olabilir. 7 puan.
12-RoboCop Rogue City: Grafikler ve combat iyi, memnun kaldım ama genel olarak oyun vasat bir gameplay sunuyor. Başlarında sıkıldım maalesef. Bu tip oyunlar aslında başlarında oyuncuyu oyuna bağlayıp sonra sıkması beklenir. Neyse oyunun sonunu getiremeyeceğim sanırım. 6,5 puan.
Oyun klasik Commandos kafasında bir oyun WW2 döneminde geçiyor Türkçe ve grafikleri tür için iyi kontrolleri Mimimi Games oyunlarına göre çok vasat karaktere kritik anlarda tam hükmedemiyoruz gibi hissediyoruz yer yer. Eğil kalk ateş et koş gibi temel mekanikleri bazen panik anında çıldırtabiliyor. Temel olarak oyun 7 seviyesinde baya da uzun bir oyun ve gittikçe saçma bir zorluğa erişiyor o yüzden %80 kadarını bitirmişken bıraktım oyunu.
Ama asıl değinmek istediğim oyunun iğrenç bir yazım dili var oyunu yapanlar Polonyalı haliyle oyun Polonya sınırında geçiyor ama oyunda öyle bir nepotizm dili ve senaryo akışı var ki oynarken kusturacak seviyeye geldi oyun boyunca Polonya direniş örgütünün başarılarından en iyi direniş örgütü olmasından hatta sanki savaşı Polonya kazandırmış gibi senaryo yazılması alt dilinde basitçe şeytanlaştırılan Alman halkı yüceltilen Yahudiler ve Polonyalılar oyun boyunca Polonyalıların mükemmel planları soykırımı ortaya çıkarması önemli savaş bilgilerini ele geçirmesi vs say say bitmez sanki savaşı müttefikler değil de Polonya köylü direnişçileri kazandırmış gibi saçma sapan bir yazımı oyunu soğuttu benden.
Öncelikle açık dünyaları eskisi kadar sevmiyorum bu kısaydı ama açık dünya olduğu için başları biraz sıkıcıydı. 1000 tl veripte seven var mı bilmiyorum ama 1000 tl vermeseydim devam etmezdim sanırım. Zamanında 192 tlnin paketine bedava verilmesi yüzünden kararsızdım. Belki 1000 tl hak ettiğini düşünmesemde sonuna kadar beni devam ettirdi. Zaten kyleyi sevdiğim için birde olivia da çift olarak aşırı yakıştırdığım için hikayenin nasıl bittiğini görmek istedim. Bu tarz oyunları severim beast modu da süperdi benim için oyunun en iyi yaptığı şeylerden biriydi.. Yinede dead island 2den aldığım zevki bundan alamadım. Dead island 2yi 2 kere bitirdim 3.oynayabilirim ama beastı birdaha oynamam sanırım. Bossları karekterleri hikayeyi sevdim. Kesinlikle denenmeli. Oyunlarda fast travel ararım genelde bu oyunda yoktu ama hiç eksiğini hissetmedim . Steam yorumlarında görevler arası mesafe bir uçtan bir uca diyordu haklılar ama oda sıkıntı değildi çünkü palkuru iyi yapıyor . Arabayla bazı anlar dışında kullanmadım. Yeni gelen sallanma şeyini beğenmedim. Ada wong gibi direk attığımız yere tırmansaydık iyi olurdu 8/10
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chris92 -- 21 Nisan 2026; 8:2:54 >
Gerçekten süperdi .Baba kız örgüsünü dizilerde filmlerde oyunlarda severim .O duyguyu bana kesinlikle hissettirdi.Sonlara doğru biraz spoiler olacak ama
lolivs loliye dönünce değerini biraz kaybetti ama
çokta önemli değil .gerçekten kaliteli zevkli bir oyun .resident evil requiemde hiç sıkıntısız bitirdiğim eski sisteminde bunu yer yer aşırı kasarak bitirdim bir kaç yayıncada baya fps düşüşleri oluyor demişti .belki türkçe yamadan belkide optimizasyonu eski sistemler için uygun değil .ama requiemde sorunsuz olup bunda olması sıkıntıydı.
9/10
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chris92 -- 26 Nisan 2026; 0:48:37 >
Oyun #2026/13 — Resident Evil HD. Requiem ile birlikte Resident Evil isteginin hat safhaya ulastigi bu donemde serinin tum ana oyunlarini bir siradan gecireyim dedim. Arka arkaya yapmayacagim ama onumuzdeki 2-3 senelik bir surecte hepsini oynayacagim tekrar.
Tabi RE Engine ile yapilan modern Resident Evil oyunlari ve remake'leri nedeniyle orijinal oyunun Gamecube Remake'i olan 2002 yapimi Resident Evil'in HD versiyonuna eminim gunumuz oyuncu kitlesi pek yuz vermiyor. Oyunun sabit kamera acisiyla oynanmasi da en buyuk neden. Rahatliga alismis oyuncular icin yeterince "modern" degil :)
Ama tabi benim atlamayi icim elvermez. Steam Deck'de actim tertemiz bir performansla oldukca zevk alarak bitirdim. Diyecek bir sey yok muazzam bir oyun. Yani ozellikle 2002'de yapilmis bir oyun icin akil almaz grafikler var. Yani nesiller arasi farklarin minimum seviyeye geldigi gunumuze gore PS1, N64 ile PS2, Gamecube nesilleri arasindaki teknik kalite atlamasi siyahla beyaz gibi. Bu acidan bence hic eski hissettirmiyor.
Oyunun en buyuk ozelligi oyun dizayni acisindan bir basyapit olmasi. Survival/horror'un tanimi. Zombi salgini, ekip arkadaslarini arayan STARS ekibinin malikaneye dusmesi, tekinsiz malikane, dar koridorlar, kapali odalar. Atmosfer iliklerine kadar hissettiriyor. Yine malikanenin oda dizayni, akillica puzzle'lar, envanter yonetimi, zombileri ve diger yaratiklari stratejik bir sekilde halletme, yavas yavas gizemi aralanan hikaye cok cok guzel. Sabit kamera acisi basta biraz alisma gerektiriyor ama bir problem teskil etmedi cunku auto aim var oyunda zaten. Ben oyunu Jill'le oynadim. Chris'e gore avantaji ekstra 2 envanter boslugu olmasi. Acikcasi Jill"le bile envanter limiti zorluyor artik Chris'le oynayip ekstra challenge da yapmak istemedim :)
Oyunun eksileri biraz da yasiyla alakali. Hikaye anlatimi, seslendirme kalitesi falan modern standartlarin uzaginda acikcasi son derece normal olarak. Her yeni odaya girerken izledigimiz kapi acilma animasyonu da tabi biraz bayiyor bir sure sonra. Bir diger husus bence, bazi puzzle'lar mantiktan ziyade biraz sezgisel. Bir de oyunun sonu ve son boss savasi bu oyunun standartlarinda yeterince kuvvetli degil bana gore.
Efsane bir seriyi baslatan efsane bir oyun. Shinji Mikami abiye ve yapimda emegi gecen diger gelistiricilere saygilar. 9/10.
Oyun #2026/14 — Sword of the Sea. Gecen sene cikis yapmis Journey tarzi guzel manzalar esliginde gizemli bir karakterle sorf yaptigimiz oyunlardan en yenisi. PS Plus'ta gorunce kafa dagitmalik acip oynayayim dedim. 3 saatlik bir deneyim zaten. 2 oturusta bitti. Genel olarak guzeldi. Sanat tasarimi harikulade. Oynanis basit ama tatmin edici. Hoplayip, ziplayip, cesitli noktalari aktivite edip bir sonraki bolgeye gecmeye calisiyoruz. Arkada bir de oyunun hikayesi ve lore'u var. Sagda solda okudugumuz yazilardan anliyoruz. Altin falan da toplayip yeni yetenekler acabiliyoruz ama yeni yetenekler cok da bir fark yaratmiyor bence. Yani dedigim gibi Journey formulunu izleyen bir oyun. Uzerine cok da bir sey katmiyor. Onu seven bunu da sever bence. Kisa, sakin, yormayan bir oyun arayanlara onerebilirim. 7/10.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi intercityfirm1895 -- 26 Nisan 2026; 18:56:49 >
Oyunda yine Spider-man olmak, New York'ta dolaşmak keyifli. Kombata yapılan ufak eklemeler güzel olsa da bence yeterli değil. Dövüş sekansları bir süre sonra çok tekdüze hissettiriyor. Yan aktiviteler ise maalesef yine sıkıcı. Şöyle ilgi çekici bir side quest de pek yok. Geri gittiği konu ise hikaye ve hikaye anlatımı. İlk oyunda da bu konuda bazı sorunlar mevcuttu ama yine de daha içine çeken bir hikaye vardı. Hani şu woke bu woke muhabbetlerine pek girmem ve gereksiz abartıldığını düşünürüm ama bu oyun cidden woke ya. Mary Jane dahil oyundaki tüm kadın karakterler kasıtlı olarak çirkin tasarlanmış. Bu kadarı tesadüf olmaz diyorsun. Ayrıca Mary Jane'le olan stealth sekansları olsun, onun hislerinin Spider-man yüzünden ne kadar geri planda kaldığı gibi zorlama muhabbetler olsun insan gözlerini deviriyor ister istemez. Şu saçma sapan ajandayı bu kadar zorlamaları itici gerçekten.
Insomniac'ı Playstation'ın en üretken stüdyosu olması açısından takdir etsem de oyunları bir üst seviyeye geçemiyor. Umarım Wolverine ile bu eşiği aşabilirler. 7/10.
Oyun #2026/12 — Promise Mascot Agency. Geçen senenin en sevilen indie oyunlarından biriydi ama Türkiye'de çok bilindiğini sanmıyorum. Ucuza görünce Steam'den aldım ve Steam Deck'de oynadım. Muazzam bir iş olmasa da keyifli bir oyundu. Konusu tam kafadan kırık. Mascotların insan gibi yaşayan nefes alan varlıklar olduğu bir dünyada Yakuza aileleri arasında çıkan bir savaş sonucu Shimuza ailesi yüklü bir miktar para borçlanıyor. Karakterimiz de lanetli olduğuna inanılan bir kasabada yer alan Maskot Ajansını yeniden dirilterek bu parayı toplamaya çalışıyor. Oyunda maskotları işe alıyoruz, onları çeşitli etkinliklere gönderip para kazanıyoruz. Minik bir açık dünya var ve burada kamyonetimizle gezerek diğer karakterlerle iletişime geçip bir yandan yan aktiviteleri yapıp bir yandan da ana hikayeyi ilerletiyoruz. Ana amaç hem para kazanmak hem de kasabadaki lanetin gizemini çözmek. Sempatik karakterleri ve enteresan bir konusu olan değişik mi değişik bir oyun. İlk 1-2 saat yavaş başlasa da sonra insan kendini kaptırıyor. 18 saat gibi bir sürede bitirdim. Herkese gitmez ama ilgisini çeken bir bakabilir. 7.5/10.