Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
2
Cevap
467
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Sosyal anksiyete, depresiflik ve takıntılarım hayatımı mahvediyor.
G
2 yıl (2 mesaj)
Er
Konu Sahibi

Merhabalar, herkese iyi günler diliyorum.

İçimden geçenleri güzel bir şekilde yazıya dökmek istiyorum. Amacım, hem sizlerle derdimi paylaşmak, hem de sizin tavsiyeleriniz doğrultusunda bir ilerleme katetmek. İlgiyle okuyup, yardımcı olabilecek insanlara şimdiden teşekkür ediyorum.

21 yaşında bir erkeğim. Size kendimi en iyi şekilde ifade edebilmek için söylüyorum ki; oldukça yakışıklı birisiyim ve aynı zamanda kendime güzel bakarım, güzel giyinirim vs. En ağır yükümde bu zaten. (Harcanan potansiyelim) Şimdi bu özelliklerimden bahsettikten sonra, belki aklınıza sosyal anlamda çok zayıf bir birey olmam gelmiştir. Aksine, ben yeri gelince çok mutlu, çok komik ve çok eğlenceli bir insanım fakat yaşamış olduklarım, psikolojik sıkıntılarım bütün hayat enerjime, mutluluğuma duvar örmekte. Hayatım mahvoluyor arkadaşlar, günden güne daha kötü bir hâle geliyorum.

Anne ve babamın ilk göz ağrıyım. Sıklıkla özlem duyduğum, çok güzel bir çocukluk yaşadım. İlkokul ve ortaokul dönemlerim de güzel geçmişti. Tabii çocuk aklı olduğu için o zamanlar kafaya takacak pek bir durum yoktu. Arkadaş çevremde güzeldi. Bilirsiniz, tek derdimizin oyun olduğu dönemler işte. Sokak çocuğu, serseri olarak büyümedim. (''keşke öyle büyüseydim'' dediğim oluyor) Liseye geçmemle birlikte pek fazla olgunluk gösteremedim. Aynı zamanda ailem, ergenlik dönemimde bana pek saygıyla yaklaşmadı. Ailesel problemler yaşıyordum. Maddi olarak da kötü bir durumdaydık. Aslında, ortaokuldayken bile arkadaşlarımın giydiği orijinal ayakkabılara hevesle bakardım. Ama bu maddi imkansızlığı, lisede olduğu kadar hissetmemiştim. Tamamen okuldaki insanlardan kaynaklı olmasa da, (pek kafa denkleri değildim) dışlanmıştım. Sınıfın sevilmeyen çocuğuydum. Pek sosyal aktivitem yoktu. Vaktimin çoğunu evde geçirirdim. Yine de, o kadar büyük bir dert edinmezdim bu durumu. Lisenin 2. sınıfında farklı bir okula geçtim, mezun olana kadar orada eğitim aldım. Lise 1'e göre daha iyi bir durumdaydım fakat sadece sayılı bir kaç arkadaşım vardı. Okulun konuşkan, sevilen, flörtöz çocuğu hiç bir zaman olamadım. Ve tabii ilk zamanlar şuan ki olduğu kadar bakmıyordum kendime. Zorbalığa uğradığımda çok oluyordu. Bu dönemleri çok büyük bir üzüntüyle, sürekli göz yaşı dökerek, hayata karşı sitem ederek geçirdim. Akrabalar olsun, bir kaç samimi olmayan arkadaş olsun, bunlarla yaptığım aktiviteler beni tatmin etmiyordu. Potansiyelimi harcadığımı yavaş yavaş hissetmeye başlamıştım. Yazları ağır işlerde çalıyordum. Ne kadar zorlansam da hiç gücenmiyordum çünkü sosyal hayata dair bunalımlarım daha ağır basıyordu. Yolda yürüyen çiftleri görür üzülürdüm. Sahilde yanlız başıma, müzik dinleyerek, sigara içerek yürürken çimenlerde oturan, eğlenen gençleri görür üzülürdüm.

Okulun son dönemleri kendime daha iyi bakmaya başladım. Daha atılgan hissediyordum. Lisenin son senesinde çevrem ve sosyal yapım biraz gelişmişti. Arkadaş ortamlarında takılmaya başlamıştım. Arada bir sevgilimde oluyordu. Güzeldi açıkcası, yaşamış olduğum depresif dönemden sonra ilaç gibi gelmişti. Flört dönemlerinde de ne kadar acemi olsam da, fena gitmiyordu. Zaman geçtikçe bir şeyler değişmeye başladı. Farkettim ki, sosyal anksiyete beni çok baskılıyordu. Fakat bu ortamlardan uzak bir anksiyete değil, çevre, toplum içerisinde yaşadığım bir anksiyeteydi. Yalnızlığı iliklerime kadar yaşamış birisi olarak, çevremdeki insanlara olan yaklaşımlarım doğal olmuyordu. Yalnızlıktan korkuyor, kimseyi kaybetmek istemiyordum. Her zaman tartışma olduğu zaman alttan alan taraftım. Hep cümlelerimi seçerdim. Kendi duygularımı söze dökmektense, insanların ne düşüneceği daha ön plandaydı benim için. Aslında aklımdan geçenlere belki de çoğu insan gülecekti, güzel bir sohbet dönecekti fakat ben bu duvar yüzünden iyi veya kötü olan her şeyi içime attım. Sırf bu düşüncem yüzünden alakasız espriler yapmaya çalışmaya ve sırf konuşmak için konuşmaya başlamıştım. Ortamlardan soyutlanmış hissediyordum. Kaygılanıyordum, hevesim, ilgim yavaş yavaş azalıyordu ama direniyordum, bir şeyleri başarmam gerekiyordu. Sırf bu kaygılarım yüzünden mizahi yanımı da yeri geldiğinde tamamen kaybediyordum. İnsanların söylediği esprileri anlayamıyor, geç cevap veriyor, yalandan bir gülümsemeyle takılıyordum. Bunu fırsat bilen bazı kişilerin tavırlarına, ironilerine de büyük bir alınganlıkla yaklaşıyordum. Bütün enerjim sıfıra iniyordu. Yeri geliyor yine yalnız kalıyor, yeri geliyor yine ortamlara giriyor, insanlarla buluşuyordum. Fakat hiç bir ortama, bir kaç insan dışında kimseye kendimi ait hissedemedim. Psikolojik bunalımlardan uzak olduğum, tamamen kendim gibi olduğum sadece bir kaç insan vardı hayatımda, hâlen de öyle.

Bu yaşamış olduğum sıkıntılar hala hayatımda ve dediğim gibi, günden güne artmaya devam ediyor. Hayattan aldığım zevk her geçen gün daha da azalıyor. Bu arada, şunu da söylemek isterim ki; bu psikolojik durumlar bazen olmuyor. O kadar mutlu o kadar konuşkan bir insan oluyorum ki görmeniz lazım. Flört yeteneğim tecrübe ede de, aşk acısı çeke çeke yükseldi. Fakat, bazen ne kadar iyiysem, bazen de o kadar suskun, sıkıcı, konuştuklarını seçen, kasan bir erkek oluyorum. Modum, sosyal hayatıma inanılmaz bir etki ediyor. Şuan açıktan okuyor, aynı zamanda çalışıyorum, sevdiğim bir mesleğim güzel bir iş ortamım var fakat yaşamış olduğum bunalımlar hâlâ devam ediyor. Yeri geliyor işten sıkılıyorum, yeri geliyor mutsuz uyanıyorum, yeri geliyor çok büyük olmayan bir probleme kafayı takıp, günümü mahvediyorum. İnsanları kıskanıyorum. Yapamamış olduğum o çevreyi insanlarda gördüğüm için üzülüyorum. Belki de güzel bir sosyal yanım olsa, güzel bir ortamım olsa her şey daha farklı olacak. Güzel insanlar tanıyacağım, güzel aşklar yaşayacağım vs. Duygularıma ifade edememekten, enerjik, mutlu halimi gösterememekten yoruldum. Her diyalogda, her sohbette aklımdan bunlar geçiyor. İnsanlarla rahatça göz teması kurabiliyorum fakat bunu da istemli, kasıntılı bir şekilde yapıyorum. Yeri gelince bunların tamamını kırıp, enerjik, mutlu olduğum zamanlardan sonra tekrar aynı şeyleri yaşayınca büyük bir dengesizliğe kapılıyor, haliyle iyice depresif oluyorum.

Arkadaşlar, güzel vakitler geçirdim, güzel kızlarla da tanıştım, uzun ilişkilerim de oldu fakat hiç birini doya doya yaşayamadım. Gençliğimi, ömrümü çok fena harcıyor gibi hissediyorum. Çok büyük fırsatlar teptim, çok güzel ilişkileri kaçırdım. Potansiyelimi çok ama çok harcadım.

Kardeşime yaşamış olduklarım için hep güzel öğütler veriyorum. Çünkü yaşantımın temelinin geçmişten geldiğini düşünüyorum. Bir şey nasıl başlarsa, aynı o şekilde devam eder. Onun benim yaşadıklarımı yaşamasını istemiyorum. Nasip olur, ileride bir çocuğum olursa da, onu da aynı bu şekilde büyütmek istiyorum.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Tavsiyelerinize, önerilerinize açığım.

“Bir insanın en ağır yükü, gerçekleştiremediği potansiyelidir.”

Charles Schulz.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gegex77 -- 15 Haziran 2024; 22:43:56 >


G
2 yıl (34682 mesaj)
Yarbay

A
3 hafta (3 mesaj)
Er

Kimse ile konuşamıyorum. Sadece annem ve kuzenim ile konusabiliyorum. Kuzenim ile konuşurken bazen stres bir utanma geliyor. Annem ile konuşurken genelde utanıyorum ama diğer insanlara göre daha iyi konuşuyorum. Onun dışında abilerimle babamla konuşurken bile sesim hiç çıkmıyor. İstediğimi söyleyemiyorum. Stres oluyorum. Panik yapıyorum. Bu yüzden okulu bıraktım kimse benle ugrasmasa bile stres oluyorum. Sabah okula gittiğim andan eve geldiğim ana kadar stres halindeyim. Dersteyiz kimse bana bakmıyor bile. Ama ben gözümü bile kipirdatamiyorum. Tahtaya bile odaklanamiyorum bir sağa bir sola bakıyorum. Ama siniftakilere bakamiyorum. Hoca ile göz teması kuramıyorum. Hoca beni kaldırınca cevap veriyorum ama sesim çıkmıyor. Oturduktan sonra bir süre yere bakıyorum öyle kafamı kaldıramıyorum. Bu yüzden okulu biraktim. Markete gidemiyorum. Berbere hiç tek başıma gitmedim hep annem ile gittim. Yaşım 15 olmasına rağmen şu an gitsem annemle gidecem. Sokakta yürüyüş yapmak istiyorum ama onu bile yapamıyorum. Karşıdan biri geldiğini görünce geçene kadar panik yapıyorum. Nereye bakacağımi ne yapacağımı bilemiyorum. Hayatta konusabildigim sadece 2 kişi var ama onlarla da tam olarak konuşamıyorum. Mesela bu sorunumu anlatamıyorum.
Ve sorun diğer insanları yuceltip kendimdi küçük düşürmekte değil. Okula son gittiğim zamanlarda sınıftaki herkezi o kadar kucumsuyordum ki nefret ediyordum ama yine aynı sorunları yasiyordum. Ve sorun çevrede de değil. Okulun ilk günlerinde kimse birbirini tanimiyorken birisiyle konuştum baya ortak noktalarımız vardı ama yine olmadı. Şu anda lise 1deyim. 5.siniftayken tanıştığım bir arkadaşım vardı. 5 sınıf bittikten sonra biz taşındık. En yakın arkadaşımdı. Şu anda onunla hiç konuşamıyorum. Arıyor beni hep o konuşuyor. Bana bir şey sorunca sesim çıkmıyor ufak bir sesle cevap veriyorum. Yani farkındayım bu saçmalığın ama farkında olmak artık işe yaramıyor. Küçükken utangactim ama son 3.5 senedir artan bir sosyal anksiyete var.

7 yaşımdan beri okb var. Bir dönem hafifleyip bir dönem zirve yapıyor. Şu anda küçük tuvaletim 6 dakika sürüyor. Elimi yıkamam en az 1 dakika en fazla 3-4 dakikayida görüyor. Ve annem hakkında yanlis bir şey düşündüm mu kedim hakkında yanlış bir şey düşündüm mu kuzenim hakkında yanlış bir şey düşündüm mu gibi sorular geliyor. Yada bir fotoğraf veya video gelince o rda gördüğüm birisi ile alakalı. Ve şu an en büyüğü hayatımı hiç bir şey yapmayarak geçirmek istemiyorum. Bu gerçekten istediğim bir şey ama okb bunu çok arttırıyor. Ve öyle kısa da bir şey değil uzun vadeli bir takıntı. Kitap okumazsam kendimi geliştirmezsem hayatım çok gereksiz olacakmış gibi hissediyorum. Ve sürekli kendimi kitap okumak zorunda hissediyorum. Ama sürekli bir zorunluluk hissedince kitaplara karşı korkuyla yaklaşmaya başlıyorum. Oyun oynamayı tamamen bıraktım beni gerçek dünyadan koparıyormus gibi hissediyorum. Ekran sürem hala fazla ve bu beni aşırı rahatsız ediyor. Gelecekte sıradan bir meslekte çalışmaktan korkuyorum. Tanınmayan sıradan bir insan olmaktan. Çünkü o zaman kendimi geliştirmem kitap okumam anlamsız olurmuş gibi hissediyorum. Sevdiğim aktivitelerde de bu yüzden zorlanıyorum.

Ve kendimi açıklamaktan korkuyorum anneme nasıl söyleyecem bilmiyorum doktora nasıl söyleyecem bilmiyorum. Ve doktora gittikten sonra tedaviye başlayınca aslında hiç bir şeyim yokmuş ta ben abartıyormuşum diyecekmiş gibi hissediyorum. Yani sorunlarım var ama artık bundan bile emin hissetmiyorum kendimi.
Tavsiyeleriniz varmı?





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ayhan_0101 -- 4 Nisan 2026; 23:58:16 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >

DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.