Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
1799
Cevap
245361
Tıklama
59
Öne Çıkarma
Cevap: ATATÜRK KÖŞESİ (89. sayfa)
G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

"Efendiler, Meclis’in açıldığı ilk günlerde, Meclis’e, içinde bulunduğumuz durum ve şartları açıklayarak, takip edilmesini ve uygulanmasını yerinde bulduğum görüşlerimi arz ettim. Bu görüşlerin başlıcası, Türkiye’nin, Türk milletinin takip etmesi gereken siyasi ilke ile ilgiliydi.
Bizim, kendisinde açıklık ve uygulama imkânı gördüğümüz siyasi ilke, millî siyasettir. Dünyanın bugünkü genel şartları, yüzyılların dimağlarda ve karakterlerde yerleştirdiği gerçekler karşısında hayalci olmak kadar büyük yanılgı olamaz. Tarihin ifadesi budur, ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir. Milletimizin, güçlü, mutlu ve istikrarlı yaşayabilmesi için, devletin bütünüyle millî bir siyaset izlemesi, bu siyasetin iç teşkilatımıza tam olarak uyması ve ona dayanması gerekir. Millî siyaset dediğim zaman kastettiğim anlam ve öz şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanmakla varlığımızı koruyarak, millet ve memleketin gerçek saadet ve refahına çalışmak… Genellikle milleti uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamak… Medeni dünyadan, medeni, insani ve karşılıklı dostluk beklemektir."

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, 1927.



G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

"Kolağası Mustafa Kemal susuyordu. Kim bilir, belki, onun ıstırabı hiçbir müsekkinle (yatıştırıcı) avunmayacak kadar derindi. Doğduğu yer, ilk gençliğinin en tatlı demlerinin geçtiği güzel şehir elden gideli henüz birkaç ay oluyordu. Belki ihtiyar anası, genç hemşiresi henüz düşman elinde esirdi veyahut cesetlerle, viranelerle tıkanan uzun muhaceret (göç) yollarında bir çıkış yeri bulmak için sürünüp duruyorlardı. Fakat, Kolağası Mustafa Kemal o adamdır ki, şahsi dertler ve kendi ailesine ait felaketler üzerinde durmaz; bütün hadiselere, daima millet ve memleket açısından bakar. Fransızcada 'sensiblerie' kelimesiyle ifade edilen bir nevi yumuşak içliliğin ne olduğunu bilmemiştir. O, Edirne'nin istirdadını (geri alınış) kutlamaya hazırlanan bu heyetin içinde, böyle küskün ve mahzun susuyorsa, bunun sebebi, Balkan Harbi'nde yapılan hataların, hıyanetlerin birer birer gözü önünden geçmesidir.*
...
(*) Atatürk'ün o zamanlara ait bu psikolojik tahlilini, birtakım hayalî tahminlere göre değil, bizzat, kendi ağzından dinlediğim ve yakınlarının ona dair söyledikleri hatıralardan ilham alarak yapıyorum."

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, 1946.



G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

"Çünkü O, yeşilliğin hasretini İstiklal Savaşı boyunca çok çekmişti. Çankaya'yı oturmak için seçmesine neden, birkaç büyük karakavak ağacının bulunması idi. Onların rüzgârlı günlerdeki hışırtısından daima zevk duyardı."

Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1959.



G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

Yürüyen Köşk inşaatını izlerken, Yalova, 8 Ağustos 1930.

< Resime gitmek için tıklayın >



G
7 yıl (9144 mesaj)
Yüzbaşı

Atatürk'ün 1935 yılı seçimleri Ankara Milletvekilliği mazbatası ve kutusu.

< Resime gitmek için tıklayın >



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun istiklali, padişah, halife, hükûmet... Bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti. Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu? O hâlde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da millî hâkimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak! İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur."

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, 1927.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Kimi zaman doğuya, kimi zaman batıya ya da her yana birden saldıra saldıra Türk ulusunu Allah için, peygamber için topraklarını, çıkarlarını, benliğini unutturacak, yalnız Allah yolunda kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular."

Mustafa Kemal Atatürk, Medeni Bilgiler, 1930.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"... çare neydi? Şüphesiz kumandanından neferine kadar her birliğin kendine ait vazifeyi bilmesi, yapabilmesi ve bütün emir sahiplerinin bizzat fikir üreterek durumun gereklerine göre kendi kendine iş görebilmesi sağlanmadıkça birtakım insan yığınlarına ordu demenin hata ve vatanın, milletin bütün mukaddes varlıklarının böyle bir kuvvetle muhafaza edilmekte olduğuna kanaatin halis gaflet olduğuna inanmak ve bu inancın icaplarını yerine getirmekte tereddüt ve gecikmede bulunmamak idi."

Mustafa Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal, 1914.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

Şunu belirtelim, "1924" yazıyor fakat yanlış. Atatürk'ün hâline baktığımızda fotoğrafın 1924 yılına ait olmasının imkânı yok. Sanırım önündeki de manevi kızı Ülkü. O da 1932 doğumlu zaten. Fotoğraf muhtemelen 1935-1936 yıllarına ait.




Bu mesajda bahsedilenler: @Guest-E767019CA
G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"O'nu öfkelendiren başka bir övgü şekli de kendisini göklere çıkartırken Türk milletini aşağılatan yazılardı. Nitekim Armstrong adında bir İngiliz subayın yazdığı 'Bozkurt' kitabındaki bazı pasajlar O'nu âdeta çileden çıkarmış ve hepimizi bu esere karşı bir kampanya açmak için seferber etmişti. Oysa bu eser bizim hoşumuza gitmiyor değildi. Çünkü Atatürk'ten coşkun bir hayranlıkla bahsediyordu. Hele askerî dehâsını tarihin en ünlü serdarlarından üstün buluyordu ve diyordu ki: 'Ne yazık! Mustafa Kemal kendi kudreti ve azameti oranında bir milletin başında gelseydi, Sezar'ın, İskender'in, Cengiz'in fütuhatlarını gölgede bırakacak zaferler kazanabilirdi.'
Hiç aklımdan gitmez, Atatürk bu satırları okuduktan sonra, 'Şuna bakın! Biz fütuhat devrini kapamak için harp ettik. Bu şeref bize kâfidir.' demişti."

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, 1946.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

Ne güzel fotoğraf...

< Resime gitmek için tıklayın >





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-6774A5D97 -- 7 Mayıs 2019; 17:3:52 >

G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Gülümseyerek şöyle demişti:
'İstanbul'dakiler rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış. Hakları yok ya. Çünkü ben onların her birini bir harp meydanında, bir hizmet mukabili kazanmıştım. Salonlarda, saraylarda değil! Haydi kordonumu alsınlar; o sarayındı. Fakat her ne ise... Zaten ben bu şahıslara istifamı verdim. Varsın alsınlar! Ancak, bunu vermem.' diyerek göğsündeki bu altın imtiyaz madalyasını gösterdi: 'Bunu benden kimse alamaz. Bunu, Anafartalar'da harp meydanında, ateşin karşısında göğsüme taktılar.' dedi ve sustu."

Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk'ü Özleyiş: Hatıralar, 1957.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Mustafa Kemal'in doğum ayı ya hiç yazılmaz yahut da yanlış olarak bir sonbahar ayı gösterilir. Hâlbuki kendisinden işittiğime göre, bir ilkbaharda doğmuş olduğunu, hatta bunun mayıs ayına tesadüf ettiğini söylerdi. Buna esas teşkil eden hatıramı ve Atatürk'ün sözlerini nakledeyim: Bir gün, Cumhurbaşkanlığı Umumi Kâtibi Hasan Rıza Soyak Atatürk'e bir evrak getirmişti. Bunda, Atatürk'ün doğum gününün bildirilmesi rica ediliyordu. M. Kemal Atatürk, bunun üzerine düşündü, fakat bu günü kendisi de tam olarak bilmiyordu. Ancak, annesinden işittiğine göre, bir bahar mevsiminde doğmuş olduğunu hatırladı. Ay ve gün için ise aynen şöyle dediğini hatırlıyorum: 'Bu bir 19 Mayıs günü niçin olmasın?'"

Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1959.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Çağımızın gelişmelerine olan müdahalesine gelince; onun Türkiye'de başardığı ve bütün sömürge, yarı sömürge ülkelerin millî kurtuluş hareketleri'ne önder olan, yön tayin eden siyasi ve iktisadi egemenlik savaşı dediğimiz hareket, onun çağdaş hüviyetinin diğer orijinal cephesidir."

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam (Cilt I), 1963.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Mustafa Kemal'in şahsında biz, yalnız kudretli bir asker, kudretli bir devlet kurucusu ve çağdaş bir inkılapçı değil, çağımız ölçüsünde bir üstün insan görüyoruz. Onu gittikçe daha iyi anlayarak, ona bağlanıyoruz. Onunla, gittikçe daha severek övünüyoruz. Hem seziyoruz ki, yarın onu yalnız biz Türkler değil, bütün insanlık âlemi de, daha iyi anlayacak ve daha çok yüceltecektir."

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam (Cilt II), 1964.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Evet, artık hem bir işsizdir, hem de bütün rütbeleri, nişanları alınmış, cebinde beş parası olmayan, ordudan kovulmuş biridir. Kolordu Kumandanından, Kâzım Karabekir'den ne haber geleceği ise bilinmez. Giyecek bir sivil elbisesi ve ordu misafirhanesinden çıkınca, o harap Erzurum'da barınacağı bir dam altı bile yoktur. Fakat Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir nihayet görünür ve Mustafa Kemal'e hayatının belki de en etkili müjdesini verir.
— Paşam emrinizdeyiz!"

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam (Cilt III), 1965.



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

9 Mayıs 1935 Perşembe, partinin Dördüncü Büyük Kurultayı.

Açılış konuşmasını yapan İnönü:
"Şimdi Atatürk kürsüyü şereflendirecek ve söylevini verecektir."

İşte o tarihi söylevden çok etkileyici bir bölüm:

"Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan; yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet! Ve, bunları başarmak için, arasız devrimler... İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi."



G
7 yıl (525 mesaj)
Teğmen

"Haber vereyim ki Atatürk ne yaptığını, nasıl yapacağını, kimlere ne yaptıracağını, kimleri nasıl ve nerede kullanacağını bilen pek hesaplı bir adamdı. Yapmış oldukları üzerinde istediğiniz tenkitlerde bulunabilirsiniz. Fakat kendi varmak istediğine ulaşmaktan başka bir şey düşünmeyen, dostluklarının, yakınlıklarının, sözde sırdaşlıklarının üstünde bilhassa 'kendi kendine vefalı' bir lider olduğu su götürmez bir gerçektir."

Falih Rıfkı Atay, Çankaya, 1961.