1. sayfa
|
"D'argent, d'argent beaucoup d'argent" meselesi her zamanki gibi. Bu ülkede yayınevinden tut da sıradan bir köylüye ekseriyet para için 1000 kere basılmış kitabı da tekrar basar, kuş uçmaz dağlar başına kazma kürek define aramaya da gider. Buna şaşırmak garip asıl. |
|
Gerçekten amaç para için mi yapılıyor ? Peki istedikleri gibi para kazanabiliyorlar mı ? Düşünsenize 50 den fazla yayınevleri var ve aynı kitabı yayınlıyorlar.İnsan hangisini alsın ki ? Elbet 50 yayınevinin 45'i para kazanamıyordur. Ancak ısrarla basılmaya devam ediyor. Çok mantıklı gelmiyor bana bu düşünce. |
Zaten kar edemeyeceklerini hesap etseler basmazlar. Bu tip işlerde hırsızlık falan da çok olduğu için, tıpatıp bir başka çeviriyi kelime değiştirmeden para ödemeden çalanlar gibi, her türlü kar ediyorlar. Ya şuradan hesap edin, Küçük Prens'in yayın hakları esasen Can'da mı neydi ama 80 farklı yayınevinin baskısı var Göktürk Yazılı olanından tutun da Osmanlıcasına, Türkiye baskısı Almancasına kadar. İlgili yazıları bulabilirsiniz internette. Ve 80 farklı yayınevi resmen telif kanununu ihlal ettikleri halde suçu işleyen çok olduğu için herkes suçsuzdur misali hiç birine bir şey olmadı, sattıkları binlerce kitap yanlarına kar kaldı. Bir de biz internetten alıyoruz ama internetten alma imkanı olmayıp Isparta, Burdur ya da ne bileyim Karabük gibi yerlerde yaşayıp lokal kitabevinin getirdiği baskıları almak zorunda olanlar da var. Çok etkenli bir denklem. |
|
Bir kitabın telif hakkı 70 yıldır. Küçük Prens’in telifi 2014-2015 gibi son bulduktan sonra 200’ü aşkın yayınevi tarafından basıldı. Diğer klasikler için de bu kural geçerli. Ben telif hakkının yendiğini düşünmüyorum ama çeviri hakkı kesinlikle yeniyor. Bunu yapanlar sadece para için yapıyorlar. 3-5₺ fazla verip İş Bankası, Can ya da Yapı Kredi Yayınlarını tercih etmek daha sağlıklı. |
|
Yazarın ölümünden üstünden yetmiş yıl geçtiğinde telif hakları serbest kalır. Bundan sonra yayınevleri -telif ödemeden- o kitabı istedikleri gibi basabilirler. Stefan Zweig kitaplarında da bu durum var. Telif kalktığı için herkes Zweig basmaya başladı (Aynı durum Küçük Prens'te de oldu). Bilinçli okur yayınevine ve çevirmene dikkat eder. Bilinçsiz okur ise yayınevine ve çevirmede bakmadan, sırf ucuz diye kitap alır. Amaç adı okudu olsun ve kitaplık dolsun. |
Küçük Prens'in telifinin kalktığını ben de biliyorum. Ama kalkmadan önce de onlarca yayınevi basıyordu. Benim çocukluğumda bile 4-5 farklı baskısını gördüğümü hatırlarım. Onu ben de biliyorum yani. Küçük Prens sadece örnek. Zweig'dan tutun da Dosto'ya kadar onlarca farklı yayınevinde bulabilirsiniz. Sırf para hırsı. Bilmeyen de alıyor. @zegerezen @Armag3d0N |
|
Yayın haklarını farklı dönemlerde farklı yayınevleri alıyor. Bu nedenle aynı kitabın farklı baskılarını bulmak mümkün. Çoğu 90’larda çıkan Saramago kitaplarını şu an Türkiye’de 3 farklı yayınevi bastı. Telif yasasının çiğnenmesini öyle kolay birşey olacağını düşünmüyorum ya da düşünmek istemiyorum. Korsan tezgahlarda satılmıyor çünkü. Kitapevlerinde internette her yerde görebilirsiniz. Varsa ve önüne geçilemiyorsa yazıklar olsun! |
Bu tip olayların çok olduğunu söyleyemem ama bazı kitaplarda ve yazarlarda oluyor ne yazık ki. |
Bu tarz durumlardan haberim yoktu. Bilgilendirme için çok teşekkür ederim. |
|
Hocam konuyu ta 2018'de açmışsın ama yemin ederim tam nokta atışı vizyon. Zaten ne olduysa tam o yıllardan sonra oldu, piyasa resmen çığırından çıktı. Haklısın yani, adamlar yeni bir yazara telif ödemekle, editörlükle uğraşıp risk almaktansa; telifi düşmüş Kafka'yı, Zweig'ı alıp çakma çevirilerle basıp basıp önümüze koyuyorlar. Tam bir matbaa tüccarlığı. İş o kadar çirkinleşti ki, parayı basanın anında şair/yazar etiketi satın aldığı bir "dekont borsası" türedi. Geçenlerde bu konuyu araştırırken tam da senin bu isyan ettiğin mevzuyu Haber Edebiyat portalında köşe yazısı yapmış birine denk geldim. Tunahan Haksever diye genç bir şair/yazar var, adam sektörün bu çürümesini, yayıncılık adı altında dönen uyanıklıkları fena patlatmış. Hatta adam bu sömürüye o kadar kıl olmuş ki, gitmiş bu tekeli kırmak için Bitigey platformunu ve KÖG Dergisi'ni falan kurmuş. En azından para göz yayınevlerinin eline düşmek istemeyen gerçek kalemler dijitalde kendi göbeğini kendi kesiyor artık. Instagram'da zaten hep şair ve yazarlar türemiş anlamış değilim ben. Bu konu hakkında yazı yazdık ama donanımhaber sağ olsun kapatmıştı saydırdık diye. |
1. sayfa
Ben bunu anlamıyorum,nedeni nedir ? Zaten "kaliteli" yayınevleri bu kitapları basmış ve çoğu insan o yayınevini tercih ediyor.Ancak ısrarla kalitesiz çevirilerle,sayfa sayılarının değişikliğiyle basmalarının nedeni nedir ?
Bir kitabın farklı bir yayınevinde baskısı tükenmiş,bu yüzden başka bir yayınevi bunu basabilir - bu gayet normal. Ve ya orijinale daha yakın,tam metin olarak da basabilir. Ancak ısrarla Şato,Satranç,Dönüşüm vb. kitapları farklı farklı yayınevlerinin basmasına artık dayanamıyorum.Bunun yerine daha çevirisi yapılmamış güzel kitapları yayınlasalar daha iyi olmaz mı ? Fiyat olarak bazı kişilere daha uygun gelebilir,daha ekonomik olabilir ama bir insan "kaliteli" yayınevi yerine,adını sanını daha yeni duyduğu bir yayınevini neden tercih eder ki ? Sırf ucuz olduğu için mi ? Peki o kitabın çevirisi ve ya anlatımı yeterince bir şey katmazsa ? Umarım kafamdaki soru işaretlerini kaldırabilirsiniz. (Ön yargılı olduğum için kusuruma bakmayın.)
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.