|
Kürtlerin tarihi hakkında bilimsel veya doğru kabul edilebilecek bir bilgi yoktur. Milletlerin tarihi ya deviniminden yani eskiyeni hal ve durumlarından veya bıraktıkları tarihi eserlerinden veya dilinin gelişim ve değişiminden veya sembollerden veya diğer milletlerin kaydettiği bilgilerden tespit edilir. Eski-yeni hal durumu kürtler için uygulanabilir değildir. Bunu yapabilmek için birbiri ardınca kurulmuş devlet vb yapıların olması ve devamlılık sağlaması gerekir. Türk kültüründe bu barizdir, cumhuriyetten ilk Türk devletlerine kadar geriye giden yapı bellidir ve kökenlere kolayca ulaşılabilmektedir. Birçok Prototürk-Türk devletinin kuruluşu, yayılması, yıkılışı, yerine kurulanlar açık olarak bilinmekte olduğundan eski-yeni hal vaziyet durumuna dayanarak köken araştırması yapılabilmektedir. Oysa kürt devletleri tarihi gibi bir devinim bulunmadığından geçmişe yürümek olanaksızdır. Bu yönde kendine ait kayıt olmadığı gibi diğer devletlerin kayıtlarında da geçmemektedir. Kayda değer sayılabilecek kürtlere özgün tarihi eserler de yoktur. Olan az sayıdaki bırakıtın da çoğu geçmişe gitmeye yetmeyecek kadar yakın tarihlidir veya kendi öz devletine-kültürüne ait olmaktansa çevre külterlerden etkilenmiş yapıtlar olduğu görülmektedir. Mesela eski Türk kültüründe olduğu gibi kurgan benzeri bir mezar kültürü zinciri yoktur. Otağ-bina-anıt-dikit vb gibi süreklilik ve benzerlik gösteren bir yapı-mimari-anıt kültürü yoktur. Mesela otağ denen çadır bile Türk kültüründeki zincirleme değişimi gösterirken kürtlerde buna benzer bir olgu yoktur. Dikitler, tipik şehir yapıları gibi bir devamlılık kültürü de tespit edilmemiştir. Kürtçe varyasyonlarının birbiri ile uyumsuz olmaları ve yazılı bir kültür (edebiyat-yazıtsal anıt vb) bulunmadığından dile dayanarak geçmişe gitmek mümkün olmamaktadır. Dile dayalı geçmişe yürümenin yolu kök kelimelerin coğrafya ve bölgesel kültür ile yavaş yavaş değişiminin tespit edilmesi, ses benzerliğinin bulunarak bir öncekine gidilmesi şeklinde olur. Aynı kökten türeyerek değişen kelimelerin şekli veya coğrafi hareketi geçmişle ilgiyi kurar. Bunun kaynağı da yazılı edebiyat ve yazıt-kitabe-mezar gibi dili ifade eden varlıklardır. Kürtler için uzun geçmişten gelen yazılı kültür ve bırakıt olmadığı için dil üzerinden yürümek mümkün değildir. Az sayıdaki yazılı eser genelde yakın tarihlidir. Sözlü kültür ise yakın çevredeki diller-kültürlerden aşırı etkilenmiş olduğundan ve sözlü kültürün zamanla değişmesinden dolayı iyi ve güvenilir bir yol sunmamaktadır. Türk kültüründe olduğu gibi geçmişle bağ kuran destanlar ve hikayeler de pek yoktur. Olan az sayıdaki eser ise genelde bölgedeki diğer kültürlerin (pers-mecusi vb) eserleri ile benzer olduğundan öznitelik olarak kullanma olanakları yok denecek kadar azdır. Semboller (totem, ongun, tamga vb) gibi geçmişe bağ kuran işaretler de iyi bir yol sunmamaktadır. Bu konuda çok az sayıda bulgu olup genelde Türk-Pers-Arap kültüründekilerle benzerdir ve ayırıcı öznitelik olarak yetersizdir. Örneğin mezartaşlarında bulunan koyun-koç simgesi Orta Asyadan Ege'ye kadar Türk kültürünün yayıldığı her yerde görülebilir. Bir devamlılık arzeder ve eski-yeni arasında bağ kuracak benzerliği-devinimi verir. Yine ünlü mezartaşı simgesi olan hayat ağacı tamgası sadece Türk kültürüne özgü olan son derece belirleyici bir semboldur. Direkt bağ kurmaya olanak verir. Kürtler için ise bunu sağlayacak kesin bir öznitelik gösteren sembol yoktur. Bugünkü coğrafyada Türk-Pers-Urartu-Asur-Hitit-Hurri-Ermeni vb bir çok medeniyete ait izler (mezar-kabartma-yapı vb) bulunurken sadece kürtlere özgü nitelik gösteren bir kalıntı yoktur. Esik bir Hitit höyüğu, Urartu kanalı, Asur kabartması vb bulunurken bir Kürt kent harabesi, yazıtı vb bulunamamıştır. Yer isimlerinde bile diğer dillere ait olan şehir vb gibi adlar daha fazladır. Yazılı devlet tarihi kaynaklarında da Kürtler ile ilgili eski sayılabilecek bir kayıt yoktur. Mısır-Sümer-Babil-Asur-Hitit-Urartu-Hatti-Hurri-Pers hatta Makedon-Roma kayıtları birbiri hakkında oldukça fazla bilgi içerir. Kabartmalar, yazıtlar, kitabeler, tabletler, paralar vb gibi çok sayıda kaynak birbirleri hakkında bilgi vermektedir. Ancak Kürt konusu ile ilgili hiçbir tarihi kaynak tespit edilememiştir. Öyle ki Anadolu topraklarında çok kısa süreler bulunan Keltler (Galat), Kimmerler (eski Türk), Vikingler vb ile bile oldukça bilgi, eski yer ismi, coğrafi ad vb varken Kürlerle ilgili olarak diğer uygarlıklarda hiçbir veri yoktur. Hititlen-Persler-Mısırlılar-Romalılar gibi her türlü zamazingoyu kaydeden uygarlıklarda bile bilgi yoktur. Kürt ismine ancak yakın tarihte müslüman Arap kaynaklarında (Kürtler-Ekrad) olarak rastlanmaktadır. Bu bile Arap kaynaklarında (Türkler-Etrak) olarak geçen zamanlardan sonraya aittir. Bu duruma göre Türkler Kürtlerden önce güney Anadolu bölgesinde görülmüşler ve Araplar ile temasa geçmişler anlamına gelmektedir. Selçuklu kaynaklarında da yok bildiğim kadarıyla. Roma-Ermeni-Gürcü-Arap vb var ama Kürt yok. Bugün milletlerin kökenini araştıran nice kuruluş birçok yitmiş-yokolmuş kültürlerin bile izini bulabilmekte, tarihini çıkarabilmektedir. Oysa üzerinde dikkate değer ortak kabul oluşan bir Kürt tarihi ortaya konulmamıştır. Birkaç versiyon da genelde büyük tarihi hatalar ile dolu olup kabul görmemişlerdir. Bunlar da tarihi dayanaklardan ziyade sözel hikayelere-efsanelere dayanan varsayımlardır. Garip ama sanki Kürtler tarihin yakın dönemlerinde bölgeye gökten zembille inmiş gibi görünmektedir. Kaydadeğer hiçbir bilimsel veri geçmişle bağ kuramamaktadır. Sanki bir anda ortaya çıkmışlar gibi. Oysa diller-kültürler bir anda ortaya çıkamazlar. Bir devinimin ürünü-sonucudurlar. Bugün tarihi geçmiş olarak Med veya Elam kültürü gösteriliyor genelde. Ama güçlü bir bağ kurmanın bir yolu da bulunamadı. Elam kültürü bir garip. Zamanında bulunan kültürlere pek benzemiyor. Babil-Asur vb kayıtlarında bir anda ortaya çıkıyor, geçmişi ile ilgili hiçbir bilgi vermiyor. Üstelik az çok kalıt da bıraktığı halde. Yine bir anda ortadan kayboluyor ve devamı hakkında da bir bilgi yok. Biraz eski Sümer kültürünü andırıyor ama direkt bağ kuracak kadar değil. Tarihi geçmişi olan bir halk olsa bir anda ortaya çıkmaz veya yok olmazdı. Mutlaka öncül ve artçıl bilgiler-kalıntılar bulunurdu. Durumu daha ziyade başka bir halk tarafından etkilenerek ortaya çıkarılan ve sonra bu etken ortadan kalkınca yok olan, henüz kavim olma özelliğini kazanmamış, dağınık kabile-klan yapısındaki halklar gibi görünüyor. Cengiz zamanına kadar Türk kültürü etkisinde, geride, arka planda kalıp birden imparatorluk kuran, Cengiz'den sonra da kısa sürede bölünen, Türkleşen Moğol devletleri gibi. Med olayı da durumu açıklamıyor. Zaten Med kültürünün kendisi de tam olarak bilinen bir yapı değil. Pers etkisi açıkça göze çarpıyor ama orjinal bir Pers devleti özelliği de göstermiyor. Bariz farklar var. Ata dayalı ordu yapısı gibi açıkça göçmen bozkır kültürüne ait izler var. Oysa Pers kültürü yerleşik yaşama dayalıdır. Tarihte Pers göçü diye bir şey söz konusu değildir. Eski zamanlarda İran-Turan mücadele tarihinde Türkler hep hareket etmiş ama Pers kültürü hep İran yaylalarında kalmıştır. Devlet yapısı da tipik Pers yapısından oldukça farklı yönler göstermektedir. Göçmen yapı etkisi (devletin kısa sürede ortaya çıkması, hızlı yayılması, hareketli ordu, zayıflama-yıkılma sürecinin kısa olması) oldukça belirgindir. Oysa Pers tarihi uzun ömürlü, yerleşik kültürün ağır bastığı, yavaş büyüyüp-küçülen devletler tarihidir. (Türk yönetici sınıfa dayanan Akkoyunlu-Safevi vb dönemler hariç) Med devleti de sanki başka halka ait yönetici sınıfın kontrolünde Pers halkına dayanarak kurulan, yönetici sınıf eriyince kaybolan devlet özelliği göstermektedir. Bunu Pers bölgesinde yerleşik yaşayan bir kabile-klan yapısının başarması oldukça zordur. Bunu yapması için epey güçlü ve sürekli olması gerekir ki bu durumda mutlaka Pers tarihinde (veya yakın komşularda) mutlaka söz edilmesi gerekirdi. Oysa bir iz yok. Tanınmayan bir halkın aniden bölgede görünüp kontrolü ele geçirdiği, azınlık kalıp eriyerek ortadan kalktığı görüntüsü vermektedir. Mesela İskender tarafından Pakistan-Hint bölgelerinde kurulan devletlerin durumu gibi. Eğer MED devleti tam bir Pers devleti olsa idi kültürü de benzeri olurdu. Bu durumda Kürtler Med devamı olsalardı onlar da Pers kültürüne ait çok belirgin yapı gösterirdi. Oysa Kürtler için Pers kültürü ile olan benzerlikler fazla değildir. Pers kültüründe olan yazılı edebiyat yoktur. Dil-lehçeler farklıdır. Çok belirgin ve ayırıcı olan Pers mimarisine ait hiçbir iz yoktur. Yine çok belirgin ve özniteleyici olan Pers kalıtlarına (kabartma, heykel, anıt vb) benzeyen Kürt kalıtı da yoktur. Per kültürüne özgü olan yönetim biçimine dair de hiçbir iz görülmez. Oysa Osmanlı bile bu yönetim biçiminden oldukça fazla etkilenmiştir. (divan-vezir-harem vb) Yerel küçük yönetim birimlerinde bile (Osmanlı'da açık görülen) bu devlet geleneği izi Kürtlerde görülmez. Benzer izler genelde sözlü kültüre ait efsane ve hikayelerde görülür ki, birbirinden çok çabuk etkilenen bu alan iyi bir dayanak oluşturmaz. Birçok kültürde çok benzeyen efsane-hikaye ve destanlar vardır. Şöyleki bugün Kürtlerce sahip çıkılan Nevruz (Newroz) kesinlikle kürtlere ait değildir. Adı bile farsça olup geçmişte Kürtler değil Türkler tarafından kutlanırdı. Hala birçok Türk kültüründe kutlanır. Türk-Kürt kültürüne de Fars (Pers) kültüründen geçmiştir. Oysa kökeni Pers bile değil eski Hint kültürüdür. Buna göre Türk-Kürt-Pers olayı Hint kökeninden gelmiş demek abes olur. Bazı Kürt efsaneleri (Kawa mesela) açık bir şekilde Pers efsanelerine dayanır. Yani sözlü gelenekle bağ kurmak son derece yanlış sonuçlara götürebilir. Bu durumda Kürtler Pers kökeninden gelemez. Pers kültürü çok eski ve kadim bir kültürdür ve tarih boyunca aynı bölgede var olmuştur. Çok belirgin ve sağlam gelenekleri, öznitelikleri vardır. Kürtlerin kökeni olsa bu özniteliklerin önemli bir bölümünün Kürtlerde görülmesi gerekirdi. Oysa bu yok, sadece dil-sözel alanda biraz etki görülüyor. Kürt kökeni Med olsa ve Med de Pers kökenli olsa yine benzer durum olurdu. Med kökeni Pers ise Kürt kökeni Med olamaz. Medlerde belirgin Pers etkisi olduğuna göre Kürtlerde de olması lazımdı. En azından gelenekler-isimler-yaşam biçimi yönünden. Oysa bu da görülmüyor. Bu durumda Med kültürü de Kürt kökeni olamaz. Med kökeni Pers değil farklı olsa (Pers kültürenden bariz farkları var zaten) bu sefer de bu farklı niteliklerin bir kısmı (devlet yapısı-kalıtlar-eserler vb) Kürtlerde görülmeliydi ama bu da yok. Yani Kürt geçmişini Med kökenine bağlayacak iyi bir bağ da yok. Sonuç olarak Kürt kökeni hala belirsiz. Üstelik tek bir Kürt kitlesi de söz konusu değil. Çok farklı lehçeleri (birbirini anlamazlar var), yaşam biçimleri, adetleri olan Kürt yapılanmaları var. Geçmişte tek kökenden gelme durumunu zora sokuyor bu biçimler. Hiçbir kayıt, kalıt, ikincil-komşu devlet verisi vb olmadığından bunu tespit etmek de imkansız. Eğer geçmişte Pers yaylaları-Mezopotamya-Güney Anadolu gibi bir bölgede kayda değer ve nispeten homojen bir Kürt nüfusu olsa tarihi kayıtlarda mutlaka olurdu. Geriye geçmişte Kürtlerin ya bu bölgelerde bulunmadığı yani kaynak bölgenin farklı olduğu, ya da kavim oluştaramayan, ortak nitelik göstermeyen, klan yapısındaki dağınık ve küçük topluluklar olduğu ve bu nedenle devletlerce dikkate alınmayıp kayıtlara girmediği hususları kalıyor. Kaynak bölgesi farklı-uzak da olsa göçle-devinimle ilgili bilgiler yine de bulunabilirdi. Zira böyle bir göçü yapabilecek nüfusun az çok homojen olması halinde kendine ait kültürü bulunması, geçtiği yerlerde iz bırakması gerekirdi. Akla yatkın tek sonuç ise klan yapısı kalıyor. Kürtlerin Dağlık Pers (Zağros) veya daha uzak bölgelerden klanlar halinde, diğer halkların etkisi ile veya birlikte hareket ederek güney Anadolu bölgesine geldikleri düşünülebilir. Zaten lehçe-gelenek farkları ve aşiret gibi klanı andırır özellikler buna işaret etmektedir. İlk olarak Arap kaynaklarında Akrad olarak geçmektedirler. Oysa müslüman Arap etkisinin Anadolu dağlık alanına yayılması Perslerle-Türklerle etkileşiminden daha sonraya rastlamaktadır. Kürtlerin de bu bölgeye bu dönemlerde girerek Ermeni alanına yerleştiği akla yakın gelmektedir. Geriye Guti geçmişi kalıyor. Bir kısım kaynaklarda Kürtlerin kökeni olarak Guti gösterilir. İsim benzerliklerine ve coğrafyaya dayanarak (Guti-Kurti-Karda vb) bu bağ açıklanır. Ancak Guti ve ikincil devamları ile Kürtler hakkında net kayıtlar arasında çok büyük tarihi dönem farkı var. Üstelik Guti ve ikincil devam devletleri epey kalıt bırakmışlardır. Bu kalıtlar-kalıtlardaki dil ile bugünkü Kürtler arasında bağ kurmak mümkün olmamaktadır. Yaşam biçimleri ve kültürlerinin-dillerinin etkisine bugünkü kürtlerde açık biçimde rastlanmamaktadır. İsimsel-coğrafi benzerliklerin Guti-Kürt hattından ziyade çevresel coğrafa ve kürtlerle ilgili olmadığı kesin bilenen devletlerden (ki bunlar gutilerden sonradır) değişim yoluyla kürtlerce sonradan alındığı mantığa daha yakındır. Nihayetinde, geldikleri yer ve kökenleri ise hala belirsizdir. |
Kürt ırkı yok o zaman. Yakın geçmişte bazı milletin kışkırtıp yeni bir ırk ortaya koymasından mı var ? Kurtler ve turkler hatta iranlılarda birbirine çok benziyor |
| ermeni fars arap karışımı bir şey belki azıcıkta türk.evet kürtlerin hiçbiri saf kürt değil |
| Yahu arkadaşım, daha düne kadar kart-kurt sesinden geliyor diyen insanlara soru soruyorsun. Biraz mantık yahu... |
kürtler bence iran kökenli. surat ifadesinden dillerine kadar herşeyi benziyor. |
| Zagros dağları. |
Asıl kürtler zaten mavi gözlü sarışın oluyor.Dedemde mavi gözlü
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >