|
Insan mükemmel değildir. Noksandır. Mükemmel de yaratılmamıştır. Kusurludur. Ayrıcalıklı da değildir. Gayet tehlikeli bir yerdedir. Dünyamız ise, gayet normal bir yıldızı... |
|
Insan mükemmel değildir. Noksandır. Mükemmel de yaratılmamıştır. Kusurludur. Ayrıcalıklı da değildir. Gayet tehlikeli bir yerdedir. Dünyamız ise, gayet normal bir yıldızın etrafında dönen ortalama bir gezegendir. Ayrıca Evrenin kenar mahallelerinden birinde bulunmaktadır. Bu gerçekleri görememe sebebi ise cehaletten gelen kibridir. |
|
uzun uzadıya cevap yazmaya gerek yok, sokaktaki kedi denizdeki balık neyse insan da o. Çok hücreli bir canlı türü |
|
kibir kötülüğün simgesidir insan kibri üstad edinince kötülüğün tanıtıcısı bile insandan kaçar. zira şeytan bile insan kadar alçalamaz hakikati bildiği için |
|
ben hiç sokaktaki kedinin gelip burada bir şeyler yazdığını görmedim demek ki fark var. veya madem hepsi aynı niye farklı farklı isimler almışlar demek ki fark vaaaaa |
| düşünen hayvandır |
|
Sorularla islamiyet aslında gizli fukocuymuş Pythagorasçı görünerek bizi yiyorlarmış |
Bu drnli basit demogojiler bana attigin oltaya yrm olarak takilmaz.. |
|
Doğumunda önce hiç bir şeyden haberi olmayan, ölümünden sonra da hiç bir şeyden haberi olmayan şeydir. Taştan, topraktan tek farkı, en fazla 100 yıl (5 yıl çocukluk, 20 yıl uyku hali, geriye kalan ortalama75 yıl ) varlığından haberi olmasıdır.. Milyonlarca yıl geçmiş ve milyonlarca yıl daha geçecek olan dünya yaşamında ortalama 75 yıl bilinçli modda var oluş haline bakarak kendini taştan üstün sanan zavalı ve kibirli bir varlıktır insan. Oysa bir taş milyonlarca yıl var olabilir. İnsan Çok Zalim ve Cahildir... İnsan Acelecidir... İnsan Menfaatine Çok Düşkündür... İnsan Yaratıcısına Karşı Pek Nankördür... İnsan Açgözlü ve Cimridir... İnsan Kıskanç ve Hasetçidir... İnsan Zayıftır... [Kuran] |
|
bazen karıştırırdın da bu kadarı hiç olmamıştı hayırdır neye kızdın bu kadar yazdıklarını oku bakayım kendin bir şey anlayacak mısın |
|
mükemmellik Allaha mahsus insanın mükemmel kusursuz olduğunu yazmıyor yazı zaten yazı artılarını ön plana alırken sen eksilerini almışsın yazıda geçen özelliklerin farkında olan ve hayatına uygulayan insan kemale erer. sizin bahsettiklerinizden kaçınmak gerektiğini de belirtiyor kuran. işte o saydıklarının ilacı da insana rabbini her daim hatırlatan ibadetlerdir şeklinde ilacı da veriyor |
Galiba ayetleri okurken yanlış algılama var. "İnsan" kelimesini "mümin" olarak algılamışsın sanırım. Ayetler şöyle anlaşılmalı Örneğin "İnsan namkördür" ayetinde " İnsan mümin olunca (müslüman değil) namkörlükten kurtulabilir demek istiyor". Kuran açıkça insanın müslüman olması ve müslümanın da mümin olmasıyla (kemale ermesi) ancak kesin kurtuluşa ermiş olabileceği belirtiliyor |
|
mümin nankör olamaz ama ibadetleri yapmazsa mümünlikten çıkmaz. ibadetlerini yapmayan mümin zamanla rabbini unutur ve inkara gider. kendini yaratanı saymayan nankör olur. sureten insandır ama nankör insandır. onun için ibadet emredilmiştir oldu mu arkadaşım anlatabildim mi ayrıca bir önceki mesajında belirttiğin ayetlere bak bakayım orada herrrrrr insan nakördür mü diyor. yani insanın içinde nakör olan var olmayan var manası da verilemez mi |
Mümin kimdir, ibadet yapan mı, onu geçtim, ibadet yapmayan bile mümindir diyorsun yani. Ayet kurtulamaz diyor, napcaz şimdi. Muminun süresini oku. Ayet "Ey insanlar iman edin" derken ne anlıyorsun, müslüman olmamış İNSANLAR diye anlıyorsun değil mi? Ayet " İnsan namkördür" derken neden müslüman olmamış İNSANLAR olarak algılamıyorsun? Sabah akşam ibadet edip namkör olan onlarca insan var, şimdi nolacak? |
| primat |
|
açıkça Allahı inkar etmedikten sonra mümindir insan Ayet "Ey insanlar iman edin" derken ne anlıyorsun, müslüman olmamış İNSANLAR diye anlıyorsun değil mi? hayır yanlış anlamışsın iman ayrıdır islam ayrıdır en basit ilmihal bilgisi aç bak bakayım imanın şartı kaç islamın şartı kaç aç önce sözlüğe ve nankör ne demek öğren ondan sonra yukarıda öğrenmeni istediğim şartlar arasında nankörlük yapmayacaksın diye bir şart var mı onu öğren |
Çitadan hızlı değilsiniz balina gibi haberleşemezsiniz amazona ormanlarına bıraksam geceyi çıkaramazsınız sonra burda ben üstün türüm her şey benim için yaratılmış modunda takılırsınız hııı hııı evet. Bunları okuyan karıncalar gülüyor size hemde ağzıyla değil ![]() |
|
benim sözlerimin hangisinde insan herşeyiyle tepeden tırnağa her noktada insan her daim üstündür lafı veya anlamı var her canlıya bazı özellikler verilmiş ki toplamda denge bozulmasın dayanışma çatışmaya dönüşmesin ama insan aklıyla senin bahsettiğin özellikleri kendi amacına göre kullanmıştır, kullanıyor. dünya insanın kontrolüne bırakılmış. apaçık hakikat gözümüze sokulmuşken düşüncelerin sisli perdesinde kendimizi boğmaya çalışmak niye |
|
Insan mükemmel değildir. Noksandır. Mükemmel de yaratılmamıştır. Kusurludur. Ayrıcalıklı da değildir. Gayet tehlikeli bir yerdedir. Dünyamız ise, gayet normal bir yıldızın etrafında dönen ortalama bir gezegendir. Ayrıca Evrenin kenar mahallelerinden birinde bulunmaktadır. Bu gerçekleri görememe sebebi ise cehaletten gelen kibridir. |
islama göre insan
İnsan, ucu bucağı bilinmeyen varlık âlemi içinde, eşsiz bir konuma sahiptir. Ruhuyla, cesediyle Allah’ın en antika bir san’at eseridir. Kur’ân-ı Kerim, insanın bu özellikteki yaratılışını “Ahsen-i takvim” (1) ile ifade eder.
En güzel konumda yaratılan insan, arzın halifesidir.(2) Yani, içinde yaşadığımız şu dünya sarayının halifesi, sultanı insandır. Bir devlet başkanı nereye gitse, basın mensupları onun peşindedirler. Ağzından çıkan her şeyi kaydederler. Onun gibi, yeryüzünde halife olarak gönderilen her insan, bu yüce rütbesinden dolayı “Kirâmen kâtibin”(3) denilen meleklerce yakın takip altındadır. Bu melekler, o insanın her sözünü ve amelini kaydederler.(4)
İnsan, emanet-i kübranın hâmilidir.(5) Gökler, yer ve dağlar, o büyüklükleriyle beraber, Allah’ın emanetini taşıyabilecek kabiliyetten uzaktırlar. Onlar, ancak insan için birer tefekkür sayfası olabilirler. Şu hadis-i kudsi’de de, bu mânâyı te’yid eder:
“Ne gökler ne de yer beni içine alamadı. Fakat mü’min kulumun kalbine yerleştim.”(6)
Ne dağlar, ne sahralar güneşi kemaliyle gösterir. Fakat küçük bir ayna, net bir şekilde güneşi yansıtır. Mekândan münezzeh olan Allah’ın mü’min kulunun kalbine yerleşmesini bu misalle daha iyi anlayabiliriz. Demek ki, mü’minin kalbi Allah’ı bilebilecek hassas ve şeffaf bir aynadır. Kalb için “Nazargâh-ı İlahi”(7) denilmesi de bu noktadandır.
Cismen küçük olan insan, mânen bir âlemdir. Bu hakikat şöyle ifade edilir:
“İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır.”(8)
Âlemde ne varsa nümuneleri insanda vardır. Ruhu ruhlar âleminden, hafızası levh-i mahfuzdan, hayali âlem-i misalden haber verir. Elementleri kâinattaki elementlerdendir. Vücudundaki tüyler yeryüzündeki ağaçlardan; kemikler yeryüzündeki taş ve kayalardan; bedeninde cereyan eden kan; ve gözünden, kulağından, burnundan ve ağzından akan ayrı ayrı sular yeryüzündeki nehirlerden ve çeşmelerden, madeni sulardan izler taşır.(9)
İnsan, mahlukatın en şereflisidir.
“Biz Âdemoğullarını mükerrem kıldık”(10)
âyeti bunu ilân eder. Âyetin devamında, bu mükerremiyete nümune olmak üzere, insana verilen nimetlerden ikisine dikkat çekilir:
1. İnsanın karada ve denizde taşınması,
2. En güzel (tayyib) rızıklarla rızıklandırılması.
Evet, at ve deve gibi hayvanlar, insandan daha büyük olduğu halde, insana itaat etmektedirler. O büyük deve, küçük bir çocuğun bile önünde diz büküp, onu sırtına almaktadır. Ayrıca, insanlığa bir nimet olarak sunulan otomobil, tren gibi vasıtalar; kayık, gemi gibi deniz araçları âyetin işaret ettiği nimetlerdendir.
İnsanın “tayyib” yiyeceklerle rızıklandırılması hususu da, gerçekten çok düşündürücü bir olaydır. Yeşil ot veya sarı samanla gıdalanıp süt veren hayvanlar, insana süt gibi latif bir gıdayı takdim ediyorlar. Hattâ, canlarını sunmaktan kaçınmıyorlar. Gagasıyla yerden her türlü tanecikleri kursağına indiren tavuk, yumurta gibi lezzetli bir hediyeyi insana getiriyor. Balarısı, çiçekten çiçeğe dolaşıp, şifalı bir balı insana yediriyor...
İşte, bütün bu gibi durumlar, insanın ne kadar nazik ve nazenin bir varlık olduğunu gösterir. İnsanların Rabbi olan Allah, onlara çok iyi bakıyor, ikram ediyor. Halbuki insan, kendi zatında çok fakir bir varlık.
“Ey insanlar! Siz Allah’a karşı fakir kimselersiniz.”(11)
âyeti insanın bu yönüne dikkat çeker. Evet, isterse dünyanın en zengin kişisi olsun, herkes Allah’a muhtaçtır. Onun yaratmasına, Onun rızıklandırmasına, Onun ebediyet yurduna muhtaçtır.
Böyle fakir bir varlığın muhatab-ı İlahi olması ne büyük bir lütuftur. Bazı büyük makam sahipleri, alt derecedeki insanları muhatap almaktan kaçınırken, bütün âlemlerin Rabbi, insanı kendine “özel muhatap” seçmiştir. Kur’ân-ı Kerim'de, “Ey insan! Ey Âdemoğulları! Ey iman edenler!” şeklindeki seslenişler insana yapılmıştır.
İşte Kur’ân’ın âyetleri ışığında bakıldığında insanın mahiyeti bu tarzda iken, Kur’ân’ın nuruyla insana bakmayanlar, bu mahiyeti görememişlerdir. Kimi onu bir madde yığını sanmış, kimi maymunun bir üstünde yer alan bir hayvan kabul etmiş, kimi onu “ekonomik bir canlı” şeklinde değerlendirmiş...
Dipnotlar:
1. Tin, 95/4.
2. Bakara, 2/30.
3. İnfitar, 82/11.
4. Kaf, 50/18.
5. Ahzab, 33/72.
6. Acluni, Keşfü’l-Hafa, II/195.
7. “Allah, cesedlerinize, suretlerinize bakmaz. Lakin kalblerinize nazar eder.” hadisinden çıkarılan bir ifadedir. Müslim, Birr, 32. İbn-i Mace, Zühd, 9.
8. Said Nursî, Lem’alar, s. 79.
9. a.g.e., s.337.
10. İsra, 17/70.
11. Fatır, 35/15.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mhmt042 -- 4 Ekim 2018; 13:42:59 >