Çalışanların Bulunduğu Eğitimli Çingeneleri Bir araya Getiren Sitenin Kurucusu Ve Editörü Ali Mezarcıoğlu İle Konuştuk.
“Farklıydık. Daha yoksulduk. Daha özgürdük. Ama insandık. Tıpkı onlar gibi. Onlar bunun farkında değildi. Bizimle çalışmak, bizimle yaşamak, bizimle konuşmak istemediler. Biz yarattığımız, göz nuru zanaatlarla onlara bir yaşam bahşederken, onlar şehirlerinin unutulmuş köşelerine attılar bizi. Yoksulluk bitmeyen bir lanet gibi üstümüze çöktü. Çok acılar çektik.”
"Atalarım, bu haksızlıklardan kurtulmak için her yolu denediler. Haykırarak baktılar insanların gözlerine; bazen yalvararak! 'Biz Çingene değiliz, insanız!' Çingenelerin konuştuğu dillerden birinde insan 'Rom' demekti. Onlar da insanlara 'biz Romanız' dediler, yani sizden bir farkımız yok. Bizi kabul edin. Lütfen!..”
Çingene sözcüğü, Doğu Romalıların bizlere verdiği Athinganoi sözcüğünden gelir. Bu sözcük zamanla değişip Zeguener, Cigani, Tsigani ve Çingene olmuş. Peki biz kimiz? Öncelikle göçebe zanaatçılarız. İnsanoğlu avcılık ve toplayıcılıktan çiftçilik ve hayvancılığa geçtiği zaman, topraklarını korumak ve yabancıların girmesini engellemek için silahlandılar. Bu nedenle göçebe bir şekilde avcılık ve toplayıcılık yapmak güçleşti. Toprağı ve hayvanı olmayan yani bu sistemin dışında kalan insanlar da göçebe zanaatçılık yaparak geçimlerini sağlamak zorunda kaldı. Bu insanlar, çiftçi ve çobanlara çeşitli zanaat ürünleri (elek, sepet, kalay, metal eşya) veya çeşitli hizmetler (halk hekimliği, dişçilik, sünnetçilik, müzisyenlik, cambazlık) sundu. Karşılığında da bitkisel veya hayvansal gıdalar aldı. İşte tarlası veya büyük hayvan sürüleri olmayan bu insanlar bizim atalarımızdır. Romanlar, Domlar, Lomlar, Abdallar da göçebe zanaatçı topluluklardır. Örneklersek Romanlar, kökeni büyük ihtimalle Kuzey Hindistan'a dayanan ve Romani dilini konuşan bir topluluktur. Göçebe zanaatçılıkla geçinmişlerdir. Abdallar ise köken olarak Orta Asya'ya, kendi deyimleriyle Horasan'a dayanan bir göçebe zanaatçı topluluktur. Dilleri Abdoltili bir Ural Altay dilidir. Onlar da tıpkı Romanlar gibi göçebe zanaatçılardır. Dışarıdan bakanlar aradaki farkları görmez, her iki grubu da Çingene olarak adlandırır. Günümüzde farklı etnik kökenlerden gelen göçebe zanaatçılar çeşitli bölgelerde evlilikler yoluyla kaynaşmışlardır. Örneğin şahsen ben komple bir Çingene'yim. Bir tarafım Roman, bir tarafım Abdal, bir tarafım Elekçidir.
“Farklıydık. Daha yoksulduk. Daha özgürdük. Ama insandık. Tıpkı onlar gibi. Onlar bunun farkında değildi. Bizimle çalışmak, bizimle yaşamak, bizimle konuşmak istemediler. Biz yarattığımız, göz nuru zanaatlarla onlara bir yaşam bahşederken, onlar şehirlerinin unutulmuş köşelerine attılar bizi. Yoksulluk bitmeyen bir lanet gibi üstümüze çöktü. Çok acılar çektik.”
"Atalarım, bu haksızlıklardan kurtulmak için her yolu denediler. Haykırarak baktılar insanların gözlerine; bazen yalvararak! 'Biz Çingene değiliz, insanız!' Çingenelerin konuştuğu dillerden birinde insan 'Rom' demekti. Onlar da insanlara 'biz Romanız' dediler, yani sizden bir farkımız yok. Bizi kabul edin. Lütfen!..”
"Tarlası, takası olmayan Çingene oldu"
- Romanlar, Abdallar, Poşalar, Elekçiler, Domlar... Merak ediyoruz, Çingeneler kimdir?
Çingene sözcüğü, Doğu Romalıların bizlere verdiği Athinganoi sözcüğünden gelir. Bu sözcük zamanla değişip Zeguener, Cigani, Tsigani ve Çingene olmuş. Peki biz kimiz? Öncelikle göçebe zanaatçılarız. İnsanoğlu avcılık ve toplayıcılıktan çiftçilik ve hayvancılığa geçtiği zaman, topraklarını korumak ve yabancıların girmesini engellemek için silahlandılar. Bu nedenle göçebe bir şekilde avcılık ve toplayıcılık yapmak güçleşti. Toprağı ve hayvanı olmayan yani bu sistemin dışında kalan insanlar da göçebe zanaatçılık yaparak geçimlerini sağlamak zorunda kaldı. Bu insanlar, çiftçi ve çobanlara çeşitli zanaat ürünleri (elek, sepet, kalay, metal eşya) veya çeşitli hizmetler (halk hekimliği, dişçilik, sünnetçilik, müzisyenlik, cambazlık) sundu. Karşılığında da bitkisel veya hayvansal gıdalar aldı. İşte tarlası veya büyük hayvan sürüleri olmayan bu insanlar bizim atalarımızdır. Romanlar, Domlar, Lomlar, Abdallar da göçebe zanaatçı topluluklardır. Örneklersek Romanlar, kökeni büyük ihtimalle Kuzey Hindistan'a dayanan ve Romani dilini konuşan bir topluluktur. Göçebe zanaatçılıkla geçinmişlerdir. Abdallar ise köken olarak Orta Asya'ya, kendi deyimleriyle Horasan'a dayanan bir göçebe zanaatçı topluluktur. Dilleri Abdoltili bir Ural Altay dilidir. Onlar da tıpkı Romanlar gibi göçebe zanaatçılardır. Dışarıdan bakanlar aradaki farkları görmez, her iki grubu da Çingene olarak adlandırır. Günümüzde farklı etnik kökenlerden gelen göçebe zanaatçılar çeşitli bölgelerde evlilikler yoluyla kaynaşmışlardır. Örneğin şahsen ben komple bir Çingene'yim. Bir tarafım Roman, bir tarafım Abdal, bir tarafım Elekçidir.
Kaynak:http://toplumvetarih.com/index.php/component/content/article/34-son-yazlar/48-tarihi-bilinmeyen-bir-toplum-cingeneler-.html
Daha fazlası içinhttp://www.cingeneyiz.org/cingenelerkimdir.htm
Videoyu izlemek için tıklayınız