|
9-Resident Evil 4 R: Orijinalini oynamadığım için remake yapımıyla kıyaslayamıyorum. Oynadığım halini yorumlarsam üst seviye bir oyun olmuş. Daha önce seriye ait 2,3,7 ve 8. oyunları oynamıştım. Fps shooter olarak yorumlarsam mükemmel bir oyun ama serinin türü itibariyle korku hayatta kalma açısından başyapıt sayılmaz. Yine de türü açısından 9 puanlık bir oyun olduğunu düşünüyorum. Oynadığım kadarıyla seri sıralamam 2,7,4,8,3 şeklinde oldu. 10-Little Nightmares: Güzel bir atmosfer sağlamışlar. Müzikleri atmosfere uyumlu, mekanikleri kolay, süresi kısa geldi. 7,5 puan. 11-Little Nightmares 2: İlk oyundan sonra başladım ama bence ilk oyunun çıtasını yükseltememiş. Tabi benim bu tip oyunlarda partner ile hikayeyi oynama dizaynını beğenmiyor olmamda etken olabilir. 7 puan. 12-RoboCop Rogue City: Grafikler ve combat iyi, memnun kaldım ama genel olarak oyun vasat bir gameplay sunuyor. Başlarında sıkıldım maalesef. Bu tip oyunlar aslında başlarında oyuncuyu oyuna bağlayıp sonra sıkması beklenir. Neyse oyunun sonunu getiremeyeceğim sanırım. 6,5 puan. |
|
Crimson Desert öncesi War Mongrels bakmıştım. Oyun klasik Commandos kafasında bir oyun WW2 döneminde geçiyor Türkçe ve grafikleri tür için iyi kontrolleri Mimimi Games oyunlarına göre çok vasat karaktere kritik anlarda tam hükmedemiyoruz gibi hissediyoruz yer yer. Eğil kalk ateş et koş gibi temel mekanikleri bazen panik anında çıldırtabiliyor. Temel olarak oyun 7 seviyesinde baya da uzun bir oyun ve gittikçe saçma bir zorluğa erişiyor o yüzden %80 kadarını bitirmişken bıraktım oyunu. Ama asıl değinmek istediğim oyunun iğrenç bir yazım dili var oyunu yapanlar Polonyalı haliyle oyun Polonya sınırında geçiyor ama oyunda öyle bir nepotizm dili ve senaryo akışı var ki oynarken kusturacak seviyeye geldi oyun boyunca Polonya direniş örgütünün başarılarından en iyi direniş örgütü olmasından hatta sanki savaşı Polonya kazandırmış gibi senaryo yazılması alt dilinde basitçe şeytanlaştırılan Alman halkı yüceltilen Yahudiler ve Polonyalılar oyun boyunca Polonyalıların mükemmel planları soykırımı ortaya çıkarması önemli savaş bilgilerini ele geçirmesi vs say say bitmez sanki savaşı müttefikler değil de Polonya köylü direnişçileri kazandırmış gibi saçma sapan bir yazımı oyunu soğuttu benden. |
|
Dying light the beast Öncelikle açık dünyaları eskisi kadar sevmiyorum bu kısaydı ama açık dünya olduğu için başları biraz sıkıcıydı. 1000 tl veripte seven var mı bilmiyorum ama 1000 tl vermeseydim devam etmezdim sanırım. Zamanında 192 tlnin paketine bedava verilmesi yüzünden kararsızdım. Belki 1000 tl hak ettiğini düşünmesemde sonuna kadar beni devam ettirdi. Zaten kyleyi sevdiğim için birde olivia da çift olarak aşırı yakıştırdığım için hikayenin nasıl bittiğini görmek istedim. Bu tarz oyunları severim beast modu da süperdi benim için oyunun en iyi yaptığı şeylerden biriydi.. Yinede dead island 2den aldığım zevki bundan alamadım. Dead island 2yi 2 kere bitirdim 3.oynayabilirim ama beastı birdaha oynamam sanırım. Bossları karekterleri hikayeyi sevdim. Kesinlikle denenmeli. Oyunlarda fast travel ararım genelde bu oyunda yoktu ama hiç eksiğini hissetmedim . Steam yorumlarında görevler arası mesafe bir uçtan bir uca diyordu haklılar ama oda sıkıntı değildi çünkü palkuru iyi yapıyor . Arabayla bazı anlar dışında kullanmadım. Yeni gelen sallanma şeyini beğenmedim. Ada wong gibi direk attığımız yere tırmansaydık iyi olurdu 8/10 |
|
Pragmata Gerçekten süperdi .Baba kız örgüsünü dizilerde filmlerde oyunlarda severim .O duyguyu bana kesinlikle hissettirdi.Sonlara doğru biraz spoiler olacak ama lolivs loliye dönünce değerini biraz kaybetti ama çokta önemli değil .gerçekten kaliteli zevkli bir oyun .resident evil requiemde hiç sıkıntısız bitirdiğim eski sisteminde bunu yer yer aşırı kasarak bitirdim bir kaç yayıncada baya fps düşüşleri oluyor demişti .belki türkçe yamadan belkide optimizasyonu eski sistemler için uygun değil .ama requiemde sorunsuz olup bunda olması sıkıntıydı. 9/10 |
|
ds3 8/10 |
|
Oyun #2026/13 — Resident Evil HD. Requiem ile birlikte Resident Evil isteginin hat safhaya ulastigi bu donemde serinin tum ana oyunlarini bir siradan gecireyim dedim. Arka arkaya yapmayacagim ama onumuzdeki 2-3 senelik bir surecte hepsini oynayacagim tekrar. Tabi RE Engine ile yapilan modern Resident Evil oyunlari ve remake'leri nedeniyle orijinal oyunun Gamecube Remake'i olan 2002 yapimi Resident Evil'in HD versiyonuna eminim gunumuz oyuncu kitlesi pek yuz vermiyor. Oyunun sabit kamera acisiyla oynanmasi da en buyuk neden. Rahatliga alismis oyuncular icin yeterince "modern" degil :) Ama tabi benim atlamayi icim elvermez. Steam Deck'de actim tertemiz bir performansla oldukca zevk alarak bitirdim. Diyecek bir sey yok muazzam bir oyun. Yani ozellikle 2002'de yapilmis bir oyun icin akil almaz grafikler var. Yani nesiller arasi farklarin minimum seviyeye geldigi gunumuze gore PS1, N64 ile PS2, Gamecube nesilleri arasindaki teknik kalite atlamasi siyahla beyaz gibi. Bu acidan bence hic eski hissettirmiyor. Oyunun en buyuk ozelligi oyun dizayni acisindan bir basyapit olmasi. Survival/horror'un tanimi. Zombi salgini, ekip arkadaslarini arayan STARS ekibinin malikaneye dusmesi, tekinsiz malikane, dar koridorlar, kapali odalar. Atmosfer iliklerine kadar hissettiriyor. Yine malikanenin oda dizayni, akillica puzzle'lar, envanter yonetimi, zombileri ve diger yaratiklari stratejik bir sekilde halletme, yavas yavas gizemi aralanan hikaye cok cok guzel. Sabit kamera acisi basta biraz alisma gerektiriyor ama bir problem teskil etmedi cunku auto aim var oyunda zaten. Ben oyunu Jill'le oynadim. Chris'e gore avantaji ekstra 2 envanter boslugu olmasi. Acikcasi Jill"le bile envanter limiti zorluyor artik Chris'le oynayip ekstra challenge da yapmak istemedim :) Oyunun eksileri biraz da yasiyla alakali. Hikaye anlatimi, seslendirme kalitesi falan modern standartlarin uzaginda acikcasi son derece normal olarak. Her yeni odaya girerken izledigimiz kapi acilma animasyonu da tabi biraz bayiyor bir sure sonra. Bir diger husus bence, bazi puzzle'lar mantiktan ziyade biraz sezgisel. Bir de oyunun sonu ve son boss savasi bu oyunun standartlarinda yeterince kuvvetli degil bana gore. Efsane bir seriyi baslatan efsane bir oyun. Shinji Mikami abiye ve yapimda emegi gecen diger gelistiricilere saygilar. 9/10. Oyun #2026/14 — Sword of the Sea. Gecen sene cikis yapmis Journey tarzi guzel manzalar esliginde gizemli bir karakterle sorf yaptigimiz oyunlardan en yenisi. PS Plus'ta gorunce kafa dagitmalik acip oynayayim dedim. 3 saatlik bir deneyim zaten. 2 oturusta bitti. Genel olarak guzeldi. Sanat tasarimi harikulade. Oynanis basit ama tatmin edici. Hoplayip, ziplayip, cesitli noktalari aktivite edip bir sonraki bolgeye gecmeye calisiyoruz. Arkada bir de oyunun hikayesi ve lore'u var. Sagda solda okudugumuz yazilardan anliyoruz. Altin falan da toplayip yeni yetenekler acabiliyoruz ama yeni yetenekler cok da bir fark yaratmiyor bence. Yani dedigim gibi Journey formulunu izleyen bir oyun. Uzerine cok da bir sey katmiyor. Onu seven bunu da sever bence. Kisa, sakin, yormayan bir oyun arayanlara onerebilirim. 7/10. |
|
Cronos the new dawn Aşırı zor bir oyun. Adamlar özel easy modu getirmişler ama bunu demodan saveyi aktaranları akıl edememişler.ayarlara kolay modu eklemek zormu. Bu kadar zorlaştıracak ne var bilmiyorum son zamanlarda oynadığım en sorunlu oyunlardan biri lord of fallen gibi oyundan atmasıyla meşhur. Yinede kaliteli gördüğüm ve hikayeyi merak ettiğim için iade etmedim bence cidden kaliteli bir oyundu. Aşırı sorunları olmasa tamamlamaya çalışırdım. 8/10 |
|
Oyun #2026/15 — Killzone Mercenary. PS Vita'nin en guzel exclusive oyunlarindan biri. Ciktigi zaman cok keyifle oynamistim. Simdi bir kere daha tekrar ettim ve hala fistik gibi oyun. Hikayede ISA ve Helghast savasinda bir parali asker rolundeyiz. Paramiza bakarken kendimizi daha derin olaylarin icinde buluyoruz. Killzone serisinde hicbir zaman ust duzey hikayeler olmadi bu oyununki de is gorur nitelikte. Oynanis ise harika. Vurus geri bildirimleri, silahlarin farkliligi, Valor ozellikleri vs derken cok keyifli. Eksik yani hikaye modu biraz kisa. 5 saat civarinda bitiyor. Su an server'lar kapanmis durumda ama ilk ciktigi donemde multiplayer kisminda da baya vakit gecirmistim ve oldukca keyifliydi. Konsol FPS'lerinin yaninda olcegi kucuk kaliyor elbette ama bence bir handheld cihaza exclusive olarak cikmis en iyi FPS oyunu hala. 8/10. Oyun #2026/16 — Slay the Spire. Deck builderlarla cok aram yoktur. Ama Slay the Spire 2 early access'de ortaligi kasip kavururken su ilk oyuna bir bakayim ben de dedim. Stratejik oynanis gerektiren oldukca farkli build'ler yapilabilen eglenceli bir roguelike. Oldukca da zorluyor. Oyle planlama yapmadan, sinerjileri dusunmeden rastgele run'a dalayim diyince 2. bolgeden yukarisini gormek zor. Acikcasi biraz kafa patlatmak gerekiyor. Ben de casual oynadigim icin cok da basarili olamadim. Bir tek Silent karakteriyle bitirip credits'i gordum. Ama esas sonu gormek icin 3 ana karakterle de bitirmek gerekiyormus. Diger 2 karakterle zorlayasim gelmedi. Oyun cok kaliteli bir oyun belli ama ben uzerine daha cok emek verecek motivasyonu bulamadim kendimde. 7.5/10. |
|
Doom Eternal Kontrolcü ile oynamak zordu düşman hep yakın dövüş yaparcasına dibinize geliyor ve devamlı bir mermi arama peşinde koşuyorsunuz ayrıca aksiyonun ortasında düşman hemen ölmüyor bir kaç şarjör boşaltmak gerekiyor benzin bitiyor mermi bitiyor aksiyon shooter mı looter shooter mı belli değil 😃 bir ara baya zorlandım, zorluğu düşürdüm inat ettim ve bitirmeyi başardım |
|
Yes Your Grace ! Crimson Desert bitmek bilmeyince araya sevimli yormayan kısa bir şey atayım dedim toplamda 7 saatte bitti Yes Your Grace oyun yönetim oyunu taht odamızdan krallığımızı ailemizi ve köylülerimi yönetiyoruz. Tüm bunların arasında bir cinayeti ve 2 savaşı çözmeye çalışıyoruz. Kralız ama sadece adımız kral toplasan 100 askeri olan hazinesi bomboş olan tahılı olmayan ve üç kızımızın da bizi iplemediği bir kralız. oyun boyunca aile fertleri olsun krallıktaki peasantlar olsun iyi delirtti Ben oyunu çok sevdim müzikleri orta çağ atmosferi çizimleri diyalogları ve savaş atmosferi çok başarılı Epic'de 10 tl Steam'de 1 dolara düşüyor fiyatı alın aldırın oynayın oynatın 8.3/10 En büyük kızımı İvo iti yaktı ortanca kızım amazon oldu lezbiyenim dedi izin vermedim orta çağ'da o kadarda uzun boylu değil dedim kaçtı, bir küçük kızım yürekli çıktı ablasını kurtarmak için eğittiği hayvanlar bizi kurtardı. Bir tanede gene küçük kızım doğdu kraliçe ölmesin diye ritüel yaptırmadım curse bozulmadı gene kızım oldu tahtın hala heiri yok. 2. oyun seçimlere göre devam ediyormuş sanırım bir ara onu da oynarım. |
|
The Coma 3: Bloodlines Finali güzel yapmışlar. İlk oyun harici bütün oyunlarında gerçek son aldım . Bu tarz oyunlar tek oynamalık oluyor. Bu yüzden en iyi şekilde bitirmek amacıyla oynuyorum. 2.oyun için bilemem ama 1 ve catabombdan daha iyiydi kesinlikle. Bir email ile hemen türkçe eklemeleride süperdi. Başarımlarda kolay kasılıyor gerçek son için giderseniz 35 başarımın 34ünü alıyorsunuz. Son kalanda belgeleri tamamlamak gereksiz yani. Yorumlardan anladığım kadarıyla final verdi. Ama belli olmaz belki catabomb gibi yan oyun getirebilirler. 8/10 |
|
RE3 Remake 7.5/10 Oyun her haliyle RE2 ek paketi gibi duruyordu başta çok kısa demişlerdi ben de 6 saatte bitirdim ama bence ideal olmuş süresi zaten hikaye 2 3 saatlik bir geceyi anlatıyor devamlı bir koşuşturma RE2 gibi değil, bunda hiç tempo durmuyor devamlı dikine bir ilerleme var. RE2 ye göre düşman çeşitliliği artmış mekan çeşitliliği de bana fazla geldi ama boss fightlar çok zayıf kalıyor bir yerden sonra sadece Nemesiss ile dövüşüyoruz ölmedi gitti gına getirdi gerçekten. RE2 ye göre en büyük eksiklikleri boss çeşitliliği yok korku ögesi yok gerilim az senaryo daha basit. Yine de ben baya eğlendim açıkçası. |
|
Oyun #2026/17 — Sekiro Shadows Die Twice. From Software'in büyük bir hayranı olarak oynamadığım oyunlarından biriydi Sekiro. Gerçekten sebebi hakkında tam bir cevabım yok ama öyle kaldı yıllarca. En sonunda giriştim ve farkettim ki ayıp etmişim. Gerçekten hayatımda oynadığım en iyi oyunlar listesine kafadan giriş yaptı. Tam bir şaheser. Bloodborne ile birlikte Fromsoft'un da en sevdiğim oyunu oldu. Seveceğimi zaten tahmin ediyordum da beklentilerimi de aştı. Oyunun diğer Fromsoft oyunlarına göre bir kere farkı gerçekten ortada elle tutulur bir ana karakter ve bir hikaye anlatımı olması. Ben karakterleri de hikayeyi de lore'u da çok sevdim. Sanat tasarımı desen yine harikulade. Müzikler ve ses efektleri, karakter seslendirmeleri (Japonlar aşmış bu işi artık) yine mest ediyor. Bölgeler, level tasarımları beklenen kalitede. Kombat ve challenge ise oyunun en keyifli yanı. Açıkçası insanların dediği gibi bir kere 'click' edince alınan keyif muazzam. Biraz ürkek başlamıştım ama Genichiro'dan itibaren çok daha rahat bir şekilde oynadım. Deflect, mikiri counter, overhead jump, combat art'lar, prostetic'ler ile basit gibi görünen ama derin bir kombat var. Boss'ların çoğundan keyif aldım. Bazıları hayatımda dövüşmenin en hoşuma gittiği boss'lar oldu. Miniboss'lar desen yine hem zorlayıcı hem dövüşmesi eğlenceli. Kimisi tarihin en iyi kombatı diyor ama o konu bence tartışmalı. Eğer savunma bazlı, parry yapmayı temel alan kombatlardan bahsediyorsak şüphesiz katılırım. Sekiro kendini model oalarak bu tarzı almış ve bunu mükemmel uyguluyor çünkü. Ancak atak ve kombo bazlı kombat işinde DMC, Bayonetta, Ninja Gaiden vs gibi çok çok üst düzey örnekler var. O yüzden o açıdan en iyisi demem. Oynarken rehber olarak kullandığım tek şey ne zaman nereye gideceğime bakmak oldu. Hiçbir düşmanı nasıl yenerim ederim diye bakmadım kendim çözmek istedim. Zaten nereye gideceğime bakmamın sebebi de oyunun sunduğu hiçbir olayı, boss, dövüşü kaçırmak istememem. Ufak tefek eksiler de var tabi. İlki 30'a yakın mini boss var sadece 10 tanesi falan özgün. Kalan bu 10 tanenin varyansları. Bu kadar tekrar etmese ve biraz daha özgün mini boss olsa daha hoşuma giderdi. Bir diğer çok hoşuma gitmeyen özellik spirit emblemlerin limitli item olması. Gourd seed gibi Idol'lerde yenilenen bir eşya olmasını tercih ederdim. Limitli olduğu için özellikle oyunun ilk yarısında prosteticleri kullanırken tereddüt ediyor insan bu da oynanışı tekdüzeleştiriyor. Son husus da aynı anda sadece bir combat art takabiliyor olmamız. Çok güzel combat art'lar var oyunda. En azından 2 tanesini takıp istediğimiz zaman değiştirebiliyor olsaydık bence yine oynanış daha çeşitli olurdu. Ama yine de bunlar küçük kusurlar ve benim için bu oyunun 10/10 olmasına engel değil. Zaten bunlar olmasa bir de kaliteli bir DLC vs olsaymış belki de hayatımda en sevdiğim oyun falan olacakmış. Oyunları arka arkaya bitirme alışkanlığım olmadan NG+ ile başlamadım. Ancak ben bu oyunu 6 ayda bir açar diğer sonları da sıradan alırım. Zaten seçtiğim son nedeniyle dövüşmediğim bir boss var yapmazsam çatlarım. Biraz özleyeyim Sekiro'yu. Kapatırken bir de en sevdiğim 5 boss sıralaması yapayım; 1. Great Shinobi Owl - 2. karşılaşmamızdaki dövüş belki daha kompleks ama ben bundan daha çok keyif aldım. Hem dövüştüğümüz yer hem dövüşün anlamı hem de bizi yetiştiren adamla ilk kez dövüşmek çok haz verdi. Ayrıca movesetinin de Wolf ile aynı olması ve thrust yaparsanız mikiri yapması falan da From Software neden From Software anlatıyor. 2. Isshin the Sword Saint - Anlatılmaz yaşanır. Boss'un oyuna girişi bile tüyleri diken diken ediyor. Çok zorladı ama öldürünce yaşanılan tatmin yine çok başkaydı. 3. Genichiro - Yukarıda da dediğim gibi oyunun bende 'click' ettiği andı Genichiro'yla dövüşmek ve yenmek. Dövüşün kendisi, animasyonlar, cutsceneler muazzam kere muazzam. 4. Guardian Ape - Hem ilk fazı hem 2. fazı sanatsal olarak da koreografi olarak da harika tasarlanmış bir boss. Prosteticleri de aktif kullanmayı istediği için çeşitlilik yüksek. 5. Owl (Father) - Baba bu sefer daha zorluydu. Yine çok keyifliydi. Oyun #2026/18 — Planet of Lana 2. Bir yandan Sekiro'da cebelleşirken bir yandan da Switch'te sakince Planet of Lana 2 oynadım. İlk oyunu 2 sene önce falan Game Pass'te bitirmiştim çok hoşuma gitmişti. 2. çıkınca bu sefer katkım olsun dedim para verip aldım. Limbo, Inside tarzı bir puzzle platformer. Soldan sağa gidip karşımıza çıkan platform puzzlelarını çözerek ilerliyoruz. Bir de tatlı bir hikayesi var. İlk oyundan biraz daha uzun. Güzel yeni bazı mekanikler de eklemişler ama oynanış döngüsü temelde aynı. Çok da bir şey değiştirmiyor yani. Süresi de çok uzun değil 7 saatte falan bitiyor. Yine de handheld bir cihazda sakin, kafa rahatlatan bir oyuna arayana önerebilirim. 7/10. |
|
2026 değil çıktığı zaman bitirmiştim ama şimdi tekrar oynayacağım için yazayım dedim. Platform, puzzle sevenlere özellikle tavsiye ederim. Pinball'u platform öğeleriyle öyle güzel harmanlamışlar ki, bana göre sanat eseri ve akıl işi sayılabilecek oyunlardan birisi. Yoku's Island Express https://www.youtube.com/watch?v=NClxNeUweOE |
|
13-The Banner Saga: Müzikleri güzel, atmosferi ve hikayesi başarılı. Bu türü sevenlere öneririm. Çıktığı yıl oynasaydım belki daha çok beğenirdim. Serinin 2.ve 3. oyunlarını da oynayacağım. 8/10 14-God of War Ragnarök: İlk oyuna oranla gameplayi daha keyifli hale gelmiş. İlk oyunda yanılmıyorsam boss çeşitliliği zayıftı. 2.oyun bu konuda daha iyi bir noktaya gelmiş. Mızrak kullanımını beğendim. 3 silah oyundan sıkılmadan oynattırdı. Diyaloglar ilk oyundan daha iyi olduğundan hikayenin içinde kalabildim. Verdiğiniz paranın hakkını veren bir oyun. Eksi olarak takıldığım nokta ise ana bossların Heimdall ve Nighögg hariç hiçbirini öldüremiyoruz. Thor ile 2 defa kapışıyoruz, Gryla, Garm, Odin... Yani bunları öldürecek şekilde senaryo yazılmalıydı. Ara boss savaşlarına bir şey demiyorum. Hepsi keyifliydi. Odin savaşının bitişi de dandikti mesela. O kadar uğraşıp öyle bir son mu olur? Oyuna 10 puan verebilirdim ama ana boss savaşları bende negatif bir eksiklik olduğundan 9 puan veriyorum. 15-Star Wars Outlaws: Oyun ilk çıktığında yerden yere vuruldu. Ben de bu sebeple önyargıyla oyuna başladım. İlk saatinden itibaren uzun süreler başından ayrılamadığım oldu. Keyifli bir gameplay sunulmuş. Star Wars evrenini seviyorsanız mutlaka şans verilmeli. Linçlenecek kadar kötü bir oyun değil. Uzayda kargo çalmak, korsanlarla savaşmak, gezegenleri dolaşmak vs çok keyifliydi. Klanlarla etkileşiminize göre onların size bakış açıları vs güzel düşünülmüş. Yoldaş Nix'i de beğendim. Eksi noktaları ise; ana karakter kötü, oyuna böyle saçma bir ana karakter koyarak güzelim oyunun çıtasını düşürmüşler. Sony de aynı şeyi yapıyor. Büyük firmalar i...lere yaranacağız diye oyun yapmayı unuttular. Gizli saldırı mekanikleri çok tırt. Düşmana arkadan gizlice yanaştığınızda silahı bırakıyor direkt ve kafasına aldığı darbeyle bayılıyor. Aynı düşmanı silahla 2-3 kurşunla öldürüyorsunuz. Yakın dövüş mekaniklerinde mantık hatası yapılmış. Bayıltıcı iğne yada elektroşok cihazı ile bunu daha keyifli hale getirebilirlerdi. Genel olarak sıkıcı noktaları olsada indirim döneminde alınıp oynanabilecek bir oyun. 8/10 |
|
High on Life 2 7/10 İlk oyunun o absürt, küfürlü ve Rick and Morty tarzı mizahını sevdiğim için buna da daldım. Konuşan silahlarımız yine formunda. Kafa dağıtmalık, güldüren eğlenceli bir macera ama oynanış veya mekanikler anlamında ilk oyunun üzerine devasa bir şey koymamış. Yine de çerezlik aktı gitti. Mindmist 6.5/10 Aynı Dear Esther gibi bu da kısa, çay veya kahve eşliğinde bir oturuşta bitirmelik bir yürüme simülasyonu. Yerli yapım olması güzel, atmosferi ve anlattığı hikaye fena değil ama oynanış beklentisine hiç girmeden, sadece kafa dinlemek için bir şans verilebilir. Saints Row 1 6/10 Hazır başlamışken serinin köklerine döneyim dedim. İlk başta klasik bir GTA klonu gibi hissettirse de Saints çetesinin temellerini ve hikayenin başlangıcını görmek güzeldi. Emulatör vs. derken tabi mekanikler günümüze göre oldukça hantal kalmış, o eski oyun oynama eziyetini biraz hissettiriyor ama katlanılıyor. Saints Row 2 7/10 Bence serinin ciddiyet ve absürtlük arasındaki o ince çizgiyi en iyi tutturduğu oyunu. Hikayesi oldukça sağlam olsa da günümüzde oynayınca mekaniklerin ve vuruş hissinin ne kadar yaşlandığını epey hissediyorsunuz. Yine de ilk oyundaki hantallığa göre çok daha akıcı ve tahammül edilebilir bir deneyim sunduğu kesin. Saints Row: The Third 6.5/10 Serinin ciddiyeti camdan aşağı attığı o meşhur oyun. Aksiyon, absürtlük tam zirvede. Sokakta güreş hareketleriyle adam dövmek, o birbirinden çılgın görev tasarımları vs. garip olsa da bence zevkli. Saints Row 4 6/10 Uzaylılar, süper güçler falan derken olay iyice Matrix'e bağlamış durumda. Eğlenceli mi? Evet ama bir noktadan sonra ben Saints Row mu oynuyorum, Matrix mi dedirtiyor. Süper hız ve zıplama yetenekleri yüzünden haritada arabaya binmeye bile gerek kalmıyor. Saints Row: Gat out of Hell 5/10 Daha çok Saints Row 4'ün üstüne giydirilmiş uzun bir DLC gibi. Johnny Gat ile cehennemde kanatlanıp uçmak başlarda çok keyifli gelse de görev yapısı çok çabuk tekrara sarıyor. Seriyi tamamlamak için aradan çıksın diye oynayıp bitirdim. Saints Row (2022) 5/10 Bütün seriyi art arda bitirip bu "reboot" oyuna geçince gerçekten çok yavan geldi. O eski çete hissiyatından eser yok, daha çok üniversiteli gençlerin girişimci olup startup kurması gibi bir havası var. Çevre tasarımı fena değil ama eski oyunların ruhunu maalesef taşıyamamış. |
|
Dying light 2 Hiç ilgimi çekmeyen bir oyundu. Woke lawan ile ana karakterin değişmesi ile ucuza bile almamıştım. Beasti bitirince aidende ilgimi çekdi. Beast kadar orada yakışıklı değil ama olsun . En fazla oynadığım oyun oldu seride lawanıda çinin sayesinde woke olarak oynamadım.. 65 başarımın 45i yaptım. Eğer ön yargısı olan varsa gerçekten kaliteli olduğunu bilsin . Oyunda 2 tane sevmediğim şey var biri veronicayı gereksizce öldürmemiz diğeride lawan dışındaki kadın yan karakterlerin daha iyi olması.sophie gibi veya thalia gibi bunlarla gitmek daha iyi olurdu 8/10 |
|
Lego Star Wars Skywalker Sega Tüm star wars evrenini oynadık oyun sayesinden adamlar 9 filmi tek tek sahne sahne oyuna koymuş grafikler iyi evren çok büyük yarı açık dünya ama inanılmaz fazla geniş 20 kusur gezegen ve onlarca mekan var gezmesi tozması zevkli. Bunlar güzel taraflarıydı kötü tarafları ise işlevsiz upgrade seçenekleri upgrade için 1200 lego parçasının olması ve bunları toplamanın çok sıkıcı olması ve amaçsız olması bunları toplamak isterseniz 50 60 saat sürüyor oyun yok 9 filmi oynayayım az sağ sol manzara bakayım derseniz yine 20 saat sürüyor. Klasik üçleme oynarken zevkli en son üçleme hem senaryo hem karakter olarak daha vasat olduğu için sıktı artık oyun sonlara doğru basit bir aksiyonu olduğu için 5 7 saat sonra sadece hikaye için oynanıyor oyun yeni çıkan Batman'e göre 2 nesil geri duruyor oyun. Her şeye rağmen inanılmaz bir Star Wars külliyatı ve şirin legolar var. 7.5/10 |
Oyunda yine Spider-man olmak, New York'ta dolaşmak keyifli. Kombata yapılan ufak eklemeler güzel olsa da bence yeterli değil. Dövüş sekansları bir süre sonra çok tekdüze hissettiriyor. Yan aktiviteler ise maalesef yine sıkıcı. Şöyle ilgi çekici bir side quest de pek yok. Geri gittiği konu ise hikaye ve hikaye anlatımı. İlk oyunda da bu konuda bazı sorunlar mevcuttu ama yine de daha içine çeken bir hikaye vardı. Hani şu woke bu woke muhabbetlerine pek girmem ve gereksiz abartıldığını düşünürüm ama bu oyun cidden woke ya. Mary Jane dahil oyundaki tüm kadın karakterler kasıtlı olarak çirkin tasarlanmış. Bu kadarı tesadüf olmaz diyorsun. Ayrıca Mary Jane'le olan stealth sekansları olsun, onun hislerinin Spider-man yüzünden ne kadar geri planda kaldığı gibi zorlama muhabbetler olsun insan gözlerini deviriyor ister istemez. Şu saçma sapan ajandayı bu kadar zorlamaları itici gerçekten.
Insomniac'ı Playstation'ın en üretken stüdyosu olması açısından takdir etsem de oyunları bir üst seviyeye geçemiyor. Umarım Wolverine ile bu eşiği aşabilirler. 7/10.
Oyun #2026/12 — Promise Mascot Agency. Geçen senenin en sevilen indie oyunlarından biriydi ama Türkiye'de çok bilindiğini sanmıyorum. Ucuza görünce Steam'den aldım ve Steam Deck'de oynadım. Muazzam bir iş olmasa da keyifli bir oyundu. Konusu tam kafadan kırık. Mascotların insan gibi yaşayan nefes alan varlıklar olduğu bir dünyada Yakuza aileleri arasında çıkan bir savaş sonucu Shimuza ailesi yüklü bir miktar para borçlanıyor. Karakterimiz de lanetli olduğuna inanılan bir kasabada yer alan Maskot Ajansını yeniden dirilterek bu parayı toplamaya çalışıyor. Oyunda maskotları işe alıyoruz, onları çeşitli etkinliklere gönderip para kazanıyoruz. Minik bir açık dünya var ve burada kamyonetimizle gezerek diğer karakterlerle iletişime geçip bir yandan yan aktiviteleri yapıp bir yandan da ana hikayeyi ilerletiyoruz. Ana amaç hem para kazanmak hem de kasabadaki lanetin gizemini çözmek. Sempatik karakterleri ve enteresan bir konusu olan değişik mi değişik bir oyun. İlk 1-2 saat yavaş başlasa da sonra insan kendini kaptırıyor. 18 saat gibi bir sürede bitirdim. Herkese gitmez ama ilgisini çeken bir bakabilir. 7.5/10.