Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
24
Cevap
0
Tıklama
2
Öne Çıkarma
Cevap: Yeni bir Tanrı modeli gerekiyor (2. sayfa)

D
Determinist Konu Sahibi
7 gün (415 mesaj)
Yorma beni daha basit örnek ver. Çok okumaktan kafanız karışmış sizin birazda kendinizi dinleyin.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Determinist -- 1 Ağustos 2020; 12:59:16 >


Bu mesajda bahsedilenler: @Zodion

A
Analizcizeuss
7 gün (87 mesaj)
Benim kafamdaki tanrı modeli şu:
1)Dinlerden bağımsızdır.Ve bir din bile göndermemiştir.Yarattığıyla iletişime geçmiş olabilir ancak yarattığının kendisini
(tanrısını)yanlış yorumlama ihtimali %100 dür.
2)Tanrı reenkarnasyon ve evrim içindedir.
3)Herşeyi biliyordur yalnız bizi yaratma amacı farklı zevkleri tatmak içindir.Zevkine yaratmıştır.
4)Tanrı dini terimler içine sığmayacak kadar yüksek özelliklidir.Sınırı yoktur.Ve sınav yapmıyordur.
5)Tektir ancak her bir özelliği ikinci bir tanrı boyutundadır örnek olarak marvel karakterlerini gösterebiliriz.
Yukardakiler tanrı için. Şimdi insan için yazıyorum. Kafamdaki insanın amacı ve varacağı yer modeli :
1)İnsan reenkarnasyon ve evrim içindedir ve sürekli dönüşüm farklılaşım içindedir.Ölüp dirilip 360 derece özellikleri değişebilir ve önceki hayatını hatırlamayabilir.
2)Bu dönüşüm ruhsaldır ve fizikseldir her bakımdan ruhsal varlıkların ilhamlarıyla yardımlarıyla olmaktadır.
3)Bu boyutta noksandır, eksiktir ve yanılgı içindedir.Öldükten sonra burdaki hayatından daha iyi bir hayata sahip olacaktır yalnız burda doğmamızın amacı farklı zevkler tatmak içindir (iyisiyle kötüsüyle)
4)Bu boyutta mutlu olabilir yalnız şuanki dünya boyutunda olması zordur.Çünkü dünyanın frekansı sona yaklaşmıştır ve schumann rezonansı 13 e ulaştığında dünya duracaktır ve tersine dönecektir.Şuan 12nin üzerinde yani frekans sıkıntılı ve buda bizi etkilemektedir.
5)Mutlu olmak için yapacağı tek şey kendini baskılamamaktır ve dışarıdan hiçbir girdi çıktı almamasıdır .çünkü kendi içinde dışarıdaki girdiyi çıktıyı üretecek gücü vardır.Kendi kendine beyin fırtınasıyla bu girdi çıktılar çıkabilmektedir.
6)İnsanın tek yegane amacı benim kafamdaki modele göre kendi içinden geldiği gibi yaşamaktır bu noktada neyin kendi içinden gelip gelmediğini ayırt etmesi önemlidir.Yani dış dünyayla iletişime geçecek yalnız kendine yansıtmayacak.
7)Dinler,sorgulamalar,öteki hayatları düşünmeler boşunadır ve boştur.Üstte amaçları yazdım.
Benim kafamdaki insan modeli bu.





< Bu ileti DH mobil uygulamasından atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

D
Determinist Konu Sahibi
7 gün (415 mesaj)
Konunun en faydalı mesajı için teşekkürler





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Determinist -- 1 Ağustos 2020; 13:35:34 >


Bu mesajda bahsedilenler: @Analizcizeuss

M
Mr.Aykumos
7 gün (49 mesaj)
Kendi yazdığı konuyu yeterli kanıt olarak göstermiş.


Konu ; robot var ben bu robotu yaptım hop hata yaptı ben sorumluyum. Nasıl bir saçma ego bu.

Mark of ephesus isimli kullanıcının yorumlarına tek kelime cevap verememişsin utanmadan bağlantıyı paylaşıyorsun. Felsefenin f sinden anlamayan herif , felsefe forumunda konu açar olmuş...





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Mr.Aykumos -- 1 Ağustos 2020; 15:11:31 >


S
sething
7 gün (10333 mesaj)
Gavur panteonu toplanmis yine..

Sabah aksam din imana kufur.

Ne namaz var ne abdest ne fayda.

Anca kufre kolelik..

Neyse olunce gorursunuz..





< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


N
Nat Alianovna
6 gün (897 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: el-Gazzali

Alakasız bir yerde gene aynı şeyleri tekrar etmeye başlamışsın ama gerçekten bıktım. İstatiksel teoremlerin yanlışlanamayacağını söylediğimde benim argümanımı çürütemedin, yanlış anladın ve gelip gülüyorsun. Avrupa ve Amerikan üniversitelerinde yanlışlamacılığın müfredatta olması yanlışlamacılığı hâlâ ciddiye alınan bir şey yapmaz. Bu din felsefesinde mantıksal kötülük problemi çürütüldü iyi ama neden hâlâ öğretiyoruz demek gibi bir şey. Kötülük problemi söz konusu olduğunda ilk önce mantıksal versiyonu öğrenirsin ama çürütüldüğü konsensüstür. Okumak istiyorsan çok basit:https://www.amazon.com/God-Freedom-Evil-Alvin-Plantinga-ebook/dp/B0036FUCHC

Richard Swinburne Oxford üniversitesinde bir akademisyen ve adam bayesçiliğin babası. Oxford’da bayesçilik yok dersen gülerler sana.Tekrar söylüyorum bir çarpıtma varsa bana alanında önde gelmiş bilim felsefecilerinin yanlışlamacılığı savundukları bir makale at. O zaman yanlışlamacılığın ciddiye alındığını kabul ederim ben de.

Alıntıları Göster
Güzel insan, Oxford'un philosophy of science ders programında Bayesçiliğin bahsi yok çünkü Bayesçilik esasen istatistikten devşirilmiş bir teorem, probiliteli istatistik bölümünde ele alınan ve istatistik derslerinde işlenen bir konu. Eğer bilim felsefesinde konsensüs olsa her bilim felsefesi ders programında konu olur ama yalnızca bir kısmında var neden çünkü bir konsensüs değil! Evrimsel biyolojisiz bir moleküler biyoloji dersi düşünebiliyor musun ya da Kopenhag yorumsuz bir kuantum fiziği dersi? Düşünemezsin zira o alanlarda konsensüs sayılırlar! Ben falsifikasyonun bazı bilim insanları ve akademisyenler arasında (ki içlerinde Nobel dahil ödüllü doğa bilimciler var) popüler olması ve sevilmesi haricinde, bilimde merkezi bir yer işgal ettiğini ve tutarlı olduğunu düşünmem haricinde fazladan bir şey söylemedim. Falsifikasyonun hiçbir zaman konsensüs olduğunu düşünmedim. Dediklerimi hala değiştirip değiştirip eleştirmeye çalışıyorsun. Ünlü / tanınmış diye attığın kişi Ortodoks kilisesi mensubu apolojist çıktı eee yani. Hadi iyi filozoftur vs ama bilimden gerçekten tamamen anladığını sanmıyorum. Bilim insanları eğer felsefeden anlamıyorsa, esasında bilimde tam olarak falsifikasyon yapmayıp kendi düşünsel alemlerinde falsifikasyon yaptıklarını sanıyorlarsa (bknz: olası aday AM Celal Şengör) bu ayrı bir mevzu ama Swinburne gibi apolojist bir Hıristiyan mistiğinden modern bilimin doğası öğrenilmez. Hele falsifikasyon gibi yerleşik dinlere karşı ölümcül olabilecek tümdengelimsel bir yaklaşımın eleştirisi bu adamdan hiç dinlenmez! Çünkü tümdengelimsel yaklaşımla en basit bir hata bile bulmak kutsal kitabın geçersizliği demektir.

Y dininin X kutsal kitabı doğrudur.
X kutsal kitabında - atıyorum - tavşanların geviş getirdiği yazar.
Tavşanların geviş getirdiğini söyleyen metin parçası doğrudur.
Gözlemsel önerme: Tavşanlar geviş getirmez, yalnızca uzun süre çiğner ya da sürekli burun oynatırlar.
Tavşanların geviş getirdiği metin parçası yanlıştır.
O halde X kutsal kitabı doğru değildir.
O halde Y dini gerçek veya tanrı kelamı değildir.

Y dinine kökten bağlı kimse böylesi bir yaklaşımı ve mantığı zaten kabul etmeyecek, her zaman aleyhinde çalışacak. Herhangi bir militan ateistten basmakalıp din yorumu dinlemeye çok benziyor. Gerçekten öğrenme ve eleştirme maksatlı bir iş sözkonusu değil, derinde yatan maksat sevilmeyen ve tehlikeli addedilen bağcıyı dövmek.

Post Popper yokmuş gibi davrandığımı söylüyordun mesela ama falsifikasyonun genel sorunlarından ben de haberdardım hem de ortada Bayes mayes ve fazla ileri okumalar olmaksızın. Bayes teoremiyle de dediklerimden anlayabileceğin üzere istatistik dersinden tanışık oluyorum. Falsifikasyona dair daha önceden okumuş olduğum daha genel bir olumsuzlama:
https://blogs.scientificamerican.com/the-curious-wavefunction/falsification-and-its-discontents/

Günümüz bilimi şu anda hepimizin algılarını aşan, inanılmaz karmaşık bir şekilde prosedürler, çeşitli teknikler ve ekiplerin bileşimine dayanan kompleks bir bilişsel canlı salt anlamda ne öyle falsifikasyona ne de bayesçiliğe ne de başka herhangi bir teorik mefhuma indirgenebilir. Milyonlarca sayfa tutan bilim ve tekniği tek bir bilim feslefesi kitabına elbette indirgeyemezsin. Ancak bazı önerilerin olabilir, bazı teknikleri işe yaradıkları ve yaygın kullanıma sahip oldukları için öne çıkarabilirsin vs.



< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >


E
Esaretin Nedeni
3 gün (478 mesaj)
"Herseye gücü yeten tanrı hiçbirşey yaratamaz"

Bu yargı kendi icinde celiskide.."Herşeye gücü yeten tanrı" ön kabulünü yapıyorsan , herşeyi de onun yarattıgını sen istemesende beynin kabullenmiş oluyor..Bu yüzden de verdigin "hiçbirşey yaratamaz" yargısı tutarsızdır..Sen istemesende bu gibi önkabuller beyninin düşünme bicimini etkiliyor..Herşeye gücü yeten bir tanrıyı herşeyi yarattığı icin bilirsin..Bildigin bu kosul ile verdigin yargı çelişkide..Herseye gucu yeten tanriyi bilebilmemiz icin o hersey ne ise onu bir gormemiz lazim..Yani aslinda cumle soyle kurulsa:

" Herşeyi yaratan tanrı artık hiçbirşey yaratamaz" ( zaten herşeyi yaratmıştır)
bu kosul ile yargı celiskide degil..

Sınav konusuna ise katılıyorum..Sinav bir ogrencinin bilgi birikimini ölcmek icin yapilir...Tanri herseyi biliyorsa sinavda ki kisinin bilgi birikiminide zaten bilir..Sinavdayiz dedigimiz anda tanrinin herseyi bilmesi kosulu çöker....
Ancak kaderciligin baska bir yorumuna göre: Tanri insana özgür irade vermistir ve insan tanrinin parcasini taşır..Bi nevi insanda kücük tanridir aslinda..Herseyi bilen tanri herseyi bilse bile insanin yapacagi secimleri öngöremiyebilir..Cunki secimleri yapan da zaten kendi parcasidir(tanridir)..Yani görüşe göre yolu yapacak meteryali tanrı yaratmıştır,insan ise yolu inşaa eder..Tanri burda ayni zamanda kendinide sinamıs oluyor..İnsana irade vererek , sonsuz öngörüsüne rağmen kendi ile savaşmakta...Bu iyi anlarsak pek çelişki değil..

Tanrinin tek ve bir olması:
Ben bunu semavi dinler gibi ahenk ve uyum temasında degerlendirmiyorum..Sonucta farklı gorevleri paylaşan sirketlerin basarisi ortada..
Ancak; tanrilarin olmasi beni " yaratılan ,yaratandan büyüktür" yargısına götürür..Cünki tanrılar varsa ve ahenk icinde bir uyum varsa birbirlerinin işlerine karışmıyolardır..Yani aslında tanrıların toplamı( artik kactane varsa) hukmettikleri evrene ancak eşit olurlar..Tanrılar tek başına iken sonsuz kudrette değil, ancak birlikte olduklarında sonsuz kudrete sahip olabilirler..Ama belirli niceliklerin integrali belirsiz olamayacağı için,tanrıların toplamı da sonsuz kudrete sahip olamaz...Eger tum tanrilarin herbiri sonsuz kudrete sahipse, birleşip bir evren yaratmalarına gerek kalmıyor...

Neden yarattı;
Dinlere göre; bilinmek istedi...."yalnızlık sadece o'na mahsustur" fikri ile türemiş ve hiçbirşeyin yalnız kalamayacağı kabulü...Çelişki ise kendi içinde; madem yalnızlık ona mahsus ve ne olduğunu bilmiyorsun o halde tanrının yalnız kalamıyacağı yargısına da gidemessin...

Bence; bu soruyu anlamak için "tanrı ne ister " diye düşünmek gerekir..Fakat bunu düşünebilmek içinde "tanrı nedir " cevaplanmalı..Ama işin garibi bu soru sorulamaz..Nedeni; isa nedir dedigim anda..Beynimiz onu bir gruba atar(insanlar grubuna,isa bir insandır)..Beynimiz ve düsünce bicimimiz ,yargilar verirken kendi önkabullerini istemsizce oluşturuyor.."tanrı nedir" dedigin anda sen iste ya da isteme beynin onu bir gruba atacak ve bu da düşünme bicimini ve vereceğin yargıyı etkileyecek..Tanrıyı bir gruba atan beynin istemsizce sonsuzluk sıfatını cökertir...





< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

Eski kullanıcı adı: cevaba123


DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.