Son yıllarda elektrikli otomobiller etrafında şekillenen dönüşüm, bugün artık Türkiye pazarında da etkisini hissettirmeye başlamış durumda. TUIK verileri, elektrikli araçların Türkiye pazarındaki payının her yıl katlanarak arttığını ve Mart ayı itibarıyla %2.3'e ulaştığını gösteriyor. Buna yüzde 4.2 pazar payına sahip olan hibritler de eklenince ortaya daha kayda değer bir oran çıkıyor.
Buna rağmen kullanıcı nezdinde elektrikli araçlar hâlâ tam anlamıyla kabul görmüş değil. Danışmanlık ve denetim şirketi Deloitte tarafından yapılan anket, Türkiye'de pek çok kullanıcının elektrikli otomobillere karşı hâlâ mesafeli olduğunu gösteriyor. Ancak konuyu daha ciddi şekilde ele alan "alıcı" kitle söz konusu olduğunda bu tablo değişiyor. Çünkü araç alırken elektrikli otomobil tercih edenlerin oranı, "elektrikli otomobil almaya sıcak bakarım" diyenlerin oranından daha yüksek.
Elektrikli Araç Almayı Düşünenlerin Oranı %11; Alanların Oranı %18
1.000 kişinin katıldığı Deloitte anketinde, katılımcıların yüzde 53’ü bir sonraki araçlarında benzinli veya dizel motor tercih edeceğini belirtiyor. Eletrikli araçların tercih oranı ise yüzde 11. Diğer yandan kullanıcıların hibrit araçlara biraz daha sıcak baktığı görülüyor. Ankete katılanlar arasında hibrit araç tercih edenlerin oranı yüzde 18; şarjlı hibrit araçlara sıcak bakanların oranı ise yüzde 11. Bu tablo, elektrikli otomobillerin genel kullanıcı kitlesi için birincil seçenek hâline gelmekten hâlâ epey uzak olduğunu gösteriyor. Bu veriler, daha önce arabam.com tarafından yapılan benzer bir anketle de destekleniyor. 2.300 kişinin katıldığı bu ankette de hemen hemen aynı sonuçların çıktığı görülüyor.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere iş araç satın almaya geldiğinde bu oranlar bir anda yukarı çıkıyor. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'de satılan araçların yaklaşık yüzde 18'ini elektrikli araçlar oluşturuyor. Üstelik yıl sonuna kadar bu oranın yüzde 24'e kadar çıkabileceği düşünülüyor. Bu da satılan her dört araçtan birinin elektrikli olabileceği anlamına geliyor.
Anketlerle satış rakamları arasında ortaya çıkan bu çelişkinin arkasında birden fazla dinamik bulunuyor. Bunların belki de en önemlisi ise maliyet hesaplaması. Satın alma aşamasında ekonomik faktörlerin daha belirleyici olduğu görülüyor. Düşük enerji maliyetleri geleneksel yakıtlara kıyasla ciddi bir avantaj sunarken; bakım giderlerinin daha düşük olması elektrikli araçları maliyet açısından daha cazip kılıyor. Nitekim elektrikli araç tercih eden kullanıcıların önemli bir bölümü kararlarını doğrudan maliyet avantajlarına dayandırıyor.
Türkiye'deki tüketicinin elektrikli araç tercih etme motivasyonları şöyle sıralanıyor:
Düşük yakıt maliyeti: %55
Çevresel kaygı: %35
Sürüş deneyimi %34
Daha düşük bakım maliyeti: 33
Bunun yanında vergi teşvikleri ve teknolojik cazibe de elektrikli araçların satışlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Çevresel kaygılar bir diğer faktör olsa da, Türkiye özelinde ekonomik motivasyonların daha baskın olduğu görülüyor.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye otomotiv pazarında ilginç bir geçiş sürecine işaret ediyor. Tüketiciler zihinsel olarak hâlâ içten yanmalı motorlara daha yakın dursa da pratikte elektrikli araçlara yönelmeye başlamış durumda. Bu da Türkiye özelinde elektrikli dönüşümün doğrudan ekonomik ve yapısal faktörler üzerinden ilerlediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde şarj altyapısının gelişmesi ve model çeşitliliğinin artmasıyla birlikte, bu dönüşüm daha da hızlanabilir.
Petrol krallarının değirmenine su taşınmasa,yerli elektrikli otomobil daha sağlam temeller üzerine oturtulsa elektrikli otomobil alternatifsiz bile olabilir. Ülke insanının lehine bir tane bile doğru politika yok. Saçma sapan bir vergi düzeni var memlekette.
Otopark problemlerinden, menzil yetersizliğinden (1000+ km isteyenlerden bahsetmiyorum), elektrikli araç teknolojisinin hızlı değişiminden, kullanıcıların özellikle şarj konusunda bilinçsizliğinden (bayramlarda uzun yolda %100 doldurmak isteyenler) ötürü insanlar elektrikli otomobillerden henüz uzak duruyor.
Bu süreçte mild hibrit haricindeki, elektrikle gidebilen her türlü hibrit araca vergisel teşvik gelmeli.
Buna rağmen kullanıcı nezdinde elektrikli araçlar hâlâ tam anlamıyla kabul görmüş değil. Danışmanlık ve denetim şirketi Deloitte tarafından yapılan anket, Türkiye'de pek çok kullanıcının elektrikli otomobillere karşı hâlâ mesafeli olduğunu gösteriyor. Ancak konuyu daha ciddi şekilde ele alan "alıcı" kitle söz konusu olduğunda bu tablo değişiyor. Çünkü araç alırken elektrikli otomobil tercih edenlerin oranı, "elektrikli otomobil almaya sıcak bakarım" diyenlerin oranından daha yüksek.
Elektrikli Araç Almayı Düşünenlerin Oranı %11; Alanların Oranı %18
1.000 kişinin katıldığı Deloitte anketinde, katılımcıların yüzde 53’ü bir sonraki araçlarında benzinli veya dizel motor tercih edeceğini belirtiyor. Eletrikli araçların tercih oranı ise yüzde 11. Diğer yandan kullanıcıların hibrit araçlara biraz daha sıcak baktığı görülüyor. Ankete katılanlar arasında hibrit araç tercih edenlerin oranı yüzde 18; şarjlı hibrit araçlara sıcak bakanların oranı ise yüzde 11. Bu tablo, elektrikli otomobillerin genel kullanıcı kitlesi için birincil seçenek hâline gelmekten hâlâ epey uzak olduğunu gösteriyor. Bu veriler, daha önce arabam.com tarafından yapılan benzer bir anketle de destekleniyor. 2.300 kişinin katıldığı bu ankette de hemen hemen aynı sonuçların çıktığı görülüyor.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere iş araç satın almaya geldiğinde bu oranlar bir anda yukarı çıkıyor. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'de satılan araçların yaklaşık yüzde 18'ini elektrikli araçlar oluşturuyor. Üstelik yıl sonuna kadar bu oranın yüzde 24'e kadar çıkabileceği düşünülüyor. Bu da satılan her dört araçtan birinin elektrikli olabileceği anlamına geliyor.
Ayrıca Bkz.2026 ilk çeyrekte en çok satan elektrikli otomobiller
Anketlerle satış rakamları arasında ortaya çıkan bu çelişkinin arkasında birden fazla dinamik bulunuyor. Bunların belki de en önemlisi ise maliyet hesaplaması. Satın alma aşamasında ekonomik faktörlerin daha belirleyici olduğu görülüyor. Düşük enerji maliyetleri geleneksel yakıtlara kıyasla ciddi bir avantaj sunarken; bakım giderlerinin daha düşük olması elektrikli araçları maliyet açısından daha cazip kılıyor. Nitekim elektrikli araç tercih eden kullanıcıların önemli bir bölümü kararlarını doğrudan maliyet avantajlarına dayandırıyor.
Türkiye'deki tüketicinin elektrikli araç tercih etme motivasyonları şöyle sıralanıyor:
Bunun yanında vergi teşvikleri ve teknolojik cazibe de elektrikli araçların satışlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Çevresel kaygılar bir diğer faktör olsa da, Türkiye özelinde ekonomik motivasyonların daha baskın olduğu görülüyor.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye otomotiv pazarında ilginç bir geçiş sürecine işaret ediyor. Tüketiciler zihinsel olarak hâlâ içten yanmalı motorlara daha yakın dursa da pratikte elektrikli araçlara yönelmeye başlamış durumda. Bu da Türkiye özelinde elektrikli dönüşümün doğrudan ekonomik ve yapısal faktörler üzerinden ilerlediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde şarj altyapısının gelişmesi ve model çeşitliliğinin artmasıyla birlikte, bu dönüşüm daha da hızlanabilir.
Kaynak:https://www.sabah.com.tr/yazarlar/sandik/2026/04/27/ankette-urkek-bayide-cesur
Haberi Portalda Gör