M

Haber Editörü
04 Ekim 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
11 üye
Görüntülenme (?)
81 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
M
2 yıl
Epilepsi nöbetini tespit eden akıllı bileklik binlerce kişiyi kurtarabilir
 
 
Epilepsi hastalarında ani beklenmedik ölüm(SUDEP) olarak ifade edilen ölüm vakaları, epilepsiden kaynaklı ölüm vakalarının neredeyse yüzde 20'sini oluşturuyor. Epilepsi nöbeti esnasında hastanın çevresinde bir tanıdığının ya da bir sağlık personelinin olmaması bu vakanın yaşanma riskini artırıyor. Hollandalı bilim insanları ise geliştirdiği Nightwatch isimli bileklik ile bu vakaların azalmasını sağlayabilir. Eindhoven Teknik Üniversitesi'nin geliştirdiği bileklik epilepsi nöbetlerini tespit edebiliyor.
 

Yüksek başarı yüzdesi 

Araştırmacılar epilepsi nöbetini tespit edebilmek adına iki önemli etkene odaklandı: anormal derecede hızlı kalp atışı ve ritmik sarsıntı hareketleri. Epilepsi hastalarında bu iki faktörün ortaya çıkmasının epilepsi nöbeti anlamına geldiğini belirten araştırmacılar, bilekliğe yerleştirdikleri sensörlerle kalp atışındaki değişimin ve hareketliliğin fark edilebildiğini belirtiyor. Bu önemli etkenleri fark eden bileklik; bakıcılara, hemşirelere veya hastanın yakınına kablosuz sinyallerle uyarı göndererek hastanın nöbet geçirdiğini bildiriyor.
 
Tabi özellikle nöbet esnasında vücut sarsıntılarını takip etmek Nightwatch'a özgü bir yetenek değil. Yatağa yerleştiren ve titreşimlere tepki veren sensörler halihazırda epilepsi hastalarının takibi için kullanılıyor ancak bu sensörler ciddi epilepsi nöbetlerinin sadece yüzde 21'ini tespit edebiliyor. 28 epilepsi hastası üzerinde 65 gece boyunca test edilen Nightwatch ise ciddi epilepsi nöbetlerinin yüzde 85'ini ve çok daha ağır vakaların ise yüzde 96'sını tespit etmeyi başardı. Araştırmacılar bu oranın, özellikle benzer araçlarla kıyaslandığında, umut verici olduğunu belirtiyor.
 
M
2 yıl
Uçan motosiklet Scorpion 3, 150 bin dolar fiyat etiketiyle satışa sunuluyor

 

 
Rus drone üreticisi Howersurf, geçtiğimiz yıl hoverbike olarak da anılan uçan motosiklet konseptini tanıtmıştı. Dikey Kalkış ve İniş(VTOL) desteğine sahip olan Scorpion 3 isimli araç, hantal yapısı ve etrafındaki pervanelerin endişe verici konumu yüzünden eleştirilse de Howersurf aracını elden geçirdi ve geçtiğimiz haftalarda ABD Federal Havacılık Kurulu(FAA)'ndan onay almayı başardı. Şirket ayrıca Dubai'deki güvenlik güçlerinin Scorpion 3'ü kullanması için yetkililerle anlaşma imzalayarak ilk kurumsal işini de almış oldu. Şirketin yeni hedefi ise bireysel müşteriler.


 

Fiyatı 150 bin dolar 

Hoversurf, Scorpion 3'e sahip olmak isteyen kişilerin sipariş verebilmesi için web sitesindeki ödeme bölümünü hizmete sundu. Buna göre hava aracını satın almak isteyen kişilerin ilk olarak 10 bin dolar depozito ödemesi gerekiyor. Müşterinin yaşadığı ülkeye göre 2 ila 6 ay arasında teslim edilecek olan Scorpion 3'ün toplam bedeli ise 150 bin dolar. İlk etapta ABD'de başlayacak olan teslimatların, üretim adetiyle sınırlı olduğu belirtilse de ne kadar Scorpion 3 üretildiği(veya üretileceği) bilgisi paylaşılmış değil.


 

150 bin dolarlık aracın özelliklerine gelecek olursak şirketin 1 yıl içinde önemli değişiklikler yaptığını söylemekte fayda var. Geçtiğimiz yıl tanıtılan aracın ağırlığı 300 kilograma yakındı ki bu ağırlık FAA'nın Scorpion 3 için onay vermesine engel olmuştu. Aracın dizaynını değiştiren ekip bu kez tamamen karbon fiber malzeme kullanarak ağırlığı 114 kilograma indirmeyi başardı. Böylece ultrahafif araçlar statüsünde yer alan Scorpion 3'ü kullanmak için uçuş lisansı almak da gerekmeyecek; şirketin vereceği basit sürüş eğitimi yeterli olacak.


 

Pervaneler endişe uyandırıyor 

Tabi aracın ağırlığı önemli ölçüde azaltılsa da sıkça eleştirilen pervanelerin konumu pek de değişmiş değil. Aracın etrafında bulunan ve Scorpion 3'ün 5 metre yükseklikte uçmasını sağlayan 4 pervane, sürücünün bacağının çok yakınında yer alıyor. Howersurf şirketi pervanelerin sürüşe engel teşkil etmeyeceğini ve sürücüye zarar vermeyeceğini vurgulasa da bu keskin pervanelerin bacağın hemen yanında dönüyor oluşu sürücüler için endişe yaratabilir.


 

Pervanelerin konumu değişmese de pervanelerin yapısında da birtakım değişiklikler yapılmış. Geçtiğimiz yıl tanıtılan prototipin aksine bu kez pervanelerde 2 değil 3 kanat yer alıyor. Karbon fiberden üretilen bu pervanelerin daha sessiz ve yüzde 10 daha verimli olduğunu belirten Howersurf, pervane çapının da 5 cm daha küçük olduğunu vurguluyor. Bu pervaneler araca 802 poundluk (364 kg) itme gücü sunarken aracın saatte 96 kilometre(maksimum) hıza ulaşmasına destek olacak.


 

12.3 kWh kapasiteli bataryanın yer aldığı Scorpion 3, drone moduna da sahip. Böylece üzerinde bir sürücü bulunmadan aracı uzaktan kumandayla kontrol etmek mümkün. Drone modunda 40 dakikalık bir sürüş imkanı sunan Scorpion 3, sürücünün araca bindiği senaryolarda ise sürücünün ağırlığına ve hava koşullarına göre 10 ila 25 dakikalık bir uçuş keyfi sunacak. 2.5 saatte şarj olan bataryaları ihtiyaç anında kolayca değiştirmek ve aracı çalıştırmaya devam etmek de mümkün. 

 
 
M
2 yıl
Çin ilk otonom traktörünü tanıttı

 

 
Otomasyon ve robot teknolojisinin yakın zamanda tarım sektöründe de etkilerini göstermesi bekleniyor. Hatta bu ayın başında ABD'de tanıtılan ilk otonom çiftlik, tarım sektörünün farklı noktalara gelebileceğini gözler önüne sermişti. Bununla birlikte tarım araçlarını kullanmak için halen insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Otonom traktörler ise bu ihtiyacı ortadan kaldırabilir. Son yıllarda sıkça görmeye başladığımız otonom traktörlere bir yenisi de Çin'den eklendi.


 

Bataryalardan güç alıyor 

Henan Akıllı Tarım Araçları İnovasyon Merkezi tarafından geliştirilen otonom traktör, üzerinde taşıdığı lityum iyon bataryalardan güç alıyor. Üzerinde bulunan çok sayıda sensörden bazıları otonom hareket kabiliyeti sağlamak için engelleri anlamasına ve rota oluşturmasına olanak sağlarken bazı sensörler ise arazideki bitkilerin sağlık ve su durumunun analiz edilmesini sağlıyor.


 

Otonom traktör hakkında çok fazla detay paylaşılmasa da arazinin haritası kayıt edildikten sonra traktörün sürücüsüz olarak arazide yolculuk yapabildiği belirtiliyor. Sensörlerden topladığı verileri buluta atarak çiftçilerin gerçek zamanlı olarak arazilerini takip etmesini sağlayan traktör ayrıca batarya durumunu da takip edebiliyor. Böylece enerjisi azalmaya başlayınca kendi kendine şarj istasyonuna giderek tarımsal faaliyetlerin aksamasını engelliyor. 

 
M
2 yıl
Klasik gözlüklerden ayırt edilemeyen akıllı gözlük: Focals
 
 
Akıllı gözlük teknolojisi halen bilim kurgu filmlerindeki seviyelere ulaşabilmiş değil. Her ne kadar Intel ve Google sırasıyla Vaunt ve Google Glass isimli akıllı gözlüklerle öne çıkmaya çalışsa da bu ürünler son kullanıcıya ulaşamadı. Öte yandan özellikle Google Glass'ın dikkat çekici yapısı ve istenildiği an kayıt alabilen kamerası sıkça eleştirilmişti. Kanada merkezli North şirketi ise geçtiğimiz günlerde akıllı gözlük sektörüne damga vurabilecek Focals isimli gözlüğünü tanıttı.
 

Sade tasarım ve Alexa desteği 

Focals'ın en dikkat çekici notkası uzaktan bakıldığında klasik bir gözlükten ayırt edilemiyor oluşu. Tasarımın normal gözlüklere benzemesi halinde geniş kitlelere hitap edebileceğini düşünen şirket böylece dışarıdan bakıldığında pek fütüristik olmayan bir ürün geliştirmiş. Bununla birlikte gözlüğün ekranları kullanıcılara pek çok şeyi kolayca yapma imkanı sunuyor.
 
Blueetoth ile kullanıcıların telefonuna bağlanan Focals, telefondaki verileri kullanıcıların gözüne yansıtan küçük projektörlere sahip. Bu sayede tıpkı akıllı saatlerde olduğu gibi hava durumu bilgisi, mesaj ya da arama bildirimi gibi bildirimleri kullanıcılar gözlük üzerinden takip edebiliyor. Şirketin açıklamasına göre Focals, Amazon'un akıllı asistanı Alexa'yı da destekliyor. Böylece kullanıcılar; sesli komutla mesaj yazma, belli bir adres için yön bilgisi alma ya da Uber aracı çağırma gibi imkanlara da sahip olacak.
 
Focals, gelecek aydan itibaren North şirketinin Brooklyn ve Toronto'daki mağazalarında satışa sunulacak. İlk etapta sadece Kanada ve ABD'de satılacak olan akıllı gözlüğün fiyatı ise 999 dolar. Gözlüğün bu iki ülkede başarılı satış rakamlarına ulaşması halinde diğer bölgelerde de satışa sunulabileceği belirtiliyor. 
 
M
2 yıl
Tekerlekli sandalye kullanan hasta kök hücre nakli sonrasında tekrar yürümeye başladı
 
 
Sağlık sektöründeki gelişmeler özellikle bir hastalık nedeniyle hareket özgürlüğü önemli ölçüde engellenen bireyler için büyük önem taşıyor. Bu bireylerden biri de İngiltere'de yaşayan Roy Palmer'dı. Roy Palmer, bugün 2.3 milyondan fazla insanı etkileyen multipl skleroz(MS) hastalığından şikayetçiydi ve yaklaşık 10 yıldır bacaklarını hissetmediği için tekerlekli sandalye kullanıyordu. 2016 yılında BBC'deki Panaroma isimli programda gördükleri ise Palmer'in hayatını tamamen değiştirdi.
 

Bağışıklık sistemini ''yeniden başlatıyor'' 

Programda tekerlekli sandalyeyle hastaneye giden iki kişinin tedavi sonrasında yürüyebildiğini gören Roy Palmer ve eşi Helen Palmer, bu tedaviyi test etmek istedi. Tam adı hematopoetik kök hücre nakli(HSCT) olan tedavide, bilgisayardaki bir sorun karşısında bilgisayarı yeniden başlatmaya benzer bir süreç işleniyor. Doktorlar bu kez hastanın bağışıklık sistemini yeniden başlatarak rahatsızlıkları gidermeye çalışıyor.
 
HSCT sürecinde ilk önce hastanın kök hücrelerini vücudundan çıkaran doktorlar sonrasında bağışıklık sistemindeki diğer hücreleri öldürmek için hastaya kemoterapi uyguluyor. Ardından hastanın bağışıklık sisteminin adeta yeniden kurulması esnasında kök hücreler kullanılıyor. 
 
Tedaviden sadece iki gün sonra bacaklarını hissedebildiğini belirten Roy Palmer, 10 yıllık hastalık sürecinin ardından ilk kez yürüyebildiğini ve dans edebildiğini belirtiyor. Yakın bir tarihte eşi ile Türkiye'ye tatile geldiğini dile getiren Palmer, sahilde yürüdüğünü dile getirirken ''İnsanlar, bunun gibi küçük şeylerin benim için ne ifade ettiğini anlayamıyor.'' dedi.
 
Tabi HSCT, Palmer'in hayatını değiştirip Palmer'in ifadesiyle ona ikinci bir şans sunmuş olsa da ne yazık ki bütün MS hastaları üzerinde mucizevi etkiler gösteren bir tedavi yöntemi değil. Enfeksiyonlara ve kısırlığa neden olabileceği belirtilen HSCT, ABD Ulusal MS Derneği tarafından halen deneysel bir tedavi olarak görülüyor. Tedavi ayrıca ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından henüz onaylanmış değil.
M
2 yıl
Qualcomm: Apple'ın 7 milyar dolar borcu var

 

 
Mobil işlemci pazarında pazar lideri olan Qualcomm, bir yılı aşkın süredir Apple ile hukuki mücadelesini sürdürüyor. Geçtiğimiz yılın başında ilk olarak Apple, Qualcomm'a dava açmış ve Qualcomm'un ürünlerini lisanslarken haksız koşullar dayattığını ileri sürmüştü. Apple bu dava ile Qualcomm'un 1 milyar dolar tazminat ödemesini talep ederken Qualcomm ise karşı dava açarak Apple'ın iPhone'larda, işlemcilerin tam potansiyelinden bilerek yararlanmadığını ileri sürmüştü.


 

''7 milyar dolar daha ödemesi gerekiyor'' 

İki şirket arasındaki dava süreci devam ederken cuma günü gerçekleşen duruşmada Qualcomm'un avukatı ilginç bir suçlamada daha bulundu. Avukat Evan Chesler; Apple'ın, Qualcomm'un iş sahasına müdahale ettiğini belirtirken şirketin, Qualcomm ürünleri için yeterli telif ücretini ödemediğini ileri sürdü. Chesler'e göre Apple'ın 7 milyar dolar daha telif ücreti ödemesi gerekiyor.


 

Apple ise Chesler'in iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek 7 milyar dolarlık telif ücretine itiraz etti.  iPhone modellerinde Qualcomm'un işlemcilerini kullanan Apple, Qualcomm'un bazı ürünler için kendilerini iki kez lisans ücreti ödemeye zorladığını belirtiyor. Qualcomm'a göre ise bu durumun yasal gerekçeleri var. Şirket ayrıca Apple'ın yıllarca bu uygulamaya karşı çıkmadığını şimdiyse Qualcomm'un işine müdahale etmek amacıyla bu konuları masaya yatırdığını belirtiyor.

M
2 yıl
Kullanıcı verilerine sızdıran Facebook'a 645 bin dolar para cezası

 

 
Bu yılın başında ortaya çıkan Cambridge Analytica skandalıyla yaklaşık 87 milyon Facebook kullanıcısına ait veriler İngiliz veri analiz şirketi Cambrdige Analytica tarafından ele geçirilirken ve bu verilerin bir kısmı 2016 yılında ABD'deki başkanlık seçimlerini manipüle etmek için kullanılmıştı. Facebook, yaklaşık 2.5 yıl boyunca göz ardı ettiği bu skandalla ilgili olarak hem Avrupa'da hem de ABD'de yetkili makamların önünde konuyla ilgili açıklamalar yaparken İngiltere, skandalla ilgili ilk cezayı verdi.


 

7 dakikalık geliri ile cezayı ödeyebilir 

Hükümet organı olan Bilgi Komisyonu Ofisi(ICO), Facebook 2007-2014 yıllarında kullanıcı verilerini üçüncü tuygulama araf geliştiricileriyle paylaşırken kullanıcıların rızasını gerektiği şekilde almadı. Cambridge Analytica skandalının da bu durumun sonucunda ortaya çıktığı belirten ICO, İngiltere'deki en az 1 milyon kullanıcıya ait verilerin de skandalda ele geçirildiğini vurguladı. Komisyon, Facebook'un 500 bin pound(645 bin dolar) para cezası ödemesine hükmetti.


 

Tabi Facebook'un geçtiğimiz yıl 40.7 milyar ciroya ulaştığını düşünürsek 645 bin dolarlık cezanın şirket için pek de önemli olmadığını söyleyebiliriz. Nitekim bu yılın ikinci çeyrek verilerine göre Facebook, her dakika yaklaşık 100 bin dolar gelir elde ediyor. Buna göre şirketin 7 dakikada elde ettiği gelir söz konusu cezayı ödemesi için yeterli olacak.


 

Öte yandan ceza çok eski bir yasal düzenlemeye dayandığı için bu denli hafif kalmış durumda. 25 Mayıs 2018 tarihinden itibaren Genel Veri Koruma Tüzüğü(GDPR) Avrupa'da yürürlüğe girdi. Bu tüzük veri ihlali halinde şirketlerin küresel cirosunun yüzde 4'üne varan(Facebook için 1.6 milyar dolar) para cezaları öngörüyor ancak Cambridge Analytica skandalı bu tüzük yürürlüğe girmeden önce yaşandığı için İngiliz yetkililer bu tüzüğe göre ceza veremiyor. ICO'nun verdiği ceza 30 yıl önce yürürlüğe giren ve o dönem için büyük meblağlar olsa da günümüz için komik rakamlarda para cezalarını öngören Veri Koruma Kanununa dayanıyor.

M
2 yıl
Waymo'nun otonom araç testleri artık ücretsiz değil

 

 
2009 yılında Google tarafından bir araştırma programı olarak başlatılan Waymo artık otonom araç dünyasında önemli şirketlerden biri haline gelmiş durumda. Geniş bir filoya sahip olan şirketin otonom araçları her gün 40 bin kilometrenin üstünde yol katediyor. Tabi bu mesafenin büyük bir kısmı test sürüşleriyle tamamlanıyor. Şirket geçtiğimiz yıldan beri ABD'nin Arizona eyaletindeki bazı şehirlerde, bölge halkının otonom araçları deneyimlemesi için ücretsiz test sürüşleri düzenliyor.


 

Şirket artık kazanç sağlamak istiyor 

Tabi Waymo bugüne kadar gerçekleştirdiği sürüşlerle ciddi bir bilgi birikimine kavuşsa da bu sürüşler şirkete mali anlamda henüz pek bir şey katmış değil. Bu durumun farkına varan şirket yetkilileri Waymo'nun otonom sürüşünü ''ticarileştirmeyi'' planlıyor. Uzun vadede şirket otonom taksi filosuyla teknolojisini gelire dönüştürmeyi hedeflese de yetkililerin şu an aklında farklı bir fikir var: Otonom test sürüşlerini ücretli hale getirmek.


 

Financial Times'ın raporuna göre Waymo'nun ve Google'ın çatı şirketi olan Alphabet'te mali işlerden sorumlu yönetici Ruth Porat geçtiğimiz günlerde yatırımcılarla yaptığı toplantıda ilginç bir detay paylaştı. Porat, bazı müşterilerin şu anda otonom sürüşler için ücret ödediğini dile getirdi. Waymo'nun otonom sürüş teknolojisi  Chrysler Pacifica Hybrid ve Jaguar I-Pace model araçlar üzerinde test ediliyor. Raporda, kaç müşterinin otonom sürüş için ne kadar ödediği ise yer almıyor.


 

Şirketin bu yeni ticarileştirme planı şu an ne aşamada belirsiz ancak halen bazı kişilerin otonom sürüşü ücretsiz deneyimleme şansına sahip olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte şirket, yıl sonuna kadar otonom taksi filosunu hazır hale getirmeyi ve sürüşlerini gerçek manada ticarileştirmeyi amaçlıyor. 

M
2 yıl
Yeni havalimanı ısı ve enerji ihtiyacını atıklardan karşılayacak

 

 
Cumhuriyetimizin 95. kuruluş yıldönümünde açılacak olan İstanbul'un yeni havalimanında ilk uçuşlar 31 Ekim tarihinde başlayacak. Faaliyete geçmesine çok kısa bir süre kala İBB Kurumsal Gelişim ve Yönetim Sistemleri Daire Başkanı Ramazan Özcan Yıldırım, havalimanı hakkında önemli bir detayı paylaştı. 6. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu'nda konuşan Yıldırım, havalimanının enerji ihtiyacının İstanbul'daki atık tesislerinden karşılanacağını açıkladı.


 

Karbon emisyon düzeyi yüzde 32 azalacak 

Ramazan Özcan Yıldırım tarafından yapılan açıklamara göre yeni havalimanının; enerji ihtiyacının %40'ını, ısı ihtiyacının ise tamamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait atık tesislerinden elde edilen enerji ile karşılanacak. İstanbul'daki nüfus artışının şehir içi hareketlilik talebini üç kat artıracağını da belirten Yıldırım, ''İBB olarak şehrin karbon emisyon düzeyini 2030'da yüzde 32 oranında düşürmeyi hedefliyoruz.'' ifadesini kullandı.


 

İstanbul'da halihazırda 15 milyonu aşan nüfusun 2023 yılında 16 milyon 300 bin seviyesine çıkacağını dile getiren Yıldırım, İstanbul'daki 355,45 km’lik metro hattının 2019 sonrasında 1.100 km’ye, 120 km’lik bisiklet yolunun da 2023’te 1.050 km’ye çıkarılacağını da ekledi. 

M
2 yıl
Facebook'un reklam politikası işe yaramıyor

 

 
2016 yılında ABD'deki başkanlık seçimi öncesinde Facebook, Twitter ve Google Rus kaynaklı reklamların hedefi olmuştu. Politik içerik taşıyan bu reklamların halkı manipüle ettiği ve seçim sonuçlarını etkilediği belirtilirken Facebook geçtiğimiz yıl reklam politikasında değişikliğe gitmişti. Politik reklamlar için reklamverenleri daha şeffaf hale getirmek isteyen şirket, bu yılın başında ise reklamverenlerin kimliklerini ve ikamet ettikleri bölgeyi doğrulamalarını istemişti.


 

Reklamverenlerin kimliği yeterince denetlenmiyor 

Facebook'un bu kararı aslında ilk bakışta işe yarar görünüyor zira bu bilgiler kullanıcılarla da paylaşılıyor. Böylece kullanıcılar politik reklamların kimler tarafından verildiğini öğrenebiliyor. Bununla birlikte uygulamada işler pek de umulduğu gibi gitmiyor. Vice News'in hazırladığı rapora göre reklamlar için yapılan ödemenin kim tarafından yapıldığı Facebook tarafından yeterince denetlenmiyor.


 

Facebook'un yeni reklam politikasını test eden Vice News, geçerli bir kimlik ve ikamet belgesini Facebook'a kaydettikten sonra bazı politik reklamları platformda yayınladı ancak bunu yaparken kendi ismini kullanmak yerine farklı isimleri kullandı. Reklamların üst kısmında reklam ücretini ödeyen hanesine Mike Pence ve Tom Perez gibi politik figürlerin adı yazıldığında Facebook herhangi bir uyarıda bulunmadan reklamı yayınlamaya başladı. Hatta reklamveren kısmına IŞİD yazıldığında bile Facebook bu reklam ücretinin IŞİD tarafından ödenediğini belirten ifadenin kullanılmasına izin verdi.


 

Konuyla ilgili açıklama yapan Facebook ise söz konusu reklamların onaylanmaması gerektiğini leri sürdü. Vice News tarafından test amaçlı paylaşılan reklamların artık platformda yer almadığını belirten ürün yönetimi ekibi lideri Rob Leathern, şirketin şeffaflığı artırmak ve dış müdahaleleri ortadan kaldırmak için reklamlarla ilgili daha fazla detayı analiz eden yetkilendirme sürecini başlattıklarını dile getirdi. 

DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.