T

Teğmen
17 Haziran 2019
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
20 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
T
geçen yıl
Devlet Bahçeli, Altan kardeşler ve Ilıcak için verilen kararlara tepki gösterdi
Devlet Bahçeli, Altan kardeşler ve Ilıcak için verilen kararlara tepki gösterdi

FETÖ'nün medya davasında Mehmet Altan'ın beraatine Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın tahliyesine karar verilmesine, MHP lideri Devlet Bahçeli sert çıkıştı. Bahçeli, "Bazı FETÖ davalarıyla ilgili kamuoyuna açıklanan kararlar milli vicdanı oldukça rahatsız etmektedir." dedi.

yargı kararlarının millet vicdanıyla çelişmemesini de mecburi addetmektedir. FETÖ'yle mücadelenin sulandırılmasının yanısıra, KHK faciadır değerlendirmesiyle birlikte mağdur edebiyatına bel bağlanması 15 Temmuz şehitlerine ve gazilerine büyük bir haksızlık ve hadsizliktir. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcı ve amirdir.
15 Temmuz'un vahim ve kanlı gecesini bir kenara itip merhamet dilenciliğiyle, vicdan istismarıyla mesafe almaya teşebbüs etmek, dahası FETÖ'cüleri aklamaya yeltenmek şehide şühedaya ihanettir. FETÖ'nün medya yapılanmasında adı geçen şahısların Türkiye'nin aleyhine nasıl faaliyet gösterdiği akıl sağlığı yerinde olan herkesin bildiği bir gerçektir. Bu gidişle 15 Temmuz'un üzeri adeta küllenecek, sıradan bir gün olarak kalmasına hizmet edilecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı olmadığı meydandadır.
SKANDAL GÜLEN SÖYLEME
Hükümetin muazzam ve inanmış bir şekilde yürüttüğü terörle mücadeleyi engelleme gayretleri; FETÖ'yü, PKK'yı, YPG'yi temize çıkarma gayeleri hiç kimsenin cüret etmemesi gereken tarihi bir yanlıştır. Üstelik dost görünümlü muhasım ülkelerin Türkiye'yi kuşatma ve kundaklama girişimleri bütün alçaklığıyla devam etmektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2018 yılına dair hazırladığı "Terörizm Raporu"nda, YPG ve PYD'yle birlikte FETÖ'den hiç bahsedilmemesi; hatta teröristbaşı Gülen'in "Sürgünde bir din adamı" olarak takdimi skandal olmasının ötesinde, melanet bir projenin varlığına işarettir. FETÖ'yle PKK/YPG/DEAŞ arasında hiçbir fark yoktur. Bebek katili Öcalan neyse çok manidar bir zamanlamayla tasfiye edilen Bağdadi ve Pensilvanya'da koruma altındaki hain Gülen aynısıdır.
MEDYA YAPILANMASI DAVASI
FETÖ'yle mücadele, ağırdan alınmasına ve aksamasına müsaade edilmeden hukuk sınırları içinde son FETÖ'cü hesap verinceye kadar devam ettirilmelidir. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğu objektif delillerle ortaya koyulmalı, mağduriyet üzerinden 15 Temmuz'un sorgulanmasına kapı aralanmamalıdır. FETÖ'nün medya yapılanmasıyla ilgili davada görüldüğü üzere, FETÖ'cüleri masum gösterme kepazeliği yaygınlaşarak sürerse 15 Temmuz sadece bir ayın günü, 15 Temmuz şehitleri de seneden seneye hatırlanan ve hakları gasp edilmiş gerçek mağdurlar olarak anılacaktır. Nitekim muhtemel risk ve tehlikeler bu kadar yakındır. Mağdur Türkiye'dir, Türk milletidir, Türk vatanıdır. Mahkum edilmek istenen istiklal ve istikbalimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri dikkatle ve ibretle takip etmektedir.
Partimiz her fırsatta milletimize tercüman olacak; hakkın, hakikatin ve haysiyetli milli duruşun yanında sapasağlam yerini her zamanki gibi alacaktır. Zalimler milli birlik ve beraberliğimizin muhkem ve muhteşem iradesini asla geçemeyeceklerdir. Unutulmamalıdır ki, insanlık ve inanç düşmanlarına acımak günaha ortak olmak, zulme rıza göstermektir. Bu konuda hukuk ve yargı kurumlarının daha titiz davranmaları ve uyanık hareket etmeleri zorunluluk ve adalete saygının gereğidir. Başka Türkiye yoktur. Küresel senaryolara boyun eğecek, FETÖ'nün, PKK/YPG/DEAŞ'ın ve bunların arkasındaki stratejik husumetin oyunlarına aldanıp taviz verecek bir millet de yoktur. Bilinmelidir ki, FETÖ'cüler ihanetlerinin ve döktükleri kanların hesabını birer birer vermeden hiçbir vatan ve millet sevdalısı huzur bulamayacaktır.
NE OLMUŞTU?
Gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın haklarında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yapılan yeniden yargılamada karar duruşması görüldü. Yargıtay'ın bozma kararının ardından görülen duruşmada karar açıklandı.
Ahmet Altan "örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım" suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı, suçun niteliği ve tutuklulukta geçirdiği süre gözetilerek tahliyesine karar verildi.Nazlı Ilıcak'a "örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı, suçun niteliği ve tutuklulukta geçirdiği süre gözetilerek adli kontrolle tahliyesine karar verildi. Delil elde edilemediğinden dolayı Mehmet Altan'ın beraatine hükmedildi.
https://www.sondakika.com/haber/haber-devlet-bahceli-altan-kardesler-ve-ilicak-icin-12585087/
T
geçen yıl
Bakan Soylu: Lanet bir dizi var 'Çukur' diye, çocuklarımızı zehirliyor
Bakan Soylu: Lanet bir dizi var 'Çukur' diye, çocuklarımızı zehirliyor

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Lanet bir dizi var 'Çukur' diye. Beni bağışlasınlar, bir de 'Adana 01' diye dizi var. İkisinin etki alanı kadar etki alanı oluşturamıyorsak yandık. Çocuklarımızı zehirliyor, bu iki dizi" dedi.

İl Afet ve Acil Durum Müdürleri Türkiye Afet Müdahale Planı Değerlendirme Toplantısı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun katılımıyla Antalya'da Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Tesisleri'nde yapıldı. Geçen yıl dünyada meydana gelen 315 doğal afet olayından 68 milyon kişinin etkilendiğini belirten Soylu, bu afetlerin yüzde 45'inin, ölümlerin yüzde 80'inin, afetten etkilenen kişilerin yüzde 76'sının Asya kıtasında olduğunu açıkladı. Etkilediği kişi sayısı bakımından sellerin birinci, fırtınaların ikinci sırada olduğunu kaydeden Soylu, "Ama öldürücülükte depremler birinci, sel afeti ikinci sırada. Tüm dünyada 2018 yılı içinde afetlerin neden olduğu ekonomik kayıp 131,7 milyar dolar civarında" diye konuştu.
"Doğal afet etkisi büyüyor"
Ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle afetlerden etkilenme oranının ters çalıştığına dikkat çeken Bakan Soylu, "Mesela Asya'daki ölümlerin yarısı, Endonezya'da gerçekleşmiş. 1989-2003'te 4 bin 129 doğal afet olmuş, 3 milyar 363 milyon kişi etkilenmiş. Oysa 2004-2018'de 5 bin 227 afet olmuş ama 2 milyar 488 milyon kişi etkilenmiş. Yani afet sayısı yüzde 26,5 artmış ama etkilenen insan sayısı yüzde 26 azalmış. Buradan kendimiz için sonuçlar çıkarmak durumundayız. Çıkarmamız gereken birinci sonuç, doğal afet dediğimiz olgu, giderek sayıca artıyor yani tehlike büyüyor" dedi.


"Popüler kültür gibi pop siyasetçiler var"
Türkiye'de 1999 depreminden çok önemli dersler çıkarıldığını ve önemli adımlar atıldığını belirten Bakan Soylu, AFAD Başkanlığı'nın bu adımlardan biri olduğunu söyledi. Afet konusunun çabuk unutulduğuna, sadece bir afete odaklanıldığına işaret eden Soylu, 1 ay önce tek gündemin deprem olduğunu hatırlatarak, "Aynen popüler kültür gibi pop siyasetçiler de var. En temel meselelerden bir tanesi 'Acaba ben bu işten kendime nasıl bir gelir, rant elde edebilirim?' diye düşünüyorlar" diye konuştu.
"10 gün sürdü, herkes unuttu"
İstanbul Silivri merkezli 5.8'lik depremden sonraki günlerde deprem uzmanlarının ekranlara çıktığını ve haberlerin tamamen bu konuyla ilgili olduğunu belirten Bakan Soylu, "Siyasetin gündemi bile bu konuya odaklanmıştı hatta buradan bile siyasi pozisyon devşirmeye çalışanlar vardı. Sadece 10 gün sürdü. Şu anda herkes unuttu. Sanki bir daha deprem olmayacak gibi. Oysa deprem kendini tehir etmiş falan değil. Bize bir doktor gibi randevu vermiş de değil. Gününü ve saatini bekliyor sadece ve biz bilmiyoruz. Bu kadar net" dedi.
Dizilere tepki
Bakan Soylu, konuşmasında bazı dizilerle ilgili tepkisini de dile getirdi. Soylu, "Lanet bir dizi var 'Çukur' diye. Onun kadar olamıyorsak yazıklar olsun bize. Hakikaten lanet. Beni bağışlasınlar, bir de 'Adana 01' diye dizi var. İkisinin etki alanı kadar etki alanı oluşturamıyorsak yandık. Çocuklarımızı zehirliyor, bu iki dizi. İnsanımızı kendi kültüründen uzaklaştırıyor. Ben de hayretle bakıyorum, 'Bu üniversite hocaları ne işe yarıyor?' diye, 'Bu işle ilgili kültür adamları ne yapıyorlar?' diye, 'Özellikle bu dizilerle alakalı ne ortaya koyuyorlar?' diye. Bizim çocuklara öğretmemiz gereken, bambaşka bir şeyken, çocuklarımızı birileri zehirliyor ve buna maalesef bakıyoruz" diye konuştu.
https://www.msn.com/tr-tr/haber/gundem/bakan-soylu-lanet-bir-dizi-var-çukur-diye-çocuklarımızı-zehirliyor/ar-AAJq7WD?ocid=spartandhp
T
geçen yıl
'Kapıları açarız, 3.6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz'
'Kapıları açarız, 3.6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz'
Bizim derdimiz Suriye'yi işgale kalkışan terör örgütleriyledir. Bizim Kürt kardeşlerimizle de sorunumuz yok. Tamamen terör örgütleriyle sorunumuz. Biz oradaki Kürt kardeşlerimizle değil terör örgütüyle şuanda mücadele ediyoruz. Türkiye belkide bu ülkedeki topraklarındaki tek meşru güç. Eyy Avrupa Birliği kendinize gelin. Bizim şuandaki operasyonumuzu bir işgal hareketi diye nitelendirmeye çalışırsanız işimiz kolay kapıları açarız 3.6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz.
Kalkmışlar para hesabı yapıyorlar. Neymiş ikinci taksidi göndermeyeceklermiş. Biz zaten sizden bir şey alarak hareket etmedik. 40 milyar dolar harcadık. Bir o kadar daha harcar yolumuza devam ederiz ama kapıları da açarız. Siz bize hiçbir zaman samimi olmadınız 1963'ten beri oyaladınız. AB'ye aldık alacağız diye oyaladınız siz dürüst değilsiniz. Hayatınız yalan üzerine kurulmuş. İstediğiniz kadar saldırın biz bu yolda emin adımlarla yürüyoruz, yürüyeceğiz.
Suriye topraklarındaki gerçek işgalcilere ses edemeyenlerin Türkiye'nin meşru haklarını korumasına karşı çıkması bir aciziyet göstergesidir. Biz bu noktaya durduk yere gelmedik. Suriye krizinin başladığı 2011'den beri bu ülkedeki sorunun tüm kesimlerin haklarını güvence altına alan demokratik bir yol için gayret gösterdik. Bizzat Beşar Esed'e bu konuda telkinlerde bulunduk. Ancak Beşar Esed 1 milyon insanı Suriye'de öldürdü. Kendi halkını öldüren bir insanla karşı karşıyayız. Hala o giderse yerine kim gelir sorusunu soran liderler var. DEAŞ gelirse ne olur? DEAŞ'ı sen getirirsen benim buna söyleyecek bir şeyim yok. Suriye halkı DEAŞ'ı getirecek kadar aklını peynirle yememiştir. Bunu da bilelim.

https://www.msn.com/tr-tr/haber/gundem/son-dakika-cumhurbaşkanı-erdoğandan-kritik-açıklamalar/ar-AAIzkp8?ocid=spartandhp#page=3
T
geçen yıl
dansözlük suçu
https://www.msn.com/tr-tr/haber/gundem/sünnet-skandalında-yeni-gelişme/ar-AAIomLZ?ocid=spartandhp

Düğün sahipleri serbest. Dansözler suçlanmakta ise, bu ülkede dansöz mesleği ifası suç olmuştur.

Bin seneden 60(altmış) yaş eksiktir yaşarım. Böyle bir hukuk yorumu görmedim. Hiç bir diyarda bundan alasının görülebileceğini de sanmam.
Biz çocukken trt vardı bir tek.. Trt de dansöz muhakkak olurdu. Ta evlerinizin içine kadar devlet televizyonu dansözleri sokarken sorun -morun yoktu. Demek ki artık sorunun kaynağı ''kadınlar''. ''Vay ahlaksızlar'' vay. Hiç utanmıyorlar milletin ahlakını bozmak için göbek atmaya..

Bu arada aynı TRT kırmızı bültenle aranan terörsit başının kardeşini interpolden önce bulup seçim için akpakdincilere oy verebilirsiniz minvali, bir zırvalar mırvalar röpotajında demişti. Ve bu soruşturmadan SYOK takipsizlik kararı çıkmıştı.

Yani trt çalışanlarının hiç bir sorumluluğu yokmuş. Vay anasını sayın seyirciler. Aklımızla alay eden tanzanyadan gukuk-i nağmeler.

Not: Gerçekleri yazmayın, forum dincimoderatörleri rahatsız olur, rütbe mütbe bırakmaz söker pırpırlarınızı. Hatta dokuzuncu köyden de kovulabilirsiniz her an diye düşünmekteyim.
T
geçen yıl
Akit yazarından sporculara mayo tepkisi
''Yeni Akit yazarı Ahmet Gülümseyen, bugünkü yazısında kadın sporcuların mayo, erkek sporcuların da tayt giymesini eleştirdi. Gülümseyen, "Var mı bizim geçmişimizde kadına mayo, erkeğe tayt giydirmek, dövmeli sporcuyu piste çıkıp yarıştırmak?" ifadelerini kullandı.

Yeni Akit gazetesi yazarı Ahmet Gülümseyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen Etnospor Festivali'ni tanıttığı bugünkü yazısında kadın sporcuların mayo, erkek sporcuların da tayt giymesini eleştirdi ve "Var mı bizim geçmişimizde?" dedi.
Gülümseyen'in yazısının ilgili bölümü şu şekilde:
"‘Sözün bittiği yerdeyiz’ dersek yeridir. Her şey ayan beyan ortadayken, gerçekleri inkâr değil kabul etmek durumundayız. Sahi, nedir bu gelenek ve gerçek! Sormakta yarar görüyorum; ‘Var mı bizim geçmişimizde kadını yarıştırmak veya güreştirmek. Kadına mayo, erkeğe tayt giydirmek. Olmadı devşirme adı altında, dövmeli sporcuyu piste çıkıp yarıştırmak. En anlamlı şampiyonluğun ‘doymak bilmeyen nefsi yenmek’ düsturunu unutma veya görmemezlikten gelip, dünya hevesi için dini inanç ve tarihi gelenekleri hiçe saymak da neyin nesi oluyor!
Anlamak istesek bile, işimize/menfaatimize gelmediğine, her defasında sağır ve kör olmak niye? Tüm bu gerçekler ışığında, tarihsel sürecin spor faaliyetleri adı altında, gerçekleştirme sıklığı yılda bir kez dahi olsa, Etnospor’un bu faaliyetini önemsememek imkânsız. Çünkü spor tarihimizden kopmamak için, sporun benzer organizasyonun sürdürülme gerekliliği var..."





https://www.f5haber.com/fanatik/fenerbahce-antalyaspor-maci-canli-iddaa-heyecani-mislicomda-5176179
T
geçen yıl
''allah belanızı versin'' temennisini HGK hakaret saydı!
https://www.haberturk.com/son-dakika-polise-terbiyesiz-allah-belanizi-versin-dedi-yargitay-hakaret-saydi-haberler-2526359http://www.gunes.com/yasam/polise-terbiyesiz-allah-belanizi-versin-dedi-yargitay-hakaret-saydi-1024509

Amerika da adamlar karakolun içinde ''fuck off'' diyor, trump'a ''fuck you'' diyebiliyor da,olması gerektiği gibi bu ifade özgürlüğü oluyor!.
Bizimkiler de af edersiniz de mantık şeyinden işliyor. Kamu görevlileri vatandaşa kötü muamele yapıyor;(''gavat vatandaş, babananını algit artistik yapma ulan- terbiyesiz baro başkanı'' v.s.). Maaşını %70 dolaylı vergi bütçeli havuzdan alan yargımız, ne hikmetse tarafsız ve bağımsız olması gerekirken, evrensel hukuk vicdanı ve mantığından fersah fersah gerici kararlara imza atıyor. Çok acı ve de Üzücü bir durum hukuk adına...

Vatandaş dokunulmaz değil. Kamu görevlisi dokunulmaz. Bir kere bu anayasaya aykırı eşitsizlik-dir! Üstüne terazi de eşit değil..
Böyle bir hukuk devleti olamaz. Pozitif ayrıma sahip- dokunulmaz olması gereken bu ülkede asıl sivilvatandaşlardır. Tarihi arşivler belgeseller insan hakları namına arşiv de durmakta alenidir. Dokunulmazlığa gerçekten ihtiyacı olan sivil vatandaştır. Parası -canı- malı kamu hizmet kusuru ve ya direk kötü- suiistimali(suç sayılırı fiiller) görev ifası ile çalınan vatandaş dır. Tek mağdur dolaylı vergi muhatabı enayi biz vatandaşlardır dolayısı ile diye düşünmekteyim!.

Normal olması gereken Amerika ve batı da ki gibidir. modern Batı hukuku kullanıldığımıza göre de, sorunun nerede olduğunu da, siz okuyucuların takdiri-düşününe bırakıyorum!.
T
geçen yıl
''Tanrı' nın'' eşsiz sanatı!
T
geçen yıl
mantıklı- bilimsel ve olası tahminler!
1- Psg X 1,06
2- liverpol X 1,05
3- Barcelona X 1,15

Oran: 1,28

Mademki size kaybettirmeye teşvik var. Bizde oyuncu yanında yer alıp, kumarhane ve teşvikcilerine savaş açalım.

AB de ve 3. dünya ülkelerinde- kıtalarında yaşayanlar 1,6 üstü orandan ulaşabilir.
T
geçen yıl
HUKUK DEVLETİNDE KUTSAL ADINA HAKARET TEHTİD MÜMKÜN MÜ?
BURADA BAZI ZEVZEKLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ HUKUK DEVLETİNDE DARP' IN SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYOR SANIRIM.
İSLAM DİNİ ADINA, NE DE BAŞKA BİR KUTSAL ADINA, KİMSE BU ÜLKEDE KARISINI DÖVEMEZ VE DE BUNU SAVUNAMAZ BENİM DİNİM BUNU BANA MEŞRU GÖRÜYOR DİYE.

SİZ KİMİ KİME ŞİKAYET EDİYORSUNUZ?

BİR KERE SİZ BU TUTUM VE DAVRANIŞINIZLA SUÇ VE SUÇLUYU ÖVME SUÇU İŞLEMEKTESİNİZ.

SAHİ SİZ ŞAKAMISINIZ?

SİZ İNSANLARA AYET DE HAYVAN DİYOR, DİYEREK. KURAN' IN ARKASINA SAKLANARAK TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE SUÇ İŞLEYEMEZSİNİZ. KİMSEYİ AŞAĞILAYIP(ARAF-179), HAKARET EDEMEZ, TEHTİD EDEMEZSİNİZ!

''HAYVAN, PİSLİK, HAYVANDAN AŞAĞI....'' BUNLAR SUÇ KELİMELERDİR. KURAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI VE İNSAN HAKLARI EVRENSEL HUKUKUNDAN ÜSTÜN OLAMAZ.

HADİ ÇIKIN BAKALIM İŞİN İÇİNDEN!
T
geçen yıl
Kenya da bile tanzanyadan fazla hukuk olması
Kenya Rastarafyanizmi din kabul etti

Kenya Yüksek Mahkemesi, saçlarını kesmediği için okuldan uzaklaştırılan Rasta öğrenciyi haklı bularak, Rastafaryanizmin diğer dinler gibi değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi.

Tufan Aktaş |
13.09.2019

Addis Abeba
Kenya’dan The Star gazetesinin haberine göre, Yüksek Mahkeme, Rasta saçını kesmemesi nedeniyle ocak ayında okuldan uzaklaştırılan bir kız öğrencinin ailesinin açtığı davada, öğrencinin eğitim hakkı ve inanç özgürlüğünün engellendiğine hükmetti.
Kararda dini nedenlerle saçını kesmek istemeyen bir öğrencinin buna zorlanamayacağı ve bunun anayasaya aykırı olduğu belirtilerek, Rastafaryanizm'n diğer dinler gibi değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Hakim Chacha Mwita her çocuğun temel eğitim almasının anayasal hakkı olduğunu vurgulayarak, "Rastaları dinlerine aykırı şekilde saçlarını tıraş etmeye zorlamak yanlış." değerlendirmesinde bulundu.
Rasta inancının takipçileri, siyahilerin Afrika'ya dönmesini savunan Jamaikalı aktivist Marcus Garvey'in peygamber, eski Etiyopya İmparatoru Haile Selassie'nin mesih olduğuna inanıyor.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kenya-rastarafyanizmi-din-kabul-etti-/1582933

Şaka gibi haberci yorumu.. Dünya da sanıyorlar ki, sadece 1' inin türevi toplam 2-3 tane din var .
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.