K

Yüzbaşı
13 Ekim 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
6 üye
Görüntülenme (?)
165 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
K
10 ay
Belediyeden her ay bir ihale alan iş insanı
Konu başlığıyla beraber ekşiden çalıntıdır. Farkındalık olması açısından buraya copy-paste yapıyorum.


kendisi (bkz: çağdaş argunşah) adlı genç girişimcidir.

kartalda yaşayan çağdaş, yıldızı parlayan bir yetenek. iş hayatı kadar siyasi hayatı da başarılıdır. kendisi chp kartal eski gençlik kolları başkanıdır. argunşah ailesinin siyasi başarıları sadece çağdaş argunşah ile de sınırlı değildir. amcası efendi argunşah chp kartal ilçe başkanıdır. ve siyasette ve ticarette bir yıldız gibi parlayan ailenin en büyük destekçileri ise kartal belediye başkanı gökhan yükseldir. işin siyasi başarı kısmını şimdilik bir tarafa bırakarak ticari başarılara bir göz atalım.

genç girişimci çağdaşın ticari başarıları 2019 yılının son aylarında başlar. ama bu çıkışdan önce çağdaşın evlendiğini ve bir aile kurarak hayatını bir düzene koyduğunu söyliyeyim. 5 ekim 2019'da evlenen çağdaşın nikahını belediye başkanı gökhan yükselin kıyması ise gereksiz bir detay.

artık bir aile kurmuş olan çağdaş ve eşi taş yiyemeceklerine göre çağdaşın çalışması ve para kazanması şarttı. bu durumda herkesin aklına gelmeyecek bir ticari deha ile neden belediye ihalelerine girmiyorum diye düşünmüş olacakki soluğu kartal belediyesi nde aldı. siz ister şans deyin ister tesadüf çağdaş ihaleleri peş peşe kazanmayı başardı. sırasıyla;

- 6 kasım 2019 da "basılı tanıtım materyalleri alımı" ihalesini pazarlık usulü ile 206 bin 950 tl karşılığında,

- 23 aralık 2019 da "sürekli satranç akademisi ve pilates eğitimi hizmet alım' ihalesini yine pazarlık usulü ile 399 bin 610 tl karşılığında,

- 20 ocak 2020 tarihinde "spor eğitimleri organizasyonu hizmet alım işi" ihalesi yine ve yine pazarlık usulüyle 236 bin 580 tl karşılığında,

- 28 ocak 2020'de "basılı tanıtım materyalleri hizmet alım işi" ihalesini 656 bin 445 tl karşılığında (her defasında söyletmeyin tabiki bu da pazarlık usulü),

- 11 mart 2020'de "işitme engelliler ile kadınlara müzik eğitimi" ihalesini 222 bin tl karşılığında,

almayı başarmıştır. kendisinin bu başarılarının arkasında amcasının chp ilçe başkanı efendi argunşah olmasının, belediye başkanı gökhan yüksel'in son yapılan ilçe kongresinde efendi argunşah'ı adaylaştırmasının ve kazanması için açıktan desteklemesinin, çağdaş argunşah'ın babası mazlum argunşah'ın da yaşadıkları mahallede chp mahalle birim başkanı olmasının hiç bir payı yoktur. bunları idda eden abesle iştigal etmektedir.

Konu link:https://eksisozluk.com/belediyeden-her-ay-bir-ihale-alan-is-insani--6494167?a=popular


Evet, ülkeyi kendi babasının malı gibi satıp BOP başkanlığını mükemmel yerine getiren bir iktidar var ama, CHP de bundan farklı değil. Önceden de değildi. Hatta ve hatta Türkiye tarihi boyunca hiç bir parti farklı değildi. Hatta ve hatta o çok eleştirilen köy okullarının kapatılması gibi tarihten gelen "milat" niteliğinde yıkıcı kararlar(daha fazla örnek yazmıyorum uzamasın konu) yine CHP kaynaklıydı.

Bunu size kötünün kötüsü ya da kötünün iyisi minvalinde herhangi bir spesifik konuya özel olarak yazmıyorum. Buraya bir x partisinin yediği haltları yazacak olsak forum yetmez etminim. Sadece cumhuriyet kurulduğundan beri hiç gün yüzü görmeyen Türkiye'nin a,b,c partileri yüzünden değil, insanların kendileri yüzünden böyle olduğunu dile getirmeye çalışıyorum. Bu her zaman da böyle olacak.
K
11 ay
Çin'de yaşıyorum. Sizlere tavsiyeler
Burada yaşananlar ve başımıza gelenlerden yola çıkarak dilediklerinizi kaale alın, dilediklerinizi almayın. internetteki random bir insanın hayatınıza etki edeceğini pek düşünmüyorum, hele hele forum ortamında ancak çok çok uzun süredir bu forumdayım, forumdaşınız olarak, muhtemel abiniz olarak belki faydam dokunabilir bir noktaya kadar.

* Burada vakalar aynen avrupada olduğu gibi ilerledi. İlk başta pek ciddiye alınmadı, haberler saklandı, tedbir alıyoruz yav rahat olun şeklinde ilerledi. gerçeklik sonra vurdu insanların yüzüne, ölü vakaları 1 günde 100er 100er artmaya başladı. he şu an düşüşte. hayat nerdeyse normale döndü denebilir.

* tedbirler çok sıkı. 1 şubattan itibaren şubat sonuna kadar hastane gibi yerler hariç HERYER tamamen kapatıldı. şehir gerçek anlamıyla bomboştu. anca mart başından sonra bir takım iş yerleri tekrar açıldı. ancak şu an hala çoğu yer kapalı. kısacası insanların toplu şekilde x yerinde olmasına sebep ne varsa, hepsi giderildi. Bu tarihten önce siteden istesem bile çıkamıyordum, geçerli bir sebep belirtmem gerekiyordu. sokağa çıkma yasağı teknik olarak yoktu, ama her adımı uygulanıyordu. anca martın ikinci haftası sonrası hafiflemeye başladı, çünkü tedbirler sonrası rakamlar düşüşte.

* el yıkamaya %100 önem gösterin. yüzünüze elinizi sürmeyin, maske sizi korumaz doğru ancak siz farkında olmadan virüsü kaptıysanız başkalarını sizden korur. yani bu gözle bakın, maske gereksiz diyorsanız tam tersi.

* zaruri durumlar hariç asla evden çıkmayın. burada 1.5 milyar insan evine kapandı. MARKETLER DAHİ kapalıydı. Alışveriş app üzerinden yapıldı. bu app'in kurye ordusu vardı, nerdeyse hazmat suit giyerek e-motorlar ile sitelere her saat sipariş dağıtıyorlardı. site kapı barikatı önüne(barikat kelimesi literal. yani abartı yapmıyorum) bu siparişleri koyarlar ve app üzerinden haber verirleri. hiç bir paket çalınmadı, hiç bir ürünün fiyatı artmadı, maske fiyatı da arttı ama sonra tekrar düştü (çünkü günde 20m üretmeye başladılar). Bu çalışanlara miktarını bilmediğim kadar daha fazla para ödeniyor bu arada.

* bilgilendirmeler artık anlık yapılıyor. App üzerinden vakalar maps üzerinden de gösteriliyor. yani etrafınızda şüpheli durum varsa bile biliyorsunuz. google maps'te vakaların işaretlendiğini düşünün.

* siteye yeni gelen insanlar 14 gün ev hapsine alınıyor. yemekleri güvenlik ile geliyor ve çöpleri de güvenlik ile alınıyor. site olmayan binalar için de devlet görevliler atadı. bu insanların kapıları ayrıca mühürlü, bilgilendirme kağıtları asılı. kimse yaklaşmıyor.

* yazdıklarımın aksine davranış sergileyen birey ve kurumlar için çok büyük cezalar var. bireylerin direk sosyal kredi notu düşürülüyor. sosyal kredi notu düşük olan uçak bileti bile alamıyor.

* günde 3 kere, siteden çıkarken, girerken, şirkete girerken ateş ölçülüyor. ayrıca sitede oturduğuna dair ve sağlıklı olduğuna dair bir kart var, onu da taşımak zorunlu. yoksa direk karantina.

* hasta olan insanlar için acil iletişim hattı açıldı. full donanımlı ekip gelip alıyor direk en yakın yere bu gibi durumda. havalanındaki bir adamı resmen kapsüle koyup götürdüler ateşi var diye.

* Kiralar, ipotekler, mortgage'ler, vergiler, sigortalar vs vs faizsiz olarak ertelendi ya da kaldırıldı. Ancak beni etkilemedi bu durum ben yine kira ödedim. Yani kapsamı nedir detayı nedir bilmiyorum.

Aklıma geldikçe eklerim ya da soru olursa cevaplarım. genel hatlarıyla durum bu şekilde. avrupa çok kötü durumda şu an. teknik olarak virüs çok güçlü değil evet doğru, ama ironik bir şekilde DAHA tehlikeli olmasının sebebi bu çünkü yayılması bu yüzden çok hızlı ve bazı durumlarda belirti bile göstermeyebiliyor. yani adam 2 gün halsiz hissediyor ateşi bile çıkmıyor, ama gidip millete bulaştırıyor hiç bilmeden. o yüzden sağı solu belli olmuyor ve kontrol altına alınması çok zor. doğrudan akciğeri etkilediği için riskli. iyileşenlerde dahi hasar var, ama hasar kalıcı mı bilinmiyor.

Dikkat edin kendinize. az idare edin sıkın dişinizi, çıkmayın dışarı.
K
2 yıl
Hindistan-Pakistan savaşı
Hindistanda meydana gelen terör saldırısı sonrası, terörle mücadele kapsamında Hindistan bu teröristlerin kamplarının Pakistan'da olduğunu tespit eder. Akabinde bu kampları, hava sahasını bilerek uçakları ile geçerek bombalar ve kendilerine göre 400+ teröristi öldürür ve kampı yok eder, Pakisstan tarafına göre ise böyle bir durum yok, boş yerleri bombalamışlar.

Kaynak:https://www.reddit.com/r/worldnews/comments/auubxv/indian_air_force_carries_out_strike_on_terror/

Pakistan F-16'ları ile buna karşılık verir ve 2 Hindistan uçağını indirir, kaynak:https://www.bbc.com/news/world-asia-47383634

Bu saldırıya "vereceğimiz cevabı şaşkınlıkla izleyeceksiniz" tarzı bir cevapla karşılık veren Pakistan şu an Hindistan topraklarında tankları ile ilerlemekte gibi bir haber var, ancak güvenilir kaynak bulamadım. Sadece twitter ve adı sanı bilinmeyen site haberleri var. Yalan olma ihtimallerine karşı buna kaynak yazmıyorum. Yine de kaynak aramaya devam edeceğim

Gelişme olunca konuyu güncelleyeceğim.
K
2 yıl
silinsin
.
K
3 yıl
Son dönemde artan tecavüz/vahşet haberleri
Son zamanlarda çok sıklaştı, acaba idam fikrinin halka benimsetilmesine yönelik bir PR çalışması mı var diye düşündürüyor beni.

İstesek bile getiremeyiz bu arada Avrupa İnsan Hakları kapsamında biz de buna üye olduğumuz için böyle bir şey yapamıyoruz.

Ama iki ucu boklu bir değnek bir konu. Adalet sistemi adam gibi işleyen ülkelerde tabi ki çağ dışı denecek bir uygulama ve gayet adil cezalandırmalar yapılıyor, mükemmel olmasa da önlemler alınıyor.

Ancak bizde işler böyle değil. Ne yalan söyliyim çocuk tacizcisi biri idam edilse üzülmem bile hatta sevinirim. Ama hukuki olmaz.

Eminim ki adalet ve hukuku savunacaklar olacaktır, haksızsınız demiyorum medeni dünyada işler böyle yürür eyvallah itirazım yok. Ama düşünsenize kendi çocuğunuza tecavüz edip öldüren adam mahkemede karşınızda, öyle ifade veriyor hakime. Hangi hukuk hangi adalet sizi durdurabilir ki? O an cidden bunları düşünebilir misiniz?

Bilemedim..
K
3 yıl
Boşuna birbirinizi yemeyin. Biz kendimizin düşmanıyız.
Osmanlının da az tarihini okuyun. Fiilen x bir ülke bizi yok etti diyemezsiniz. Gerileme döneminin bile sebebi tam olarak bizdik.

Hala öyleyiz. Hatta çok kısa örneklerle ufak bir Türkiye tarihine bakalım

Atatürk hilafeti kaldırarak ve isyan başlatan tarikat liderleri, köy ağaları veya ayrılıkçı azınlık grupları ortadan kaldırarak cumhuriyeti kurdu ve millete bıraktı devleti. Uzun yıllar din tacirlerini temizlemekle geçti zaman.

Atatürk'ün vefatından hemen sonra sadece kısa bir süre sol diyebileceğimiz(sol da değil aslında da siz sol diye biliyorsunuz. Aslında alakası yok) hükümetler yer aldı, bu süreçte tabi ki dinci(dindar değil bakın, dinci) kesim ile sürekli çekişme halindeydi.

1950'li yıllardan itibaren sürekli sağ kesim iktidarda oldu. Özellikle necmettin erbakanın doğrudan veya dolaylı yoldan yönettiği partiler ile. Bu sefer de dinciler sözüm ona uğradıkları baskıdan isyan etmiş ve şeriat isteyerek sözde ayaklanmalar başlatıyorlardı.

Nispeten sol kesim tekrar mecliste gelince bu sefer terazinin dengesi değişti ve dinci kesim üzerine baskı arttı. Ben hatırlıyorum çocukluğumda anne annesi namaz kılıyor diye askeri okulda mülakattan geçemeyen öğrenci hikayelerini. Artık doğru mu değil mi bilmem ama evet doğru, özellikle 90 ların başında inanılmaz bir baskı vardı.

Daha sonra yine denge değişti bu sefer dinciler baskın olmaya başladı. Kısacası bu iş HEP böyle devam etti. Ülkenin 100 yıldır içinde bulunduğu duruma şimdi ciddi ciddi şaşırıyor olamazsınız.

Yani akp'liler onlarca sene baskı gördük o nefret yüzünden ölsem de akp dışında başka partiye oy vermem diyebilir, haklılardır. Ancak ondan önce de kendileri aynı haltı yiyordu. Aynı şekilde seküler kesim asla dinci adama oy vermem diyordu. Ondan önce tam tersiydi, ondan önce yine tam tersi. Yani hep böyleydi. Bakalım yine dönecek devran ilerde. Sonra yine... Yin ve Yang gibi, siyah ve beyaz gibi. Sürekli çatışacak birbiri ile. Birileri de gelip bu çatışmadan faydalanıp işini görecek.

Kendimiz yine kendimiz bitireceğiz. Şeriatçı kesimle Seküler kesim hiç bir zaman anlaşamayacak çünkü dünya görüşleri inanılmaz farklı. Şimdi hangisi haklı haksız iyi kötü demeden diğer ülke örneklerine geçiyorum.

Suudi Arabistan'da kadınların resmen insan sayılmadığı onlarca örnek sayabilirim ki bunlarda herkes hemfikir sanırım. Ancak ülkenin durumuna bakarsanız çok gelişmiş oldukları aşikar.
İran yine malum, şeriat hüküm sürüyor ama nükleer gücü bile var adamların ve Amerika Ambargosuna rağmen iplemiyorlar bile.
Tam tersi, islamla alakası olmayan başka bir ülke Polonya resmen hristiyanların suudi arabistanı diyebileceğimiz bir ülke ve durumları gayet iyi.


Kısacası doğru veya yanlış olsun bir ülkede istikrar olunca tekrar ediyorum yanlış bile olsa herkes beraber yanlış olursa, ilk sıkıntı çözülüyor. Okudukça o kadar bunalıyorum ki yakın tarihimizi bu işin sonu nereye varacak diyorum mecburen. Çünkü sonu yok. Yani iyi kötü doğru veya yanlış ne olacaksa olsun bitsin bu çile derdindeyim.
K
3 yıl
maneste full+full 83 mage satılık. 490k NP Karus
Tek tek satış yoktur hesabı komple satacağım içindekilerle beraber. 83 mage'in tüm skilleri açıktır, görevleri hala daha tonla vardır.

- +7 krowaz set
- +7 fire kitap
- +9 scorching staff
- dual +2 lkp
- dual +3 FR
- +3 EP
- Iron belt
- +9 paper hp set
- dual old sse
- 15 gb nakit
- kanat eldiven ıvır zıvır hepsi var 15 günlük. bronze pre de dahil.

Hesabın içinde 59 ardream mage de vardır, o yüzden paper +9 hp set de var. Hani isterseniz ardream de hazır yapabilirsiniz.

Ayrıca içinde

+8 iron bow ve +8 full fp setli okçu da var. genie ile para kasmak isterseniz o da hazır.

Mantıklı teklif bekliyorum. Referans olarak bynogame veya kopazar gibi platformlardaki item fiyatlarına göz atın. Uygun fiyata vereceğim
K
3 yıl
Venezuela'dan biraz hayat dersi
Bu yoruma türk bir gezginin venezuela gezisinde yaşadıklarını anlattığı videonun altında denk geldim. reklam yapmıyorum, keza yorum beni baya etkiledi. Yılmaz Özdil köşe yazısıymış.

video bu:https://www.youtube.com/watch?v=91XI4tqsIXM

Şimdi asıl konu, venezueladan ufak bir hikaye. Size de tanıdık gelecek mi bakalım? copy paste yaptım

Arkadaşlar birazcık araştırıp okuyun lütfen.Biraz uzun bi yazı biliyorum ama lütfen üşenmeden okuyun. Venezuela'nın nüfusu 30 milyon kişi… Suudi Arabistan'ın bile 265 milyar varil petrol rezervi varken, Venezuela'nın 296 milyar varil petrol rezervi var. Varilini 55 dolardan hesapla bak ne çıkıyor… Venezuela halkının en az Kanadalılar kadar refah olması gerekiyor.

Hugo Chavez 1998'de başkan seçildi. Yoksul ve cahil ahali, onu çok seviyordu, gıda kolisi dağıtıyor, gariban mahallelere sağlık ocağı filan açıyor, devletin kaynaklarını sebil gibi kullanıyor, açlıktan nefesi kokan halkın kurtarıcısı olarak görülüyordu. Şak… Anayasayı değiştirdi, devletin yönetim şeklini değiştirdi. Artık onu sevip sevmemelerinin önemi yoktu, çünkü, artık onu başkanlıktan indirmek hukuken mümkün değildi. Muhalefeti susturdu, basını susturdu, iş dünyasını sustalı maymuna çevirdi. Onun yönetim şekli yüzünden 1.5 milyon kişi ülkeden kaçtı. Nüfusun yüzde beşi ülkeden kaçarken… Twitter'dan kendisini takip eden üç milyonuncu takipçisine ev hediye ederek, kendisini alkışlatıyordu

Kansere yakalandı. Halefi olarak, başkan yardımcısı Maduro'yu seçti. Bütçe dahil, tüm yetkilerini başkan yardımcısı Maduro'ya devretti.
Maduro otobüs şoförüydü, lise mezunuydu, sendikacılıktan tırmanmış, Chavez'in sağkolu olmuştu.
“Üniversite mezunu olmayan biri devlete başkan olabilir mi?” diye eleştirildiğinde… Chavez “neden olmasın” diyordu, “iktidar halkındır, elitler-seçkinciler istemese de otobüs şoförü başkan olur” diyordu.
Chavez öldü, otobüs şoförü Maduro geçici olarak başkan oldu.



Nisan 2013'te yeniden başkanlık seçimi yapıldı, başkanlık imkanlarını sonuna kadar kullanan Maduro, yüzde 50.6 oyla kılpayı kazandı. Rakibi yüzde 49.1 almıştı. Seçimde şaibe olduğunu, oyların çalındığını elbette herkes biliyordu ama, itirazlardan netice alınamadı, çünkü, seçim kurulu, yargı, komple Maduro'nun kontrolündeydi. Toplum karpuz gibi ikiye bölündü.
Protesto gösterileri başlayınca, halka ateş açıldı. Harvard mezunu muhalefet lideri tutuklandı. Bizzat başkan Maduro tarafından “kendisinin başkanlığını kabul etmeyenlere konuşma yasağı” getiren yasa teklifi hazırlandı, meclis bu teklifi kabul etti iyi mi… Muhalefete kanunen konuşma yasağı getirildi. Başkanlık yetkilerini daha da arttıran yasalar çıkarttı, mesela, petrol ve madenler konusunda meclise sormadan karar verme yetkisini kendisine aldı!
Yandaş medya oluşturdu, şu anda Maduro haricinde hiçbir şey yazmıyorlar, televizyonlarda devamlı Maduro konuşuyor. Muhalif medyayı susturdu, yayınlarını beğenmediği televizyon kanallarını kablolu kanaldan çıkardı.


20 milyon kişiye 120 bin ton gıda kolisi dağıttı. Temel ihtiyaç maddeleri karaborsaya düşmeye başlayınca, başkanlık bünyesinde komisyon kurdu, kıtlığın sebebinin araştırılmasını istedi. Yalaka komisyon araştırdı. Ne buldular biliyor musunuz? “Halkımızın yüzde 95'i günde dört-beş öğün yemek yiyor, bu nedenle tüketim maddelerinde sıkıntı yaşanıyor” sonucunu buldular! Kıtlığın sebebi halkın çok yemesiydi yani… Başkanın sorumluluğu, kusuru yoktu
2015'te parlamento seçimi yapıldı. Maduro her türlü katakulliyi yaptı ama, hezimete uğramaktan kurtulamadı. Muhalefet ezici çoğunlukla kazandı. Muhalefet parlamentoyu kazandı ama… Başkan hâlâ Maduro'ydu. Ordu, polis, yargı, onun elindeydi. Hükümeti hâlâ o kuruyordu.
Meclis çoğunluğunu ele geçiren muhalefet, 2019'da yapılması gereken başkanlık seçimlerinin öne çekilmesi için, erken seçim talebinde bulundu. Başkan reddetti!



Bunun üzerine, erken seçime gidilmesi konusunda referandum yapılması için anayasal süreç başlatıldı. Anayasaya göre, referanduma gidilmesi için seçmenin yüzde 20'sinden imza toplanması gerekiyordu. Dört milyon imza toplandı. Nafile… Başkanın emrindeki seçim kurulu, imzaları kabul etmedi, referandum meferandum yapamazsınız dedi, kesti attı!
Muhalefet bir başka yol aradı, meclisten, Maduro'nun başkanlıktan azledilmesini talep eden karar çıkarıldı. Gel gör ki… Tüm üyeleri Maduro tarafından seçilen Anayasa Mahkemesi bu kararı reddetti. Meclisin azil talebinin anayasaya aykırı olduğu açıklandı
Bunlar yetmezmiş gibi, Aragua eyaletinin valisini, kendisine başkan yardımcısı yaptı. Bu herif “uyuşturucu baronu” olarak tanınıyor! Eğer Maduro da Chavez gibi ölürse, 2019'a kadar ülkeyi bu arkadaş yönetecek.



Netice?

Şu anda Venezuela'da enflasyon yüzde 700… Bu sene yüzde 1600'e çıkması bekleniyor. Alışverişlerde kredi kartı geçmiyor, mağazalar kabul etmiyor. Hükümet devalüasyonla eriyen banknotları tedavülden kaldırıp, yerine yenilerini sürmek istedi, para basmak için bile para bulamadı! Asgari ücrete güya yüzde 50 zam yapıldı, 40 bin bolivar oldu, 40 bin bolivar ne ediyor biliyor musunuz, 15 dolar ediyor! Et, un, şeker, pirinç, süt karaborsa satılıyor, ekmek için bile kuyruk var, marketler saldırıya uğruyor, yağmalanıyor. Hal böyleyken, zengin daha da zengin oldu, bir hamburger 170 dolara satılıyor, alıcı buluyor! Eczane rafları boşaldı, ilaç sıkıntısı var, sağlık sistemi çöktü, ameliyat malzemesi yok, yenidoğan bebek ölümleri rekor seviyeye ulaştı. İthalat bıçak gibi kesildi, alt tarafı diş macunu almak isteyen, normal fiyatının yüz misli ödemek zorunda kalıyor. Günde 18 saate varan elektrik kesintileri yapılıyor, yeterli elektrik üretilemediği için, kamu kurumları haftada beş gün tatil ediliyor, sadece pazartesi ve salı çalışıyor, özel sektör haftalık izin gününü üçe çıkardı. Şehirlerde günde sekiz saat su kesintisi yapılıyor, her gün… Fuhuş patladı. Suç patladı, her 21 dakikada bir cinayet işleniyor, her sene 17 bin adam kaçırma olayı, fidye rapor ediliyor. Gasp öyle hale geldi ki, insanlar cep telefonuyla anca evlerinde konuşuyor, sokağa çıkarken yanına almıyor. Sosyal hayat durdu, sinema yok, tiyatro yok, konser yok, hava kararınca şehirler ıssızlaşıyor. Karayolları, limanlar ve havalimanları ordu kontrolünde tutuluyor
K
3 yıl
madem kriz var neden avm'ler full insan dolu?
Dediğinizi duyar gibiyim

Bugün bir makaleye denk geldim, işte sebebi:
http://www.webtekno.com/madem-kriz-var-avm-ler-neden-dolu-sorusuna-bir-avm-finans-yoneticisinin-cevabi-h46581.html

Olur da avmlerin dolu olmasının süper bir şey olduğunu ve kriz olmadığının göstergesi olduğunu düşünüyorsanız okuyunuz.

Link'e girmek istemeyenler için copy paste:

Başta Dolar ve Euro olmak üzere döviz kurlarındaki artışla birlikte, ekonomik krizi iyiden iyiye hissetmeye başladık. Fakat gelgelelim, AVM'lerin doluluk oranları da kafaları karıştırıyor...

Ancak durum pek de sanıldığı, daha doğru bizlere lanse edildiği gibi değil. Çünkü AVM'deki insan giriş sayısına 'footfall' denir. Ve bu footfall'un yüksek olması, ciro ile doğru orantılı olmadığı müddetçe hiçbir anlam ifade etmez. Dahası, artık vatandaşlar market alışverişleri de dahil en küçük alışverişleri bile AVM'lerden yaptıkları için, footfall yanıltıcıdır da. Mesela ekonominin vaziyeti ne olursa olsun insanlar AVM'lerdeki Migros vb. süpermarketlerden tuz, şeker, deterjan vs. alacaktır, zira bunlar yaşamsal ihtiyaçlardır.

Bunun haricinde, Gratis, Watsons, Cosmetica tarzı mağazalar da footfall'u yükseltir. Erkekler jöle, tıraş bıçağı, prezervatif, deodorant; kadınlar ped, ruj, oje, saç spreyi vs. almak için uğrarlar. Ve bunlar çok sık alınan ürünler oldukları için, bu mağazalarda da footfall yüksektir.

Yine footfall yükselten bir diğer unsur, yeme-içme diye bildiğimiz food court dükkanlarıdır. Söz konusu dükkanlar yine öğlen ve akşam saatlerinde civardaki çalışanların multinet kullanımları dolayısıyla kalabalık yaratır. Tabii yeme-içme temel bir gereksinim olduğu için krizden az etkilenir. Ve herkes tarafından yapıldığı için de footfall'u yükseltir.

İsim vermeyeceğim fakat şu an, lüks segment bir tekstil mağazası bütün ödemelerini durdurmuş durumdadır. Bu firmalara kışın, yaz dönemi gelmeden evvel, AVM'ler teşvik maksatlı olarak satın alma kredileri açar. Mağazalar bu parayla yeni stoklar alır ve sezonda da geri öder. İşte kışın kendisine ödenen 300k Euro gibi rakamı geri ödeyemeyen mağazalar mevcut.

Ayrıca AVM kiraları Dolar üzerindendir. Sabit bir kira üzerine cirodan %5 gibi bir rakamla çalışırlar. Yine çok meşhur bir deri firması da AVM'lere kiraları ödemekte zorlandığı için Dolar kurunu 3,50, Euro kurunu ise 4,50'den sabitlemeyi teklif etmiştir. Ve yine çok ünlü bir tekstil şirketi, seçim süreci ve sonrası durum belli olana değin 3 ay süreyle ödeme yapmayacağını ve durum netleştikten sonra ödeme planı sunacağını bildirmiştir.

Sözün kısası, 'madem kriz var, AVM'ler neden dolu?' argümanı içi boş bir argümandır. Bunu en iyi yaşayan bilir. İçinde bulunduğumuz dönemde, yiyecek-içecek dükkanları haricinde AVM'lerde doğru dürüst kar yapabilen bir firma yoktur.

dolar ve euro ile
K
3 yıl
buranın bu hali üzdü
buranın genel olarak sadece ticaret olarak kullanılması üzdü. eskisi gibi tartışmalar, hurafelerin tartışıldığı ne bileyim ilginç anların olduğu paylaşımlar hiç yok.

oyun ölmüş mü? kesinlikle hayır. en ünlü zamanında oynadığım zamanlardan bile daha fazla aktif şu an nasıl oluyor aklım almıyor. moradonda adım atıcak yer yok. cz ana baba günü. destanda az oynadım, sonra manese geçtim arkadaşlardan ötürü. iki server'da inanılmaz dolu. ve öyle atı alan üsküdarı geçti artık oynanmaz gibi bir durum da kesinlikle yok. 3-5 adam senden güçlü olsun ne olacak? sanki her oyunu oynarken en birinci ben olmalıyım mantığıyla mı oynadınız, kaçında başarılı oldunuz?

belki de forum kültürü eskisi gibi değildir.

başlamak isteyen varsa başlasın. yok server öldü zaman bitti tadı kaçtı vs vs kimseyi dinlemeyin. kendiniz görün. he oyunu beğenmezseniz artık sizi sarmıyorsa "eskidenmiş demekki geçti artık" der geçersiniz. ama bunu kendiniz dersiniz, başkasının lafıyla değil. tekrar başladım pişman değilim. ortam cidden baya güzel

15 sene olmuştur forumdaki zamanım. sayısız sayıda mmorpg oynadım. ister p2p ister f2p olsun. hiç biri uzun soluklu olamadı. yani hayatım sadece knight metin2 gibi oyunlardan ibaret değil. keza bu oyunları aşağılık görenlerin kibirini ben anlamıyorum.

Hepimiz büyüdük belki de onun etkisi var. Ama yine de tad aynı bence :)
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.