|
Ben bir süredir Amerika'dan Nikon D5100 getirtme peşindeydim. Arkadaşımın Hong Kong'a gideceğini öğrenince vazgeçtim. Bildiğiniz gibi Hong Kong'da teknoloji çok ucuz. Şimdi D5100 almaktan vazgeçtim ve arkadaşıma daha iyi bir makine aldırmak istiyorum. Sizce ne aldırmalıyım ? normalde almayı planladığım kit buydu:tıkla |
|
Uzun zamandır oynuyorum. Takıldığım game networkun bir klanı vardı. Fakat artık evde oynuyorum birlikte oynayabileceğim birileri varsa lütfen beni eklesin. id: drathan1 oyuncu ismi: !SarraniMasta! steamden eklediğinzde ben sizinle iletişime geçeceğim. |
|
Üşüyen eskimolara inat, kutuplarda çırılçıplak avare yürüyordum. Buz gibi sulardan çıplak ellerimle balık avlayarak karnımı doyuruyordum. Bir gün bunun ödülünü alacağımı biliyordum. Tanrı birgün beni bu sonsuz beyazlığın arasından görecekti. Yine birgün bir fırtına esnasında iki dar buzulun arasına sığındım. Kardan da beyaz bir ışık gözlerimi kamaştırdı. Parlak bir ışık... Hiç yanmadığı kadar canım yanıyordu. Nihayet ışığın yerini bir insan sülieti aldı. Sonra bir kaç gölgeye dönüştüler.Yüzlerini seçemiyordum. Şişmandılar ve çok uzaktan hızlıca yaklaşıyor gibiydiler. En sonunda yüzleri belirdi. Bunlar Şişman meleklerdi. Onları tanıyordum. ( Onları anneannemin hikayelerinden biliyordum. Onlar ne şeytana ne de tanrıya itaat ederlerdi. Onlar Tanrıdan sonsuz nur çeşmesini çalanlardı. Ve tanrı tarafından sonsuz açlıkla cezalandırıldılar. Onlar güçlü ve tanrıya zıt giden insanların ruhlarıyla hayatta kalıyorlardı. Tanrının bu cezasına marus kalan bu melekler sadece şeytan yok olduğunda bu cezadan kurtulabileceklerdi. Ve bu yüzden hem tanrıya hem de şeytana düşmanlardı.) Dört tanesi bana doğru yaklaşıyordu. Yüzleri çok güzeldi. Fakat erkek mi yoksa kız mı olduklarını ayırt edemiyordum. Bir tanesi arkada bekliyordu. Onun yüzünü göremiyordum ama diğerlerinden daha şişmandı. Bana doğru yaklaşanların yüzleri o kadar güzeldi ki öylece dona kalmıştım. Bir tanesi beni dudaklarımdan öptü diğer ikisi boynumdan öperken bir tanesi saçlarımı okşuyordu. Vücudumda bir çekilme hissediyordum. Kendimden geçiyordum. Bir anda bir rüya görmeye başladım. Rüyamda kılıçlı bir şovalye bana şişman meleklerin gerçek amaçlarını göstererek silkelenmemi sağladı. Gözlerim patlayacak gibi açıldı kendimi meleklerin üzerinden geri çektim. Şişman melekler şaşırdılar. Ve o muhteşem yüzleri iğrenç bir görüntü aldı çok korkutucuydu. Bir anda bir dev bir ateş yanımda belirdi. İçinden o kısacık rüyamda gördüğüm şovalye çıktı. Şişman meleklere bir kesenin içinden alev serpiyordu. Üzerime saldıran dört melek kaçarak kayboldular ama meleklerin arkasındaki o şişman gölge yerinde duruyordu. Şovalye ona anlamadığım kelimeler sarfetti. Ve bu çok ürkütücüydü. Gölge saydamlaşarak kayboldu. Şovalye yüzünü çevirip bana baktı. Yüzündeki kafalık sayesinde onun yüzünü göremiyordum. Simsiyah bir karaşovalyeydi. Ellerini yüzüme doğru uzattı. Bir saniyeliğine hiç birşey göremedim. Elini çektiğinde şovalye çirkin mi çirkin üzerinde soytarı kıyafetleri içinde elinde kırık bir değnek taşıyan bir yaratığa dönüştü. Uzun burnu, upuzun kuyruğu, kopkoyu kara teni kırmızı gözleri ile ciddi anlamda sevimsizdi. Elini tekrar uzattı. Ve beni yığıldım yerden kaldırdı. Elleri bir anda dumanla kaplandı ve duman hızlıca kayboldu. Elinde aniden patates çuvalını andıran cinsten bir kumaşa sahip olan bir elbise belirdi ve bu elbiseyi bana uzattı. Bunu yaparken oldukça nazikti. Sanırım giymemi istiyordu ve bu isteğini hiç bir şekilde itiraz etmeden yerine getirdim. Yürümeye başladı. Ben de onu arkasından takip ediyordum. Hiçbir şey konuşmuyorduk. Başındaki soytarı şapkası arada başından kayıyordu ve o da sabırla düzeltiyordu. “Teşekkür ederim” diye seslendim. Olduğu yerde durdu. “NYBASS teşekkürlerini kabul etti” dedi. Bu ismi biliyordum. Bu şeytanın soytarısı olarak bilinen yaratıktı. Nybass rüyalar ve hayaller yaratan cehennem soytarısı. O, bir soytarı olarak anılsa da gücü şeytanın bir çok uşağından daha görkemliydi. O şeytanın çok güçlü yarattığı ama sevmediği için soytarı haline getirdiği uşaklarından biriydi. “Seni tanıyorum” dedim. “Belki” diye cevap verdi. “Beni neden kurtardın” dedim. “Şeytan için” diye cevap verdi. |
|
su an sanal reyonum da 1595 liraya buldum sizlerden daha iyi teklif ve öneriler bekliyorum. ayrıca bugün hayyam'a da gittim ikinci el body+18-55 canon eos 350 D 550 lira d90 1600 lira bu teklifleri aldım. fakat baktım ve kesin karar kıldım. 5100D alacağım. Hem D90 dan daha iyi hem de daha ucuz. sizlerden daha uygun bir fiyat bekliyorum 10 temmuz'a kadar almış olacağım. |
|
beyler ben alıcam sizde bir inceleyin derim. İdefix bi güzellik yapmış. http://www.idefix.com/kitap/j-r-r-tolkien-seti-6-kitap-takim-john-ronald-reuel-tolkien/tanim.asp?sid=FM8VXXPFVR3T4J2EE8IF |
| evet arkadaşlar bu ürünü kullanmış olan varsa lütfen bana biraz anlatsın. Ürün fiyatına göre çok çok iyi bir ürün olduğu söyleniyor. Bunlar doğru mu? |
|
Cehenneme Sığmayanlar:Morning Star laneti I benim notum:İlk okuduğum zombi romanı ve beni sonlarına doğru cok sürüklemişti. Çok beğendiğim ve bende yeri olan bir kitaptır. Kitabın devamı niteliğinde iki kitap daha var ama türkçeye çevrilmedi. Yazarı da öldü. Z. A. Recht tarafından yazılan Cehenneme Sığmayanlar kitabını incelemektesiniz. Cehenneme Sığmayanlar hakkında yorumları okuyup kitabın konusu, özeti, fiyatı hakkında bilgi edinebilirsiniz. Açıklama : Dünya akıl almaz bir salgınla karşı karşıyadır. Hastalığın kurbanları çıldırarak öldükten sonra dirilip virüsü bulaştırabilecekleri yeni ve taze bedenler ararken, tecrübeli General Sherman ise askerleri ve sorumluluğundaki sivillerle birlikte bu belayı alt etmenin yollarını arar. Amerikan hükümeti ülkeye yayılması an meselesi olan bu ölümcül virüsle ilgili bilgileri halktan gizlemeye çalışır, haber spikeri Julie ve orduda görevli Doktor Demilio ise halkı bu korkunç gerçekten haberdar etmenin ve korumanın savaşını verir. Ölmek ya da öldürmek dışında seçeneği olmayan, krizin eşiğindeki insanların kan ve dehşet dolu serüveni ile sarsılacaksınız... fiyatı 20 lira _____________________ Zombi Savaşı benim notum: Su anda okumakta olduğum müthiş bir roman. Kitap bir hikaye üzerinden gidiyor fakat sürekli akıcılığı kesiliyor cünkü farklı farklı insanların salgın sırasında yaşadıklarını anlatıyor.bu sene içerisinde filmi cıkacak Max Brooks Çeviren: Alican Karakaya Kitap Hakkında: Hastalık yayılıyor…Zombi Savaşı’nın gerçek dehşetiyle yüzleşmenin vaktidir… Çin’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getirmektedir. Tüm dünyaya yayılır bu virüs… İnsan soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ve büyük bir savaş başlar, zombilerle insanlar arasında... Max Brooks işte bu büyük savaşın romanını yazıyor. Ama aslında gerçekleşmemiş bir savaşın belgeselini çekiyor kelimelerle. Röportajlar, tanıklıklar… Her şey yaşanmış gibi… Yazar da aslında bu belgeselin bir kahramanı. Anlatılan hikâyelerin rahatsız edici doğasına tanık olmak, okur açısından epey cesaret gerektiriyor. Ancak Brooks’un da dediği gibi “Zombi Savaşı’nın gerçek dehşetiyle yüzleşmenin vaktidir.” ___________ Günbegün Mahşer benim notum: Kitabı okumadım. Fakat söylenenlere göre çok başarılı bir kitapmış. “Bir zombi romanı var, bir de mezarlıktan sürünerek çıkıp sizi cehenneme sürükleyen zombi romanı var. Günbegün Mahşer bugüne kadar okuduğum en iyi zombi öyküsü. Ölülerin Şafağı ile 28 Gün Sonra’nın buluştuğunu söylemek, bu serüvenin ne kadar muhteşem olduğunu anlatmakta yetersiz kalır. O kadar gerçekçi, o kadar korkutucu ve o kadar iyi yazılmış ki romanı bitirdikten sonra haftalar boyunca yastığımın altında bir değil iki Glock tabancayla uyudum. J.L. Bourne, sert zombi aksiyonunun yeni kralı.” BRAD THOR New York Times’ın en çok satanlar listesinde 1 numara olan The Last Patriot ve The First Commandment’ın yazarı “Günbegün Mahşer zombi öyküsüne dramatik bir soluk getiriyor. Derinliğe, yüreğe ve cazip karakterlere sahip.” JONATHAN MABERRY, Bram Stoker Ödüllü Hayalet Yolu Türküsü’nün yazarı “Günbegün Mahşer okurun aklına pençesini geçiriyor. Bourne’un günlüğü, hayatta kalan becerikli birinin zihnine içsel bir bakış.” GREGORY SOLIS, Rise and Walk’un yazarı J.L.Bourne’un 2004 tarihli “Day by day armageddon” isimli eseri “Günbegün mahşer” adı altında artık Türkçe’de. Yayınlandığı tarihten itibaren bir kült korku klasiği haline gelen roman, bir ABD hava kuvvetleri mensubu’nun zombi mahşerinde yaşadıklarını kendi günlüğünden aktarıyor. Hikayenin devamı niteliğindeki ikinci kitap henüz piyasaya çıkmadan ABD’de Amazon.com’un çok satanlar listesinde “korku” edebiyatı dalında 20. sıraya yerleşti. SALGIN İSTANBUL 2016 yılında serinin ilk iki kitabını aynı anda piyasaya sürmeyi planladığım fantastik türünde kült olacak şekilde emek verdiğim ve isim hakkını satın aldığım zombi romanı serisidir. ayrıca birgün cansıkıntısı üzerine yazdığım ve kendi facebook duvarımda paylaştığım ve beğeniler üzerine kısa bir facebook hikayesi haline getirdiğim ama 2.sezonunu yazmadığım bir facebook hikayesine de isim vermektedir . Buraya tıklayak okuyabilirsiniz. |
steam id:specialops264
oyuncu ismi Karga