Kullanıcı Adı:
Şifre:
Bu konudaki kullanıcılar: 2 kayıtlı üye, 1 misafir, 2 mobil kullanıcı
10195
Cevap
374447
Tıklama
319
Öne Çıkarma
Cevap: EVLİLİK ÜZERİNE SOHBETLER (510. sayfa)

O
ONY86
3 gün (1193 mesaj)
geçmiş olsun diyeyim valla ne diyeceğimi bilemedim.ben olsam gerek mahkeme gerek başka yollarla yabancı erkeği uzak tutardım.baktım olmuyor kanıtlarla beraber avukata giderdim.




Bu mesajda bahsedilenler: @Carl_Sagan

B
birgarip2019
3 gün (43 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: Carl_Sagan

Birçok defa dini sohbetlerine katıldığı Kuran kurslarına devam ettiği tarikatın fetö gibi devlet düşmanı ilan edilmediğini ancak eli kulağında olduğunu söyledim.
Hatta iş yerimde bir terfi durumu söz konusu olunca ona "Bu terfiyi alırsam da senin sayende alamazsam da senin sayende" demiştim.
Büyük patron terfi edecek adamın sülalesini ve seceresini araştırıyordu çünkü.
Hocam selam.



WhatsApp ve diğer yazdıklarınızı 2 gündür okuyorum. Üzüldüm.



Durum vahim ancak kurtarmak sizin elinizde. Ve kurtulur.



Siz biraz bencil gibisiniz. Hatta umursamayan. Ben evli değilim ama bizim de tecrübemiz oldu bana benden önce biri yok deyip sonra karşıma geçip vardı demesi ve siritmasindan sanki senin yokmuydu diyip elimden telefonu alıp bakması ve birşey bulamaması sonucu ya onun kafasını patlatacaktim yada elimde ki 2 aylık iPhone 7 telefonu. Bende telefonu herkesin içinde ışıklarda arabadan inip parcalamistim.

Yazdiklarinizdan, sohbet ve muhabbet etmeyen birisiniz gibi geldi bana.



Öncelikle eşiniz yabancı olduğu kullandigi kelimelerden belli. Bu bir etken değil. Yabancı ama görücü usulü ile evlendiğinize göre kadın az çok bizlere hakim. Kendim 2 yil yurt dışında kalınca ve bir kaç arkadaş yabancı ile evli olunca biraz tecrübem var



İlk başta eğer o üçüncü şahıs kimse belli ki boşluğu fırsata çevirmis. Eğer aralarında bir şey var mı yok mu onu öğrenin.



Bana sadece eşinizin sohbet ettiği biri gibi geliyor. Bence onu adam yerine koyun.

Konuşun sohbet edin. Vakit geçirin.

Yenge hanım ben senin hizmetçin değilim yazmis. Sizde halen o durumda gömlek vs bahsetmişsiz.

Eğer böyle devam edersiniz bu iş biter.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi birgarip2019 -- 14 Kasım 2018; 19:46:44 >


A
ali222
3 gün (1364 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: They Killed Kenny

Karakter güzellikle takas edilemez doğru diyorsunuz ama her zaman daha iyisini bulma ihtimali var gibi geliyor. Mesela evlensen sonra daha iyi daha güzel biriyle karşılaşsan icinde bir pişmanlık olmayacak mi?

Alıntıları Göster
Güzel diye evlendiğin kadinin guzelligi kac yil surecek zannediyorsun? Dogum da yapacagini hesap et. O yüzden iyi huy ve anlasma daha önemlidir. Paran varsa zaten kadinlara botoks, dolgu, yag aldirma her türlü estetik imkani bol. Avmlerde gördüğün 40 yaş civarı guzel dediğin kadınların yuzde 90 i estetikli zaten.





< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


H
hellovictory
2 gün (9 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: Carl_Sagan

Yabancı uyruklu olursa farklı bir yaklaşım tarzı mı belirlemek gerekiyor?
Duruma üzüldüm. Eşinizin nereli olduğunu söylerseniz birkaç tavsiye verebilirim.



Ha evet sizin sorunuza cevap olarak, yabancı olursa yaklaşım farklı oluyor. Kültür farklılığı var işin içinde





< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


D
dt1907
2 gün (3895 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: Carl_Sagan

İlk defa yazdım.

Bir de kafama takılan şu:
Ortada bir kavga veya tartışma yokken durup dururken whatsapptan bunları yazması.

Daha önce boşanmaktan bahseden hep ben oldum. Hatta bir kaç ay önce durup dururken yüzüne karşı boşanalım diyen bendim.
Ama nafaka silahını gösterince bundan vazgeçmek zorunda kaldım.


Şimdi ne değiştiyse kendisi durup dururken mesajla boşanalım diyor.
bence yeni birisini buldu yada bir aday var malasef.sabırlı olun kavga cıkarmayın ve zamanını bekleyip acığını yakalayın kanıtlı olarak.bu mahkemede size fayda sağlayacak.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

C
Carl_Sagan
dün (37 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: dt1907

bence yeni birisini buldu yada bir aday var malasef.sabırlı olun kavga cıkarmayın ve zamanını bekleyip acığını yakalayın kanıtlı olarak.bu mahkemede size fayda sağlayacak.

Alıntıları Göster
Ben de öyle yapmayı planlıyorum.




A
alemci83
dün (2345 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: sinus67

iki ay olmus...
Hani derler ya, insanin yaptigi hatalar olgunlastitir diye.

Suan cok iyi durumdayim. Ama her sabah ona karsi nefret ile uyaniyorum. Hayatimdan gecmisi bile midemi bulandiriyor. Kendime cok kiziyorum, bu kadar olayi niye bu kadar sineye cektim onuda bilmiyorum.

Icimde volkan patliyor.

Bi sekilde ona karsi öfkemi sporda motivasyon olarak kullanabiliyorum. Bi kac yildir Halter sporu ile ugrasiyorumdum. Daha yeni yeni vücüt gelistirmeye odaklandim. Spordan önce aklima getiriyorum. Inanilmaz motive ediyor beni



Alıntıları Göster
Kendine değer veriyorsan arkani dönüp gideecksin kimse için üzülmeye dertlenmeye değmez en iyisini yapmissin





< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >


T
TVVINGO
dün (423 mesaj)
Forumda dolaşırken yine buraya geldim,artık bir mesajım benimde olsun.

Evlenmek için kesinlikle evlenmeyeceğim.




D
dt1907
dün (3895 mesaj)

E
enesreis546
dün (18 mesaj)
Canım hiç istemiyor MASRAFFFFF





< Bu ileti DH mobil uygulamasından atıldı >


H
Hendrik Johannes Cruijff
dün (3504 mesaj)

N
Novusmisha
dün (1049 mesaj)
Kadın ~ben mekkeye gitmek istiyorum sense beni alkollü çıplak insanlarla otele sokuyorsun yazmış~

Sonrada dert yanıyorsun başka bi adamla mesajlaşıyor diye. Bu zihniyet ahlaklı aile kadınını bile ahlaksız eder.

Kusura bakmayın size sert gelebilir ama maalesef hayat çok acımasız.





< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @Carl_Sagan

0
01001101
dün (2957 mesaj)
"anlam" insanların birlikte ördüğü ortak hikayeler ağıdır. Kilisede evlenmek, ya da seçimlerde oy kullanmak gibi belirli davranışlar neden bizim için anlamlıdır? çünkü ebeveynlerimiz de böyle düşünür, ve tüm komşularımız seçimlerde oy kullanırlar. diğer şehirlerdeki hatta uzak diyarlardaki insanlar bile oy kullanır. peki tüm bu insanlar neden "anlatıları" anlamlı bulur? çünkü arkadaşları ve komşuları da aynı görüşleri paylaşır. İnsanlar kendi kendini çeviren bu döngüde devamlı birbirlerinin görüşlerini destekler. karşılıklı her kabul, anlam örgüsünü herkesin düşüncesine inanmaktan başka bir çareniz kalmayıncaya kadar güçlendirip sıkılaştırır.



gel zaman git zaman anlam örgüsü çözülür ve yerini yenileri alır. belirli bir çağda insanlara hayattaki en önemli olguymuş gibi gelen şeyler, gelecek nesillerin gözünde anlamsızlaşırlar. ve unutulurlar.



1187’de Selahaddin Eyyübi, Hıttin muharebesinde haçlıları yenerek Kudüs’ü fethetti. Papa kutsal şehri geri almak için III. Haçlı Seferi’nin yapılacağını duyurdu. Selahaddin Eyyübi’ye karşı savaşmak için yurdunu terk eden John adında genç bir İngiliz asili düşünün. John tercihlerinin nesnel bir "anlamı" olduğuna inanırdı. "kafir" saydıkları müslümanlara karşı bu savaşta yaşamını feda ettiğinde, ruhunun cennete yükselerek uhrevi zevklerle dolu sonsuzlukta keyif çatacağından kesinlikle emindi. eğer kutsal topraklara ulaşabilirse, müslüman bir savaşçının indirdiği balta darbesiyle acı içinde kulakları çınlarken gözleri kararıp yere yığıldığı an, göz alıcı bir ışığın etrafını saracağına, ahenkli arp notaları eşliğinde parlak kanatlı meleklerin onu muhteşem altın kapıdan içeri çağıracağına, cennete doğru giden yolda İsa'nın ona eşlik edeceğine olan inancı tamdı.



John bütün bunlara neden inanıyor? çünkü John'un yaşadığı şehirde çocukluğundan beri bildiği bir kale var ve kalenin ana salonunda II. haçlı seferinde ölen büyükbabası Henry'nin paslı kılıcı asılıdır. John evebeynlerinden büyükbaba Henry'nin artık cennette meleklerle dinlendiğini ve gökyüzünden John’la ailesini izlediğini dinleyerek büyüdü. John'un yaşadığı devirde haçlı seferlerine ölen askerlere Papa'nın vaat ettiği ebedi kurtuluş ve ölüm sonrası refah yaşamdan şüphe etmek yersiz idi.



ortaçağ medeniyeti böylece kendi anlam örgüsünü oluşturur. sonra yıllar geçer, bir anlam örgüsü çözülür ve yerine bir yenisi oluşturulur. John’un ailesi ve arkadaşları sırayla öldüler. halk ozanlarının Haçlılar hakkında çalıp söyledikleri gaza getirici mısraların yerlerini trajik aşk hikayeleri üzerine sahnelenen oyunlar aldı. yıkılan kale tekrar inşaa edildi, ancak büyükbaba Henry'nin kılıcı yoktu. fırtınada parçalanan kilise camları yenilendiğinde, ortaçağ şövalyesi Godfrey de Bouillon, ve cehennemdeki günahkarların yerini, İngiliz Kralı’nın Fransa’ya karşı kazandığı muhteşem zafer almıştır artık. rahip, Papa’ya: "kutsal babamız" değil, "Roma’daki o şeytan" diye hitap etmektedir.



yıllar geçmeye devam eder. bir zamanlar kalenin yükseldiği tepede bir alışveriş merkezi vardır artık. kilisede yalnızlıktan sıkılmış bir papaz, ziyarete gelen iki Japon turisti ağzı kulaklarında karşılayıp uzun uzun vitrayların hikayesini anlatırken, dinlediklerinin anlamsızlığı karşısında kafa sallayan turistler kibarca gülümserler. bundan yüzlerce yıl önce, darmaduman hâlde bir şövalye bu kiliseye girip nefes nefese bağırarak yeni havadisi ilan etmişti: "KUDÜS DÜŞTÜ! PAPA YENİ SEFER KARARI ALDI! ÖLEN HERKESE EBEDİ ZAFER BAHŞEDİYOR!" aradan geçen onca yüzyıldan sonra Avrupalı gençleri John'un yaptığı gibi orta doğuya haçlı savaşmaya götürecek bir anlam örgüsü kalmışa benzemiyor. işin aslı şu ki, günümüzde papaz bile kafirlerle savaşmaya niyetlenen gencin psikotik bir nöbet geçirdiğini düşünecektir. günümüzde uluslar arası barış örgütüne katılıp göçmenlerin haklarını korumak adına Suriye’ye gitmeye karar veren genç bir İngiliz kız cesareti ve ideali için tanıdıkları tarafından kutlanacak, yapmakta olduğu şeyin anlamlılığından dolayı kahraman ilan edilecektir, ancak yüzlerce yıl önce bunu yapmaya kalkacak birisi deli muamelesi görürdü. 12. yüzyılda İngiltere’de kimse insan haklarının ne olduğunu bilmiyordu. ortadoğu’ya canınız pahasına gidip müslümanları öldürmek yerine, bir müslüman topluluğunu diğerinden korumak istediğinizden mi bahsediyorsunuz? aklınızı kaçırmış olmalısınız.



tarih böyle İnsanlar tarafından oluşturulup sonra kaybolan anlam örgüleriyle doludur. şu anda etrafınızda herkesin yaptığı, ve yapmayanların, ya da yapılmasını anlamsız bulanların parmakla gösterildiği normlar, gelecekte büyük ihtimalle kitleler tarafından terk edilmeye başlanılacaktırlar. önümüzdeki yüzyılda demokrasi ve insan haklarına duyduğumuz inanç, gelecek nesillerimize anlamsız görünmeye başlayabilir.



anlam örgülerinin son kullanma tarihlerinin var olması, onların kötü bir şey olduklarını göstermez. işin aslı şu ki, insan nesli "soyut" anlam örgüsü oluşturabildiği için diğer canlılara hükmedebilmektedir. çünkü insan'ın hayal gücü, örgütlenebilme için gerekli anlam örgülerini kurabilmeyi sağlamıştır. hayvanların da anlam örgüleri vardır, ancak hayvanlar sadece belli fiziksel anlam örgülerinin dışına çıkamazlar. tilkiler için tavşanı gözetleme esnasında yapılması gerekenler nizami şekilde bellidir, ve tilkiler bu anlam örgüsü sayesinde yaşamlarını sürdürürler. ancak hiçbir tilki sosyal tilki medeniyeti kuracak bir anlam örgüsünü hayal dahi edemez. zira "medeniyet" gibi kavramlar soyuttur.



insan nesli, mağarada yaşamayı, kayayı kazımayı, kesici alet yapmayı, kabaca konuşmayı, yazmayı ve yer altından çıkardığı demiri eritip alet yapmayı öğrendi. insanlığın bu noktaya gelene kadar öğrendikleri şeyler hep doğadaki fiziksel nesnelerle ve fiziksel kavramlarla ilgili idi. bütün bu süreçlerde öğrenilmiş zanaatin yeni doğan çocuklara öğretilmesi çok önemli idi, çünkü ateş yakmayı öğrendikten sonra çocuk yaptığınızda çocuğunuz ateş yakmayı bilerek doğmuyordu. ancak orman kanunlarının hüküm sürdüğü dönemde insan toplulukları içindeki etkileşimler çok kaotik idi, çocuğunuza ateş yakmayı öğreteceğiniz gün gelemeden başka bir zorba topluluğu size saldırıp sizi öldürebilir, karınızı alabilir, çocuğunuzu da umursamayabilirdi. (hayvanlar aleminde görülen bir durumdur ve kaybeden güçsüz babadan yapılma çocuğun ölümü ile sonuçlanır)



aynen hayvanlar aleminde olduğu gibi güçsüz olanlar eziliyorlar, kargaşa hiç bitmiyordu. ancak güçsüzler örgütlenme anlam örgüsünü bi sonraki aşamaya taşıdılar, ve geyik avlarken örgütlenmeye ek olarak, insanın kendisine karşı örgütlenmeyi keşfettiler. insanlık en büyük adımlarından birini attı, ve gücü olanın kanun koyucu olduğu orman kanunlarına karşı "medeniyet"i ve "kültür"ü üretti. artık ortak kararlar alınacaktı. güçlenen erkeklerin etrafa saldırıp kendilerine kadın toplamalarının yıkıcı etkileri artık herkesi öylesine yoruyordu ki, ortak karar ile bu sonlandırıldı. sivil sözcüğü ingilice "civil" den gelir, ve o sözcük de "civilization" sözcüğünden gelir. civilization demek medeniyet demektir. medeniyet; ortak kararlar ile herkes için daha yaşanabilir bir hayat oluşturma girişimidir, ve soyut bir anlam örgüsüdür. kısacası, sivil demek, ortak karar alıp buna uyan demektir. hiç şüphesiz ki ortak karar alma kavramı ilk başlarda kolayca kabul edilmemiştir. böyle bir şey ilk ortaya atıldığı sırada güçlü olan bir erkek bunu neden kabul etsin ki? ancak günümüzde güçlü erkeklerin sokakta gördükleri güzel kadının güzçsüz kocasını dövüp kadına el koyduğuna rastlamayız. bunun nedeni artık evlilik gibi anlam örgülerinin doğuştan itibaren toplumda benimsenmesinden dolayıdır. tabi ki güçlü erkeği alı koymak için sert ceza kanunları da koyduk, ancak günümüzde bu cezaları anlık olarak kaldırsanız bile birçok güçlü erkek yine de bunu asla yapmaz çünkü aynen John'u ölüm umuduyla savaşa götüren kültür gibi biz de bir kültüre sahibiz.



günümüzde youtube üzerinden etkinlik gösteren bazı islam hocaları, kız kardeş ile ensest ilişkiye girilmemesinin tek nedeninin din olabileceğini, ateistlerin kendi kız kardeşleri ile ilişkiye girmemeleri için bir neden olmadığını söylüyorlar. tabii ya, eğer ateist için kız kardeş günah değilse, yani ateizmin öğretileri yok ise, o zaman ateistler tam olarak neye dayanarak ensest ilişkiye karşı çıkabiliyorlar ki? çok saçma!



evet, bunu söyleyen din hocası kendisi gelişmiş bir batı ülkesinde üniversite öğretim görevlisi olan biri. bu kişi yaşamakta olduğu batı ülkesinde sokakta yürürken asla yere tükürmez. halbuki kendisinin dini inancında yere tükürme diye bir öğreti yoktur. asla gaz salmaz, ama böyle bir öğreti de yoktur. hayatta "yazısız kanun" gibi yapmakta olduğumuz sayısız şey vardır, ve bunların her biri için dini temel aramak beyhudedir. hayatımızı ortak yaşam kanunları ile kendimiz oluşturduğumuz kurallarla yaşarız. bu kuralları hep birlikte daha rahat yaşayabilmek için kendimiz koyduk, ancak kurallar anonimdirler, toplumda kendiliğinden oluşmuşturlar. herkesin serbestçe gaz saldığı bir toplumda yaşam biraz daha zor olurdu, ve gaz salmama anlam örgüsü zamanla oluşurdu. bunun için illa din kitabınızdan ayet okumanıza gerek kalmaz. (ensest ilişkiyi açıklamak için illa buna gerek yoktur çünkü ensest ilişki zaten genetik olarak ölümcül hastalıklı çocukların doğmasına neden olur ve bu yüzden ensest ilişki eğilimine sahip insanların kendi nesillerini binyıllar boyunca ilerletebilecek yavrular doğuramamış olmaları gayet normaldir)



ortak yaşam kanunları gelişimimizi sağlayan en önemli anlam örgüsüdür, ve bunun içerisinde birçok alt anlam örgüsü oluşup yok olabilir. ilk ortak yaşam kanunlarından birinin karı-koca eşleştirmesi ile evlilik olduğunu söyleyebiliriz. evlilik insanlığın bu günlere gelişinde en büyük rollerden birini oynamış, çok yararlar sağlamış bir kavramdır. orman kargaşasının bitmesinin yolunu açmış ve yeni doğan nesillerin doğayı daha rahat izlemesini, bilgi aktarımının kolaylaşmasını sağlamıştır. ancak dünya değişiyor. dereden çok su aktı, hatta o kadar uzun süreler geçti ki kıtalar birbirinden kopup diğeri ile çarpıştı, ve derenin kendsi de yok oldu, yeni dereler ortaya çıktı. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. evlilik kavramı da yeni devrin şartlarına göre eski anlamını yitirecek, evrim geçirecektir. bir zamanlar ekonominin işlemesi için paralı düğün gelenekleri gibi canlandırıcı faaliyetler ortaya atılmıştı, günümüzde de yapılıyor, her şey için bir "gün" çıkartılıyor. önümüzdeki yüzyılda yeni nesiller muhtemelen kendilerine: "öyle ya da böyle evleneceksin, kaçış yok, düğün saçmalıkmış falan geç bunları, mecbur yapacaksın" diyen büyüklere sahip olmayacaklar çünkü dünya çok daha değişmiş olacak. günümüzde her iki cinste de (ama daha çok erkeklerde) evlilikten uzaklaşmanın bu kadar artmış olmasının tek nedeni bu kişilerin işe yaramaz birer ergen-mal olması değildir. John'un devrinde biri çıkıp: "durun, ya bir müslüman tarafından öldürülme hayali kurmamız beyhude ise? ya Papa bize cennet sunamayacak ise?" demiş olsaydı, ergen-amaçsız bir mal ilan edilirdi. gerçek şu ki, John'un yaşadığı tarihten daha ileriki bir tarihte Avrupa insanının artık bu anlayışı toplu halde sonsuza dek terk edeceği bir dönem gelecekti, ve geldi de. değişen şartlar, değişen dünyalar, değişen normlar..

insan zihninin kendisi başlı başına bir yaşam ortamıdır. ortak zihnimizde kültürler doğarlar, olgunlaşırlar, ve ölürler. bazı kültürler yaşam süreleri boyunca diğer kültürlerle evlenip çocuk kültürler doğururlar. o çocuklar da yeni çocuk kültürler doğururlar. kültürler çatışabilirler, savaşabilirler, birbirlerini ayıplayabilirler. kültürler hastalanabilirler. günümüzde sosyal medya ortamında çok sayıda insanın hoşuna gidecek bir davranışı ortaya koyan birisi, daha önce hiç karşılaşılmamış davranışların kitlelerce benimsenmesini sağlayabilir. bu yeni bir kültür biriminin doğuşudur, ve benimsendiği coğrafyanın genişlemesi ile yaşamını uzatabilir. bu davranış şekli ilerle yeni davranış şekillerinin doğmasına neden olabilir, onlar da torun kültürler olacaktırlar. biyolojik canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için yemek yemek, su içmek zorundadırlar. kültürler ise yaşamlarını sürdürebilmek için yüzyıllar boyunca kendilerini benimseyen insanların bitmemesini sağlamak zorundadırlar. kültürler de yaşlanabilirler, kendilerini benimseyen insanların sayısının azalması, kültürlerin yalnız ve mutsuz ihtiyarlık dönemleri olacaktır. unutuluş ölümdür. tarih bir kültür mezarlığıdır. günümüzde özellikle daha önce hiç görülmemiş olan teknoloji sayesinde yepyeni davranış biçimleri ortaya çıkıyor, bunlar insan kitleleri tarafından çok sevilerek kucaklanan, yani mutlu çocukluk dönemlerini yaşamakta olan sevinçli kültürlerdir, ve zamanla büyüyecekler, belki çocuk yapabilecekler, ama büyük ihtimalle de bir gün kendisini benimseyen hiç kimse kalmadığında ölecektirler. kültürler de aynen insanlar gibi çağa ayak uydurmak zorundadırlar. birçok ilkel çağ mitolojisinde gökyüzünün tavan olduğu ve düşmemesi için tanrılar tarafından tutulduğuna, ya da onu yukarıda tutacak ayaklarının var olduğuna inanılırdı. o devirde bu zihin yapısı öylesine güçlüydü ki kutsal kitaplara kadar işledi. ancak günümüzde kendi kutsal kitaplarında bunun açıkça yazılı olduğu dinlere inananlar bile bunu hiç dillendirmezler. 400 sene önce hristiyan zihinsel yapısına karşı koyan yargıları benimsediği gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılan Galileo, 1992'de Papa II. Jean Paul tarafından aklanıldı, ve 400 sene önce verilmiş olan idam kararının o dönemin bir hatası olduğu, Hristiyanlıkla bir ilişkisinin olmadığı açıklandı, çünkü Papa II. Jean Paul'un 1992 yılında hâlâ canlı tutmakla yükümlü olduğu, ve dönemin şartlarına uydurulması gereken bir kültürü vardı. 2018 yılında Güneşin ve diğer tüm gök cisimlerinin Dünya'nın etrafında döndüğünü kabul etmeyen kişilerin öldürülmesini salık verecek bir kültür çok kısa bir sürede ölecektir. kültürler ortak insan zihninde, kendi yaşam ortamlarında yaşarlar. onlar soyut canlılar gibidirler. bazı bilim adamları dünyadaki biyolojik yaşamın dışında yeni bir yaşam formunu aramak için illa uzayı incelememize gerek olmadığını, çünkü insanoğlunun zihninde gelişen kültürün başlı başına yeni bir yaşam formu olduğunu söylüyorlar..





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi 01001101 -- 15 Kasım 2018; 23:48:48 >


E
EmuMaster
23 sa. önce (2085 mesaj)
Evlenecek her erkek bireyin girip okuması gereken başlık

Daha geçenlerde parkın birinde başörtülü bir kız, kendi şalını erkeğin sırtına sarıp çardak'da bir takım temaslar gerçekleştiriyorlardı.

Aynı kızı gün içinde üniversite yurdunda gördük.Ailesi okusun diye yollamış siz hesap edin gerisini

Bugün sürücü kursundan gelirken, başka bir parkın yanından geçerken yerde yırtılmış prezervatif kabı gördüm."Vay haysiyetsizler public yapıyorsunuz bari çöpünüzü çöp kutusuna atın" diye aklımdan geçiriyordum ki, parkur esnasında gördüğüm başka bir başörtülü kız ve erkek o parktaki bir ağacın altında yine bir takım temaslarda bulunuyorlar

Şimdi bunu neden yazdım?Denklem kurmakta zorluk çeken arkadaşlar için açıklamasını da yazayım;

En güvenilir diye baktığımız über müslüman başörtülü kızlarımız okul esnasında çardak ve ağaç altları esnasında bir takım temaslarda bulunuyor.

Olaki aileniz sizleri bunlarla tanıştırıp evlendirmek isterse ve ilk sahibi olma konusunda takıntılıysanız anlattığımı gözden geçirin.

Ha net ortamındaki bir adamın dediklerine güvenmiyor iseniz ki yine kendinizce haklısınız, yakınlarda olan parklar varsa aynı durumlara gidip kendiniz şahit olabilirsiniz


Bu mesaja 2 cevap geldi.

A
atom-karınca
19 sa. önce (1126 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: EmuMaster

Evlenecek her erkek bireyin girip okuması gereken başlık

Daha geçenlerde parkın birinde başörtülü bir kız, kendi şalını erkeğin sırtına sarıp çardak'da bir takım temaslar gerçekleştiriyorlardı.

Aynı kızı gün içinde üniversite yurdunda gördük.Ailesi okusun diye yollamış siz hesap edin gerisini

Bugün sürücü kursundan gelirken, başka bir parkın yanından geçerken yerde yırtılmış prezervatif kabı gördüm."Vay haysiyetsizler public yapıyorsunuz bari çöpünüzü çöp kutusuna atın" diye aklımdan geçiriyordum ki, parkur esnasında gördüğüm başka bir başörtülü kız ve erkek o parktaki bir ağacın altında yine bir takım temaslarda bulunuyorlar

Şimdi bunu neden yazdım?Denklem kurmakta zorluk çeken arkadaşlar için açıklamasını da yazayım;

En güvenilir diye baktığımız über müslüman başörtülü kızlarımız okul esnasında çardak ve ağaç altları esnasında bir takım temaslarda bulunuyor.

Olaki aileniz sizleri bunlarla tanıştırıp evlendirmek isterse ve ilk sahibi olma konusunda takıntılıysanız anlattığımı gözden geçirin.

Ha net ortamındaki bir adamın dediklerine güvenmiyor iseniz ki yine kendinizce haklısınız, yakınlarda olan parklar varsa aynı durumlara gidip kendiniz şahit olabilirsiniz
Geçenlerde gittiğim bir cafenin orta katında, ki kimse yoktu ama biz yukarı çıkarken gördük. Çarşaflı bi kızla eleman dudak dudağa idiler




I
Illusive Man
17 sa. önce (2783 mesaj)
Benimde okuldan tanıdığım bi kız erkek arkadaşından artık yapamıyorum diye ayrılmaya kalktı biz yapma iyi düşün falan dedik dinlemedi. Ayrılmadan önce işyerinden tanıştığı evli çocuklu, kız avcısı bi itle birlikte olup çocuğu aldattı falan sonrada ayrıldı. 2-3 ay sonra baktı pişman oldu oğlana geri dönmeye çalışıyor şimdi ve ayrı oldukları zaman çocuk başka kızla birlikte oldu diye üzülüyor :) kendi daha ayrılmadan önce evli adamla birlikte olduğunu çocuğa söylese çocuk ciddi ciddi öldürürü kızı kendi yaptığını bilmeden birde ona kızıyor ayrıyken başkasıyla birlikte olmuş diye.
Kadın milleti gerçekten çok salak ve rahat batıyor. Eskiden yabancı kız arkadaş istiyorum diyince herkes onlarda sadakat yok hepsi ors*pu olmuş derlerdi yeni nesil türk kızlarının hiçbir farkı yok üniversite 6 yılda gördüğüm tecrübe bu oldu. Hiç aklınıza gelmeyecek tertemiz kız diyeceğiniz kızlar ne tek gecelik ilişkiler yaşıyor açık kapalı fark etmeksizin.

Gece kulübünün swarmda mayorü olupda diktirip türbana girip evlenen arkadaşım var siz düşünün artık.




Bu mesajda bahsedilenler: @EmuMaster