|
https://www.imdb.com/title/tt0108238/?ref_=ext_shr_lnk Bu aralar izlemediğim 90'lar filmlerine sardım. Netflix'te bayağı bir 90'lar filmine denk gelince yavaştan başladım. İlk izlediğim filmde 93 yapımı Bruce Willis'ın "Vuruş Mesafesi" filmi. Filmde dedektif olan Bruce abimizin bir polisin seri katil olduğunu söylemesiyle rütbesinin düşürülmesi sonrası başına gelen olayları anlatıyor. Genel olarak fazla temposu olmayan izlerken ne sıkan ne de keyif veren bir yapım. 6,5/10 |
|
Ben Avatar'ın özellikle ilk filminin aşırı derecede balon olduğunu düşünüyorum. Millet ilk filmin tam olarak nesini sevdi hiçbir zaman anlayamayacağım. Bilimkurgu desen anca kenarından köşesinden almış, bilimkurgu demek için bayağı bir zorlamak gerek. Özgün bir senaryosu da yok zaten Pocahontas denilmesi de hiçbir özgünlüğünün olmadığını gösteriyor. Bu filmin tek ama tek olayı zamanına göre iyi bir CGI teknolojisi kullanması ve tabii ki Periah'ın da dediği gibi James Cameron isminin dibine kadar sömürülüp pazarlama unsuru olarak kullanılması. Şu filmin 2009'da nasıl her yerde bangır bangır pazarladığını hatırlıyorum. Radyolar, forumlar, hee yerde Avatar aşağı Avatar yukarı diye balon şişirilip duruyordu. Bu kadar lafı ediliyor diye yüksek bir beklentiyle izlemiştim o zaman 1080p (FHD o zamanlar yüksek bir görüntü kalitesi) müthiş bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Bunca övgü, bunca reklam, bunca gişe ve James Cameron isminden çıka çıka bu film mi çıktı dedim. Avatar filmi sadece ve sadexe bir teknoloji demosudur, tüketicilere (seyirci diyemiyorum) sinema filmi diye yutturulmuştur. Dev isimleri kaldır, James Cameron ismini sil, CGI'ı at geriye koca bir "sıfır" kalır. Ben 2. ve 3. filmin de neden ilk filmden aşağı görüldüğünü anlayamadım, bunu sadece size demiyorum genel kanı bu. Yahu 2. ve 3. filmin senaryo klişeydi de ilk film klişe değil miydi? Tam tersi asıl ilk film daha büyük bir klişe bombasıydı. İlk filmle 2. ve 3. film arasındaki fark tür olarak insan ve bu Navi ırkı vardı. 2. ve 3. filmde Navi'lerin kendi aralarındaki ayrılmış alt türlerini görüyoruz. Gerçi son filmdekine ne kadar alt tür diyebiliriz çünkü sadece boyaları ve dövmeleri farklıydı, maskeleri, kabile diyebiliriz. Ama 2. filmde gördüklerimiz bayağı bildiğin farklı bir alt türdü. (Taksonomide kötüyüm, aile, ırk, tür, sınıf, familya bunları hep karıştırıyorum, o yüzden hatalıysam affola, alt tür deyip geçtim ama zaten tamamen kurgusal canlılardan bahsediyoruz.) Bana göre Avatar 2. filmi Avatar'ın ilk filminden çok daha iyi bir seviyede. Evreni farklı bir türlerin olduğunu göstererek genişletmişler. Son film de bunu yapmış ama bakıldığında bu bir canlı türü olmaktan ziyade farklı kültürler farklı kabileler olabildiğini gösteriyor tıpkı insanlardaki gibi. Bunlar zaten vasat olan bu film serisine ekstra pozitif katkılar diye düşünüyorum. Bana göre halen daha bu vasat serinin en iyi filmi 2. sonra bunu 3. sonra bunu ilk film takip ediyor. Ama dediklerine de kısmen katılıyorum: bu seride gördüğümüz ve hissettiğimiz şey 2. filmin 1. filmi tekrar etmesinden çok (buna katılmıyorum yani) 3. filmin 2. filmi tekrar ettiğini görüyoruz. 3. filmi izlerken 2. filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Gereksiz yere de çok uzun tutulmuş. Aksiyona, yüksek ritme rağmen film bu uzunluktan dolayı sıkabiliyor. Periah'a katılıyorum, James Cameron bu Avatar serisiyle değil Titanic'le Terminator 2 ile Aliens ile anılmalı, bu CGI banyosu ile değil. |
|
Bu seriyi geçen veya ondan önceki sene mi ne bitirmiştim hatta buraya da 5 filmi de yapıştırmıştım. İlk filmi yaratırken çeken arkadaş tamamen yokluklarla çekmiş, ondan bir şey ödünç almış, bundan kiralamış derken yokluklarla çekmiş. Ayrıca filmi yaratıcısı arkadaş çocuklen gördüğü kabuslarsan esinlenerek bu filme girişmiş ki çok mantıklı. Ben de çocukken sayısız kabus görürdüm, çocuklen her gece korku filmi izlemenin sonuçları. Bu filmleri de çocukken izlemiştim. Neyse. Hem bütçe yetersizlikleri hem teknik yetersizlikler sebebiyle yüksek potansiyel taşıyan bu serinin bence hakkı verilememiş. İyi bir korku filmi yönetmeniyle (belki James Wan) bu seriye bir remake çekilse iyi bir senaryo ve kurgu ile -mümkünse SJW/Woke aptallıkları olmadan- ortaya güzel bir iş çıkabilir. Bakalım Hollywood'un içerik üretme kabızlığında kimim aklına bu korku-gerilim serisini yeniden ayağa kaldırmak aklına gelecek. Bu arada serideki o yaşlı dayı ilk filmden 2016'daki son filme kadar hep mevcut. Adam seriye siyah-gri saçlarla girip bembeyaz saçlarla seriyi sonlandırıyor ve son filmden hemen sonra 2016'da ölüyor. (Yani o yıl ölmüş) Güzel bir remake şart bu seriye, şöyle biraz bütçeli olacak. |
|
Hocam haksız değiller. Zira oyunlarını oynayanların penceresinden baktığında bu film aşırı derece yüzeysel giden, konusunu ele aldığı oyun serisinin anlattığı şeyin %1'ini bile anca anlatabilmiş, sadece oyunun adını kullanıp sömüren bir yapım olmuş. Bu yüzden sevilmedi. Zaten oyunlarında olmayan farklı bir karakter ve farklı bir olaya değinmiş. Bu da bence yanlıştı. 2017 yılında ana konusun da yaptığım uzunca bir kritiğin linkini bırakayım. https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/124157777 Hatta daha aşağılarda başka bir forum üyesiyle yazıştığım tartışmaları da atayım böylece nedenler daha iyi anlaşılır. https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/124739436 https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/124741901 |
|
https://www.imdb.com/title/tt0120324 3 arkadaşın ormanda karların içinde bir bavul dolusu parayı bulmasıyla gelişen olayları anlatıyor Rahmetli Bill Paxton reis başrolde. İzledikçe merak uyandıran ve sonlara doğru drama bağlayan ilginç bir film |
|
https://www.imdb.com/title/tt4276820 The Founder 7/10 Mc Donald's ın kuruluş hikayesini anlatıyor. Michael Keaton ' ın oyunculuğu çok iyiydi. Film genelinde de dönemin havası oldukça iyi yansıtılmış. Ama kapitalizmin ve hırsın ne derece acımasız noktaya gelebileceğini çok iyi gösteriyor. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > The Edge Adamın hammaddesi rolünde oynayan Antony Hopkins eşliğinde Alaska vahşi doğasında yaşam mucadelesi veren bir grup kazazedeyi izliyoruz . Fakat filmin adını Türkçeye ihanet olarak çevirmişler. İlk basta neden öyle olduğunu pek anlamasam da aslında filmin içerisinde entrikalar döndüğü de sonradan ortaya çıkıyor. Oldukça keyifli bir macera filmi . Öneriyorum. Not : Revenant'da CGI ayı ile kapışan Leanorda Di Caprio abimiz gerçek ayıyla boğuşan Antony Hopkins'in elini öpsün. Hiçbir CGI ayı gerçek ayının yerini tutmuyor nokta. < Resime gitmek için tıklayın > Kara Telefon Olaganustuluk teması ile klasik cinayet filmini birlestirmisler ortaya fena birsey çıkmamış. Biri Insidious'a benzetmiş katılıyorum. Yalnız film çocuk karakterler ağırlıklı olduğundan şiddet sahneleri göstermek yerine hissettirme seçeneğini kullanmışlar. Türünün en iyisi vb vb değil. Sadece ağızda farklı bir tat birahabilen ortalama üstü bir yapım. Öneriyorum. < Resime gitmek için tıklayın > Iskoçya'nın Son Kralı Bir tane Irz düşmanı İskoç var . Bu zengin simarikligindan Uganda'ya gidip doktorculuk oynuyor . Bu herife ırz düşmanı dememin nedeni evli kadınlara sulanıyor olması. İşte artık gerçek mi kurgu mu bilmiyorum ancak bir olay sonucu Afrika tarihinin en kanlı diktatorlerineen biri olan İdi Amin'le yakınlaşıyor ardı dan karısını da yatağa atıyor. Sonra kadına olanları tahmin edebilirsiniz. Bu lavuk da biraz işkenceyle kurtuluyor . Film aşırı derecede övülmüş , İdi Amin'i oynayan siyahi oyuncu ödül almış vb vb ancak bana ne oyunculuk çok aşmış gibi geldi nede senaryo dönemi tasvir etmek konusunda yeterli geldi . Bilmiyorum kötü bir film değil fakat abartıldığı kadar iyi bir film de değil. Öneriyorum ancak beklentileri yükseltmeyin. < Resime gitmek için tıklayın > Yakın zamanda cekilmis bir film vardı. Amerika'yi fırtına vuruyor , ortaligi sel basıyor, timsahlar gelip milleti avlıyordu. Aynısının kopekbalikli versiyonunu yapmaya çalışmışlar. Fakat o filmin aksine bu film yer yer yaptığı yersiz espriler, filmin sulanması/ ciddiyetsizlik ve bilmiyorum bir olmamışlık var . Ortalık can pazariyken bir anda marvel tarzı gevşek konuşmalar yaptığın an filmin bütün gazi kaçıyor. Hele o siyahi yaşlı adamın aşırı zorlama bir hipopotam öyküsü var ki baydı. Beğenmedim, onermiyorum. Timsahlı olanı izleyin o daha iyi. |
IMDB izleyici yorumlarını okuyabilmeniz için hesap girişi yapmayı zorunlu kılmış, bir bunlar eksikti. Lanet olsun yav. https://www.resetera.com/threads/imdb-locks-user-reviews-behind-account.1494850 |
| Ben her zaman film seçmeden önce Turkcealtyazi sitesindeki yorumları okuyorum. Üyelik gerektirmiyor. Tavsiye ederim. |
| Kremlin büyücüsü filmi sadece bugün gösterimde görünüyor ve istanbulda yok nedeni nedir bilen varmı? |
|
Ben de o sitedeki yorumları okuyorum ama yorumların çoğu boş, sırf yazmış olmak için hiçbir ifade etmeyen 1-2 satırlık yorumlar mı dersin, uzun uzun yazıp hiçbir şey anlatmayan ama edebiyat parçalamaya çalışanlar mı dersin... Böyle çok bo mesajlar da var maalesef. Imdb'nin yorumları görmek için üyelik istemesi de ayrı bir saçmaymış. Ben film listesi ve puanlama için mecburen üyelik kullanıyorum da yorumları üye olmayana göstermemek harbi ayıptır yani. |
|
https://www.imdb.com/title/tt1341338/?ref_=ext_shr Keyifli, metaforlu, alegorik anlatımlı, distopya içerikli absürt komedi, aksiyon, mindfuck, bilimkurgu yapımı. Tam bir aşure ki aşureyi severim. Konusunu açmaya değer bulduğum için bana ait olan ve olmayan ayrıntılı kritikleri orada paylaştım. Konusu: https://forum.donanimhaber.com/good-luck-have-fun-don-t-die-2025-sam-rockwell-juno-temple-michael-pe-a-gore-verbinski--163385831 8/10. https://www.imdb.com/title/tt33244668/?ref_=ext_shr1997 yılında ciddi bir film olarak çekilmiş olan aksiyon gerilim yapımı Anaconda filminin yeniden çekimi değil de o filmi içlerinde bir şeyler başarma isteği ve ukde kaldığı için yeniden çekmeye çalışan artık orta yaşlarına gelmiş çocukluk arkadaşlarının bu uğurda yaşadığı maceralarını komedi türünde anlatmaya çalışıyor. Film komedi türünde yani ciddi bir film değil, zaten içinde Jack Black'in bulunup da komedi olmadığı film sayısı yok denecek kadar azdır diye düşünüyorum. Bunu belirtme gereği duydum çünkü altyazi.org sitesindeki bazı yorumlar akıl alır gibi değil. Adam filmin ne konusuna bakmış, ne kapağına bakmış, ne oynayan oyuncusuna bakmış ne de filmin zaten başından sonuna ne olacağı belliyken akıl edip de bu filmin bir komedi filmi olduğunu o eski ciddi Anaconda filminin bir devam ya da bir remake'i olmadığını bilemediği gibi akıl da edememiş ve yetersizlikleriyle boş boş yorumlar yapmış. Adam Adana dürüm şeklinde yapılmış pasta görmüş, pasta olduğu belli yani ama ısırınca Adana dürüm tadı alamadığı için pasta olduğundan tatlı olduğu için beğenmemiş. Bu yorumları yapanların vaziyeti de bu hesap işte. Filme gelirsek ben açıkçası sevdim hem eski filmi zaten 27-28 sene önce VCD'den defalarca izlemiş biri olduğumdan, o nostaljik zamanları bana çağrıştırma usulü yaşattığından hem de filmin sıkmayan temposundan sevdim. Açıkçası IMDb puanının düşüklüğünden ve Jack Black'in genel olarak katıldığı vasat işleri ve son katıldığı berbat Minecraft filminden sonra filmi seveceğimden şüpheliydim ama yok film akıyor gidiyor, çerezlik yani. Filmin Hollywood'a açıkça giydirdiği 2 yer var ki güzel olmuş, keşke daha fazla giydirselermiş. Ciddiye alınmazsa bir komedi filmi olduğunun bilincine varılırsa filmi seversiniz, en azından keşke hiç izlemeseydim demezsiniz. Ama bu filmi sevebilmek için biraz yardıma ihtiyaç var. Şu https://www.imdb.com/title/tt0118615/?ref_=ext_shr filmini izlemek şart gibi sanki. He bir olay sıralaması yok ama yani görüp değerlendirmek başka bir şey, hiç görmeden veya okuyup geçerek Jack Black'in filmini izlemek başka. 97 yapımını izlemeden o filmin müziğinin yeni filmde 2 kez kullanılmış olduğunu bilemezsin. Ya da Jeniffer Lopez'i ve Ice Cube'ü ilk filmi izlemediğinden görmediğin için son filmde görmek senin için bir anlam ifade etmez vs. O yüzden izlemek lazım. He görsel efektler 90'lara rağmen sırıtır, o zamanın vasatı. VCD'nin mpeg-2 codec'li hareketlerde karelenen 240p'den hallice dandik görüntüsüyle ve tüplü TV'nin tırtık örten boşluklarıyla o zaman iyi izleniyordu, yine de CGI kendini belli ediyordu tabii. Neyse 2025 model komedi Anaconda'sına puanım 6,5'ten 7/10. https://www.imdb.com/title/tt0120008/?ref_=ext_shr Gun fu'dan devam edelim. Genç Chow Yun-Fat kapakta da görüldüğü gibi yine bir tetikçi. Derin bir konusu yok zaten böyle filmlerde derin senaryo derin konu beklemezsiniz. Klasik klişe. Ancak film baştan sona sizi ekranda tutmayı başarıyor, akıyor. Aile içinde de izleyebilirsiniz bu arada çıplaklık, seks vs yok, küfür bile yoktu sanırım. Silah var kan var ama bu da olmazsa filmden geriye pek bir çey kalmıyor zaten ama abartılı şekilde değil, gore yok yani. Bunlar benim için epey bir artı sayılır, çoğu zaman elim fareye gidiyor sahne geçmek için, bunda kafam rahattı. İlk defa bu kadar aksiyon ve kötülüğün olduğu bir filmde ne böyle bir sahne ne de ufak bir küfüre bile rastladım enteresan geldi. Bu arada diyaloglar ve filmin sahneleri epey doğaldı hissettirdi. Hakikaten şimdiki filmlere bakıyorum 4K YouTube videosu gibi bir de geçmişteki film karelerine bakıyorum fark ettiriyor gerçekten. Ve diyalogları da çok sevdim, sövme yok, hakaret yok ama öte yandan kahretsin ve türevi ABD kültürü boş klişe diyaloglarından da hiç yoktu veya Uzakdoğu filmlerindeki anlamsız gibi gelen tuhaf diyaloglardan da yoktu. Tamamen mamtıklı ve anlamlı, gereksiz boş bir kelimin bile sarf edilmediği replikler. Meg karakterini çok sevdim bu yüzden. Kibarlık, sadelik, doğallık ve hafif karizmatik repliklerini çok güzel savuruyordu. Mira Sorvino bu karakteri çok güzel canlandırmış. Bu hatunu tuttum. Filmle ilgili bir diğer hoşuma giden ilginç değişiklik de Michael Rooker idi. Bu adam normalde hangi filmde oynasa ya kötü ve psikopat karakteri canlandırır ya da en iyi ihtimalle gri bir karakteri canlandırır. Burada ise bir polisi, bir dedektifi canlandırmış ilginç geldi. Zihnimize kötü, psikolat, serseri olarak kazınmış. Ayrıca ypaımda pek çok diğer ünlü tanıdık yüzler de mevcut. Danny Treno, Til Schweiger, Jürgen Prochnow... Desperado filmindeki kötü adamın baş adamlarında olan elemanı canlandıran Carlos Gomez'i burada görmek sürpriz oldu ilk kez Desperado dışında bir filmde gördüm. 7/10 kılçıksız, IMDB ortalaması çok düşük kalmış. |
|
6/10 Sürükleyici, bol aksiyonlu bir film. Sıkmadan izletiyor, izleyin tavsiye ederim. Tahmin edeceğiniz gibi bazı absürt kısımlar var. Amerikanın pohpohlanması, başkanın süper kahraman gibi gösterilmesi bunları görmezden gelirseniz zevk alınırsınız. https://www.imdb.com/title/tt0118571 |
Project Hail Mary
yaklaşık 1 haftadır erteliyordum az önce bitti. sıkmadan izletti gayet güzel olmuş. fakat interstellar gibi derin bir şey beklememek lazım. 2.si çıkar mı acaba
kolay kolay bu kadar yüksek puan vermem
9/10
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Winter Is Coming -- 16 Nisan 2026; 7:15:7 >