Bu konudaki kullanıcılar: 9 misafir, 2 mobil kullanıcı
99425
Cevap
3508189
Tıklama
37
Öne Çıkarma
Cevap: En Son İzlediğiniz Film ve Yorumlarınız (4972. sayfa)

R Reaper87
geçen hafta (895 mesaj)
Monster Hunter (2020)

5/10


https://m.imdb.com/title/tt6475714/

Fragmanını ilk izlediğimde beğenmesemde boş vaktimde bir bakayım dedim.Oyununu detaylı bilmem o yüzden düz aksiyon filmi olarak izlemeye karar verdim.Filmden bir beklentim yoktu.Neyse ben çok görsel efektli film sevmem.

Film onun üzerine kurulu fakat günümüz efektleri çok yapay.Ama filmdeki efektler çok daha kötü milyon dolarlık bütçeyle BMovie havasında olmuş film.Aksiyonuda çok kötü olunca en fazla 25 dk. dayanabildim kapadım.

Sonra ileri sara sara izleyeyim dedim.Son 30 dk sı fena değildi.Bu tempoyu filmin geneline yaysalar fena olmayan bir film karşımıza çıkarmış.
İlk 30 dk sı çok kötüydü.Diğer yarısıda fena değildi ama yarım yamalak kalmış vasat bir film olmuş genelde.Boş vaktiniz varsa Mila Jojovic ve fantastik aksiyon seviyorsanız izlenir...





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Reaper87 -- 29 Temmuz 2021; 19:14:2 >

< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >


E Ed Wood
geçen hafta (5481 mesaj)
Her biri eşsiz animasyonların sahibi Michel Ocelot işlerinden de söz etmek lazım. İki boyutlu figürlerin ustası, renklerle oynayan bir deha adeta. Binbir Gece Masalları tadında öyküleri de var, oryantal kültürü muazzam işlediği yapımları da. Süsleme detayları, mimari öğelerin nizamı, anlatımı o kadar yoğun ki izleyen kişinin o atmosferde kendini hissetmemesi imkansız.

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >


Kirikou et la Sorcière ~ 1998: Afrika'da geçen öykü, bir büyücünün etkisindeki köyü konu alır. Buradaki erkekler, büyücüye yem olnuştur. Köyü kurtaracak olan Kirikou adında prematüre denecek bir bebektir. 7.5/10

Princes et Princesses ~ 2000: Altı bölümden oluşan film her biri ayrı kısa öykü üzerinden işlenir. Arkada düz renk fontunun önüne siyah figürler yerleştirerek bir bakıma gölge oyunu amaçlar Ocelot. İki boyutlu hikayenin son derece zevkle işlendiği animasyonda öyküler içerisinde bolca nükte mevcut. Anlatı o kadar eşsiz ki, herkesin bu hayal dünyasında yerinin olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olmaz. 8/10

Azur et Asmar ~ 2006: Her yaştan insana hitap eden eşsiz bir animasyon. Oryantal kültür ile ilgili din, yiyecek, giyim alışkanlıkları, dilleri, müziği ve birçok şeyi kusursuz yansıtıyor. Mimari ve süslemelerdeki doğruluk anlatılamayacak kadar şahane. Souad Massi - La Berceuse d'Azur et Asmar adlı soundtrack ise sıkça replay yapmanıza sebep olabilir. 8.5/10

Les contes de la nuit ~ 2011: Yine farklı bölümlerden oluşan, gece öyküleri serisi. Kurt adam, konuşan atlar, mucize gerçekleştiren tutsak gibi belli başlıklarda ilerliyor. Tematik olarak Princes et Princesses ile eşit diyebiliriz. 7/10




L laylaylaylom
geçen hafta (104 mesaj)
< Resime gitmek için tıklayın >
the cell ( 2000 ) 10 / 7.5

filmi izlerken ben de hayal ile gerçek dünya arasında gidip geldim. inception tarzı filmleri seven bu filme de bayılacak. ilk dakikaları biraz durağan ve karmaşık geçiyor ama bu filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor.




E Ed Wood
6 gün (5481 mesaj)
Bekleme Odası • 2003 / Zeki Demirkubuz


< Resime gitmek için tıklayın >


Suç ve Ceza romanından yola çıkarak film çekmek isteyen Ahmet adındaki karakter, Yazgı filmindeki Musa ile aynı kayıtsızlıktadır. Ahmet'i de Zeki Demirkubuz oynar. Yönetmenin böyle bir karakteri canlandırmasındaki amaç bellidir. İnsanların sanatçılara dışardan ne kadar kutsal yükler atfettiğini fakat yaşamlarına girildiğinde bir kediye kaltak diyecek kadar varoş role büründüklerini gösterir. Şöhretlerinden dolayı onlara fütursuzca tutulan kadınları nasıl kullandıkları da bu alt kimliğin bir parçasıdır. Bastırılamayan şehvet, artık bitip tükenmiş Ahmet'in hayata karşı tutunduğu tek daldır. İnsanın koparılamayan sosyal hayvanlığı da aslında burada açığa çıkar. Tembellik ve tükenmişlik bütün bilinci etkisi altına alsa da id kendinden tamamen bağımsız bir alt yaşam formuna tutunarak hayatta kalmaya çalışan Ahmet'e destek olur gibi görünür. Ancak bu tutum, onu diğer insanların gözünde aşağılık bir karakter giysisi içerisindeki züppeden farklı gösteremez. 

Bahsettiğim bu düşünsel olgular üzerine gayet iyi bir metni var filmin. Fakat keşke üzerine biraz daha gayretli uğraşılsaydı da fevkalade bir iş çıksaydı dedim izlerken. Yine de kısa süresiyle hem düşündürür hem de akıcılığıyla pişman etmez.  

6.5/10 




E Ed Wood
4 gün (5481 mesaj)
Deux jours, une nuit • 2014 / Luc Dardenne, Jean-Pierre Dardenne


< Resime gitmek için tıklayın >
Geçirdiği depresyon sonrası işinden çıkarılan Sandra adlı karakterin işini geri kazanma çabası denebilir film için. Bir oylama yapılır ve bu oylamada 16 çalışandan 14'ü 'açık' oylamada Sandra'nın gitmesi için oy verir. Sandra giderse bin euroluk ücreti de alacaklardır. İşte film tam da burada 12 Angry Men'de, 11 kişiyi ikna etmeye çalışan bir jüri üyesi gibi ikna yolculuğuna çıkar Sandra. Fakat bu defa hikaye bir başkası için değil bizzat baş karakterin kendisi adına kader meselesidir.


Meseleyi kapitalizm üzerinden tamamen uzaklaştırarak değerlendiremeyiz. Film başlı başına sistem içerisinde tekrardan ayağa kalkmaya çalışan bir kadını merkezine alır. Evli, iki çocuklu olmasıyla beraber başka bir alternatifinin olmadığı, görünmeyen hayali çalışma sözleşmesi üzerine hayatını kurgular. Avrupa'nın göbeğinde, proletaryanın parçası olarak gittikçe bireyi soyutlayan ve onu işi için savaşmaya zorlayan bir mücadele söz konusudur. Sandra, ikna etmek için her kapıyı çaldığında kimi bin euroluk prim olmadan yapamayacağını söyler kimi de olumlu cevap verir. Bir işi kazanmak için aynı zamanda insanlar primden olurlar. Her iki tarafın da kaybetmesi üzerine kurulu olan kapital düzen Sandra'yı her geçen dakika daha da bireysizleştirir. Hatta bu öyle bir hale gelir ki, karakter bir sahnede öten kuşun yerinde hayal eder kendini. Dertsiz, amacı sadece uçmak olan bir hayvan üzerine kazır silüetini. Sandra bir ümitsizlikle bütün hapları içerken onun için oy kullanacağını söyleyen bir kişinin kendisini ziyaret etmesi üzerine direkt olarak ''bir kutu hap içtim'' der ve hastaneye kaldırılır. Sandra bu kadın evine gelmeseydi bunu itiraf etmeyecek ve belki de ölecekti. İnsan hayatının sistem tarafından bu kadar değersiz hale getirildiği bir ortamda elbette yaşayan ölüler olarak hayattan rol kazanmaya çalışır ve umutlu köleler olarak yola devam ederiz çoğunlukla. Sandra işini geri alacağı fakat bunun için birinin de işten çıkarılacağını duyduğunda bunu reddeder, yüzündeki bariz mutluluğu ilk kez okuruz. Onun için önemli olan 14 oyun 8'e inmesini sağlayarak mücadelesini kazanmaktır, işini geri almak değil. Film izleyiciye bunu göstererek döngüsünü tamamlar.

Bireyin değersizleşmesine dönük hikayesi ve tabii ki başlı başına devasa Marion Cotillard performansıyla iyi bir Dardenne kardeşler filmi diyebiliriz. 

7.5/10 




E Ed Wood
dün (5481 mesaj)
Videodrome • 1983 / David Cronenberg


< Resime gitmek için tıklayın >


Seks ve teknolojinin, erotomechanic fantazya ile verildiği filmlerin üstadı Cronenberg'in beğenmediğim bir filmi. VHS kasetlerin patlama yaptığı 80'li yılların başında yine insan derisini çok enteresan şekilde kullanarak işlediği bir film Videodrome. Porno kanalı yöneticisi olan Max Renn'in bir kaseti izledikten sonra gerçeklik algısının tamamen yok olması üzerine bir teması mevcut. Fakat filmin kötü yanı bu halüsinasyonların filmi başlı başına yapay kılıyor oluşu. Metaforlar, göndermeler var ancak filmin süresinin de kısa olmasıyla yeterince kendini kanıtlayamadığını düşünüyorum. 

İnsandaki işkence ve seks tutkusunun provoke edici dış etmenlerle nasıl uyarıldığı üzerine güzel bir felsefesi var filmin. Fikir ve özellikle de her zaman olduğu gibi makyajlar üst düzey olsa da işleyiş adına büyük sıkıntıları var. 

5/10 



DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.