Bu konudaki kullanıcılar: 5 misafir, 3 mobil kullanıcı
1171
Cevap
3637
Tıklama
5
Öne Çıkarma
Cevap: En Son İzlediğiniz Anime ve Yorumlarınız (58. sayfa)

P Periah Konu Sahibi
geçen ay (6596 mesaj)
< Resime gitmek için tıklayın >
Youjo Senki - Saga of Tanya the Evil

Psikopat kucuk bir kızın savas alanında şuursuzca insanları katlettiği bir anime beklentisi içindeydim fakat olayla tam olarak o şekilde gelişmedi. Beklenti bu yönde olduğu için hikaye ve karakterler beni tatmin etti.

Baslıkta geçen Tanya the Evil ifadesinin aksine ana karaktere kötü demem pek mümkün değil onun yerine mantıklı ve pragmatist bir karakter diyebilirim. Yine hikaye bu çocuk karakteri ciddiye alabileceğimiz şekilde bir arka plan sunmuş ki bu gayet güzel.

İşleniş tarafına gelirsek gayet akıcı ve üst üste sıkılmadan bölümler kendisini izletiyor. Ayrıca savasları insanlara yaptıkları, savaşsın ciddiyeti ile Tanrı kavramının keyfiyeti üzerinden oluşturulmuş zıtlık aslında burada ana karakteri her ne kadar duygusuz ve pragmatist olsa da mantıklı ve doğru taraf yapıyor.

Anime güzel bir noktada bitiyor, açıkçası devamını da görmek isterim. İnsanın kafasını çok bulandırmaya, sıkmayan - yormayan güzel bir anime. Herkese öneririm.

10/7.5





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 13 Eylül 2021; 2:33:46 >

< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


L Leon FR
geçen ay (2070 mesaj)
Pokémon Origins. Pokemon oyununun diziye uyarlanmış hali. Pokemonseverlere izlemelerini tavsiye ederim.



< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

R RED Raymond
geçen ay (46 mesaj)
GUNDAM: Iron Blooded Orphans

https://anilist.co/anime/21268/Kidou-Senshi-Gundam-Tekketsu-no-Orphans


İlk defa bir mecha animesini sevdim, güzel bir savaş ve bilim kurgu animesi aksiyonu da dramı da dozunda, anti-hero'muz da var.

Bu, alternetif evrende geçen başka bir seri yani Gundam U.C. ana evreniyle ilgisi yok, Gundamın böyle çeşitli animeleri var kısaca sadece ismi aynı diyebiliriz.

8/10




P Periah Konu Sahibi
geçen ay (6596 mesaj)
Hocam hala nostalji takılıyorsunuz bakıyorum : )


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Leon FR

S SenseiReki
geçen ay (182 mesaj)
Uzun zamandır buraya yazmamıştım.Ama şu an sıcağı sıcağına yazmak istedim.Müzik animelerini sevenler ve izlememiş olanlar için güzel bir cevher keşfettim.

Piano no Mori


< Resime gitmek için tıklayın >

Ormanın piyanosu...12 bölümlük 2 sezondan oluşan bir anime.Netflix yazısını görünce önyargıyla yaklaşmıştım ancak gerçekten kaliteli bir yapım olmuş.Özellikle bol bol müzik dinletmesi çok iyi.Çizimler ve 3d efektler biraz can sıksa da atmosfer ve yaşattığı duygular için değer kesinlikle. İzlemeyen kalmasın.:)



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


S SenseiReki
geçen ay (182 mesaj)
Kuro...Pedofil içerikli bir anime olduğunu düşünüyorum.Zar zor bitirdim.Pişman olduğum nadir animelerden.Sebastian ve çocuk arasındaki ilişki hiç masum değil.Resmen çocuk istismarı...



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Periah

P Periah Konu Sahibi
geçen ay (6596 mesaj)
Hocam iki noktada itirazda bulunmak istiyorum.

İlk olarak ilk sezonun ratingi 13+, eğer ilk sezonda çocuk istismarı olsaydı bu ratingi alabileceğini düşünmüyorum.
İkinci olarak ise Sebastian ve Ciel arasında herhangi bir cinsel çekim olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Sebastian çocuğa bir kurdun, kuzuya baktığı gibi bakıyor izlenimini kapıldım. Ara sıra onun ruhunu yemek için yanında olduğunu mimikleri ile belli ediyordu.

İkinci sezonda ise çocuk istismarı var. Bu sezon 17+ rafting almış fakat buradaki çocuk istismarı da olumlu birşey gibi değil de bir suç olarak verilmiş durumda.

Bu arada ilk sezonu izlemek gercekten zor, oldukça başarısız bulmuştum bende.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @SenseiReki

O Okeanix
geçen ay (3247 mesaj)
İzlediğim seriler arasında en çok pedofili içeriğe sahip seri Made in Abyss'di.
https://anilist.co/forum/thread/36650





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Okeanix -- 14 Eylül 2021; 23:18:33 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

S SenseiReki
geçen ay (182 mesaj)
Detayları çok bilmiyorum ama izlerken alttaki mesaj,atmosfer beni aşırı rahatsız etti.Ki böyle olunca altından iyi bir şey çıkmıyor.Örnek Fruits baskets.En baştan beri pis bir şeyler seziyordum.3. Sezonu izlemedim bu yüzden.Tabi ki aleni şekilde bir şeyler göstermiyorlar.Alttan alttan işleniyor.O yüzden +13,+17 olması çok da bir şeyi değiştirmiyor.Zaten sorun yetişkinlerin çocuklara bakışları ve tavırları.Yani çoğu animede ne konumda olduğu bilinmeyen çocuk karakterler görüyorum.Sorgulayınca iyi şeyler çıkmıyor.Direk böyle ögelerle gelseler herkes karşı çıkacak doğal olarak.Ama öyle değişik işliyorlar ki...Düşünmeden izleyen çoluk çocuk pek anlam veremeyecektir zaten.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @Periah

S SenseiReki
geçen ay (182 mesaj)
Çok hatırlamıyorum ama atmosferi şirin başlayıp karanlık ilerliyordu.Doğrudur.Beni bu konuda en rahatsız edenler Kuroshitsuji,Hxh ve Fruits Basket



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


Bu mesajda bahsedilenler: @Okeanix

M maybe4you
geçen ay (2136 mesaj)
Bazı yapımlar vardır, defalarca izlersiniz yine de sıkılmazsınız. Bugün size defalarca izlediğim, telefonumda temasını kullandığım bir animeden bahsetmek istiyorum. Sadece 1. sezondan bahsedeceğim yoksa çok uzun yazarım :d

< Resime gitmek için tıklayın >

Psycho-Pass

Öncelikle animenin teknik özelliklerine bakalım. Senaryoyu Gen Urobuchi yazmış ki bilenler bu adamın gerçekten süper senaryolar yazdığını görmüştür. Steins Gate'de tutturu repliği ile hafızamıza kazınan Kana Hanazawa bu animede başrol seiyuu konumunda. Ayrıca op ve ed müzikleri çok iyi, animenin atmosferini güzel yansıtıyor. En çok da Egoist grubunun müziklerine bayıldım. Çizimler de çok iyi. Tüm bunların arkasında olan Production I.G stüdyosu mükemmel bir iş çıkarmış, adeta başyapıt anime yapalım demiş adamlar.

Psycho-Pass distopik, cyberpunk bir dünyada geçen bir polisiye animesi. Bilimkurgu ögeleri animeye güzel yedirilmiş ve güzel bir dünya kurulmuş. Bu dünyada her şey sistematik. Sibyl sistemi adındaki bu sistem ile her şey otomatik. Fazla detay vermeyeceğim izleyip görmek güzel oluyor. Animede sevdiğim şey, animenin bir süre sonra doğru ve yanlışları sorgulatması. Doğru bildiğimiz şeyler yanlış mı? Yanlış bildiğimiz şeyler doğru mu? Öyle ki bir süre sonra ikilemde kalıyoruz.

Bu animenin başyapıt olmasının sebepleri
-Kurulan dünyadaki her şeyin, her ince ayrıntının düşünülmüş olması, tutarlılığın mükemmel olması
-Sadece başrolün değil, bütün karakterler üzerindeki karakter gelişimini görmemiz.
-Konusunun polisiye bir anime gibi başlaması ama sadece bununla kalmayıp bize birçok şey vermesi.
-Makishima Shougo gibi bir villain karaktere sahip olması... Onun gibisini başka animede bulamazsınız. Onun gibi amacına adanmış karakterler olsa da Makishima gibisi çok zor.
-Estetik ve sunumu da unutmayalım. Çizimler ve özellikle müzikler çok iyi.
-Orijinallik önemlidir ama illa orijinal olması gerekmez animenin. Daha iyi tekrar yapması da yeterlidir. Bu animedeki benzer distopya başka eserlerde de var ama senaryosunu sahiden güzel düşünmüşler, araştırmalarını çok iyi yapmışlar. Animenin 1. sezonunda repliği geçen veya göndermesi olan toplam 46 kitap var.
-Klişelerin olmaması
-Tüm bu güzel şeyleri işlerken akıcılık ve gerilimin de eksik olmaması.
-Tatmin eden son bölüm: çoğu kişiye göre son bölüm önemlidir. Eğer ki olayın sonu güzel bir yere bağlanmazsa tüm o emek tüm o çaba da boşuna diye düşünür çoğu kişi. Psycho-Pass animesinde 1. sezon gayet tatmin eden bir sonla bitiyor.

Spoiler olmadan bu kadar anlatabildim.🙂

Daha potansiyel suçlu nedir? Gerçek nedir? Suç nedir? Gibi sorulara gelmedik bile. Sahi bu animenin sorgulatıcı ve felsefi yönünü çok sevdim ben. Son bölümde Makishima diyor ya benim gibisini bulabilir misin diye? Yok. Onun gibisi başka hiçbir animede yok. Böyle kültürlü, her yaptığı kötülükte bi amacı olan, manipülasyon yeteneği yüksek ve yeri geldi mi dövüşmesini de bilen onun gibi başka kötü karakter yok. Bulan olursa haber versin...

Not 1: 46 tane kitabı merak eden varsa buyursun :)
https://www.goodreads.com/list/show/117208.Book_references_in_Psycho_Pass

Not 2: Kitaplarla ilgili gönderme geçen bir sahneyi aşağıya yazıyorum. Bu diyalog 15. bölümde geçiyor.

-"Sıradan olmayan bir şehir " mi? Nasıl söylesem? Bu şehir eskiden okuduğum bir romanın parodisi gibi.
-Örneğin William Gibson’ınkiler gibi mi?
-Daha çok Philip K. Dick olabilir. George Orwell’ın tasvir ettiği kadar toplumu denetleyici değilken Gibson’ın tasvir ettiği kadar da vahşi değildir.
-Dick’i hiç okumadım. Başlamak için hangi kitabını önerirdin?
-"Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? "
-Bu hikayenin uyarlandığı eski bir film vardı, değil mi?
-İçeriği oldukça farklı. Vaktin olduğu bir gün ikisini kıyaslamalısın.
Böyle devam ediyor daha...

Not 3: Son olarak en sevdiğim çevirmen eray.gns'ye buradan da teşekkür etmek isterim. Mesela ilk bölümdeki "kawai-chan" kelimesini "çıtırcık" olarak çevirmek gerçekten çok iyiydi.

Hepsi bir araya gelince benim puanım belli.🙂
10/10



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
Bu mesaja 2 cevap geldi.

P Periah Konu Sahibi
geçen ay (6596 mesaj)
Ps Vita'da da görsel roman şeklinde bir oyunu var.

Baya detaylı bir inceleme olmuş, iyi olduğunu bildiğim fakat beni hiç çekmeyen animelerden biri zulamda duruyor : D Ama mutlaka izleyeceğim.


https://www.youtube.com/watch?v=hrJYOyhh5Bw





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 16 Eylül 2021; 11:52:6 >


Bu mesajda bahsedilenler: @maybe4you

O Okeanix
geçen ay (3247 mesaj)
Güzel inceleme ama ben dediğiniz kadar tutarlı bir seri olduğunu düşünmüyorum aynı şekilde karakterlerin çoğunu tek boyutlu ve yeterince işlenmemiş buldum. Animenin son tarafları aynı şekilde beni hiç tatmin etmedi kendi düşüncem.

7-8'lik bir anime benim için.




Bu mesajda bahsedilenler: @maybe4you

P Periah Konu Sahibi
geçen ay (6596 mesaj)
< Resime gitmek için tıklayın >
Denpa Kyoushi

 Şimdiye kadar izlediğim öğretmen temalı animelerde;

 Ahtapot öğretmen

 Kabadayı - serseri öğretmen

ve şimdi de otaku öğretmen gördüm.

 Aralarında her ne kadar ahtapot olan favorim olsa da Denpa Kyoushi'nin de öğretmeni fena değil. Benim için 5 puanla başlayıp 7 puan olarak biten bir seri oldu.

 Derin bir konusu veya karmaşık bir kurgusu bulunmuyor. Kendisinden önceki benzer temadaki animelerden de farklı birşey yapmıyor. Genelde kız olan öğrencilerin toplum baskısı nedeniyle utandıkları hobilerini veya özelliklerini kabullenmelerini anlatan klasik bir okul animesi.

 Tabiki başrol bir otaku olduğu için eskinin çizgi film ve eğlencelerine baya bir gönderme yapıyor.

 Başlarda sıkılsanız bile anime ilerledikçe yeni eklenen karakterler daha ilginç, eskiler ise gözünüze daha doğal geldiği için seriye ısınıyorsunuz ve fena olmayan çerezlik bir anime izlemiş oluyorsunuz.

 10/6.5

Not: Seride en sevdiğim karakter Koyomi.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 20 Eylül 2021; 10:13:11 >


L Leon FR
4 hafta (2070 mesaj)
quote:

Orijinalden alıntı: Periah

Hocam hala nostalji takılıyorsunuz bakıyorum : )
Tabii. Dragon Ball'dan hatırlıyorsunuz :) Pokémon gittikçe ilginç bir hal almaya başladı, hakkını vermem gerekiyor. Gözümü Hoenn'e diktim :) Şimdilik hedef Hoenn.



< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >


A Are You Hitting On Me
4 hafta (386 mesaj)


Son zamanlarda teknik açıdan izlediğim en iyi animelerden biriydi. Anime 2 farklı mekanda geçiyor ve iki mekanda tasarım olarak renk olarak mükemmel tasarlanmış. Sanki bu iki mekanda sizi oradaymış gibi hissettiriyor. Yani 2 mekanda gayet canlı duruyor.

Animedeki ana karakter çoğunlukla 3D CG şeklinde anime edilmiş. Son zamanlarda gördüğüm en iyi 3D CG işlerinden biri. Kesinlikle hiçbir şekilde sırıtmıyor ve "Keşke 2D olsaydı." demiyorsunuz. Diğer karakterlerimiz de bazen 3D CG bazen 2D ve onlar da sırıtmıyor. Ayrıca herhangi bir çizim bozukluğu tasarım bozukluğu veya kötü çizim yok.

Anime aslında bir sıra dışılıklar serisi diyebiliriz. Son zamanlarda gördüğüm en ilginç karakterler, en ilginç mekanlar ve en farklı atmosfer bu animede. Aslında konu bile ilginç. Ayrıca Netflix'te de bulunuyor ve rahatça gidip izleyebilirsiniz.

+ Çok iyi atmosfer. Sizi içine çekiyor ve aynı zamanda animeyi canlı hissettiriyor.
+ Karakterler bence çok özgün.
+ İlginç bir konusu var ve bu konu sizi içine çekiyor. Anime sizin merak ve şüphe duygunuzdan avlıyor.
+ Teknik açıdan kusursuz diyebilirim herhangi bir çizim hatası, gölgelendirme hatası yok.
+ Aynı zamanda efektlerde gayet iyi. Özellikle büyü efektleri bence muhteşem. Şu mantar büyücüsünün büyüsü baya sağlam.

- Animenin ilk üç bölümü bence anlatım olarak zayıf. Biraz kopukluk var.
- Müzikleri bence zayıf. Daha iyi olabilirmiş.
- Sezon finali zayıf. 24 bölüm olsaydı daha iyi bir sezon finali yapabilirlermiş.
- Devam sezonları muallakta.
- Bazı sahneler rahatsız edici.

8/10





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Are You Hitting On Me -- 19 Eylül 2021; 12:51:26 >

< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >


O Okeanix
4 hafta (3247 mesaj)
< Resime gitmek için tıklayın >
Kimi no Na wa. (Your Name.)

Anime Filmlerine önyargılı biri olarak bu önyargıyı bu filmde kırmayı denedim. Bu serinin hikayesi çok tekdüze yani neyin ne olacağını ve hikayenin nereye gideceğini tahmin etmeniz zor olmuyor, bu konuda sizi şaşırtmıyor.

Duygusal biri olduğumu en azından karakter duyguları iyi verilirse onu direkt alabilen biri olduğumu düşünen biriyim ama bu seride hiç duygulanmadım çünkü karakterlerin hepsi aşırı gerçekçi değil. Bütün film boyunca size hiçbir karakterin düşüncesini veya motivasyonunu düzgün anlatmıyor onun yerine gereksiz hayatlarından sahneler görüyorsunuz.

Çizimler ve Müzikler konusunda bir şey demeye gerek yok yüksek bütçeli bir anime filminden bekleneceği gibi çok iyi. Yönetmenliği ise aynı şekilde başarılı buldum keşke yazar bu yönetmenin hakkını verebilseymiş. Yazarın başka işlerine baktım ve tek başarılı işi Your Name ama bunda başarılı olmasının sebebi kendi yazarlığı değil tamamen yönetmenin başarısı diye düşünüyorum.

Karakterler konusunda daha önce de bahsettiğim gibi hepsi aşırı tekdüze ve realistik değil ek olarak ben hiçbir karakter ismini hatırlamıyorum. Karakterlerin tepkileri birbirlerine cevapları, diyalogları bana aşırı klişe geldi. Hiçbir karakterin aldığı aksiyonun arkasında sağlam bir motivasyon yok.

Kurgu konusunda ise bir o kadar başarısız. Film asıl plot'a filmin yarısı bitene kadar düzgün giremiyor ve bu ilk yarısında size karakterleri anlatmayı beceremediği gibi kalan ikinci yarısını ise aşırı kusurlu, mantık hatalarıyla yazıyor. Ne girişi düzgün, ne de sonucu.

Çok uzatmadan spoilera girmek istiyorum:

- Karakterlerin tepkileri bana aşırı gerçekçi gelmediği için hiçbir karakterle bağ kuramadım.
- Yine aynı şekilde garip bir seçim bize swapı anlatmak için sürekli kendi memesini elliyor. Biliyorsunuz Japonya'da pedofili çok ve bize bu hikayeyi anlatmanın en iyi yolu anlamsız ilk 45 dakika içerisinde bu olayı 5 kere tekrarlamak.
- Filmin bir 45 dakikası şöyle geçiyor: Ne ben bunları mı yaptım? Ne yani bunu mu yaptı? Bu sahnelere ne kadar gerek var emin değilim 5 dakikada anlatacağın şeyi 45 dakikaya yaymışsın ve bunu bir film gibi kısıtlı zamanın olduğun eserde yapıyorsun. Sonuç olarak Comet çarpana kadar bu filmde hiçbir şey olmuyor.
- Aslında bize yapması gereken bu ilk yarıda karakterlere değer vermemizi sağlamak ama karakterler tek boyutlu olduğu için onların ne hayallerini, ne amaçlarını, ne düşündüklerini hiç anlamıyoruz ve onun yerine üstte bahsettiğim 45 dakika vaktimizi yiyor kaldı 60 dakika.
- Film size asla bu fantastik yeteneğin tam olarak nasıl çalıştığını, nereden geldiğini ve originini anlatmıyor. Kızın mesela ailesinde herkes bunu yaşamış ama kimse bugüne kadar bundan kıza bahsetmemiş, neden bunu yaşıyorlar vs. hiçbir şeyin anlamı yok. Öyle işte.
- Erkek ana karakterin yanındakiler ona sorgusuz sualsiz inanıyor. Yazar şöyle bağlamış burayı bu herhalde kafayı yememiştir deli değildir o yüzden inansınlar. 
- Sonuç olarak ne değişiyor bu yan karakterlerden bir mektupla kaçıyor ve bu yan karakterleri bir daha film sonuna kadar görmüyoruz. Eee niye ekledin o zaman bu karakterleri? Yolculuğu tek başına yapsa ne değişecekti?
- Serinin en büyük plot holelarından biri bu karakterlerin birbirine mesaj bırakıp hiç birbirlerini telefonla aramayı düşünmemesi veya tarihlerini görmemesi. Sürekli telefonlarına bakıyorlar ama 3 yıl fark olduğunu bir kere fark edemiyorlar.
- Bu üstte yazdığım şeyi şöyle açıklamak isteyenler var sürekli rüya halinde oldukları için tamamını hatırlayamıyorlar ama bu yine bir şeyi değiştirmiyor çünkü
- Bizim 2 aptal ana karakterimiz bu doğaüstü olay umurlarında bile olmuyor sanki çok önemsiz ufak bir şeymiş gibi davranıyorlar üstüne gitmek yerine. Bedenlerinden çıktıkları zaman her şeyi hatırlayamadıkları doğru ama kontrol ellerinde olduğu süre boyunca her şeyi hatırlıyorlar. Not bile bırakmıyorlar birbirlerine hiçbir şeyin mantığı yok. 
- Kız mesela Tokyo'da olan abimizin bedenine geçiyor ama yeni Iphone modelini veya diğer teknolojik gelişmeleri, yaşanan büyük haberleri vs. görmezden geliyor ve sonuç olarak bize aralarında 3 yıl zaman farkı olduğunu bir anda saçma bir plot twistle veriyor. Kurgusu kötü niye etkilenmem gerekiyor? Bize film boyunca 3 yıl fark olduğunu gösteremiyor tam aksine gizliyor anlamayın diye.
- Kız ana karakter hemen yanındaki çocukları kolay ikna ediyor hatta ne ikna öyle bir ikna ediyor ki çocuk bunun için hapse girmeyi göze alıp bomba falan patlatıyor. Ayakta alkışlamalık bir senaryo
- Kızın babası diyor sen benim kızım değilsin ama dediklerine kulak asmıyor tüm bu fantastik olayları kendisi bile bildiği halde, bilmemesine imkan yok. Yani bir saniye karşında kızının bedenine başka biri geçmiş ve sana comet ile herkesin öleceğini söylüyor ve senin tepkin yalan boş. BRUHHHHHHHHHHHHHHH
- Yani bu kızın son dakikalarda 200 kişiyi bu köyden cometin mesafesinin dışına çıkardığını mı söylüyorsunuz aralarından hiç mi biri ya ben çok içtim, ne anlatıyonuz diyip ölmedi? Yani herkes kurtuldu? 
- Bak aklıma yazarken daha fazlası geliyor kız buna şuradayım diyor ve sürekli telefonu elinden düşürmeyen abimiz burayı hiç araştırmadan trene atlayıp buraya geliyor. 2 araştırsan comet çarptığı haberini göreceksin zaten sırf sana etkileyici bir duygusal sahne göstermek için tüm mantığı vs. yok sayıyor.
- İzlerken yine çok fazla farklı hatalar görmüştüm şimdi bu incelemeyi yazarken hatırlamadığım.
- Final ise işte belli bir yıl geçmiş rastgele birbirlerini görüp kavuşmuşlar. Sıkıntı şurada bu karakterler arasında 1 kere bile romantik bir şey görmüyoruz tüm film boyunca yazar ne yapacağını düşünememiş ve filmi böyle bitirmiş. 10 Yıl geçmiş birbirlerini hatırlamadıkları halde başka birini bulamıyorlar ve sonuç olarak bir anda birbirlerini görüp hatırlayıp, kavuşuyorlarmış falan al bu senaryoyu Türk TV dizilerinde oynat. Yazarın gerçek bir ilişki nasıl olurdan haberi olmadan size romance serisi yazmış. Bruh

Sonuç olarak filmin ilk yarısı boş şeylerle geçiyor, ikinci yarısı ise mantık hatası dolu senaryo ile geçiyor ve sonuç olarak hiçbir şey öğrenmiyorsunuz. Aslında daha yazacak yüzlerce şey var ama bence bu kötü yazarlığa bu kadar beyin yormamız gerekmiyor, ne kadar detaylı incelerseniz senaryonun ne kadar saçma olduğunu o kadar daha iyi anlarsınız. Sonuç olarak Your Name duygusal bir film, animasyonları iyi, müzikleri iyi, yönetmenliği iyi yani tam bir sinema filmi ama bir eser olarak yazarlığının hiçbir değeri yok. Senaryo olarak 3/10, Film olarak 6/10





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Okeanix -- 19 Eylül 2021; 17:54:45 >


P Periah Konu Sahibi
4 hafta (6596 mesaj)
Arkadaşlar son attığınız 3 incelemede gayet kaliteli ve güzel olmuş. Myanimelist seviyesine ulaştığımızı hissettim okurken. Hepsininde kendine has bir karakteri var, keyifle okudum gerçekten.

@maybe4you
@Are You Hitting On Me
@Okeanix




Bu mesajda bahsedilenler: @maybe4you , @Are You Hitting On Me , @Okeanix

P Periah Konu Sahibi
4 hafta (6596 mesaj)
< Resime gitmek için tıklayın >
Ore Monogatari

Aşırı derecede romantizme maruz kaldım : D

Animeyi açtım, 8. bölüme ulaştığımda bunu bir erkek yazmış olamaz dedim içimden. Kısa bir araştırmadan sonra iki gerçeği farkettim.

1- Yazarı gerçekten bir kadınmış.
2 - Bu anime bir shojo'ymuş. ( Genç kızlara yönelik yapılmış animeler.)

Kadın ve erkek mangakalar hakkında bir iki söz söylemem gerekirse. Şimdiye kadar baktığım animelerden konuşmam gerekirse kadın yazarlar daha içe dönük yazarken, erkek mangakalar biraz daha dışa dönük. Kadınlar çok daha detaycı ve küçük şeylere önem verirken, erkekler detayları biraz daha ikinci plana koyarak büyük resme bakma eğilimindeler. Şahsen romantizm animeleri yazmak konusunda erkeklerden çok daha başarılı olduklarını itiraf etmem gerekiyor fakat her zaman kadın mangakaların yarattığı erkek karakterlerin biraz fazla mükemmel ve düz olduğunu düşünmüşümdür.

Bu animeyi de bir erkek yazsaydı muhtemelen 24 bölümün 22. bölümüne kadar iki karakterin kavuşmaya çalışmasını izlerdik, kavuştuktan sonraki hayatları da bir sonraki bölümde özet olarak verilip olaylar kapatılırdı fakat Ore Monogatari'de kavuşma tarafından sonrası çok daha fazla yer kaplamış ve ben iki karakterin arasındaki ilişkiyi sevdim gerçekten. Yazarın ayrıntılara önem vermesi hoşuma gitti.



Yamato'nun attığı mesajların şirin emojiler ile dolu olması ve yazıldığı an yanıt vermesi. Özçekim yapıp bunları telefon arka planları yapmaları, benzer anhtarlıklar kullanmaları vb bu tarz ayrıntılar gördüğünde seyirciyi gülümsetiyor açıkçası.

Animenin shojo olmasından kaynaklı olarak karakterler çok saf, temiz ve görece basit diyebilirim. Bu animenin olayı birazda insanların utanıp sıkıldığından ötürü birbirine iyice yabancılaştığı bir ortamda, çirkin ilişkilerin ve konuşmaların havada uçuştuğu bir yerde bu basit karakterlerin duygularını bu kadar safça ifade etmesinin hoşunuza gitmesi.

Her ne kadar ilişkilerini sevsem de Takeo ve Yamato'nun ilişikileri 24 bölümlük bir seriyi sırtlayacak derinlikte değildi kesinlikle. Anime bu konuda eğer daha derinleşseydi ve elindeki fırsatları kullanmayı bilseydi kesinlikle çok daha iyi puanlar alabilirdi. Burada neyi kastediyorum. Tabiki Sunakawa denilen cins karakteri kastediyorum. Eğer anime işin komik ve saf kısmını Takeo ve Yamato ilişkisi üzerinden anlatırken, Sunakawa üzerinden daha ciddi ve yetişkin başka bir ilişki daha sunsaydı kesinlikle 9 puanlık bir anime olabilirdi Ore Monogatari.

Sunakawa , Takeo'nun yanında akıllı, cool, içine kapanık bir tip olarak bulunuyor. İlk başta kendisinin seride önemli bir yer tutacağını düşünsem de bu zamanla bir hayalkırıklığına dönüştü. Sunakawa'nın animede iyi bir şekilde kullanılmaması, bir türlü karakter gelişimi göstermemesi seriyi oldukça aşağı çekmiş. İlk başta ne yapacağını merak ederken animenin sonunda sanırım en loser bulduğum karakter kendisi oldu. Bir hayat nasıl boşa harcanır, bir karakter coolmuş gibi gösterilerek nasıl acınası bir biçimde betimlenebilir onun örneği durumunda Sunakawa. Sanırım yazar Sunakawa'ya gerçek bir romantizm yazacak yeteneği kendisinde bulamamış veya bu anime bir shojo olduğu için buna yeltenmemiş. Buda biz yetişkin anime izleyicilerini bir noktada kaybetmesine yol açmış.

Animenin müzikleri iyi olsa da yeterince vurucu değildi. Yani bu tarz animelerde sahnelere eşlik eden ve sahnenin duygusal etkisini birkaç katla çarpan , çarpıcı bir müzik kullanımı görmedim. Mekanlar ise bir romantizm animesini uygundu. Çizimler ise güzeldi, çok fazla birşey beklememek kaydıyla.

Saf ve temiz bir romantizm animesi izlemek isteyenler için bakılabilir bir anime olmuş diyebilirim. Fakat gerçekçilik ve derinlik beklememek kaydı ile.

10/7

Not: Seride en sevmediğim karakter : Sunakawa
Not2: Daha iyi, ciddi ve yetişkin bir romantizm animesi arıyorsanız True Tears'i önerebilriim.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 21 Eylül 2021; 10:38:8 >


P Periah Konu Sahibi
4 hafta (6596 mesaj)

Aslında animede ikinci dünya savaşına bolca gönderme var. İkinci dünya savaşında dünya yeni bir savaş anlayışı ile karşılaşıyor buda hava bombardımanı ile şehirlerin ciddi oranda yıkılması. Almanya sırf bu tehdit ile Çek cumhuriyetini yola getirmiş mesela. Dolayısıyla Fransa İkinci Dünya Savaşında ordusu imha olduktan sonra Paris'in havadan bombardıman edilip, tarihi eserlerin tahrip edilmesini önlemek için şehri gerçektende "Serbest Şehir" ilan ederek eğer düşman buraya ulaşırsa kesinlikle bir direniş gösterilmeyeceğini bu nedenle şehrin hava bombardımanına tabi tutlmamasını istiyor. İkinci olarak yine ikinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, Polonya'ya saldırdığında onlara İngiltere ve Fransa savaş açıyor ve Alman kamuoyu kendilerini saldırgan olarak değil tam tersine vatanlarını savunuyorlarmış gibi algılıyor. Ayrıca Almanya yine ikinci dünya savaşında Fransa'yı işgal ettikten sonra ciddi bir barış arayışına girişiyor fakat hiçbir ülke buna yanaşmıyor.


Almanlar'ın müttefik ordularını yoketme planı genel hatları ile doğru fakat lağım kazıp Fransız hatlarını havaya uçurma yöntemi İkinci Dünya Savaşından değil 1. dünya savaşında uygulanan bir yöntem. Keza V2'lerde şehirlere karşı kullanılmış silahlar düşmanın arkasına asker göndermek veya komuta merkezlerini imha etmek vb tamamen hayal ürünü. Orjinal planda Almanlar yoğun ormanlı alan olduğu için müttefiklerin savunmadığı Ardenlere tankları sokarak bir anda arkalarına geçiyorlar, lağım kazıp hatları havaya uçurmak yerine. İşin ilginç yanı ise bu başarılı planın uygulanmasının nedeni Almanların orjinal planlarını taşıyan bir askeri uçağın kaza eseri Hollanda'ya düşmesi sonucu müttefiklerin orjinal planı öğrenmiş olma şüphesi.


Genelkurmay , tarihsel dönem ve ortamlar 1. dünya savaşından fakat kurgu İkinci dünya savaşından alınmış.


Animeyi yazan kişi kesinlikle bir Dünya Savaşı kaynağı okuyarak yazmış.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 21 Eylül 2021; 11:41:0 >
Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @sterig