Control Resonant'ı 47 saat sonunda, bütün yan içerikleriyle birlikte silip süpürerek bitirdim. Remedy benim en sevdiğim firmalardan biridir. Yaptıkları bütün işleri yıllar boyunca severek oynadım, hatta kurdukları Remedy Connected Universe olayını da her projelerinde büyük merakla takip ederim. Control Resonant da keyifle bitirdiğim ancak bir Alan Wake 2 veya ilk Control seviyesinde görmediğim, hoş bir oyun olmuş. Oyunu bitirmeden önce buraya yazdığım gibi aslında görünüşte ilk oyundan farklı gibi dursa da genel içerik şekli ana hatlarıyla aynı. Kontrollü metroidvania bir açık dünya, ilginç olaylar, absürt yan görevler, keşif duygusu, tonlarca okunabilir belge ve bilinmezliğin verdiği tedirginlik hala aynı kalitede devam ediyor. İlk oyunda Oldest House'a her şeyiyle bayılmıştım ve Resonant'ta oradan çıkılacak olmasına biraz üzülmüştüm ancak Remedy, Manhattan için öyle bir sanat tasarımı ve çevre dizaynları yaratmış ki oynarken çoğu yerde ağzım açık kaldı. Baya en üst seviye Nintendo oyunlarındaki bölüm tasarımları seviyesinde bir işçiliği (hatta daha bile fazlasını) AAA bir yapımda sunmayı başarmış. Super Mario Galaxy'den beri bu kadar zekice kurgulanmış haritalar görmemiştim, resmen mest oldum. Atmosfer, genel ambiyans da bu saydıklarımı dibine kadar desteklemiş.
İlk oyunun benim gözümde en iyi tarafı şüphesiz oynanış dinamikleriydi. Resonant bu konuda genel olarak eleştirildi. Evet bazı yorumlara katılıyorum, kesinlikle öyle süper falan değil ama bana yeterli geldi ve sıkmadı diyebilirim. İyice gelişip önemli skill'leri açınca, tüm silahları geliştirmeye başlayınca, düşmanları çözüp ne tarz bir mücadele vereceğimizi kafaya oturtunca ve savaş yetenekleri de eklendikçe başlardaki sıkıntıların bir kısmı ortadan kalktı. Ben oyuna Weapon Wheel yani silah çarkı modu kurup öyle devam ettim. Belki bu olmasa, saydıklarıma rağmen combat tatmin etmeyebilirdi ancak aksiyon ortasında istediğim anda tüm silahlar ve combo finisher'lar arasında geçiş yapıp savaş dinamiklerini çeşitlendirebilmem sayesinde aldığım keyif birkaç kat arttı. Yani böyle bir şeyi yapımcıların kendilerinin eklememiş olması akıl alır gibi değil. Aynı sorun ilk oyunda da vardı, maalesef Resonant'ta da devam etmiş. Ayrıca hafif-ağır silahlar arasında farklı tuş basış kombinasyonlarıyla geçiş yapılabilen bağlı saldırılar eklememiş olmaları da temelde hack&slash mantığında tasarlanan bir oyun için önemli bir eksi. Yine de kolaya kaçmayıp tutan formülü devam ettirmek yerine bambaşka bir savaş sistemi yaratmış olmalarını takdir ediyorum. Traversal konusundaysa ilk oyunun üstüne koymuşlar. Dylan ile oradan oraya gezip uçup kaçmak eğlenceli olmuş.
İlk oyunda yaratılan evreni ve senaryoyu çok sevmiş olsam da bunun sunum şekli pek hoşuma gitmemişti. Sinematikler azdı, oyunculuklar donuktu, diyalogları takip etmesi ara ara bayıyordu. Alan Wake 2 bu konularda Control'ü fersah fersah aşmıştı ve Resonant'tan da beklentim o yöndeydi ama beklentilerim tam anlamıyla karşılanmadı. Evet Control'den daha iyi ama Alan Wake 2'nin gerisinde (Sam Lake etkisi diyebiliriz buna sanırım). İlk oyunla kıyaslarsam sinematik sunum daha başarılı olmuş Resonant'ta. Karakterler ilk oyuna göre daha ilgi çekici tasarlanmış ve daha doğal diyaloglar yazılmış. İlk oyundaki o ruhsuz havayı atmışlar, iyi olmuş. Control'deki Ashtray Maze ve Alan Wake 2'deki müzikal sahne vuruculuğunda sekanslar var yine. Hatta sayıca beklentimden de fazlalardı, bu durum da çok hoşuma gitti. Müzik seçimleri ve kullanımı enfes. Lore'la ilgili yine çok fazla içerik ve doküman var. Ben Remedy evrenini çok sevdiğim için bunları takip etmekten memnun kaldım ama okunabilirlerin sayısı konusunda ipin ucunu biraz kaçırmışlar bu sefer. Yan görevler ilk oyunda kaliteli ve ilginçlerdi, bunda da aynı seviyeyi korumayı başarmışlar. Açık dünya içeriği konusundaysa maalesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Keşfe açık kısımları yeterince iyi ama düşman yoğunluğu ve şu tik şeklinde görünen 'filler' denilebilecek görevler konusunda sınıfta kalmışlar. Düşman demişken düşman çeşitliliği az olmamakla birlikte bu süredeki bir yapım için bence biraz yetersiz kalmış. Son olarak da Assist Mode ekleyip çok fazla özelleştirme seçeneği sunmuş olmalarıysa çok iyi olmuş.
Sanırım bu kadar. Control Resonant, başından mutlu ayrılmış olmakla birlikte potansiyelini tam olarak kullanamamış olmasıyla da üzdü. Remedy, hikaye sunumunu Alan Wake 2 seviyesinde tutup oynanış ve açık dünya konusunda bahsettiğim basit hatalardan-tercihlerden kaçabilmiş olsaydı bu senenin en iyi oyunlarından birini ortaya koymuş olacaktı bence. Control Resonant bu haliyle de gayet güzel bir yapım ancak ilk Alan Wake sonrası ikinci oyuna geçişe benzer bir sıçramayı görememiş olmak kötü oldu. 83/100
İlk oyunun benim gözümde en iyi tarafı şüphesiz oynanış dinamikleriydi. Resonant bu konuda genel olarak eleştirildi. Evet bazı yorumlara katılıyorum, kesinlikle öyle süper falan değil ama bana yeterli geldi ve sıkmadı diyebilirim. İyice gelişip önemli skill'leri açınca, tüm silahları geliştirmeye başlayınca, düşmanları çözüp ne tarz bir mücadele vereceğimizi kafaya oturtunca ve savaş yetenekleri de eklendikçe başlardaki sıkıntıların bir kısmı ortadan kalktı. Ben oyuna Weapon Wheel yani silah çarkı modu kurup öyle devam ettim. Belki bu olmasa, saydıklarıma rağmen combat tatmin etmeyebilirdi ancak aksiyon ortasında istediğim anda tüm silahlar ve combo finisher'lar arasında geçiş yapıp savaş dinamiklerini çeşitlendirebilmem sayesinde aldığım keyif birkaç kat arttı. Yani böyle bir şeyi yapımcıların kendilerinin eklememiş olması akıl alır gibi değil. Aynı sorun ilk oyunda da vardı, maalesef Resonant'ta da devam etmiş. Ayrıca hafif-ağır silahlar arasında farklı tuş basış kombinasyonlarıyla geçiş yapılabilen bağlı saldırılar eklememiş olmaları da temelde hack&slash mantığında tasarlanan bir oyun için önemli bir eksi. Yine de kolaya kaçmayıp tutan formülü devam ettirmek yerine bambaşka bir savaş sistemi yaratmış olmalarını takdir ediyorum. Traversal konusundaysa ilk oyunun üstüne koymuşlar. Dylan ile oradan oraya gezip uçup kaçmak eğlenceli olmuş.
İlk oyunda yaratılan evreni ve senaryoyu çok sevmiş olsam da bunun sunum şekli pek hoşuma gitmemişti. Sinematikler azdı, oyunculuklar donuktu, diyalogları takip etmesi ara ara bayıyordu. Alan Wake 2 bu konularda Control'ü fersah fersah aşmıştı ve Resonant'tan da beklentim o yöndeydi ama beklentilerim tam anlamıyla karşılanmadı. Evet Control'den daha iyi ama Alan Wake 2'nin gerisinde (Sam Lake etkisi diyebiliriz buna sanırım). İlk oyunla kıyaslarsam sinematik sunum daha başarılı olmuş Resonant'ta. Karakterler ilk oyuna göre daha ilgi çekici tasarlanmış ve daha doğal diyaloglar yazılmış. İlk oyundaki o ruhsuz havayı atmışlar, iyi olmuş. Control'deki Ashtray Maze ve Alan Wake 2'deki müzikal sahne vuruculuğunda sekanslar var yine. Hatta sayıca beklentimden de fazlalardı, bu durum da çok hoşuma gitti. Müzik seçimleri ve kullanımı enfes. Lore'la ilgili yine çok fazla içerik ve doküman var. Ben Remedy evrenini çok sevdiğim için bunları takip etmekten memnun kaldım ama okunabilirlerin sayısı konusunda ipin ucunu biraz kaçırmışlar bu sefer. Yan görevler ilk oyunda kaliteli ve ilginçlerdi, bunda da aynı seviyeyi korumayı başarmışlar. Açık dünya içeriği konusundaysa maalesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Keşfe açık kısımları yeterince iyi ama düşman yoğunluğu ve şu tik şeklinde görünen 'filler' denilebilecek görevler konusunda sınıfta kalmışlar. Düşman demişken düşman çeşitliliği az olmamakla birlikte bu süredeki bir yapım için bence biraz yetersiz kalmış. Son olarak da Assist Mode ekleyip çok fazla özelleştirme seçeneği sunmuş olmalarıysa çok iyi olmuş.
Sanırım bu kadar. Control Resonant, başından mutlu ayrılmış olmakla birlikte potansiyelini tam olarak kullanamamış olmasıyla da üzdü. Remedy, hikaye sunumunu Alan Wake 2 seviyesinde tutup oynanış ve açık dünya konusunda bahsettiğim basit hatalardan-tercihlerden kaçabilmiş olsaydı bu senenin en iyi oyunlarından birini ortaya koymuş olacaktı bence. Control Resonant bu haliyle de gayet güzel bir yapım ancak ilk Alan Wake sonrası ikinci oyuna geçişe benzer bir sıçramayı görememiş olmak kötü oldu. 83/100