Bu konudaki kullanıcılar: 6 misafir, 3 mobil kullanıcı
1480
Cevap
106929
Tıklama
6
Öne Çıkarma
Cevap: Başında Folikülit (kıl kökü iltihabı) olanlar - Güncel (75. sayfa)

S Semih1289
5 gün (0 mesaj)
Öncelikle merhabalar bu konuyu sayfa 38 lerinden beri takip ediyorum hep favoriler kısmımda. Yaklaşık 9-10 yıldır bu rahatsızlığı çekiyorum. Lisede alnımda minik sivilceler kasık bölgemde ise çıban tarzı 3-4 sivilceyle başladı ve hala devam ediyor.Allah'tan kasık geçti diyelim ona şükredelim
Toplamda sayamadığım kadar tedavi süreci yaşadım. İşe yarayan 4 ana tedavim oldu sanırım bunlardan bahsedeceğim sizlere. Ama öncelikle sebebiyle ilgili ufak bir bilgilendirme yapacağım kendi çapımda.
İLK BÖLÜM ( NEDEN BEN?)
Yaptığım ingilizce ve türkçe hatta birazda filipince yaptığım araştırma sayesinde öğrendimki bu hastalık NEM ve VÜCUT YAĞI ile beslenip bunlara bayılıyor. Deri floramızdaki en ufak değişimde konakçımız fırsat bu fırsat diyip diğer konakçılarımızın tüketemediği terle atılan yağı emcüklüyor. Nem çoğalmasına ortam sağlıyor, vücut yağı ise beslenmesine. Ben ikisini de yaşıyorum sanırım. Yazın çok sıcak aylarda ( antalyadayım) ve kışın çok soğuk zamanlarda ( bere, uzun saç ve az banyo zamanları) bu fazıllar artıyor bende. Eşim ve ben kafamdaki sivilcelere sivilce veya kiss, apse , irin diyince iğrendiğimiz ve çevremizin de iğrendiğini farkedince bunlara fazıl adını takmayı uygun bulduk. İstenmiyorlar ama gitmiyorlar da, tam bir fazıl.
Neyse efendim 3 tane büyük vardı bunlardan 2 si aynı zamanda 1 i farklı zamanda. Alınan 2 si eğitim araştırma hastanesinde genel cerrahide basit bir operasyonla alındı. çok büyüklerdi. İçeriği ise mantar+ bakteri karışımı. Yani ne biri ne öteki tamamen. Tabi ki sizde farklı birşey olabilir. Her bünye ve insan farklıdır. Benimkinde ikisi kardeş kardeş yaşıyordu ve kapsülleri 60 yaşında cerrahımızın ilk kez gördüğü şekilde patlamış ve parçalanmıştı çünkü mantarımız da kapsülden besleniyordu. İçini güzelce kazıdı.
Bu mantar ve bakteri aslında her insan evladının deri florasında bulunan ve zararlı olmayan bir bakteri ve mantar türü. Bizim canım diğer bakterilerimizle beraber kardeşçe yaşıyorlar. Ancak gel gör ki bazen sıcak ve nemli havalarda bizden bi kıt almak için kıl köklerimizin içine girip azıcık ısırıyorlar. Malesef bizim hastalıktan, gripten,stresten ve hiçbir sebep yokken zayıf kalmış bünyemiz bu giren bakteriyle o an baş edemeyeceğini düşünüyor ve otoimmun bir tepki vererek aşırıya kaçıyor ve onu kapsülleyip kan dolaşımımızdan dışarda tutuyor. E haklı da bir bakıma dışarda tutmazsa kan zehirlenmesi yaşama ihtimalimizde var eğer düşündüğü gibi savaşamazsa bunlarla. Ancak üzücü olan şey deri az kan akışına sahip bir bölge olduğundan bu sefer açtığı kapsülün içindekiyle yeterince güçlü savaşamıyor ancak o bakteri kanla gelen yağı teri hepsini emcüklüyor ve büyüyor. Bu ara bizim en çok acı duyduğumuz deri altı şişme zamanı. Kafayı yastığa koyamamalar, şampuanlanırken göz yaşarmaları hepsi bu arada oluyor. He eninde sonunda vücut galip gelip 6 ay gibi bir sürede bitiriyor bunları. Çözümü yokmu ? VAR tabi Allah bi ölüme şifa vermemiş derler.
İKİNCİ BÖLÜM: (Fasa fiso anlamlı ve anlamsız tedaviler)
Bana zaman zaman antibiyotik,şampuan ve hatta mantar ilaçları verildi. En işe yarayanı 3 lü azitro türevi antibiyotikler oluyor ancak bu ilaç birazdan anlatacağım roaccatane kadar zararlı karaciğere nerdeyse ve 3 hafta sürrüyor tedavisi ve tamamen silmiyor malesef biraz işe yarıyor.
-İlk olarak kendi başıma yaptığım zor bir tedavi yöntemini anlatacağım. Yoğun fitness yaparken shred dönemi yaptığım oldu bu dönemim 8 ay kadar sürdü ve hiçbir sivilcem çıkmadı. Çok katıydım ve yağ oranım %6 lara kadar düştü. Günlük yumurtanın içindeki yağ dışında yağ almıyordum. Karbonhidrat tüketimimse yaşayacak miktarın altına inmedi. Yoğun terden dolayı günde 2 kere duş alıyordum. Böylelikle hem bakterilere tüketecek lipid ve yağ kalmıyordur, hem düşük yağ tüketiminden dolayı derim incelmişti ve kanlanması artmıştı hemde gözeneklerden içeri giren yabancı toz,kir gibi bakterilere tutunacak substrat olmuyordu ve hiçbir sorun yaşamıyordum. ANCAK hiçbir insan evladı hayatı boyunca o şekilde yaşayamaz ömrü 20-30 yıl azalır en azından diye düşünüyorum.
-İkinci olarak antin kuntin antibiyotiklerden söz edeceğim. Askerdeyken kafamda mantar vs. sebepli olduğunu düşündüğüm bir yoğunlaşma oldu. Doktor 2 ay tetra denilen antibiyotik şampuan fasa fiso verdi. Tetra sağolsun 2 günde bir traş olan ben günde 3 kere traş olmak zorunda kalıyordum sürekli sakalımızı uzatıyordu yahu. Hiçbir işe yaramadı ayrıca.
Üçüncü Tedavi- (MANTAR)
Dediğim gibi askerde mantar özlü olduğunu düşündüğüm bir evre başladı çünkü koğuşta herkesin ayak mantarı vardı ben dışında XD. Ayak konusunda biraz titiz olduğumdan dolayı olduğunu düşünüyorum, ya da "mucize" genler XD.
Neyse bu tetra antibiyotik işe yaramadığından olsa gerek acaba mantar olabilir mi diye sağlık ocağı hekimiyle kafa kafaya verdik ve mantar tedavisine başladık. Aşırı karaciğer bitiren bir mantar hapı+ oceral sprey + ketoral şampuan kullanmayta başladım. İlk ay inanılmaz bir azalma oldu bunlarda ama büyük olanlar hala devam ediyordu. Mantar tedavisini cildiye doktoruma söylediğimde allah allah dedi biraz şaşırdı ve üstüne o güzel 3x 3 azitroyu yazdı geri kalan 3 tane de eriyip bitmişti. Ancak benim aylardır antibiyotik ve antifungal alan karaciğerimin enzimleri tavan yapmıştı bu dönemde ve tedaviyi bitirdim. Sonraki 4 ay rahattıııım. Yaz geldi bizim fazıllar gene çıkmaya başladı.
Dördüncü Tedavi - Cidden işe yarıyormuş.
Evet o bela dedikleri şey roaccatuane geldi şimdi. Cildiyecimize gittik, tam tetra yazıyordu ki hopp dedim o şeyi ben içmem adam olun başlayalım artık. Birkaç test vs derken karaciğerim daha tam düzelmemiş hala enzimler anormal ama ölüme yakın değil onu gördük. Ondan dolayı mıdır yoksa imzalattığı o kadar kağıttan dolayı mıdır bilmem korktu bizim cildiyeci sanırım. Roacctuane a başladık ama 3 ay boyunca her gün 1 adet. İnanılmazdı. Bu kadar düşük dozu ne dudağımı kuruttu ( ilk 1 hafta kurudu sadece) , ne de derimi yaktı. Hiçbir yan etki, sivilce patlaması olmadan hepsi bir bir sönmeye başladı fazılların. Kadına doz yükseltme sordum 2. ay yok dedi böyle devam etcez seninle. Ettik vs. 3. ay enzimlerim gene uçtu gitti. 4. kutuya devam edemedim. AMA hepsi geçmişti, eşimin tabiriyle pis siyah noktalı yüzümde siyah nokta bile yok sakal noktalarım dışında iz görünmüyordu yüzümde. O kadar mutlu bir evreydi ki arkadaşlar 3 ayda kurtuldum diye sevincimden uçuyordum. 7-8 ay çıkmadı ya inanabiliyor musunuz? 7-8 ay kaşınmadı bile kafam abi!

SON BÖLÜM ( Tekrar Eden CEHENNEM)
Biraz kilo aldım yağlandım. Karaciğer enzimlerim fena değil ama hala temiz değilim. Birkaç ay önce kafamda 1 taneyle geri döndü, neyse dedim dokunmayayım geçer belki kendi. GEÇMEDİ ve çoğaldı. arttı da arttı. Ve beklenen oldu, yüzüme sıçradı hemde sakallarıma. Nedeni büyük ihtimalle pandemide 4 aydır sakallarımı kesmemem di ama sonuçta olacağı varmış dedim geçtim. Önce bir tane iri apse oldu patlamadı patlamadı. Bi patladı heryer leş, ertesi gün baticon aldım geçtim sürdüm her sabah ve her akşam. fayda eder mi etmedi. 2 hafta oldu şuan sakal çıkan her deliğimden nerdeyse kırmızı bir baş vermiş durumda. Aşırı yoğunluktan randevu vs. de alamadık. 12 sine kadar azıtmasın iyice diye 1 kutu azitroyu bitirdim(çok işe yaramadı ama bir ümit işte) gene çünkü yüzümün heryerindeydi...
Benim neden geri döndüğüyle veya neden geri dönmemesi gerektiğiyle ilgili teorim olacak şimdi:
Öncelikle safra kesem alındı ondan dolayı kilo aldım bu yıl. Yani yağlı beslenmeyle alakalı değil diyorum çünkü yağları en azından şu anlık aynı oranda sindiremediğim kesin.
ikinci olarak yağ oranım yağ yeme durumu olmamasına rağmen arttı çünkü şişkoyum artık.
üçüncü olarak fazla yiyor olsam da inanılmaz sağlıklı besleniyorum. Haftanın 4-5 günü otçul ve meyve beslenmesi var. artık eskisi gibi makarna ye geç durumu yok evliyim ki bence bundan kilo aldım yemekler çoksel. ama bu kadar güzel vitaminle çıkmaması lazımdı
dördüncü olaraksa STRES bence en büyük ve en engellenemezi stres. Ne zaman büyük birtane atak yaşasam büyük bir stres kaynağıyla başbaşa kalıyorum.malesef ki elimden de hiçbir şey gelmiyor...
Son sebep diye düşündüğüm şey:
roaccatuane tedavim yarım ve yetersiz kaldı bence. Çünkü derim hala sığır derisi gibi kapkalın. İncelseydi vücut bunları bu kadar içerde tutmazdı diye düşünüyorum. Bu tedaviye başlayacaksanız aslında büyük bir ölüm riskini de göz önüne almanız gerekiyor çünkü insan karaciğersiz 30 saniye bile hayatta kalamıyor. Ancak tedavinin kesinlikle ve kesinlikle işe yaradığını benim gibi bıttım sabunundan medikal tedavilere, kükürt sabununa kadar çare aramış biri rahatlıkla söyleyebiliyor. ilk haftadan itibaren bu neymiş ya işe yarıyor diyebiliyorsunuz. Hele hele genç yaşlarda iseniz 17-18 ler bu tedavi size çok fazla zarar veremeyecektir. En azından ergenlik depresyonu yaşasanız da karaciğeriniz ağlamayacaktır.

Yukarıdakiler tamamen benim kendi tecrübelerimdir. Hiçbiri tavsiye niteliğinde değildir. Kafamda 3 ününde alınımından dolayı duran 3 dikiş izi vardır. Ona göre bu kararı verin lütfen. Birde eklemeyi unuttuğum kükürt sabunu tedavisi var: LAĞIM GİBİ KOKUYOR. Vücudum ve saçlarım lağım kanalı gibi kokuyordu. Günde 2 kere saçımı önce normal sonrasında ise kükürt sabunuyla yıkayınca saç derim inanılmaz kuruyordu ve bu fazılları kurutuyordu. ancak kokusundan dolayı bu tedavi yöçntemini 2. haftadan uzun süre deneyemedim.
Uzun yazdığım için özür dilerim 9-10 yıllık acı ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.(1 yıldır evliyim eşime bulaşma gibi bir durum söz konusu bile değil )
Birde canınızı engelleyemeyeceğiniz şeyler ve bu hastalık için sıkmamaya çalışın. Biliyorum yastığınız leş gibi, biliyorum kafanız acıyor, biliyorum berbere gidemez oldunuz ancak engelleyemiyoruz malesef. Sokaktaki köpeği tekmeleyen, çocuğunu acımasızca döven, sevdiğine acı veren üzülsün bizler üzüleceğimize.
Sağlıkla kalın ve grip olmayın



DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.