| isin ironisi bu kelamlari sizin tabirinizle hurafe uyduruk bilim diniyle yapilmis bir makineden yazip paylasiyor olusunuz :)) |
| oooo bilimsel verilere ve somut kanıtlara rağmen reddetme hastalığına yakalanmış bi forum üyesi daha. sizi bloklamak çok eğlenceli |
| Mis gibi bloklanacak bir kafa daha. Verdikçe veriyor rabbim! |
| Modern hurafe uyduruk uyarlanmış bilim dini ile insanları uyutuyorlar. Vietnamı unutturmak için aya gidildi yalanı epsteini iranı gazzeyi öldürüle 120 kız çocuğunu unutturmak için devam ediyor. Cola ve mcdonald ile beslenen hormonlu yapay android nesiller anlamaz tabi :) |
| oooo bilimsel verilere ve somut kanıtlara rağmen reddetme hastalığına yakalanmış bi forum üyesi daha. sizi bloklamak çok eğlenceli |
| Mis gibi bloklanacak bir kafa daha. Verdikçe veriyor rabbim! |
tekrar değil ilk kez |
| isin ironisi bu kelamlari sizin tabirinizle hurafe uyduruk bilim diniyle yapilmis bir makineden yazip paylasiyor olusunuz :)) |
|
Bir karar verin; din kötü mü, iyi mi? Herhalde kötü olmalı ki, devamlı bilimi dine benzetiyorsunuz ve aklınızca bilimi bu şekilde kötülemeye çalışıyorsunuz. Bu yaptığınız dini de, bilimi de öcüleştirmekten, ikisini de cahil biçimde karalamaktan ve aşağılamaktan başka şey değil. Ama bunu bile fark edememeniz çok ilginç. |
| bence kotu diyor, seriatin emrini yerine getirmek gerekir :D |
|
Arkadaş çok sert girmiş , haklı olduğu yön var ama senin vurguladığın şey başka . Bilimden ne kastettiğimizle alakalı olarak değişir. Fiziki alemin nasıl işlediği , nedensellik ilişkisini çözme amacıyla yapılan deneme ve keşifleri kastediyorsak buna itiraz etmenin bir manası ve mantığı yok, elimizdeki teknolojik aletleri ve konforu buna borçluyuz ve insanlık her dönem bunu yapagelmiştir. Fakat yöntem olması bakımından Bilimsel Bilgiyi hiyerarşik olarak en tepeye koymaya kalkarsan o zaman bilimi ( bilimsel bilgiyi ) kutsayıp Dinleştirmiş olursun . Bilimsel bilgi bize uzay/zaman düzleminde gözlem yapma ve matematik yoluyla dış dünyanın bir tasvirini verir , eşyanın oluşum ve hareketlerinin mekaniğini çözersin . Hakikat iddiasında bulunursan o zaman Din olur |
| Bilimsel kanun kabul edilmiş birçok şey zaman içinde çürüdü değişti değişiyor. Bunu da bilim yanlışlanabilir şeydir kıvırtmalarıyla övünerek söylüyorlar. Binlerce yanlış yada eksik bilgi içine birkaçtane doğru koyup sorgulayaman insanoidlere yutturup yediriyorlar böyle. Zehirin içine şeker katmak gibi. Ayrıca fikirlere katılmayabilirsiniz ama sizin gibi düşünmeyenlere saygılı olmak gerekir. |
|
ay'a gittik yeğenım nasıl gittin? "işte ciroskob varıdı. 2kb bellek modülü ile aya geddük" - bana saçma geliyor. şu anda yolda tam otonom bile süremiyorken ... " yabarza amerıga yabar. zaten zovyetlerüde onayladhı" - kaynak? "hmmm intirnettin okhudum ben yha" bir de böyleleri başkalarına "hasta" vs yazıyorlar ya çok über akılları ile millete hakaret ettiklerini sanarak. |
|
Bilimin bilgi hiyerarşisinde en tepeye koyulmasıyla din olacağı aşırı keskin ve temellendirilmemiş bir yargı. Yalnızca hiyerarşik olarak bilimi en tepeye koymuş olursunuz. Bilimin dinleşmesi için dogmalaşması, bir ifadesinin iman edilmesi gereken mutlak doğru alınması gerekir; bu bilgi hiyerarşisinde bilime atadığınız kişisel veya kolektif yerden aslında bağımsızdır. İman edilen veya "bilgi sistemi" olduğu iddia edilen bir "bilgi" ya da "bilgiler bütünü" büyük ihtimalle, yani en azından mana ve mantık olarak herhalde en tepede konumlandırılır; ama bunda bile bilim ve dine ayrı dominyonlar muamelesi çekip bilimi pratikte dinden birazcık daha yukarıda konumlandıran ama dinden de taviz vermeyen ve "iman" dediğimiz saf inancı da bilmenin bir parçası algılayan tutumlar görmek olasıdır. Galileo Galileli pratikte bilime dinden daha çok önem veren bir Katolik Hıristiyandı ve Katolik olmasına rağmen Katolik Kilisesi ile bu tavrı yüzünden papaz oldu. Çünkü Güneş merkezli bir sistem anlayışı savunan Galileo Katolik Kilisesi'ne kabaca şunu demeye getirdi: Siz Dünya merkezli bir evren modeli ortaya koyan Aristoteles ve Ptolemaios'u dini bir mevzuymuş gibi ele alarak dinleştiriyorsunuz. Halbuki bu bilimin konusu, Aristoteles ve Ptolemaios'u Kutsal Kitap'a dayanarak değerlendirmekten vazgeçin. Onları değerlendirmek Kutsal Kitapların işi değil; bilimin işi. Kitabın, dinin işi insan ruhu. Mektuplarında Galileo aynen bunu diyor. Bugün medeni dünyadaki dindar alem Galileo'nun haklı olduğunu kabul ediyor. Galileo'dan - ama ancak yüzyıllar sonra - çok önce özür dilendi. Hakkı teslim edildi. Kısaca bu kadar katı yaklaşımınız ve "bilim eğer birinci derece bilgiyse dindir" gibi bu kadar katı sınıflandırmalarınız doğru değil. Bu tarz yaklaşımlar Gazzali gibi kimselerce temsil edilen ve bilimi sadece "din için tehlikeli olabilecek faydalı bir araç" seviyesine indirgeyen sufi gelenekten türemiş bulunup temelleri çürüktür. Entelektüel yaşamda bilimin geri plana itilmesine, küçümsenmesine yol açarak Ortadoğu toplumlarının yegane geri kalmışlık sebeplerinden birisi olmuştur. Bilim hipotetik realizmle yani daha fazlasını modellemek ve anlamak için verilerle ve yeni yaklaşımlarla devamlı olarak kendi sınırlarını zorlayan bir dinamik bilgi kurgusu olarak faaliyet gösterir. Bunda dogmaya yer olamaz. Ancak "o an için en iyi bildiğimize", yani daha çok somut verilerin desteklediği ve yeri geldiğinde sınırlarını belirlediği geçerli modellere (genel görelilik kuramı, kuantum mekanik kuramı, evrim kuramı gibi gibi) yer vardır. Bu modeller tutarlı önermeler, belirli dereceye kadar derli toplu sınıflandırmalar/taksonomiler, mekanizmalar, denklemler, formüller, istatistiki bulgular vb unsurlardan teşekküldür ve bilimsel kuramlar bir teşekkül olarak bunların genel bir bilimsel yorumu ve anlamlandırılışını ifade ederler. Bu çerçevede bilim siz bilgi hiyerarşisinde onu nasıl konumlandırırsanız konumlandırın; ne türden bir statü affederseniz affedin, dinden tamamen farklı bir kompleks fenomendir ve zaten bilimi dinleştirirseniz/dinle karıştırırsanız aynı Galileo'nun karşısına dikilen Katolik Kilisesi mensupları gibi bir noktadan sonra bilim yapamaz hale gelirsiniz. Ortadoğu ülkelerinin bilim üretimindeki göreli zayıflığı da bundan kaynaklanmaktadır. Çünkü sık sık dinle bilimi birbirlerine karıştırıp bilimlerini dinleştiriyorlar. Haliyle bilimleri bir noktada sıkışıyor, verimsizleşiyor, güncel bilime uyarlanamıyor. Zihinleri yaratıcı bilimsel düşünmeye uyarlanmada ve bilimsel yaklaşma tarzını bir alışkanlık, olağan akış haline getirmede sorun yaşıyor. Kültürel tabuları onları ayaklarından tutup aşağı çekiyor. Onun için mesela mesela virüslerin ve bakterilerin ve tüm canlıların evrildiği baki olmasına rağmen evrim teorisini cahilce reddediyorlar. Onun için mesela Hıristiyanların veya ateistlerin bulunduğu bir toplumun Ay'a gidebileceğini hazmedemiyorlar. Ay'a gidildiğini reddediyorlar. Evrenin başlangıcına bilimsel anlamda oldukça anlamlı şekilde kuantum kökenler atanabileceği halde inatla oraya bir yaratıcı tanrı koymaya çalışıyorlar - sanki kuantum kökenleri tanrı yaratamazmış veya Spinoza-vari tutumla bu kökenlerin kendisi gibi görülemezmiş gibi. Spinoza da zaten bu dinle bilimi karıştırıp dini ne olduğunu anlamadan her şeyin önüne koyan tutumla - kendi Yahudi Cemaati tarafından - aforoz edildi. Öfkeden göz dönmüş şekilde Spinoza'nın zamanının bilimine, felsefesine ve teolojisine dayanan özgür ruhlu özgün ontolojisini (varlık bilim felsefesini) dine ve kutsal metinlere bir küfür olarak gördüler. Sırf dinde bu yazmıyor/yer almıyor diye Spinoza'nın kendi bilimini hakkaniyetle incelemeye tenezzül etmediler. Spinoza'yı aşağılayıp aralarından attılar. Bazı Müslümanlar neden inatla Galileo ve Spinoza'yı aforoz eden, onların şahsında aslında hem bilimi hem de felsefeyi aforoz eden ve bu yolda insanlığa karşı yüz kızartıcı suçlar işleyen eski Katolik Hıristiyanların ve Yahudilerin çizgisine kaymak istemektedir? Bunun Ortadoğu'ya verdiği büyük zararları göremiyorlar mı? İçtimai olarak mesela Ortadoğu ve Türkiye neden Avrupa ve Uzak Asya'dan daha geridedir? Neden - yüksek teknoloji ve bilim üretimi hala oldukça kısıtlı - Türkiye'nin cari açığı vardır? Türkiye neden gelişmişlik düzeyi olarak bir Japonya veya Almanya veya Singapur veya Kore ya da Çin değildir? Bunu neden hiç düşünmezler? Bilime şu an burada yapmaya çalıştığınız gibi "gaslighting" yapmaya çalışmak ve - dinin kötü olduğunu ima edercesine aklımın tam almadığı biçimde - bilimi ve bilimin savunusunu yine dine benzeterek kötülemeye çalışmak yerine yerine bir düşünün derim. Bilim pekala hakikattir. Pekala bilgi hiyerarşisinin en tepesindedir; esasında yegane bilme yöntemidir. Herhangi bir konunun bilimi olabilir. Herhangi bir şeyde - bir romanda veya dini kitapta - tamamen geçerli, kısmen geçerli veya geçersiz bilimsel ifadeler bulunabilir. Herhangi bir şeyden özellikle inceleme yardımıyla bazı/bir takım bilgiler devşirilebilir. Ama hiçbir şey bir faaliyet ve bilgi sistemi olarak bilim gibi değildir; bilim de din dahil olmak üzere diğer şeyler gibi değildir. Bilim eşsizdir ve bilmenin biricik gücüdür. İnsan medeniyetinin/uygarlığının hem gücünün hem de hakikatle ilişkisinin en temel kaynağıdır. Bunu söylemek bilimin dogmalaştırıldığı veya dogma olduğu anlamına gelmez. Bilimin yeni verilerle ve yeni yaklaşımlarla daimi güncellenen karakteri buna izin vermez. Bilmenin zaten bir sınırı yoktur. Varyasyon ve komplikasyon sonsuz gibidir. |
| simdi dogru bu anladim: kendi yanlislarini bulup ayiklayan, kendini kendini sorgulayan dusunce sistemi zehirli kusurlu, bunu benimseyenlerde hicbir seyi sorgulamadan kabul edenler :))) bir ironi daha. o kadar ezbeye ve dogmatik yasiyorsunuzki soylemlerinizdeki celiskileri farkedemiyorsunuz. |
|
Giriş güzeldi, katıldığım noktalar var ama şu ifadeniz en başta büyük önem atfettğiniz " BİLİMSEL BİLGİ" 'ye ters. " Bilim pekala hakikattir. Pekala bilgi hiyerarşisinin en tepesindedir; esasında yegane bilme yöntemidir. " Bilimsel metod yegane bilme yöntemi değildir. Bunu saf haliyle 19ncu yüzyılda terk edilmiş Pozitivizmdir , Naturalizm ve Hümanist ideolojilerin görüşüdür ve Bilimsel değil Metafizik bir iddadır. Bilimsel yöntem hakikatin resmini verir dersek kendi tecrübemizi mutlaklaştımış , İnsanı tanrılaştırmış oluruz ki çağımızın en büyük sapmalarından biridir bu. Bunların eleştirileri Batı'da yapıldı aslında, Thomas Kuhn (1922-1996) ve Paul Feyerabend (1924-1994) Rasyonel bilim anlayışını kökten eleştirmiş ve büyük yankı uyandırmıştır. Şöyle izah edeyim ; Dış dünyada ve nesnede gözlemleyemediğimiz bir fazlalık hep varolacaktır ve ufuk ötesi olarak kalacaktır. Çünkü bilimsel yöntemle Bütünde ortaya çıkan şeyi parçada gözlemleyemiyoruz. Suyu örnek vereyim ; Bilimsel olarak uzun süredir biliyoruz ki , 2 hidrojen bir Oksijen birleşiyor, çeşitli etkileşim ve tepkimeler sonucu ortaya SU diye bambaşka bir nesne çıkıyor. Yakıcı ve yanıcı olan 2 madde bir araya gelmezden önce biz bunun SU olduğunu müşahade edemiyoruz ve bilmiyoruz. Şimdi bizim tecrübe alanımız dışında bir müdahele ile olup biten arka planı yok sayıp sadece Su'ya odaklanıp, " tamam herşeyi çözdük, benim bu bilgim mutlaktır " şeklinde bir önerme kurabilir miyiz ? Bu bilimsel olur mu ? Bu iki atomu hangi güç bir araya getiriyor , bu 2 atomun bir araya geldiğinde Su diye bambaşka niteliklere sahip bir nesnenin ortaya çıkacağını nereden biliyor, irade ettiği takdirde sonsuz bir yaratma kombinasyonu ( zaman, mekan, nesne vs ) yapabilir mi ? gibi sorular Bambaşka bir Bilgi alanının kapısını bize açar ve işte O Mutlak bilginin kendisidir. O açmadıkça İnsanlara kapalı bir alandır |
| bazı şeyler sorgulanmaz hocam(!), insan aklı sınırlıdır |
|
o zaman neyi sorgulayip neyi sorgulayamiyacagini nasil biliyorsun? biri sana boyle dedigi icin mi? < Resime gitmek için tıklayın > |
Görev sırasında Orion kapsülü, bu önemli eşiğin geçildiği anda Ay’a yaklaşık 62.764 kilometre, Dünya’ya ise 373.368 kilometre uzaklıkta bulunuyordu. Bu mesafe, görev planlaması açısından kritik bir aşamayı temsil ediyor. Bu içerik yazıldığı sırada Orion kapsülünün Ay’a olan uzaklığı 53 bin kilometreydi.
Artemis 2 mürettebatında NASA astronotları Reid Wiseman, Victor Glover ve Christina Koch ile Kanada Uzay Ajansı’ndan Jeremy Hansen yer alıyor.
Tarihi yakın geçiş yaklaşıyor
İnsanlı uçuş mesafe rekoru kırılacak
Görevin en dikkat çekici hedeflerinden biri de yeni bir mesafe rekoru. Şu ana kadar insanlı bir uzay uçuşunda Dünya’dan en fazla uzaklaşan ekip, 1970 yılında Apollo 13 astronotları olmuş ve 400.171 kilometre mesafeye ulaşmıştı.
Ayrıca Bkz.Astronotlar Ay’a giderken NASA bütçesinde dev kesinti isteniyor
Bu geçiş aynı zamanda dönüşün de başlangıcı olacak. Orion kapsülü, Ay’ın yerçekimini kullanarak adeta bir sapan etkisiyle yeniden Dünya’ya yönlendirilecek. Bu manevra, yakıt tasarrufu ve görev güvenliği açısından büyük önem taşıyor.
Toplam 10 gün sürecek görev, planlandığı şekilde 10 Nisan 2026’da sona erecek. Kapsül, paraşüt destekli inişle San Diego açıklarında Pasifik Okyanusu’na iniş yapacak.
Artemis 2 detaylı zaman çizelgesi
6 Nisan Pazartesi
7 Nisan Salı
8 Nisan Çarşamba
9 Nisan Perşembe
10 Nisan Cuma
Dönüş ve İniş (11 Nisan Cumartesi)
http://www.youtube.com/watch?v=z-j1uxBmis0
Kaynak:https://www.space.com/space-exploration/artemis/humanity-is-back-at-the-moon-artemis-2-astronauts-arrive-in-lunar-space
Haberi Portalda Gör